PAULO COELHO DAN İNCİLER…

images[2]
1. Elveda diyecek kadar cesursan, hayat seni yeni bir merhaba ile ödüllendirir.
2. Hiç yenilmemiş insanlar vardır. Onlar hiç savaşmamış olanlardır.
3. En iyisini sonraya saklamayın. Yarının ne getireceğini bilemezsiniz.
4. Başkalarını memnun etmek için yaşarsan herkes seni sever, kendin hariç.
5. Başkalarının ne düşündüğü önemli değil çünkü her halükarda yine aynısını düşünecekler.
6. Zamanını satabilirsin, ama geri satın alamazsın.
7. Bizi seven insanlar var, sadece nasıl göstereceklerini bilmiyorlar.
8. Hayatın sırrı, onsa, yedi kere düşüp, sekiz kere kalkmaktır.
9. Bir hayali gerçekleştirmeyi imkansız kılan tek şey vardır; başarısızlık korkusu.
10. Hayatın, insanın iradesini test etmek için pek çok yolu vardır, bazen hiçbir şey olmaz ya da her şey birden olur.
11. Bir gün kalkacaksınız ve hep hayal ettiğiniz şeyleri yapmaya vakit kalmamış olacak. Şimdi tam zamanı. Harekete geçin.
12. Sadece güneşli günlerde yürürseniz, hedefinize asla varamazsınız.
13. Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir.
14. Affet ama asla unutma yoksa tekrar yaralanırsın. Affetmek bakış açını değiştirir, unutmak ise aldığın dersi kaybettirir.
15. Ok ancak geri çekerek atılır. Hayat seni zorluklarla geri çekiyorsa, seni daha büyük bir şeye fırlatacağı içindir. Nişan almaya devam et.

Aldatılma Nedenlerinden Biri…

12109310_426738054189156_5482071297923860563_n[2]

Kadın seviştikten sonra, ağız kenarı hafif ıslanır ve bu bölgeden bir hormon salgılanır. Eğer karşı tarafa ilgisi bittiyse, bu salgılanmaz. Erkek alt beyninde istenmediğini düşünür. Bu bilinçaltımızın algıladığı, bizim farketmediğimiz aldatma nedenlerinden biridir…

D Vitamini Eksikliği Sizi Nasıl Etkiler?

Vitamin-D1[1]

Bu makalede, D vitamini eksikliğinden ve sonuçlarından bahsedeceğiz. D vitamini veya  kalsiferol, dişlerin ve kemiklerin doğru şekilde oluşmasına yardımcı olur. Ayrıca eklemlerinizin ve sinir sisteminizim normal çalışmalarını devam ettirebilmeleri için de yararlıdır.

Diğer Yararları

Kalsiyum ve fosfor emilimi de bu vitaminin yararlı etkilerine dahildir. Kasla ve kalple ilgili olan vücut faaliyetleri, hormon üretimi için gereklidir. Ayrıca, uyumanıza yardımcı olur ve sinirlilik halinin önüne geçer.

Küçük bağırsaktaki proteinlerin uygun şekilde emilimine de yardımcı olur. Güneşe çıkmak vücudunuzun deri altında D vitamini üretmesine ve onu işlemesine yardımcı olur; ama yine de, güneşte çok fazla zaman geçirmemek gerektiğini aklınızda tutmanız önemli (her şeyin fazlası zarar).

 D vitaminini besin veya takviye yolu ile de alabilirsiniz. Ama tavsiye edilen günlük dozajın dışına çıkmamaya dikkat etmelisiniz çünkü amaç; bu vitaminden dengeli ve sağlıklı miktarda almaktır- ne eksik ne fazla.

somon2

Bu vitamini aşağıdakiler gibi besinlerde bulabilirsiniz:

  • balık
  • süt
  • tereyağı
  • yumurta sarısı
  • ton balığı
  • sardalya
  • karaciğer
  • tahıl
  • peynir

Bu vitamin, vücudunuzda kaynak olarak depolanır. K vitamini de aynı şekildedir. K vitamini de kan pıhtılaşması için gereklidir ve bu ikisi vücudunuzun üretebildiği vitaminlerdir. Diğerlerini ancak yediğiniz besinler ya da doktorunuz tarafından tavsiye edilen takviyelerle elde edebilirsiniz.

K vitaminini yeşil yapraklı bitkiler; brokoli,  karnıbahar, lahana, balık, karaciğer, kıyma, tahıl ve yumurtadan elde edebilirsiniz.

Bu Vitaminin Eksikliği Aşağıdaki Bozukluklara ve Hastalıklara Sebep Olur

  • Küçük çocuklarda kemik biçimsizliği
  • Dişte çürükler
  • Raşitizm: çocuklarda zayıf kemik üretimi
  • Kemik erimesi: kemikleri zayıflatır, kişinin kırık ve çatlaklara karşı olan savunmasını azaltır.
  • Göğüs kanseri
  • Kolon kanseri
  • Bağırsak iltihaplanması

D Vitamini Eksikiliğinin Belirtileri

uykusuzluk

Ağızda çürüklerin ve yaraların belirmesi, görme problemleri, uyku bozukluğu, şişmiş eklemler vb.

Bu vitaminde aşırıya kaçmak ishal, kusma, böbreklerde, kalpte ve karaciğerde hasar, iştah eksikliği gibi sorunlara yol açabilir.

Belli vitaminlerin eksikliği bu denli ağır sonuçlara yol açabildiğinden sağlıklı ve çok çeşitli bir beslenme alışkanlığına sahip olmak önemlidir. Tek tip besin besin yerine bir çok besine dayalı bir beslenme alışkanlığı vücudunuzun her birinden ayrı ayrı faydalanmasını sağlayacaktır ve böylece vücudunuz her parçasının normal işlevlerini devam ettirerek bir sinerji içinde çalışabilir.

 Vitamin-D1[1]

Vitaminler, vücudunuzun düzgün bir şekilde çalışabilmesi için son derece önemlidirler. Vitamin eksikliği ya da kıtlığı sağlığınızla ilgili bazı sorunlara veya değişikliklere sebep olabilir.

Bir diyetisyene danışmak önemlidir. Vücudunuzun bir başkasıyla aynı özelliklere sahip olmadığını ve herkesin farklı miktarda besine ihtiyacı olduğunu unutmayın. Her birimiz farklıyız ve kendimize özgü diyetlere ihtiyacımız var.

Yukarıda bahsedilen hastalıklar oldukça ciddi hastalıklardır. Çok geç olana kadar beklemeyin. Daha sağlıklı olmayı seçerek bugünden başlayın. Eğer küçük çocuklarınız varsa, onları çeşitli ve sağlıklı beslenme konusunda destekleyin. Her istediklerini ya da en basit şeyleri yiyemezler çünkü yeterince büyük değiller.

Kendinizin ve sevdiklerinizin sağlığına bugün yatırım yapmaya başlayın. Vücudunuz bunu sağlıklı ve dirençli olarak ödüllendirecektir ve böylece zamanın zararlı kötüleştirme etkilerinden kurtulabilirsiniz.

Önemli…

Her zaman bu alanda yıllarca çalışmış bir profesyonele danışın. Sizi için daha sonra kötü etkilere yol açabilecek kanıtlanmamış tavsiyelere kulak asmayın.

Bilinmelidir ki; vitamin takviyeleri sadece gerçek eksiklik durumlarında tüketilmeli. Fazlasının da tavsiye edilmediğini ve vücudunuza zarar verdiğini aklınızda bulundurun.

kaynak: sağlığa bir adım

Başkalarının Ne Düşündüğünü Umursamamanız İçin 12 Mantıklı Sebep

Özellikle Türkiye’de hepimiz istemeden de olsa böyle yaşamıyor muyuz? Anne babamız ne der? Akrabalar ne der? Mahalleli ne der?… Diye diye kısacık ömrümüzü başkalarının iki dudağına mahkum ediyoruz. Ondan değil midir mutsuz insanlar olmamız? Ondan değil midir hayallerimizin peşinden bir türlü koşamayışımız?

1. Bu sizin hayatınız, kimseyi ilgilendirmez

Bu sizin hayatınız, kimseyi ilgilendirmez

Kısaca işin özeti bu aslında. Her ne kadar yaşadığımız toplumda bunu diyebilmek biraz cesaret işi olsa da cesaretle yapmamız gereken şey bu. Bu hayat sizin, onu başkalarının tahakkümüne mahkum etmeyin.

2. Sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi kimse bilemez

Bu hayatı yaşayan, içinde olan, tüm sorunlarla yüzleşen sizsiniz. En özeline kadar her şeye hakim olan yine sizsiniz, dolayısıyla sizin için neyin iyi neyin kötü olduğunu bir başkasının bilmesi mümkün değil, bu kişiler anne babanız olsa bile. Dolayısıyla hayatınızı yaşarken en iyisini bilen kişinin dediklerini yapmaya özen gösterin.

3. Başkası için çok doğru olan bir şey sizin için tamamen yanlış olabilir

İnsanlar sizi tamamen genel doğrulara göre yargılayacaktır. Kendilerine iyi gelmiş şeylerin size de iyi geleceği varsayımıyla hareket edeceklerdir. Oysa onlarda işe yarayan şeyin sizde de işe yaraması diye bir şey söz konusu bile değildir. Onun için boş verin onların tecrübelerini, siz kendi tecrübelerinizi edinin.

4. Sizi hayallerinizin peşinde koşmaktan alıkoyar

Belki de en önemli şey bu! Başkaları ne der diye bir hayat kurmak sizi yapmayı en çok istediğiniz şeylerden bile uzak tutabilir. Hayallerini gerçekleştiremedikten sonra kime göre yaşarsan yaşa ne kıymeti var?

5. Kararlarınızın sonuçlarından etkilenecek olan sizsiniz, onlar değil

Başkaları ne der diye hareket edip zarar görürsen, kimseden hesap soramazsın. Kimse bu konuda sorumluluk almaz. O halde sonuçları seni direkt olarak etkileyecek şeylere neden hiç sorumluluğu bulunmayan insanları dahil edesin ki?

6. İnsanların düşünceleri günden güne değişebilir

Hepimiz değişiyoruz, fikirlerimiz, düşüncelerimiz günden güne farklılaşabiliyor. Dolayısıyla eğer “kim ne der” üzerine bir hayat kurarsan insanların değişim hızına yetişemeyebilirsin. En iyisi kendini baz almak, kendi hızına göre yaşamaktır.

7. Hayat kısa…

Bunu demezsek olmazdı. 3 günlük dünyada, ortalama 65 yılı neden başkalarının ağzına bakarak yaşıyorsun ki?

8. Ne ekersen onu biçersin

Yani işin özü arkadaşım, kararlarının sorumluluğu da, sonuçları da seni bağlar. 2 satırlık adamları niye ömrüne musallat ediyorsun ki?

9. Diğerleri senin kafa yorduğun kadar kafa yormuyor

Sen hayatın hakkında bir karar verirken belki aylarını harcıyorsun, peki ama niye 2 dakika düşünmeyen insanların düşüncelerine göre davranasın ki? Seni kim senin kadar önemseyebilir? Kim senin kadar kafa yorar senin hayatına?

10. Etrafınıza özgürlüğünüzü yok edecek duvarlar örüyorsunuz

Etrafınıza özgürlüğünüzü yok edecek duvarlar örüyorsunuz

Bir kere başkalarının düşüncelerine göre yaşamaya başladınız mı, etrafınıza ördüğünüz “el alem ne der?” duvarı her geçen gün yükselir. Sonra bir bakmışsın saçma sapan kısıtlamalar, sınırlar içerisinde yapayalnız debeleniyorsun.

11. Bir süre sonra başkaları için yaşamaya başlarsınız

Bir süre sonra artık yaşantın başkalarının şekillendirdiği acayip bir şeye dönüşür. Her denileni kafaya takmaya, her söyleneni yapmaya çalışırsın. Bu seni yorar, yıpratır ve köleleştirir. Kendini sürekli ikinci plana atmaya başladığını fark edersin.

12. Sonuç olarak “herkesi memnun etmek” diye bir şey mümkün değil

Ne yaparsan yap, nasıl davranırsan davran yaptıklarını beğenmeyen, değiştirmek isteyen birileri olacaktır. Sen kendini mutlu et yeter!

kaynak: onedio

Vücudunuz Hakkında Şaşırtıcı 29 Şey

İnsan vücudunun ne kadar şaşırtıcı bir sistem olduğunu zaten bugüne kadar çeşitli kereler görüp duyma fırsatınız olmuştur. Bu karmaşık sistemin hepimizi çok şaşırttığı bir gerçek, ancak vücut bizi her geçen gün biraz daha şaşırtmaya devam ediyor.

1. İnsan kalbi yerinden çıkarıldığında bir süre daha atmaya ve etrafındaki havadan oksijen almaya devam eder çünkü kendi elektrik sistemine sahiptir

İnsan kalbi yerinden çıkarıldığında bir süre daha atmaya ve etrafındaki havadan oksijen almaya devam eder çünkü kendi elektrik sistemine sahiptir

2. Mide asidi o kadar güçlüdür ki vücudunuz her 3-4 günde bir midenizin iç katmanını baştan aşağı yeniler

3. İnsan burnu 50.000 kokuyu tanır ve hatırlar, neredeyse köpek burnu kadar güçlüdür

4. Vücudunuzda 96.000 km uzunluğunda kan damarı vardır. Bu uzunluk Ekvator’un çevresinde 2.5 tur atabilir

5. Kalbiniz her gün bir kamyonu 32 km götürmeye yetecek enerji üretir. Ömür boyunca ürettiği enerji ile bir kamyon aya gidip geri dönebilir

Kalbiniz her gün bir kamyonu 32 km götürmeye yetecek enerji üretir. Ömür boyunca ürettiği enerji ile bir kamyon aya gidip geri dönebilir

6. 70 yıllık ömrü boyunca bir insan kendinden ortalama 48 kilo deri döker

7. Havanın açık olduğu bir gece gökyüzüne bakarsanız Andromeda galaksisini görebilirsiniz, bu gözlerinizin küçücük bir ışık huzmesini yakalayabilecek kadar hassas ve güçlü olduğu anlamına gelir zira bu komşu galaksi 2,5 milyon ışık yılı uzaklıktadır

8. 80 desibel gücünde horlamak mümkündür. Bu seviye bir beton kırıcı hava tabancasının yanında uyumak ile eşdeğerdir. 85 desibelin üzerindeki gürültü seviyeleri insan kulağı için zararlı kabul edilmektedir

9. Bir insan ömrü boyunca 25.000 metreküp hacminde iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük üretir

10. Uyanık olduğunda beyniniz bir ampulü yakmaya yetecek kadar elektrik üretir

Uyanık olduğunda beyniniz bir ampulü yakmaya yetecek kadar elektrik üretir

11. Kemikleriniz aynı ebattaki çelikten daha güçlüdür, buna karşın çelikten 4-5 kat daha hafiftir ve çelikten bile güçlü olan kemiklerinizin %31’i sudur

12. İnsan gözü dijital bir kamera olsaydı, 576 megapiksel olurdu. Piyasada bulabileceğiniz en gelişmiş 80 megapiksel DSLR’nin fiyatı 34.000 dolardır. Ayrıca uzmanlar insan gözünün 10 milyon farklı rengi ayırt edebildiğini tahmin etmektedir

13. Kılıf içerisinde olmasaydı tüm hücrelerinizde yer alan DNA dünyadan Plüton’a gidip geri gelecek kadar esneyebilirdi

14. Ömrünüz boyunca, beyninizin uzun dönem hafızası 1 kuadrilyon (1 milyon x milyar) ayrı bit bilgiyi tutabilir

15. Ortalama bir insan ömründe, kalp yaklaşık olarak 1.5 milyon varil – 200 tankeri doldurmaya yerecek kadar – kan pompalar

16. Vücudunuz saatte 180 milyon kırmızı kan hücresi üretir

17. Hamilelik süresince, eğer annede organ hasarı ortaya çıkarsa, rahimdeki bebek hasarlı organı onarmak için kök hücre gönderir

18. Bir adım atmak için 200 kas çalışır

19. Tek bir hücrede 6 milyar DNA bulunur

20. Bir insan hiç yemek yemeden 2 ay yaşayabilir

21. Tat alma reseptörleri sadece dilinizde bulunmaz, aynı zamanda midenizde, ince bağırsağınızda, pankreasınızda, akciğerinizde, anüste, testislerde ve beyinde de tat alma reseptörleri bulunur

