Burgazada’da Kalpazankaya Sefası…

Yazın bu sıcak günlerinde, asfalttan buram buram sıcak yükselirken, ne yapsak ne yapsak dedik ve Burgazada’ya gitmeye karar verdik. Sezonda olmamız dolayısıyla deniz otobüsü seferleri de bayağı sık olduğundan bir saat sonraki feribotu almaya karar verdik. Apar topar hazırlandıktan sonra kendimizi feribotun klimalı ortamına attık. Ben İstanbul’u seyre dalarken fotoğraf çekmek çok sonra aklıma geldi, o yüzden bir tek kız kulesi görüntüsünü sizle paylaşabileceğim.

IMG_5874

Neyse adaya vardık ve hafif esintili, çam kokulu yollarda Kalpazankaya’ya doğru yürümeye başladık. Aşağıdaki çarşıyı dönüşe bıraktık. Zakkumların arasından yürürken bol bol fotoğraf çektik. Yaklaşık 40 dakikalık bir yürüyüşten sonra lokantaya vardık.

041 047IMG_5798IMG_5851

Bayağı büyük bahçesi olan lokantada denizi görebileceğimiz masalardan birine kurulduk. Soğuk başlangıçlardan patlıcan salatası (taze ve lezzetli), fesleğen soslu levrek (fesleğen sosu güzel, balık iri parçalı ve tazeydi) aldık. Yanına kızarmış ekmek ve içkilerimiz de gelince, değme keyfimize. Çam ağaçlı, tekneli, teknesiz, kıyı görünümlü bol fotoğraf çekiminden sonra ahtapot ızgaramız geldi. Anam anam ahtapot ızgara çok lezzetliydi. Kolları büyüklerinden seçmişler, bitmesin diye yemeyeceğim nerdeyseJ.

028029

Ana yemeği beklerken aşağıda denize girenleri seyretmeye koyulduk, biz pek deniz meraklısı olmadığımızdan çamların arasında sohbeti tercih ettik (ama siz isterseniz mayonuzu getirip bir de deniz sefası yapabilirsiniz). Sonra güveçte cızır cızır fener kavurmamız geldi. Biberi, domatesi, zenyinyağı, balığı her malzemesi ayrı kıvamındaydı. Kilo alır mıyım endişemi bir kenara bırakıp, ekmekleri bandırıp bandırıp suyuna yedim valla. Bir de buranın kuzu tandır günüymüş ama o kadar doyduk ki deneyemedik bir dahaki sefere inşallah demekle yetindik. Yemeğin arkasından kahvelerimizi içip biraz daha keyif yaptıktan sonra çarşıya doğru yürüyüşümüze başladık. Aaa unutmadan söyleyeyim akşamları ve haftasonları mutlaka rezervasyon yapmanız gerekiyor, yoksa yer bulamazsınız.

035034

Dönüşte Sait Faik Abasıyanık’ın (SFA) müzesine de kısaca bir göz atıp, o güzel yazılarını yazdığı evini gezdik. Mobilyalarına, koltuklarına dokunduk, aynı merdivenlerden inip çıktık. Belki ilhamı bulaşır diye her yere dokundum artık sonucu hep beraber göreceğizJ. Çarşıya indiğimizde ilk yaptığımız şey SFA’ğa ait üzerinde “yazmasam deli olacaktım” yazılı buzdolabı magneti almak oldu. Daha sonra ıvır zıvırlara da şöyle bir göz gezdirdik (bardaklar, küllükler, anahtarlıklar…). Arkasından deniz kenarındaki banklarda oturup buranın iri martılarını seyrettik, yelkenlilerin süzülüşüne baktık, mis gibi deniz kokusunu içimize çektik. Deniz otobüsümüzün gelişiyle de adadan ayrıldık.

057

Eğer İstanbul’dan bir günlüğüne kaçmak isterseniz Burgazada bunun için çok ideal. Çarşısı, Kalpazankaya’ya yemek için yürüyüşü (isterseniz faytonla da gidebilirseniz ama biz tercih etmedik), lezzetli mezeleri, müze gezisi, çam kokusu isterseniz bir deniz otobüsü uzaklığında olduğunu unutmayın.

Mekan: Kalpazankaya /Burgaz

Mekan: 3.5

Lezzet: 3.5

Servis: 3.5

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: