Bu Melek Kolyeler Bana Şans Getirdi Alın Ki Size De Şans Getirsin…

Teşvikiye’de cici mi cici bir sanat galerisi. İçinde Işıl Hanım ve melekleri… İyi niyetini, sıcacık enerjisini, samimiyetini hemen hissediyorsunuz. Sonra başlıyor melek tasarımlı kolyelerini anlatmaya. Hepsi elinin emeği, gözünün nuru. Hiç birini birbirinden ayıramıyor. Her meleğin verdiği mesaj farklı, açtığı kapı farklı, sizi koruduğu alan farklı. Konuşmamızın ortasında içeri gidiyor, bu size gerekli olan melek deyip geri geliyor.

Bakıyorum benim ihtiyacım olan melek neymiş:temmuz ist  2015 076

Baş Melek Mikail (Güven) Mesajı aynen şöyle: En ufak bir korku parçası bile seni Bir’den ayırıyor. Tüm korkularını serbest bırak… Bana havale et ve özgür olduğunu bil…

Vallahi doğru, billahi doğru. Her zaman güvenle ilgili sıkıntım olmuştur. Şimdi ne yapacağımı biliyorum. Baş Melek Mikail’i yardıma çağıracağım. Kitap ayracımı da her gördüğümde içime rahatlık yayılacak…

Siz de kendi meleğinizi, kolyenizi, mesajınızı alın, hatta en güzeli sevdiklerinize de hediye edin. Daha sevgi dolu, daha güvenli, daha mutlu, daha bereketli bir dünyaya adım atalım. Sizin de bunda payınız olsun… (Siparişleriniz için 0536 508 19 73’ten kendisiyle irtibata geçebilirsiniz.)

IMG_7647 IMG_7648

FullSizeRender IMG_5457

IMG_5458 m9

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Bir kaç cümleyle Işıl Hanım bu işe nasıl başladığını anlatıyor. Buyrun okuyun…

Hiç meleklerin mucizelerine tanık oldunuz mu? Ben oldum. En çok ihtiyacım olduğunda önden bir mesaj yollayarak her zaman yanımda olduklarını hissettirdiler, kimi zaman bir tüy, çoğu zaman çift rakamlarla tüm tüylerimin dikilmesiyle ve içimi kaplayan sıcaklıkla enerjilerini hissettim. Güvendeydim. Korunuyordum. Seviliyordum. Böylelikle onlarla başlayan bir serüvene çıktım. Meleklerin mesajları ve mucizelerini deneyimliyorum. Haydi! Sizler de bu deneyimi benimle paylaşın.

Sevgiler…

Işıl İpekçi

melek 1 IMG_7649

 

Hayat çetele tutmak değildir…

 1ae1e4bc7fe258b83d71645d3c87142a[1]

Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar,para,giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.

Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven ,mutluluk,şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.

Hayat;
Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı,başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.

İşte hayat bu seçimden ibarettir.

CHARLES EGUONE

Sizi ve çevrenizi sürekli rahatsız eden insanlardan kurtulmak için bağ kesme çalışması…

10-5-font-b-Scissor-b-font-Gold-Handle-Stainless-Steel-Tailor-Sewing-font-b-Scissors[1]

Bilinçaltının Yüklerini Bırakma (Bağ Kesme Çalışması)

Geçmişinden, çevrendeki insanlardan, annenden, babandan, sevdiklerinden, çatışma yaşadığın kişılerden yaşadığın alandaki herkesten ve her olay ve durumdan aldığın bilinçaltı kalıpların varlığında ve dış dünyanda çatışmaya sebep oluyor. Varlığının sonsuzluğu bu sınırlı kalıplarınla çatışıyor doğal olarak. Bu çatışma dış dünyanda da çatışma ile problemlerle karşılaşmana neden oluyor. Bu uygulamada bu yüklerin her birini tek tek bırakacak özgürleşeceğiz.

Rahat olacağın bir yerde rahat bir pozisyonda otur. Gözlerini yavaşça kapat. Ağır ağır ve derin nefesler al. Üç derin nefes alışverişinden sonra hayatında en fazla çatışma yaşadığın kişiyi gözünün önüne getir. Bu kişi bir arkadaşın olabilir, tanıdığın olabilir, bir akraban olabilir. Şu an hayatında olabilir, ya da geçmişte hayatında olmuş bir kişi olabilir. Hatta şu anda hayatta olmayan biri de olabilir. En fazla çatışma yaşadığın kişiden başla. Her seferinde bir kişi ile çalışacaksın.

Gözlerin kapalı, derin ve ağır nefesler alıyorsun. İlk önce çalışma yapacağın kişinin karşında olduğunu gör. Şu anda o kişi karşında. İmgesel olarak göremesen de yalnızca karşında olduğunu hisset. Şu anda o karşında duruyor. Ne hissediyorsun. Daha önce yaşadıgınız o çatışmadan dolayı ona kızgın olabilirsin, ya da sen bir şey yaptın, bunun suçluluğunu taşıyor da olabilirsin. O kişiden korkuyor olabilirsin hatta nefret ediyor olabilirsin. Ama bil ki bunu sen hissediyorsun. O sadece içindeki kızgınlığın, korkunun açığa çıkması, dışarıdaki yansıması. O sensin. Kendi içindeki, bilincindeki çatışan yönlerini görüyorsun. O sana onu gösterdi. Seni sana gösteren bir aynan, yüzün o. Senin iç dünyanın ayna görüntüsü. İçindeki bu çatışmayı durdurmazsan, hayatında farklı farklı görünüşlerle ayni sorunu yaşayacaksın. İsimler değişecek belki, sahneler degişecek. Ama aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayacaksın eğer içinde o çatışan yönünü bırakmazsan.

Şimdi, ona hissettiğin şeyler ne olursa olsun onun gözlerinin içine bak. Ama yalnızca sevgiyle. Çünkü o sensin, senin yüzün. Sevgiyle gözlerinin içine baktıktan sonra ona söyleyeceğin iki cümle çok önemli. Bu seni onun varlığıyla ve evrenle birleştiren iki cümle. Evrenden, her şeyden kendini ayırdığın, büyük resmi göremediğin için yaşadın bunları. İki cümle.

TEŞEKKÜR EDİYORUM.

SENİ SEVİYORUM.

