Bio Enerji Uzmanı Stefan Rippel… Sizi dengeliyor, konuşuyor, rahatlatıyor, fikir veriyor, destek oluyor. Bu adam tam bir mucize …KAÇIRMAYIN DERİM!!!

10959791_10203704384675043_3126465428205873386_n2[1]

Stefan Rippel’le yollarımız bir süre önce kesişti ve ne sorunum varsa tek seansta halletmesini bildi. Tamamlayıcı tıp   hakkında o kadar bilgili ki sorununuzun çözümü hakkında adeta bir mucize yaratıyor. Size baktığında, ya da enerji alanınızı eliyle kontrol ettiğinde hiçbir şey sormadan düzeltmeye geçiyor. Sizi dengeliyor, konuşuyor, rahatlatıyor, fikir veriyor, destek oluyor. Bu adam tam bir mucize …KAÇIRMAYIN DERİM!!!

Anette İnselberg

Stefan Rippel Stefan Rippel sırt ağrılarıyla yirmi yılı aşkındır çalışmakta olup kariyerine kalifiye bir masaj terapisti ve refleksolojist olarak hastanede başlamış, ameliyat sonrası rehabilitasyon, akut omurga problemleri, şok, inme ve kalp krizi geçiren hastalarla ilgilenmiştir. Her zaman becerilerini geliştirmeye olan merakı üzerine  Tuina Çin tıbbını etüd eder, bu sayede enerjetik medicine ile tanışır. Beden içindeki yaşam enerjisinin dengelenmesi  ile tedavi çalışmalarında muazzam sonuçlar elde eder. 

Aynı zamanda kendi bedeninin içindeki enerji akışını kontrol edebilmek için QI GONG uygulamalarına başlar. Onlarca yıl yaptığı çalışmalar daha holistik yaklaşımını sağlar, bunun üzerine kendi kliniğini kurar, bu güne kadar binlerce kişi üzerinde çalışır %80 oranında başarı kaydeder.  Bu arada Viyana’nın en büyük hastahanelerinin birinde kanser bölümünde hands on healing birimini kurar.  Radyasyon ve şuha tedavisi gören hastalar üzerinde uygulanan metod;  deney kontrol araştırmaları sonucunda ağrı giderici ve  stresi azaltma etkisiyle kan analizlerinde olumlu veriler göstermiş, hastalığın ilerlemesini büyük oranda durdurmuştur. 

Stefan bunlara ilaveten Viyana’daki Aidslilere Yardım Merkezi’ne katılmış, burada workshoplar vermiş, Akciğer Merkezi’nde bireysel olarak insanları tedavi etmiştir.  Avrupa Birliği’nin hazırladığı Erasmus’da tamamlayıcı tıp formlarının yazarlarından biri olmuştur.  Yıllardır yaptığı çalışmalar üzerindeki gözlemleri ve deneyimleri neticesinde Stefan, DIRECTED CARE okulunu açar.  Bugün, Avusturya, İngiltere ve Türkiye’de eğitim vermektedir

Sağaltıcı Masaj Uzmanlık alanlarından sadece biridir. Yaptığı Masaj SIRT AĞRISI tedavisinin yanında şu rahatsızlıklar için de etkili olabilir:

Anksiyete,

Artrit,

Bel ağrısı,

Dolaşım Problemleri,

Kabızlık (kısmi blokaj),

Donmuş Omuz(Adhesiv kapsülit),

Sıvı Tutulumu,

Halluks Valgus,

Baş ağrısı,

Yüksek Tansiyon,

Uykusuzluk (Strese bağlı),

Migren,

Kas Ağrıları,

Duruş bozuklukları,

Siyatik,

Spor Yaralanmaları,

Burkulma,

Boyun Tutulması,

Tenisçi ya da Golfçü Dirseği,

Gerilim,

Sinir Sıkışması,

Omurga incinmesi,

RSI (Repetitive Strain Injury),

Kas Atrofisi. Sağaltıcı Masaj, Mobilisation ve Manipulative Terapi bu rahatsızlıkların tedavisinde faydalı olsa da bazı durumlarda tam bir iyileşme maalesef mümkün değildir. Bu gibi durumlarda hedefimiz ağrıdan kurtulmak olacaktır. 

İletisim ve Randevu Adres: Valikonağı Cad. Sezai Selek Sok. Nevide Apt. No:22/4 Nişantaşı-İstanbul Tel: 0212 240 5935 posta: Stefan.Rippel@gmx.net

HER GÜNÜNÜZÜ MUTLU GEÇİRMENİN YOLLARI.

mutlu-gun[1]

Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir. O yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir. Birçok insan homur homur yataktan kalkar ve bütün gün de o homurtularıyla kendisini olduğu kadar çevresini de rahatsız eder. Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri yaşama geçirmeniz gerekiyor. İşte mutlu bir gün için size bazı önemli sırlar:

* Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin.

* Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: “Bugünüm aydın olsun. Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum.”

* Pencerenin önüne gelin ve dışarıya (doğaya bakarak) nefes alıp vermeye başlayın. Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin. Bunu birkaç kez tekrarlayın.

* Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın. Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin: “Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!”

* Beş veya on dakika denizi ya da yeşil bir alanı seyredin. Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip olduklarınız için evrene (Örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin.

* Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla… Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken yolunuzun kenarındaki çiçekleri mutlaka “görün” varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar.

* Her gün birisi ya da bir şey için iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. Örneğin “Seni seviyorum.” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın. Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim!”, “Ben hallettim!” gibi sözleri kullanmayın.

* Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? Ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın. Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını.

* Miş gibi oyununu oynayın ve “Bugün mutluyum.” deyin. Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz.

* Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili “olumlu haberler” yayınlayın! Unutmayın, iş yerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. Örneğin “Bugün kendimi harika hissediyorum.” deyin. Her fırsatta bunu tekrarlayın. Kendinizi gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz.

* O günün kötü geçeceğine dair bir düşünce zihninizde belirdiyse bunu derhal uzaklaştırın düşüncelerinizden. Örneğin “İşe gidiyorum, müdürümün o berbat yüzünü göreceğim yine.” diye düşünmek yerine, “İyi ki bir işim var, sorunlarımı paylaşacağım bir iş arkadaşına sahibim.” diye düşünün. Uzmanlar, bu tür olumlu sözlerin yolda yürürken ya da gün boyunca dönem dönem tekrarlanmasını öneriyorlar.

* İşinizde veya çevrenizdeki insanlara daha farklı bakmayı deneyin. Örneğin insanlara “değer katma”yı düşündünüz mü? “Yardımcılarımın değerine değer katmak için ne yapabilirim?” diye kafa yorun. Onların daha verimli olmalarını sağlamak için ne yapabileceğinizi düşünün. Unutmayın bir insanın iyi yanını ortaya çıkarmak için önce onun en iyi yanını hayalinizde canlandırmaya çalışın.

* Eğer zorlu bir günü başlayacaksanız (Önemli toplantı, sınav veya konuk ağırlama gibi) hayal gücünüzü devreye sokun. İmgelemeniz, bedeninizin davranışlarını inanılmaz ölçüde belirler. Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. O gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle olun. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş…” Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir!

* Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, “Her şeyin güzel, saçların, dökülüyor olabilir ama sahip olduğum tek şey sensin.” deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır.

Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır.

kaynak: sonsuz şifa

GEÇMİŞİNLE YÜZLEŞEREK… GELECEĞİNİ YARATMA EGZERSİZİ

soyut-parlaklik-temasi_1_1024x640[1]

Geçmişe takılı kalan duygu ve düşünceleriniz yaşama gücünüzü azaltabiliyor. Ama hemen karamsarlığa kapılmayın. Bu durumu değiştirmek için sadece 10 güne ihtiyacınızvar.
İşte iyi anıları parlatmak ve kötü hatıralardan kurtulmak için psikoterapist Derek Draper ve klinik psikolog Cecilia d’Felice tarafından Psychologies dergisi için hazırlanan 10 günlük anı egzersizi!

Geçmişini bilmeyen geleceğe bakamaz derler. Sayfalarımızda yer verdiğimiz egzersizde bu mantıktan yola çıkıyor. O nedenle 10 gün boyunca, çocukluktan beri sizi etkileyen ve bugünkü sizi oluşturan her olayı ve kişiyi ele almanız gerekiyor.
Çünkü eğer kendimizi bu eski metinlerde çözebilirsek yeni hissetme, düşünme ve var olma yolları geliştirebiliriz.

10 adımlı bu egzersiz, geçmişin size hükmeden yönlerinden kurtulup iyi bir gelecek kurmanıza yardımcı olacak. Nasıl mı? Zihninizi değişik yollardan düşünmeye cesaretlendirerek.
Psikoterapist Derek Draper ve klinik psikolog Cecilia d’Felice tarafından hazırlanan anı egzersizinin her adımını sırasıyla uygulamanız şart.

Geçmiş üzerinde düşünmek ıstırap verici olabilir. Eğer bu çalışmadan dolayı
kendinizi çok mutsuz hissederseniz, özellikle de çocukluğunuzda bir travma
yaşadıysanız, profesyonel yardım almanızı öneririz ama pek çok insanın da bu
egzersizden fayda gördüğünün belirtildiğini not etmek isteriz. Kolay gelsin.

BİRİNCİ GÜN

Yüzleşin

Öncelikle şu an kafanızda dolanan sorunlarınızı alt alta yazarak bir tablo
oluşturun. Patlamamak için kendinizi zor susturduğunuz olayları ya da pek önemliolmadığını düşündüğünüz hatta komik bulduklarınızı bile yazın.
Bunlar günlük veyagenel problemler olabilir. Sonra hemen yanına bunların kritiğini yapın. Aşağıda sizeyardımcı olması için nasıl bir tablo oluşturmanız gerektiğini göreceksiniz.

