Dünyada bir benzeri bulunmuyor…!

1400556_455999024513856_975081564_o[1]

Kastamonu’ da 200 yıllık olduğu tahmin edilen armut ağacının dünyada bir benzerinin daha bulunmadığı belirtildi…

kaynak: Kastamonu valiliği

BİR BAŞKASINI İYİLEŞTİRMEK İÇİN DUA.

2016-çiçek-bahçesi-fotoğrafları[1]

Şimdi bedenime, ellerime,  gözlerime ve  kalbime akıp beni tüm olumsuzluklardan arındırması için Yaşamın Muazzam Şifa verici enerjilerini çağırıyorum. Bilinçliliğim ve varlığım şimdi Şifanın Üstatları ve Melekleri ile rezonansa girsin. İlahi Işığın şifası şimdi bana gelsin. ve geliyor da.

ŞİMDİ Benden de  __alıcının ismi___  tüm korkularına, ağrılarına, acıyılarına , önyargılarına, yaralarına, gözyaşlarına,  belirsizliğine, kör inançlarına, kalbindeki nefrete, öfkeye ve  bildiği bilmediği tüm rahatsızlıklarına akıp, olanları sevgiye dönüştürsün ve koşulsuz sevginin önü açılarak uygun olan şifa bütünün ve   ___alıcının ismi___   en yüksek hayrına gerçeklesin. ve gerçekleşiyor da

Biz nefes alıp verirken, ellerimi bu beden ve bu kalp üzerinde tutarken, onu iyileştirmek  ve Sonsuz Şifa’yı onun üzerine yerleştirmek için ALLAH’IN Şifa gücünün enerjileri öne çıksın. Salıverilmeye hazır olan şeyler, Allahın gözetiminde, bu çevrenin rahatlığında ve güvenliğinde ve Şimdi burada olan Sonsuz Şifa enerjilerinin ve Sevgi Meleklerinin yardımı ile salıverilsin. Dönüşümün ve bağışlamanın enerjileri bize akıp bizi onurlandırsın. ve akıp onurlandırıyor da.

Şimdi ve her zaman sevgi dolu iyiliğin bir enstrümanı olduğumu biliyor ve kabul ediyorum.

Şimdi Işığa ve şifaya daha çok hizmet edebilmek için enerjilerimin yükseltilmesini talep ediyorum.

ve öyle oldu ve öyledir.

Amin.

* Cavit ÇAĞ

Marifet Kıymetini Bileni Bulmakta…

1908406_869468219783205_2644353400286590483_n[1]

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip:

“Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar.

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.

“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?”

Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?”

“Ne istiyorsan veririm.”

Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”

Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar:

“Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?”

Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir.

Bilge hoca çok kısa cevap verir:

“Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir.”

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.

Mesele kuyumcuyu bulmaktadır…

“Böbrek taşından korunmak için limon tüketin”

12141624_931077943625874_7697660456663265243_n[2]

“Böbrek taşından korunmak için limon tüketin”

Ülkemizde sık karşılaşılan böbrek taşı sorununun; erkeklerde yüzde 15, kadınlarda ise yüzde 7 oranında görüldüğünü belirten Ürolog Op. Dr. Çağrı Güneri, yaz mevsiminde su kaybıyla birlikte böbrek taşı riskinin de arttığını söyledi.

Böbrek sağlığı açısından yaz aylarında herkesin, özellikle de böbrek taşı öyküsü bulunanların daha dikkatli olması gerektiğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Çağrı Güneri, bol miktarda sıvı tüketmenin böbrek taşı oluşumunu engellemek açısından büyük önem taşıdığına vurgu yaptı.

Güneri, böbrek taşından korunmak ve mevcut taşın büyümesini önlemek için yapılması gerekenleri şöyle özetledi:

BÖBREK TAŞINDAN KORUNMAK İÇİN BUNLARA DİKKAT

• Günde en az 2.5 litre sıvı tüketmeye özen gösterin.
• Aşırı tuz tüketiminden kaçının.
• Aşırı hayvansal protein alımından uzak durun.
• Süt ve süt ürünlerini ihtiyacınız kadar tüketin.
• Ailenizde böbrek taşı öyküsü varsa düzenli olarak üroloji kontrolünden geçin.
• Yan ağrısı, idrarda yanma gibi şikayetleri ciddiye alın.
• Düzenli spor yapın.
• Özellikle yaz aylarında aşırı çay ve kahve tüketiminden kaçının.
• Taş oluşumunu tetikleyebilen fındık, fıstık, çikolata gibi oksalat yüklü yiyecekleri azaltın.
• Tekrarlayan taş hastalığınız varsa hekiminiz değerlendirmeler sonucunda tekrar taşınız oluşmaması için tedavi verecektir. Hekiminize danışmadan ilaç almayın.
• Bol limon tüketin. Limon, birçok taş türünden korumada etkilidir ve tavsiye edilir.”

