Archive | 07 Mayıs 2017

Acilen Potasyuma İhtiyacınız Olduğunun 6 Belirtisi

muz[2]

Sağlıklı yaşayabilmemiz için vücudumuza yeterince potasyum giriyor olması gerekir. Özellikle de kalp kaslarımızı oluşturan hücrelerin potasyuma ihtiyacı var.
Yeterince potasyum almadığınızda siz farkına olmasanız bile vücudunuz işlevlerini tam olarak yerine getiremez. Bunun en bariz belirtisi yorgunluk ve kramplardır.
Vücudumuzdaki potasyumların %98’i hücrelerimizde yer alır. Potasyum eksikliği sonucunda bu nedenle sinirlerimiz, kaslarımız ve kalbimizde aksaklıklar meydana gelir.
Bu yüzden insanların potasyum konusunda olabildiğince bilinçlenmesi ve bilgilendirilmesi gerekiyor.
İşte potasyum eksikliğinde meydana gelenler:

1- Kabızlık
Potasyum eksikliği, sindirim sistemi dahil bütün sistemimizi olumsuz etkiler. Eksikliğinde midede şişkinlik oluşur.
Bağırsak hastalıklarının tek nedeni potasyum kaynaklı değildir. Bu nedenle yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor.
2- Kasların zayıflaması
Women’s Health dergisi kas ağrısı, kaslarda zayıflık ve krampın asıl nedeninin potasyum eksikliği olduğunu ifade ediyor.
3- Kalp çarpıntısı
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi potasyum eksikliğinin kalp üzerinde olumsuz etkileri oluyor. Kalp çarpıntısı ve kalp ritm bozukluğu potasyum eksikliğinin bir sonucu.
Vücudunuzda potasyum dengesi bozulunca, kalp kan pompalayabilmek için aşırı çaba sarfeder ve bu nedenle kalp çarpıntısı oluşur.
Bu nedenle eğer kalp rahatsızlığı geçirmek istemiyorsanız yeterince potasyum içeren yiyecekler tükettiğinizden emin olun.

4- Yorgunluk
Mayo Clinic’te belirtilenlere göre eğer yeterince uyuduğunuz halde hala yorgun hissediyorsanız vücudunuzda yeterince potasyum yok demekmiş.
Vücudunuzdaki her hücre potasyuma ihtiyaç duyar. Beslenme uzmanı Jill Brill, potasyum seviyesi düştüğünde hem fiziksel hem de mental gücünüzün düştüğünü belirtiyor.
5- Uyuşukluk ve karıncalanma
Sinir sisteminin düzgün işlemesi için de potasyuma ihtiyacınız var. Women’s Health dergisindeki bir makalede uyuşukluğun ve karıncalanmanın nedeninin potasyum eksikliği olduğu yazılmış.
6- Yüksek tansiyon
Potasyum, damarların ölçülü olarak genişlemesini sağlar. Eksikliği halinde damarlar genişleyemez ve tansiyonunuz çıkar.
Çoğu insan tansiyonlarının çıktığını farketmezler. Bunun en sık belirtisi baş ağrısıdır.
Potasyum eksikliğinden nasıl kurtulmalı
Yiyeceklerin birçoğu potasyum açısından zengin. Potasyum eksikliğinde ilaç kullanmanıza gerek yok. Tek yapmanız gereken yediğiniz sebze ve meyve miktarını arttırmak.
Potasyum eksikliği aşırı fast food tüketmek ve dengesiz beslenmekten kaynaklanır. Çok tuzlu yemek, sebze ve meyve tüketmemek de potasyum eksikliğine neden olur.
Potasyum içeren yiyecekler:
Muz
Süt ürünleri (özellikle yoğurt ve süt)
Kök sebzeler ve kuruyemiş
Balık
Mantar
Fasulye
Avokado

kaynak: newsletter
Arkadaşlarınızı da potasyum eksikliğinin yol açtığı hastalıklar konusunda uyarmak ve bilgilendirmek için yazıyı paylaşmayı ihmal etmeyin.

Beyin Kaslarını Güçlendiren 7 Emir

beyinn-646x323[1]

 

 

Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası, daha yaratıcı bir zekâya, kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor. IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre, bu cihaza program yüklemek bizim elimizde. Wired’ın 12 maddelik beyin egzersizi rehberinden bir seçme yaptık…
1.DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN ​
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım. Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak. 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi. Ülke=Rusya, çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları, papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı. Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa, asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz.
2.ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN ​
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun, kafein mutlaka vücudu diriltip zekayı keskinleştiren özellikler sunuyor. Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var. Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek, beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor. Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi. En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı. Üzerinde araştırma yapılan denekler, ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor. Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir.
3.OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN ​
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir. Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir. Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz. Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir. ’Savunmacı ol, çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor.
4.PANİK YAPMAYACAKSIN ​
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız, stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız. Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor. Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz. Beynimizin amygdala isimli bölümü, ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor. O zaman yaratıcılık, espri duygusu yok oluyor. Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek. Yoga yapmak da iyi bir seçenek.
5.DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN ​
Hayata karışın. UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk, düzenli değil, düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor. Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor.
6.EGZERSİZ YAPACAKSIN ​
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor. Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük. Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor. Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün. Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor. Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu.
7.ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN ​
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı. Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız. Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz. Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner, “Hızlı okumak diye bir şey yoktur. Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak,” diyor. Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı. O yüzden yavaş okumak iyidir, hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz.

EN DOĞAL EN ETKİLİ ANTİBİYOTİK “ZENCEFİL + LİMON + BAL”

antibiyotik[1]

 

Lütfen artık antibiyotik ilaç kullanımını azaltalım…

Antibiyotik ihtiyacını doğal sağlıklı yöntemlerle halledelim..  Bu kürü Mutlaka deneyin, faydasını göreceksiniz…
220 gr kadar zencefil 1 adet limon yıkanıp ince ince dogranacak şişeye konacak üzerine aldığı kadar bal doldurulup 15 gün çalkalanacak. 15 günün sonunda sabahları 1 çorba kaşığı içilecek.

*** Vücuttaki yorgunlugu alır. nezle grip olmazsınız. Afiyet olsun. Ben 5 yıldır yapıyorum faydasını görüyorum.

Kaynak: Bitkilog

Yanık ve Yaralarda Aloe Vera Mucizesi

Yanık-ve-Yaralarda-Aloe-Vera-mucizesi[1]

 

 

Aloe Vera’yı saksıda yetiştirip kullanabileceğiniz gibi piyasada bulunan jellerinden de yararlanabilirsiniz.
Egzama, deri iltihaplanmalarında etkilidir. Aloe vera göz ağrılarını giderir. Böcek sokmaları, güneş yanığı, yaralar gibi cilt rahatsızlıklarında faydalıdır.
Yanıklar, yaralanmalar ve kesikler için merhem olur
Yara tedavisi için aloe vera yapraklarından elde edilen jel direkt olarak bu yaraların üzerine sürülebilir.
Yaşlanma belirtilerine karşı gençleştirici krem olur
-Özellikle olgun ciltlerdeki yıpranmışlık etkisini tersine çeviriyor. Her gün 1 defa, 1 yaprak içindeki jeli ya da hazır aldığınız jelden 1 tatlı kaşığı kadarını, göz çevresi dâhil olmak üzere yüz ve boynunuza uygulayabilirsiniz.
Sivilce ve akneleri kurutur, deva olur
Sinek ve böcek ısırıklarında tedavi edici olur
Kepeklerle savaşır, saçlarınıza yumuşatıcı olur
-Saçınızı şampuanlamadan 15 dakika evvel, saç diplerinizi uygun miktarda jelle iyice ovun ve ardından yıkayın. Kepek sorununuz ileri safhadaysa doğrudan şampuan şişenizin içine de bu jelden ekleyebilirsiniz.
Kaynak: Bitkilog