22. Hafızanıza yeni bir şey kaydettiğinizde beyindeki nöronlar arasında yeni bir fiziki bağ oluşturulur. Her yeni kayıt ile beyninizde fiziki bir değişim yaşanır

23. Beyin hücreleriniz ölmeye başlamadan önce oksijensiz 5-10 dakika hayatta kalabilirsiniz

24. Beyninizin %60’ı yağdan oluşur

Beyninizin %60'ı yağdan oluşur

25. Uzun süreli açlık durumunda insan beyni son bir kurtuluş çaresi olarak kendi kendini yiyecektir

26. Fobiler kalıtımsal olabilir

27. Belli uyaranlara karşı önceden otomatik olarak programlanmış şekilde vermiş olduğunuz tepkilere duygu denir. Yüzünüzü bir duyguyu yansıtacak şekilde değiştirdiğiniz zaman o duyguyu yaşamaya başlarsınız

28. insan gözü her defasında yalnızca görüş alanınızdaki küçük bir alanı görebilir, bunları tek bir resim haline geiterbilmek için saniyede 2-3 seğirme (hızlı, otomatik göz hareketi) gerçekleştirir

29. – Beyniniz kendisini aşırı yüklenmeden ve duygusal çöküntülerden korumak için bildiklerini unutur, bu yeni bilgileri daha kolay ve hızlı öğrenmenizde size yardımcı olur

kaynak: onedio

Ne Olursa Olsun Tüm Dünyaya Karşı İyi İnsan Olarak Kalmaya Çalışanların Bildikleri 21 Şey

Atıp tutmak kolay.

Hiç tanımadan insanları yargılamak kolay.

Zor olan iyi insan olabilmek, her şeye rağmen öyle kalabilmek.

Birisinin yuvasına düşen ateşte ellerini ısıtıp, etrafa tükürüklerle karışık kötü sözcükler saçmak kolay. Zor olan, o ateşi bu topraklarda üşüdüğün halde söndürebilmek…

İşte “Ne Olursa Olsun Tüm Dünyaya Karşı İyi İnsan Olarak Kalmaya Çalışanların Bildikleri 21 Şey”

1. Kimsenin acısından haz duymazlar. Ortada acı çeken birileri varsa, o acı onların da acısı olur.

2. Her canlının kıymetini bilirler. Ölümü değil, yaşamı kutsarlar.

Her canlının kıymetini bilirler. Ölümü değil, yaşamı kutsarlar.

3. İnsanların yüzlerindeki ufak bir tebessüme bile neden olabilmek için ellerinden geleni yaparlar.

4. Bir iyiliği, karşılık bekledikleri için ya da bir güçten korktukları için yapmazlar. Doğru olanın o olduğunu bilirler.

5. Yargılamazlar kimseyi durduk yere. Bölüştürmezler sen şusun, o zaten böyleydi diye!

6. Delikanlılığın can acıtmak, ahkam kesmek olmadığını bilirler. Kendi başına gelmesini istemeyeceği şeyi, başkaları için istemezler.

7. Başkaları onların arkasında iş çevirmeye kalksa da temiz kalpli olmaktan vazgeçmezler.

8. Kirletmezler yaptıklarıyla; denizi, gökyüzünü, bir çocuğun küçük kalbini. Nefret tohumları ekmezler hiçbir zaman kimsenin yüreğine.

9. Kendi ayakları üstünde dururken yadırgamazlar kollarından destek alıp yürüyeni. Hor görmezler, başkasını. Bilirler aslında her insanın özde aynı olduğunu.

10. Düşmezler maddiyatın, paranın pulun peşine. Kimsenin ekmeğine yağ sürdüğü o bıçak olmazlar, yanlışlıkla birinin elini keserim de can acıtırım diye.

11. Ruhunu koyarlar, inandıkları şeyler için ortaya. Maskeleri yoktur. Ne ise odurlar. Rol kesmezler, hiçbir zaman, hiçbir yerde.

12. Sevmezler başkaları gibi boş konuşmayı. Susarlar çoğu zaman, kendi içlerinde hiç kesilmeyen çığlıklar duysalar bile.

13. Sırf birini seviyor diye onun yanlışlarına göz yummazlar. Bugün ak dediğine ertesi gün kara diyenlerin yollarından yürümezler.;

14. Kötülüğün de kanser hücresi gibi, insanın içerisine bir kere düştükten sonra hiç durmadan büyüdüğünü bilirler.

15. Bu dünya ona hep yeni acılar verse de, acılarını içine gömüp zor da olsa çevrelerine bir ufak tebessüm etmeyi çok görmezler.

16. Kandırmazlar başkalarını da kendilerini de; dünyanın yalanlarıyla. Kötü konuşmazlar kimsenin arkasından, o insanın iyi ya da kötü olduğunu umursamadan.

17. Kırmazlar, heves edenin hevesini “Sen yapamazsın!” demezler. Şefkatle omuza konan el olmanın bile ne kadar kıymetli olduğunu bilirler.

18. Beklerler, günün birinde gelecek adaleti ve sevgiyi. Parıltılı hayatları olmamıştır belki hiçbir zaman ama gözlerinin içindeki parıltıyı da kaybetmezler.

19. İnsanın en çok ihtiyacı olduğu anda türkü olurlar yüreklerde. Gıdası müzik olan ruhun, sargı bezi olurlar. Sararlar, bu topraklarda açılan onlarca yarayı iyilikleriyle.

20. Umut olurlar, başkalarının yaşamlarına, hiç umut kalmamışken avuçlarında. Bilirler; asıl hayatta kalmanın, başkalarını hayatta tutabilmek olduğunu.

21. Ve bir gün perde kapanırsa arkalarından, kimin ne söyleyeceği ya da ne kadar susacağı az çok bellidir.

kaynak: onedio

Ve bir gün perde kapanırsa arkalarından, kimin ne söyleyeceği ya da ne kadar susacağı az çok bellidir.
Onlar bir karıncanın canına kıymadan, bir kuşun kanadını kırmadan oynamışlardır hayat denilen oyunu. Ve “iyi insan” olabilmek olmuştur, onların en büyük ödülü…

Sadece Kız Babası Olanların Anlayabileceği 19 Şey

Dünya üzerinde kendisinin en yakışıklı, en güçlü olduğunu düşünen, onun gibi birisini bulmak için çabalayan, kendisini pencerelerde bekleyen ve kapıdan girdiğinde koşarak boynuna atılan birinin olduğunu bilmek… Baba olmak başlı başına apayrı bir hissiyatken bir de bunu kız evlat taçlandırmak. İşte kız babası olanların bildiği veya ileride bilecekleri 19 şey.

1. Haddinden fazla kıskanç olmak

Haddinden fazla kıskanç olmak
Küçük prensesine kimseyi yakıştıramamak, hep çok daha iyilerini hak ettiğini düşünmektir.

2. İki aşk arasında kalmak

Eşinin aşkının yanına kızının deli dolu aşkını da eklemektir.

3. Naz çekmeye alışmak

Belki eşine söylenerek çektiği nazları seve seve, güle oynaya çekmektir.

4. Gerçekten baba olduğunun farkına varmak;

Türk insanına göre bir erkek kız babası olmadan gerçekten baba olduğunu anlayamazmış.

5. Kendisini koşulsuz sevecek birinin varlığını bilmek

Başka sevgiye benzemez kız evlat sevgisi. Tamamen koşulsuz, tamamen içten kopup gelen.

6. Bir türlü büyüyemeyen bir evlada sahip olmak

Babalar için erkek evlat gibi değildir kız evlat, kaç yaşına gelirse gelsin büyümez, büyüyemez.

7. “Kız babası olmak kolay mı lafı”nın birçok şeyi açıklaması

Çalışmalarının, birikim yapmalarının, çocukları için akla gelmeyecek şeyler peşinde koşmalarının hep bir izahı vardır; kız babası olmak kolay mı?

8. Evladının bir ömür boyu kendinden izler taşıyacağını bilmek

küçükken, büyüdüğünde, evlenme yaşına geldiğinde, anne olduğunda hep sizden izler taşıyacağını bilmek, ona göre davranmak, yaşamaktır.