kaynak: sağlık olsun

Mandala Atölyesi- Para, Bolluk, Aşk, İş, Sağlık Niyetlerimizi Evrene Gönderiyoruz… Kaçırmayın

11220472_836032099843107_741627746751457083_n[2]
Uzun zamandır Mandalalar çok ilgimi çekiyordu. Bunun üzerine daha detaylı öğrenmek için kurslara gitmeye karar verdim. Bu kurslarda niyet, geçmişi geride bırakma, temizlik mandalası gibi çeşitli mandala çizimlerini öğrendim. Aldığım meditasyon ve enerji çalışmalarıyla birleştirerek ”Mandala- Kendine Tanıma Atölyesi” adı altında eğitimlere başlamaya karar verdim. Bu eğitim sırasında uygulayacağım psikolojik testle kendimizi, ihtiyaçlarımızı ve bırakmamız gerekenleri daha iyi anlayacak ve mandala çizerek onlardan özgürleşeceğiz. Bütünün ve hepimizin hayrına olsun… Ve öyle de oldu:)))

5 Aralık Cumartesi 2015

14.00-17.00

Mandala Hakkında Bilgi

Mandala Meditasyonu

Bırakmayı Öğrenme ve Temizlik Mandalaları Çizimi

Mandala Yakma Töreni

Yeniye Yer Açma İçin Deeksa Enerjisiyle Yıkanma

6 Aralık Pazar 2015

14.00-18.00

Hangi Saatlerde Mandala Çizmeliyiz

Kendi Mandalamızı Nasıl Yaratırız

Psikolojik Test ve Değerlendirmesine Göre Niyet Mandalanızı Belirleme

Niyet Mandalası Meditasyonu (Para-bolluk-bereket-aşk-sağlık gibi niyetleri evrenle paylaşacağız)

Niyet Mandalanızı Çiziyorsunuz ve Deeksa Enerjisiyle Evrene Gönderiyoruz…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

7 Kimyasal İlaca 7 Doğal İlaç…

12065504_931841046882897_8618029278233394132_n[1]

Okuyun, Güne Farklı Başlayın… Dört Hikaye Dört Ders…

12191931_931951043538564_8180626911846495766_n[1]

SAKIN OKUMADAN GEÇME !
1.Hikâye
Kavak Ağacı ile Kabak Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.
1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz.. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.
2. Hikâye
En iyi Buğday Her yıl yapılan ‘en iyi buğday’ yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
-Neden olmasın, dedi çiftçi.
-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır.
Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir.
Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.
2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.
3. Hikâye
Geleceğini biliyordum…
Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,
-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür.
Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.
Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
-Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi…
-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.
Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
-Geleceğini biliyordum… Geleceğini biliyordum…
3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.
4. Hikâye
Denizli’de arastirma yapmak icin kamp kuran bir grup universite ogrencisi, kamp yakinina tuneyen bir Denizli horozunun sabahin erken saatlerinde yuksek sesle otmesinden cok rahatsiz olmuslar….
Sabahin korunde ortaya cikan horoz, once dikleniyor, sonra dakikalarca otuyormus…
Tabii ekipte ne uyku ne de huzur birakmiyormus. . .
Sonunda sabirlar tukenmis…
Susturmak icin baslamislar horozu kovalamaya.. . Horoz onde.. Gencler pesinde…
Mahalle arasina dalmislar… Kovalamacayi goren, fakat bir anlam veremeyen yasli dede, seslenmis:
– Hey, evlatlar!.. Bu zavalli horozu niye urkutuyorsunuz? ..
– Dede, sabahin korunde otmeye basliyor, kampi ayaga kaldiriyor. O yuzden basini kesecegiz!..
– Yaziktir evladim yapmayin!.. demis ihtiyar, birakin, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsiz etmez sizi…
Gencler bunun uzerine kovalamayi birakmislar.
Ertesi sabah, hafif ‘gak – guk’ sesleri disinda horozdan kayda deger hicbir ses cikmadigini gorunce de sasirip dedeye kosmuslar:
– Yahu dede, ne yaptin da bu horozun sesini kestin?..
Ihtiyar gulmus:
– Kicina zeytinyagi surdum. Horoz kabararak otmeye yeltendiginde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsin… Ancak ‘gak – guk’ edebiliyor.. .
Kissadan hisse:
Arkan saglamsa, istedigin kadar kabarir, diklenir, sozunu dinletirsin.
Arkan bir gevsemeye gorsun, ancak ‘gak-guk’ edersin….
‘Her sabah Afrika’da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.
Her sabah Afrika’da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.
Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur. Afrika Atasözü
Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar.
Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer.
Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir.