Örnek: Önemli bir telefon numarasını kaybettim / Ben salağım
Patronum yaptığım hatayı düzeltmemi söyledi / Neden daima hata yapıyorum
Postaneden almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim

İKİNCİ GÜN

İçinizdeki dostu uyandırın

Muhtemelen şu an bir gün önce hazırladığınız uzun listeye bakıyorsunuz. Şimdi size bir iyi, bir de kötü haberimiz var. Kötü haber, kafanızdaki olumsuz düşünceler beyninizin kıvrımlarındaki yollarda devamlı olarak izler bırakıyor.

İyi haber, bu düşünceleri iz bırakamadan durdurabilir hatta daha da iyisi yerlerine destekleyici, cesaretlendirici ve bereketli yeni alternatif düşünceler koyabilirsiniz. Bu ilk etapta kolay olmayabilir ama zamanla neredeyse içgüdüsel hale gelecektir. Yabancı dil öğrenmek ya da “egzersiz” binmek gibi.
Yani nasıl yapılacağını biliyorsunuz ama sadece pratiğe ihtiyacınız var. Şimdi elinizdeki listenizin sağ yanına bir blok açın. Burası sizin için iyimser bir arkadaş sesi olacak.

Bu üçüncü bloğa sorunlarınızla ilgili olarak iyi bir arkadaşınızın size söyleyecek olduğu şeyleri yazın. Ya da böyle bir durumda siz arkadaşınıza ne söylerdiniz onu yazın.

Örnek: Önemli bir numarasını kaybettim / Ben salağım / Ama bu her zamanolmuyor ki! Bir telefon defteri alıp numaralarımı ona kaydetmeliyim.
Patronum yaptığım hatayı düzeltmemi söyledi / Neden daima hata yapıyorum
/ Benden her zaman şikâyetçi değil ki. Hatta dün bir proje için bana
övgüde bile bulundu. Postaneden almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim / Yarın zaman yaratacağım, ayrıca bu o kadar da önemli değil

ÜÇÜNCÜ GÜN

Yetiştirilme tarzınızı çözümleyin

Bazı aileler duygusal olarak içe kapanık ve büyümekte olan çocuklarının
ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalabiliyor. Kimileri ihmalkâr oluyor, kimileri de bir mayın gibi devamlı ateş saçarak çocuğun kendini hırçın ve karmakarışık hissetmesine neden olabiliyor. Bu geçmiş deneyimlerinizdeki olaylarla bir bağ kurmanıza yardımcı olacak.

İyi ya da kötü. Nazikçe, acele etmeden ilerleyin. Bu aşamada, anılarınızın acı verici olabileceğini unutmayın. Geçmiş türbülansında kendinizi üzgün, karışık ya da kızgın hissederseniz bu hislerin doğal olduğunu hatırlayın. Ve şu soruları yanıtlayın;

Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Yetiştirilme tarzınızdan memnun musunuz?

Çocukken sevildiğinizi düşünüyor muydunuz?

Eğer yanıtınız “evet” ise size bunu düşündürten nedir?

Anne-baba, ve eğer olduysa bakıcınızın, sevgisini ifade ediş tarzından dolayı mutlu muydunuz, mutsuz mu?

Eğer sevilmediğinizi düşünüyorsanız, neden?

Bir süre aileniz -ve bakıcınız- üzerinde yoğunlaşın. Belki sevgileri koşullu,
sınırlayıcı, hükmedici veya katıydı. Duygusuz, soğuk, sebepsiz beklentiler ve
isteklerle doluydu belki de… Tüm duygu ve düşüncelerinizi yazın. Üzüntü, acı ya da her neyse.Ama kendinizi yargılamayın. Bu aşama, inkâr ettiğiniz, kaçtığınız ya da reddettiğiniz duyguları açığa çıkarmak içindir.

Eğer kendinizi bunalmış hissederseniz çalışmayı durdurun ve sizi mutlu edecek bir şeyler yapın. Yürüyüşe çıkın, bir arkadaşınızı arayın ya da sevdiğiniz biriyle kucaklaşın. Neler hissettiğinize de dikkat edin. Hazır hissettiğinizde egzersize devam edin.

DÖRDÜNCÜ GÜN

Geçmişteki sizle buluşun

egzersiz tamamıyla hayal gücünüze dayanıyor. Daha genç halinizle hatta
çocukluğunuzla buluşup konuşma imkânı sunuyor size. Yani şu an aramakta olduğunuz halinizle. Bunlar kulağa garip gelebilir, ama çok faydalı bir egzersiz.

Ne zaman sakinleşmeye veya kafanızı dinlendirmeye ihtiyacınız olursa kullanabilirsiniz. Kimse tarafından rahatsız edilmeyeceğiniz sessiz bir yer bulun öncelikle kendinize.

Rahatça oturun ve gözlerinizi kapayın. Elleriniz kucağınıza düşsün. Derin nefes alın. Her nefesle bedeninizin bir kısmı gevşesin. Başınız, omuzlarınız, kollar, göğüs, mide, bacaklar ve ayaklar. Aklınıza amaç dışı düşünceler gelirse onlardan kurtulun. Gevşemeyi başardıktan sonra ilk gün yazdığınız uzun listeye gözatın.

Ve ilk kez ne zaman böyle şeyler hissetmeye başladığınızı hatırlayın. Şimdi zaman makinesine binin ve geçmişe yol alın. Belki 10 yaşındaki halinizdesiniz; belki bluğ dönemindesiniz ya da okula ilk başladığınız gündesiniz. Eğer başarabilirseniz o yaştaki yüzünüzü de görmeye çalışın.

Yüzünüzdeki ifadede ne var? Mutluluk mu? Korku
mu? Heyecan mı?

Şimdi aklınıza ne geliyorsa sorun ona. “Merhaba orada mısın? Nasıl hissediyorsun?

Nasıl gidiyor” gibi. Size ne yanıt veriyor? Belki utangaçtır ya da içekapanık ve güvensiz. “Ne hissettiğini biliyorum” deyin ona. “Ben de öyle hissediyorum, kendimizle ilgili çok eleştiri duyuyoruz, artık neredeyse bunlara inanmaya başladık” deyin. “Ama şimdi ben bunu değiştireceğim.”

Bu aşamada izlemeniz gereken bir senaryo yok. Önemli olan nokta kendi çocukluğunuzla yetişkinliğiniz arasında bir bağ kurabilmek ve ikisini birbiriyle konuşturabilmek. Bunun için yazıyı da kullanabilirsiniz. Mektup yazmak duygu ve düşünceleri en iyi ortaya çıkaran eylemlerden biridir.

Çocukluğunuzdan yetişkinliğinize ya da önceki halinizin nasıl hissettiğiyle ilgili olarak o zamanki ailenize bir mektup yazabilirsiniz. Bunun tersini yapıp yetişkin halinizden çocukluğunuza da bir mektup gönderebilirsiniz.

BEŞİNCİ GÜN

Kızgınlığınızı tanımlayın

Bu egzersiz ailenize karşı duyduğunuz herhangi bir öfkeyi açığa çıkarma noktasında sağlıklı ve yapıcı bir yöntemdir. Bir kalem kâğıt alın. Anne – babanıza, veya bakıcınıza, ne tür bir öfke duyduğunuzu tanımlayın.

Çocukken onlara kızdığınız belli olaylar ya da zamanlar var mıydı?
Bunları onların yüzüne karşı söyleyebiliyor muydunuz? Eğer söyleseydiniz ne olurdu?

Eğer kendinizi terk edilmiş hissetseydiniz bunu nasıl gösterirdiniz?
Çocukken kızgınlığınızı engelliyor muydunuz?

Kızgınlığınızı dillendirirken nasıl bir his meydana geldiğini tanımlayın. Donuk mu, keskin mi, korku ya da acı veriyor mu? Tüm hissettiklerinizi hem çocuk hem de yetişkin halinizle ayrı ayrı yazın.

ALTINCI GÜN

Ailenizi anlayın

Şimdi ailenizin duygusal dünyasını anlamaya çalışacaksınız. Bu kolay olmayacak çünkü ailemiz hakkında düşünürken genellikle bir şeyleri tam olarak anlayamadığımız çocukluk penceresinden bakarız. Bu da onları objektif bir açıdan görmemize engel olur.

Eğer onlara sağlıklı ve pozitif bir açıdan bakabilseydik gerçek dünyalarını anlayabilirdik. Bu egzersiz anne-babanızın birbirleriyle ve sizinle nasıl bir duygusal iletişim içerisinde olduğunu gösterecek. Kendinize şunları sorun;

Anne-babam duygusal olarak kendilerini nasıl ifade ederdi?
Sadece negatif mi yoksa pozitif duygular mı açıklanırdı?
Duygularını bastırıyorlar mıydı?
Ben duygularımı belli etmemeyi mi öğrendim?
Neden böyle davrandılar?

Şimdi onlarla ilgili nasıl hissettiğinizi düşünün. Kızgınlık egzersizine bir
gözatın. Duygu ve düşüncelerinizi en küçük ayrıntısına kadar yazın.

YEDİNCİ GÜN

Kendinizi yetiştirin

Bu egzersiz çocukken yüz yüze kaldığınız hüsranları, artık bir yetişkin olduğunuzu bilerek aşmanıza yardımcı olacak. Dr. Alice Domar “Kendini yetiştirmek” isimli kitabında ailenize ithafen kendi kendinize şu sözleri söylemenizi öneriyor:

Bana hayat verdin ama sana hayatımı borçlu değilim.
İlgiyi hak ediyorum.
Senin koşulsuz saygı ve ilgini hak ediyorum.
Kendimi sana ispatlamak için yaşamayacağım.
Senin yerine getirilmemiş rüyalarını yaşamak zorunda değilim.
Kısıtlamalarına rağmen senin sevginle beslendim.

SEKİZİNCİ GÜN

Şefkatle hatırlayın

Yaşadığımız gerçekleri tamamen tanıyıp kabul etmedikçe kendimizi genellikle geçmiş acı anılar arasında sıkışıp kalmış buluruz. Bu durum kendimizi boşlukta, üzgün, ağlamaklı ve bunalmış hissetmemize neden olur. Geçmişle ilgili duygularımızı örtbas etmek yerine yazma yoluna gidersek bir süre sonra bunları benimsemeye başlayabiliriz.
Eğer duygularımızı tanırsak beraberinde onları gözetebilme şansına da sahip oluruz. Sabit bir geçmiş içerisinde tıkılıp kalmak duygusal olarak gelişmemize yardım etmez. Geçmiş anılarımızı tanıyıp izleyerek bize pozitif bir gelecek kurmamız yolunda yardımcı olmasına izni vermeliyiz.

Geçmişte yaşadığımız acı olaylara baktığımızda, kendimize bunların biz henüz güçsüz ve gençken olduğunu hatırlatmalıyız. Ama artık güçsüz değiliz. Şimdi daha önceden keşfettiğiniz içsel arkadaşınızın sevecen ve şefkatli olmasına izin verin.
Olayları farklı görmenize yardımcı olsun. Hatırlamanın acı veren yolunda sıkışıp kalmak istemeyen şefkatli içsel arkadaşınızın sesini dinleyin ve düşüncelerinizi yazın

DOKUZUNCU GÜN

Geçmişi kabullenin

Duygusal anlamda yaşadıklarımızın farkında olduk, bize nasıl hissettirdiklerini
gördük ve artık bunlara şefkatle bakabilir, bağışlayıcı olabiliriz. Ailenizi, veya
bakıcınızı, affetmek zor olabilir ama ancak bağışlarsanız kabullenebilirsiniz.
Geçmişimizi kabullenmek pasif bir teslimiyetçilik değildir. Kabullenişle birlikte
özgürlük de gelir. Geçmişimizden ve acılarımızdan özgürleşmek! Şimdiyi ve
geleceğimizi duygusallardan bağımsız kılmak! Şimdi kendinize şu soruları sorun;

Geçmişimle ilgili şu an inandığım şey nedir?
Geçmişimle ilgili inandıklarımı kabullenebilir miyim?
Geçmişimdeki kötü anıların çıkıp gitmesine izin verebilir miyim?

Bu egzersizlerden sonra hâlâ kendinizi geçmişinizden özgür kılamıyorsanız kendinizi yargılamayın. Bu, egzersizleri daha çok yapmanız gerektiği ve daha fazla zamana ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor. Duygularınız üzerine daha çok çalışmalısınız.

Belki size nerede ve neden sıkışmış hissettiğiniz konusunda alternatif bir
perspektiften bakmanızı sağlayacak bir arkadaşınızdan veya bir aile üyesinden yardım isteyebilirsiniz. Unutmayın ki bu duyguları hayatınız boyunca taşıdınız. Aniden değişmeyebilirler, sonuca varana kadar üzerinde defalarca çalışmanız gerekebilir.

Kendinize karşı daima nazik ve yaşadıklarınızla, hissettiklerinizle ilgili olarak
şefkatli olun; bunun hayati olduğunu unutmayın. Şimdi finale geçebiliriz.

ONUNCU GÜN

Kötü anıların gitmesine izin verin

Ritüel ve seremoniler tarihin başlangıcından beri hep çok önemli olmuşlardır.
İnsanoğlu hedeflerini gerçekleştirmede sembollerin ve kutlamaların etkili olduğuna inanır. Kendi seremoninizi düzenleyin. Bir mum yakın, dua edin, bir balon salın gökyüzüne ve geçmişinizdeki negatif mesajları bırakın gitsinler. Bu, geçmişte ve bugünde rahatlamanızı sağlayıp geleceğe bakabilmenizi sağlayacaktır.

(ALINTI)

En Çok Korktuğun Fotoğrafa Göre Sana, Seni Anlatıyoruz!

55cfc95ff72d3f7239b4bdc6[1]

Şekil 1: Kendini ifade etmekte, duygularını karşı tarafa aktarmakta zorluk yaşıyor gibisin. Birisine tam anlamıyla güvenmek senin için oldukça zor ve bu nedenle duygularını en derinlerde, kimsenin göremeyeceği yerlerde saklıyorsun. Belki bu huyundan vazgeçersen hayat senin için daha yaşanabilir, daha çekilebilir hale gelecektir. Ne dersin?

Şekil 2: Oldukça güçlü ve zeki bir insan olmana rağmen insanlardan biraz soyutlamış gibisin kendini. Hata bazı dönemlerde ailenle veya en yakın arkadaşlarınla bile görüşmüyor, konuşmuyorsun. Kendi kendine yeteceğini, kimsenin de sana ihtiyacı olmadığını düşünüyorsun fakat sen yine de insanlarla olan iletişimini biraz daha güçlendirsen fena olmaz.

Şekil 3: Sen ruhun için sonsuz huzuru aramaktasın. Yalnız kalmaktan ve hayatta amaçsız kalmaktan ölümüne korkuyorsun. Aslında mutlu bir ilişkiye ve sevdiğin kişinin sana göstereceği ilgiye ihtiyacın var. Hayattan beklentin öyle atla deve değil yani…

Şekil 4: Kalbin şefkat ve sevgi ile dolu ve bunu paylaşacağın, seninle aynı duyguları hisseden birine ihtiyacın var sadece. Şu an için hayatta endişe duyduğun tek konu maddiyat gibi gözüküyor. İstediğin her şeyi bir şekilde elde etmiş gibisin, fakat öyle de çok kolay olmamış bunlar: İnce eleyip, sık dokumanın ve çok çalışmanın meyvesini yiyorsun.

 

Hayata Bakış Açımızı Değiştirecek 19 Felsefi Film

1.Man About Town (Şehrin Adamı)

Jack Giamoro son derece zengin ve başarılı bir menajerdir. Los Angeles’da kayda değer bir kariyere sahiptir. Ancak bir gün gelir ve hayat onu sınar. İlk olarak karısının, kendisini bir müşterisi ile aldattığını öğrenir. Ardından bir talihsizlik sonucu kendi özelini yazdığı günlüğü, dişli bir muhabirin eline geçer. Yitirmekte olduğu şeylere sahip çıkmak adına attığı adımlar, ne yazık ki Jack’i hatalar silsilesine sürükler. Aile, sadakat, özgüven ve rekabet gibi konulara odaklanan bu dramatik komedi, özgün bir bakış açısı ile perdeye aktırılmış görünüyor.

IMDb 5,6

2. What The Bleep: Down The Rabbit Hole (Biz Ne Bilebiliriz Ki: Tavşan Deliğinden Aşağı)

Sadece ağızdan ağza tavsiyelerle yayılarak gişe rekorları kıran, kuantum fiziği kuramlarından yola çıkarak gerçek dediğimiz şeyin bambaşka biçimlerde düşünülebileceğini gösteren Biz Ne Bilebiliriz Ki?’nin ardından ikincisi geliyor. Film ilkinde olduğu gibi, depresyonla cebelleşen, hayattan, erkeklerden, işinden bıkmış olan Amanda’nın  yaşadıkları etrafında dönse de, bu kez işin gerçek yıldızları kuantum dünyasını anlatan bilim adamları, araştırmacılar, gazeteciler ve mistikler. Kendi gerçek doğan hakkında ne kadar şey bilmek istiyorsun? İnsan olmak ne demek ve bu noktada kuantum fiziği yeni bir paradigma yaratmak için nasıl kullanılabilir? Dünyayı algılayış biçimimiz günlük hayatımızı nasıl şekillendiriyor? Bu ve benzeri soruları dünyanın önde gelen 16 tane bilim adamı, felsefeci, gazeteci ve mistiği bilinç, fizik, biyoloji, duygular ve bağımlılıklarla da ilişkilendirerek cevaplıyor. İkinci filmde yer verilen önemli yeni bilimsel keşifler ise kuantum fiziği, nörobiyoloji, insan bilinci ve günlük hayat arasındaki bağlantıları farklı bir şekilde düşünmemizi sağlıyor. Tavşan deliğinden aşağı bir girmeyi deneyin deriz, bakarsınız dünyayı bambaşka bir şekilde görmenize sebep olabilir.

3. Seven Years in Tibet (1997) – IMDb 7,0

Seven Years in Tibet (1997) - IMDb 7,0

Seven Years in Tibet (Tibet’te 7 Yıl)

1939 sonbaharında Heinrich Harrer adlı Avusturyalı ünlü dağcı ve memleketlisi Peter Aufschnaiter, Himalayalar’ın en yüksek tepelerinden biri olan Nagna Parpat’a tırmanmak için yola çıkar. Bu yolculuktan önce tek amacı şan şöhret edinmek olan Harrer, bencil, kendinden başka hiçbir şeyi umursamayan bir adamdır. Himalayalar’da yaptığı bu yolculuk onun hayatını, duygusal yapısını tümüyle değiştirir. Onu önce Himalayalar’ın zirvesinden, İngiliz esir kampının derinliklerine; daha sonra da bir kaçış ve iki yıl süren zorlu Himalaya yolculuğunun ardından Tibet’in gizemli kenti Lhasa’ya sürükleyen bu olağanüstü yolculuk sayesinde duygusal bir uyanış yaşar.

Batılıların çok ender ziyaret ettiği yabancı bir ülkede Harrer, küçük Dalai Lama tarafından dostlukla karşılanır ve bu dini lidere İngilizce, coğrafya ve batı dünyası konusunda ders verilmesi istenir. Tibet’te yedi yıl kalan Harrer için bu yıllar Dalai Lama’nın dostluğu ve hayat felsefesi ile zenginleşmiştir. Bu yedi yıl yalnızca Harrer için değil, Tibet için de köklü değişimlerin yaşandığı bir dönem olur. Her ikisi de insanlardan kopuk ve yalnız kişiler olan Harrer ve Lama arasındaki derin ve kopmaz bağ oluştukça, egoist Harrer hayatında ilk kez kendini düşünmemeyi öğrenir, böylece Lhasa yolculuğunun başından itibaren başlayan değişim süreci tamamlanmış olur.

4. Agora (2009) – IMDb 7,2

Agora tarihte bilinen ilk kadın matematikçi, astronom ve filozof olan İskenderiyeli Hypatia’yı (370-415) Oscar ödüllü oyuncu Rachel Weisz canlandırıyor. Roma İmparatorluğu artık giderek güç kaybetmektedir. Hâkimiyeti altındaki topraklara eskisi gibi iştihamla hükmedememekte, ufak tefek isyanları bile bastırmakta zorlanmaktadır. Yüzlerce yıl Romanın egemenliğinde olan Mısır’da da kontrolünü iyice yitirmeye başlamıştır. Agora’nın konusu da işte bu çalkantılı dönemde Mısır’ın sanat ve bilim merkezi olan, birçok filozof, bilim adamı ve sanatçıyı bünyesinde barındıran İskenderiye kentinde geçmektedir.

“Gökyüzünün sırrını çözdüğüm zaman, işte o zaman mutlu bir insan olarak öleceğim.”

“Bizi birleştiren şeyler, ayıranlardan daha fazla.”

5. The Terminal (2004) – IMDb 7,3

“The Terminal”de Doğu Avrupa ülkelerinden birisinden New York´a gelen Viktor Navorski´nin (Tom Hanks) ilginç öyküsü anlatılır. Amerika yolundayken ülkesinde askeri darbe olması üzerine Viktor, New York´un JFK Uluslararası Havaalanında mahsur kalır. Pasaportu artık geçersiz olduğu için Amerika Birleşik Devletlerine´ne girme hakkını yitirmiştir. Ülkesindeki savaş bitinceye kadar havaalanı terminalinin transit yolcular salonunda beklemek zorundadır.

Viktor´un havaalanında haftalar süren bekleyişi devam ederken çok değişik insan manzaralarıyla karşılaşır. Terminal binasının içine sıkıştırılmış bu dünyada her türlü mantıksızlık, anlamsızlık, cömertlik, hırs, eğlence, statü mücadelesi, beklenmedik rastlantı vardır. Hatta Amelia isimli güzel bir hostesle (Catherine Zeta-Jones) romantik ilişki bile yaşayacaktır.

Ancak Viktor´un oradaki zoraki varlığına sıcak bakmayanlar da vardır. Bunlardan birisi de havaalanı yetkilisi Frank Dixon´dur.Bu rolde Stanley Tucci var. Viktor´un varlığını bir türlü kontrol edemediği bürokratik bir facia olarak gören Frank Dixon, bu sorundan bir an önce kurtulmanın çaresini bulmaya çalışmaktadır.

6. The Fountain (2006) – IMDb 7,3

Filmin 21. yüzyıldaki diliminde bilim adamı olan Tommy Creo, ölmek üzere olan kanser hastası eşi Izzi’yi kurtarabilmek için umutsuzca hastalığa çare bulmaya çalışmaktadır.

Bu sırada Izzi 16. yüzyıl İspanya ‘sında geçen bir hikâye yazmaktadır. Hikâyede Engizisyon tarafından toprakları elinden alınmakla tehdit edilen Kraliçe Isabella, sadık konkistador Tomás’ı İspanya ‘yı kölelikten kurtarabilmenin tek yolu olduğuna inandığı Hayat Ağacını araması için Maya ormanlarına gönderir. Hikâye Ispanya ‘da başlayıp Xibalba denilen Nebula’da bitecektir ancak Izzi’nin hikâyeyi bitirecek kadar zamanı olmadığı için Tommy’den hikâyeyi bitirmesini ister.

26. yüzyılda ise uzay gezgini olan Tom uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Bu üç adamın hikâyesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır.

7. The Devil’s Advocate (1997) – IMDb 7,5 (Şeytanın Avukatı)

Kevin Lomax, başarılı bir savunma avukatıdır. Davaların zorluk seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun, başarıya alışkın Kevin, bir şekilde jüriyi tesiri altına almayı ve müvekkilini temize çıkarmayı başarır. Mutlu bir evlilik süren avukatın hayatındaki her şey yolunda gibidir. Bir gün, müvekkili haksız olduğu halde kazandığı bir dava sonrasında New York’taki çok büyük bir hukuk bürosundan müthiş bir teklif alır. Teklifi yapan dünyanın en büyük hukuk bürolarından birinin lideri olan John Milton’dur. Kevin’ın vereceği ‘evet’ cevabı, hayatını geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirecektir.

8. The Illusionist (2006) – IMDb 7,6 (İllüzyonist)

Film farklı dünyalardan gelen insanların arasında doğan bir aşkın, kolaylıkla onaylanmaması ile başlıyor. Sophia aristokrat bir ailenin kızı olarak, marangoz bir ailenin oğlu olan Eisenheim’a aşık olur. Üstelik aşkı karşılıklıdır. Bu ikili, birbirlerine hissettiklerinden ötürü tepki alırlar. Öyle ki aşkına yasak bile getirilen Eisenheim, ülkeyi terk eder. Dünyayı dolaşacaktır. Aradan on beş yıl geçtikten sonra ülkesine bir illüzyonist olarak geri döner. Bu sırada Sophia, nişanlanmak üzeredir. Onca zaman sonra yeniden karşı karşıya gelen aşıkların hisleri yeniden alevlenir. Bu durumu hisseden Sophia’nın nişanlısı Prens Leopold ile Eisenheim hesapta olmayan bir mücadeleye girmek zorunda kalır.

9. The Truman Show (1998) – IMDb 8,1 (Truman Şov)

The Truman Show’un ilham kaynağı mağara metaforudur. Mağara metaforu, Platon’un en ünlü metaforudur. Mağara mitosunda, toplumdaki insanlar (düşünürler dışındakiler) bir mağarada kollarından birbirine zincirlerle bağlanmış ve sırtı mağara kapısına dönük oturan esirler gibidirler. sadece arkalarındaki ışık kaynağının (doğrunun,gerçeğin) yaydığı ışıkla karşılarındaki duvarda oluşan kendi gölgelerini görebilir, bu gölgelere bakarak eğlenir ve hayatlarını böyle geçirirler. filozoflar ise kendilerini bu zincirlerden kurtararak her ne kadar zor ve acı verici olsa da yüzlerini cesaretle ışığa (gerçeğe) dönerek hayatın gerçek anlamını ve doğruyu görebilen kimselerdir. ancak bu kimselerin mağaraya döndükten sonra gördüklerini diğer insanlara anlatması ve onları inandırması da bir o kadar zor olacaktır, çünkü esaret ve karanlık rahattır, oysa gerçekleri görmek ve ışığa bakmak cesaret ister.

Ünlü düşünür Gurdjieff şöyle der: “Sen kendi durumunun farkında değilsin. Hapishanedesin. Bütün dileğin, eğer akıllı bir kimseysen, kaçmak olmalıdır. Hapishanedeki insanın herhangi bir durumda kaçma şansı olduğunda, öce hapishanede olduğunu fark etmesi gerekir.”

10. Before The Rain (1994) – IMDb 8,1 (Yağmurdan Önce)

Konusu Bosna savaşı sırasında geçen film, başta birbiriyle alakasız gibi gözüken üç ayrı öyküden oluşmaktadır. “Kelimeler”, “Yüzler” ve “Fotoğraflar” başlıklarını taşıyan bu öyküler sonunda birbirleriyle kesişirler. Film bu anlamda biçimsel olarak hemenAlejandro González Iñárritu’nun Babel’ini (2006) akıllara getirir. Bir savaş atmosferinde ve politik çalkantıların zemininde talihsiz trajik aşkların anlatıldığı öykülerden ilki Makedonya’da bir Ortodoks Manastırında, ikincisi Londra’da geçerken, üçüncü öyküde tekrar Makedonya’ya dönülür ve bu sonuncu öykü, ilk iki öyküyü birbirine bağlar. Başlıca karakterleri suskunluk yemini etmiş genç bir Ortodoks keşiş, çetelerden kaçan Arnavut kız, Londra’lı bir fotoğraf editörü ve bir savaş fotoğrafçısı olan film, içten öyküsüyle savaşın anlamsızlığını sorgulamakta, güçlü bir savaş karşıtı mesaj vermektedir.

11. Amadeus (1984) – IMDb 8,3 (Amadeus)

Dünya müzikal tarihine yön veren deha Mozart, gündelik yaşamında gerçek bir arıza karakter olarak yaşamdan bir hayli kopuk bir hayat tarzı sürdürmektedir. Yeteneğini dışa vurmak için ilginç bir yol seçen sanatçı tutarsız davranışlarda bulunmayı bir alışkanlık edinmiştir. Yaşamı ile müziği zıt kutuplarda ilerleyen Mozart, yeteneğini sergilemek için mantıksız hareketlerde bulunur. Adeta bir “tutunamayan” profili çizen Mozart, bu sağlıksız yaşamı yüzünden Antonio Salieri’yi endişelendirmektedir. Diğerine göre çok daha disiplinli ve müzik konusunda hırslı olan Antonio, müziğin tanrısı kadar başarılı olamamaktadır. Bu düşünceler zamanla farklı bir ilişki kurmalarına neden olur… Müzik konusunda yüce bir yeteneğe sahip olan Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin ilişkisine odaklı bir başyapıt. Sanat ile sanatçının kişiliği arasındaki ilişkiye odaklanan ve usta müzisyenin yaşamını, Salieri üzerinden anlatan bir klasik.

12. Up (2009) – IMDb 8,3Up (Yukarı Bak)

İlk çocuklukta bir rastlantı eseri yolları kesişen iki çocuk, yıllarca sürecek tatlı ve dokunaklı bir hikayenin başkahramanlarıdır. Maceracı doğan ve hayattaki her şeye dair çocuksu saf meraklar barındıran Ellie’nin tek hayali dünyayı gezebilmektir. Carl ise sessizliği ve dinginliğiyle örttüğü maceraperestliği ve kocaman kalbiyle Ellie’nin tek isteğini gerçekleştirebilmeyi dilemektedir. İki küçük çocuk büyür, evlenir, yaşlanır… Ölüm Ellie’nin kapısını çalar, Carl ise sevdiğinden kalan tek şeyi, bu çocuksu hayali gerçekleştirmeye koyulur.

13. Black (2005) – IMDb 8,3 (Siyah)

Kör ve sağır bir kızın bir öğretmen sayesinde hayata nasıl tutunduğunu ve nasıl yaşam mücadelesi verip kazandığını, sonunda da öğretmeni aynı duruma düşünce ona nasıl umutsuzca öğretmenlik yaptığını konu almaktadır. Kör ve sağır doğan Michelle ailesi tarafından anlaşılamamaktadır. Annesi ve babası Michelle’i akıl hastanesine göndermeden önce son kez bir öğretmen tutup şanslarını denemek isterler. Başta öğretmenle iyi anlaşamasalarda bu öğretmenin kızı başarılı bir şekilde eğittiğini görünce bu öğretmenle yola devam ederler ve Michelle bu öğretmen sayesinde üniversiteye gider ancak sonra Michelle’in öğretmeni Alzehimer hastası olur ve Michelle’e bakamayacak duruma gelir.bir gün michelle öğretmeninden onu öpmesini isteyip hayatının en büyük hatasını yapar.öğretmenini zorlar ve öğretmeni onu öper.o artık yoktur.michelle her pazar öğretmeninin gelmesi için kilisede duâ eder12 yıl sonra onu ilk kelimeyi öğrendiği çeşmede bulur.Artık öğretmen olma sırası Michelle’dedir kendi öğretmenine ona öğrettiklerini geri öğretmek için umutsuzca çabalar.

14. Amelie (2001) – IMDb 8,4

Amélie Poulain, bir doktor olan babası tarafından diğer çocuklardan, kalp hastalığı olduğu gerekçesiyle, uzak yetiştirilen bir çocuktur. Aslına bakılırsa babasının yanlış bir teşhisidir bu, çünkü Amélie’nin babasıyla kurduğu nadir fiziksel temas babasının sağlık kontrolleriyle gerçekleşmektedir ve bu kontroller sırasında Amélie heyecanlanmakta, kalp atışı hızlanmaktadır. Amélie’nin annesiyse, en az babası kadar nevrotik bir kadındır. Amélie küçük bir çocukken, annesi, Notre Dame Kilisesi’nin tepesinden atlayan bir kadının üzerine düşmesi sonucu vefat etmiştir. Böylece babası daha da sessiz ve silik biri olmuş, kendisini eşi için ilginç bir anıt mezar düzenlemeye adamıştır. Amélie de bu yalnızlığın ortasında kendini eğlendirebilmek için, oldukça ilginç ve derin bir hayalgücü geliştirmiştir.

Amélie diğer insanlarla ilgilenirken, kimse kendisiyle ilgilenmemektedir. Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar. Bu sorgulama, pasaport için fotoğraf çekilen fotoğraf kulübelerinden, kenara atılmış, yabancılara ait vesikalık fotoğrafları toplayan, tuhaf karakter Nino Quincampoix ile olan bağıntısını görünce daha açık ve rahatsız edici olmaya başlar. Her ne kadar Nino’yu kendi yöntemleriyle pek çok dolambaçlı şekilde cezbetmeye çalışsa da, özünde utangaçtır ve Nino’ya yaklaşamamaktadır. Ancak Raymond’ın öğütleri sonunda, başkalarının mutluluğu için uğraşırken kendi mutluluğunu da elde edebileceğini

15. 3 İdiots (2009) – IMDb 8,5(3 Aptal)

“Mark Twain’in “Okulumun eğitimimi engellemesine asla izin vermedim.” diye bir sözü var. Mark Twain şu an yaşıyor olsaydı 2009 yapımı Hint Filmi 3 Idiots’u çok beğenirdi. Filmin ana konusu M.T’nin bu sözüyle paralel. Tek tip insan yetiştiren, duyguları körelten ve düşünüp anlamayı değil yalnızca ezberi ve yarışı dikte eden eğitim sistemine eleştiri getiriyor film. Ülkenin en iyi mühendislik okulu ICE’de okuyan üç arkadaş, nam-ı diğer 3 aptal var. Biri evini geçindirmeye uğraşan; hasta babasının ilaçları ve ablasının evliliği için bir iş sahibi olması gereken Raju, diğeri babasının dikte ettiği mühendislik uğruna çok sevdiği ve tutkusu olan fotoğrafçılıktan vazgeçen Farhan ve bu ikisiyle birlikte düşünceleri yıkmaya çalışan, sistemi eleştiren ve filmin baş kahramanı olan Rancho. Bir de sistemin somutlaşmış hali olan, okulun müdürü ve onun iyi kalpli kızı.”

16. It’s A Wonderful Life (1946) – IMDb 8,6 (Şahane Hayat)

İflasın eşiğine gelen George Bailey (James Stewart) bir Noel gecesinde kendini nehre atarak intihar etmek üzeredir.Doğduğundan bu yana aynı küçük kasabada yaşayan Bailey kendisini buraya ve insanlarına adamış,hoşgörülü,güvenilir ve yardımsever bir insandır.Büyük bunalım ‘ı hasarsız atlatmış,babasından devraldığı konut ve finans şirketi aracılığı ile kasabalıların neredeyse tamamını konut sahibi yapmıştır.Bu arada para kazanmayı, mimar olma fırsatını,dünyayı gezmeyi, kısaca tüm hayallerini ertelemek zorunda kalmıştır.Kasabaya yaptığı bunca iyilik kötü yürekli banker Henry F. Potter (Lionel Barrymore)’ın çıkarları ile çakışır.Potter,Bailey’in sürekli peşindedir artık.Birgün aradığı fırsat çıkar ve Finans şirketine ait önemli bir miktarda para Bailey’in alkolik ve yaşlı amcası Billy Bailey (Thomas Mitchell) ‘in dalgınlığı sonucunda Potter’ın eline geçer.Banka müfettişlerinin yaptığı bir denetlemeden sonra şirketin açığı ortaya çıkar.Bu iflas ve tutuklanma anlamına gelmektedir.Çareyi intaharda bulan Bailey kendini nehre atmak üzere iken yeryüzüne gönderilen melek Clarence (Henry Travers) onu ölümden kurtarır.Melek,Bailey’in bir arzusunu yerine getirerek ona ‘kendisinin hiç doğmamış ve yaşamamış olduğu’ bir dünyayı gösterir.Bailey kendisine gösterilen bu dünyanın hiç de güzel olmadığını görür ve insanların çevrelerine sayısız katkıları,iyilikleri olduğunu,ama her zaman bunun farkına varamadıklarını anlar.

17. The Matrix (1999) – IMDb 8,7

“Siz olsaydınız hangi hapı seçerdiniz; kırmızı mı, yoksa mavi mi, cahillik mutluluk mudur, yoksa -ne olursa olsun- gerçeği bilmeye değer mi?” Seyircinin devamlı kendine soracağı suallerdir bunlar. Matrix, bütün karşı çıkışlara rağmen amacı için mücadele eden ve sonunda soylu davasını kanıyla ödeyen düşünür Sokrates’in hikayesinin yeniden anlatımıdır. Sokrates ona Tanrı (Apollon) tarafından verilen bir görevdedir. Görevi doğduğu kentin insanlarını, Atinalıları uyarmaktır. Sokrates beynine takılıp, onu deliye çeviren bir soruyla uğraşmaktadır: “İyi bir hayat nedir?” Filmin kahramanı Neo (ki adı One, yani bir’in harf değiştirilmişidir) ise “Matrix nedir?” demektedir. Soru sorma her iki kahramanımıza da bela getirir. Sokrates kendini Tanrıtanımazlık ve gençleri baştan çıkarmakla suçlandığı bir mahkemede bulur. Neo ise ajanlar tarafından “Kanun kitaplarında yazılı bütün internet yasalarını” çiğnemekle suçlanır.

18. Inception (2010) – IMDb 8,8 (Başlangıç)

Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye mal olmuştur.

Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkânsız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.

Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.

Olay yeri ise zihniniz.

19. The Shawshank Redemption (1994) – IMDb 9,3 (Esaretin Bedeli)

Andy (Tim Robbins) kendisini aldatan eşini ve eşinin sevgilisini öldürmek suçu ile müebbet hapse mahkum olmuştur. Bankacı olan Andy, bu cinayetleri işlemediğine emindir. Ancak bu hakimin fikrini değiştirmemiştir. Shawshank hapishanesinde genç yaşta suç işleyen ve pişmanlık yaşayan Red (Morgan Freeman) ile tanışır.

Tüm haksızlıklara ve zor şartlara rağmen kendini bunların dışında tutabilen biridir Andy… İlk iki senesi kabus gibi sıkıntılarla geçer ama Andy, tüm bunlarla mücadele eder, kavga eder, dayak yer ama yıkılmaz.Ta ki bir gün hapishanenin en zorlu gardiyanlarından birinin vergi borçlarına yardım etmeyi teklif eder. Gardiyan onu binadan aşağı atacakken, gardiyanı ikna eder ve karşılığında arkadaşları için kişi başına “üç bira” ister.
Kendisi bira içmemesine rağmen bu olay onun yüzünü gülümsetir.
Andy kendini özgür ve normal hissetmiştir.

Andy kendini iyi hissetmek için sevdiği arkadaşlarına bir şeyler vermeye çalışır.

Andy’nin görüşüne göre ise, umut iyi bir şeydir, belki de en iyi şey ve iyi olan hiçbir şey yok olmaz…

Andy umudunu hiç kaybetmez. Umut ve hayallerimiz bizi ayakta tutar ve hayatımıza anlar katar. Hayallerimiz için elle tutulur çalışmaları yapar ve sabırlı olursa hayallerinin gerçekleşeceğine inanır ve bunu tam yirmi sene sonra bunu inanılmaz bir şekilde başarır!

Victor Hugo’dan İlişkiler Üzerine 22 Derin Söz

1. Öldürmek için silah, hançer mi olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Öldürmek için silah, hançer mi olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

2. Hayatta kimseye güvenmeyeceksin demek saçmalıktır inan. Ama kime ‘iki defa güveneceğini’ hesaplamalı insan.

3. Belki de yalancı arkadaşlarına bir teşekkür borçlusun, Sana gerçek dostlarının kıymetini hatırlattıkları için.

4. Yalan zeka işidir, dürüstlük cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söyleme, cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.

5. En anlamlı yemin söz vermektir, en büyük intikam affetmektir, en adi söz hiç sevmedim demek; ve en güzel cevap gülüp geçmektir.

6. Yarınlar hep güzel olacak denir. Oysa bugünler, dünün yarınları değil midir ?

7. Beni mahveden şey; bana yalan söylemiş olman değil, sana bir daha inanmayacak olmamdır.

8. Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi adamlarının sayısı ile belli olur.

9. Kalabalıklar her zaman tehlikelidir. İçinde ruhlarını ucuza satan alçaklar barındırır.

10. Zamanı gelmiş bir fikrin karşısına dikilme gücüne hiçbir ordu sahip değildir.

11. Aşk uğruna gerekirse, yaşamımdan vazgeçerim. Özgürlük uğruna ise aşkımı da feda ederim.

12. Öldükten sonra yaşamak istiyorsanız; Ya okumaya değer şeyler yazın, ya da yazılmaya değer şeyler yaşayın!

13. Kimse “vazgeçilmez” değildir ve hiç kimse kendini vazgeçilmez sanan biri kadar “aptal” değildir.

14. Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin belki de gülmeden ölürsünüz.

15. Gitme diyebilecek kadar güçlü olmalı insan hayatta. Çünkü hiç kimse, kaybettiklerini unutabilecek kadar güçlü değil aslında.

16. Herhangi birinin senden nefret etmesinin asıl nedeni; senin gibi olmak istediği halde asla senin gibi olamayacağını bilmesidir.

17. Bir ülkede dalkavukluk ve yalakalık getirisinin değer kazanması demek, o ülkenin sonunun geldiği demektir.

18. Ağlamak için gözden yaş mı akmalı, dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?

19. Yumuşak olma ezilirsin sert olma kırılırsın.

20. İyi bir kadınla iyi bir erkek birlikte değildir. Çünkü kadınlar, kötü erkeklere aşık olup iyi erkeklerle dertleşir.

21. Karşına çıkan herkese güvenme ama onları yine de yargılama, işe yaramaz. Çünkü insanları yargılarsan; onları sevmeye zamanın kalmaz.

22. Aşk, karşındakini bulunmaz Hint kumaşı sanmanla, sersemin teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.

kaynak: onedio

Kim Ne Düşünür Diye Yaşamayı Bıraktım Be Anne…

12032076_10153586830229831_793795246538824208_n[1]

KARADUTUM ŞİİRİNİN HÜZÜNLÜ HİKAYESİ …..

12009829_10153239716621317_4358201432243547395_n[1]

1949’da bir gün İstanbul Büyük Kulüp’teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut’u okumaya başladı:

“Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın”…

Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü.
Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu… Çünkü şiirde “kadınım, kısrağım, karımsın” dediği kadın, karısı değildi.
Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan…
“Kara saplı bıçak gibi”
Mari, Bedri Rahmi’nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. O dönem askerliğini yapmakta olan şair – ressamın sinesine, “kara saplı bir bıçak gibi” saplanmıştı. Mari, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari’nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı. Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine dönmesini bekliyordu.
Yorgun yürek
“Karadut”, 1946’da menenjit tüberküloz kaptı. İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı. Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi’nden Mari Gerekmezyan’ın ölüm haberi geldi.
Bedri Rahmi yıkılmıştı. Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı. O dönem içkiye başladı ünlü şair…
Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:

“Türküler bitti
Halaylar durdu
Horonlar durdu
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim, yoruldu…..”

Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu.
Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı.
Başardığını sanıyordu.
Ta ki Büyük Kulüp’teki o geceye kadar…
“Karadut”u okurken, Bedri Rahmi’nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının kanıtıydı. Bunun üzerine Eren, bir süre Paris’te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta “o gece”yi hatırlattı:

4 Ocak 1950 – PARiS
“Canuşkam,
Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti.
Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. O gece… Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri’nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.
Eren.”

Buna katlandımsa, bu dualar işe yaradı.
Bedri Rahmi, 11 yaşındaki oğluyla eşine döndü.

1974’teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler. Öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte, 35 yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturttu.
“Babanı uğurladık” dedi, “Ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. Buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın kararmasın diyedir.”

KARADUTUM…

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.
Sigara paketlerine resmini çizdiğim
Körpe fidanlara adını yazdığım
Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sıla kokar, arzu tüter
Ilgıt ılgıt buram buram.
Ben beyzade, kişizade,
Her türlü dertten topyekün azade
Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
Durup dururken yorulan
Kibrit çöpü gibi kırılan
Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan
Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan
Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum
Netmiş, neylemiş, nolmuşum
Cömert ırmaklar gibi gürül gürül
Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum
Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sensiz bana canım dünya haram olsun.

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

Seni Çağıran Şekli Seç Ve Nasıl Bir Hayat Arkadaşı Seçmen Gerektiğini Anla…

55fc38dbe21f352769787187[1]

Bu fotoğrafa baktığında;

Sörfçüyü Görüyorsan: Sen hayat dolu, hareketli, yerinde duramayan bir tipsin. Adrenalin nerede sen orada. Oturmak, televizyon seyretmek, evde pineklemek sana göre değil. Hafta yedi sen sekiz dışarı çıkmalısın. Sosyalleşmeye ve ön planda olmaya bayılırsın. Hayat arkadaşı olarak seçeceğin kimsenin sana uyacak şekilde yüksek enerjili ve hareketli olması gerekir. Ayrıca sen yönetmeyi sevdiğin için yumuşak başlı olmasına dikkat et. Yoksa evden hır gür hiç eksilmez…

Güneşi  Görüyorsan: Sen sıcacık, samimi, hayat dolu, neşeli bir insansın. Çevrendeki insanları sıcaklığınla ısıtıyorsun. Dostluğunun değeri paha biçilemez. Yörüngene giren orada kalmak istiyor. Sana senin gibi gülmeyi seven, insanları seven, sırtına dayayabileceğin, karakteri oturmuş, güvenebileceğin bir insan gerekiyor. Karamsar bir insan senin ışığını azaltıp, hayatına gölge düşürebilir. Benden söylemesi…

Balina Görüyorsan: Sen evcimen, temiz, misafirperver, güzel yemek yapmasını bilen, becerikli, sorun çözücü birisin. Evin dolup dolup taştıkça daha çok mutlu olursun. Dışarı çıkmak, barlara gitmek, gece gezmeleri sana çok uzak. Sana kendin gibi,sakin, dost meclislerini seven, film seyretmekten, kitap okumaktan hoşlanan  şair ruhlu biri lazım. Yoksa ne tadın kalır ne de tuzun. Aman dikkat diyeyim…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

HiTiTLERiN M.O.2000 YILINDAKi DUVAR YAZISINDAN ALINMISTIR.

mukemmel-mese-agaci-1001[1]

HİTİT DUASI

Tanrim,
Beni yavaslat.
Aklimi sakinlestirerek kalbimi dinlendir…
Zamanin sonsuzlugunu gostererek bu telasli hizimi dengele…
Gunun karmasasi icinde bana sonsuza kadar yasayacak tepelerin
sukunetini ver .
Sinirlerim ve kaslarimdaki gerginligi, bellegimde yasayan akarsularin
melodisiyle yika, gotur.
Uykunun o buyuleyici ve iyilestirici gucunu duymama yardimci ol…
Anlik zevkleri yasayabilme sanatini ogret; bir cicege bakmak icin
yavaslamayi, guzel bir kopek ya da kediyi oksamak icin durmayi, guzel bir
kitaptan birkac satir okumayi, balik avlayabilmeyi, hulyalara
dalabilmeyi ogret…
Her gun bana kaplumbaga ve tavsanin masalini hatirlat.
Hatirlat ki yarisi her zaman hizli kosanin bitirmedigini, yasamda hizi
arttirmaktan cok daha onemli seyler oldugunu bileyim…
Heybetli mese agacinin dallarindan yukariya dogru bakmami sagla.
Bakip goreyim ki, onun boyle guclu ve buyuk olmasi yavas ve iyi
buyumesine baglidir…
Beni yavaslat Tanrim ve koklerimi yasam topraginin kalici degerlerine
dogru gondermeme yardim et.
Yardim et ki, kaderimin yildizlarina dogru daha olgun ve daha saglikli
olarak yukseleyim.
Ve hepsinden onemlisi…
Tanrim,
Bana degistirebilecegim seyleri degistirmek icin CESARET,
Degistiremeyecegim seyleri kabul etmek icin SABIR,
Ikisi arasindaki farki bilmek icin AKIL ve
Beni askin korlugunden ve yalanlarindan koruyacak DOSTLAR ver…

(HiTiTLERiN M.O.2000 YILINDAKi DUVAR YAZISINDAN ALINMISTIR.)