Bu iki cümle, seninle onu,  çatışma ile çözümü biraraya getirecek. Teşekkür ediyorsun, çünkü o sana senin bir yüzünü gösterdi. Senin olmak istemediğin bir yüz olabilir bu. Ama en mükemmel yüzünü ortaya çıkarman için, önce sen olmayan yüzlerini kendine gösteriyorsun. Kendin olmayan yüzlerini görerek, en mükemmel oluş halini ortaya çıkaracaksın. Kendini hatırlıyor, her an yükseliyor, varlığın muhteşemliğini açığa çıkarıyorsun. Bunun için hayatında mutlaka çatışma yaratman gerekmiyor.Bir şeyleri öğrenmek için hayatında mutlaka zorluk yaşaman, düşmen, kafanı duvara çarpman gerekmiyor. Kafanı duvara çarpmadan da öğrenebilirsin. Acı çekmek burada öğrenmek ya da hatırlamak için kullandığın bir yöntemdi. Ama bu şekilde öğrenmek yerine her şeyi kolaylıkla, acı yaratmadan, sevgiyle, mutlulukla, bollukla hatırlayabilirsin. Acıyı kullanarak öğrenmek senin seçimin. Seçimin ne ise de onu yaşarsın.

Evrene bakarsan her şeyin kolaylıkla olduğunu görürsün. Evrende milyonlarca galaksi trilyonlarca trilyon yıldız var. Devasa boyutları ile doğal halleri ile dönüyorlar. Bir güç sarfetmelerine gerek yok. Bir tohum toprağa düştüğünde doğal hali ile çıkıyor. Bunu içinn ek bir güce, cabaya ihtiyacı yok her şey doğal haliyle ve kolaylıkla oluyor. Işığın müziğiyle birleştiğinde hayatında her şeyin kolaylıkla olduğunu goreceksin.

Gözlerin kapalı, o kişi karşında. Gözlerinin içine sevgiyle baktın. O muhteşem iki sözcüğü söyledin. Seni seviyorum, teşekkür ederim. Sonra ona SARIL. Bunu fizikselleştirebilir kendine sarılıyormuş gibi bir sarılma hareketi yapabilirsin. Bu sıcaklığı hissetmeni sağlayacaktır. Kendine sarılıyormuş gibi sarıl ona. Hisset sıcaklığını. Varlığını içine al. O senin varlığının içinde kabul etmediğin bir yüzün. O yüzünle bir arada olmak durumunda değilsin. Ama o yüzünü de kabul et. O da senin bir yüzün. Bir şeyi bırakman için önce kabul etmen gerekir. Kabul etmediğin, reddettiğin her ne varsa onları çoğaltırsın. Kabul, ruhunun, bedeninin şifasıdır.

Sarıldıktan sonra şunları söyle ona:

“Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.”

Valığımızda karşılaştığımız insanların yüklerini taşyoruz. Bu sevdiğimiz insanlar için de geçerli. Sevdiğimiz biri bizimle biraraya geldiğinde yaşadığı bir sorunu anlattığında fark etmeden onun yükünü alıyoruz. Aynı zamanda onun hayata bakışını, kalıparını da bilinçaltımıza ekliyoruz. Çatıştığımız insanlar keza onların yüklerini de hala üzerimizde aşıyoruz. Geçmiş denilen zaman diliminde bir olay yaşanmış. Hala hayatımızda bu olayın yükünü taşıyoruz. Bu cümleyi söyleyin ona. Bu cümle ondan ayrılmanız anlamına gelmiyor. Varlığınızın bir parçasından ayrılamazsınız. Her biri bir çünkü. Yalnızca aldığınız, üzerinize yapıştırdıgınız yükünüzü bırakıyorsunuz. Çünkü artık yürümek, mutlulukla koşmak, ışığın muhteşem müziğini yazmak istiyoruz. Her şey birbiri ile bağlı ve bir olduğundan siz bu çalışmayı yaptıgınızda, karşınızda gördüğünüz kişi de yüklerini bırakabilir eğer arzu ederse tabi.

Ona sarıl ve bunu söyle “ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.”. Sonra bir adım kadar geriye çık. Göbekleriniz arasında bir kordon ya da ip olduğunu düşün. Bu kordon, varlığına aldığın bu yükü taşıyan kordon. Kordonu gör, bu kordonla bilinçaltı kalıplarını, varlığını aşağı çekecek kabukları aldın. Şimdi eline altın renkli bir makas al. Bu altın renkli makasla o kordonu kes. Kordonun kesildiğini ve ayrıldıgını mutlaka gör. Ya da hisset. Ayrılmaz, kesilmezse tekrar dene. Daha çok sevgini ver. Bazen ip büyüyebilir, dallanıp budaklanabilir. Bu sefer makası büyüt o ip kesilsin ve ayrılsın. İp ayrıldıktan sonra tekrar gözlerinin içine bak, teşekkür ediyorum de ve uzaklaştığını gör. Yavaş yavaş gözlerini aç.

Bu çalışmayı yaparken çözülmeler yaşayabilirsin. Sarıldığında bazen birden bir duygu boşalması yaşayabilir, ağlayabilirsin. Bırak hislerin olduğu gibi aksın sen süreci yönetmeye çalışma bırak kontrolü. Varlığının çatışmaları çözülsün.

Çalışmanın aşamalarını kısaca tekrarlıyorum.

Gözlerini kapa, birkaç derin nefes al,

Çalışma yapacağın kişiyi karşına al,

Gözlerinin içine sevgiyle bakarak, teşekkür ediyorum ve seni seviyorum de,

Sonra ona sevgiyle sarıl ve şöyle söyle “Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.” Bir adım geriye çık.

Aranızda bir kordon olduğunu gör ya da düşün. Yükü taşıyan bu kordonu altın bir makası eline alarak kes. İpin ayrıldıgını mutlaka gör. Ayrılmazsa makası büyüt. Eğer zorlama ya da direnç hissediyorsan o an o kişiyi bırakıp başka birine geçebilir, başka bir zaman yine aynı kişi için yapabilirsin.

Gözlerinin içine tekrar sevgiyle bakarak, teşekkur ediyorum de, senden uzaklaştığını gör ve gözlerini yavaş yavaş aç.

Bu çalışmayı her seferinde bir kişi için yap. Bir kişi için 2-3 dak. yeterlidir bunun için. Öncelikle en çok çatışma yaşadığın kişilere, daha sonra çevrendeki insanlara, geçmişte yaşamış ya da şu an yaşamayan hayatındaki kişilere, en son sevdiklerine de bu çalışmayı yap. Bir kişi için eğer kordon ayrıldı ise bir kez yapman yeterli. Tekrar tekrar yapman inancının zayıflığını, şüphe duymuş olduğunu gösterir. Bir kez yap ve olduğunu bil. Sevdiklerinle daha güçlü bağlar kurduğunu, daha mutlu ilişkiler deneyimlediğini göreceksin. Çalışma iki taraflı çalıştığından, çatışma yaşadığün bir kişi ile birden daha güzel bir diyalog içine girdiğini görebilirsin. O kişi seni hiç beklemediğin halde hemen ve kısa bir süre sonra arayabilir. Birden çatışmanın çözümlendiğini görebilirsin.