İlişkinizi Güzelleştirmek İçin Oniki İpucu…

uyumlucift_5[1]

1. Kahkaha Ortak şeylere gülebilmek ilişkilerde çok önemli. Eşinizin mizah anlayışı sizden tamamen farklı da olsa, her şeye rağmen birlikte gülmek veya gülümseyebilmek gerekli. Bilinen o ki, ”birini sevmek, onu mutlu görmeyi istemektir”, öyleyse mutlu bir ilişki aptalca bile olsa espriler, kahkahalar ile doludur. Yaşanılan dünya çok komik ve eğlenceli olmayabilir, ama unutmayın ki bu çoğumuz için geçerli…

2. Birlikte Yenilenmek, Keşfetmek Dünya, ülkeler, kasabalar keşfedilmeyi bekleyen ilginç yerlerle dolu. Hatta oturduğunuz şehrin hala görmediğiniz mahallleri, piknik alanları, park-bahçeleri vardır. Mutlu bir ilişkinin geri bildirimlerinde, birbiriyle uyumlu çiftelerin ”yeni kişilerle tanışan ve yeni yerler keşfeden ” kişiler olduğu belirlenmiş. Biraz maceracılık aslında iyi bir şey… Taraflardan birisinin tutuk ve durağan, diğerinin çokca hareketli olması bir yere kadar denge sağlıyorsa da, ilişkiyi sıkıcı ve mecburi hale getiriyor.

3. Güvenlik Ve gelelim en temel noktaya. Mutlu bir ilişkinin en önemli kısmı eşinize güvenmekle mümkün oluyor. Hemen ilk akla gelen ”eşin” ihaneti olsa da, eşiniz ile tartıştığınızda kızgınlık anlarında ”sizi terk edebileceğine dair” korkmadan ve üzüleceğinizi gözardı ederek tehditkar sözler söylemesi, GÜVENSİZLİK hissini doğuruyor. Bu his malesef, kızgınlıkla söylense dahi çok masum olmuyor. Ağızdan çıkana dikkat etmek gerek…

4.Birbirini gördüğünde heyecanlanmak Biliriz ki, ilişkilerin üzerinden bir kaç yıl geçince, ilk görüşte olduğu gibi midemizde kelebekler uçuşmaz. Ama yine de birbirinden ”kısa” sürelerle uzak kalındıktan sonra, eşlerin ilk karşılaşması heyecan ve mutluluk içermesi lazım. Hele de, korkunç bir günün sonunda, berbat bir ruh hali içindeyken, eşinizi görünce ”mutlu olmak” yerine daha kötü hissediyorsanız, bu ilişkide sorun var diyebiliriz.

5. Tutku Tutku kelimesi ”öpüşme ve tutkulu seks” algısı yaratsa da, mutlu ilerleyen beraberliklerde başka anlamı da içeriyor. Eşlerin her daim birbirini ” güzel ve yakışıklı” bulması da TUTKULU olma anlamında. Her eş, beğenildiğini hissedecek yani… Yoksa hep beğenilme derdine düşecek..

6. Küçük jestler ”En sevmediğinizi yaparsanız, cok sevdiğinizi anlatırsınız” Bu acayip gelebilir size… Oysa basit ve ekonomik bir yoldur, hem de en etkili İLİŞKİ KUVVET MACUNUDUR… Yemek pişirmekten ya da ev temizliğinden hiç haz etmeseniz bile, arada sırada jestler yapın. Doğum günü, yılbaşı, evlilik, sevgililer gününü anlamsız bulabilirsiniz… Entellektüel ya da dini yanınız da olsa bu günleri UYANIK DAYATMALAR kabul eden, eşiniz seviyorsa arada bir yapın… Ne dinsiz olursunuz ne de ”entellektüel” halinize zarar gelir. Gönül fethedip ilişkinize katkıda bulunursunuz sadece…

7. Anlamak Eğer romantik komedi, dramatik bir film izlerken, eşiniz ağlıyorsa ve bunu ”anlamsız ve komik” buluyorsanız, sınıfta kaldınız… Birbirini ”anlamak” bildiğimiz kadar kısıtlı anlam içermiyor. Birbirimize ”benzememek” tuhaflık değil, dipteki duygularımızın açığa çıkış şeklidir… Ve bu küçük cilveli istemsiz davranışlar, büyük ve derin sevgi içerir.

8. Birisi aptal olmalı Hayat zor ve herkes ”cin” gibi olmak zorunda. Haklısınız… Aptallık zamanı değil. Ancak her doğru her konuda geçerli değil… Sosyal ve iş yaşamında ne denli akıllı olsak da, ilişkilerde ”biraz ” aptallık zarar getirmez. Aptal olmakla, aptal davranmak farklıdır ve inanın sizi küçültmez… Çata çat tartışmalar, her lafa laf kondurmalar, benimle baş edemezsin havaları, ilişkiyi AŞK olmaktan çıkarıyor.