9. Kocaman parmaklarla küçücük fincanların kulpundan tutmak

İri cüssesiyle yere oturmak, kızının doldurduğu hayali çayı küçücük fincandan keyifle içmek, nefis olmuş eline sağlık demektir kız babası olmak.

10. Pembe ve tonlarını sevmek

Pembe ve tonlarını sevmek

Ömrü boyunca siyah giymiş bir adamın pembe ve tonlarına hakim olması, oyuncak, giysi, kırtasiye seçiminde buna uygun davranmasıdır.

11. Saç taramayı, toplamayı öğrenmek

Yıllardır eline tarak almamış, ömrü boyunca kısa saçlı olmuş bir erkeğin kısa süre içinde saç taramayı ve toplamayı öğrenmesi, bu işi annesinden iyi yapması demektir.

12. Barbie, Bratz, Winx, Çilek Kız, vb. şeylerin çok şey ifade etmesi

Başkalarının Bratz ne?, Winx ne? dediği şeyleri gün gün takip etmek, yeni çıkan modelleri hemen almak demektir.

13. Kızını evlendirirken tarifsiz bir acı yaşamak

Bir yanda onun mutluluğu ile mutlu olmak, bir yanda gidişine üzülmek, küçük bebeğinin büyüdüğünü ilk defa anlamak… Yaşamayanın bilemeyeceği garip bir ruh hali ve dalgalanma.

14. Dünya üzerinde en az bir kişi için dünyanın en yakışıklı erkeği olmak

Sizden başka kimsenin yakışıklı olabileceğine ihtimal vermeyen biri.

15. 20 yıl sonrası için bugünden planlar kurmak

Bebeğini kucağına aldığı ilk andan itibaren geleceğe dönük 20-30 yıllık planlamalara başlamaktır.

16. Birinin kralı olmak

Beyaz atlı prens değil, kral olmaktır.

17. Katı kurallara sahip olmak

Kızımla Çıkmanın Kuralları

1- Bir iş bul

2- Seni sevmediğimi anla

3- Ben her yerdeyim

4- Onu üzersen, ben de seni üzerim

5- Eve 30 dakika erken getir

6- Kendine bir avukat bul

7- Yalan söylersen, anlarım

8- O benim prensesim, senin zaferin değil

9- Hapse geri dönecek olmam umurumda değil

10- Ona her ne yaparsan aynısını sana yaparım

18. Hangi devirde, unvanı ne olursa olsun benzer şeyleri düşünmek yaşamak

…Eğer kızımla ilişkilerinizi sürdürmek istiyorsanız, ona ‘kur yapma’ tarzınızdan vazgeçmeniz gerek. Gayet iyi biliyorsunuz ki henüz verilmiş bir evlenme sözü yok ve hiçbir şey belli değil. Laura usulüne uygun şekilde nişanlınız olsaydı da, bu işin uzun vadeli olduğunu unutmamanız gerekirdi. Fazla samimiyetin yol açacağı davranışlar da burada uygunsuz kaçıyor. Çünkü bu durumda iki sevgilinin birbirlerine güçlü arzular duydukları halde aynı yerde oldukça uzun süre birbirlerine yaklaşmadan yaşamaları gerekiyor.

19. Ve onun mutluluğu için her şeyi yapabilmek…

kaynak: onedio

Ünlü Astrofizikçi Neil Tyson’dan Yaşamı Anlamlı Hale Getirmeye Niyetli 17 Ufuk Açıcı Söz

irçoklarımızın hayatına Cosmos: Bir Uzay Serüveni serisi ile girdi Tyson. Edindiği entelektüel birikim, olaylara bakış açısı ve aklındakini en basit haliyle, herkesin anlayabileceği şekilde ve mizahi bir tatla aktarabilmesi sayesinde de bir anda hepimizin sevdiği bir idol haline geldi.

Dün de -5 Ekim 1958- Amerikalı astrofizikçi Neil deGrass Tyson’ın doğum günüydü.

Düşündük ki, onun bu güne kadar söylediği en değerli ve ufkumuzu açan sözlerini bir araya getirmek için çok güzel bir gün!

#1

Bilimin güzel tarafı ona inansanız da inanmasanız da gerçek olmasıdır.

#2

#2

Yolda bir solucan var, yanından geçip gidiyorsun. Solucan senin kendini akıllı olarak değerlendirdiğini biliyor mu? Solucan, senin aklın hakkında herhangi bir fikre sahip değil. Çünkü sen, solucandan çok daha akıllısın. Bu sebeple de, solucan, kendisinden daha akıllı bir şeyin yanından geçtiğinin farkında değil. Bu da beni ayni konseptte düşünmeye itiyor – acaba bizim yanımızdan da üstün varlıklar geçip gidiyor olabilir mi diye. Belki de onlar da bizimle ilgilenmiyor,çünkü biz onlara göre iletişime geçmeyi düşünmek için çok aptalız. Solucanın yanına gidip “of, acaba solucan şu anda ne düşünüyordur” demezsin. Böyle bir şey aklına bile gelmez! Sonuç olarak, uzaylıların bizi neden hala ziyaret etmediğine dair en iyi kanıt; onların aslında bizi izlediği ve dünyada zeki bir yasam olmadığına karar vermeleridir.

#3

Çocuklarınızın önem atfeden işler yapmalarını istiyorsanız, yapmanız gereken şey önlerinden çekilmektir.

#4

#4

Dünya dışında yaşam olmadığını mı iddia ediyorsunuz? Bu, okyanustan aldığınız bir kap suya bakarak, okyanusta balinaların yaşamadığını iddia etmeye benziyor!

#5

Evrenle ilgili etkilenebileceğiniz öyle çok şey var ki. Benim istediğim, etkileyici olmayanlarla dikkatinizin dağılmaması.

#6

Özgür bir toplumdaki en tehlikeli insanlar, aslında bilmeyip, bildiğini zannedenlerdir ve bu insanlar, diğerlerini de etkileyecek yasal güce sahiptirler, işte bir toplum için asıl tehlike budur. İşte bu tehlikeler, düzgün işleyen bir demokrasinin sonunun işaretleridir.

#7

Dünyadaki sorunlar için siyasetçileri suçlamak eskide kaldı. İnsanların bunu yapma güdüsünü anlıyorum ama işin sonunda siyasetçiler, seçmenlerin bir temsilcisidir. Eğer siyasetçilerle bir sorununuz varsa aslında bu, onu oraya yerleştiren vatandaşlarla bir sorununuz olduğu anlamına geliyor. Yani eğer evrenin 6000 yaşında olduğundan emin olan bir siyasetçi varsa, bunun sebebi aramızda buna inanan insanların olmasıdır. Fizik kanunları, onlara inansak da inanmasak da hepimizi etkiler.

#8

#8

Vücudumuzu meydana getiren moleküllerin, bu molekülleri oluşturan atomların izlerinin sürülebildiğinin farkına varın. Bir zamanlar patlayarak, zengin kimyasal içeriklerini galaksiye saçan ve böylece bakir gaz bulutlarını, yaşamın yapı taşı olan kimyasallarla zenginleştirmiş olan yüksek kütleli yıldızların merkezi çekirdeklerine kadar izleri sürülmektedir. Dolayısıyla hepimiz bağlantılıyız; biyolojik olarak birbirimizle, kimyasal olarak dünyayla ve atomsal olarak da evrenin geri kalanıyla. Bu harika bir şey. Bu beni gülümsetiyor ve aslında sonunda kendimi oldukça büyük hissetmeme sebep oluyor. Evrenden daha iyi olduğumuz için değil, onun bir parçası olduğumuz için. Biz evrenin içerisindeyiz ve o da bizim içimizde.

#9

Gece gökyüzüne bakarım ve şunu bilirim ki, evet, bu evrenin parçasıyız, bu evrenin içindeyiz, ancak belki de bu gerçeklerden daha önemli bir şey vardır ki o da evrenin bizim içimizde olmasıdır. Bu gerçek üzerine düşünürken, evrenin büyüklüğü ve kendi boyutları nedeniyle kendileri küçük hisseden çoğu insana bakarım. Ama ben büyük hissediyorum, çünkü bedenimdeki atomlar o yıldızlardan geliyor.