Göbeğim Var, Kurtulamıyorum diyorsanız bu karışımı deneyin

Göbeğim-Var-Kurtulamıyorum-diyorsanız-bu-karışımı-deneyin[1]

 

Yağsız yoğurdun göbek yağlarının %81 inin tek başına erittiği ABD Tennesse Üniversitesinde yapılan araştırmalar da ortaya kondu. Ayrıca zencefil’in yağ yakıcı özelliği aşikar.
Yine zerdeçalın hazmı kolaylaştırdığı ve ödem attırdığı bilinmekte. Tarçınıda zayıflamaya yardımcı olduğu bilimsel kanıtlanmıştır.
Yoğurt Kürü İçin Gerekli Malzemeler:
1 kase yağsız yoğurt
1 çay kaşığı zeytin yağı
1 çay kaşığı zencefil
1 çay kaşığı zerdeçal
1 çay kaşığı tarçın
1 kase yağsız yoğurdun (4-5 yemek kaşığı) içine 1 çay kaşığı zencefil, 1 çay kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı toz tarçın, 1 çay kaşığı zeytin yağı ilave edip karıştırıyoruz. Bunu sabah, öğlen ve akşam aç karnına ve yemeklerden 1-2 saat önce olmak üzere 3 kez yapıyoruz ve tüketiyoruz. Tadı da muhteşem. Aynı zamanda yoğurdun tok tutma özelliğinden dolayı acıkmıyoruz. Özellikle göbek eritme, kan şekeri çabuk düştüğü için kilo verme sorunu olanların çok işine yarayacak. Ayrıca yoğurdun ileri yaşlarda oluşabilecek kemik erimesi, diş kaybı, bağırsak kanseri gibi rahatsızlıkların da önüne geçtiğini, bağırsak florasına yardımcı olup sindirimi kolaylaştırdığını unutmamak gereklidir.
Dengeli beslenmeye, gün içinde spor yapamıyor olsanız dahi en azından asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmaya, en az 2,5lt su içmeye, kısa mesafelere yürüyerek ulaşmaya, taze sebze meyve tüketmeye ve gülümsemeye gayret edin.
kaynak: ne örüyorsun

Depresyonu Doğal Yollarla Yenin

images[4]

 

Ruh haliniz sürekli kötü mü? Depresif misiniz? Ya da içinizden hiçbir şey yapmak gelmiyor mu? Basit bir depresyon geçiriyor olabilirsiniz ve muhtemelen atlatmak için ilaca ihtiyacınız yok. Çok daha iyi hissetmenize yardımcı olacak doğal ilaçları keşfetmek için okumaya devam edin.
Sarı Kantaron ve Mabet Ağacı
Sarı kantaron olarak bilinen Hypericum perforatum, hafif depresyonların tedavisine ve anksiyeteyi kontrol etmeye yardımcı olmada demlenerek kullanılır. Etki mekanizmasının nasıl meydana geldiği bilinmese de, sarı kantaron kullanan kişilerde görülen neşe gibi olumlu etkiler sebebiyle, bilimsel çalışmalar bu bitkinin doğal bir antidepresan olarak kullanılabileceğini destekliyor.

Depresyonu doğal yollarla yenmek için mabet ağacı kullanılabileceğine dair de bilimsel kanıtlar mevcuttur. Antidepresan ilaç tedavisine yanıt vermeyen bir grup hastayla 1993 yılında bir çalışma yapılmış ve bu hastalara günde üç kez 80 mg mabet ağacı özü verildiğinde iyi sonuçlar alınmıştır. Görünüşe göre bu öz, beyindeki serotonin seviyesinin artmasına yardımcı olmuş ve iyi hissetmeyi sağlamıştır.
Depresyonla Savaşan Besinler
Kötü hissettiğinde buzdolabına saldırmaya karar verenlerden misiniz? Bazı yiyecekler neşelenmenize yardımcı olabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:
Muz – Genellikle kan şekeri düşünce insanın ruh hali kötüleşir ve olumsuz düşüncelere kapılır. Muz bol miktarda şeker ve triptofan içerir. Triptofan, “mutluluk hormonlarından” biri olan serotoninin bir ön-maddesidir.
Çikolata –  Çikolatanın içindeki şeker ve kakao yağı, triptofanın vücut tarafından daha kolay emilmesine yardımcı olup serotonin üretimini arttırır. Ayrıca, sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkiye sahip feniletilaminler içerir. Yüksek miktarda kalori içerdiği için, ölçülü olarak tüketilmesi tavsiye edilir.
Sert kabuklu yemişler ve badem – Bu kuruyemişler omega-6, omega-3 yağ asitleri ve polifenoller içerir. Bu maddelerin sinir sistemi üzerinde oldukça olumlu etkileri vardır. günün herhangi bir saatinde, yemeklerden ayrı olarak veya salatalarla birlikte tüketebilirsiniz.
Daha İyi Hissetmek için Yaşam Tarzınızı Değiştirin
Olumsuz düşüncelerden kurtulmak ve depresyona karşı savaşmak için yapabileceğiniz daha birçok şey vardır. Daha iyi hissetmenizi sağlayabilecek bu basit ipuçlarına odaklanın:

Biraz hareket edin.  Egzersiz yapın, dans edin, yürüyüşe çıkın veya parkta koşu yapın. Tüm bunlar depresyon için mükemmel doğal ilaçlardır. Fiziksel aktivite, muhteşem hissetmenizi sağlamak için beyinde çalışan bir madde olan endorfinin salgılanmasını sağlar.
Açık hava aktiviteleri. Güneş ışığı ile doğrudan temas etmenin, vücuttaki serotonin seviyelerini arttırdığı kanıtlanmıştır. Güneşten faydalanmak için, sabah erkenden veya akşamüstüne doğru açık hava aktiviteleri yapın. UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı daima tedbir almayı da ihmal etmeyin.
Mümkün olduğunca çok gülün. Gülmek de bol miktarda endorfin salgılanmasını sağlar, rahatlatır ve stresi yok eder. Eğlenceli filmler izleyin, arkadaşlarınızla dışarı çıkın ve gülebildiğiniz kadar çok gülün. Bu çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Hayatta hepimiz bazen kötü dönemlerden geçebiliriz. Zihinsel durumunuzu düzeltmek için bu basit ipuçlarını uygulayın. Ancak semptomlar geçmezse ve uzun bir süre boyunca üzgün hissederseniz, kronik depresyon geçiriyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda derhal doktorunuza danışmalısınız.
kaynak: sağlığa bir adım

Bilim İnsanlarına Göre Sessizlik, Beynimizde Yeni Hücrelerin Oluşmasını Sağlıyor!

Bilim İnsanlarına Göre Sessizlik, Beynimizde Yeni Hücrelerin Oluşmasını Sağlıyor!

Modern yaşamda pek çoğumuz anbean gürültüyle çevriliyiz. Evde, yolda, işte, okulda daima sesler bize eşlik ediyor ve kendimiz için sessiz anlar yaratmayı çok fazla önemsemiyoruz. Ancak yapılan çalışmalar, sessizliğin bizler için zannettiğimizden çok daha faydalı olduğunu kanıtlıyor…

Çalışma, 2013 yılında fareler üzerinde yürütülen deneylerle başladı.

“Beyin, Yapı ve Fonksiyon” isimli dergide yayınlanan çalışma kapsamında fareler farklı zamanlarda gürültü ve sessizliğe maruz bırakıldı ve bunların beyinlerinde yaratacağı farklı etkiler gözlemlendi. Ulaşılan sonuçlar oldukça şaşırtıcıydı; çünkü günde iki saat düzenli olarak sessizliğe maruz bırakılan farelerin beyinlerinin hipokampüs isimli bölümünde yeni hücrelerin oluşmaya başladığı gözlemlendi.

Hipokampüs beynimizin hafıza, duygu ve öğrenmeden sorumlu bölümüdür.

Beyinde yeni hücrelerin oluşumu her zaman sağlığımız için faydalı oldukları anlamına gelmez. Ancak deneyi yürüten isimlerden olan Imke Kirste, bu örnekte, oluşan hücrelerin gerçekten de işlev gösteren nöronlar olduğunu belirtiyor. Öyle görünüyor ki sessizlik, beynimizde fonksiyonel ve tüm beyinle uyumlu nöronların üretilmesini sağlıyor.

Beynimiz sessizlik ânında bilgileri aktif olarak değerlendiriyor ve içselleştiriyor.

Beyinlerimiz adeta bir “default” moda sahip ve yapılan beyin görüntülemeleri, bu hâldeki bir beynin bilgileri durmaksızın değerlendirdiğini gösteriyor. Üstelik dinlenme hâlinde olduğumuzda bile bu bilgi işleme sürecinin devam ettiği biliniyor. Bu da demek oluyor ki aslında dinlenmek ya da günde birkaç saatimizi sessizliğe ayırmak aslında boşa geçmiş zaman değil, aksine bilgilerimizi pekiştirmemizi sağlayan son derece faydalı bir zaman.

Sessizliğin yarattığı bu durum aynı zamanda kişilerin özfarkındalığının artmasını sağlıyor.

Sessizlik sırasında beynimiz yalnızca içsel ve dışsal bilgileri toparlayarak bilinç düzeyimizi arttırmıyor, aynı zamanda kendimizle ilgili farkındalığımızın artmasını da sağlıyor. Dikkatimizi dağıtan bir gürültü ya da iş olmadığı zamanlarda odağımız kendimize ve dış dünyaya yoğunlaşıyor ve adeta beynimiz hiç olmadığı kadar özgürleşiyor.

Gürültü, vücudumuzun ürettiği stres hormonunda kayda değer bir artışa sebep oluyor.

Dikkatimizi etrafımızı çevreleyen gürültüye yöneltmesek ve hatta uyku hâlinde olsak bile etrafımızdaki sesler beynimiz üzerinde büyük etki yaratıyor. Gürültü, temporal lobumuzda bulunan amigdalanın aktif hâle gelmesine ve vücudumuzdaki stres hormonu salınımının artmasına sebep oluyor. Eğer çoğunlukla gürültülü olan bir ortamda yaşıyorsanız, stres hormonu seviyelerinizin normalin üstünde olması şaşırtıcı değildir.

Sessizliğe maruz kalmak ise bunun tam tersi bir etki yaratıyor.

Gürültünün beynimizde yarattığı etkiyi yalnızca sessizlik tersine döndürebiliyor; çünkü sessizlik hem beynimiz hem de bedenimiz üzerinde rahatlatıcı etki yaratıyor. Konu üzerine yapılan çalışmalar, sessiz bir ortamda kalmanın rahatlatıcı müzikler dinlemekten bile daha faydalı olduğunu gösteriyor.

Ayrıca sessizliğin bilişsel becerilerimizi geliştirdiği de kanıtlandı.

Yapılan çalışmalar, gürültünün işte ve okulda kişilerin iş becerilerini zayıflattığını ve çalışma sürelerini uzattığını kanıtlıyor. Kısacası sessizliğin faydası yalnızca boş zamanları değil, çalışma zamanlarımızı da kapsıyor ve zihinsel becerilerimizi arttırıyor. Yaşam alanımızda sessiz bir ortam sağlamak bugün her ne kadar zor olsa da, tüm bu sebeplerden ötürü yapmamız gerekenlerin başında geliyor…

kaynak: illedesaglık.net

12 Ay Boyunca Her Sabah Zerdeçal Suyu İçti ve Bu Oldu

600x400[1]

İşte İngiltere’nin Bristol şehrinden bir kadının müthiş hikayesi.

Zerdeçal giderek daha popüler hale gelen bir baharat ve bunun bir dolu haklı nedeni var. Besin değeri yüksek ve güçlü antioksidan olan zerdeçal, yaşlanma karşıtı ve iltihap sökücü özelliklerinden dolayı sağlık için mucizevi faydalara sahip.
Zerdeçalın aktif bileşeni kürkümin’in (zerdeçal sarısı) sayısız faydası var ve bunu sayısı 7.000’in üzerindeki bilimsel makale de destekliyor.
Bu yüzden de zerdeçal suyu içebileceğiniz en sağlıklı içeceklerden biri.
İşte İngiltere’nin Bristol şehrinden bir kadının müthiş hikayesi. 12 ay boyunca zerdeçal suyu içen kadın bunun inanılmaz sağlık faydalarını gördü.
Zerdeçalın pH seviyesi mükemmel, bu yüzden zerdeçal 12 ay boyunca her sabah zerdeçal suyu içen kadının vücudunu alkalize etti, sindirimini iyileştirdi ve asıl önemlisi eklem yangısı semptomlarını yok etti. Tüm bu faydaları 12 ay boyunca her sabah bir bardak zerdeçal suyu içerek yaşadı.
İşte bu mucizevi içeceğin hazırlanışı:
1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı toz zerdeçal ve bir fiske karabiber ilave edip iyice karıştırın. Hepsini su ılıkken hemen için.
İşte her sabah içilmesi gereken zerdeçal suyunun faydaları:
Kalp sağlığına iyi gelir
Zerdeçalin ana bileşeni kürkümin kan damarlarındaki plakları temizler ve kan pıhtısı oluşumunun önüne geçer.
2011 yılında Japonya Niigata Üniversitesi Eczacılık ve Uygulamalı Hayat Bilimleri fakültesinden uzmanların yaptığı ve Biological and Pharmaceutical Bulletin dergisinde yayınlanan bir araştırmada, 3 hafta boyunca zerdeçal tüketen erkek farelerin kalp sağlıklarının iyileştiği görüldü.
Tip 2 Diyabet’i iyileştirir
Auburn Üniversitesinde 2009 yılında yapılan ve Biokimya ve Biofiziksel Araştırma İletişimi dergisinde yayınlanan bir çalışamda, bu baharatın diyabetin tedavisinde büyük faydaları olduğu gösterildi.
Vücudun alkali (baz) dengesini sağlar
Zerdeçal yüksek derecede baziktir ve kanser sadece asidik ortamda oluşur.
Beyninizi korur
Bilim insanlarına göre büyüme hormonu Beyin Kaynaklı Nörotropik Faktör seviyesinin, düşük olması genelde Alzheimer’s hastalığı ve bunama ile bağlantılı. Dahası kürküminin bu hormon seviyesini düzenlediği ve böylece yaşlanmaya bağlı beyin fonksiyonlarında gerilemeyi ve beyin hastalıklarını önlediği biliniyor.
İltihabı Önler
Birçok hastalığın ana nedeni iltihaptır. Kürkümin iltihap karşıtı özelliğe sahip ve bu yüzden iltihapla etkili şekilde savaşır ve organizmayı korur.
Kanser İlacı Özellikleri
Kürkümin güçlü bir antioksidan olduğu ve antioksidanlar da hücrelerin hasar görmesini önlediği için kanseri başarılı şekilde önler.
Eklem yangısı semptomlarını azaltır
2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre kürkümin, etkili bir steroid olmayan antiinflamatuar ilaç ve dahası iltap ve ağrı dindirici ilaçlardan bile daha etkili.
Sindirime iyi gelir
Bilim insanları düzenli zerdeçal tüketmenin sindirim sistemine iyi geldiğini söylüyor.
Karaciğeri korur
Safra kesesinin düzgün çalışmasına yardımcı olur, karaciğeri toksinlerin zararlı etkilerinden korur ve karaciğer hücrelerinin etkin şekilde yenilenmesini sağlar.
Yaşlanmayı yavaşlatır ve uzun bir ömür yaşamanıza katkı sağlar.
Kürkümin serbest radikallerle çok iyi savaşır ve iltihabı önler, bu yüzden de yaşlanma sürecini yavaşlatır.

Kaynak: mynet.com