9. Birbirinizi alkışlayın Harika bir ilişki ise aranan, formül şu, ”birbirinizi başkalarının yanında KÜÇÜK düşürmeyeceksiniz” Yalancı durumuna koymayacaksınız, alay etmeyeceksiniz, eksik gedik aramayacaksınız… Çok zor belki ama, aynı takımı tutan iki AMİGO’nun yaptığı gibi, birbirinize tezahürat yapıp, sınırsız destek sunacaksınız. Hele ki, ailelerinizin yanında eşinizi küçük düşürmek demek, ilişki cinayetidir.

10. Karşılıklı güven Güven öyle geniş anlam içeriyor ki, olmazsa olmaz PARAYI DA içine alıyor günümüz ilişkilerinde. Birbirinden para saklayan eşler, çaktırmadan başkalarına (aile fertlerine vs) ortak gelirden para transferi yapan taraflar var. Bilinmeli ki bu İYİ NİYETLİ durumun fark edilmesinden sonra İLİŞKİ ye çok ciddi darbe vuruluyor. Ve maalesef ki taraflar baltalanmış bu güveni nasıl düzelteceğini de uzun yıllar bilemiyor.

11. Saygı İyi bir ilişki içinde, her iki eşin de birbirlerine hayran ve birbirlerine saygı duydukları noktalar olmalı. Başkalarının ne söylediği ne gördüğü ve düşündüğü önemli değil… Kimse eşinizin merhametli kalbi olduğunu bilmek ve takdir etmek zorunda değil. Ama sizin bu harika davranışın farkında olmanız, farkında olduğunuzda da saygınızı belirtmek için ” takdir” etmeniz gerekir… Ve hiç kaygılanmayın, kimse böylesi güzel bir fıtrata sahipken şımaramaz…

12. Suç ortağı olmalısınız Bazı kardeşler annenin sevdiği vazo kırıldığında suçu ortak üzerlerine alırlar. Bazıları da ya hemen suçu birbirlerine yükler ve temize çıkarlar. Değerli ve sevgi dolu beraberliklerde de taraflar ortada bir yanlış karar, hata yapan çocuklar, batmış ortak bir iş vs olduğunda suçu birlikte sırtlanırlar. İlişkilerde ki elele durmak demek bolca ”kardeşlik” kutsaliyeti ” de taşır… Psikoterapist Gülhan Akşit Şener

Kalbe Hitap Eden Ve Kendini Birlik Bilincine Adayan Sevgili Tuba Küçükaksu’yu Tanıyalım…

12140119_832529183526732_6185790072361113285_o[1]

Kişisel arayışlarım doğrultusunda çıktığım yolculukta yolum Tuba Küçükaksu’yla karşılaştı.. Kendisinin insancıl, sevecen, yardım eden, sakinleştiren enerjisine bayıldım ve verdiği tüm eğitimlere katılmaya başladım. Eh bu kadar faydalandığım birini sizlerle paylaşmasam olmaz deyip kendisiyle kısa bir söyleşi yapmaya karar verdim. Buyrun…

Kalbe Hitap Eden Ve Kendini Birlik Bilincine Adayan Sevgili Tuba Küçükaksu’yu Tanıyalım…

Bu işe başlamaya nasıl karar verdin Tuba?

Uzun yıllar Turizm sektöründe çalıştım. Finansal olarak da gayet rahat bir konumdaydım fakat zaman zaman kendimle kaldığımda içimden yükselen ve beni rahatsız eden bir boşluk hissi oluşuyordu. Sanki bir şeyler eksikti. Bunun üzerine “Karşıma bir işaret çıksın” dediğim günlerde “Aydınlanma Fenomeni” adlı bir kitap ile karşılaştım. Bu kitap, Hindistan’daki bir Üniversitedeki 21 günlük ruhsal uyanış yolculuğunu anlatıyordu. Kitabı okuduktan sonra oraya gitmem gerektiğini hissettim fakat bunun için kurulu düzenimden vazgeçmem yani tüm hayatımı etkileyecek önemli bir seçim yapmam gerekiyordu.

O zaman çok radikal bir seçimle yüz yüze mi kaldın?

Evet. İşimden ayrılmam ve aynı anda bu yolculuğun maliyetini karşılayabilecek yüklü bir kredi çekmem gerekiyordu. En başta ebeveynlerim ve yakın çevrem gitmemem yönünde çok ciddi baskı yaptı ve karşı çıktılar. Onları için kurulu düzeninizi bırakıp gitmek, her şeyi çöpe atmak gibiydi. Bu özellikle annem, babam için çok kabul edile bilinir, anlaşılabilir bir şey değildi. Nasıl yaptıysam bir şekilde bu riski aldım ve ilerisini göremediğim bu gizemli yolculuğa başlamaya karar verdim.