#10

İnsan zihninin ilginç bir zayıf noktası bulunmaktadır. Psikologlar bunun ne olduğunu biliyorlar, buna “cehalete başvurma”* deniyor. Ne anlama geldiğini açıklayayım; birileri gökyüzünde parıldayan ışıklar görmektedir, daha önce böyle bir şey görmemişler ve ne olduğunu anlayamıyorlardır. “Bu bir UFO!” diyorlar. U’nun açılımı Unidentified -açıklanamayan-. Sonra da “ne olduğunu bilmiyorum, öyleyse başka bir gezegenden bizi ziyaret eden bir uzaylıdır.” diyorlar. Ama onu tanımlayamıyorsanız, o zaman konuşmayı o noktada bitirmeniz gerekirdi.

#11

Bilim, bilgi ve cehaletin sınırında ilerler. Biz bilmediklerimizi itiraf etmekten korkmuyoruz; bunda utanılacak bir şey yok. Utanılacak tek şey, tüm cevapları biliyormuş gibi davranmamızdır.

#12

Örnek insanların abartıldığını düşünüyorum. Bronx’da büyüdüm ve eğer astrofizikçi olmak için, Bronx’ta büyümüş başka bir siyahi astrofizikçiye ihtiyacım olsaydı, şu an hala Bronx’ta olurdum.

Eğer istediğin şeyi olmak için örnek bir insana ihtiyacın olursa ve birisini bulamazsan, bu istediğini olmaman için bir sebep mi? Tabi ki, hayır!

#13

Şunu unutmayın, dünya sizi öldürme konusunda epey iyidir. Dünyada bulunmuş türlerin yüzde 97’si artık yok…

Aslında bu bizim marifetimiz ve dünya bu gerçeği bilmesine rağmen, yine de bize yaşam için fırsat veriyor.

#14

”Uzaylılar var mı sizce?” sorusuna verdiği yanıt: “Evet, var. Hatta bence onlar bizi buldular ama aptal olduğumuzu düşündükleri için pek ilgilenmediler!”

#15

İnsanların birbirine yardım etme derdinin olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Diğer insanları, kendi kendilerini daha iyiye götürmeleri için cesaretlendirmen iyidir. Fakat unutma, herkesin kendisini yukarı çıkaracak imkanı olmayabilir.

#16

#16

17

Şunu bilin: Evren, siz her ne iseniz ondan çok daha büyük. Anlaması basit gözüküyor ama bazı insanlar bu gerçeği kavramakta zorlanıyor.

Bilim tarihinde şöyle bir deyiş vardır: Her büyük bilimsel gerçek üç aşamadan geçer. Birinci aşamada insanlar gerçeği inkar ederler. İkinci aşamada dinleriyle çeliştiğini söylerler. Üçüncüdeyse biz bunu zaten biliyorduk derler.
kaynak: onedio

Bağırsakları Temizlemenin Doğal Yolları

cleanse-intestines-tr[1]

Bağırsaklar, içlerinde vücudun tüm fonksiyonlarını etkileyebilecek kadar zararlı atık bulundurabilirler. Kolon olarak da bilinen bağırsaklar, düzgün şekilde temizlenmediklerinde, sağlık sorunlarına sebep olabilirler. Bu nedenle bağırsakları temizlemek, sağlık için çok önemlidir. Vücutta ve bağırsaklarda toksinlerin birikmesine neden olan unsurları öğrenip, bu birikmeyi engellemek, sizi bir çok açıdan daha sağlıklı bir birey haline getirecektir.

Bağırsak Temizliği ile İle İlgili Bilmeniz Gerekenler

Eğer hafif kabızlıktan şikayetçiyseniz ve bağırsaklarınızı temizleyip rahatlatmak istiyorsanız, boşaltımı kolaylaştırmak ve karnınızı yumuşatmak için, bol lif içeren yiyeceklerle beslenmeye özen göstermeniz yeterlidir. Ancak bu yöntemin, bağırsak duvarlarına çok önceden takılıp kalmış eski atıkları sökmesi çok zordur. 5 gündür kabızlık çeken ortalama bir birey, vücudunda 15 çeşitten fazla öğünün atıklarını taşıyor demektir.

Bağırsak temizliği tüm vücut için çok yararlıdır çünkü bu temizlik, parazitlerden çok zaman önce tüketilmiş bir gıdanın atıklarına kadar vücut için gerekli olmayan ve bağırsakları tıkayabilecek her şeyi temizler. İyi bir kolon temizliği ve uygun bir diyet, bağırsakları tertemiz yapar. Bu; vücudu ve iç organları iyileştirmekle kalmaz; daha huzurlu hissetmeye, daha rahat uyuyup daha kolay nefes almaya yardımcı olur, ağız ve ter kokusunu önler ve sivilcelerin azalmasına yardımcı olur. Kolon temizliğinin, abdominal ve karaciğer bezlerini, özellikle de pankreası uyarıcı bir etkisi de vardır. Bağırsak temizliği, besinlerin daha iyi emilip özümsenmesini sağlar.

Intestines tr

Kolon temizliği ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktalardan en önemlisi, müshil türü ilaçları kullanmamaktır. Müshil ve müshil yerine geçen maddeler, içlerinde çok fazla toksin barındırırlar ve vücuda, yenilen yemekten daha fazla zarar verirler. Müshil almak yerine yapabileceğiniz en iyi şey, sindirime doğal yoldan yardımcı olan yiyecekleri yemek ve lavaj ve enema gibi yollarla bağırsakları temizlemektir. Kabızlık sorununuzu müshil ilacı almak yerine bu yollarla çözmeyi deneyin.

Kolonları temizlerken başka önemli bir nokta ise, bu gibi dışardan çözümlere bağımlı olmamaya dikkat etmektir. Bağırsak temizlemek ve boşaltım yapmak için sürekli uygulanan herhangi bir yöntem, sonunda vücutta karşı etkiye neden olacaktır. Bir hafta boyunca aşırı ve sağlıksız beslenip, haftada bir kez kolon temizliği yapmak da iyi bir fikir değildir, çünkü vücudun doğal ve en sağlıklı hali, her şeyin dengeli miktarda ve vücudun kendi sisteminde çözümlenmesidir.

Kolon temizliği için, yukarıdaki teknikleri kullanmak yerine, vücudu temizleyici yiyecekler de tüketebilirsiniz. Aşağıda bu yiyeceklerden bahsedeceğiz.

Bağırsakları Temizlemek İçin Vejetaryen Tarifler

Bu yazıda vereceğimiz besinler ve tarifler, bağırsaklarınızı ve sindirim sisteminizi, etkili ve kolay bir şekilde temizlemeye yardımcı olacaktır. Bunun için her şeyden önce beslenme şeklinize dikkat etmeniz gerekmektedir. Günlük öğünlerinizi mevsimlik meyve, sebze, baklagil ve kuruyemiş ağırlıklı yemeyi ihmal etmeyin. Bu yiyeceklerle beslendiğinizde, bağırsaklarınız temizlenecek ve bu da dolaylı yoldan, böbrek ve karaciğerinizin temizlenmesine yardımcı olacaktır. Bu değişiklikler, genel sağlığınızı da düzeltecek ve iç organlarınızın daha iyi çalışmasına katkıda bulunacaktır.

Kolonu temizleyen pratik bir içecek için; iki portakal, 7 adet çilek, çekirdekleri çıkarılmış 3 şeftaliyi küçük küçük kesin. Bu karışım, bağırsaklarınızı temizlemenin yanı sıra solunumunuzu kolaylaştırmaya da yardımcı olur. Depresyona iyi geldiği de kanıtlanmıştır. Bu karışım için bütün malzemeleri beraber blendırdan geçirmeniz yeterlidir. Hazırladığınız bu meyve suyunu kahvaltıdan önce, bekletmeden için. 9 gün boyunca aralıksız için. İçtikten bir saat sonra normal kahvaltınızı yapabilirsiniz.

Intestines-2 tr

Bazı baharatlar ve bitkiler de kolonları temizlemeye yardımcı olur. Aşağıda, bunlardan birkaçından bahsedeceğiz.

  • Kutsal Kabuk (cascara sagrada) adı verilen bitki aslında bir türk ağaç kabuğudur. İspanyollar bu bitkiyi kullanmayı, 16 yüzyılda Kuzey aborjinlerden öğrenmişlerdir. Kolonun kasılma hareketini tetikleyen antrakinon isimli bir madde içeren bu bitki sayesinde vücut tuvalete çıkma hareketini taklit eder. Eğer hassas bir sindirim sistemine sahipseniz, bu kabuğu kullanarak, bağırsaklarınızda kalan fazla atıkların atılmasını kolaylaştırabilirsiniz.
  • Karnıyarık Otu (plantago ovata): Iran ve Hindistanda yetişen bir bitkinin kabuklarının ezilmesiyle elde edilen bu baharat, alternatif tıpta da kullanılmaktadır. İçerdiği yüksek oranda lif sayesinde bağırsakları temizlemeye yardımcı olur. Bitkinin demlenmesiyle ortaya çıkan jelimsi yapı, bağırsak duvarlarına yapışarak toksinleri süpür ve böylece de kolonu temiz tutmaya yardımcı olur.

Intestines-3 tr

  • Hatmi (Althaea Officinalis): Ebegümecigillerden bir bitki olan hatmi, antik Yunan’da da kullanılırdı. İsmindeki Altho Yunanca’da ‘iyileştirmek’ anlamına gelir. Mucilage adı verilen şeker molekülleri içeren bu bitki, kolon duvarını jelimsi bir tabakayla kaplayarak temizler.
  • Kabuk Tarçın: Çin tarçını olarak da bilinen bu bitki, Büyük İskender sayesinde Avrupa’ya gelen ilk bitkidir. Avrupa’dan önce bu bitkiyi, Mısır ve İsrailliler kullanmıştır. Kuzeydoğu Çin’de yağı, kabuğu ve çiçekleri için yetiştirilir ve sindirim sistemi üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Mide ve karın zarı sağlığını korunmasına yardımcı olan kabuk tarçın, dokuların sağlığı için çok önemlidir.

Bağırsakların Temiz Kalması İçin Öneriler

  • Haftada 8 ile 10 porsiyon meyve tüketin ve çok lif içeren, özellikle kırmızı meyveleri seçmeye özen gösterin.
  • Haftada 2 ila 3 kez, tam tahıllı karbonhidratlar tüketin.
  • Kolon temizleyici özelliği olan, yani bol protein ve lif içeren yiyecekler tüketin.
  • Yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durun.
  • Yemeklerinize çekilmiş keten tohumu ekleyin.
  • Her gün egzersiz yapmaya çalışın. En azından günde yarım saat yürüyüş yapın.
  • Günde en az 2 litre su tüketin.
  • kaynak: sağlığa bir adım

Aşığım, Sana Tapıyorum!!!

12108229_10205928949717514_4895106775334674246_n[1]

Hayatta tek bir gerçek başarı vardır, o da öğrenmek ve kendimizi geliştirmektir

20302_488316851373457_4295293655350840967_n1[1]

“Olduğun yeri sevmeden olmak istediğin yere gidemezsin” dedi Bilge. “Olduğum yeri seviyor olsam, olmak istediğim tek yer burası olurdu zaten” diye yanıtladım. Anlayışla gülümsedi ve en baştan kısaca tekrar anlattı.

“Olduğun yeri sevmelisin çünkü orası olabileceğin en iyi yer ve bunu anlamadan ileri gidemezsin. Geçmişinde söylediğin veya yaptığın şeyler seni buraya getirdi, bundan daha iyi bir başlangıç noktası olamaz, çünkü buradasın.”

“Ben öyle düşünmüyorum, daha farklı davransaydım daha ileri bir noktada olabilirdim. 5 yıl önce bugünkü aklım olsaydı varmak istediğim yere belki de çoktan varmış olurdum.”

“Bugünkü aklım dediğin şeyin önemli bir kısmı son beş yılda şekillendi, son beş yılda öğrendiklerini senden geri alsam ve seni zamanda beş yıl öncesine geri göndersem muhtemelen yine aynı şeyleri yapar ve üç aşağı beş yukarı aynı yolu izlerdin.”

Düşündüm, Bilge haklıydı, ama yenilgiyi bu kadar çabuk kabul etmek istemiyordum.

“Ya benim sahip olmak istediklerime doğuştan sahip olanlar ya da çok genç yaşta kavuşmuş olanlar?” diye sordum.

“Herkesin yolculuğu farklı, seninki de öyle, bu bir yarış değil. Hayal ettiğin her şeye zamanla kavuşacaksın, sabırlı ol ve keyfini çıkar. Unutma, zamanı gelince meyveler olgunlaşır, dallar eğilir, senin olan sana gelir. İyi ki her istediğin henüz gerçekleşmemiş yoksa gerçekten çok sıkıcı bir hayatın olurdu. Hayatta tek bir gerçek başarı vardır, o da öğrenmek ve kendimizi geliştirmektir, buna son verdiğimizde yaşamaya da son veririz aslında farkında olmadan”

“Başarılı olmak için dua ediyorum ve sahip olduklarıma şükrediyorum.”

“Dua ettiğin şeyler gerçekleşmiş gibi şükretmelisin, bunu unutma”

“Yapmak istediği çok şey var ve zaman çok kısa” diye son bir serzenişte bulundum.

“Zaman izafi bir kavram, bazen az bazen çok, olduğun yeri seversen olmak istediğin yere daha hızlı gidersin” dedi ve geldiği gibi aniden ortadan kayboldu.

Bilge’nin ziyaretlerini seviyorum, belki bir gün onları kitaplaştırırım, kim bilir?

Sevgi ile kalın.

Mert Çuhadaroğlu

ARTRİT HASTALARININ DİKKATİNE… ARTİTİ ENGELLEMEDE FAYDALI 8 YİYECEK

12118903_697490017048963_6869199600035935701_n[1]

Artrit eklem ağrısı ve eklem iltihabına verilen isimdir. Artritin 100’den fazla tipi ve dolayısıyla farklı nedenleri ve tedavi yöntemleri vardır. Artrit oldukça ağrılı olabilen ve hayat kalitesinin kötüleşmesine yol açabilen bir durumdur. Artrit oluşumunun önlenmesinde diyetin yeri kesin olarak kanıtlanamasa da bazı besin kaynaklarının artrit bulgularının azalmasına faydası olabileceği belirtilmiştir. Yani kısacası diyetini değiştir, ağrını azalt diyebileceğimiz gıdaları aşağıda bulabilirsiniz.

1-Omega 3:

Omega 3 yağ asitlerinin inflamasyonu ve artrite bağlı bulguları azaltmada faydalı olduğu bir çok çalışmada gösterilmiştir. Eklemlerde iltihap oluşumuna neden olan COX-2 enziminin Omega-6 yağ asitlerinde daha fazla oranda olduğu ve omega-6 yağ asitlerinin de fast food türü yiyeceklerde, ayçiçek yağında ve hayvansal etlerde daha çok oranda bulunduğu gösterilmiştir. Omega-3 ise somon, sardalya, uskumru, alabalık, keten tohumunda yoğun olarak bulunur.

Diyetinizde omega-6 yağlarını azaltırken omega-3 yağlarını arttırmak artrit bulgularının oluşmasını yavaşlatacaktır.

2-Brokoli:

Mayo Kliniklerinde 11 yıl boyunca süren bir çalışmada brokoli, karnabahar ve turpgillerin artrit gelişimini önlemede oldukça faydalı olduğu gösterilmiştir.

3-Vitamin D:

Artrit hikayesi olmayan 29.000 kadında yapılan bir çalışmada daha fazla vitamin D alanlarda artrit gelişme riskinin azaldığı gösterilmiştir.

4-Zeytinyağı:

Akdeniz diyeti gibi zeytin yağından zengin diyetlerin artritli hastalarda ağrıyı ve eklem katılıklarını azalttığı gösterilmiştir. Zeytin yağındaki anti-inflamatuar özelliğin oleik asitle ilişkili olduğu ve oleik asitin aynı zamanda antioksidan olan polifenol ve omega-3 yağ asitlerinden zengin olduğu da gösterilmiştir.

5-Zenfecil:

Zencefil binlerce yıldır soğuk algınlığı, migren, yüksek tansiyon ve bulantı gibi durumların tedavisinde kullanılmıştır. Zencefilin artritli hastalarda anti-inflamatuar ve antioksidan özelliği ile etkili olduğu klinik çalışmalar ile gösterilmiştir.

