Archive | 29 Mayıs 2017

Yeniay Ve Takip Eden Bir Hafta Boyunca Yapabileceğiniz Çok Etkilği Bir Rütiel…

15623740_409603979431049_1609618670114308096_n[1]

 

Yeniay dileğim :))
Yeniayın destekleyici gücünün mükemmel etkisinin hayatıma yansımasını istiyorum!
Yüce Allah’ım, lütfen egomu benden uzak tut, lütfen düşüncelerimi güzelleştir, ışığınla hayatımı aydınlat!
Ve deriiiiiin bir nefes alıp başlıyoruz 🙂 Yeniayın büyüyen enerjisiyle birlikte hayatımda olan ………(boşluğu kendinize göre doldurun, hayatınızda olan ve daha da çok olmasını istediklerinizi yazın; duygu, düşünce, maddi manevi ne varsa) artmasına ve hayatıma …………(şu an için çok istediğiniz ama hayatınızda olmayan; duygu, düşünce, maddi manevi her ne varsa olması için yazın) girmesine niyet ediyorum!
Şu anda aklıma gelmeyen ama yaşadığım zaman beni mutlu, huzurlu, keyifli, sağlıklı, başarılı kılacak tüm güzelliklerin de hayatıma kolayca ve sevgiyle girmesine niyet ediyorum!
Artık biliyorum ki; ben son derece sağlıklıyım! Hayatımı mutlulukla, huzurla dolu geçiriyorum!Sevdigim insanla, ailemle, sevdiklerimle, arkadaşlarımla bu hayatın keyfini çıkarıyorum! Onların mutluluklarıyla hayatım daha da şenleniyor!
Sevgili Allah’ın sevdiği ve sevdirdiği kullarındanım!
Mükemmel başarılarla dolu bir işim, bol bereketim, yaşam amacıma uygun bir hayatim var!
İlahi olanın rehberliğini ve desteğini sevgiyle hissediyorum, akıştayım!
Evrenin sonsuz sınırsız, maddi manevi her türlü bereketi benim için hazır!
Evren hayatımdaki her şeyi istediğim güzelliklere dönüştürüyor! beni hayırlı bir değişim için destekliyor!
İstediğim her şey hayatımda!
Daha fazlası ve niceleri için şükürler olsun! öyle de oldu! Işık sarsın sizi🙏
Sevgiyle…

TOPRAKLANMA, DÜNYA ANAYA BAĞLANMA MEDİTASYONU

18671312_10154957027354262_1882009635030134840_n[1]

 
Seninle bir çalışma paylaşmak istiyorum. Çok faydalı bir arınma, topraklanma çalışması. Sadece nefeslerle izin vererek kolayca yapabilirsin. Amacımız Dünya Anaya bağlanarak üzerimizdeki yükleri sevgiyle kendisine teslim etmek ve ona hep bağlı kalmak. Dünyaya demirli olduğumuzda yaşamda sağlam, dinç ve dengeli varoluruz.
Hazırsan başlıyoruz…
Koltukta otururken gözlerin kapalı halde derin derin diyafram nefesleri almaya başla. Yani nefeslerle karnını şişir, aşağıya doğru al. Aynı bebeklerin yaptığı gibi… İlk nefesi alırken başının tepesinden başlayan ve omurilik boyunca aşağıya uzanan parlak bir tüp/hortum olduğunu hayal et, ki zaten var. Adı prana tüpü. Yaşam enerjimiz onun içinden akıyor. Sadece bilinçle orada olduğunun farkına var. Hazır olduğunda her nefesle beraber bu tüpün aşağıya, Dünyaya doğru uzamasına izin ver.
Ve niyetlen: “Şimdi Dünya Ana’nın Gaia’nın kalbine bağlanmaya niyet ediyorum.”
Prana tüpü senden, kök çakrandan çıkarak dünyanın merkezine doğru uzuyor, gidiyor. Nefeslerini o parlak tüp dünyanın merkezine ulaşana kadar sürdür ve tüpün ucunu dünyanın merkezine demirlendiğini hisset. Zaten düşündüğün anda olur.
Şimdi çıkmasını istediğin, içsel dengeni bozan sana zarar veren tüm duyguların, düşüncelerin, blokajların, travma kayıtlarının…yani herşeyin tüpün içinden dünyaya aktığını ve arındığını hisset. Zaten hissedersin, gitmesi gerekenlerin çıkışına izin ver. Aksın.. seni terk etsinler.
Ve o tüp mümkünse hep dünyaya bağlı kalsın. Ne gitmesi gerekiyorsa oradan gitsin. Herşeyi gönderdikten sonra bu kez Dünya’nın tertemiz enerjisini o tüpten yukarı doğru çek. Serin bir enerji bu. Bir anne şefkati ve sevgisinin titreşiminde. Tüm alanını doldur bununla.. Dünyaya demirli olduğunda hiçbir şey senin dengeni bozamaz.
Bunu her yerde, her an yapabilirsin. Şifa olsun
Ilker Durmaz