Ve uçağa binip gittin yani?

Evet, bu çok çılgınca geliyor olabilir. Sadece bir kitapta okuduğunuz, Hindistan’da bir üniversiteye. Şu an hala böyle bir kararı nasıl verdiğimi kendim bile anlamış değilim. Oluverdi işte J Gittim ve o kitapta okuduğum 21 günlük sürece katıldım.

Ne gibi değişimler yaşadın?

Orada, o yüksek enerjinin içindeyken neler olup bittiğini, nelerin değiştiğini insan pek kavrayamıyor. Değişimi, ülkenize döndüğünüzde, yani bilindik alana geri geldiğinizde yaşamaya başlıyorsunuz. Üstümde çok olumlu etkileri oldu diyebilirim. Artık eskiden sinirlendiğim şeylere sinirlenmiyordum, olaylara bakış açım genişlemişti, bir nevi nötrleşmiştim. Geçmişimle, tüm ilişkilerimle ve kendimle yüzleşmiştim. Anlayacağınız önce her şey darmadağın oldu, gitmesi gerekenler gitti, dönüşmesi gerekenler dönüştü ve yeni bir şeyler geldi ve o boşluklar doldu. Beni tanıyan çok eski dostlarım eski Tuba’nın gittiğini, başka bir Tuba’nın geldiğini sürekli dile getiriyorlardı. Bu sözler yaşadığım sürecin işlediğinin bir göstergesi olarak kabul ettim.

Bu arada krediye ne oldu?

Bu kredi olayı da çok ilginç bir hal aldı. Uçaktan inerken telefonu açtığım an, tanımadığım birileri bana çalışma için teklifler sunmaya başladı. O andan itibaren yoğun bir çalışma temposuna girdim. Sanki ben borçlanmamışım, hiç endişe etme fırsatım oluşmadan ödeme zamanı geldiğinde bir şekilde kredim tıkır tıkır ödeniyordu.

Sonraki süreç nasıl işledi?

Hindistan’a gidip gelmelerim devam ederken aldığım eğitimleri burada paylaşmaya devam ettim. Üniversitenin Türkiye koordinatörlüğüne getirildim ve yıllarca bunu sürdürdüm. Başka alanlarda da eğitimler alarak seyyah misali Türkiye’nin birçok şehrinde seminerler, grup çalışmaları ve bireysel seanslar vermeye başladım. Şu an sevgili kardeşim Tarkan Küçükaksu ile Gümüşsuyu’nda açtığımız atölyemizde bütün bu çalışmaları paylaşmaya devam ediyorum.

Bize biraz “Birliğe Uyanış” eğitiminden bahseder misin?

Hindistan’da Birlik Üniversitesinde verilen 21 günlük eğitimin iki güne dönüştürülmüş hali diyebiliriz. O zaman sene 2005’di şimdi 2015. Hem gezegenin hem de insanların enerjileri değiştiğinden Birliğe Uyanış’ da haliyle değişti. İki tam gün gerçekleştirdiğimiz seminerimizin oldukça yoğun ve derin bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Sekiz adet yaşam dersinden oluşuyor, unuttuklarınızı hatırlatan, hayatta uygulayabileceğiniz basit yöntemler ve formüller ile farkındalığınızı yükseltmeye ve dengeye gelmenizi kolaylaştıran, ‘İlahi Dokunuş’ ile istediğiniz zaman yüksek bilince çapa attığınız eğlenceli bir yolculuk. Ayrılık bilincinden birlik bilincine açılan uyanış kapısı. Süreç herkesin ihtiyacına göre farklı faydalar sağladığı için katılan herkes farklı sonuçlara ulaşıyor. Anlatılması güç, deneyimlenmesi gereken bir şey. Aslında sürece katılmış biri olarak Birliğe Uyanış ‘da neler yaşadığını senden de dinleyebiliriz. J  Web sitemizde “Sizden Gelenler” diye bir bölümümüz var, merak edenler oraya eklediğimiz geri bildirimlerini okuyabilirler.

Başka eğitimler veriyor musun?

Evet veriyorum. Turizm’de görev yaparken ve Birlik Üniversitesi ile ilişkim başlamadan evvel ilk olarak herkesin bildiği, Reiki denilen bir şifa tekniğiyle tanıştım. Şifa ile ilgili yüksek frekanslı çeşitli enerji sistemleri, Feng Shui, nefes, koçluk ve meditasyon gibi konulara yoğunlaştım. Bilgi aktarmaktan çok uygulamayı ve uygulatmayı tercih ediyorum. Bizde büyümesi ve gelişmesi gereken alan orası diye düşünüyorum.  Bence herkes zaten her türlü bilgiye sahip ve istediği zamanda istediği bilgiye ulaşabiliyor. Önemli olan bu bilgileri yaşama geçirebilmek, iş yerinizde, ilişkilerinizde, hayatın her alanında bunları uygulayarak farkındalıkla yaşamak. Bunu yaparsanız daire tamamlanıyor. Bundan dolayı bolca uygulama ağırlıklı eğitimleri tercih ediyorum.

Bu konulara yeni başlayanlar hangi eğitimlere gitmeli? Tavsiyeniz var mı?

Ruhsal dünyaya açılan birçok kapı var. Öncelikle kendinizi tanımanız ne olduğunuzu veya ne olmadığınızı idrak etmeniz gerekiyor. Sonrasında zaten yol kendiliğinden beliriyor. Başlangıç için Reiki aslında bu alana açılan güzel ve yumuşak bir kapı ve bence yediden yetmişe herkesin bunu deneyimlemesinde fayda görüyorum. Kalbinizin sesini dinleyerek ki bu konuda güvenebileceğiniz tek yer orası, seçiminizi yapın. Duygularınıza, hislerinize kulak verin. Eğitim seçerken benim dikkat ettiğim başka bir nokta ise eğitimi verecek olan kişinin kendisidir. Araştırın, hatta eğitim öncesi o kişiyle bir araya gelin ve birlikteyken hislerinize kulak verin. Eğitimlerime katılanlara önerdiğim tek bir şey var; Bir başkasının kalbine dokunmak istiyorsanız bunu ezberlediğiniz bilgilerle başaramazsınız. Önceden de dediğim gibi, bilgiye artık herkes kolaylıkla ulaşabiliyor. Önemli olan siz neler hissediyorsunuz, neler yaşadınız veya neler yaşıyorsunuz, onları anlatın. Deneyimler, bir başkasının kalbine dokunmanın en etkili yoludur diye düşünüyorum.

Eğitmen yetiştiriyor musunuz?

Öğrencilerime ve bende eğitim alanlara her zaman destek veriyorum. Bana ulaşmak isteyen, soruları olan, rehberlik isteyen herkes rahatlıkla ulaşabiliyor. Elimden geldiğince tüm mesaj ve maillerime en kısa sürede kendim cevaplandırmaya gayret gösteriyorum. Kolay ulaşılabilir olmak istiyorum, bana direk telefon da edebilirler.

Sana nasıl ulaşacaklar?

Web sitemiz  www.birlikbilinci.com ‘da tüm çalışmalarım ile ilgili gerekli tüm detay bilgilere ulaşa biliniyor. Ayrıca Facebook ‘ta yıllar önce kurduğumuz ve binlerce üyesi olan Oneness Türkiye adında bir grubumuz var. Bu grubumuz herkese açıktır, tüm duyurularımızı ve 15 günde bir herkesin istediği yerden katılabileceği enerji çalışmaları gerçekleşiyor, ‘İlahi Dokunuş’ tanıtılıyor.

 

Son Söz: Tuba hocanın düzenlediği Birliğe Uyanış gibi birçok çalışmasına katıldığımı ve ayrıca benim ‘Reiki’ hocam olduğunu buradan gururla söyleyebilir, size de tavsiye ederim. Özellikle 21-22 Kasım’da Gümüşsuyu’nda gerçekleşecek ‘’Birliğe Uyanış’’ atölyesini bence kaçırmayın…

Bu yazı vesilesiyle beni desteklediğin ve her konuda yardımcı olduğun için de ayrıca sana teşekkür etmek isterim. Daha başka konularda tekrar birlikte olmak ve sohbetlerimize devam etmek niyetiyle…

Sevgimle,

Anette İnselberg

HERKES OKUSUN DİYE SADECE BİR DEFA PAYLAŞ !

10329021_656415001123619_4391780898803781469_n[1]

Ev temizliği ürünlerine harcadığınız paradan tasarruf edin  ve kendi doğal solüsyonunuzu kendiniz hazırlayın!!
Nasıl mı?
Kapalı bir kabın içerisine koyduğunuz 1 litre sirkeye portakal,  limon veya herhangi bir turunçgil kabuğunu ekleyin ve
2 hafta boyunca bekletin.

