İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti!”

Ulusal-Enerji-Verimliliği-Forumu-ve-Fuarı[1]

İnsanı Düzeltince…

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, Pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu.

Tam bunları düşünürken, oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu.

Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.

Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı…
“Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim!” dedi.

Sonra düşündü…
“Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez!”

Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi…
“Babacığım, haritayı düzelttim. Artık parka gidebiliriz!” dedi.

Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu.

Çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı…
“Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti!”

kaynak: charlotte gabay facebook sayfası

Adamı Balıklara Vereyim Kapansın Bu Konu…

12017561_1503519719945655_6208517132040546149_o[1]

Öyle bir hayat yaşıyorum ki , Cenneti de gördüm , cehennemi de

12118725_10153683835273130_6704762526526253869_n[1]

Öyle bir hayat yaşıyorum ki ,
Cenneti de gördüm , cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki ,
Okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki “söz ver kendine”

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki ,
son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım…

Friedrich Nietzsche

Kimyasal Madde Kullanmadan Su Isıtıcısının (Kettle) İçindeki Kireç Nasıl Temizlenir?

12063882_10156084407995557_1423536716713557350_n[1]

Elektrikli su ısıtıcıları (kettle) en sık kullanılan mutfak aletlerindendir. Suda bulunan mineraller zaman içinde bu aletlerin iç yüzeyinin ve rezistansının kireçle kaplanmasına neden olurlar. Kireç birikimini belirli aralıklarla çözmek gerekir. Bu işlem ısıtıcının içini temizlerken aynı zamanda suyun kaynama süresini de kısaltarak, enerji tasarrufu sağlar. Düzenli olarak kireç çözme işlemi yapmak ısıtıcının bozulmasını önler, ömrünü uzatır.
Kimyasal Madde Kullanmadan Su Isıtıcısının (Kettle) İçindeki Kireç Nasıl Temizlenir?

Su ısıtıcılarında kireç çözme işlemini kimyasal madde kullanmadan çok kolay bir şekilde yapabiliriz. 3 ayrı yöntem ile ısıtıcıların iç yüzeyindeki kireci çözmek mümkündür.

Limon Tuzu Kullanarak
Çok kolay ve etkili bir yöntemdir. Bunun için;
Isıtıcıyı kireçli bölgeyi biraz geçecek kadar su ile doldurun,
1 yemek kaşığı limon tuzu atıp ısıtıcıyı çalıştırın,
Su kaynayıp ısıtıcı durunca kapağı kapalıyken sapından tutarak içindeki suyu biraz oynatın,
Kapağını açınca kirecin tamamen çözüldüğünü göreceksiniz,
Suyu boşaltıp birkaç defa temiz suyla durulayın,
Elektrikli ısıtıcının içi tertemiz olacaktır.

Not: Isıtıcının içindeki su ile çaydanlığın içindeki kireci de çözebilirsiniz.
Beyaz Sirke Kullanarak

Bu yöntem oldukça etkilidir ancak sirke kokusunu çıkarmak için biraz uğraşmak gerekir.
Su ısıtıcısını maksimum göstergesinin 3/4’üne kadar su ile doldurup çalıştırın,
Su kaynayıp ısıtıcı durduktan sonra maksimum seviyesine kadar beyaz sirke ekleyin,
8-10 saat beklettikten sonra sirkeli suyu boşaltıp içini iyice yıkayın,
Temiz su ile doldurup suyu kaynatın, ısıtıcıyı boşaltıp tekrar durulayın,
Sirke kokusunun geçmesi için bu işlemi birkaç defa tekrarlayın.

Limon Suyu Kullanarak

Hafif kireçli iç yüzeylerde etkilidir, daha ağır kireçlerde limon tuzu kullanılması önerilir.
Bir limonun suyunu sıkın ısıtıcının içine boşaltın,
15-20 dakika bekleyip kireçli bölgeyi biraz geçecek kadar su ile doldurun,
Isıtıcıyı çalıştırın, ısıtıcı durduktan sonra kireci kontrol edin,
Kireç çözülmediyse işlemi tekrarlayın,
Kireç çözüldüyse suyu boşaltıp birkaç defa temiz suyla durulayın.