6-Vitamin C:

Yapılan bir çalışmada vitamin C alımının arttırılmasının artrit gelişimini %30 oranında azalttığı gösterilmiştir. C vitaminin doğal yollarla günde 75-90 mg alınması önerilmektedir.

7-Antosiyaninler:

Antosiyaninler kiraz, vişne, çilek, böğürtlen, ahududu gibi meyvelerdeki kırmızı pigmentten sorumlu antioksidanlardır. Antosiyanin içeren gıdaların inflamasyonun azalmasında faydalı olduğu gösterilmiştir.

8-Beta Kriptoksantin:

Beta kriptoksantin karotenoid ailesinden güçlü bir antioksidandır. Beta karoten gibi vücutta A vitaminine dönüşür ve artritin önlenmesinde yardımcıdır. Beta kriptoksantin açısından en zengin besinler dolma biberi, kabak, bal kabağı, mandalina, papaya ve kayısıdır.

Tüm bu bilgiler ışığında diyetinizde meyve ve sebzeleri arttırmanız, balık, fındık, bakliyat ve zeytin yağına ağırlık vermeniz, kırmızı eti, doymuş yağları ve şekeri azaltmanız artrit oluşumunu yavaşlatacak ve artrite bağlı ağrı ve inflamasyonun azalmasını sağlayacaktır.

Kaynak: Ayhan Bekmez

Hey Akıllılar Söyleyin Bakalım Anahtar Kaç Numaralı Kapıyı Açar?

11229901_10205045056058997_2840602433704567030_n1[1]

Yaşamın Gerçeklerini, Yaşadıklarınızı, Bunların Neden Olduğunu, Neler Yapmamız Gerektiğini Çok Güzel Anlatıyor…

1. Dokuz Kehanet kitap ve filmi Celestine prophecy book cover and film poster[1]

9 KEHANET

The Celestine Prophecy
1. Bilgiler birbirini izler. Rastlantılara dikkat et, bu rastlantılar bize yaptığımız her şeyin altında daha başka şeylerin, ruhsal bir şeylerin yattığını duyumsatır. Rastlantıları ciddiye aldığımız zaman birinci bilgi oluşuyor.

2. İkinci bilgi, gerçeklerin farkındalığı üzerine kurulmuştur. Neden yaşıyorsun? bunu cevapla, dünya sadece ruhsal ve mistik anlamda çalışır. Maddesel olarak olanaklarla hayatta kalabileceğimize inandığımız için ve bunu sağlamak için, yerimizi sağlamlaştırıp, güvenliğimizi korumaya çalışırız ve tüm dikkatimizi evrenin kontrolüne odaklarız. Oysa şimdi ruhsal uyanış ve açıklığımız sayesinde gerçeklerin farkına varmaya başladık.

3. Bu bilgi, yaşama yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Fizik evreni TEK ve SAF bir ENERJİ olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir.

4. Dördüncü bilgiye göre yaşamda enerji kısıntısı ancak daha yüksek bir kaynakla bağlantı kurduğumuz zaman tedavi edilebilir. Biz ona karşı açılabilirsek EVREN bütün gereksinimlerimizi sağlayabilir.
Enerjiyi önce besinlerden alırsın. Yiyeceklerden aldığın enerjiyi tümüyle özümseyebilmek için, önce yediklerini beğenmelisin. Lezzet bu işin anahtarıdır. Lezzetin tadına varmalısın. Yemekten önceki duanın sebebi de budur. Farkındalığı sağlar. Sadece yiyecek bulduğumuza şükretmek için dua etmeyiz, vücudun besindeki enerjiyi iyice özümsemesi için de dua ederiz. Yemek yemeyi bir deneyim haline dönüştürmek gerekir. Yemek yemek ilk adımdır, bu yolla kişisel enerjinizi arttırdıktan sonra, diğer nesnelerdeki enerjilere karşı daha duyarlı olabiliyorsun ve bundan sonra yemek yemeden bu enerjiyi özümsemeyi öğreniyorsun.
Çevremizdeki her şey enerjidir. Ne var ki; hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu senin şeklinin uyumuna bağlıdır. Önce enerji alanlarını görmeye başlıyorsun, bunun için;
• Dikkatini çevreye yönelt.
• Enerji ile dolmaya başlayınca, çevrendekilerin nasıl göründüklerine bak.
• Bunu gördüğün her varlığı göz önüne getirerek yap.
• Eşsiz güzellikleri özümse.
• Bitkilerin ışımaya başladığını düşün.
• Ne kadar uzakta olursa olsun her şeyin yakınında olduğunu hisset, dokun, bağlantı kur.
• Nefes al ve enerjiyi içine çek. Bu noktada hissettiğin SEVGİ. Bunun için kendini zorlamaya gerek yok, o kendiliğinden ortaya çıkar. Sevginin içine girmesine izin ver. Nesnelerin (sadece nesnelerin değil aynı zamanda bunu insanlar içinde yapabilirsin) güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince enerji alıyorsun, hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir ve bunu kısacık bir ANda yakalayabilirsin. Bu herkesten ileriye sıçrayabilmek ve geleceğe göz atabilme durumudur. Bu durum ne yazık ki uzun süre korunamaz. Bilinci normal düzeyde olan bir insanla konuşmaya çabalayınca ya da halâ çatışmaların sürdüğü bir dünyada yaşamaya çalışınca, bu ileri durumdan sıyrılır ve tekrar kendi eski düzeyimize döneriz. Bundan kurtulabilmek için gördüklerimizi, hissettiklerimizi yeniden yeniden tekrar etmeliyiz. Böylece her seferinde biraz daha sonsuz bilince doğru ilerlemeye başlarız. Ancak bunu yaparken, enerji ile dolup yaşamayı bilinçli bir şekilde yapmalıyız. Çünkü rastlantıları sağlayan işte bu enerjidir ve rastlantılar sürekli bir temele dayanan, yeni bir düzeyi gerçekleştirmemize yardımcı olurlar.

5. Bu bilgi, insanların diğerlerini kontrol altına alıp, düşüncelerine hükmederek, enerjilerini çalmak eğilimi gösterdiklerini açıklar. Enerjimizin kesildiğini ve ondan yoksun kaldığımızı hissettiğimiz zaman hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumları kontrol ederek enerjinin sana doğru akışını sağlamak için, dramalar yaratırsın. Dramalar şöyle sıralanır; acındırma, korkutucu, sorgulayıcı ve mesafeli. Mesafeli dramada, esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanıyorsun, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söylüyorsun, ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, sana ilgi göstermesini ümit ediyorsun. Ardından birisini bu dramanın içine çekince, açık davranmıyorsun ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorluyorsun. Onlar senin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasıyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini sana yolluyorlar. Nedenli esrarengiz davranıp, nedenli ilgilerini çekersen, daha fazla enerji alırsın. Şayet kendimize dikkatle bakıp enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz.
Sorgulayıcı dramadan enerji kazanan bütün insanların amacı ise, sorularıyla eşeleyip deşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirmektir. Bu dramayı hazırladıktan sonra, diğerlerinin yaşantılarını her açıdan eleştirirler. Eğer istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirlerse, hazırladıkları strateji başarıya ulaşır. Diğerleri ise birden bire sorgucunun karşısında kendilerini suçlu hissederler ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, sorgucunun yaptıkları ve düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu bu fiziksel saygı sayesinde gereksinim duyduğu enerjiyi sağlar.
Şayet biri sizi sözle yada fizik gücüyle tehdit edecek olursa, başınıza kötü bir iş geleceği korkusuna kapılır, ona zorla ilgi gösterip enerjinizi verirsiniz. Sizi korkutan kişi tarafından, saldırgan türden dramanın içine çekilirsiniz. Bu dramanın adı korkutucu dramadır.
Diğer yandan eğer birisi başına gelen bütün kötülüklerden sizi sorumlu tutar ve ona yardım etmediğiniz takdirde bu kötülüklerin başına gelmeye devam edeceğini söylerse, o zaman bu insan, acındırma draması ile enerjinizi çekiyor demektir. Burada dikkat edilmesi gereken konu dramaların karşı dramaları yarattığıdır. Örneğin mesafeli insanlar sorgucu insanları yaratıyorlar aynı şekilde sorgucu da insanları mesafeli yapıyor. Korkutucu da acındırma durumunu yaratıyor.