Dünyanın en büyük sorunu, asaletini her geçen gün yitirmesidir. İnsanlığın en büyük sorunu bir türlü asalet kazanamamasıdır.

Cem

cemşen1[1]

 

Bir kez daha yazılarından 🙂
Asaletiniz var mı?
Dünyanın en büyük sorunu, asaletini her geçen gün yitirmesidir. İnsanlığın en büyük sorunu bir türlü asalet kazanamamasıdır. Asaletin olmadığı yerde kötülük vardır, yozlaşma ve bozulma vardır, cehalet vardır ve kan vardır. Asalet kan ile kazanılan bir şey değildir; asalet tavırlarla ve eylemlerle kazanılan bir şeydir. Bu sebeple aristokrasi, asalet demek değildir.
Yıllar boyunca kendime hep aynı soruyu sordum: Tüm insanlığa aslında mutluluğun, barışın ve uyanışın mümkün olduğu nasıl anlatılabilir? Bunun yanıtını bir türlü bulamadım. Bu, yalnızca benim sorum değildi. Bu soru, dünyanın en büyük zihni tarafından da sorulmuş bir soruydu. Buda, aydınlanmaya ulaştıktan 7 hafta sonra, farkına vardığı Hakikat’i, böyle bir görevi olmasa da yalnızca varlıklara duyduğu şefkat sebebiyle öğretmeyi düşündüğünde, insanları değerlendirdikten sonra bunun neredeyse olanaksız olduğunu fark etmişti. İnsanlara öğretmek çok güçtü çünkü bu öğretiyi anlayacak zihinsel olgunluğa sahip değillerdi. Söylentiye göre bunu fark eden ve 23. varoluş boyutunda yaşayan Brahma Sahampati, gökten aşağıya indi ve Buda’ya öğretmesi için rica etti. “Bizler gibi gözünde az toz olanlara, biraz yönlendirilirse görebilecek olanlara öğret,” dedi. Buda bunun üzerine bu konu üzerine düşündüğünde gerçekten de, az sayıda da olsa, gözünde az toz olan, biraz yönlendirme ile Hakikat’i fark edebilecek olan insanların var olduğunu anladı. Kendi kendine, “O halde gözünde az toz olanlara öğreteceğim,” dedi ve öyle de yaptı.
Peki ama bu öğreti yalnızca bir grup seçkine mi öğretilebilir? Buda, “Benim kapalı elim yok,” demişti. Yani, hiçbir şeyi saklamıyorum. Gizli öğreti diye bir şey yok. Her şeyi herkese öğretiyorum demişti. Bununla birlikte Buda, herkesin her şeyi öğrenemeyeceğini biliyordu. Peki ama niçin?
Vampir edebiyatının kraliçesi olan Ann Rice’ın Vampir Günlükleri serisinde, tıpkı birer tanrıyı ya da üstün insanı andıran vampirler, başka vampirler yaratmak için yüzlerce, hatta binlerce yıllık hayatları içinde yalnızca bir iki kişiyi seçerler. Seçtikleri bu insanlar çok özel nitelikleri olan, üstün, güzel ve muhteşem insanlardır. Zaten muhteşem olan bu insanlara ölümsüzlüğü ve vampirlere özgü güçleri hediye ederler. Böyle bir güç ve armağanın herkes için olmadığını düşünürler.
Neredeyse 30 seneye yayılmış öğretmenlik maceramda, yavaş yavaş kalfalık sürecimin ortalarına, belki de sonlarına doğru yaklaşırken, acı bir farkındalıkla anlıyorum ki, herkese öğretmek mümkün değil. Öğrenmek yalnızca ve yalnızca az sayıda seçkin insan, muhteşem insan, asil insan için korunan bir ayrıcalık. Eğer asalet yoksa öğrenme ihtimali de yok. Böyle büyük bir bilgi ve güç, yalnızca asil bir insana geliyor.
Buda, kendi öğretisini 4 Yüce Gerçek ve 8 Basamaklı SOYLU Yol olarak adlandırıyor. Yıllarca Buda’nın niçin yolunu SOYLU diye tanımladığını merak eder dururum. Pek çok şey diyebilecekken bunların arasında özellikle soylu tanımlamasını tercih etmiştir. Bunun sebebi bu yolu yüceltmek midir? Böyle bir yüceltme Buda’nın yapacağı bir şey gibi durmamaktadır. Nitekim zaman içinde anladım ki bu yolu Soylu diye tanımlamasının sebebi bu yolun Soyluların yolu olmasıydı. Buda, Hakikat’e ancak ve ancak asalet aracılığıyla varılabileceğini, asalet olmadan Hakikat’e ulaşılamayacağını biliyordu elbette.
Bozulmuş bir aristokrasiye değil gerçek asalete bakalım birlikte:
Asil bir insanın;
Tembellik yapacağını düşünebilir misiniz?
Disiplinsiz olacağını..?
Cimri olacağını…?
Aptal ya da cahil olacağını…?
Terbiyesiz olacağını…?
Kendi sorumluluğunu almayacağını…?
Suçu başkasına atacağını…?
Soğukkanlılığını yitireceğini…?
Şefkatsiz olacağını…?
Arzularının peşinde oradan oraya sürükleneceğini…?
Öfkesinin oyuncağı olacağını…?
Cahillerle dostluk kuracağını…?
Kıskanç olacağını…?
Bu liste böyle uzar gider. Peki size başka bir soru sormama izin verin:
Kim daha mutlu olabilir? Kim dünyayı daha mutlu bir yere dönüştürebilir? Kim güce sahip olmalıdır? Kim Hakikat’i kavrayabilir?
Asalete sahip bir zihin mi ona sahip olmayan bir zihin mi?
Tembel mi çalışkan mı?
Disiplinli bir insan mı disiplinsiz bir insan mı?
Cimri mi cömert mi?
Aptal mı bilge mi?
Terbiyesiz mi, saygılı mı?
Sorumluluk sahibi olmayan mı sorumluluk sahibi olan mı?
Suçlayan mı yoksa anlayan mı?
Soğukkanlı mı kolayca panikleyen mi?
Şefkatli mi acımasız mı?
Arzularının peşinde koşan mı yoksa onları yöneten mi?
Öfkesinin oyuncağı olan mı yoksa onu dizginleyebilen mi?
Cahil mi bilgili mi?
Kıskanç mı yoksa başkalarının başarısına sevinen mi?
Hangisi?
İşte bunu fark eden Buda, öğretisine 4 Yüce Gerçek ve 8 Basamaklı Soylu Yol ile değil ilk olarak asaletin öğrenilmesini sağlayan teknikleri ve Orta Yol’u öğreterek başlamıştır. Büyük Taocu bilge Lao Tzu, Tao’nun önüne De’yi yani erdemi koymuştur. Günümüzde insanlar henüz asalet geliştirmeden güce ulaşmaya kalkışırlar. Bu sebeple de asla bir şey öğrenemezler.
Bunu bilen gerçek öğretmenler cehaletinde direnenlere bir şey anlatmaktansa susarlar.
Gerçek iyilik hâli denebilecek olan bereket, mutluluk, bilgelik, barış gibi niteliklere mi ulaşmak istiyorsunuz? O zaman asalet üzerinde çalışın. Sizi tüm hayatımla temin ederim ki geri kalanlar size gelecek. Cem Şen

Vücut Su Kıtlığı Çektiğinde Hangi Organlar Zarar Görür…

18199149_1006760982792656_6501683768033896766_n[1]

 

Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa, yüksek tansiyon
hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa, bel ve
boyun fıtığı hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa, gut –
artrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa, astım
hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa, şeker
hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa, ülser
hastalığına yakalanırız.
* Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve kolon kanseri
olma tehlikesi yaşarız.
* Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen
göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre kanserleşme
sürecine girer !

Birinin bize aynalık yapması ne demektir?

hwaml.com_1291487107_536[1]

 

 

Ayna Çalışması
Bir kişiye kızdığımız ya da bir olaya üzüldüğümüz zaman, burada kendi içimize dönüp aramamız gereken üç şey vardır.
1. Bu olay, negatif bir bilinçaltı kaydımı değiştirmem gerektiğini mi haber veriyor?
2. Bu olay ya da kişi, hangi korkumun düğmesine basıyor?
3. Bu kişi bana aynalık mı yapıyor?
Birinin bize aynalık yapması ne demektir?
Birinin bize aynalık yapması demek, bize kabul etmediğimiz ve kimse fark etmesin diye büyük bir gayretle kendimizden bile sakladığımız yönlerimizi göstermesi demektir
Birine bir sıfat söylüyorsanız, örneğin kıskanç diyorsanız, siz nerede, ne zaman ve nasıl kıskançlık yaptığınızı bulup bu huyunuzla yüzleşmeniz gerekebilir.
Elinize bir kağıt kalem alın. Bütün yakınlarınızın ve birlikte çok vakit geçirdiğiniz kişilerin ismini alt alta yazın. Anne, baba, eş, çocuk, kardeş, çok sık görüştüğünüz yakın dostlar. Şimdi de her bir ismin yanın onların beğenmediğiniz yönlerini yazın. Sonra da bunları bir bir nerede, ne zaman ve nasıl yaptığınızı bulun. Kimin hakkında ne dediyseniz, kendinizde bulabilirsiniz.
“Niye etrafımda bu tip insan dolu?” diye soruyorsanız. Biliniz ki o tip insan sizsiniz ama bunu kabul etmiyor, içinizde bir yerlerde böyle olduğunuz için kızıyor ve değilmiş gibi davranıyorsunuz. Sizinle aynı enerjide olan insanları etrafınıza çekersiniz. Siz onlara, onlar size aynalık yaparsınız. Siz enerjinizi çözdüğünüz zaman, ya hayatınızdan çıkacaklar ya da size karşı davranışları değişecektir. Onlar değişmeyecekler, diğer kişilere yine eskisi gibi davranacaklar, ama size karşı davranışları değişecektir. Siz enerjilerinizi değiştirdiğiniz zaman karşınızdaki kişilerin size karşı olan davranışlarını da değiştirmiş olursunuz. Sizden giden mesaj değiştiğinde, karşıdan yansıyıp size dönen mesaj da değişmiştir
Yalancı, bencil, nabza göre şerbet veren, iki yüzlü, saldırgan, öfkeli, hazır cevap gibi sıfatları karşımızdaki insanlar için kullanırız…. Bunların hepsini nerelerde, nasıl yaptığımızı bulmamız gerekiyor. Gerçekten bizim olmadığımız bir şey yok, biz her şey olduk. Şimdi bize bunları gösteren kişinin varlığına da şükretmeliyiz.
Daha detaylı anlatmak gerekirse diyelim ki çevrenizde yalancı insanlar varsa ve sizi bu huyları ile rahatsız ediyorlarsa, ya “Yalancı benim” demeyi öğreneceksiniz ya da onlara kızıp köpürerek çevrenizde kendinize çektiğiniz yalancı insanların sayısını artıracaksınız. Siz yalancı olduğunuzu kabul ederseniz, ya yalan söylemekten vazgeçeceksiniz (beyaz yalan bile olsa) ki size de yalan söylenilmesin, ya da yalan söyleyen insanlara kızmaktan vazgeçeceksiniz. Çünkü onlar da aynı sizin gibi bir takım korkuları yüzünden yalan söylüyorlar.
Eğer peşin peşin her şey olduğunuzu kabul ederseniz bütün dünyaya bakışınız değişecektir. aLINTI