Ardından süzgeçten geçirin ve %50-50 olana kadar su ekleyin  ve bir şişede muhafaza edin.
Yüzeylerde, parkede, armatürlerde,  banyo ve mutfakta vs. kullanabilirsiniz.
Anti-bakteriyeldir, güzel kokar, ayrıca kir ile yağ üzerinde çok başarılı sonuçlar edersiniz.
En güzeli ise kesinlikle hiç bir şekilde  zararlı kimyasallar içermemesidir

ÇÖREK OTU YAĞI’NIN ” NEFES DARLIĞINA ” ETKİSİ İNANILMAZ…

12189857_930907363642932_22405012614699658_n[1]

Nefes Darlığı yaşayan kimseler, nefes alıp vermede ziyadesiyle zorlanırlar. Vücutla alakalı bir sıkıntıdan kaynaklanabildiği gibi ruhsal anlamda da gerçekleşebilen nefes darlığı, solunum yollarındaki ritimlerde meydana gelen düzensizlikten olabilir.

Yapılan Bilimsel Araştırmalarda da görülüyor ki Çörek Otu Yağı’nın içerisinde ” NEFES BORUSU ADELELERİNİ RAHATLATICI ” özelliği olması keşfedilmiş, bu sebeble de nefes darlığında tesirli bir bitkisel gıda olarak belirtilmiştir.

Akciğer’e bağlı da gerçekleşebilen Nefes Darlığı’nın birçok sebebi mevcuttur. Bu sebeble vurguladığımız üzere Bitkisel Anlamda bir destek olacağı zaman KESİNLİKLE TEŞHİS için doktor muayenesi gereklidir. Bu netleşmeden gelişigüzel bitkiler kullanmak vücuda zarar verebilir. Şunu da hatırlatmalıyız ki, vücudumuzun temiz havaya ihtiyacı vardır. Ve kendimizi her türlü pis kokuların mevcut bulunduğu ortamdan uzak tutmaya çalışmamız gerekir.

Bu vechile, Nefes Darlığı olanlar için ” ÇÖREK OTU YAĞI” NI tavsiye ediyoruz.

kaynak: sağlık olsun

Buda’dan yaşam felsefenizi değiştirecek 20 hayat öğretisi

Budizm öğretisi, yaşam hakkında güzel dersler çıkarabileceğimiz bazı güçlü felsefeler ve bakış açıları barındırır.  Bugün sizlerle, birçoğu Buda’nın sözleri olan ve Budizm öğretisinin ana felsefesini oluşturan 20  ilginç ve öğretici bilgiyi paylaşacağız.

BUDA

İşte Buda’dan yaşama bakış açınızı değiştirebilecek güçteki 20 öğretici ders;

1. Sevgi her şeyin ilacıdır.

 “Nefretin açtığı yaralar nefretle tedavi edilemez. Ruhta açılan yaraları tedavi edebilecek tek güç sevgidir ve bu, yaşadığımız evrenin en temek kuralıdır.’’

2. Sizi siz yapan söyledikleriniz değil, uygulamaya geçirebildiklerinizdir.

“Birini sırf çok konuştuğu için bilge olarak tanımlayamazsınız. Kişinin bilgeliği ancak içindeki huzur, sevgi ve cesaretle ölçülebilir.’’

3. Sağlıklı yaşamın sırrı, anı yaşamakta gizlidir.

‘’Geçmişe takılıp kalma, geleceğin hayalini kurma. Zihnini yalnıca içinden bulunduğun ana odakla ve yaşa.’’

‘’Bedensel ve ruhsal olarak sağlıklı olabilmenin sırrı ne geçmişin yasını tutmakta, ne de gelecekle ilgili endişe duymakta. Sağlıklı olabilmenin sırrı bilgece ve farkında olarak anda yaşamakta.’’

4. İçine dönebilen herkes görünmeyeni görmeye başlar

“Sonsuz huzura giden yol göklere değil, yüreğe uzanır.’’

5. Kelimeler hem silah hem de merhemdir.

“Kelimeler bir insanı hem yaralayacak hem de iyileştirebilecek güce sahiptir. Hatta doğru ve ince olabilenleri, dünayayı bile değiştirebilir.’’

6. Akışına bırak, istediğin her şey sana gelir.

“Sürekli çevresinde dönüp durduğun şeyi en çabuk kaybedersin.’’

7. Kimse hayat yolunuzu sizin için yürümez

“Bizi kendimizden başka kimse kurtaramaz.. Hepimiz kendi yolumuzu kendimiz yürümek zorundayız.”

8. Mutluluk paylaşıldıkça çoğalır.

“Binlerce mum, tek bir mumun ışığıyla yanabilir ve o mumun ömründen hiç bir şey götürmez. Mutluluk da mum ışığı gibi paylaşıldıkça çoğalır.’’

9. Çevrenizdekilere karşı yardımsever olun.

 “Zengin ya da fakir…Herkesin başa çıkmaya çalıştığı problemler var. Bazılarınınki çok, bazılarınınki az.’’