Elektrikli su ısıtıcısının dış yüzeyini temizlemek için önce sıvı bulaşık deterjanı ile ıslatılmış bezle, sonra da nemli bir bezle silin. Paslanmaz çelik su ısıtıcısının dış yüzeyini parlatmak için yumuşak bir beze çok az zeytinyağı döküp ovalarsanız pırıl pırıl olacaktır.

kaynak: Sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

ADIM ADIM KENDİNİZİ SEVMEYİ ÖĞRENİN

12107086_905810356179483_2963622238998694458_n[1]

Kendinizi Sevmeyi Öğrenin

Bugüne kadar hep başkaları için yaşadınız, hep başkalarını sevdiniz. Şimdi kendinizi sevme, kendinize kucak açma zamanı. Peki kendimizi nasıl seveceğiz? Öyle “ben kendimi seviyorum” demek yetmiyor, kendinize emek vermeniz ve bu yolda kararlı olmanız lazım. Ben size güveniyorum ve bu yolculuktan çok keyif alacağınızdan eminim. Unutmayın hepimiz Yaradan’ın özenerek yarattığı, eşsiz parçalarıyız, Sen’den başka bir tane daha yok bu dünyada.
ADIM ADIM KENDİNİZİ SEVMEYİ ÖĞRENİN
1. Adım: İlk adım kendimizi eleştirmeyi bırakıyoruz, bugün her ne yaparsanız yapın olduğu gibi kabul edin ve kendinizi takdir edin, her ne yaptıysanız o an elinizden gelenin en iyisini yaptınız. Kafanızın içinde kendinizi acımasızca eleştiren o sesi durdurun bugün. En büyük eleştirmeniniz kendinizsiniz. Sıklıkla başka insanların bizi eleştirdiğinden yakınırız, oysa bütün gün yaptığımız iç konuşmalarla kendimizi beğenmeyen, eleştiren, yargılayan biziz. Dikkat edin, içinizi dinleyin gün boyunca kaç kere kendi hatalarınızı yakalıyorsunuz, kendinizi yargılıyorsunuz. Ve sonra enerji bedenlerinizden etrafınıza beni eleştir, ben eleştirilmeye layığım sinyalleri yayıyorsunuz ve etrafınız sizi eleştiriyor. Unutmayın dışarısı sizin içinizin yansıması, siz hangi yayını yaparsanız onlar size öyle davranıyor. Siz kendinizi eleştirmeyi bıraktığınızda dışarıda da sizi eleştiren kimse kalmayacak.
Hepimizin hataları, yanlışları, eksiklikleri olacak. Hepimiz insanız, mükemmel değiliz. Bugün ve her zaman kendinize hata yapma, yanlış yapma, başarısız olma hakkı tanıyın. Nasıl ki başarılı olma hakkımız varsa başarısız olma hakkımız da var, bugün bu hakkı kullanın. Mükemmel olma zorunluluğunuz yok, mükemmelmiş gibi davranmamayı öğrenin, kasmayın kendinizi. Mükemmel olma zorunluluğu omuzlarınıza çok büyük yük yükler ve aslında hayatınızda neyi iyileştirmeniz gerektiğini görmenizi engeller. Bunun yerine sizi diğerlerinden farklı kılan, eşsiz, iyi yönlerinize odaklanın. Farklılıklarınızı keşfedin, ne de iyisiniz, bunlar için kendinizi takdir edin. Kimseden takdir, onay, övgü beklemeyin; bu takdiri kendinize verecek olan sizsiniz. En son ne zaman kendinize teşekkür ettiniz? Hepimizin bu dünyada oynayacağı eşsiz bir rol var ve kendimize karşı eleştirel yaklaştığımızda o rolü engelleriz.
Şimdi kendinize güzel bir çay, kahve molası verin ve kendinizdeki güzelliklere, iyi yönlere odaklanın. Bir kağıt kalem alın elinize ve iyi olduğunuz, iyi yaptığınız her şeyi listeleyin. Listeye baktığınızda siz de şaşıracaksınız ne kadar çok şeyi iyi yaptığınızı görmekten. Sizi bu güzelliklerle eşsiz yarattığı için Yüce Yaradan’a, dünyaya gelmenize vesile olduğu için anne babanıza şükredin, teşekkür edin. Ve en çok da kendinize teşekkür edin, kendinizi eleştirmeyi bıraktığınız ve kendinizi sevme yolunda kocaman bir adım attığınız için. Siz sevilmeye değersiniz…
Kendimi Sevmeyi Öğreniyorum II
Kendinizi sevdiğiniz, onurlandırdığınız şahane bir gün başladı yine, çok şükür… Umarım dün şöyle bir zihninizi uzaktan gözlemleme şansınız olmuş, kendi kendinize yaptığınız içsel konuşmalarla kendinizi nasıl acımasızca eleştirdiğinizi, yargıladığınızı görmüşsünüzdür. Lütfen kendinizi izlemeye devam edin, küçük bir not defteri edinin her an yanınızda bulunacak ve yakaladığınız her negatif düşünce, inanç, eleştiri, yargılamaları bu deftere not edin gün içinde. Günün sonunda kendinizde neler yakaladığınıza inanamayacaksınız:-))
Kendini sevme adımlarına devam ediyoruz:


2. Adım: Kendimizi korkutmaktan vazgeçiyoruz. Büyük bir korku toplumunun içinde yaşıyoruz. Birçoğumuz korkutularak yetiştirildik. Kararlarımızı korkuyla alır, seçimlerimizi korkuyla yapar olduk, bu artık otomatik bir hal aldı. Başımıza gelen her olayda senaryo üretmekte, küçük bir sorunu alıp ondan büyük canavarlar yaratmakta üstümüze yok. Hepimiz tetikteyiz, hayattan daima en kötüsünü bekleyerek, stres dolu, endişeli, gergin bir yaşamda sürüklenip gidiyoruz. Şimdi de gece yatağa girdiğinizde neler düşündüğünüzü izlemenizi istiyorum. Kaçınız uykuya dalmadan önce bir sorunun en kötü olasılığını zihninizde canlandırıyorsunuz? Daha o olayı yaşamadan en kötü senaryoları yaratıveriyoruz. İş ortamında patronunuz o gün keyifsiz, suratı asıksa hemen kendi üzerinize alınır, kesin benimle ilgili bir sorun var der en kötüsünü düşünürsünüz. Hareketlerini, konuşmalarını takip eder, işten kovulacağınıza kadar kafanızda kurarsınız. Ya da ilişkinizde biri sizi aramadığında, hemen istenmediğinizi, sevilmediğinizi düşünür ve bir daha asla başka bir ilişkiye girmemeye karar verirsiniz. Kendinizi dışlanmış ve terk edilmiş hissedersiniz. Bu korkular sizi farkında olmadan olumsuzluğa sürükler ve hayattan sadece olumsuz olanı beklersiniz.
Şimdi yine zihninizi izleyin bakalım hangi korku dolu senaryoları, olumsuz inançları tekrar edip duruyorsunuz gün boyu ve bunları not defterinize kaydedin. Kendinizi olumsuz bir düşünceyi veya durumu zihinde tekrar ettiğinizi yakaladığınızda, o düşünce yerine tekrar edeceğiniz başka bir imge bulun ya da yaratın kendinize. Güzel bir çiçek, hoşunuza giden bir şarkı sözü, güzel bir manzara ya da en sevdiğiniz kişiyi gözünüzde canlandırın. Kendinizi korkutmaya başladığınız her seferinde o imgeyi kullanabilirsiniz. Korku geldiğinde ona ” Sen gerçek değilsin, sen sadece bir yanılsama bir illüzyonsun, senin yerine sevgiyi seçiyorum, bu güzel çiçekleri, güzel manzarayı, kuşları ya da en sevdiğim kişiyi (imgeniz her neyse) düşünmeyi seçiyorum” diyerek imgenizi düşünün ve korkuyu gönderin. Bunu yapmaya devam ettiğinizde zamanla bu olumsuz alışkanlığınız gidecektir. Unutmayın korku sadece zihnimizin yarattığı bir illüzyon, bu olasılığı biz yaratıyor ve tekrar tekrar zihnimizde döndürerek hayatımızı zindana çeviriyoruz.
Ve bundan sonra bir karar vermeden önce, bir söz söylemeden, bir harekette bulunmadan önce lütfen derin bir kaç nefes alın ve içinize sorun: “Şimdi ben bu kararı korkuyla mı veriyorum yoksa sevgiyle mi?” Bu çok önemli bir noktadır. Eğer korkuyla bir karar aldıysanız, o korkuyu tespit edin. Hangi korkuyla bu kararı aldınız? Diğer türlü davransaydınız ne olacağından korkuyordunuz? Bu korkunun kökeni mutlaka daha önce yaşadığınız bir olaya hatta çoğunlukla çocuklukta yaşadığınız bir ana gider, öyle korkmuş utanmışsınızdır ki bir daha o durumu yaratacak adımları atamazsınız. Bu korkularınızla mutlaka yüzleşin ve her birinin gerçek olmadığını, sadece illüzyondan ibaret olduklarını söyleyerek salıverin korkularınızı. Ve bir daha karar alırken ya da konuşurken artık adımlarınızın sevgiden yana olmasına özen gösterin. En önemlisi de kendinizi karşınızdakinin yerine koyarak konuşun, davranın, size o şekilde davranılsaydı hoşunuza gider miydi? adımlarınız, sözleriniz, davranışlarınız hep sevgi olsun, en çok da kendinizi sevin….


