Baştan Aşağı Vücut Detoksu için Öneriler

Desintoxicar-500x333[1]

Günlük hayattaki koşuşturmalar, zaman yetersizliği ve her gün yerine getirmeye çalıştığımız çeşitli sorumluluklarımız derken, genellikle fastfood ve/veya işlenmiş ve rafine gıdalara yöneliyoruz ve sonuç olarak yığınla kimyasal koruyucu madde ve yağ tüketiyoruz. Ancak tükettiğimiz tek zehirli madde bunlar değil; günlük yaşantımızda sigara dumanı, kirli su, ağır metaller ve diğer kimyasallara da maruz kalıyoruz. Peki, vücudunuzun baştan aşağı bir detoksa ihtiyacı olduğunu nasıl anlayabilirsiniz?

Bitkinlik, can sıkıntısı, bağırsak problemleri, yüksek kan basıncı, baş ağrısı, gözaltı torbaları, obezite, enerji eksikliği, kötü ruh hali veya depresyon ve stres; kesinlikle bir detoks diyetine başlamamız gerektiği konusunda bizleri uyarıyor. Ancak hangisini uygulamalıyız?

Genel Tavsiyeler

Beber-agua

  • Günde en az bir buçuk-iki litre su için.
  • Alkollü ve gazlı içeceklerden uzak durun. Şarap içebilirsiniz, ancak yalnızca şu dozlarda: her öğünde kadınlar yarım bardak kırmızı şarap, erkekler bir bardak kırmızı şarap.
  • Meyve, sebze, tahıl ve kurutulmuş meyve tüketimini arttırın.
  • Tuz tüketiminizi minimuma indirmeye çalışın. Hatta hiç tüketmeseniz daha iyi olur. İlla tüketmeniz gerekiyorsa da yemeğiniz piştikten sonra çok az miktarda katın ve daha fazla eklemeden önce yemeğin tadına bakın. Mümkünse deniz tuzu kullanın.
  • Kırmızı et tüketiminizi minimuma indirin.
  • Yiyeceklerinizi kızartmak yerine tavaya biraz yağ ekleyip fırında pişirin.
  • Yiyeceklerinizi yutmadan önce neredeyse hamur gibi olana kadar iyice çiğneyin.
  • İşlenmiş şeker tüketimini durdurup bunun yerine bal veya şeker kamışı kullanın.
  • Doğal lif bakımından zengin olan yiyecekleri beslenmenize katın.
  • Mevsiminde olan ve çeşitli renklerde meyve ve sebzeleri tüketin. Böylece bol çeşit vitamin almış olursunuz.
  • Yiyecekleri haşlamaktansa buharda pişirmek daha iyidir.
  • Çok az yağlı veya hiç yağ içermeyen birkaç sos yapmayı öğrenin.
  • Diğer yağ çeşitleri yerine natürel sızma zeytinyağını tercih edin ve yiyecekleri kızartmak için değil soslarınızda ve salatalarınızda kullanın. Ayrıca zeytinyağını pişmiş değil de çiğ tüketmek çok daha iyidir.

Bağırsakları temizlemeye yardımcı olan yiyecekler

Brocoli1

Pişmiş veya çiğ koyu yeşil yapraklı sebzeler (pazı, ıspanak, brokoli), marul, turunçgiller, kuru erik, granola, kurutulmuş meyveler ve tahıllar (örneğin yulaf) gibi lif bakımından zengin yiyecekleri beslenmenize katın. Ayrıca aşağıdaki bitkileri ve yiyecekleri de deneyebilirsiniz.

  • Pisilyum: bu bitkinin tohumları, tohumlarının kabukları kadar faydalıdır. Hafif laksatif etki yaparak kabızlığı azaltır. En az ¼ litre suya, 3-5 gram tohum kabuğu (veya 7 gram tohum) koyun ve için.
  • Cehri veya ayıüzümü (Rhamnus purshiana): Cehri, cehri ağacından elde edilir ve laksatif olarak da kullanılır. Az miktarda kullanılmalıdır.
  • Sarımsak: geleneksel bir antiseptik olan sarımsak, bağırsakları toksinlerden arındırır. Ayrıca laksatif olarak ve bağırsak parazitlerine karşı savaşmada da kullanılabilir.

Karaciğeri toksinlerden arındıran yiyecekler ve bitkiler

Boldo

  • Devedikeni, karahindiba, ravent, güneğik ve cüce sabah sefası çayları: tüm bunlar safra üretimini arttırır, karaciğeri korur ve sindirimi güçlendirir.
  • Enginar: karaciğerin yağları parçalamasına yardımcı olur.
  • Pancar: karaciğeri ve kanı temizler.
  • Devedikeni: eski bir hepatobilyer sistem koruyucudur.
  • Kızıl yonca: karaciğer ve böbrekleri toksinlerden arındırır.
  • Karahindiba kökü: karaciğerdeki toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar.