10. Sizeden inanmanız beklenen şeyleri sorgulayın.

“Herhangi bir şey yalnızca öyle duyduğunuz için öyle olmak zorunda değil. Duyduğunuz şeylere ne kadar çok kişi inanıyor olursa olsun koru koruna inanmayın. Dini kitaplarda yazdığı için, deneyimli insanlar söylediği için ya da gelenekleriniz bunu gerektirdiği için inanmayın. Gözlem ve analiz yapın. Düşündüğünüz şeyin sebeplerini araştırın ve olası sonuçlarıyla ilgili çıkarımlarda bulunun. Deneyimleyin ve kendi deneyimlerinizle öğrenin.’’

12. Cesur olun

“Var olmanın en büyük sırrı korkusuz olmaktır. Geleceğin size getireceklerinden korkmayın. Korkularınız yüzünden başkalarına bağımlı yaşamayın. Cesur olmak özgürlük kilidinin anahtarıdır. ‘’

13. Gerçekler bir şekilde gün yüzüne çıkacaktır.

“Hayatta asla gizlenemeyecek 3 şey vardır: Güneş, ay ve gerçekler.’’

14. Zihninizin kontrolünü sağlayamazsanız o sizi kontrol etmeye başlar.

“Sağlıklı olabilmek, gerçek mutluluğa ulaşabilmek ve huzuru bulabilmek için zihninizi kontrol edebilmelisiniz. Kontrol edemediğiniz bir zihin sizi kendi karanlığına çeker ve bilgeliğe ulaşmanızı engeller.’’

15. Şüphe ayrıştırır, güven birleştirir.

“Şüphe kadar zihni kemiren başka bir alıkanlık yoktur. Şüphe, insanları ayrıştırır. Arkadaşlıkların ve en büyük aşkların ölümüne sebep olan zehir, şüphedir. ‘’

16. Hayatınızdaki kimseyi kendinizden daha çok sevmeyin.

“Hayatımız boyunca kendimizden daha çok seveceğimiz birilerini arar dururuz. Bu kişiyi çok uzaklarda ararız ancak bize kendimiz kadar yakındır. Hayatta en çok sevmeniz gereken ve sevginizi en çok hakeden kişi kendinizsiniz.’’

17. Herşeyi bilmek, bilgeliktir; kendini bilmek ise aydınlanma.

“Binlerce savaşı kazanmak için savaşmak yerine kendinizi fethetmeyi deneyin. Zafer, sizsiniz.’’

18. Maneviyat bir lüks değil, ihtiyaçtır.

“Tıpkı bir mumun ateş olmadan ışık veremeyeceği gibi, bir insanın da maneviyat taşımadan aydınlanabilmesi mümkün değildir.’’

19. Kıskanmak yerine takdir etmeyi öğrenin.

“Çevrenizdekilerin sahip olduğu iyi şeyleri kıskanmak yerine takdir edin ve daha iyilerine sahip olabilmek için çalışın.’’

20. Huzuru içinizde arayın.

“Huzur içinizdedir, dışarıda aramayın.’’

20 ANLAMLI MESAJ

Nilüfer-Çiçeği-22[1]

1 – Yüzeyde hazine bulamazsınız.
2 – Pencereniz kirliyse dışarı çıkıp manzarayı parlatmanız boşunadır.
3 – Eğer siz kendinizi sevmiyorsanız başkaları neden sevsin?
4 – Ana babanız doğumunuzdan sorumludur, hayatınızdan değil.
5 – Eğer kendinize yön arıyorsanız yolunu kaybetmiş birine sormayın.
6 – Dostluk, ayrı oldukları zaman insanları birlikte tutar.
7 – Fedakarlık çiçeğin köküdür.
8 – Geçmişi bir kitap gibi kullanın, eviniz gibi değil.
9 – Birçok insan hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder.
10 – İlerlemenizin önündeki en büyük engel kendinize güvensizliğinizdir.
11 – Acı, mutluluğa göre daha çok şarkı bestelemiştir.
12 – Her davranışında başkalarının onayını arayan kimseler hayatin birçok güzelliğini ıskalar.
13 – Gerçek değişim kimi eski şeyleri farklı görmeye başlamaktır.
14 – Kahkaha ruhun dansıdır.
15 – Mucize, enerjinizi korkularınıza değil rüyalarınıza verdiğiniz zaman baslar.
16 – Karsınızdakini dinliyor musunuz, yoksa konuşmak için sıra mi bekliyorsunuz?
17 – İkiyüzlülük sadece sahibi tarafından görülemez.
18 – Hayatınızı bir para kazanma denemesi olarak kullanmayın.
19 – Gerçek zenginlik vaktinizi insanlara vermektir, para karşılığı satmak değil.
2o – Müziği notaların arasındaki sessizlik meydana getirir

* Richard Wilkins