Daha açık, sevgi dolu dostluklar, ilişkiler kuracaksın. Çünkü ilişkilerin yüklerden özgürleşecek. Hayatına artık hizmet etmeyen kişilerin de hayatından birden kendiliğinden çıktığını göreceksin. Çünkü o senin bir yanındı, ve sana yalnızca bir şey anlatmak için yine senin tarafından kendi yüzlerinden birini görmen için geldi. Artık hayatındaki görevi bittiğinden, birden uzaklaştıgını görebilirsin. Hayatına yeni birileri girebilir. Hayatına yeni girenler de senin şu andaki sevgi dolu titreşimine uygun kişiler olacak. Hatırla, içerisi nasılsa dışarısı da öyledir. İç çatışma durduğuda dışarıdaki çatışma da duracak.

Çalışmayı kendinde çatıştığı yanların için de yapabilirsin. Mesela bir konuda endişeleniyorsun, ya da içinde bir yanın seni aşağı çekiyor, korkuya sevkediyor. Bu sefer, kendini karşına al ve bu çalışmayı yap. Karşındaki kendin olsun. Bak gözlerinin içine. Karşındakini tanımla, o sensin, benim …..dan endişe duyan yanım. Teşekkür ediyorum, seni seviyorum. Sarıl, “Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum” dedikten sonra kendi nin o yüzü ile arandaki bağı kes. Bunu aynı şekilde, bağımlı olduğun şeylere yapabilirsin. Herhangi bir hastalığını karşına alıp onunla bağini kesebilirsin. Bu yöntemle birden hastaığın çözülmeye iyileşmeye başladığını görebilir, mucizeler yaşayabilirsin. Hatta calışmayan bir cihazla arandaki baği kestiğinde onun çalışmaya başladığını bile görebilirsin.

Bizim cansız dediğimiz cihazlarımız da enerji ile calıştıklarından bazen bizdeki enerji dalgalanmaları manyetik alan yaratıp onların bozulmasına sebep olabilir. Bazen tuttuğunuz bir şeyin bozulduğunu, ya da elinizde kırıldığını görebilirsin. Uygula bunu, aklına gelen her şeyle yapabilirsin, bitkilerin, hayvanlarınla, bununla oyna ve yaratıcılığınla bu yöntemi kullan. Çok etkili ve hızlı çalışan bu yöntem, ayağındaki taşları, prangaları atmanı, kanatlanmanı sağlayacaktır.

Yüklerini bırak ve KANATLAN.

Bitter Çikolata ve 10 Faydası

Her gün bitter çikolata yemenin, sağlığa çok büyük faydaları olabilir. Bu makalede, oldukça şaşırtıcı olan bu faydalardan bazılarının neler olduğunu öğreneceksiniz.

1. Felç Olma Riskini Azaltır

İsveç’te 2000’den fazla kadın üzerinde yapılan araştırmalarda, bir hafta boyunca en az kırk beş gram bitter çikolata tüketen kadınların daha az felç olma riski taşıdığı belirlendi. Bu riskin, en az %20 oranında düştüğü görüldü.

2. Kalbinizi Güçlendirmeye Yardımcıdır

heart-care

Düzenli olarak bitter çikolata yemek, kandaki ‘’kötü’’ kolesterolün ve kan basıncının düşürülmesine yardımcı olur ve böylece kalp hastalıklarına yakalanma riskini büyük ölçüde azaltır.

3. Tok Hissetmenizi Sağlar

Çikolata bol miktarda lif içerir, yani doygunluk hissi verir ve böylece kilo almanıza sebep olabilecek diğer yiyecekleri tüketme isteğinizi bastırır.

4. Diyabete Karşı Savaşabilir

Diabetes

Henüz tam olarak kanıtlanmış olmasa da (çalışmalar halen sürmektedir), sık sık çikolata tüketmenin, diyabete karşı savaşabileceği düşünülmektedir. Bunun sebebi, çikolatanın insülin duyarlılığını arttırmasıdır.

5. Cilt Dostudur

Çikolata, flavonoid bakımından zengin bir yiyecektir. Flavonoidler, cildi UV ışınlarından koruyabilme özelliğine sahip antioksidanlardır. Ancak unutmayın; çikolata yemeniz, güneş kremi kullanmanız gerekmediği anlamına gelmiyor. 

6. Öksürüğü Hafifletmeye Yardımcı Olur

dry-cough

Çikolatanın içerisinde, teobromin adlı bir madde bulunur. Bu madde, beynin öksürüğe sebep olan onuncu kafa siniri üzerinde etkilidir.

7. Ruh Halinizi Düzeltmeye Yardımcıdır

Moraliniz bozuk olduğunda, kendinizi kötü hissettiğinizde veya stresli olduğunuzda, büyük bir çikolata yemenizi tavsiye ediyoruz. Böylece kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Bu yüzden, her zaman yanınızda biraz çikolata bulundurmak iyi bir fikirdir.

8. Kan Dolaşımını Arttırır

Circulation

Çikolata, kanın pıhtılaşmasını önler. Kan dolaşımını arttırmak için birebirdir ve aspirinle hemen hemen aynı etkiye sahiptir.

9. Görme Duyunuzu İyileştirir

Özellikle de beyne giden kan dolaşımını hızlandıran çikolatanın; retinaya giden kan akışını arttırdığı için, görme duyusunu iyileştirmeye yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

10. Zekayı Geliştirir

Yapılan bazı araştırmalara göre; beyne giden kan miktarının artması, daha dikkatli ve uyanık olunmasını sağlıyor, böylece öğrenme kolaylaşıyor.

Unutmayın, bahsedilen özelliklere sahip olan çikolata çeşidi, bol miktarda flavonoid içeren bitter çikolatadır. En çok flavonoid içeren çikolata ise, en az %70 kakao oranına sahip çikolatalardır.

