Kalbi‬ okşayan ama sorun yaratmaktan başka işe yaramayan ve vazgeçmek istemediğimiz ilişkiler, alışkanlıklar ve istekler gibi.

imagesCAO7C1TF

Tibet dağlarının ücra köşelerindeki bir manastırda Üstadın başdanışmanı vefat etmişti. Üstad kendisi için bir başdanışman seçmeliydi. Başdanışmanlık görevini yürütebilecek düzeydeki talebelerini topladı ve durumu açıkladı:
– Bana yardımcı olacak bir başdanışman lazım. Birazdan vereceğim problemi çözen kişi benim başdanışmanım olacak.
Bunu söyledikten sonra sehpanın üzerine, zarif bir gülün bulunduğu antika bir vazo koydu. Üstad “İşte problem bu”, dedi ve öğrencilerine başka hiçbir şey söylemeden gözlerini yumdu. Herkes vazonun ve gülün güzelliğine hayran oldu. Ortada bir problemin olduğunu ve onun çözümünün bulunması gerektiğini bilen talebeler kafa yormaya başladılar.


Ansızın talebelerin birisi yerinden kalktı ve elinin tersiyle sehpadaki vazoyu yere savurdu. ‪#‎Üstad‬ gözlerini açtı ve “Artık benim başdanışmanımsın”, dedi. Talebeler olan biteni anlayamadı. Üstad ise sözlerine şöyle devam etti:


– Sizler problemin içindeki cazibeye kapılarak onu ‪#‎çözmekten‬ aciz kaldınız. Bu kardeşiniz ise problemin problem teşkil ettiğinin bilincinde olarak onu ortadak kaldırdı. Hayatımızda cazibesine kapıldığımız bir sürü problem olur, ‪#‎kalbi‬ okşayan ama sorun yaratmaktan başka işe yaramayan ve vazgeçmek istemediğimiz ilişkiler, alışkanlıklar ve istekler gibi.


Önemli olan çözüme ‪#‎odaklanmaktır‬, bizi çözümden uzaklaştıran problemin içindeki güzelliğe değil.

 PAULO COELHO

kaynak: esra reiki

Reiki terapist ve holistik şifa

SİGARAYI BIRAKAMIYORSANIZ BU MEDİTASYONU DENEYİN..