Kendimi Sevmeyi Öğreniyorum III
Bu alemde sevgi istiyorsan önce sevgi tohumu ek;Sen, sevip de sevilmeyen gördün mü hiç ?Mevlânâ
3. Adım: Kendimize karşı nazik ve sabırlı oluyoruz. “Sabır çok güçlü bir araçtır. Çoğumuz hemen tatmin olma tutkumuz yüzünden acı çekeriz. İstediğimiz şeyi hemen elde etmek ister, beklemeye tahammül edemeyiz. Kuyruklarda ya da trafikte sıkışıp kaldığımızda hemen öfkeleniriz. Hepimiz cevaplarımızı ve elde etmek istediğimiz şeyleri hemen olsun isteriz. Kendi sabırsızlığımız yüzünden, sık sık etrafımızdaki insanların hayatlarını zindan ederiz. Sabırsızlık öğrenmeye direnmektir. Dersi öğrenmeden veya gerekli adımları atmadan cevaplara geçmek isteriz.” demiş Louise Hay.
Kendinizi sevmek için de sabırlı olmanız gerekiyor, önce kendimize sabırlı olmayız. Siz hiç diyete başlayıp ertesi gün kilo veren gördünüz mü? Her şey oluşması ve olgunlaşması için bir süreye ihtiyaç uyar ve emek vermelisiniz elde etmek için. Bir anne bebeğini kucağına almak için dokuz ay bekler, bir çiçeğin açması için günlerce haftalarca beklersiniz. Önce tarlayı zararlı otlardan ayıklar, çapalar uygun hale getirir sonra tohumları eker, sular ve bir müddet beklersiniz ki tohumlar yeşersin, filizlensin. Tarlayı temizlemeden, tohumları ekip, sulamadan, emek vermeden ve sabredip beklemeden yeşerip mahsul vermesini beklemek ne kadar gerçekdışı ise bilinçaltını temizlemeden, geçmiş duygusal yüklerimizden arınmadan, sabah akşam papağan gibi olumlama yaparak hayatınızın değişmesini beklemek de o kadar gerçek dışıdır.
Kendimizi hemen tek bir günde sevecek değiliz ve yaşamımızın da birden bire değişmesini bekleyemeyiz. Ancak değişim zaman ister, emek ister, inanç ister. Her geçen gün kendimizi biraz daha severek, kendimizi biraz daha takdir ederek kendimize biraz daha fazla sevgi ve değer verebiliriz. İki-üç ay içinde kendinizi sevmek konusunda ne kadar ilerlediğimizi göreceksiniz.
En büyük yargıcımız yine kendimiziz. Lütfen hata yaptığımızda kendimizi cezalandırmayalım, bu hataları öğrenme yolunda birer basamak olarak görelim ve tekrar etmeyelim. Yeni bir şey öğrenirken “nasıl olsa işe yaramayacak, çok basit” gibi yargılar yerine kendimize karşı sabırlı olalım, öğreniyoruz, gelişiyoruz, yükseliyoruz ve her ne yapıyorsak kendimize bir adım daha yaklaşmak için yapıyoruz. Bu hafta sonu kendinizle baş başa kaldığınız, kendinizi sevdiğiniz, şımarttığınız küçük mutluluk fırsatları yaratın, sevgiyle…
Kendimi Sevmeyi Öğreniyorum IV


4. Adım: Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum, kendime ve zihnime nazik davranıyorum.
Kendini sevmenin en önemli adımı kendini olduğun gibi kabul edebilmektir. Kendine tüm hatalarınla, yanlışlarınla, eksikliklerinle kabul verebilmektir. Kendini başkalarıyla, başkalarının sahip olduklarıyla karşılaştırmak kendinize yapacağınız en büyük kötülüktür. Lütfen kendinizi, hayatınızı başkalarıyla karşılaştırmayın, odağınızı kendinize çevirin. Başkalarının sahip olduklarına takıp kalmak ve içten içe benim niye yok diye hayıflanmak “ben bunlara layık değilim” düşüncesini içinize yerleştirir ve sizi isyana sürükler. Bu da kaçınılmaz olarak size layık olmadığınız deneyimler yaşatır. İşte bu da negatifin tam istediği şeydir, oyuna gelmeyin.
Günlük hayatımız büyük bir koşturmaca içinde geçiyor, stresli, gergin hayatlar yaşıyoruz. Bu gerginlik bedenimize, hormonlarımıza yansıyor ve beynimiz “tehlike var” sinyalleri yayıyor. Bu ise negatife daha çok odaklanmamıza, her an tetikte en kötüsünü düşünerek yaşamamıza, olumsuzu düşünmemize neden oluyor. Bu kısır döngüyü kırmak için bedenimizi ve zihnimizi gevşetmemiz gerekli. Bu nedenle günde en az 10 dakika zihninizi gevşetecek bir şeylerle uğraşın. Zihni gevşetmenin en etkili yolu doğru nefes almaktır. Oturduğunuz yerde gözlerinizi kapatın ve burundan sakin ve yavaş nefesler alın, sonra yine burundan yavaşça geri verin. Nefes verirken içinizden “kendimi seviyorum, kendimi olduğum gibi kabul ediyorum, güvendeyim” gibi size iyi hissettirecek sözler kullanabilirsiniz. Bu 10 dakikalık nefes çalışmasının bir süre sonra sizi nasıl iyi hissettireceğine inanamayacaksınız.
Zihni gevşetmek için meditasyon yapmak, dua/ibadet etmek, yoga yapmak, toprakla uğraşmak da harika yöntemler. Size hangisi uyuyorsa onu uygulayın ancak mutlaka ve mutlaka kendinize günlük sakinleşme, gevşeme molaları verin.
Kendimi Sevmeyi Öğreniyorum V


5. Adım: Kendimizi övüyoruz. Kendini eleştirmek içsel ruhunuzu yıkar, kendinizi övmek ise içsel ruhunuzu yüceltir ve güçlendirir. İçinizdeki gücü ve ilahi parçanızı kabul edin ve yüceltin. Hepimiz sonsuz, sınırsız zekanın parçalarıyız. Kendinizi hırpaladığınızda ve aşağıladığınızda, sizi yaratan gücü aşağılarsınız. Kendinizi övmeye küçük şeylerle başlayın. Kendinizeharika olduğunuzu söyleyin. Bir kez söyler ve bırakırsanız hiçbir işe yaramaz. Her gün inanarak sadece 1 dakikalığına bile olsa kendinize gülümseyin, seni seviyorum deyin, kendinizi övün, tebrik edin ve kendinize teşekkür edin. Bunun giderek daha da kolaylaştığını göreceksiniz. Bir düşünceyi beyne kabul ettirmek için aralıksız 21 gün tekrar etmeniz gereklidir. Bu düşünceyi davranışınız haline getirmek için ise 40 gün tekrar etmelisiniz, bunu unutmayın! Bir dahaki sefere, farklı veya yeni öğrendiğiniz bir şey yaptığınızda ve yeterince becerikli davranamadığınızda lütfen kendinizi yalnız bırakmayın. En azından deneme cesareti gösterdiğiniz, adım attığınız için kendinizi tebrik edin. İlk seferinde yanlışlarınızı bulur ve kendinizi acımasızca hırpalarsanız ikincisini asla denemezsiniz. Kendinize ikinci şansı mutlaka verin. Hatalarınızı bulmak yerine yaptığınız şeyi geliştirmek için neler yapabilirsiniz ona odaklanın.
En iyiyi ve en güzeli hak ettiğinize kendinizi inandırın. İyiyi kabul etmeye hazır ve istekli olun. İstediğimizi elde edememenin nedeni onu hak ettiğimize inanmamamızdır. Gözlerinizi kapatıp derin birkaç nefes alın ve sorun içinize “gerçekten bu istediğim şeyi hak ettiğime inanıyor muyum?” İnanmıyorsam neden? İçiniz bilir, cevapları dışarıda aramayın. Hak etmediğiniz bilincini ortadan kaldırmadan isteklerinizi hayata geçiremezsiniz çünkü içsel olarak “hayır istemiyorum” diye yayın yapmaktasınız. Hayatınızı gözden geçirin, çocukken neler size hak görüldü, nelerde eleştirildiniz, yetersiz bulundunuz. Ve şimdiki halinize bakın gerçekten öylemi, hala bunlara inanıyor musunuz? Bütün cevaplar içinizdeki o eleştirilen, yetersiz bulunan, dışlanan, sevilmeyen çocukta yatıyor. O bir gölge gibi her yerde sizinle. Şimdi O’nu sarıp, sarmalama, sevme, kabul etme, takdir etme, övme zamanı. İçinizdeki çocuğa sarılın ve onun ne kadar muhteşem, harika, güçlü, değerli olduğunu, onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Bu güzel birlikteliğinizi kutlayın, kutsayın. Sevmeniz gereken tek kişi kendinizsiniz…
Alıntı

Miyop Testi…

12105880_1062868187066358_6611274294765701877_n[1]

Gözlerinizde bir problem yoksa Einstein’i göreceksiniz.