Diğer güçlü arındırıcılar

Limon1

  • Havuç: tıpkı greyfurt gibi, vücudu ağır metallerden arındırır.
  • Limon:detoksun en parlak yıldızı.
  • Soğan: solunum sistemini temizler.
  • Spirulina: karaciğeri koruyan, vücudu ağır metallerden arındıran ve böbreklere faydalı olan bir su yosunudur.
  • Yeşil çay: içerdiği polifenoller sayesinde güçlü bir antioksidan olarak kabul edilir. Kanseri önler ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

Son tavsiyemiz şu: vücudunuzu zararlı maddelerden arındırmak için diyete başlamadan önce; ihtiyaçlarınızı değerlendirip size özel dengeli bir diyet programı hazırlayacak bir doktor, beslenme uzmanı veya endokrinolog ile görüşün. Böylece size özgü özelliklerinizi inceleyerek yaşınıza ve formunuza uygun bir egzersiz programı da hazırlayabilirler.

kaynak: sağlığa bir adım

HASTALIK İYİLEŞMEYE GİDEN YOLDUR … ENFEKSİYONLAR, BAKTERİ VE VİRÜSLER BİZE NE ANLATIYOR…

11139995_10207493163317897_1225619433864062336_n[1]
Thorwald Dethlefsen/ Ruediger Dahlke

ENFEKSİYONLAR

Enfeksiyon, insan bedeninde en sık rastlanan hastalık süreçlerinden biridir. Enfeksiyon hastalıklarına, bulaşıcı hastalıklar da denir. Geçmişte insanların çoğu enfeksiyon hastalıkları nedeniyle hayatlarını kaybederlerken, bugün antibiyotik ve aşının keşfi ile büyük başarılar elde edilmiştir. Ancak bu, daha az enfeksiyon geçirdiğimiz anlamına gelmez, sadece bu hastalıkla savaşırken çok daha iyi silahlarımız olduğunu gösterir.

İltihaplı süreçlerde “bedende bir savaş” söz konusudur. Bakteri, virüs ya da toksinler ile bedenin bağışıklık sistemi savaş halindedir. Mücadele kabarıklık, kızarıklık ve ateş belirtileri ile kendini gösterir. Beden, saldırgan düşmana karşı zafer kazanırsa hasta iyileşir. Ancak düşmanlar yenerse, hasta hayatını kaybeder.

Savaş ve iltihaplanma arasındaki bu bağlantı dilde de ortaya çıkar. Almancada iltihaplanma anlamına gelen “Entzündung” kelimesi, aynı zamanda “yakma, tutuşturma”, İngilizcedeki karşılığı olan “İnflamation” ise “alevlenme, tutuşma” anlamındadır. Bu kadar ateşin olduğu yerde er geç bir patlama beklenir. Bu bedenimizde bir sivilce veya apse şeklinde ortaya çıkar.

Devamlı karar vermek (=kılıcımızı kınından çıkarmak) ve bir seçeneği isterken diğerinden vazgeçmek zorunda kaldığımızda, kendimizi çaresiz hissederiz. Bu gerginliği, insan olmanın gereği olarak kabul edebilenler şanslıdır çünkü insan çatışmayı görmediği ve hissetmediği için, kendinde hiç çatışma bulunmadığını zanneder. Bilincimizdeki çatışmalara katlanarak onları çözmeye hazır değilsek, çatışma bedensel boyuta iner ve “iltihaplanma” olarak karşımıza çıkar.

“Her enfeksiyon, maddeye dönüşmüş bir çatışmadır.”

Çatışma- İltihaplanma- Savaş Süreci

1-Uyarı: Hastalığın uyarıcıları bedene girer. Bunlar, bakteri virüs ve toksin şeklinde olabilir. Bakteri ve virüslerin bedene girebilmeleri, bedenin onları içeri almaya hazır olmasından kaynaklanır. Tıp buna “zayıf bağışıklık” adını verir.
Kendini uyarmaya çalışan bir çatışmaya bilincini açmayan kişi, bedenini hastalık uyarıcılarına açmak zorunda kalır. Bilincimizin savunma ve direncinden vazgeçersek, bedenimizin bağışıklığını korumaya devam edebiliriz. Ama bilincimizi yeni uyarılara kapatırsak, bu uyarıları beden almaya hazırlanacaktır.

2-Dışarı Sızma: Hastalık uyarıcıları bedene yerleşerek bir iltihaplanma merkezi oluştururlar. Doku şişer ve tüm dikkatimiz iltihaba yönelir.

3-Savunma: Bedene giren bakteri ve virüsler nedeniyle kanda ve kemik iliğinde, bedenimizi savunan antikorlar üretilir ve savaş tüm hızıyla devam eder.

4-Ateşlenme: Savunma güçlerinin saldırısıyla, bedene giren hastalık uyarıcıları tahrip edilir. Açığa çıkan zehirler ateşlenmeye yol açar. Yerel bir iltihaplanmaya beden, genel bir ısı artışıyla cevap vermiş olur. Bu bir derecelik ısı artışıyla, bedendeki kimyasal tepkimeler iki katına çıkar. Bu durum, ateşin bedendeki savunma işlemlerini ne kadar hızlandırdığını göstermektedir. Bu sebepledir ki halk arasında “ateş sağlıklıdır” denir. Ateş düşürücü tedbirler ancak hayati tehlike olduğunda alınmalı ve her ateş yükseldiğinde ateşi suni yollarla düşürmeye çalışılmamalıdır.
Sadece ateş değildir sağlıklı olan, ondan da sağlıklısı çatışmalarımız ile mücadele etmektir.

5-Çözüm: Bedenin savunma sistemlerinin başarılı olması durumunda, hem bu bedendeki savunma maddeleri hem de hastalık uyarıcıları parçalanıp dağılırlar. Bu arada beden de değişmiştir. Artık;
a) Hastalığın bilgisi bedene kayıtlanmıştır, gerekirse kullanılacaktır. Buna “özel bağışıklık” denir.
b) Savunma güçleri güçlenmiştir, buna da “özel olmayan bağışıklık” denir.

6-Savaşı hastalık kazanırsa, hasta hayatını kaybedecektir
.
7-Kronikleşme: İki taraf da çatışmayı çözmezse uyarıcılar bedende kalır, savaşı kazanamamışlardır ama bedene de yenilmemişlerdir. Bu bir “kronikleşme” durumudur. Temizlenemeyen problem, bedende kendine bir merkez oluşturur ve bu noktada bir enerji tıkanıklığına yol açar. Hasta kendini yorgun ve mutsuz hisseder. Savaş ya da barış yoktur.

Kronikleşmenin ruhsal boyuttaki karşılığı ise “sürekli çatışma”dır. Kişi çatışmaya saplanıp kalır ve karar vermeye ne güç ne de cesaret bulamaz. Çatışma, sürekli enerjimizi emer. Karar verildiğinde ise birçok şey öğrenir ve daha bilinçli hale gelir. Tıpkı bedenimiz gibi ruhumuz da her çatışmadan güçlenmiş olarak çıkar. Kazancımız, bedendeki özel bağışıklığa paralel olarak bilgi ve bilinçlenme ile gelecekte aynı problemi tehlikesiz olarak atlatma yetisidir.

Ayrıca yaşanan her çatışma, bize onlara daha iyi ve cesur biçimde yaklaşmayı öğretir. Bu da bedendeki, özel olmayan bağışıklığın karşılığıdır. Her çözümde, o ana kadar taşıdığımız görüşler, düşünceler, yaşama biçimleri ve alışkanlıklar ölür. Her “yeni”, “eski”nin ölümünü getirir.

İltihaplanma sonunda, hem bedenimizde hem ruhumuzda yara izleri kalır, geriye dönüp baktığımızda yaşantımızdaki dönüm noktalarını anımsarız.

Hastalık Bizi Dürüst Hale Getirir !

Hastalığın nedeni “ama bende bir çatışma yok ki” gibi yorumda bulunmak ve bilincimizle görememektir. Bunun sorgulanması çoğu kez sarsıcı ve rahatsız edici bir dürüstlük gerektirecektir.

Enfeksiyona karşı yürütülen savaş, maddesel bir boyutta çatışmalara karşı yürütülen bir savaştır. Bu savaşta kullanılan silaha verilen isim de ilginçtir; Antibiyotikler. Bu kelime Latince iki ayrı kelimeden oluşur, anti=karşı ve bios=yaşam. Yani “yaşama karşı yönlendirilmiş maddeler” anlamını taşır.

Antibiyotiklerin bu kelime anlamı şu iki alanda da geçerlidir: 1) Çatışmanın aslında yaşamın motoru olduğunu hatırlarsak, çatışmaları bastırmanın aynı zamanda yaşamın hareket gücüne bir saldırı olduğu, 2) Tıp çerçevesinde düşünürsek, iltihaplanma çabuk iyileşen ve hızlı bir problem temizliğidir.

Toksinler, cerahatle birlikte bedenden dışarı atılır. Ve bu işlem antibiyotikler tarafından sık sık ve uzun süreli olarak engellenirse, toksinler bedende depolanacaktır. Bu durum yoğunlaşırsa, kanserli oluşumlara yol açabilir. Bu yorum, antibiyotik asla kullanılmamalıdır şeklinde anlaşılmamalıdır.

Sonuç;

Bedende olan biten herşey, bilincimizde ve ruhumuzda yaşanır. Beden bir projeksiyon cihazıdır. Problemin oluşumu da çözümü de bedende değildir. Beden, daha yüksek bir farkındalık elde edebilmek için mükemmel bir yardım aracıdır ama çözümler bilinçtedir
.
Enfeksiyon= Maddeye Dönüşmüş Bir Çatışmadır.

İltihabi hastalıklara eğilimli olanlar, genellikle çatışmalardan kaçmaya çalışan kişilerdir. Enfeksiyon sonucu oluşan hastalıklarda kendimize şu soruları sorabiliriz;

1-Yaşantımdaki hangi çatışmayı göremiyorum?
2-Hangi çatışmadan kaçınıyorum?
3-Hangi çatışmayı kendime itiraf edemiyorum?

İnsan olmak, bilinçte gerçekleşir ve bedene yansıtılır. Aynayı sürekli olarak parlatmak, aynaya yansıyan görüntünün kendisini değiştirmez. Bütün yansıtılan problemlerin neden ve çözümlerini aynada aramaktan vazgeçerek, aynayı kendimizi tanımakta kullanmamız gerekir.

KAYNAK: İLAHİ NİZAM VE KAİNAT

Merhaba Çocuklar Resim Mi Çektiriyorsunuz?

imagesUDUZLECA

Merhaba Çocuklar Resim Mi Çektiriyorsunuz? Çok Güzel… Sen Elinde Halka Olan Ne Yapıyorsun?

Yıllar Sonra Resme Baktığımda Burak’ı Hemen Bulayım Diye Şimdiden Daire İçine Alıyorum Doktor. Nasıl?

Şahane…

Önemli Olan Geldiğin Yer Değil, Yolda Öğrendiklerindir…

53f4a04d4e53eda06b3df7d9[1]

Yaşlılıktan Ve Yaşlanmaktan Korkmayın…

10449517_1616157801948019_6076468066390264582_n1[1]

ABD’li ünlü komedyon George Carlin’in ilginç önerileri var:

1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…

2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız negatif insanlara
yaklaşmayın.

3. Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz
atıl kalmasın. Atıl kafa iblisin tezgahıdır. İblisin adı da,
Alzheimer’dir.

4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.

5. Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün.

6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.

7. Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş,
balık, müzik, bitkiler… Ne olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını
çıkarın!…

8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse, üstüne titreyin. Bozuksa,
düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız, yardım isteyin.

9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve
yabancı ülkeleri dolaşın. Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna
kapılmayın.

10. Sevdiğiniz insanlara, onları sevdiğinizi söyleyin. Her fırsatta
sevdiğinizi hissettirin.

11. Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür

HİÇBİR ŞEY OLDUĞU GİBİ KALMAZ ”BU DA GEÇER YA HU..!”

picture[1]

Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz.

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar.

Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir’in bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir’in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır… Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir’e teşekkür ederken, Böyle zengin olduğun için hep şükret der. Şakir ise şöyle cevap verir: Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer…

Derviş, Şakir’in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra, Derviş’in yolu yine aynı bölgeye düşer. Şakir’i hatırlar, bir uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülerle sohbet ederken Şakir’den söz eder. Haa o Şakir mi? der köylüler, O iyice fakirledi, şimdi Haddad’ın yanında çalışıyor. Derviş hemen Haddad’ın çiftliğine gider, Şakir’i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felâketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak, selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad’ın yanında çalışmak kalmıştır. Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad’ın hizmetkarıdır. Şakir, bu kez Derviş son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır… Derviş, vedalaşırken Şakir’e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir’den şu cevabı alır: Üzülme… Unutma, bu da geçer…

Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkarı ve eski dostu Şakir’e bırakmıştır. Şakir, Haddad’ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır:Bu da geçer…

Bir zaman sonra Derviş yine Şakir’i arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Şakir’in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: “Bu da geçer” Derviş, “Ölümün nesi geçecek? “diye düşünür ve gider. Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir’den geriye bir iz dahi kalmamıştır…

O aralar ülkenin sultanı Mahmut, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük ki, mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın… Hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzüğü yapamaz. Sultanın adamları da bilge Derviş’i bulup yardım isterler. Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir. Kısa bir süre sonra yüzük sultana sunulur. Sultan önce bir şey anlamaz; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır: “BU DA GEÇER YA HU” yazmaktadır.

kaynak: sonsuz şifa

Dalai Lama’nın mutluluk üzerine 12 öğüdü:

dalai_lama_1471_luca_galuzzi_2007[1]

1. Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.

2. Bir değişiklik yaratabilecek büyüklükte olmadığınızı düşünüyorsanız, bir de gece sivrisinek varken uyumayı deneyin.

3. Sevgi ve şefkat ihtiyaçtır; lüks değil. Onlar olmadan insanlık ayakta kalamaz.

4. Kuralları iyi bil ki onları daha iyi yıkabilesin.

5. Gerçek hayatta trajedilerle karşılaştığımızda iki şekilde davranırız: Ya umudumuzu kaybedip kötü alışkanlıkların pençesine düşeriz ya da içimizdeki manevi gücü bulmak için uğraşırız.

6. Hepimizin aradığı mutluluk ve sükuneti, ancak birbirimize anlayış ve şefkat göstererek bulabiliriz.

7. Diğer insanların fikrini sevecenlikle değiştirebiliriz; öfkeyle değil.

8. ‘Merhamet’, zamanımızın en radikal anlayışı.

9. Maneviyatınızın özü, diğer insanlara karşı tutumunuzun altında yatar.

10. Mutluluk ve memnuniyet insanının içinden gelir. Parayla ya da bir bilgisayarla doyuma ulaşmak yanlıştır.

11. İnançlı ya da inançsız fark etmez; sorumluluk sahibi herkes iyi bir kalbe sahip olabilir.

12. Eski arkadaşlar gider yenileri gelir; tıpkı günler gibi. Onların da eskisi gider yenisi gelir. Önemli olan ise anlamlı olması: arkadaşın da günün de…

kaynak: sonsuz şifa

Sodyum Bikarbonat ve Limonun Sağlığa Yararları

Bu yazımızda anlatacağımız; zamanın en bilinen ilaçlarından biridir. İçerisinde biraz sodyum bikarbonat ve limon olan bir bardak su içmek vücudu alkalileştirir, bu da sağlığımıza bu makalede bahsedeceğimiz yararları sağlar.

limon ve karbonat

Bu ilaca farklı bakış açıları var. Yanlış bir bakış açısı ise, her şeyi tedavi edebileceğine inanmak. Bunun basit bir içecek olduğunu unutmamalıyız, olağanüstü özellikler tahsis etmemeliyiz ve ciddi hastalıkları tedavi edeceğine inanmamalıyız. Neyse o şekilde kabul etmeliyiz: sodyum bikarbonat ve limon vücut işlevlerini düzenleyen bir takviyedir, sağlığı destekler ve kilo vermeyi kolaylaştırır, enfeksiyonlarla savaşır ve detoks etkisi yapar… Ama kanseri tedavi etmez. Başka yararları var mıdır? Elbette. Ama bu takviyeyi aşağıda belirtildiği gibi ve ılımlı şekilde kullanmalısınız.

Bunları aklınızda tutarak şimdi gelin sodyum bikarbonat ve limonun faydalarına bakalım:

1. Böbrek sağlığı

Belki de böbrek ve idrar yolu problemleri, böbrek taşı ve benzeri sorunlar yaşayan şanssız insanlardan birisiniz. Bu durumların her biri sağlığınızı etkileyebilir ama bunlar için her öğünden sonra alabileceğiniz çok basit bir ilaç var: bir bardak suya bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve bir kaç damla limon suyu. Bu karışım vücudunuzun pH derecesini arttıracak ve alkalileştirecek. Böbrek işleviniz artacak ve böbrekleriniz kanı daha iyi temizleyecek, böylece safra kesesinde enfeksiyona yol açabilecek kirlilikler daha kolay atılacak. Bu karışım, nefrologlar tarafından önerilmektedir, hem vücut işlevlerini düzenler hem de sağlığınıza iyi gelir. Böbrekler iyi çalışmadığı zaman vücutta asit birikir ve bu alkalin karışımı asidi nötr hale getirir. Size iyi gelecek.

2. Daha iyi sindirim

Ninelerimiz her zaman söylerdi, sindirim problemleri için bir bardak suda sodyum bikarbonattan daha iyisi yok. İçine bir de bir kaç damla limon suyu eklediğiniz zaman yiyecekler de daha iyi sindirilir, bu şekilde mide ve boğazdaki şişliğe sebep olan asitle de savaş kolaylaşır, mide gazına iyi gelir ve reflüye yardımcı olur. 

Eğer vücudunuz artmış asit derecesinden sıkıntı yaşıyorsa ve sodyum bikarbonatlı bir ilaca ihtiyaç duyuyorsa, sindiriminize bir bakın. Eğer aynı zamanda ağırlık ve şişkinlik varsa, tuvalette çok vakit geçiriyorsanız veya kabızlık çekiyorsanız bu ilacı uygulamaya başlayın. Vücudu ve bağırsakları toksinlerden temizlemek, arındırmak için kullanın.

3. Sağlıklı bir karaciğer için

Bu alkalin tonik karaciğeriniz için harikalar yaratabilir. Karaciğerin daha verimli arındırma yapması için bir katalizör görevi görür. Unutmayın karaciğer vücudun detoks laboratuarıdır, kanı temizler ve vitamin ile enzimleri sentezler. Her gün boş mideye bir bardak su ile alınacak olan bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve bir kaç damla limon hem C vitamini sağlar hem de antioksidan görevi görür. Karaciğeri sağlıklı tutmak için harika bir yöntemdir.

4. Kilo kaybı için

Kilo vermeyi kolaylaştırmak için bir şey mi arıyorsunuz? Daha fazla aramayın. Her gün boş mideye bir bardak suda erimiş bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve yarım limon suyu için. Bu karışım toksinleri ve iltihaba yol açan maddeleri temizler, bağırsak problemleri ile su tutulmasına iyi gelir. pH ve alkalin oranlarını arttırmak yağ yakmaya ve kilo vermeye yardımcı olur.

Sodyum bikarbonat ve limonu nasıl alacağım?

su için

En genel yöntem sabah boş mideye içmektir. Su ılık olmalıdır. Sıcak veya soğuk olmamalıdır. Suda tamamen erimiş bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve yarım limon suyu (veya daha azı). Bu karışım detoks, kilo verme ve karaciğer bakımı için dört dörtlüktür. Eğer bunu böbrekleriniz için alıyorsanız, her gün iki öğünden sonra yarımşar bardak için. 

Akılda tutulması gereken bir uyarı: Eğer sodyum yüzünden yüksek oranda stres yaşıyorsanız bu ilacı kullanmayın. Ayrıca gastrit yaşıyorsanız da kontrollü şekilde için, çünkü rahatsızlığa yol açabilir. Hatırlayın, bu karışımı genel sağlığınız için kullanacaksınız, asla mucizevi bir çare olarak görmeyin. 

kaynak: sağlığa bir adım

Horlamayı durdurmak için; okaliptüs yağını içe çekmek veya burundan nefes almayı aktive eden tuz çözeltisi hazırlamak vardır.

horlama1[1]

Horlamayı durdurmak için solunum yollarındaki tıkanıklığı açmak önemlidir. Seçenekler arasında okaliptüs yağını içe çekmek veya burundan nefes almayı aktive eden tuz çözeltisi hazırlamak vardır.

Rahat, huzurlu ve güzel bir uyku sağlığınızı ve zindeliğinizi geliştirebilir, ama zindeliğiniz bir çok nedenden dolayı engellenebilir; bunların arasında horlama da vardır. Horlamaya sebep olan bir çok neden vardır: alkol alımı, soğuk algınlığı veya sinüs enfeksiyonları, zayıf uyku pozisyonları, burun bölümlerinin deviyasyonuna dayalı burun tıkanıklığı, ve daha fazlası bu nedenlerdendir. Horlama horlayan kişi veya onun eşine sorun yaratabilir, çünkü ses uykusuzluk yaratacak kadar yüksek olabilir. Şanslısınız ki böyle problemler için doğal çözümler bulmak mümkün. Bugün horlamayı durdurmanın yollarını öğrenin!

Soğan, adaçayı ve buhar banyosu

Soğan, adaçayı ve buhar banyosu horlamayı durdurabilir ve sizlere çalışmak veya gündelik aktiviteler için yeterli enerjiyi verecek huzurlu bir uyku sağlayabilir.

Soğandan yararlanmak için büyük dilimlere kesin ve 15 dakika kaynatın. Bu sıvıya biraz esmer şeker ekleyin ve çay gibi için. Bunu uyumadan 2 saat önce yapmanızda fayda var. 

Diğer yandan adaçayı yapraklarını biraz suda kaynatarak uyumadan önce içebiliriz.

Horlamadan kurtulmak için iyi nefes almak çok önemlidir. Solumun yollarını açmak için buhar banyolarından yararlanabilirsiniz. Bu banyo için, içine okaliptüs yağı koyduğunuz kaynayan suyu kullanabilirsiniz. Suyu bir kaba koyun, ve bir havluyla kapatın, sonra yüzünüze bu havluyu koyun ve buharı saunadaymışsınız gibi içinize çekin. Su soğuyana kadar devam edin.

Doğal meyve suları

yesilelma

Tüm doğal meyve suları sağlık sorunlarını gidermek için kullanılabilir, horlama da buna dahildir. Meyveler yararlanabileceğiniz bir çok avantaj sağlar ve her gün sebzelerle birlikte en az 5 kere meyve de yemelisiniz. Metabolizmanızı hızlandırmak ve vücudunuzun işlevini arttırmak için her öğünden önce bir meyve suyu için. Aşağıda horlamayı durdurmak için kullanabileceğiniz meyve suyu önerilerini bulabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 2 elma
  • havuç
  • ¼ limon ve biraz zencefil

Hazırlaması çok kolay; tüm malzemeleri biraz su ile bir mikserden geçirin ve günde bir kaç defa için.