12122687_538691772945613_4068145115802262771_n[1]
Adamın biri bana geldi. 30 yıldır zincirleme sigara içmenin sıkıntısını çekiyordu. Hastaydı ve doktorlar ona; “sigarayı bırakmazsan, hiçbir zaman sağlıklı olamayacaksın” demişlerdi.
O bir sigara tiryakisiydi, sigarayı bırakmak elinden gelmedi. Çaba harcadı-harcamadı değil- çok çaba harcadı, çaba harcarken çok sıkıntı çekti; ama bir iki gün dayanıyor, sonra dürtü çok güçlü bir biçimde gelip onu sürüklüyordu. Yine aynı yinelenen duruma düşüyordu.
Sigara içme yüzünden, özgüvenini yitirmiş, kendine saygısı kalmamıştı. Kendi gözünde değerini yitirmiş, ve kendini dünya’nın en işe yaramaz adamı olarak görüyordu, sigarayı bırakamadığını biliyordu. Bana geldi.
– Ne yapabilirim, sigarayı nasıl bırakabilirim.
– Sigarayı kimse bıramaz. Bunu anlamalısın. Sigara içmek, şu anda yanlızca senin kararın değildir. Senin alışkanlıklar alemine girmiş bu; kök salmış. 30 yıl uzun bir zaman, bedeninde ve kimyanda kök salmış bu; her yana yayılmış. Bu kafandan verilen bir karar değil sadece, kafan birşey yapamaz o gayet güçsüzdür. Kafa bir takım şeyleri başlatır ama kolayca durduramaz. Sigara içmeyi durduramaz, bunu sen uzun bir süre uyguladın sen çok büyüksün -30 yıl sigara içmeyi uygulamak! Sonuçta sigara içme kendiliğindenleşti, onu otomatiklikten çıkarmak zorunda kalacaksın.
-Otomatiklikten çıkartmakla ne demek istiyorsun?
-Bırakmayı kafandan çıkar. Buna gerek yok. 30 yıl sigara içtin ve yaşadın, kuşkusuz sıkıntı çektin, ama buna da alıştın. Sigara içmeden ölmektense birkaç saat önce ölmenin ne önemi var? Burada ne yapacaksın? ne yaptın? Onun için, sorun ne -şu yıl, bu yıl, pazartesi ya da salı öldün, ne önemi var bunun?
-Evet doğru önemi yok
-O zaman sigarayı bırakmayı unut gitsin; onu hiç durduramayacağız. Daha ziyade onu anlayacağız, o halde, gelecek defa bir meditasyon yap. Meditasyon tamamen kendiliğinden oluştan çıkarmakla ilgilidir. Zen mensupları çay içerek meditasyon yapabiliyorsa ve bundan bir tören yaratabiliyorsa, neden olmasın?
sigara içme güzel bir meditasyon olabilir.
Adam önce dehşet içinde “ne diyorsunuz” dedi. Sonra birden canlandı “meditasyon mu? hemen söyleyin bana, bekleyemem!” dedi.
-Cebinden sigara paketini çıkardığın zaman, yavaş hareket et, keyfini çıkar aceleye hiçbir zaman gerek yok. Bilinçli, tetikte, farkında ol; tam farkındalık içinde onu yavaşça çıkar. Sonra sigarayı paketten tam farkındalıkla çıkar -eski telaşlı biçimde, bilinçsiz, mekanik bir şekilde değil- sonra sigara paketine hafifçe vurmaya başla-ama çok tetikte durarak-. Sesini dinle; aynen Zen mensuplarının semaverin mırıltısına, çayın kaynamaya başlamasına ve…aromasına yaptıkları zaman gibi, sen de sigarayı duy ve ondaki güzelliği kokla.
-Ne diyorsunuz siz? güzellik mi?
-Evet güzeldir o.
Tütün de herşey gibi tanrısaldır. Kokla onu Tanrı’nın rayihasıdır o.
-Ne ? Şaka mı yapıyorsunuz?
– Hayır şaka yapmıyorum, şaka yaptığım zaman bile, şaka yapmam. Çok ciddiyim ben. Sigarayı tam farkındalıkla ağzına koy, onu tam farkındalıkla yak. Her eylemini törene dönüştür ve keyfini çıkart, çok sayıda eyleme böl ki böylece gitgide daha çok farkında olabilirsin. İlk nefeste elde ettiğin duman biçimindeki Tanrı’dır. Hintliler “Annam Brahm” der “yiyecek Tanrı’dır” Neden sigara içme de olmasın. Herşey Tanrı’dır. Onu ciğerlerine derinliğine doldur-bir Pranayam‘dır bu. Sonra dumanı salıver, rahatla, bir başka nefes çek-çok yavaşça sürdür bunu. Bunu yapabilirsen hayret edeceksin, yakında bu yaptığın budalalığı göreceksin. Başkaları budalaca olduğunu söylediği için değil, kötülüğünü söylediği için değil, bunu kendin göreceksin. Bu görüş sadece aklın aydınlatmasıyla olmayacak. Tüm varlığından kaynaklanacak; bütünlüğünün görüşü olacak. Günün birinde eğer sigarayı bırakırsan bırakırsın, sürdürürsen sürdürürsün. Bunun için kaygılanmana gerek yok.
Adam 3 ay sonra geri geldiğinde “sigarayı bıraktım” dedi. “Şimdi de bunu diğerlerinde de dene” dedim. Gizem budur; gizem :
Otomatiklikten çıkarmaktır.
Yürürken yavaş, gözlemleyerek yürüyün. Bakarken, gözlemleyerek bakın, ağaçların daha büyük veya küçük olmaları, yeşil yapraklarını veya solmaya yakın kahverengi tonlarını, veya çiçeklerinin daha önce hiç olmadıkları kadar pembe göründüklerini göreceksiniz. Dinleyin! birisi konuşuyor, dedikodu yapıyor. Dinleyin dikkatli dinleyin. Konuştuğunuz zaman dikkatli konuşun. Bırakın uyanıklık, eylemleriniz otomatiklikten kurtulsun. Etkinliklerinizi otomatik hareket olmaktan çıkarabilirseniz, tüm yaşam bir meditasyon haline gelir. O zaman her küçük şey, bir duş alma, yemeğinizi yeme, arkadaşlarınızla konuşma meditasyon halini alır. Meditasyon bir niteliktir; herhangi birşeye sevk edilebilir. O, belirli bir edim değildir. İnsanlar bu şekilde düşünür, meditasyonu belirli bir edim sanırlar-yüzünüz doğuya dönük oturduğunuz zaman, belirli mantraları tekrarlarsınız, bir tütsü yakarsınız, bunu belli bir zamanda, belli bir biçimde, belli bir tavırla yaparsınız. Oysa ki meditasyonun tüm bu şeylerle hiçbir ilişkisi yoktur. Bunlar onu otomatikleştirme biçimleridir, meditasyon ise otomatikleşmeye karşıdır.
Gerçekten tetikte olursanız, herhangi bir eylem meditasyondur; herhangi bir hareket size çok faydalı olacaktır.
OSHO