Eğer miyop rahatsızlığınız varsa, Marilyn Monroe’yi göreceksiniz.

Einstein’i görenlerdenseniz, ekrana bir kaç adım öteden bakın. Marilyn’i göreceksiniz…

Ağrıyan Dişiniz Hangi Organınıza Baktırmanız Gerektiğini Haber Veriyor… Sakın İhmal Etmeyin…

12096482_423473647848930_931003387539978279_n[1]

Kaynak: Luna Akademi

Çin Tıbbına Göre 140 Yaşına Kadar Yaşamak İstiyorsanız ”Zu San Li” Noktasına Her Gün Basmalısınız…

 

acupuncture-st36-leg-three-miles-zusanli-29625567[1]

zusanli-noktası2-260x260[1]

Efsaneye göre: Üç bin yıl önce Çin İmparatoru Song, adamlarını ülkenin en yaşlı kişisini bulmak için görevlendirir. Görevliler, 90 yaşındaki Li’yi bulup, getirirler. İmparator, uzun yaşamasının sırrını sorunca, “Zusanli noktasını ısıtıyorum”der. Elli yıl sonra İmparator Song yerine Tang geçer.O da ülkenin en yaşlı kişisinin bulunmasını ister. En yaşlı kişiyi arayanlar, bir kez daha Li’yi bulur.140 yaşındaki Li şöyle der: “Ayda bir defa, dolunay çıktığında zusanli noktasını ısıtıyorum.” Siz de bu yaşlı köylü gibi yapın. Zusanli ya da ‘yaşam enerjisi noktası’, ‘dizin üç parmak altında’ dizin pürüzlü derisinin sona erdiği yerdedir. Mümkünse her sabah bu noktaya masaj yapın.
Geleneksel Çin tıbbı, vücudu bir enerji sistemi olarak görür  ve ”Zu San Li Aktivasyon” noktası da ömrü uzatan ve 100 hastalığa iyi gelen çok önemli bir merkezdir…

Bu  sihirli nokta Zu San Li nerede  bulunur? 

Dizkapağı altında yer almaktadır. Yere oturup dizlerinizi kendinize doğru çekin. Dizinizin altında daha yüksek bir alan fark edeceksiniz. Parmağınızı onun üzerine koyup bastırın.

Bu nokta:

  • vücudun alt yarısını kontrol eder
  • gastrointestinal sistem, genital, böbrekler ve böbreküstü bezlerinin çalışması için kısmen sorumlu omurilik aktivitesini kontrol eder;
  • Kan basıncını normalleştirir;
  • glukoz, insülin normalleştirir;
  • tüm vücut iltihabı ortadan kaldırmak;
  • Bağışıklık sistemini düzenler;
  • Sindirimi iyileştirir;
  • gastrointestinal sistemin Cure hastalıkları;
  • Bir inme etkilerini davranın;
  • Hıçkırık
  • Kabızlık
  • İdrar kaçırma tedavi edebildiği hastalıklardan sadece bir kaçıdır…

Bu noktaya basarak  güven geliştirmek , stres ve gerginliği ortadan kaldırmak ve iç uyumu sağlamak mümkün olacak.

Kaynak: rana bağbek forum

Konfüçyüs; Tartışmalardan uzak ve tümüyle uyum içerisinde yaşayan bir toplum ve dünya kurmak istiyordu…

12074906_10153108707306016_7805808919622350944_n[1]

Konfüçyüs; M.Ö. 551 – M.Ö. 479 yılları arasında yaşamış çinli bir filozoftu. Konfüçyüs’ü diğer düşünürlerden ayıran en büyük özelliklerinden biri amaçladığı toplumsal yapı idi.

”Tartışmalardan uzak ve tümüyle uyum içerisinde yaşayan bir toplum ve dünya kurmak”

Çinli düşünür maalesef fikirlerini kendi kağıda dökememiş, bunu eğitim verdiği öğrencileri, ölümünden sonra yapmıştır. Lun Yun içinde Anaya ve babaya saygı, insancıllık, merhametlilik, adalet , Yazıtlar / ayinler bulunan, öğrencileri ile yaptığı konuşmaları bir araya getirip kayıt altına almıştır.
Konfüçyus’un öğretisi bilinenin aksine bir din değil, Wu dinine dayanan etik felsefedir.