6. Geçmişi berraklaştırmak, bireysel yollarla çocukluğumuzda öğrendiklerimizi kontrol etmekle başlar. Dramaların farkında ol. Bunlardan bir kez kurtulduğunda, kendini daha yüksek seviyedeki evrimsel kimliğinde bulursun. Gözünü açıp gerçek kimliği bulmak gerekir. İnsanlar kendi tarihsel durumları içine doğarlar ve hayatta destekleyecek bir nesne bulurlar. Başka bir amacın peşinde koşan diğer bir insanla birlikteliği oluştururlar. Bu beraberlikten çocuklar doğar ve rastlantıların önderliğinde, bu iki durumu birleştirip daha yüksek sentezlere varırlar. Burada önemli olan, enerji ile her doluşta hayatı daha ileriye götürecek bir rastlantı meydana gelir ve bu düzeydeki enerji içselleştirilir. Böylece daha yüksek titreşimlerde varlık sürdürülür. İnsanlar evrimlerine böyle devam ediyorlar. Şimdiki süreçte bunun hızlandırılması gerçekleşecek. Bir kez hayatın ne olduğunu anlamak bu noktada önemli.

NOT: sık sık durup gerekli enerjini tekrar toplamayı sakın unutma. Her zaman enerji dolu ol ve sevgi konumunda kal. Bir kez sevgi konumunu elde ettin mi, hiç bir şey ve hiçbir kimse sendeki enerjiyi çekip alamaz. Aslında, senden taşan enerjinin yarattığı akıntı aynı oranda enerjiyi senin içine çeker. Enerjin asla tükenmez. Ancak enerjinin tükenmemesi için, hep onun işlevlerinin bilincinde olmalısın. Bu özellikle insanlarla karşılıklı etkileşim içindeyken çok önemlidir.

7. Yedinci bilgi de, nesnelerin dikkatimizi çekişinden, belirli düşüncelerin, bize rehberlik etme maksadıyla aklımıza gelişinden sözedilir. Yedinci bilgi, düşlerden söz eder, düşlerle kendi hayat öykümüzü kıyaslamamızı söyler. Yedinci bilgi bizim gerçekleştirdiklerimizden daha çok düşüncelerimiz olduğunu söyler. Bunları fark etmemiz için iyi bir gözlemci olmamız gerekmektedir. Aklımıza bir düşünce geldiği zaman NEDEN diye sormalıyız. Şimdi neden bu düşünce özellikle aklıma takıldı?Yaşam sorunumla bunun ne ilgisi var? Gözlemci durumuna geçince her şeyi kontrol etme gereksiniminden de kurtuluruz ve bu bizi evrimin akışının içine sokar. Bu noktada olumsuz düşünceler aklımıza gelince ne olur sorusu sorulabilir. Kötü bir şey olacağından korkmak, sevdiğimiz birisinin acı çekmesi ya da çok istediğimiz bir şeyi elde edememek gibi sorunlar aklımıza takılırsa ne olur? Yedinci bilgi, korku imajları belirir belirmez engellenmelidir, ardından da aklımıza iyi düşünceler getirmeliyiz der. Kısa süre sonra, olumsuz görüntüler hemen hemen hiç belirmezler. Seziler hep olumlu konularda olmalıdır, eğer olumlu imajlardan sonra olumsuz imajlar belirirse, bunları kesinlikle ciddiye almak gereklidir. Buna göre örneğin eğer aklına kamyon kazası geçireceğin gelmişse ve biri seni kamyonla bir yere götürmeyi teklif ederse reddetmelisin.

8. Sekizinci bilgi diğerleriyle kurulacak ilişkilerde enerjiyi kullanmanın yolunu gösteriyor. Enerjiyi nasıl yansıtacağını ve başkalarına bağımlılıktan kaçınmak gerektiğini söylüyor. Özellikle çocuklarla kurulan ilişkilerde, onların hatalarını sürekli düzeltmenin, onların enerjilerini tüketmek olduğu belirtiliyor. Çünkü bu durum onlarda kontrol dramaları yaratıyor. Sekizinci bilgi bize, gelişmeye başladığımız ilk andan itibaren, otomatik olarak karşı cins enerjisi almaya başladığımızı hatırlatır. Bu doğal olarak evrenin enerjisinden gelir. Ancak burada dikkatli olmamız gerekir, çünkü bir başkası gelip bu enerjiyi doğrudan bize vermeye kalkınca, biz hemen gerçek kaynakla bağımızı kesiveririz ve sonra gerileme başlar.
Bu noktada AŞKtan söz etmeliyiz. Aşk olduğunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanılmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler, oysa iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışırlar ve çocukluk dramalarının içine düşerler. Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüşür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir. Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. Karşıt cinsten birine bağımlı olmamızın nedeni, karşıt cinsin enerjisini elde etmek istememizdir. Halbuki, içimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin hem erkek hem de dişi yönü vardır. Zamanla onun dışarı vurmasını sağlarız ama evrime ilk başladığımız sıralar çok temkinli davranırız. Bütünleşme işlevi zaman alır. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimiz için, insan kaynağı ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz.Evren ile bağlantımızı sağlamlaştırmalıyız. Bu zaman alır ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişkiler kurabiliriz. Böylece bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda süper-insanı yaratırız. Ama bu bizim bireysel gelişimimiz engellemez. Bu deneyime ilk başlarken, karşılıklı bağımlılık ilişkisinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalısın. Onu içine almalısın.Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana ulaşır.

*Gerçek enerji yansıtmasında bağımlılık ve bağımlı olma eğilimi yoktur. Çünkü insanların ikisi de gelecek mesajları beklemektedirler. Eğer konuştuğumuz, mesaj alıp verdiğimiz kişilerin dramalarına yanıt vermezsek, onların dramaları bozulur böylece bizde mesajı görebilme şansını yakalarız.Bunu yapabilmek içinde karşıdakinin oynadığı dramayı tanımlamamız gerekir. Bütün dramalar enerjiyi elegeçirmek için stratejiler uygularlar, dramayı tanımlayıp söylediğimiz anda bu oyun bozulur.

*Unutmamamız gereken hayatta yolumuza çıkan herkesin bize bir mesajının olduğudur.Yoksa başka yola saparlar ya da bizden önce ya da bizden sonra o yoldan geçmeyi tercih ederler. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Karşılaştığımız her insanın bize bir mesajı vardır. Tesadüfi rastlantılar yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt verdiğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme derecemiz belirler.Yolumuza çıkan biriyle o an yaptığımız sohbet o anki sorularımıza yanıt vermeyebilir ama bu yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamına gelmez.

9. Dokuzuncu bilgi der ki; enerji düzeyimiz arttıkça vücudumuzdaki atomların titreşimlerinin düzeyi de artar. Kısaca ruhumuzu arındırıp hafifleriz.
sevgi ve ışıkla…
*Kaynak: 9 KEHANET (James Redfield, 2006, Altın Kitaplar)
Film: The Celestine Prophecy – 9 Kehanet

KALICI ZAYIFLAMAK İSTEYEN HERKES İÇİN ALTERNATİF SEÇENEKLERİM VAR.

Diyet listesi yapmak yok, ilaç kullanmak yok, bıçak altına yatmak yok! Kesinlikle ürün satışının olmadığı bu sistemde kış mevsimini en iyi şekilde değerlendirerek ideal bedende özgür bir zihinle  ‘yaza merhaba’ diyeceksiniz.

slayt yeni9

Bugüne kadar kime başvursa kandırılmış, umutları çalınmış, maddi olarak sömürülmüş ve haliyle bize de inanmak istemiyor olabilirsiniz. Farkımızı kanıtlayabilmemiz için bize sadece bir şans verin. İster arayın telefonda, ister gelin yüz yüze konuşalım. İyi bir iletişim başarının anahtarıdır.

KALICI ZAYIFLAMAK İSTEYEN HERKES İÇİN ALTERNATİF SEÇENEKLERİM VAR.  

DETAYLI BİLGİ İÇİN;  

+90 533 743 52 25 baharpancukdeniz@gmail.com