Sizin de anladığınız üzere, birçok kişinin düşündüğünün aksine, milyonlarca insanın favorisi olan bu lezzetli yiyecek aslında sağlığınız için gerçekten çok faydalı. Özellikle kalp ve beyin olmak üzere birçok organınıza faydası olan bu yiyecekten en iyi şekilde faydalanmak için düzenli olarak tüketmelisiniz.

kaynak: sağlığa bir adım

Çok Taş Kız Kesti Lan…

Tam-Evlilik-Teklifi-Edecekken-Başka-Bir-Hatuna-Bakmak[1]

Evdeki Kötü Enerjiyi Kovmak İçin Kullanabileceğiniz Tütsü Çeşitleri…

tütsü[1]

Tütsüler, evimizi temizlerler ve eve daha uyumlu ve sakin bir hava katarak, negatif enerjiden kurtulmamıza yardımcı olurlar. Hızlı etki ederler.

Etrafımızdaki her şey enerjidir ve her enerjinin farklı seviyede titreşim etkisi mevcuttur. Genel olarak, iyi enerji ve kötü enerji vardır denir. Bunlar da kendilerini farklı yoğunluklarda duygular olarak bizlere hissettirirler. Derler ki, çevremizde fazla miktarda negatif enerji birikmeye başladığında, ortam gergin bir hal alır ve bu da bizi direkt olarak etkilemektedir.

Neyse ki, bu tarz kötü titreşimleri uzaklaştırmak ve evimizin enerjisini değiştirmek için bir sürü yöntem mevcut. Bunun için geleneksel bir yöntem, tütsü kullanımıdır. Tütsü, kendilerine has kokuları olan çeşitli bitki ve minerallerin kombinasyonudur ve yakıldığında evinize iyi enerji getirmeye yardımcıdır. Tütsünün çok çabuk etki ettiği bilinmektedir ve bu sayede evinizi iyileştirir, kötü enerjiyi uzaklaştırır denmektedir. Böylelikle, sakin ve uyumlu bir alanda yaşamaya devam edebilirsiniz.

Tütsüyü Nasıl Kullanabilirsiniz?

  • Tütsü farklı amaçlı uygulamalarda kullanılabilir. Belirli bir alandaki kötü enerjiyi uzaklaştırmak için veya bir insanın enerjisini değiştirmek için mesela.
  • Meditasyonda, insanların sakinlik, berraklık ve odaklanma gibi amaçlara ulaşmalarına yardımcı olur.
  • Tütsü, evde veya işyerinde, kötü enerjiden kurtulmak amacıyla kullanılır çünkü tütsü için, iyi enerji mıknatısıdır denmektedir.
  • İdeal kullanım olarak, tütsüyü, kötü titreşimleri hissetme potansiyelinizin olduğu belirli alanlarda bulundurabilirsiniz.
  • Belirli bir şeye konsantre olmak veya yeni fikirler yakalamak isteyen kişiler, bu amaç için özel yapılmış birtakım tütsü çeşitlerini kullanabilirler.

Evinizdeki Titreşimleri Değiştirmek İçin Tütsü Çeşitleri

nasıl-daha-uyumlu-bir-eve-sahip-olursunuz

Çok fazla sayıda tütsü çeşidi bulunsa da, burada sizler için kötü enerjiyi kovmak amaçlı en çok tercih edilen ve en doğal kokulardan oluşan kısa bir liste hazırladık.

  • Amber: Meditasyon yapmak ve belirli alanda bilgiler keşfetmek isteyen kişilerce kullanımı tavsiye edilmektedir. Kafası karışık olan ve düşüncelerinde bir karara varıp bu kararsızlıktan kurtulmayı arzulayan kişilerce kullanımı idealdir.
  • Sedir: Bu koku tipi, güç ve direnç kaynağı olması ile bilinir. Özellikle, yeni tadilat görmüş veya inşa edilmiş evler veya ofisler için tavsiye edilmektedir çünkü bu alanlara güçlülük verir, evdeki bütünlüğe olumlu katkıda bulunur.
  • Sandal Ağacı: Sandal ağacı kokusu, herhangi bir dini inanış ile ilgili veya ibadet esnasında yakılabilir. Evini veya çalışma alanını temizlemek, günahlardan arındırmak gibi amaçlarda kullanımı tavsiye edilmektedir.
  • Tütsü: Klasik tütsü, insanları sakinleştirmek ve huzurlu hissettirmek amaçlı kullanılır ve stres ile kaygıyı azaltıcı etkisinin olduğuna inanılmaktadır. En sık kullanılan tütsü tipidir, çünkü yolunuza çıkan kötü enerji ile savaşır ve kıskançlıktan, düşmanlardan ve zararlı olabilecek diğer şeylerden kurtulmayı sağlar. Geleneksel olarak, bu tütsü, dini ritüellerde ve meditasyonda kullanılmaktadır; ancak sağlığa da iyi geldiği bilinmektedir. Kullanım durumunda, çatışma ve stresten kurtulmaya yardımcı olur.
  • Lavanta: Bu tütsü, tamamen aşk, cazibe ve romantizm ile ilgilidir. Partnerinizle olan ilişkinizi farklılaştırmak istediğinizde veya bir ev daveti esnasında evin enerjisini değiştirmek isterseniz kullanabilirsiniz. Bu tip tütsüler, güzellik kavramını uyarırlar. Bir başkasını etkilemek isteyen birisi veya kendini daha güzel hissetmek/hissettirmek isteyen biri kullanabilir.
  • Tarçın: Piyasada bulmanın en kolay olduğu, en popüler tütsü çeşitlerinden biridir. Tutku, cinsel arzu ve şehvet ile bağlantılı kabul edilmektedir. Samimi karşılaşmalar ve enerjiyi yükseltmek için kullanımı oldukça idealdir. Enerjisini yükseltmek isteyen kişilerce tarçın tütsüsünün kullanılması tavsiye edilmektedir.
  • Vanilya: Evinize lezzetli bir koku vermesinin yanısıra, vanilya; zeka, düşünce ve zihinsel yeteneklerle ilişkilendirilmektedir. Ders çalışmak istediğinizde veya gelecek bir proje için parlak fikirler bulmaya uğraşırken vanilya tütsüsü kullanmak oldukça ideal bir alternatif olacaktır.
  • Yasemin: Yasemin kokusu cinsel cazibeden ayrı tutularak sadece aşkı çağrıştırmaktadır. Yasemin tütsüsü, dış görünüşten ziyade iç güzelliğe yoğunlaşmakta ve zihinsel ve duygusal bağlantıyı güçlendirmek açısından harika bir tercih olacaktır. Bu sebeple, yasemin tütsüsü insan ilişkileri açısından harika bir seçenek olmanın yanısıra iyi arkadaşlıkları güçlendirmek açısından da oldukça yardımcıdır.
  • kaynak: sağlığa bir adım

RENKLERİN ENERJİSİNİ KULLANARAK GİYİNEBİLİRSİZ.

bu-yilin-en-yeni-neon-renk-kiyafetler-konbini[1]

Kırmızı:
iliskilerinizde soğukluk olan biriyle yapacağınız görüşmelerde  kırmızı rengi tercih edebilirsiniz. Kırmızı Feng-Shui’ye göre
iyi şans’ın ve şöhretin rengidir. Eğer ön plana çıkmanız gereken  bir yerde bulunacaksanız kırmızı renk giyin. Kendinizi güçsüz ve  cansız hissediyorsanız kırmızı renk mutlaka kıyafetlerinizde bulunsun.  Eğer satış işinde çalışıyorsanız üzerinizde küçük de olsa kırmızı bir  aksesuar bulundurun.