Erdemli insanların dokuz düşüncesi vardır:

1. Baktıklarında berrak görmeyi düşünürler,
2. Dinlediklerinde iyi duymayı düşünürler,
3. Görünüşleri bakımından cana yakın olmayı düşünürler,
4. Davranışlarında saygılı olmayı düşünürler,
5. Konuşmalarında doğru sözlü olmayı düşünürler,
6. İşlerinde ciddi olmayı düşünürler,
7. Kuşkuya düştüklerinde soruları nasıl soracaklarını düşünürler,
8. Öfkelendiklerinde sorunları düşünürler,
9. Kazancı gördüklerinde adaleti düşünürler

Gece yatarken ayak tabanlarınıza VICKS sürün, ovalayarak yedirin ve çoraplarını giyin. Öksürüğünüz varsa hemen kesildiğini fark edeceksiniz

12038392_506718102828140_6836741102251952867_n[1]

VICKS,

yıllardan beri yediden yetmişe kullanılan bir merhemdir. İçinde bulunan kafur ve mentol sayesinde sürülen noktalarda ki kılcal damarları genişleterek toksin attırır ve ağrıyı azaltır. Ayrıca ökaliptol, terebentin, mentol sayesinde solunum yollarını düzenler, akciğerlerde salgıyı arttırır. VICKS’i sadece solunum yolları için kullanıyorsanız yanılıyorsunuz. İşte, VICKS’in bilinmeyen faydaları ;

Gece yatarken ayak tabanlarınıza VICKS sürün, ovalayarak yedirin ve çoraplarını giyin. Öksürüğünüz varsa hemen kesildiğini fark edeceksiniz. Özellikle gece oluşan öksürükleri bu uygulama hemen durdurur.
Uzun yürüyüşler ve spor sonrası oluşan kas ağrılarında Vicks ağrıyı giderir ve rahatlatır. Bu nedenle ağrıyan kaslarınızın üzerine merhemi yedirerek sürmek çok etkilidir.

Mantar
Ayak tırnaklarınızda tırnak mantarı varsa, Viks’i kullanın. Tırnaklara yaklaşık 2 hafta kadar viks sürdüğünüzde zamanla rengi koyulaşacak ve mantarlar ölecektir. Normal ve sağlıklı tırnaklar çıkmaya başlayacaktır.
Darbe sonucu veya düşme ile oluşan morarmalar da ve şişmeler de kullanılan viks, bölgeyi rahatlatır. Morluklar oluşmaz, şişmeler iner.Baş ağrısında alnınıza süreceğiniz bir miktar viks, basıncı azaltarak ağrıyı hafifletir.
Uyku
Uyku probleminiz varsa, ılık su içine atılan viks’i odanızda bırakın. Viks’in buharı odayı doldurduktan sonra çok rahat uyuduğunuzu fark edeceksiniz.
Enfeksiyon kapmayı önlemek için yaralandığınızda viks kullanabilirsiniz.
Evinizde kedi besliyorsanız, kediler tırmalamayı severler. Kedinizin en çok tırmaladığı alana bir parça viks kullanın. Kokusu kedinizin o noktaya gitmesini engelleyecektir.
Soğuk Algınlığı
Bir kene tarafından ısırıldığınızı fark ederseniz hemen oraya viks sürün. Güçlü olan kokusu kenenin hemen kendini bırakmasını sağlayacaktır.
Sivrisinekler tarafından çok ısırılıyorsanız açıkta kalan yerlerinize bir miktar viks sürün. Sivrisinekler sizi ısırmayacaktır. Ayrıca sivrisinek ısırığına sürülen viks, kaşıntıyı keser.

Gripseniz ve kendinizi kötü hissediyor ve hırıltılı öksürüğünüz varsa, göğsünüze ve sırtınıza viks sürün. Birer gazete kağıdı ile üstünü kapatın ve kıyafetlerinizi giyin. Göğsünüz yumuşayacak ve öksürük ortadan kalkacaktır.
SEVDİKLERİNİZDE OKUYABİLSİN DİYE LÜTFEN PAYLAŞALIM..

Uçuğu Hızla Geçirmek İçin Ev Tedavileri

ca1b72c2agiz-kokusu-14[1]

Etkilenmiş bölgeye biraz vazelin sürerek bakterilerden koruyabilir ve iyileşme sürecini hızlandırabiliriz.

Uçuk, Herpes simplex tip 1 virüsü sonucunda ortaya çıkar. Genellikle, uçuk çıkarmış bir kişiyle yakın temas ya da öpüşme yoluyla bulaşır. Herpes virüsü, bir kere bulaştığı zaman hayat boyu vücudunuzda kalır. Uçuk olarak çıkmasına ise ateş, enfeksiyonlar, stres, güneş yanıkları ya da alerjiler sebep olabilir.

MedLine Plus internet sitesinde bulunan bilgiye göre, yetişkinliğe erişmiş olan hemen herkes herpes virüsüne yakalanmıştır. Uçuğun çıkması genelde beş evrede gerçekleşir: karıncalanma, kabarma, boşalma, kuruma ve iyileşme. Kabarcığın patlayıp, içindeki sıvının boşaldığı son evreler uçuğun en bulaşıcı olduğu zamandır. Elbette ki en iyisi uçuğu daha çıkmadan, ilk evredeyken tedavi etmektir. Ancak, eğer halihazırda kabarmaktaysa bu sorunla baş etmek ve uçuğunuzu hızlı bir şekilde geçirmekte size yardımcı olacak pek çok ev yapımı tedavi vardır.

Uçuğunuzun Üstünü Kapatın

Pek çok kişi uçuğun üzerini makyajla kapatma hatasına düşer. Ancak bu kabarıklığın ömrünü uzatır ve iyileşmeyi geciktirir. Makyaj malzemelerini kullanmak yerine, uçuğun üzerine ince bir tabaka vazelin sürün böylece bakterilerden korunmasını ve daha hızlı iyileşmesini sağlamış olursunuz. Ayrıca, cildinize daha fazla zarar gelmesini önlemek için dışarı çıktığınızda güneş kremi sürmeyi de unutmayın.

Dudak Kremi

Piyasada, içinde dokosanol bulunan pek çok dudak kremi bulunmaktadır, bu kremler iyileşme sürecini hızlandırır. Eğer çok sık rüzgarda kalıyorsanız ya da kurak bir iklimde yaşıyorsanız, uçuk çıkmasını önlemek için bu kremlerden kullanın.dudak-kremi

Uçukla Savaşmaya Yardımcı Besinler

Bazı besinlerin içerisinde lisin denilen ve uçukla savaşmaya yardımcı olan bir amino asit bulunur. Süt, balık, et, baklagiller gibi besinler lisin içerir.

Bir diğer yandan, arginin denilen bir amino asit içeren besinler herpes virüsü için elverişlidir. Arginin çikolata, yer fıstığı, kuru meyveler ve bademde bulunur.

Siyah Çay

Eğer uçuk çıkardıysanız, uçuğun üzerine bir siyah çay poşeti koyun ve bir kaç dakika boyunca nazikçe ovalayın. Bu, ağrıyı azaltacak ve kabarıklığın iyileşmesine yardımcı olacaktır.

Sarımsaksarımsak

Sarımsağın çok sayıda virüsle savaşmasına yardımcı olan mikrop öldürücü özelliği oldukça iyi bilinmektedir. Bir diş sarımsağı yarıya kesin ve doğrudan uçuğun üzerine yerleştirin.

Süt

Daha önce de belirttiğimiz gibi, süt lisin denilen ve uçuğun iyileşmesini hızlandıran bir amino asit içerir. Bir parça pamuğu süte batırın ve doğrudan uçuğun üzerine uygulayın. Bu tedavi en çok uçuk ilk çıkmaya başladığında işe yarar.

Domates ve Aloe Vera

Günlük temizlik için bir kaç damla domates suyunun ardından aloe vera uygulayın. Aloe, cildimiz için yararlı olan pek çok bileşen içerir ve uçukların hızlı bir şekilde kurumasına yardımcı olur.

Misket Limonuyeşil-limon

Misket limonu, uçukla savaşmaya yardımcı olacak antibakteriel ve antiviral özellikler taşır. Bu özelliklerden yararlanmak için tek yapmanız gereken günde üç kez, doğrudan uçuğun üzerine bir kaç damla damlatmanız.

Bal ve Sirke

Bal da sirke de uçukla savaşmaya yardımcı olacak antiviral özellik taşır. Bir yemek kaşığı balı biraz sirkeyle karıştırıp bir parça pamuk yardımıyla doğrudan uçuğun üzerine uygulayın.

Uçuğun Önlenmesi

Uçukla temas etmiş olan bütün diş fırçalarının, havluların ya da diğer kişisel bakım ürünlerinin bir daha kullanılmaması çok önemlidir. Büyük ihtimalle, bunlara virüs bulaşmıştır ve daha sonra kullanıldıklarında yeni uçuklara neden olacaklardır. Eğer mümkünse, çatal, kaşık, bardak gibi malzemeleri de sterilize etmeden yeniden kullanmayın. Ellerinizi temizlemek, bakteri ve virüslerden kurtulmak için dezenfektan jel kullanın.

kaynak: sağlığa bir adım