kaynak esra reiki

Reiki Terapist Ve Holistik Şifa

Sağlık Problemlerinin Nedenlerini Anlamak ve Çözebilmek için Organların Anlamları

12096482_10156114380570557_939878629426388923_n[1]

Aşağıdaki organların yaşamdaki simge anlamları verilmiştir. Bunlar dünyada yapılan istatiksel bilgilere ve duyudışı algıları güçlü bütünsel / holistik uygulayıcıların deneyimlerine göre şekillenmiştir. Her organın birden fazla derin anlamı da vardır. Organların anatomik yapıları ve teşhis-tedavi için uzman doktorunuza görünmeniz salık verilir.

Ayaklar: Kendimizi, başkalarını, hayatı anlama kapasitemizi temsil eder.

Ayak parmakları: Geleceğin küçük ayrıntılarını temsil eder.

Eklemler: Hayatımızın yön değiştirmesini temsil eder.

Ayakbileği: Hareket ve yol belirlemeyi temsil eder.

Dizler: Egoyu, kendimize ve çevreye yargımızı temsil eder.

Bacaklar: Yaşam yolunda ilerlemeyi temsil eder.

Kalça: Büyük kararları ve gidilecek yönü temsil eder.

Omuz: Bedenin eylem merkezidir. Taşıdığımız sorumlulukları temsil eder.

Kollar: Hayat deneyimlerini, sevgiyi kucaklama kapasitesi, yeteneğini ve eylemi temsil eder.

Dirsekler: Eylemlerimize zindelik ve esnekliği temsil eder.

Eller: Hayatla ve kendimizle alış verişi temsil eder. Sağ; alan el (eril). Sol; veren el (dişil). hayatı ele alış biçimimizi temsil eder.

El bileği: Hareketi ve kolaylığı temsil eder.

El Parmakları: Hayatın detaylarını simgeler.

Boyun: Zihin beden dengesini, mantık duygu dengesini ve başı dik tutmayı temsil eder.

Diş ve Diş eti: Sınırları, kararlılığı temsil eder.

Çene: Rahat olmayı ve güveni temsil eder.

Sırt, Hayata karşı dik durmamızı ve gücü temsil eder.

Karın: Kendimize ve çevreye güveni, değeri temsil eder.

Göğüs: Dışarıdan nasıl göründüğümüzü, imajımızı temsil eder.

Göğüsler: Anneliği ve şefkati temsil eder.

Yüz: Dünyaya gösterdiğimizi temsil eder.

Kaslar: Hareketi, gücü ve kararlılığı temsil eder.

Kaba etler (butlar): Gücü temsil eder. Gevşek olması, kabahatler, gücün kaybolması.

Omurga: Hayatın esnek desteğini temsil eder.

Kemikler: İnsanın temel yapısını, dengesini ve gücünü temsil eder.

Rahim ve Yumurtalıklar : Yaratıcılığı, yaşam kaynağını temsil eder.

Vajina: Açıklık ve teslimiyeti temsil eder.

Testisler: Cinsel arzu ve gizli tutkuları temsil eder.

Prostat: Cinsel ve yaşamsal gücü temsil eder.

Kan: Bedende hazzı temsil eder.

Mide: Kişi ve olayları sindirimi, kaygıyı temsil eder.

Böbrek: Duyguları, ikili ilişkileri ve dengeyi temsil eder.

Mesane: Yaşanılan korku ve sorunların depo edilişini temsil eder.

Bağırsaklar: Özümsemeyi, alış-verişi ve duyguları temsil eder.

Rektum: Boşaltmayı, öfke ve şiddet duygularının dışa vurumunu temsil eder.

Karaciğer: Değişimi, dönüşümü ve öfke – kin – tepki duygularını temsil eder. Varlık amacımızla da ilgilidir.

Safra: Bilgileri değerlendirme ve özümsemeyi temsil eder.

Kalp: Sevgi, güven ve neşeyi temsil eder.

Akciğerler: Yaşam alanımızı, duyguları ve bağımsızlığı temsil ederler.

Nefes: Hayatı içimizde hissetme yeteneğini temsil eder.

Diyafram: Duygu paylaşımını temsil eder.

Epifiz: Gece gündüz dengesini, dünyevi – uhrevi dengeyi temsil eder. Ruhun yeri olarak bilinir.

Hipofiz: Başkalarını ve kendimizi ( otokontrol ) kontrolü temsil eder.

Tiroid: İletişim ve hayattaki akış hızımızı temsil eder.

Timüs: Bağışıklık sistemini temsil eder.

Böbreküstü: hayattaki heyecanı ve kendi ayaklarımız üzerinde duruşu temsil eder.

Pankreas: Hayatın tadını simgeler.

Eşeysel bezler: Üreticiliği, yaratıcılığı, hayattan alınan keyfi temsil eder.

5 Duyu

Antik filozoflar duyuları “ruhun pencereleri” olarak tanımlamışlardır. Aristo bugün en çok bilinen 5 duyudan bahsetmiştir.

Duyu organları, en basit haliyle, “5 duyu” olarak da adlandırılan; görme, koklama, işitme, tat alma ve dokunma işlevlerini yerine getiren göz, burun, kulak, dil ve deridir.

Gözler: Geçmişteki, an’daki ve gelecekteki berrak görüşü ve vizyonu simgeler. Gözler ruhun aynasıdır.

Kulaklar: İşitme kapasitesini, duymak isteyip istemediğimiz kişi ve olayları temsil eder. “Kulak kesilmek.”

Burun, oksijeni ve yaşam enerjisi prana’yı akciğerlere alış yolumuzdur. Yaşamın hem tatlı hem de sert yanlarını algılamamızı temsil eder. “Havayı koklamak.”

Dil, hayatın tadını ve söylenen şeyleri yutmayı, kendimizi ifade etmemizi temsil eder.

kaynak: sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bir kadın, bir arkadaşıyla aslında çok az tanıdığı bir kişi hakkında dedikodu yapmış.

kaanil_1347614795171[1]

Bir kadın, bir arkadaşıyla aslında çok az tanıdığı bir kişi hakkında dedikodu yapmış. O gece bir rüya görmüş. Tam tepesinde bir el belirmiş ve bu kadını işaret etmiş. Bir anda müthiş bir suçluluk duygusuyla dolmuş içi!

Ertesi gün, günah çıkarmak için kiliseye koşmuş. Yaşlı bir rahip varmış, ona her şeyi anlatmış ve sonra… “Dedikodu yapmak günah mı?” diye sormuş. “Beni işaret eden o el, Tanrı’nın eli miydi?”, “Özür dilemeli miyim?”, “Yanlış bir şey mi yaptım?”

Yaşlı rahip… “Evet” demiş.
“Cahil kadın, bir kimsenin etrafta nasıl tanınacağını etkileyecek dayanaksız sözler söyledin. Utanmalısın!”

Kadın üzgün olduğunu söyleyip af dilemiş.
Rahip, “O kadar çabuk değil, dur bakalım. Önce evine gitmeni istiyorum, eline bir yastık alıp, çatıya çıkmalısın. Bir bıçakla yastığı kesip, bana gelmelisin…”

Kadın biraz şaşkın, evine dönmüş. Yataktan bir yastık, çekmeceden bir bıçak almış, çatıya çıkmış. Yastığı kesmiş. Sonra rahibe gitmiş…

Rahip sormuş: “Tamam mı?”
Kadın: “Evet, yaptım!” diye cevap vermiş.,
Rahip: “Ne gördün?”
Kadın: “Tüyler…”

“Tüyler!” diye tekrarlamış Rahip…
“Her yerde tüyler vardı…” demiş Kadın.
Yaşlı Rahip, “Şimdi geri dönmeni ve rüzgarla uçuşan tüm tüyleri toplamanı istiyorum. Hepsini!”

Kadın: “Ama bu imkansız. Nereye gittiklerini bilmiyorum. Rüzgar hepsini aldı götürdü…”

Rahip… “İşte!” demiş.
“Dedikodu tam budur.Bir kere başlatınca bir daha durduramazsın, pişman olsan bile! Belki birkaç kişiye söylediklerinin yalan olduğunu anlatabilirsin, fakat dedikodu rüzgarları artık onları her yere taşıdı bir kere. Tek bir kibriti üfleyerek söndürebilirsin, fakat tek bir kibritin başlattığı koca bir orman yangınını bir üflemeyle söndüremezsin!”

Doğum Tarihinize Göre Hangi Renksiniz?

renkler_dogumgunu[1]

25 Haziran – 4 Temmuz Kırmızı

5 Temmuz – 14 Temmuz Turuncu

15 Temmuz – 25 Temmuz Sarı

26 Temmuz – 4 Ağustos Pembe

5 Ağustos – 13 Ağustos Mavi

14 Ağustos – 23 Ağustos Yeşil

24 Ağustos – 2 Eylül Kahve

3 Eylül – 12 Eylül Turkuaz

13 Eylül -22 Eylül Bej

23 Eylül Zeytin Yeşili

24 Eylül – 3 Ekim Mor

4 Ekim – 13 Ekim Lacivert

14 Ekim – 23 Ekim Gümüş

24 Ekim – 11 Kasım Beyaz

12 Kasım – 21 Kasım Altın

22 Kasım – 1 Aralık Krem

2 Aralık – 11 Aralık Gri

12 Aralık – 21 Aralık Kestane

22 Aralık Nefti

23 Aralık – 1 Ocak Kırmızı

2 Ocak – 11 Ocak Turuncu

12 Ocak – 24 Ocak Sarı

25 Ocak – 3 Şubat Pembe

4 Şubat – 8 Şubat Mavi

9 Şubat – 18 Şubat Yeşil

19 Şubat – 28 Şubat Kahve

1 Mart – 10 Mart Turkuaz

11 Mart – 20 Mart Bej

21 Mart Siyah

22 Mart – 31 Mart Mor

1 Nisan – 10 Nisan Lacivert

11 Nisan – 20 Nisan Gümüş

21 Nisan – 30 Nisan Beyaz

1 Mayıs – 14 Mayıs Mavi

15 Mayıs – 24 Mayıs Altın

25 Mayıs – 3 Haziran Krem

4 Haziran – 13 Haziran Gri

14 Haziran – 23 Haziran Kestane

24 Haziran Gri

KIRMIZI

Şirin ve sevgi doludur. Her zaman aşık olmasını sever. Genellikle neşeli ve haraketlidir, ama arada mutsuz oduğu anlar da yok değildir.İnsanlarla iyi ilişkiler kurar, çekingenlik yapmaz.

TURUNCU

Sorumluluğu ve uyumlu ilişkiler kurmayı sever. Bir şeye ulaşmak için çok çalışır, rekabetçidir. Arkadaşlık konusunda kimseye güvenmez, ancak doğru insanı bulunca ona sonsuza kadar güvenebilir.

SARI

Abartısız, müşfik, cömert ve tatlı bir tiptir. İnsanlara güvenir, ilişkilerde önder olma ruhuna sahiptir. Asla altta olmayı sevmez. Başkaları için karar vermeye bayılır. Romantik bir aşk arar.

PEMBE

Her zaman yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışır. Diğer insanları korumayı ve anlara yardım etmeyi sever. Ancak zaman zaman olumsuz düşüncelere sahiptir. Masallardaki gibi bir aşk ister

MAVİ

Kendine fazla güvenmeyen, gerektiği zaman cesur olabilen bir yapıya sahiptir. Artistik bir doğası vardır ve aşık olmayı sever. Kalbinin sesini dinlemek yerine mantığını kullanmayı tercih eder.

YEŞİL

Her ortama ayak uydurur, kolaylıkla yeni insanlarla tanışır. Zarif, lüksü seven, kendine güvenen, sağlığına düşkün kararlı , sabırsız ve başkalarını yönlendiren bir tiptir. Hayatının tek ve gerçek aşkını bekler

KAHVE

Haraketli ve sportiftir.Başkalarını kendine yaklaştırmaz, kimseyle kolay kolay yakınlık kurmaz, kuramaz. Ancak buna rağmen çabuk aşık olur. Ateşı de çabuk söner. İdeal olanı bulana kadar da arayışını sürdürür

TURKUAZ

Duyguları aniden ve kolay değişebilir. Genellikle yalnızdır. Seyahat etmeyi sever.Sadık ve iyi bir dinleyicidir, fakat anlatılanlara kolay inanır. Aşkı bulmak ona göre zordur, aşk yüzünden çok kolay incinebilir.

BEJ

Sakindir, ama hemen strese girebilir. İlişkilerinde kıskançtır, küçük şeylerden mızmızlanır. Sezgileri güçlüdür ve çalışkandır, bencilliği hiç sevmez. Ayrıca merhametlidir. Arkadaşları için her türlü fedakarlığı yapar.

SİYAH

Sağlam yaratılışlı, cesur , güçlü , bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu pek yoktur. Bir karar almadan evvel, uzunca bir süre düşünür, ayaklarını yere sağlam basar. Aşkı da farklı yaşamayı sever

ZEYTİN YEŞİLİ

Sakin ve yumuşak mizaçlıdır.Şiddeti sevmez, kavgadan her zaman uzak durur. Yerine göre davranmasını ve konuşmasını iyi bilir. Hassas, nazik ve neşelidir. Kıskançlıktan hoşlanmaz. Adalet duygusu gelişmiştir.

MOR

Gizemli, çekici, anlayışlı, insanları etkilemeyi seven asla bencil olmayan bir yapısı vardır. Arkadaşları arasında oldukça popülerdir. Gününün nasıl geçeceği belli olmaz; çünkü psikolojik durumu çok çabuk değişir

LACİVERT

Dikkat çakici, zevkli, yaşamayı seven ve hayata bağlı bir tiptir.Genellikle yaptığı işe konsantre olmakta güçlük çeker. Aşkta duygusal, hassas ve tutkulu olabilir. Birisine kızdığı zaman çok zor affeder.

GÜMÜŞ

Hayal gücü yüksektir. Bu yüzden orijinal fikirleriyle ünlüdür. Utangaç, hırslı, kendine güvenen ve yeni deneyimlere açık bir özelliği vardır. Kolay öğrenir. Çapkınlıkları yüzünden aşk hayatı biraz karışıktır. gururlu

BEYAZ

Tutkulu ve hırslıdır. Bu yüzden de çabuk kıskanır ve her şeye kolay tepki veremez.Asil bir ruhu vardır, takdir etmeyi de bilir.Bazen kandini diğer insanlardan farklı ve üstün görür.

ALTIN

Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilir. Neşeli, adil ve dışadönüktür. İnsanları etkilemeye çalışmaz. Çok kolay huzursuzluğa kapılır. İlişkilerinde hassastır, bu yüzden aradığını bulmakta güçlük çeker.

KREM

Yarışma ruhuna sahip ve sportiftir. Kaybetmeyi asla sevmez ve çoğunlukla neşelidir. Güvenilir ve dışa dönüktür. Aşkı dikkatlice seçer , ancak çabuk aşık olmaz. Doğrusunu bulmak için uzun süre beklemeyi tercih eder

GRİ

Çekici, hayat dolu, dost canlısıdır. Hayal gücü fazlasıyla yüksektir. Duygularını asla gizlemez, bazen bencil olur. Başkalarının gününü aydınlatır,doğru sözü doğru yerde söyler.

KESTANE

Zeki, güçlü, bağımsız ve ne yapacağını bilen biridir. Sosyal olmayı sever, ancak başkalarını düşünmeden kendi bildiğini de yapmaktan kaçınmaz. Espriden anlar. Akıllı ve pratik olmasına rağmen tembelliği de sever.

NEFTİ

Zevklidir , görünüşüne çok önem verir, materyalist de denebilir. Hayatı ve kariyeri için çok düzenli çalışır. Ekonomiktir. Gereksiz risklere girmez. Liderlik , ruhunda vardır. Arkadaş edinmekte üstüne yoktur.