Turuncu:
Yorgun ve neşesiz olduğunuz zamanlarda turuncu rengi tercih  edebilirsiniz. Kendine güven veren turuncu ayni zamanda bulunduğu  ortama neşe ve canlılık getirir. Cinsel soğukluk üzerinde de olumlu  etkisi vardır.

Sarı:
Sarı hız’ın ve enerji’nin rengidir. Eğer işlerinizi hızlı bitirmeniz  gerekiyorsa mutlaka kıyafetlerinizde sarıya yer verin. Sarı güven  verici bir renktir, eğer kendinize karşı güvensizlik hissediyorsanız  sarı renkten faydalanın. Ayrıca karar vermeyi kolaylaştırıcı etkisi  olduğu bilinmektedir. iletişim yeteneğini güçlendirdiğinden önemli  bir toplantıda yada konuşmacı olacağınız bir yerde sarı rengi  kullanabilirsiniz.

Yeşil:
Duygusal sorunlarınız olduğu zaman yeşil renkli kıyafetleri tercih  edebilirsiniz. Yeşil ayni zamanda bereketin rengi olduğundan maddi  konularla ilgilendiğiniz dönemlerde yeşil renkte kıyafetlere  yaşamınızda daha çok renk vermelisiniz. Kıskançlıktan ve negatif  enerjilerden kurtulmak için yeşil iyi bir seçimdir.

Mavi:
iç huzuru bulmak ve sakinleşmek istediğiniz zamanlarda  kıyafetlerinizde mavi rengi tercih etmelisiniz. Psikolojik
sıkıntıları olan kişiler ve iletişim sorunları yaşayanlar  kıyafetlerinde mavi renkten faydalanmalılar. Strese ve içsel
sıkıntılara çok iyi gelen mavi renk çevredeki insanların üzerinde  de sakinleştirici etki yapacaktır. Psikolojik sıkıntıları olan kişiler  ve iletişim sorunları yaşayanlar kıyafetlerinde mavi renkten  faydalanmalılar.

Lacivert:
Zor bir karar vermek durumunda kaldığınızda lacivert rengi tercih  edin. Lacivert sezgilerinizi canlandıracak ve doğru karar vermenize  yardım edecektir. Ayrıca geceleri rüyalarınızı hatırlamanız için  lacivert bir pijama tercih edebilirsiniz. Çevrenizce fark edilmemek  ve rahatsız edilmemek istiyorsaniz lacivert renk kıyafetler giyin.

Mor:
Mor renk giysiler ailevi sorunların aşılmasında olumlu etkiler  yapacaktır. Kızgınlık, kin, öfke gibi duygular yaşadığınızda mor
renk kiyafetlere yaşamınızda daha çok yer verin. Eğer yaptığınız  bir hatadan dolayı kendinizi affedemiyorsanız mor renk giyin.  Mor ortama huzur getiren bir renktir ancak fazlası aşırı hareketsizliğe yol açabilir. Meditasyon yaparken giymek için çok
uygun bir renktir.

Genellikle renkleri dengeleyici rengi ile kullanmaya özen gösterin aksi taktirde negatif etkileride olabilir.

* Leyla Çağ (BSYa Col.)

Şevval Nükhet Saraç’la 21 Günlük Değişim Programına Başlayın… Hayatınız Değişsin… 0533 620 50 07

12046763_10153231944172099_643690394556715126_n[1]

Aslında ilk #21günlükdeğişimprogramı mı yazın bu mavi elbiseyi giymek için yapmıştım ama paylaşmamıştım. Ve sonuç olarak 1 beden küçülmüştüm. Şimdi paylaşarak #21günlükdeğişimprogramı ma başlıyorum. 21 gün boyunca günde 2 kez #gurme #Herbalife shakeler hazırlıyacağım. 1 öğün sağlıklı, lezzetli , #protein açısından zengin öğün yapacağım. Haftanın 6 günü 45 dk yürüyeceğim veya #interval #egzersiz yapacağım. Ve her gün serüvenimi, tüm dünyada yapılan bu değişim programını sizinle paylaşıyor olacağım. Haydi bana kolay gelsin😍

Şevval Nüket Saraç Sağlıklı Yaşam Koçu (Whatsapp 0533 620 50 07)

Herbalife Bağımsız Distribütörü

Mevlana öğretileri – Hayattan ne öğrendim

Resim 195[1]

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yasamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..
Ağladım.
* * *
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatin bitmeye başladığı an olduğunu;
Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.
* * *
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…
* * *
İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
* * *
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.
* * *
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu. ..
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
* * *
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.
* * *
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini…
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
Bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.
* * *
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
* * *
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
* * *
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.
* * *
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
* * *
Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
Gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
* * *
Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının,
yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
* * *
Her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece bazılarının hayati tadacağını öğrendim.
****
****
Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya…
Kalp durur…
Akıl unutur…
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur…

MEVLANA

Datça Ve Lezzet Durakları…

Arkadaşlarla Ege turuna çıktık. Tabii ki duraklarımızdan biri de Datça oldu. Tabii ki diyorum çünkü buraya bayılıyorum ve rotamıza da benim talebim doğrultusunda dahil oldu. Zaten ne demişler: Tanrı sevdiği kullarını Datça’ya gönderirmiş, eh bizi de gönderdi işte.

Daha arabayla Marmaris’ten Datça’ya yaklaşırken bile yüzümde güller açmaya başlıyor. O kıvrımlı yol, tepeler, kah çam ağaçları, kah bozkır toprak yapası, oksijeni, havanın tadı, ara ara gözüken maviyle yeşilin birleştiği koylar ve buranın her şeyine bayılıyorum.

459   457

Neyse Datça’da otelimize yerleştikten sonra yol yorgunluğunu alması için hemen Kargı koyuna gidiyoruz. Suyu nasıl berrak anlatamam. Hemen suya giriyoruz, kumsalın yapısı çakıl ama rahatsız etmiyor (Geçen sefer buraya geldiğimizde suda ördekler kazlar da vardı ama bu sefer ortalarda gözükmüyorlar).