İSİMLERİN KADERE ETKİSİ

 depositphotos_30852555-English-alphabet-with-funny-monsters[1]

A ) Harfi namus ve erdem sembolüdür . Ayrıca kişiye lider olmak şahsiyetini verir . ( A ) Harfi İnsanın keşif etme ve orijinal yaşantısına yön verir .

İsminizin ilk harfi ( A ) İse Sağlam iradeniz mücadeleci bir gücünüz var demektir .

( A ) Harfi isminizin ilk harfi değil de isminizin içinde bulunuyorsa o zamanda tahakküm edici bir şahsiyetiniz var demektir .

İsminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( A ) Hafi varsa . Buda sizin macera sever Sadakatli , Çalışkan ,ve verimli bir şahsiyetiniz var demektir .

( B ) Harfi Hayat gücünü ifade eder . ( B ) Harfi kişiye canlılık ve heves verir . Beden ve ruh canlılığı ( B ) Hafinin etkisindedir .

İsminizin ilk harfi ( B ) İse heyecanlı olurlar . Her zaman içinde bir yardımcı ararlar . Başkalarının görüşlerine de saygı duyarlar .

İsminizin ilk harfi ( B ) Değil de ( B ) Harfi isminizin içinde bulunuyorsa . kendinizi daha çok düşünen ve sağlığına aşırı düşkün olan ve şüpheli ve kuşkulu bir kişiliğiniz var demektir .

İsminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( B ) Harfi varsa her işiniz yardımcısız halletmeye gücünüz ver demektir .
Bu harfler insana fizik ve manevi güç verir .

İsminizin ilk harfi ( C / Ç ) ise iyimser sevecen ve idareci bir iradeniz var demektir .

Eğer ( C / Ç ) Harfi isminizin içinde bulunuyorsa ve isminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( C / Ç ) Harfi varsa . Hayatta her istediğinizi elde edeceksiniz demektir .

İsminizin ilk harfi ( D ) ise Zaman zaman maddi ve manevi sıkıntılı günler yaşarlar . Ancak yine bu sıkıntılarım ( D ) Harfinin gizemi ile aşarlar .

( D ) Harfi ( 4 ) Rakamının tüm özelliğini taşırlar . Tabiatları yavaştır ve uysal ve Egoist olurlar .

İsminin içinde ( D ) Hafi bulunan kimseler . Realist , ve Çalışkan olurlar Ancak ( 4 ) Rakamının Zıt etkinliklerinden kaçınmaları lazım .

İsminizin ilk harfi ( E ) Harfi ise insana zihin gücü ve kültür zenginliği verir . ( E ) Harfi insana Müzisyenlik ve Konuşma yeteneği kazandırır ,

Kısa olarak . ( E ) Harfi isminizin içinde olursa . Söz ile ifade edilen tüm meslek dallarında başarılı olurlar .

İsminizde ( 1 ) Den fazla ( E ) Harfi varsa . Bütün sanat dallarında ve tüm alanlarda başarılı ve aranan kimseler olurlar .

İsminizin İlk ( F ) Harfi ise ev ile aile ile ilgilenen bir kişi olduğunuzu gösterir . ( F ) Harfi hayatta büyük sorumluluk yükleneceğinizi gösterir .

İsminizde ( F ) Harfi varsa . İyi huylu ve çalışkan olduğunuzu gösterir . Hayatta karşılaşacağınız tüm zorlukları aşacağınız gösterir .

( G / Ğ ) Bu Harfler tefekkürü ifade eder . İsminde bu harfler olan kişiler Her olayı ve her davayı araştırır . Hayatın gizemini araştırmayı seven kişiliklidir .

İsminde ( 1 ) Den fazla ( G / Ğ ) Hafi bulunanlar . “ Mistisizm ” Ağır basar bu “ Mistik ” Gelişkinliğe . Paralel olarak bedeni gelişmede vardır .
İsminde ( G / Ğ ) Harfi bulunan kişiler Hayatta hiç kimseye muhtaç olmadan yaşamanın yollarını bulurlar .

( H ) Harfi merdivene benzer . Hayatta bütün güçlükleri yeneceklerine
işarettir .

İsminde ( H ) Harfi bulunanlar . Hayattaki önlerine çıkan merdivenli yolları çıkışlı yollar ağır ve emin adımlar ile çıkar başarıya ulaşırlar .

İsminin içinde ( 1 ) Den Fazla ( H ) Harfi varsa . Daha başarılı ve zeki olmaları için . Yeteneklerinizi kullanmanız lazımdır .

( I / İ ) Harfleri Bu Harfler Kainata benzer sütuna benzedikleri için . Kişiye yıkılmaz ve yılmaz bir güç verir . ve Mükemmel bir şahsiyet ifade eder .

İsminin içinde bu ( I / İ ) Harfi bulunan kimse . Hoş görülü , Sempatik , Yardım sever , Ve seyahat etmeyi severler .

( J ) 10 = 1 + 0 = 1

( J ) Harfi tek basamaklı rakamı ( 1 ) Dir İsminde ( J ) Harfi bulunan kimse Çok iyi bir lider ve otoriter bir kişi olur .

İsminde ( J ) Harfi bulunan bir kimse güçlü şansı açık ( J ) Harfinin rakamsal değeri ( 10 ) dur . ( 10 ) Da , ( 1 ) ’ On katıdır .

Bu nedenler isminde ( J ) Harfi bulunan kimse maddi ve manevi sahada çok güçlü olurlar . ( J ) Harfi kişiye manyetik güç ve cazibe kazandırır .

( K ) 11 = 1 + 1 = 2

İsminizin ilk harfi ( K ) Harfi ise Büyük halk topluluklarını etkileyecek bir güçleri sahip olur . Kendi güçlerini ve etrafına toplananların . güçlerini ve fikirlerini birleştirirlerse daha da başarılı olurlar

( K ) Harfi ( 2 ) Rakamının etkisindedir . ( K ) Harfi manyetik güçler ile donatılmıştır .

İsminde ( K ) İçinde Harfi olanlar mücadeleci cesur atak ve atılgan olurlar mizaçları hareketlidir .

( L ) 12 = 1 + 2 = 3

( L ) Hafinin rakam değeri ( 3 ) Tür . ( L ) Harfi tüm güzellikleri temsil eder .

İsminde ( L ) Harfi bulunanlar popüler bilgili ve başarılı olurlar . Sezgileri kuvvetli olur . Başkalarının davranışlarındaki problemi anlamak ve olayları çözmek isminde ( L ) Harfi bulunanlar için daha da kolaydır .

( M ) 13 = 1 + 3 = 4

İsminizin baş Harfi ( M ) İse itlerinizde ve aşk yaşantınızda başarı sağlayacaksınız demektir . Bir kişinin İsminin içinde ( 1 ) den fazla ( M ) Harfi varsa o kişi çok başarılı ve üstün demektir .

( M ) Harfinin rakam değeri ( 4 ) Tür . ( M ) Harfi insana mükemmel bir hareket ve güç verir .

İsminin ilk harfi ( M ) olan insanlar . Mantıklı iradeli üstün yetenekli olurlar . Konsantrasyon güçleri çok gelişmiş olurlar .

( M ) Harfi düzenli ve bilinçli atılan bir adıma benzer . Bu nedenle isminde ( M ) Harfi Olan kişiler her işte her yerde ve her sahada alanda başarılı olurlar . Ruhsal ve bedensel açı dan çok güçlü olurlar .

( N ) 14 = 1 + 4 = 5

( N ) Harfinin Rakam değeri . ( 5 ) Tir . İsminin İlk harfi ( N ) . Olan Merkür Gezegeninin . Tesiri ve Etkisi altındadır . Akılları ve hisleri devamlı çarpışma halindedirler .

İsminde ( N ) Harfi olan kişi . Tıpkı bir radyo alıcısı gibi . Frekansları her şeyden etkilenir ve tesiri altında kalırlar .

İsminde ( N ) . Harfi olan kişiler . Her zaman uyanık olurlar ve her söyleneni hıfz ederler . Ve kolay aldatılamazlar . Bu harfin bir özelliğinde kararsızlıktır . Bazen kararsız olurlar ve sıkıntı ve stres yaşarlar . Başarılı olmak istiyorsanız hislerinizi yenmeniz lazımdır .

( O / Ö ) 15 = 1 + 5 = 6

İsminizin Baş Harfi . ( O / Ö ) Harfi ise . Gizemli ve Sihirli olan şeyleri araştırıp bulma yeteneğini verir kişiye .

( O / Ö / ) Harflerinin Rakam değeri . ( 6 ) Dır . Sembolü Kainat ’ tır . Maddi ve Manevi güçleri üzerinde toplar .

( O / Ö ) Harfi kişiye . Maddi ve Manevi açıdan yükselmeyi öğretir ve Kişiyi samimileştirir .

( P ) 16 = 1 + 6 = 7

( P ) Harfinin Rakam değeri ( 7 ) Dir İsminde ( P ) Harfi bulunanlar Tedbirli zeki ve anlayışlı ve ileri görüşlü olurlar . Okumayı severler .