Horlamanın sağlığa etkileri nelerdir?

basagrisi
Horlama şunlara sebep olabilir:

  • Ağız kuruluğu
  • Uyku düzeninde sorunlar
  • Yorgunluk
  • Baş ağrıları ve asabiyet

Burundan nefes almayı kolaylaştırarak horlamayı önlemek için burnunuza tuz solüsyonu uygulayabilirsiz. Oda sıcaklığındaki su ile yarım çay kaşığı tuzu ve biraz sodyum bikarbonatı karıştırarak solüsyonu hazırlayabilirsiniz.

Bir diğer olasılık ise 50 gram sedefotu ile zeytinyağını karıştırarak hazırlayacağınız bir merhemdir. Bunu bir şişeye koyun ve iki hafta fermente olmasını bekleyin. Hazır olduğunda, her iki burun deliğine, göğse ve boyuna sürün.

Başka bir seçenek ise, okaliptüs ve zencefil karışımı. Doğranmış zencefil kökünü okaliptüs yaprakları ile bir bardak suda 5 dakika kaynatın. Çay soğuduğunda için ve ardından iki yemek kaşığı aloe jeli alın. Bu tedaviyi yatağa girmeden yarım saat önce uygulayın.

Horlamadan kaçınmanın yolları var mıdır?

alkol

Horlamadan kaçınmak veya horlamayı azaltmak için fazla alkol almaktan veya aşırı miktarda çikolata yemekten kaçının ve elinizden geldiğince az kızartma veya işlenmiş gıdalar tüketin.

Ayrıca ısırgan otu, nane, rezene ve kedi otu kökü burun tıkanıklıklarını açmak için çok yararlıdır, bu da gece uyurken nefes almak için ağzınızı açmanızı önler. Eğer burada sunulan tarifleri düzenli ve dikkatlice uygularsanız uyuduğunuz zaman pozitif sonuçlar göreceksiniz. Bundan hem kendiniz yararlanacaksınız hem de eşiniz huzur bulacak. Dolayısıyla sadece kendinizin değil partnerinizin de durumu değişecek. İyi bir uyku almak ve dinlenmek asabiyet, yorgunluk ve stresi arttıracak diğer sorunlarla savaşmak için çok iyidir.

kaynak: sağlığa bir adım

Günde Bir Bardak İçinde Ne Kalp Kalıyor Ne Şeker…

12096166_927179830682352_177169930949915411_n[1]

Kızılcık Suyu Şerbeti Faydaları ve Yapılışı

Kalp hastalığını, diyabeti ve felç olma riskini azaltan içeceği Amerika Tarım Bakanlığı açıkladı! O içecek KIZILCIK SUYU ŞERBETİ…
Bilgi Doktoru – ABD’de yapılan araştırmalar sonucunda kızılcık suyunun tüketimi kalp hastalığı riskini azalttığı bulgusuna ulaşıldı. Yapılan araştırmada 56 katılımcıyı gün içinde 2 bardak kızılcık suyu içirildi ve kan basıncı, kan şekeri ve kan lipitleri ölçümleri yapıldı. Yapılan uygulamanın sonucunda kızılcık suyu içirilen katılımcıların tüm değerleri normal çıktı.

Peki bu kadar faydalı Kızılcık Suyu Nasıl Yapılır? Faydaları Nelerdir?

1 kilogram Kızılcık
2 buçuk lire su
1 buçuk su bardağı şeker
Kızılcık Suyu Hazırlanışı
1 kilogram kızılcık yıkanıp tencereye alınır. Üzerine 2 buçuk litre sıcak su ilave edilir. Kaynamaya başladıktan sonra 15 dakika daha bekletilip altı kapatılır. Ardından bir süzgeç yardımıyla veya tülbentle süzün. Süzüldükten sonra 1 buçuk su bardağı şekeri ilave edin ve karıştırın. Oda sıcaklığına geldikten sonra buzdolabına koyarak soğumasını bekleyin. Soğuduktan sonra tüketebilirsiniz. Afiyet ve şifa olsun.

Bir önceki yazımız olan Elma Sirkesi Bal ve Ilık Su ile Zayıflama Kürü başlıklı makalemizde elma sirkesi, kilo verme ve kür hakkında bilgiler verilmektedir.

Depresyon, Stres, Uyku Bozuklukları ve Bağımlılıkları Bu Noktaya Basarak İyileştirebilirsiniz…

Shen-Men-noktası-2[1]

Ruh kapısı yada cennet kapısı olarak bilinen Kulağınızdaki bu noktaya bastırırsanız hangi hastalıkların tedavisi hızlanıyor haberimizde tek tek anlatacağız.

Öncelikle bu yeri tarih edelim ve bastırırken doğru yeri bastırdığınızdan emin olalım.

shenmen kulak içinde üst tarafta kulak kepçesinin yukarı doğru ayrılan iki kanalın içindeki sihirli çukura denir.

Yani kulağınızın en dış kısmını tutun ve elinizi yukarıya doğru kaydırın elinize 2 yol ayrımı gelecektir. O iki yol ayrımının içinde bir çukur var. o çukura  parmak ucu ile hafifçe bastırın ve 2 dakika kadar bekleyin. Daha sonra hafifçe ovalamaya devam edin.

Akupunktur noktaların en önemlisidir ve başlı başına bir tedavi yöntemidir sadece bu shenmen noktası.

Doktorlara göre bu noktaya yapılan basınç ile anksiyete bozuklukları, stres kontrolü, depresyon, uyku bozukluğu, ağrı, madde bağımlılığı (sigara ve zevk veren maddeler) ve detoksifikasyon gibi çok önemli ve hemen hemen her insanda bulunan hastalıkların tedavisi mümkündür.

Bu hastalıklar grip gibi kısa sürede geçmediği için insanlar milyonlarca lira harcayarak sürekli ilaç kullanmaktadırlar.

Fakat siz Kulağınızdaki bu noktaya bastırırsanız hem ücretsiz hem de ilaç kullanmadan (Bu sayede ilacın yan etkilerinden de kurtuluyorsunuz.) tedavi edilmiş olacaksınız.

Uykuya Dalarken Niye Aniden İrkiliriz…

11229690_895534827166998_2690826520827265836_n[2]

Uykuya dalarken gelen ani irkilme; Beyninizden, bir elektrik dalgasının omurilik üzerinden tüm vücudunuza yayılması sonucu ulaşır…

Bunun tam olarak nedeni, beyninizin sizi hareketsiz görüp öldüğünüzden şüphelenmesi sebebiyle olur.

En İyi Arkadaşlarına Sırt Çevirenlerin Yeri Neresidir…

imagesTR9MVU21

Cennet ve Dostluk
“Yolları oldukça uzunmuş, yokuş yukarı gidiyorlarmış,güneş yakıcıymış, ter içinde kalmışlar, susamışlar. Bir dönemecin ardında harika bir mermer kapı görmüşler;kapı, ortasında bir çeşme bulunan altın köşeli bir meydana açılıyormuş, çeşmeden berrak bir su akıyormuş.
Yolcu kapıdaki bekçiye dönmüş.
“iyi günler”
“iyi günler” diye yanıt vermiş bekçi.
“Burası harika bir yer, adı ne?”
“Burası cennet ”
“Ne iyi, cennete gelmişiz, çünkü çok susadık.”
“İçeri girip dilediğiniz kadar su içebilirsiniz”, demiş bekçi ve eliyle çeşmeyi göstermiş.
“Atımla köpeğim de susadılar”
“Kusura bakmayın”, demiş bekçi.
“Buraya hayvanlar giremez”.
Yolcu çok üzülmüş, çok susamış,köpeği içmeden içmek istememiş..
Bekçiye teşekkür edip yoluna devam etmiş.
Epeyce bir süre yamaç yukarı gittikten sonra eski görünümlü, küçük bir kapıya varmışlar, kapı iki yanı ağaçlıklı toprak bir yola açılıyormuş.
Ağaçlardan birinin altında, şapkasını alnına indirmiş, uyur gibi yatan bir adam varmış.
“İyi günler”, demiş yolcu.
Adam başını sallamış.
“Atım ,köpeğim ve ben çok susadık.”
“Şurada taşların arasında bir pınar var”,diyen adam eliyle orayı işaret etmiş.
“İstediğiniz kadar içebilirsiniz.”
Yolcu ,atı ve köpeği pınara gidip susuzluklarını gidermişler.
Yolcu bekçiye teşekkür etmiş.
“İstediğiniz zaman yine gelebilirsiniz”, demiş bekçi.
“Buranın adı ne?”
“Cennet.”
“Cennet mi? Ama mermer kapıdaki bekçi bana orasının cennet olduğunu söyledi.”
“Orası cennet değil cehennemdi.”
Yolcunun aklı karışmış.
“Sizin adınızı kullanmalarına niye izin veriyorsunuz?Yanlış bilgi vermeleri büyük karışıklığa neden olur!”
“Hiçte değil Aslında onlar bize büyük bir iyilikte bulunuyorlar.
“En iyi dostlarına sırt çevirenlerin hepsi orada kalıyor çünkü.”