Gezi 9 127  Gezi 9 153

Denizin içindeki şezlonglarımızda güneşlenme faslımız da bitince kendimizi Datça Kumluk sahilindeki Cafe-Inn pizza ve makarnacısına atıyoruz. Herkes buranın pizzalarını övüyor, ama biz tersiz ya canımız makarna çektiğinden makarna alıyoruz (domates soslu karidesli linguine krema soslu mantarlı fettuccine). Makarnalar diri ve tam kıvamında pişmiş geliyor. Bayıla bayıla yiyoruz. Özellikle masaların denizin dibine kurulmasına bayılıyoruz ve ayakkabılarımızı çıkarıp kumlara negatif enerjimizi boşalta boşalta yiyoruz.

519 516

İkinci gün buranın meşhur koylarından Palamut büküne gidiyoruz. Yol tek şerit gidiş dönüş olduğundan yaklaşık bir saat sürüyor, ama ben hiç yorulmuyorum. Tam tersi o tepelere, kayalara, kıvrımlara bakmaktan sarhoş oluyorum. Büke vardığımızda upuzun bir sahil ve kenarında yan yana tesislerle karşılaşıyoruz. Biz şezlongları tahta, şemsiyesi genişçe olan Bonito Beach adlı mekana kıvrılıyoruz. Deniz burada vahşi ve çok güzel. Girince çıkası gelmiyor insanın. Arkadaşlarla kah sohbet ettik, kah ben “Fi” kitabımı okudum, kah buradan aldığımız lezzetli patatesli gözlemelerimizi yiyerek akşam ettik. Datça’ya dönmeden önce tabi ki sıra sıra dizilmiş yöresel ürün satan mağazaları gezdik ama buradan sonra çiftliğe gideceğimizden alışverişi oraya bıraktık.

722  IMG_23551[1]

Yine atladık arabalara ve yaklaşık yarım saatlik Ege koyları ziyafetinden sonra Ali Somer’in çiftliği Knidia’ya vardık. Burada yılların emektarı biricik Nuran ablayla sarılıp öpüştük, bize çiftliğin tatlı tatlı esen mutfağında çaylar demledi, zeytinler, elcikleriyle yaptığı reçellerden ve ekmeklerden ikram etti. Tabii hepsini bayıla bayıla yedik, çiftliği gezdik, özlem giderdik arkasından zeytinyağımızı, zeytinimizi, harup pekmezimizi, nurlu bademimizi (nefistir buranın bademi almadan sakın dönmeyin), sabunlarımızı alıp gözüm arkada kala kala oradan ayrılıp Datça’ya geri döndük. (Burada kalmayı bir sonraki geziye bıraktık)

Gezi 8 365 Gezi 9 030

çiftlik temmuz 2011 1533

çiftlik temmuz 2011 066

Akşam yemeği için yine kumluk mevkiinde Ferdi Baba’ya mı gidelim, Kekik’e mi gidelim diye çok düşündük. Ferdi Baba çok büyük, çok mezesi olan bir balıkçı, Kekik ise daha şirin daha sade hem balık ürünleri hem et çeşitleri yapan daha küçük bir yer. Sonunda Kekiğe karar verdik ve masadan çok memnun kalktık size de kesinlikle burayı tavsiye ederim. Sahil kenarı masamıza kurulduktan sonra soğuk başlangıçlardan acılı girit ezmesi (ben acı yiyemiyorum ama yiyenler beğendi), domatesli patlıcan (sosu da patlıcanlar da nefisti), çiçek dolma (iç harcının baharatı tam kıvamında), yoğurtlu semizotu (taze) ve ikram olarak da zeytinyağlı kurutulmuş (bayıldım) domates geldi. Ara sıcak olarak tereyağında karides aldık ki aman da aman ne güzeldi anlatamam. Karidesler orta boy, tam kıvamında pişmişti. Sosuna ekmek bana bana yedik bitirdik. Ana yemek olarak lağos ızgara aldık. Eti lop lop olan bu lezzetli balığı da kaşla göz arasında bitirdik. Kahve ve çaylarımızı beklerken çalan 70’lerin popüler Türk müziğini bayıla bayıla dinleyip yer yer eşlik ettik.

786  788

515

Tatlı olarak canımız dondurma çektiğinden bize tavsiye edilen Çınar dondurmacısına gittik. Bir sürü çeşidi olan dondurmacıda mangoyu tatmak istedim. Satıcı “biz burada dondurma tattırmıyoruz” diye ters bir cevap verdi ve açıkçası çok bozuldum. Yani bir ben müşteriyim, ikincisi belli ki almaya gelmişim bu ne biçim cevap, üçüncüsü göz hakkı denilen bir şey var ağaç dalı dışarı sarksa oradan meyve koparan bir nesiliz biz. Bir kaşığın ucundan verse ne olur ben hiç anlayamadım. Zaten bunu yazacağımı orada da söyledim, “hıhı hıhı” deyip geçiştirdiler. Neyse havamız bozulmasın diye kimseye çaktırmadım aldık dondurmalarımızı çıktık. Tadı fena değildi ama öyle aman aman da değildi açıkçası. Neyse arkasından otelimize döndük ve ben terasta yıldızların altında çok keyifli bir şekilde uyudum.

478

Ertesi gün önce eski Datça’yı gezdik. Oranın çiçekleri dışarı taşmış, sevimli taş sokaklarında yürüdük. Başımıza prenses taçlarından aldık, Can Yücel’in müze evini bulduk, sağda solda bol bol fotoğraf çektik arkasından yolluk bir sandviç yemek üzere Datça kumsala dönüp Mamboccino Kafe’ye gittik. Kafe sevimli çalışanları çok ilgili ve güler yüzlüydü. Hepimiz ton balıklı sandviç aldık (taze ve lezzetliydi), yanına da buzlu latte (başarılıydı) aldık. Canınız lezzetli bir sandviç yemek isterse buraya mutlaka uğramalısınız. Arkasından yolcu yolunda gerek dedik bir sonraki durağımıza doğru yollara düştük.

486  741

484  filename-cimg2455-jpg[1]

Ne demişler Tanrı sevdiği kullarını Datça’ya gönderirmiş eh biz geldik şükür sıra sizlerde…

768  727

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

ÇOK ÇOK ÇOK Önemli …. Lütfen Yatmadan Muhakkak Ya Yıkanın, Ya Da Koltuk Altlarınızı Yıkayın…

12004942_1146989768664312_6016756771962409403_n[1]

Lütfen yatmadan muhakkak ya yıkanın ya da
KOLTUK altlarınızı YIKAYIN…
Deodorant kullanığınız müdettçe ve terletmeyen
deodorant kullandığınız müdettçe
KANSER RİSKİNİZ çok yüksek …
Vücutta lenflerimiz var ..
Bir tanesi de koltuk altlarında ve
Vücut buradan temizlenir ve vücut terliyerek
toksin atar ve araştırmalara göre Göğüs kanseri
en çok göğsün üst /dış tarafında başlıyor …
Ve otopsilerde tümörler kesilerek araştırma yapılmış
ve içinden bütün toksik maddeler çıkmış ..
Alüminyum klorür ve parapen içermeyen
deodorantlar kullanılması öneriliyor.
Meme kanseri olan hastalarda alüminyum klorür
oranları hep yüksek çıkmış.
SEVDİKLERİNDE OKUYABİLSİNLER DİYE LÜTFEN PAYLAŞ..

Biz Rahipler Sadece Kapıyı Gösterebiliriz…

12019990_10153627077534909_5107281509346012421_n[1]

ETRAFINIZDA SİZİ SİNİRLENDİREN HER İNSANA TEŞEKKÜR EDİN

Yin-Yang_Symbol[1]
Onlar sizin en iyi öğretmenlerinizdir.
 
Sinirlendiğiniz her insan size geçmeniz gereken bir dersi hatırlatıyordur.
 
Emir vermesini yönetmesini seven biriyseniz, etrafınızda sürekli şunu yap bunu yap diyenler olur..Emir vermek zorunda olmadığınızı öğrenmeniz gerekiyordur.
 
Çok konuşmasını seven bir insan değilseniz, etrafınızda sürekli konuşan insanlar olur… Kendinizi en iyi anlatma yolu konuşmanızdır ve konuşmanız gerektiğini öğrenmeniz gerekiyordur.
 
Dağınık bir insansanız etrafınızda sürekli dağınık insanlar olur. Düzenli olmasını, disiplini öğrenmeniz gerekiyordu.
 
Sürekli bir yerlere geç kalan bir insansanız etrafınızda dakik insanlar olur ve bir şekilde geç kalmanız için ortamlar oluşur. Zaman kavramının sadece hayatınızda kolaylık sağlayan bir araç olduğunu öğrenmeniz gerekiyordur.
 
Sürekli değişik insanlarla aynı tarz ilişkiler yaşıyorsanız; gerçek sevgiyi ki bu şartların bağlılığın olmadığı, koşulsuz sevgidir, öğrenmeniz gerekiyordur ve bu KENDİNİZİ SEVMEK le başlar.
 
Etrafınızda sizi rahatsız eden annenizi, babanızı, kardeşlerinizi, komşunuzu, patronunuzu, işçilerinizi, sevgilinizi, SEVİN.
 
Çünkü her biri size geçmeniz gereken bir dersi hatırlatıyor.
 
O dersin ne olduğunu bulun ve sizlere bu fırsatı sizi rahatsız ederek veren kişilere teşekkür edin.
 
İnatla aynı taraftan bakmaya devam edenler, Bir şeyi anlamak için belki de tersini görebilmek daha kestirme bir yol.
 
 
* Alıntı

İSTEKLERE ULAŞMAK ve MUTLU OLMAK İÇİN 45 SIR

images[2]

 

1) Hepimiz tek bir sınırsız güç ile çalışırız.

2) Sır, ne istediğini bilmek, doğru şekilde istemek ve umutla beklemektir.

3) Zihninizden ne geçiriyorsanız, onu çekersiniz.

4) Bizler mıknatıs gibiyiz, benzer benzeri çeker. Düşündüğünüz şey olursunuz ve düşündüğünüzü çekersiniz.

5) Her düşüncenin bir frekansı vardır. Düşünceler manyetik enerji gönderirler.

6) İnsanlar arzu etmedikleri şeyleri düşünürler ve arzu etmediklerinin çoğunu çekerler.

7) Düşünce = Yaratım. Eğer bu düşünceler güçlü duygulara bağlı ise, o duygu, yaratımı hızlandırır.

8) Baskın olan düşüncelerinizi çekersiniz.

9) Her zaman hastalıktan söz edenler hasta olurlar, her zaman bolluktan söz edenler bolluk içinde olurlar.

10) Güzel düşünce, insanın kendisini ve içine doğduğu hayatı güzelleştirir. Güzel düşünün, güzelleşin.

11) İçine zihnin girmediği bir evrene sahip olamazsınız.

12) Düşüncelerinizi dikkatle seçin; siz yaşamınızın şaheseri, başyapıtısınız.

13) Bütün sanat başyapıtları, mimari eserler önce düşüncede tasarlandı, sonra hayata aktarıldı.

14) İyi dileklerde bulunun, kötü bir şeyle karşılaşsanız bile… Her şerde bir hayır vardır çünkü.

15) Düşünceleriniz, zamanla inançlarınız halini alır.

16) Duygularımızın arkasındaki tüm “nedenleri” karmakarışık etmeye gereksinim yok. İki kategori var, iyi hisler ve kötü hisler.

17) İyi hisler getiren düşünceler doğru yolda olduğunuz anlamına gelir. Kötü hisler getiren düşünceler doğru yolda olmadığınız anlamına gelir.

18) Düşündüğünüz şey her ne olursa olsun, gerçekleşme sürecinde olanın mükemmel bir yansımasıdır.

19) Hissettiğiniz şeyi tam olarak elde edersiniz.

20) Mutlu hisler daha çok mutlu durumları çeker.

21) Arzu ettiğiniz şeyi hissetmekle (orda olmasa bile) işe başlayabilirsiniz. Evren şarkınızın doğasına karşılık verecektir.

22) Düşünce ve hislerinizde neye odaklanırsanız , deneyiminize onu çekersiniz.

23) Düşündüğünüz ve hissettiğiniz şey ve tezahür eden şey daima birbirine uyar. İstisna yoktur.

24) Neşeli olan bir şeyi düşünerek veya bir şarkı söyleyerek ya da mutlu bir deneyimi hatırlayarak anında duygunuzu değiştirebilirsiniz.

25) Tüm arzularınız için şu cümleyi kullanarak başlayın: “Şimdi çok mutluyum ve minnettarım.”

26) Evren sürati sever. Ertelemeyin, ikinci bir tahminde bulunmayın, şüpheye düşmeyin.

27) Fırsat çıktığında eyleme geçin.

28) Hiçbir şeyiniz olmadan başlayabilirsiniz, hiçbir yolunuz olmayabilir, size bir yol sunulacaktır.

29) Evrene göre kural yoktur. Ona şimdi sahip olduğunuz hisleri sunarsınız, evren de buna yanıt verir.

30) Düşündüğümüz ve teşekkür ettiğimiz şeyi meydana getiririz.

31) Gözünüzde canlandırın. Onu görün, hissedin! Burası eylemin başladığı yerdir.

32) Onaylayıcı bir düşünce, negatif bir düşünceden 100 kat daha güçlüdür.

33) Görsel bir pano yapın: Çekmeyi arzu ettiğiniz şeylerin resimlerinden oluşsun. Her gün ona bakın ve zaten bu arzularınızın gerçekleştiğin hissine sahip olun.

34) Neyi arzu ettiğinize karar verin, ona sahip olabileceğinize inanın, onu hak ettiğinize inanın, onun sizin için mümkün olduğuna inanın.

35) Gözlerinizi kapatın ve arzu ettiğiniz şeye sahip olduğunuzu gözünüzde canlandırın ve o hissi yaşayın.

36) İlham edilmiş bir düşünceniz olduğunda, ona güvenmeli ve eyleme geçirmelisiniz.

37) Kendinize, başkalarının size davranmasını istediğiniz gibi davranın, kendinizi sevin, sevilirsiniz.

38) Kendinize karşı sağlıklı bir saygınız olsun.

39) Düzenli olarak etkileşimde olduğunuz ve birlikte çalıştığınız kişiler için bir not defteri edinin ve o insanların her birinin pozitif yanlarını yazın.

40) Realitenizi yaratan, sadece sizsiniz.

41) Başka hiç kimse sizin için düşünemez veya hissedemez. Sadece siz…

42) Kendi sağlığınız için evrene teşekkür edin. Gülün. Stressiz mutluluk, sizi sağlıklı tutar.

43) Bedeninizin parçaları her gün, her hafta değişir. Birkaç yıl içinde yepyeni bir bedene sahip oluruz.

44) Kendinizi yeni bir bedende yaşarken görün. Umutlu, sağlıklı, mutlu, daha mutlu biyokimya…

45) Dingin olmayı öğrenin; dikkatinizi, deneyimlemeyi arzu ettiğiniz şeye odaklayın.

* Volkan Arslan’ın “Evrenin Düşüncelerimizi Okuma ve Yansıtma Gücü” adlı yazısından…

kaynak: sonsuz şifa

528 Hz frekansı tüm evreni şifalandıracak kapasitede mucizevi titeşimlere sahiptir. DNA onarıcı gücü vardır.

12033235_10153822798583072_4397924268372836699_n[1]

Titreşimlerin İyileştirici Gücü…

Meksika Körfezinde ses dalgalarıyla yapılan bir çalışma ile körfezin pis suyu büyük ölçüde ve hatta 1 günde temizlenerek tekrar yunusların geldiği ve balıkların çoğaldığı görülmüştür.
Sevgi frekansı olarak adlandırılan 528 Hz titreşimleri, varolan herşeyin kalbine dokunabiliyor. Tüm varlıkların kendine has titreşimleri var, hatta içimizdeki organların da ayrı ayrı titreşimleri olduğu hesaplanmış durumda. Qigong’un ileri seviye ses tonlaması çalışmalarında bu organlara “chanting” dediğimiz ses dalgalarıyla titreşim gönderiyoruz ve bu organlardaki hücrelerin titreşerek iyileşmesini sağlıyoruz. Ses tonlamasına destek olarak dinlediğiniz müziklerin de uygun frekansta olması şifaya destek olabiliyor.
Nedir bu titreşimler?
337 Hz: Kan dolaşımını düzene sokar
537 Hz: Endokrin sistemini düzene sokar (büyüme, gelişme, cinsellik, metabolisma ilşe alakalı hormonal denge)
625 Hz: Böbrek fonksiyonları
635 Hz. Hipofiz bezi (pituary)
654 Hz: Pankreas
662 Hz: Epifiz bezi (pineal)
696 Hz: Kalp
751 Hz: Karaciğer
763 Hz: Tiroid
764 Hz: Sinir sistemi
835 Hz: Bağışıklık sistemi
1335 Hz: Adrenalin, stresle mücadele
1565 Hz: Ruhsal şifa
—————
528 Hz frekansı tüm evreni şifalandıracak kapasitede mucizevi titeşimlere sahiptir. DNA onarıcı gücü vardır. 396 Hz korkulardan arınmamıza, 741 Hz farkındalığın artmasına ve uyanışa geçmemize, 582 Hz ruhumuzla bağlantıya geçmeye yarar.
—————–
DNA’yı Onaran İyileştirici Frekans– 528 hz

Harvard mezunu ödüllü doktor Dr. Horowitz’e göre sevginin özel renk ve sesleri mevcut. Eğer bu doğru frekansta yayın yapılırsa, kalplerin açık olmasına, barışın sağlanmasına ve şifanın hızlandırılmasına yardımcı olabilir. Sevgi frekansının 528 Hz olduğu ve bunun da 6 yaratıcı frekans arasında yer aldığı ispatlanmış durumda. Bu 528-frekansı notada Mi notasına denk gelir ve Latincede “Mi-ra-gesterum” sözünden çıkar, anlamı ise “mucize”dir. Mi-528 tepe çakrayı temsil eder. Genetik mühendisleri DNA onarımını bu frekansı kullanarak yaparlar.

Normalde notalarda kullandığımız Si, genel kullanımda 523.3 Hz iken, DNA onarımı esnasında bunu 528 Hz’e çıkararak kullanırlar. Bu antik zamanlardan kalma Solfej Skalasıdır.

Modern bilimde vücuttaki elektromanyetik alanlar (Aura) bir takım biyolojik süreçler esnasında gözlenir, hücrelerin bölünüp yenilenmesi gibi… Antik çağlarda, Gregoryanlarda, Himalaya, Moğol yada Tibet yerlilerinde şifa amaçlı kullanılan müzik aletlerinin de aynı frekansı çıkardığı tespit edilmiştir. Yine ağızdan çıkarılan ses tonlamalarının da aynı frekansa denk gelmesi şaşırtıcı olmamalı. Bu, vücuttaki resonansı artırıp titreşimlerin belli bir seviyenin üzerine çıkmamasına yardımcı olur. Bu sayede sadece şifa bulamkla kalmaz, doğa üstü sayılabilecek bir takım gizli kalmış yetilere de kavuşmuş oluruz.

kaynak: Mevlana sevgi yolu