Mistik görüşleri ağır basar Buda normaldir çünkü ( P ) Harfinin Ters etkisi ve tesiri içine kapanıklıktır başarılı olmak için . ( P ) Harfinin olumlu etkilerinden faydalanınız . Dünya işlerine pek önem vermezler .

( Q ) 17 = 1 + 7 = 8

( Q ) Bu Harfin rakam değeri ( 8 ) Dir . ( Q ) Harfi ( 1 ) ve ( 7 ) Rakamlarının etkisinde olduğu için . Bu rakamlarını özelliğini gösterir .

İsminde ( Q ) Bu harf olanlar kavgacı bir mizaçları vardır . Ayrıca renkli bir dünyaları vardır . ( Q ) İsminde bu Harf olan kişiler başarıya daha çabuk ulaşırlar .

( R ) 18 = 1 + 8 = 9

İsminizin ilk harfi ( R ) İse emin ve sayılır sevilir ve iyi bir lider olur korkusuzca giderler davaların üzerine . Zenginden alıp fakire veren bir mizaçları vardır . Kişilikleri karizmatik ve sade gösterişi sevmeyen bir tiplerdir .

( R ) Bu Harfin Rakam değeri ( 9 ) Dur . ( R ) Harfi enerjik başarı ve azim doludur . Olayların üzerine Emin adımlar ile giderler ve başarısız olmaları muhtemelen azdır .

( S / Ş ) 19 = 1 + 9 = 10

( S / Ş ) Harfleri bitip tükenmeyen güçleri ve arzuları Sembolize eder ve ( S / Ş ) Harflerinin Rakam değeri ( 2 ) dir .

Bu Harflerin Rakamının ( 19 ) olması ( 19 ) . Rakamını topladığın zaman ( 10 ) . Elde edilmesi . ve tek basamaklı Rakamının da ( 1 ) . Olması

İsminde ( S / Ş ) Harfi bulunanlar ihtiraslarla ve gizem ile dolu olduğunu gösterir kişiye .

( T ) 20 = 2 + = 2

( T ) Harfinin Rakam değeri ( 2 ) Dir . İsminin İlk Harfi ( T ) İse Çoğunluklar Sihirli ve Gizemli bir mizaca sahip olurlar . Fakat ( 2 ) Rakamının etkisi ile zaman zaman uysal bir kişi olurlar .

( T ) Harfinin esas Rakamı ( 20 ) Dir . ( 20 ) Deki ( 2 ) Rakamı . ( 20 ) Rakamından ( 10 ) Defa daha güçlüdür .

İsminde ( T ) Harfi bulunan kimse çoğunlukla başkalarının idaresi altında yaşamaktan zevk alırlar . Kendi başlarına bir iş yapmaktan ve sorumluluk almaktan korkar ve çekinirler .

( T ) Harfindeki . Şekil değiştirme . Özelliğinden ötürü . İsminde ( T ) Harfi bulunan kimse . Zaman zaman karakterleri değişir ve uysal bir insan olurlar .

( U / Ü ) 21 = 2 + 1 = 3

İsminizin İlk harfi ( U / Ü ) ise hiç beklemedik bir başarı ve yetenek kazanırlar .

( U / Ü ) Harflerinin Rakam değeri ( 3 ) Tür . Bu Harfler içine her şey konan bir kaba benzer .

İsminiz içinde . ( U / Ü ) Olan kimseler her şeyi öğrenmek için çok yetenek ve güç harcarlar ve öğrenirler . Zeki ve azimli olurlar .

( V ) 22 = 2 + 2 = 4

İsminizin İlk Harfi ( V ) İse . Güçleri sayesinde Hayatta karşılaşacakları tüm engelleri ve güçlükleri aşarlar ve başarıya ulaşırlar .

( V ) Harfinin Rakam değeri ( 4 ) Tür . ( V ) Harfi ( 2 ) Rakamının etkisindedir . ( 4 = 2 x 2 ) Dir Bu nedenle

İsminde ( V ) Harfi Bulunanlar . Metafizik alanında çok güçlü olurlar . Nazariyattan ziyade tatbikatta daha başarılı olurlar . Azimleri sayesinde başaramayacakları iş yoktur .

( W ) 23 = 2 + 3 = 5

( W ) Harfi insana değişiklikleri gösterir

İsminde ( W ) Harfi olan kimseler . Mizaçlarında şaşılacak kadar değişiklik görülür .

( W ) Harfi Dalgalanan heyecanların simgesidir . İsminde ( W ) Harfi bulunan kimse . Ay ’ ın denizleri etkilemesine benzer şekilde ( W ) Harfin etkisinde kalırlar .

( X ) 24 = 2 + 4 = 6

( X ) Bu Harf çok etkili bir harftir .

İsminde ( X ) Harfi bulunan kimseler . Doğru dürüst ve Çok yetenekli olurlar . Ruhsal güçleri de kuvvetli olur insanların yardımına da koşmayı severler .

( Y ) 25 = 2 + 5 = 7

İsminizin İlk Harfi ( Y ) Harfi ise ilim sahasında çok başarılı olurlar . Her ortama ve her topluma kolayca uyum sağlayabilirler .

( Y ) Harfinin Rakam değeri ( 7 ) Dir . Çok değerli bir Harftir . Define ve Petrol aramada kullanılan çubuğa benzer . İsminde ( Y ) Harfi olduğundan gizli ilimlere de aşırı merak duyarlar ve gizemleri araştırmayı severler .

Tefekkür ve İnsanlık sevgisi ve sırdaşlık . ( Y ) Harfinin kişiye kazandırdığı bir başka özelliktir .

İsminizde ( Y ) Harfi varsa . özel yetenekleriniz vardır azminiz ve inancınız ile azminizi ve yeteneğinizi birleştirirseniz uzanamayacağınız dal ve başarılı olamayacağınız alan ve saha kalmaz .

( Z ) 26 = 2 + 6 = 8

( Z ) Harfinde muazzam bir güç ve enerji vardır bu harfin rakam değeri ( 8 ) Dir . Ancak bu güç insanı çok güçlü ve çok güçsüz yapacak niteliktedir .

İsminizi İlk Harfi ( Z ) İse . İç güdülerinin emrettiği Kötü işleri yapmazlarsa Çok başarılı ve azimli olurlar . İç güdülerini sesini dinler ve iş güdülerinin emirlerine ran olur boyun eğerlerse Hayattan zevk alamazlar .

( Z ) Harfinin etkisi ve tesiri Dalgalı elektrik akımına benzer . Bu nedenle isminde ( Z ) Harfi olan kişiler .

Tıpkı ( Z ) Harfinin . Olduğu gibi Bir ileri bir geri düşünceye sahip olurlar .

İsminde ( Z ) Harfi olan kişiler . maddi sıkıntı çekmezler . Politikada başarılı olabilirler . Ancak mevki ve makamlarını korumaları için . ( Z ) Harfinin Etkilerinden kurtulmaları lazımdır

 

Sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan, mükafatlandıran, renklendiren…

yamali-kova-catlak-sizdiran[1]

Çin’de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna asılı testilerle dereden su taşırmış evine… Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış... Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve. Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarı dolu olarak varırmış. İki sene, her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldurmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış…

Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş… Fakat zavallı çatlağı olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş. İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama söyle demiş: ’’Kendimden utanıyorum! Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor…’’

Adam gülümseyerek dönmüş ve ‘’Göremedin mi?’’demiş…
‘’Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlağını biliyordum…’’

‘’Senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın… 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp, masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı, evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim!” diye cevap vermiş…

Hikayeden alacağımız ders…
Her birimizin kendine has kusurları vardır. Hepimiz birer çatlak testiyiz. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan, mükafatlandıran, renklendiren…
Etrafınızdaki her kişiyi, oldukları gibi kabullenin. Dışlarındaki kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün…

Yazarı Bilinmiyor

kaynak: chorlotte gabay facebook sayfası

KEMİK ERIMESİNE KARŞI, DOĞAL BİR ÇÖZüM…BİR DOST TAVSİYESİ

76320_10151745788274419_2019561481_n[2]

MUTLAKA OKUYUN !

KEMİK ERIMESİNE KARŞI, DOĞAL BİR ÇÖZüM…
BİR DOST TAVSİYESİ
YOĞURT-NANE
DENEMEKTE FAYDA VAR. NASIL OLSA ZARARI YOK…..

Yıllarca yoğun kemik erimesi tedavisi görürken, devlet bunun ilaçlarını vermeme kararı aldı biz emeklilere.

Bu arada ben yoğurdu çok çok sevdiğim için ve rejim olsun diye her akşam yemek yerine bir kase yoğurt yemeye başladım.

Ancak öylece yemek değil; içine bir avuçta çok sevdiğim naneden ve biraz da z.yağı ile pul biber koyarak ve içine bir de peksimet doğrayarak.

Geçen sene kemik ölçümü için verilen tarihte dispansere gidip tahlil ve mr’ larımın çekiminden sonra doktor, kemik erimesinin sızıntıya dönüştüğü yani hızlı erimenin neredeyse durur gibi olduğunu söyledi ve bana ne kullandığımı sordu, ben de hiçbir şey sadece bol naneyle karışık yoğurtyediğimi söyledim;

Doktor:” – Nane ile yoğurdun birleşmesiyle doping yapmışsınız…” dedi.

Şimdiyse, her kadın hastaya “Kür olarak haftanın her günü böyle yoğurt yiyeceksiniz ilaç gibi…” diye tembih ediyormuş.

Benden söylemesi. Denemekten zarar gelmez. Ancak unutmamalı ki yoğurdun içinde mutlaka bolca kuru nane olacak…

Sağlıklı bir yaşam dileklerimle.
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ !