30 gün probiyotik tüketimi psikolojik sıkıntı seviyesini azaltıyor…

probiyotik-tuketimi-psikolojiyi-nasil-etkiliyor-e14852729811501

Probiyotikler sağlık açısından faydalı canlı mikroorganizmalardır. Probiyotik bakteriler, diğer bakterilerin aksine, vücuda zarar vermiyor ve vücuda çeşitli şekillerde yardım ediyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Yüksel “Probiyotiklerin çeşitli gıdaların sindirilmesinden, vücudumuza yararlı kimi maddelerin üretimine kadar, çok çeşitli işlevleri var. Ayran, süzme peynir, yoğurt, lahana turşusu, kefir gibi gıdalarda doğal olarak bulunurken son zamanlarda bazı gıdaların içerisine de eklenerek kapsül formunda tüketilebiliyor” açıklamasında bulundu.

Probiyotik gıdaların her gün düzenli olarak tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Özge Yüksel günde 1 ya da 2 bardak kefir ya da probiyotik yoğurdun probiyotik ihtiyacını karşılamaya yettiğini belirterek “Stresli olunan dönemlerde bağırsaktaki probiyotik bakterilerinin sayısı azalır. Dışarıdan alınan probiyotik ürünler (yoğurtlar) bu bakterilerin sayısının artmasına ve bağırsak sisteminin düzenli çalışmasına sebep olur” dedi.
30 gün probiyotik tüketimi psikolojik sıkıntı seviyesini azaltıyor

Son zamanlarda bilim adamlarının probiyotiklerin kaygı ve depresyon tedavisinde kullanılıp kullanılamayacağını araştırdıklarını söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Yüksel “Probiyotiklerin beyni nasıl etkilediği henüz belirgin değil ancak probiyotiklerin bağışıklık sistemini etkileyerek beyni etkileyebildiği söyleniyor (stres, anksiyete). İngiltere’de yapılan 45 kişilik bir çalışmada probiyotik kullananlar ve kullanmayanlar bilgisayar testi kullanılarak değerlendiriliyor. Bu testte probiyotik kullananların kullanmayanlara göre negatif bilgilere daha az dikkat ettiği pozitif bilgilere ise daha fazla dikkat ettiği görülüyor. Benzer etki depresyon ve kaygı durumunda ilaç kullananlarda da görülüyor. Fransa’da yapılan bir çalışmada ise 30 gün boyunca probiyotik kullananların psikolojik sıkıntı seviyelerinin azaldığı görülüyor. Yapılan bir başka çalışmada ise 1 ay boyunca probiyotik takviyesi alan erkek bireylerin tüketmeyenlere göre kendilerini daha az stresli hissettikleri, aynı zamanda bu bireylerin kan değerlerindeki stres durumunda artan kortizon seviyesinin daha az olduğu gözlemleniyor. Kısacası tam etkisi belli olmasa da uzun süreli probiyotik kullanımının stres ve kaygıyı azaltabileceği söylenebilir” açıklamasında bulundu.
Probiyotikler ve probiyotik yoğurtların faydaları

Sindirim rahatsızlıklarına iyi gelir. Özellikle enfeksiyonlara bağlı ishalin ve antibiyotiğe bağlı oluşan ishalin önlenmesinde, irrite bağırsak sendromunda ve inflamatuar bağırsak hastalığında kullanılabilmektedir.
İshal durumuna iyi geldiği gibi bağırsak florasını düzenlediği için kabızlık durumunda da kullanılabilmektedir.
Egzema ve alerjik rinit gibi alerjik reaksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde kullanılabilmektedir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu yüzden soğuk algınlığına yakalanmamak için tüketilebilmektedir.
Diş çürüğü, diş eti hastalıkları gibi çeşitli ağız sağlığı sorunlarında da kullanılabilmektedir.

Kaynak: İndigo dergisi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Önemli olan senin gerçek ve hakiki durumundur. Onu da bir tek Allah bilir.

b_33_tekirdag-koy-hayati1

 

Köyde yaşayan yaşlı bir ressam vardı. Olağanüstü güzel resimler yapıp iyi fiyata satardı.
Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki :
-Yahu senin durumun iyi.  Neden kimseye yardım yapmıyorsun.  Bak fırıncı fakirlere ara ara bedava ekmek veriyor. Kasap bazen Bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun?
Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi.

Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde propaganda yapıyor ve ressamı kötülüyordu.

Bir gün ressam hasta oldu . Kimse de onun yanına gelmedi ve sonunda ressam öldü.
Aradan bir kaç gün geçti .Artık ne fırıncı ekmek verdi fakirlere ne de kasap et verdi.
Sordular neden fakirlerin hakkını kestiniz?

Dediler ki her ay başı o merhum ressam bize para verip fakirlere ekmek ve et vermemizi söylerdi. O ölünce para veren kalmadı o yüzden.

İnsanların bazıları seni kötü bilir kimileri ise sudan daha temiz ve berrak.
Ne kötü diyenler sana zarar verir ne de iyi diyenlerin bir yararı olmaz.
Önemli olan senin gerçek ve hakiki durumundur. Onu da bir tek Allah bilir.

Kimseye karşı önyargılı olma. Eğer gerçek halini bilsen başka türlü davranırsın.

Bu öyküyü beğendiyseniz dostlarınızla paylaşmayı unutmayın.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Birçoğunuz biliyorsunuzdur da yine de hatırlatayım dedim..

12643006_1673087496287304_6500214014803274822_n1

Birçoğunuz biliyorsunuzdur da yine de hatırlatayım dedim..
Odaya Soyulmamış Soğan Koyduğunda  Soğanın bu etkisini biliyor musunuz?
Bir ailenin yaşadıkları soğanın önemini gözler önüne seriyor. “1919 yılında, dünyada 40 milyon kişi ‘grip’ten öldüğünde, bir doktor birçok çiftçiyi griple mücadelede yardım amacıyla ziyaret eder. Birçok çiftçi ve ailesi grip kapmıştır ve birçoğu ölürler.Doktor ziyaretlerine devam eder ve bir sürprizle karşılaşır, ziyaret ettiği bir çiftçi ve ailesi çok sağlıklıdır. Doktor böyle olabilmesi için aileye herkesten farklı ne yaptıklarını sorar ve cevaben çiftçinin hanımı odaya, bir tabak içine ‘soyulmamış’ bir ‘soğan’ koyduklarını söyler.Doktor buna inanamaz ve bu ‘soğanlardan birini alarak laboratuvarda mikroskop altına koyarak inceler ve ‘soğanın içinde ‘grip’ virüsünü görür. Soğan’ açıkça ‘grip’ bakterisini absorbe etmiş (içine çekmiş) ve bu sayede de aile sağlıklı kalmıştır.
Bu öyküden alınacak ders, bir miktar ‘soğan’ almanız ve evinizin çevresinde bir yerlere yerleştirmenizdir. Ne olduğunu görmek için onu deneyin.”
Mor Soğan suyu kalbi güçlendirmektedir, Taşıdığı esterler kanın pıhtılaşmasını önler.
-Boğaz iltihabı tedavisi sesin güzelleştirilmesi sinirsel rahatsızlıkların tedavisi öksürüğe bronşit ve boğaz ağrısına karşı en iyi ilaç soğan suyunun balla karıştırılarak yenmesidir. Bu maksatla hazırlanan macundan günde üç çorba kaşığı tüketilmeli.
-Kan yapımına yardımcı olur. Kalp çarpıntısını giderir. Kan basıncını (tansiyonu) düşürücü etkiye sahiptir.
-Safra kesesi salgısını artırır ve bunun sonucu olarak taş oluşumunu önler.
-Şeker hastalığına karşı bol miktarda mor soğan yenir. El ve ayak tırnaklarının çabuk kırılmasında, tırnakları sık sık mor soğan suyu ile ovmak gerekir.
-Kesik ve yanık yaralarının mikrop almaması için mor soğan suyu sürülür

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşadığımız mekanların enerjilerini temizlemek için pratik yöntemler olduğunu biliyor muydunuz?

c168d8f85bb14b0890e6be27f4a1d4901

 

 

Yaşadığımız mekanların enerjilerini temizlemek için pratik yöntemler olduğunu biliyor muydunuz?
İLKBAHAR TEMİZLİĞİ
Baharla birlikte büyük temizlik gelenektir. Isınan havalarla kıyı kenar temizliği bazıları için bir yaşam sevinci bazıları içinse sıkıcı bir iştir. Hoşa gitsin veya gitmesin boyalar cilalar bu mevsimde yapılır perdeler halılar elden geçirilir.
Temizlik çokça önem verdiğimiz bir konudur; eller sıklıkla yıkanır, çamaşırlar mutfağımız, banyomuz ter temiz olmalı, yiyecekler mikropsuz, hastaneler steril olmalı. Bütün bunları yaparak tertemiz olduğumuzu sandık yıllarca! Bütün steril ve hijyenik temizlik kurallarıçok gerekli olup YETERSİZDİR. Çünkü bedenimiz için yaptığımız bir hatayıçevremiz içinde yapmaktayızdır. Nasıl fizik beden için yaptığımız iyi ve dengeli beslenme, uyku, spor ve diğerleri gerekli ancak yeterli değilse çevremiz için yaptığımız temizlikte yeterli değildir… Çevremizde bir enerjidir ve enerji temizliğine ihtiyacı vardır. Tozların biriktiği köşelerde, olumlu olmayan enerjilerde birikir. Yatak kanepe gibi altlarına kolayca ulaşılamayan yerlerde durağan enerjiler toplanır. Odalarda yapılan tartışma ve kırıcı hatta şiddetin titreşimi gidip duvarlara, mobilyalara yapışır, daha doğrusu her şey çevresinde olup biteni bir CD kaydı gibi kaydeder hem de yüzyıllarda kalacak şeklide…
Hani eski büyükler der ya “Şunun bir dili olsa da konuşsa” diye… Zaten büyük anneler babalar bazı bilgilerin kırıntılarım hatırlıyordu! Bugün ‘batıl’ dediğimiz her olgu irdelendiğinde çok altlarından “kozmik bilgilerin” olağan kabul edildiği dönemlerin masalımsı mirası, biraz özünden kaybetmiş olsa da atalar boyunca özellikle de Türklerin şamanik geçmişidir. Safranbolu’da adeta bir feng shui harikası olan evler, ne işe yardığını tam bilemediğimiz ama evlerimize hediye gelen gümüş ters aynalar, mavi boncuklar, artık unutulmuş enerji biliminin izleridir.
Şöyle bir çevrenize bakın, şimdi bulunduğunuz odada daha önce kimler yaşadı? Neler yaptılar? Eşyalar yenimi? Nerden geldiler? Hele antikalar? Başucunuzda elektrik kabloları ve prizler var mı? Bunların enerji alanlarımıza büyük etkisi vardır.
Evimiz, iş yerimiz veya enerjisini temizlemek istediğimiz mekânda adaçayı tütsüsü ile başlamak en İyisidir. Adaçayı titreşimi çok yüksek bir bitkidir. Fesleğen, kekik, okaliptüs, nane gibi şifacılıkta kullanılır. Yüksek titreşimi nedeniyle bulunduğu yerdeki düşük titreşimi uzaklaştırır. Adaçayı yapraklarını ateşe dayanıklı bir kapta yakın, biraz zor yanar ancak alev alması gerekmez. Alev aldıktan sonra söndürün ve tütmeye başladıktan sonra evinizde isterseniz uygunsa iş yerinizde de yapabilirsiniz. Özellikle ilk taşınılan yerde yapılması tavsiyedir, daha önce orda yaşanmış, etrafta kalmış olumlu olmayan enerjilerin temizlenmesi için. Tozların biriktiği yerler pusulanız olsun; odaların köşeleri, yatakların altı ve hatta dolapların içi…
Bir sonraki önerim Reiki bilenler içindir; Reiki 2 seviyesindekiler odaların köşelerine Reiki güç sembolünüçizerek Reiki enerjisi verebilirler. Yatağınızın üstüne, kristal ve Ametist taşlarınıza Reiki güç sembolünüçizin Reiki’yi evin her alanında kullanabilirsiniz.
Taşlardan söz etmişken, taşlar özel bir bilgi gerektirir. Kristallerle iyice bilgilendikten sonra çalışın, ancak ametist her evde bulunması faydalı, olumlu olmayan enerjileri toplayan bir taştır. Ancak birçok kişi taşları temizlemeyi unutmaktadır. Hiçbir taşı temizlemeden üzerinizde taşımayın evinizde bulundurmayın. Ametist olumlu olmayan enerjileri toplar, toplar ve doygunluk noktasına gelince bu enerjisi yaymaya başlar ve taşlar hasta edici olabilirler. Bir taşı satın aldığınızda içinde kaya tuzu katılmış su bulunan bir kapla taşıyın, tuzlu su onu temizler ve götüreceğiniz yere kadar izole eder. Taşlar için en garantili temizlik onları 24 saat toprağa gömmektir, toprak altında kalan taşüstündeki enerjiyi boşaltır. Toprak bulamadığınız bir yerde ise taş o kadar süre kaya tuzlu suda kalsın ve daha sonra adaçayı ile tütsüleyin. Yakın çevremizde temiz bir ametist bize yardımcı olur ancak sıklıkla temizlenmek şartıyla…
Olumlu olmayan enerjileri toplamak için küçük bir kap İçinde tuz da işe yarar, yatak başucu veya yatağın altındaki bir kap tuz, hareket etmeden uzun süre kaldığımız yatağımızda, üzerimizdeki ve çevremizdeki olumlu olmayan enerjiyi emer, tabi yine sıkça değiştirilmek şartıyla. Söz yataklardan açılmışken, yatakların altının boş, Chi enerjisinin serbestçe akabileceği şekilde olması gerekir. Yatak altına doldurulmuş eşyalar, özellikle eski eşyalar bütün gece yayın yaparlar, savunmasız uykudaki vücudun enerji alanı sürekli bu enerjilerle boğuşur, ertesi gün bize gerekli olan depolanacak enerji yatakla savaşmak için harcanır. Yatak ne kadar hafif ve sade ise bizde o kadar rahat uyuruz. Enerjisi arındırılmamış antika yataklar geçmişle bir tangodur, hem de başkalarının hayatı…
Düşük titreşimler olumlu olmayandır; korku, endişe, kin, nefret. Bunlar bizim insani düşük titreşimlerimizdir. Diğer düşük titreşimlere manyetik alan oluşturur. Yüksek titreşim dinginlik, hoşgörü ve neşedir, diğer yüksek titreşimleri barındırır.
Mekânda su ile yapılan temizliğe sirke karıştırmak, yine büyük annelerden eski bir gelenek, faydalı bir arındırmadır. Evdeki kuru çiçekleri, artık yaşam enerjisi taşımadıkları, ölü bir enerji taşıdıkları için atmak gerektiğini biliyoruz. Ölü olan her şey durağan bir enerjiyle çevrilidir. Bunu ilk öğrendiğimde atmak zorunda olduğum kurutulmuş ortancalar çok üzülmüştüm…
Evde, ofiste kullanılmayan ve ne zaman kullanacağımızı bilmediğimiz her şey durağan enerji tutar. Atabilir veya başkasına verebilirisiniz. Japonların ne kadar sade evleri olduğunu biliriz. Ne kadar az eşya o kadar az kafa karışıklığı… Gazeteler, birikmiş dergiler, fi tarihinden kalmış işe yaramaz her çer çöp… Atın gitsin… Zihnimizdeki ağırlıkta onlarla birlikte gitsin… Henüz enerjilerini ölçemediğiniz objeler, majik kitap ve garip bilinmeyen konularla ilgili malzemeleri evinize sokmayın… Evinizde tartışma yapmayın, şiddet içeren filmleri seyretmeyin, olan biten, söylenen her şeyin enerjisinin evinize kaydolduğunu unutmayın…
Mekânlarda spritüel olarak yapılabilecek en çok sevdiğim çalışma ise Başmelek Mikael’i davet etmektir. Birçok insan korunma ve arınma için baş melek enerjisi ile çalışıyor. Ben her gün evime Başmelek Mikaeli çağırıp kendi sözlerimle şöyle diyorum; “Ulu yaradanın izni ve ismiyle Başmelek Mikaeli davet ediyorum” Başmelek Mikaeli devamlıçağıranlar onu zaman içinde hisseder ancak bir şey hissetmeniz gerekmez, güvenmek yeterlidir. “Bütünün ve benim en yüksek hayrıma olacak şekilde lütfen “odamı” “evimi” olumlu olmayan enerjilerden arındırmanı rica ediyorum.”
“Lütfen yatağımı ve beni koru bunu yaptığın için teşekkür ederim.”
Bu sembolik cümleye saygıçerçevesinde diğer arınma dileklerinizi de katılabilir. Mum ışığını hiç unutmayın. Mum ışığı sadece romantik bir ışık değil enerji temizleyen hoş bir ışıktır. Evinizde her akşam havalandırmaya dikkat ederek bir mum yakabilirsiniz. Yanında hoş kokulu bir tütsü hoş olmayanları kaçırır. Müzikte enerjiyi temizler, özellikle lir sesi meleksi bir titreşim olarak kabul edilir. Alışık olduğunuz, güvendiğiniz dualarda yüksek titreşimli olduklarından, özellikle yüksek sesle olduğunda alçak titreşimli olan enerjiyi uzaklaştırır. Eviniz için daha fazlasını yapmak isterseniz bir uzmana başvurun. Bazı mekânlarda jeopatik etkiler olabilir. Bunların enerji yükseltici yağların ve bazen de minerallerle dengelenmesi gerekebilir. Bütün bu saydıklarımdan anlaşılacağı gibi her şey titreşir. Bazıları yüksek, bazıları düşük. Enerji yasası; Yüksek titreşim alçak titreşimi iter. Titreşimini yüksek olduğunu bildiğimiz her şeyi düşük titreşimi uzaklaştırmak için kullanabiliriz. Bildiğimiz ve güvendiğimiz şekilde amatörce yapılabilen mekân temizliğinden sonra yine isteyenlere ‘altın ışık ‘ tarifimi veriyorum. Ben evimi altın ışıkla yüklüyorum.
İsteyenler şu şekilde yapabilir;
Sol elimi açıyorum, gökyüzüne dönük.
“Ulu Yaradanın izni ve ismiyle, ALTIN IŞIK enerjisini istiyorum!”
Sol elime gökyüzünden altın bir ışık iniyor, imgeliyorum.
“Hoş geldin ALTIN IŞIK” selamlıyorum.
Altın ışık avuç içimden içeri giriyor, kolumdan dirseğime doğru ve oradan sol omzuma sırtımdan dolaşıp sağ koluma ve sağ elimin avucuna içine geliyor; bir altın ışık huzmesi olarak çıkıyor. Sol elim gökten bir alıcı sağ elim verici gibi avucumdan çıkan altın ışığı yönlendiriyorum. Odaların köşelerine “altın ışık buraya ak” Yatağıma “Altın ışık yatağımı altın ışıkla doldur” Odalara “Altın Işık bu odayı doldur”
Mekânın her yerini altın ışıkla dolduruyorum.
İmgeledim, altın ışık her yere geldi.
Altın ışığı yaralara destekleyici bir şifa olarak da kullanıyorum…
Bu kadar kolay olması size inandırıcı gelmiyorsa “zor” olanı seçmeye devam edebilirsiniz. Einstein’ın ünlü “imgeleme gücü bilgiden daha önemlidir” sözü bana her zaman rehberdir. Seçeneklerle dolu hür iradenin var olduğu bir boyutta yaşıyoruz. Ne olacağını, nerde yaşayacağımızı biz seçiyoruz. Patron biziz! Bu bilgilerde kolay ve altın ışıklı olanı seçenler için. Ra-Sheeba enerjisi de güçlü bir enerji ve özellikle olumlu olmayan ağır enerjilere etkin olduğu için tavsiye de ederim.
Reklam

Siz bilmiyorsanız bilen bir arkadaşınızdan yardım alabilirsiniz.
Sevgi ve Işıkla
chi dergisi mart 2007 sayısından alıntıdır…

BEYNİNİZİ AÇMANIN 7 ANAHTARI…

beyin-nasil-calisir1

Ayurveda ve beyin gücünüzü açığa çıkararak sağlıklı ve mutlu olmak elinizde Yapmanız gereken tel şey bu haberi okumak ve 7 kolay yöntemi uygulamak Hazır mısınız?
Ayurveda ve beyin gücünüzü açığa çıkararak sağlıklı ve mutlu olmak elinizde Yapmanız gereken tel şey bu haberi okumak ve 7 kolay yöntemi uygulamak Hazır mısınız?
Hintlilerin eski tedavi sistemi Ayurveda, zihinsel performansa dair üç yaklaşım sunar:
dhi : Öğrenme ve kavrama
dhriti : Bilginin saklanması
smriti : Hafıza ya da hatırlama gücü
Ayurveda uzmanı Rama Kant Mishra, “En iyi zihinsel performans ve zihinsel potansiyelin tam anlamıyla kullanılması için, bu üç etmenden her birinin en yüksek seviyesinde olması gerekir Daha da önemlisi, üç etmen arasındaki koordinasyon en ideal seviyede olmalıdır,” demektedir Ayurveda, sağlıklı bir yaşam için üç temel ögeye dikkat edilmesini önerir: beslenme, uyku ve yaşam tarzı Aşağıda, Mishra’nın sunduğu ve beyin gücünü artıracak bazı ipuçları bulunmaktadır:
Saf ve “öğretici” gıdalar alın
Mishra, “Ayurveda’ya göre, vücut tarafından emilerek yüzde yüz fayda sağlanması açısından doğal ve saf gıdalar almak çok önemli” demektedir Gıdalar, doğadaki halleriyle en besleyici değere sahip olur
Genetik olarak değiştirilmiş, işlenmiş ya da arıtılmış gıdalar, doğal besin değerlerini büyük ölçüde yitirir Mishra, bu tür gıdaların, zihinsel yeteneğe ilişkin üç özellik -kavrama, saklama ve hatırlama- arasındaki idraki ve koordinasyonu bozduğunu iddia eder
Kutulanmış ya da suni katkı maddeleri ve koruyucular ile saklanmış ya da yapay renk ve tatları olan gıdalar da birer tabudur Mishra, taze ve organik malzemelerle yemek pişirmenin daha fazla zaman ve çaba gerektirdiğini kabul eder ve şöyle der: “Ama, beyniniz ve aslında tüm sisteminiz, bunun için size teşekkür edecek ve daha yüksek performans göstererek çabalarınızın karşılığını ödeyecektir”
Dengeli beslenmeye özen gösterin
Ayurveda, vejetaryen beslenme tarzını önerir Mishra, “Tahıllar ve baklagiller, beyni besler” demektedir Pişirilmiş yeşillikler yiyin Meyve ve sebzeye ağırlık verin Tatlı ve sulu meyveler, harika birer temizleyicidir; toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar
Yağı tamamen bırakmayın; yağ, beyin dahil vücut genelinde bazı yaşamsal işlevlere sahiptir Mishra, vücutta besleyici maddelerin emilimini engelleyen, yararsız ve ıvır zıvır yiyecekler ile şekerli içecekleri azaltmayı tavsiye eder
Ayurveda’ya göre iyi beslenme alışkanlıkları, en az ne yediğiniz kadar önemlidir Yemek yemek için oturmak, işe ya da başka aktivitelere odaklanmak yerine yemeğe odaklanmak, zevkini çıkararak yemek önemlidir Buz gibi soğuk içecekler, sindirimi olumsuz yönde etkiler ve besleyici maddelerin vücut tarafından kolayca özümsenmesini engeller Bu yüzden, çok soğuk içeceklerden uzak durulmalıdır
Antioksidanların gücünü kullanın
Beyin, özellikle serbest radikaller, stresi tırmandıran oksijen tabanlı reaktif kimyasallar, kirlilik ve gıdalardaki kimyevi maddelerden gelecek zararlara karşı hassastır Serbest radikallerin hastalık ve yaşlanma ile bağlantısı olduğu geniş kabul görmektedir Bu yüzden antioksidanlar, beynin etkin çalışması için yaşamsal öneme sahiptir
En yeni araştırmalar, yabanmersininin antioksidan değeri nedeniyle beyni besleyen önemli bir yiyecek olduğunu göstermektedir Ayurveda’ya özgü antioksidan gıdalar arasında Amalaki olarak bilinen Hint bektaşi üzümü bulunur Bu gıda, diğer baharatlarla birlikte en zengin C vitamini kaynağı olarak bilinir Serbest radikallerden tam korunma için hücre duvarlarının içinde ve dışında etkili olabilecek bir antioksidan bulmaya çalışın
Zihinsel potansiyeli geliştirmek için baharat ve aroma kullanın
Ayurveda, “Medhya” baharatları adı verilen özel bir baharat grubundan söz eder Bunlar, özellikle zihin için yararlıdır Mishra, “Bu baharatların her biri, öğrenme, saklama ve hatırlama yetilerini geliştirir; bu üç etmen arasındaki koordinasyonu güçlendirir,” demekte ve eklemektedir: “Beynin güçlü bir biçimde beslenmesini sağlarlar” Zihin sağlığını ve zihinsel fonksiyonları geliştirdiği bilinen, Ayurveda’ya özgü baharatlar arasında Shankhapushpi ya da Aloeweed, otantik Brahmi ya da Herpestis monniera, Indian Pennywort ya da Centella asiatica (Gotu Kola olarak da anılır) bulunur
Bazı esanslı yağlar, zihin için mükemmel birer aromaterapidir Zihin açıklığı ve dikkat için biberiyeyi deneyin Zihinsel yorgunluğu yok etmek ve konsantrasyon gücünüzü artırmak için fesleğen yağı kullanın Nane ve limon yağları, zihni uyarıcı etkisi olan diğer maddelerdir
Stresi kontrol edin
Reklam

İster zaman baskısından, isterse zorlu iş ilişkilerinden kaynaklansın, stres ve endişe, zihinsel performans üzerinde çok olumsuz etkilerde bulunabilir
Sakin, dingin ve dengeli bir zihin, odaklanma, dikkat süresi, bilginin saklanması ve sorun çözme yeteneği bakımından rakipsizdir Mishra, “Ciddi bir sorun haline gelmeden stresi kontrol etmek önemlidir; çünkü, stresin beyin hücrelerine zarar verdiği ya da yok ettiği bilinmektedir Öte yandan, pek çok sinir ilacının, zihinsel performansı daha da zayıflatan yan etkileri olabilmektedir,” der
Gelecekteki işleri planlamak ve zaman çizelgelerini yönetmek, yoğun zihinsel aktivite esnasında kısa aralar (beş dakika bile olsa) vermek ve iş ile dinlenme arasında sağlıklı bir denge kurmak da işe yarar Transandantal Meditasyon tekniği ya da diğer rahatlama teknikleri de stresi kontrol etmede yararlıdır Rahatlatıcı müzik dinlemek, sandal ağacı ya da lavanta gibi rahatlamanıza yardımcı olacak kokular kullanmak, tek başına ya da kafa dengi bir arkadaşla sakin bir akşam yürüyüşüne çıkmak, zihni ve duyguları dengelemeye yardım eder
Yeterli ve kaliteli uyku uyuyun
Modern toplumun bir başka sorunu olan yetersiz ya da verimsiz uyku da stresle yakından ilgilidir Mishra, “Diyet ve yaşam tarzının yanı sıra uyku da Ayurveda’nın temel taşlarındandır Bu üç etmenin tamamının karşılanamaması durumunda iyi bir fiziksel ve zihinsel performans sağlanamaz,” der
8 saat boyunca uyumak, kaliteli uykudan daha az önemlidir Ayurveda’ya göre kaliteli uyku, zihnin duyularla olan bağlantısını tamamen kopardığı zaman gerçekleşir Zihni besler ve gençleştirir; kısa ve uzun zamanlı zihinsel gücü geliştirir Mishra, gün boyu vücut direncini artırmak ve geceleri kaliteli bir uyku için, her gün ılık yağlarla tüm vücuda masaj yapmayı önerir Kafein, alkol ve nikotin gibi uyarıcı maddeleri kesmek, yatak odasında işle ilgili malzeme bulundurmayı yasaklamak ve zihni rahatlatıcı bir uykuya hazırlamak için akşamı uyarıcı etkinlikler yerine sakinleştirici işlerle geçirmek faydalı olur Aromaterapinin de yararı büyüktür Lavanta, papatya, yasemin ve tatlı portakal karışımını ya da sade lavantayı deneyin
Kullanın ya da kaybedin!
Yaşınız ya da mesleğiniz ne olursa olsun, beyninizin en üst düzeyde performans göstermesi için sürekli kullanılması gerekir Mishra, “Beyninizin hurdalıktaki bir araba gibi paslanmasını istemiyorsanız, bulmaca çözerek, Shakespeare’den dizeler ezberleyerek ya da yeni bir beceri öğrenerek beyninizi çalıştırın,” der Zihninizdeki şeyleri netleştirmek için sorular sormak, görselleştirme teknikleri ve çağrışımlı hafıza oyunları, beyni zinde tutabilir .
* Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zihni özgür bırakmak…

16508976_1255763231187475_104739082247830229_n1

George Dantzig anlatıyor: Berkeley’de California Üniversitesi Matematik Bölümü Öğrencisiydim. Her zaman ki gibi sınıfa geç girdim ve tahtadaki iki soruyu ev ödevi sanarak defterime geçirdim. O akşam, soruların üzerinde çalışırken bunun profesörün verdiği en zor ödev olduğunu düşündüm. Her gece, başaramasam da sırasıyla her iki problemin üzerinde saatlerce çalıştım. Birkaç saat sonra beynimde bir şimşek çaktı ve her iki problemi birden çözdüm. Ertesi gün cevapları okula götürdüm. Profesör, masanın üzerine bırakmamı söyledi. Masanın üzerinde kağıttan bir tepe oluşmuştu. Benim kağıdımın bunların arasında kaynayacağını düşünüp bir sıraya üzgünce oturdum. Altı hafta sonra bir Pazar sabahı kapının vurulmasıyla uyandım. Kapıda profesörü görünce dondum kaldım. ‘George! George!’ diye bağırıyordu.’Problemi çözmüşsün’ dedi. ‘Tabiiki’ diye cevap verdim.’Çözmem gerekmiyor muydu?’ diye sordum. Profesör, tahtaya yazılmış olan o iki problemin ev ödevi olmadığını, dünyanın önde gelen matematikçilerinin şimdiye kadar çözememiş oldukları iki ünlü problem olduğunu açıkladı. Birisi bana onların, iki ünlü çözülememiş iki problem olduğunu söyleseydi, sanırım onları çözmeyi denemezdim bile.
Zihni özgür bırakmak ,

George Dantzig

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evde Himalaya Tuz Lambası Bulundurmanın Faydaları Nelerdir

42656671_21

 

 

Çoğunlukla pembe-turuncu renk karışımı olan himalaya tuz lambası içindeki yoğun minerallerin sebebiyle bu renk karışımı oluşmuştur. Ülkemizde Çankırı tuz lambaları da aynı işlevi görmektedir. Hatta yapılan araştırmalarda Çankırı tuz lambaları daha yoğun bir mineral içeriği olduğu söylenmektedir. İşte bu Himalaya tuz lambası veya Çankırı tuz lambasının evde bulundurmanın faylarından bahsedeceğiz.
1 : Konsantrasyonu Geliştirir
Tuz lambaları ruh halinizi rahatlandırmak için etkili yollardan biridir. Gün sonunda evinize gittiğinizde rahatlamanızı ve gevşemenize yardımcı olacaktır.Ayrıca vücudunuzdaki negatif iyonları yok ederek daha rahat konsantre olmanıza yardımcı olacaktır. Mutluluk hormonu serotinlerin sentezlenmesini uyarmaktadır.
2: Daha İyi Uyumanızı Sağlar
Ortamdaki pozitif yüklü yoğun parçacıklar aşırı maruz kalma uykunuzu rahatsız edebilir. Çünkü pozitif yüklü parçacıklar beyinde kan ve oksijen ihtiyacını azaltmaktadır. Buda düzensiz bir uyku geçirmenize sebep olur. Daha rahat bir uyku çekmek için odanızın köşesine tuz lambasından koymanızı tavsiye ederiz.

3 : Hava Temizleme ve Deoderize
Bu lambaların ortamdaki toz, polen, sigara dumanı gibi havayı kirleten unsurlar için inanılmaz bir temizleme gücü vardır. Ortamdaki kötü havayı kendi içine çekerek lambanın içinde hapseder. Bu sayede daha temiz bir ortam havasına kavuşursunuz.
4 : Enerji Seviyenizi Arttırın
Pozitif iyonlar enerjiyi bedenimizden uzaklaştırır.Sürekli yorgun veya uyuşuk hissediyorsanız bulunduğunuz ortama bir tuz lambası koyduğunuzda 2 hafta içinde farkı göreceksiniz.
5 : Meysimsel Rahatsızlıkları Engelleyin
Tuz lambaları ile mevsimsel rahatsızlıklar,günlerin kısalması veya erken akşam olması gibi sizi etkileyen unsurların en iyi şekilde sizi korur.Meydana gelen uyuşukluğu önlemede etkili yollardan biridir.
6 : Çevre Dostu Işık Kaynağı
Tuz lambaları genellikle düşük ışık seviyesinde olarak gözünüze zarar vermeden rahatça kullanabileceğiniz bir ışık kaynağıdır.
Emir Kaboğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Önce Kendinize İnanın

ozguvenli-kadin-660x330_1_11

Kişisel güveninizi geliştirmek için öncelikle ‘eşsiz’ olduğunuza inanın. Herkes hata yapar. Ayrıca hatasını görüp, kabul eden ve bunu esprili biçimde çevresindekilere belli eden insanlar, ‘kusursuz’ tiplerden çok daha sempati toplar. Hatasını görüp, söyleyebilen insanın içsel gücü fazladır. Tam tersine hatasından utanıp gizlemeye, saklamaya çalışan insan ise, içsel olarak gittikçe zayıf düşer ve kendinden uzaklaşır. Siz de bugüne dek yaptığınız hataları ve bunlara ne tepki verdiğinizi düşünün! Hatalarınızı saklamaya mı çalıştınız, yoksa alenen söyleyebildiniz mi? Eğer saklama huyunuz varsa, kendinizi değiştirmek için fazla baskı altına girmeyin. İnsanın kendini eğitmesi annenin çocuğuna verdiği sabırlı eğitimle çok benzerdir.
HAYIR’I ÖĞRENİN
Gerekli veya gereksiz yere söylediğiniz her ‘evet’ kelimesinin altında, mükemmele ulaşma hırsı vardır. Kişi özellikle beğenilen bir arkadaş, mükemmel bir anne veya harika bir eş olma duygusuyla, karşısından gelen her öneriye veya isteğe ‘evet’ deyiverir. Oysa, her isteğe evet derseniz, kendinize olan saygı ve güveni yitirir, yaşamınızı tamamen başkaları üzerine inşa etmiş olursunuz. Bu yüzden kendinizi ‘hayır’ sözüne alıştırın.
İSKTEN KAÇMAYIN
Kendine olan güvenini sağlamlaştırmak isteyen bir kişinin, riskli olaylara da atılması gerekir. Bunun için öncelikle kendinizi motive etmeyi öğrenmelisiniz. Bu esnada yanlış yapma korkusunu taşımayı, başaramayacağınıza inanmayı ise, kendinize yasaklayın. Not defterinize şu ana kadar başarmış olduğunuz ve takdir aldığınız işleri kaydedin. Bunları okuyarak kendinizle gurur duyun, hatta biraz böbürlenin. Bundan sonraki beklentilerinizde ve gireceğiniz işlerde de aynı başarıyı elde edebilirsiniz.
PAYLAŞMAK ŞART
Görevlerinizi başkalarıyla paylaşın! şu ana kadar hiçbir görevinizi başkasından rica etmemişseniz ve başkasının almayacağını düşünüyorsanız, sonucu öğrenmenin bir tek yolu var Onlara paylaşmayı önerin! Yakınınızda olan insanlar görevi kabul etmezlerse, kullanılıyor olduğunuzun farkına varırsınız. Bu durumda ise, tavır koymak en doğru davranışlardan biridir. Eğer yine sesinizi çıkartmazsanız, psikolojik açıdan daha fazla çöker, kendinizi hırpalanmış hissedersiniz

alıntı

Estetik olmadan gençleşin. Gençlik bahşeden 5 Tibet ritüeli –

BEŞ TİBET RİTÜELİTibet lamalarının gençlik ve canlılık iksiri olan beş Tibet ritüeli herkes tarafından kolayca yapılabilecek yüksek enerjili egzersizlerdir. Çok kısa bir zaman diliminde uygulanabilen bu egzersizler yeni başlayanlarda dahi mucizevi etkisini hissettirir.

 

BEŞ RİTÜEL NASIL ETKİLİ OLUYOR?

Beş Ritüel evrensel enerjinin vücudumuza girmesini, prana yani chi (yaşam) enerjisinin yedi çakramızdan serbestçe akışını ve beden ve usumuzu canlandırmasını sağlar. Endocrine bezelerini harekete geçirerek hormonal salgılamamızı düzenler. Daha önce de belirtildiği gibi kardiyovasküler, sinir, sindirim ve solunum sistemlerimizin doğru çalışmasını sağlar.

Tibet’in Gençlik Pınarı hareketleri veya Tibet ritüel (Tibetan Rites) adıyla dünyaya yayılan ancak bildiğimiz anlamda dinsel ayinle hiç bir ilgisi olmayan bu 5 hareketin düzenli yapılması durumunda kişiye sağladığı yararlar arasında şunlar sayılıyor: Daha genç bir görünüm, ciltte ve saçlarda canlanma, kırlaşmış saçlarda yeniden koyulaşma, düzenli ve sağlıklı bir uyku, sabahları dinç ve canlı uyanmak, bel kemiği, eklem problemleri gibi ciddi romatizmal rahatsızlıklardan ve ağrılardan kurtulmak, hafızada güçlenme, fazla kiloların verilmesi, göz bozukluklarında düzelme, fiziksel güçte artış, duygusal ve zihinsel sağlık, uyum ve yüksek enerji…

“5 ritüel” Egzersiz Programı’na Başlarken

1. İlk hafta, o da nispeten sağlıklı ve formdaysanız, her bir hareketi yalnızca 3’er kez yapın.
2. Hareketsiz ve kiloluysanız veya sağlık problemleriniz varsa, hareketlere sadece 1’er kere yaparak başlamalısınız. Yaparken bir zorlanma hissederseniz veya ağır bir takım ilaçlar kullanıyorsanız başlamadan mutlaka doktorunuza danışın.
3. Kendinizi kaçar kere yaparken rahat hissediyorsanız, başlangıç olarak o kadar yapın. Bu da ilk hafta her bir egzersizi birer kere yapmak olabilir. İkinci hafta 2 kere, üçüncü hafta 3’er kere olarak arttırabilirsiniz.
4. Her bir egzersizi en fazla 21 kere yapmalısınız. İleride programınızı yoğunlaştırmak isterseniz, hareketleri daha hızlı bir tempoyla yapmayı deneyebilirsiniz, ancak sayısını kesinlikle arttırmayın. Her bir egzersizi 21 kereden fazla tekrarlamak, chakra‘larınızı olumsuz etkileyeceğinden, bedeninizde dengesizlikler yaratabilir.
5. Bir süredir hareketsiz kaldıysanız, “5 Ayin” egzersiz programına her gün mümkünse yarım saat yürüyerek hazırlanın.
6. Tam olmasını istiyorsanız, “5 Ayin”i yaşamınıza katarken, şekersiz ve az yağlı bir diyet sürdürmenizin de büyük katkısı olacağını bilmelisiniz. Ayrıca sindirimi zor besinleri de günlük diyetinizden çıkartın.
7. Azami yarar görmek için hareketlerin mümkünse sabahları kahvaltıdan önce yapılması öneriliyor. Ancak bu mümkün değilse günün herhangi bir saati olabilir.

Tibet’in Gençlik Pınarı egzersizleri için normalde önerilen ilk hafta her hareketi 1’er ya da 3’er kere tekrarlayarak başlamak ve her hafta 2’şer arttırarak kendinizi hiç bir şekilde zorlamadan bir kaç hafta veya ay içinde 21’e ulaşmak. Başlarda eğer üst üste bir kaç kere tekrarlamak sizi yoruyorsa, 3 kere yapıp, dinlenip sonra bir 3 daha yapabilirsiniz. Burada (ve her tür egzersizde) unutulmaması gereken en önemli şey, kendinizi hiç bir şekilde zorlamamanız gerektiğidir. Ve bu hareketleri aradan aylar, yıllar bile geçse 21’er kereden fazla yapmayacaksınız.

* Bu hareketleri zorlanmadan uygulayabilecekseniz, ilk olarak her hareketi 3’er kere tekrarlayarak başlayın. (Eğer bir sağlık sorunu veya kilo gibi hareketleri rahat yapmanızı engelleyecek bir durumunuz varsa, yukarıda sıraladığım maddelere bir göz atın.)
* İlk hafta 5 hareketi de 3’er kere tekrarladıktan sonra (yine, kendinizi hazır hissediyorsanız) ikinci hafta tekrarları 2 arttırın, yani ikinci haftanızda her bir hareketi 7’şer kez tekrarlayın. Bu şekilde her hareketi 21 kez tekrarlıyor duruma gelene kadar her hafta hareketleri önceki haftadan 2 kez fazla tekrarlayarak ilerleyin. İlk hafta 3’er kez, ikinci hafta 5’er kez, üçüncü hafta 7’şer kez…
* Her hafta 2’şer kez artırarak her hareketi 21 kez yapar duruma geldikten sonra artık arttırmaları bırakıyorsunuz ve (umarız) hayat boyu 21 kere tekrarlamaya devam ediyorsunuz.
* Hareketleri her gün düzenli yapmayı beceremezseniz ve ara vermek zorunda kalırsanız, yeniden en baştaki gibi 3’er kez yaparak ve zamanla yine aynı şekilde arttırmak üzere en baştan başlamalısınız.
* Fazla beklemenize gerek yok, hareketlerin ilk etkilerini çok kısa sürede görmeye başlayacaksınız, bu da muhtemelen motivasyonunuzu daha da arttıracak.
* Tibet’in Gençlik Pınarı egzersizlerinin işe yaraması için hareketleri uygularken doğru nefes alıp vermeyi kesinlikle unutmamalısınız. Kolay Gelsin!

1. RİTÜEL
Kollarınızı omuzlarınızın hizasından yere yatay durumda açarak dik durun. Başınız hafifçe dönene kadar saat yönünde kollarınız açık dönün. Dönüşlerinizin sayısını yavaşça 1’den 21’e kadar arttırın.

Nefes alıp verme: Dönüşlerinizi yaparken karnınızdan derin bir şekilde nefes alıp verin.
Faydaları: Dolaşımı geliştirerek varisli damarlar, osteoporoz ve bas ağrılarına iyi geliyor. Her gün yapmak tüm bedeni gençleştiren bir süreci başlatabilir.

2. RİTÜEL
Sırtüstü olarak yere yatın. Kollarınızı, avuçiçleriniz yere bakar şekilde, parmaklar kapalı, iki yanınıza uzatın. Çenenizi göğsünüze gömecek şekilde başınızı yerden kaldırın. Bunu yaparken bacaklarınızı, dizlerinizi kırmadan dümdüz yukarı kaldırın. Hatta mümkünse başınıza doğru çekin. Bu arada dizleri kırmamalısınız. Sonra yine ağır ağır dizlerinizi kırmadan bacaklarınızı ve başınızı yere doğru indirin. Kaslarınızı gevşettikten sonra yeniden harekete başlayın.
Nefes: Başınızı ve bacaklarınızı kaldırırken derince nefes alın, indirirken verin.
Faydaları: Tiroit bezi, böbreküstü bezleri, böbrekler, sindirim organları ve prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organlar ve bezler üzerinde onarıcı bir etkisi var. Arterit, osteoporoz, düzensiz regller, menopoz semptomları, sindirim ve bağırsak sorunları, sırt ağrısı, bacak ve boyunlardaki sertliğe iyi geliyor.

3.RİTÜEL
Bedeniniz dik duracak şekilde dizlerinizin üzerine oturun. Ellerinizi baldır kaslarınızın üzerine yerleştirin. Çeneniz göğsünüze değecek şekilde başınızı ve boynunuzu öne doğru sarkıtın. Ardından bel kemiğinizi mümkün olduğunca geriye doğru yaylandıracak şekilde başınızı ve boynunuzu geriye doğru sarkıtın. Bu egzersiz boyunca ayaklarınız yere dik, ayak parmaklarınız kıvrık durmalı. Geriye doğru yaylandıkça el ve kollarınızla baldırlarınızdan güç alacaksınız. Mümkün olduğunca geriye doğru yaylandıktan sonra bedeninizi doğrultun ve harekete baştan başlayın.
Nefes: Omurganızı yaylandırırken karnınızdan derin bir nefes alıp, doğrulurken nefesinizi verin.
Faydaları: İkinci gibi üçüncü de tiroit bezlerini, böbreküstü bezleri, böbrekleri, sindirim sistemi organlarını ve prostat ile rahmi de içine alarak cinsel organları gençleştiriyor. Menopoza girmiş ve düzensiz veya tembel regl dönemleri geçirme eğilimindeki kadınlar için özellikle iyi.

4. RİTÜEL
Ayaklarınız arasında biraz mesafe bırakıp bacaklarınızı dümdüz öne uzatarak yere oturun. Gövdesiniz dik dururken, ellerinizi avuç içleriniz yere bakacak şekilde kalçalarınızın iki yanına koyun. Çeneniz göğsünüze değecek şekilde, başınızı öne doğru sarkıtın, ardından başınızı mümkün olduğunca geriye doğru sarkıtırken kollarınızdan kuvvet alarak kalçalarınızı havaya kaldırın. Gövdeniz havada, kollarınız dimdik, dizleriniz 90 derece kırılmış dururken bedeninizdeki tüm kasların kasıldığını hissedin. Başlangıçtaki oturur pozisyona dönerken kaslarınızı da gevşetin. Tekrarlamadan önce biraz dinlenin.
Nefes: Gövdenizi kaldırırken derin bir nefes alın, kaslarınızı sıkarken nefesinizi tutun, yere inerken nefesinizi bırakın.
Faydaları: Tiroit bezi, sindirim sistemi, prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organları ve bezleri dolaşım ve lenfatik akış üzerinde canlılık veren bir etkisi var. Karın bölgesini, uylukları, kolları ve omuzları güçlendirir. Eğer sinüs tıkanıklığınız varsa bu hareketin burun deliklerinizi açtığını da fark edebilirsiniz.

5. RİTÜEL
Yüzükoyun yere uzanın. Hareket boyunca yere koyduğunuz ellerinizden ve ayak parmaklarınızdan güç alacaksınız. Gövdeniz bir sarkma pozisyonu alacak şekilde kollarınız yere dik dururken, omurganızı öne doğru yaylandırarak başlayın. Bir yandan da başınızı mümkün olduğunca geriye doğru sarkıtın. Ardından ayaklarınızı yere tam basarak kalçanızı yukarıya doğru çekin, bedeniniz ters bir V şeklinde dururken çenenizi de göğsünüze doğru çekin. Sonra tekrar kalçanızı yere doğru sarkıtıp sırtınızı yaylandırın.
Nefes: Bedeninizi yukarı doğru çekerken derin bir nefes alın, aşağı inerken nefesinizi bırakın.
Faydaları: bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olan dolaşım ve lenfatik akışın geliştirilmesine yardımcı olur. Derin soluk alıp vermeyi, enerji ve canlılığı uyarır. Diğer hareketlerde olduğu gibi özellikle menopoz ve düzensiz regl dönemleri semptomlarını hafifletiyor.

Not: Yukarıdaki şemalar ve bilgiler Lifeevents.org adlı siteden alınmıştır

İnatçı baş ağrısına ve eklem ağrılarına Zeytinyağı – tuz ile masaj yaparak çare bulmak mümkün.

felc-kuru1

 

 

Bu karışımla önümüzdeki 5 yıl ağrı görmeyeceksiniz

İnatçı baş ağrısına ve eklem ağrılarına Zeytinyağı – tuz ile masaj yaparak çare bulmak mümkün. Boyun ağrıları dediğimiz tıpta Boyun osteokondrozu olarak bilinen şikayetler ölümcül değildir fakat yaşam kalitenizi düşüren can sıkıcı sağlık sorunlarıdır. Zeytinyağı tuz karışımı ile boyun osteokondrozu tedavisi mümkündür.
Üstelik 5 yıl boyunca tekrarlamamak üzere!
Uzmanlar yapılan karışımın 10 gün boyunca uygulanması durumunda değişikliğin hemen fark edileceğini ve ağrıların geçeceğini bildiriyor. Zeytinyağı ve tuz ile baş ağrısına çözüm uygulaması ile baş ağrınız geçecek, Kan akışınız düzelecek ve kendinizi mükemmel hissedeceksiniz. Vücudu toksinlerden arındıran bu tedavi metabolizmanızı en yüksek noktaya ulaştıracak. Hiçbir yan etkisi olmayan bu Zeytinyağı ve tuz karışımı hoş olmayan kokusundan rahatsız oluyorsanız eğer içine bebek pudrası koyabilirsiniz.
Zeytinyağı ve tuz karışımı gerekli malzemeler
Tek yapmanız gereken
10 çorba kaşığı kaliteli tuz
20 çorba kaşığı rafine edilmemiş zeytinyağı ya da ayçiçek yağı.
bebek pudrası (isteğe bağlı hoş kokması için)
Yapılışı:
İki malzemeyi karıştırın ve cam bir kavanozda 2 gün boyunca bekletin. 2 gün sonra açık renkli bir karışım elde edeceksiniz. Karışımı sabahları ağrıyan bölgeye sürün ve 20 dakika masaj yapın. İşlem bitince nemli bir havlu ile silin. 10 gün içinde bu tedavi kemik ve kıkırdaklarda kan dolaşımını arttıracak ve kas yenilenmesini teşvik edecektir.
Lütfen paylaşalım.
Sağlıklı mutlu günler dileriz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Heyyy Ahalliii… Kaç Üçgen Görüyorsunuz?

16473171_1291772204195131_6107539691542329888_n1

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

Kendinizi dinlemeyin: Beyninizde buluttan nem kapan, vesveseli, geveze ve drama seven bir teyze oturuyor.

16602840_597582123785618_4068187799625485599_n1

Kendinizi dinlemeyin: Beyninizde buluttan nem kapan, vesveseli, geveze ve drama seven bir teyze oturuyor. Onu dinlemeyin. He deyin geçin. Müzik açın, kitap okuyun. Su, yatağını bulur efenim! Yarın ne giyeceğinizin planı bile bazen tutmuyor, hayatınızın geri kalanını planlamak nasıl bir ukalalık.! Kendinizi rüzgara bırakın, akıntıya karşı yüzmeyin.
Ne yerseniz yiyin: Asla yediğiniz tavuğun özel hayatında neler yaşadığını öğrenemeyeceksiniz. Ne kadar gezdi dolaştı, ne kadar pinekledi, ne stres yaşadı bilemeyeceksiniz. İçtiğiniz sütün kaynağı olan inek ne yedi, emin olamayacaksınız. Ekmeği, şekeri filan azaltın ama gerisini bırakın dağınık kalsın. İçtiğimiz sütün nereden geldiğiyle ilgili duyduğumuz endişe, sağlığımıza o sütten çok daha fazla zarar veriyor, o noktaya geldik..!
Dünyanın her yeri feci, bir şey kaçırmıyorsunuz: Türkiye’nin çivisi çıktı, gidelim buralardan diyenlere: “Nereye yav, karpuz keseceedik..?” Hakikaten, öncelikle bir düşün, seni neresi istiyor.? O isteyen yeri sen istiyor musun, yani ilginiz karşılıklı mı? Bütün bunlar tamamsa, bir de bak bakalım orası buradan daha mı güvenli? Emin misin? Bence o kadar abartma, dev kararlar verme. Gurbetçilere gurbetin ne demek olduğunu bir danış, dinle. Sonra da çık bir dolaş, vapura bin gez, bir çay iç, açılırsın…
Gülse Birsel.. (alıntı )

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

256 Yaşında Ölmeden Sessizliğini Bozdu ve Dünyaya Şok Edici Sırrını Anlattı

256 Yaşında Ölmeden Sessizliğini Bozdu ve Dünyaya Şok Edici Sırrını Anlattı

Bir insanın yaşamış olduğu en uzun süre nedir? 256 yıl yaşamış olan Li Ching Yuen ile tanışın! Ve hayır, bu bir efsane ya da hayali bir masal değil.
1930 tarihli New York Times makalesinde, Chengdu Üniversitesi profesörü Wu Chung-chieh, Li Ching-Yuen’i 1827 yılında 150. Doğumgününde tebrik eden Çin İmparatorluğu hükümeti kayıtlarını keşfetti. Daha sonra bulduğu dökümanlar aynı adamın 1877 yılında 200. doğumgününü tebrik ediyordu. 1928 yılında New York Times muhabiri Li’nin komşusu yaşlı erkeklerle görüştü ve pekçoğu Li’nin dedelerinin arkadaşı olduğunu söyledi.

Li Ching Yuen, bitki bilimi kariyerine 10 yaşında başladı, burada dağ aralarında otlar topladı ve ömrü uzatma özelliklerini öğrendi.Neredeyse 40 yıl Reishi Mantarı, Kurt üzümü, vahşi ginseng, he shou wu ve Gotu kola ve pirinç şarabı gibi bitkilerle beslendi. 1749’da 71 yaşında, dövüş sanatları öğretmeni olarak Çin ordusuna katıldı. Li’nin 23 kez evlendiği, 200’den fazla çocuğun babası olduğu çok sevilen bir figür olduğu söyleniyordu.
Vilayette genel olarak kabul edilen masallara göre Li, çocukken okuma ve yazmayı başarabildi ve onuncu doğum gününe kadar Kansu, Shansi, Tibet, Annam, Siam ve Mançurya’da otlar topluyordu. İlk yüz yıl boyunca bu mesleğe devam etti. Sonra başkaları tarafından toplanan otları satmaya başladı.

Li Ching Yuen
O TEK DEĞİLDİ
Li’nin öğrencilerinden birine göre, o bir zamanlar ondan da yaşlı 500 yaşındaki bir erkeğe rastladı ve ondan Çigong egzersizleri ve beslenme önerileri aldı. Çigong ve bitkisel açıdan zengin bir diyet dışında uzun yaşam ustası bu adamdan öğrenebileceğimiz başka ne var?
Buna ne demeli: Ölüm yatağında Li “Bu dünyada yapmam gereken her şeyi yaptım” dedi.Barışçı son sözleri uzun ve müreffeh bir hayatın en büyük sırlarından birine ipucu gösterebilir mi? İlginçtir ki Batı’da yaşlanmanın yüksek teknolojili kızılötesi cihazlarla ve en son teknoloji ilaçlarla yenilmesi gereken bir şey olduğu öğretiliyor.



UZUN SAĞLIĞIN SIRRI:
Li’ye sırrı sorulduğunda verdiği cevap: “Kalbinizi sakin tutun, bir kaplumbağa gibi oturun, güvercin gibi hızlı bir şekilde yürüyün ve bir köpek gibi uyuyun”.
Li, nefes teknikleriyle birlikte sakin ve huzurun inanılmaz uzun bir ömre sahip olmanın sırları olduğunu belirtti. Açıkçası, diyetinin rolü büyüktü. Ancak tarihte kaydedilmiş en yaşlı kişi uzun ömrünü zihin durumuna bağlıyordu.
NİÇİN İNANMAK ZOR?
Batılı dünyanın ortalama ömrü şu anda 70-85 yaş arasında, 100 yaşın üstünde yaşayan birinin düşünnek epey geriyor hele 200 yaşın üzerinde yaşayan birinin düşüncesi son derece şüpheli görünüyor. Ama neden insanların bu kadar yaşayabileceğine inanmıyoruz?
Bu dünyadaki bazı insanların yorucu bir 9-5 yaşam tarzı yaşamayacaklarını, borç stresleriyle uğraşmak zorunda kalmadıklarını, kirli şehir havasını solumayacaklarını ve düzenli olarak egzersiz yaptıklarını akılda tutmak zorundayız. Rafine şekerler veya unlar veya böcek ilacı püskürtülmüş yiyecekler yemiyorlar. Standart Amerikan diyetinden uzak değiller.
Yağlı et, şekerli tatlılar ve genetiği değiştirilmiş gıdalar yemiyorlar. Antibiyotik yok. Alkol yok, tütün yok. Diyetlerinde abur cubur gıdalar olmadığı gibi organlarımız ve bağışıklık sistemimiz için steroidler içeren süper gıdalar ve otlar içeriyor.

Ayrıca, boş zamanlarını doğada, zihinsel, fiziksel ve duygusal sağlığı iyileştirmek için kanıtlanmış olan nefes teknikleri ve meditasyon yapmak için harcıyorlar. İşleri basit tutuyorlar, uygun uyku çekiyorlar ve doğanın altında güneş altında çok zaman harcıyorlar.Güneş altında dinlenmek için bir şans bulduğumuzda, anında gençleşmiş hissediyoruz ve bunu bir “tatil” olarak adlandırıyoruz. Bir ömür boyu dağlarda bunu geçirip mükemmel zihinsel, manevi ve fiziksel refah ile birleştirdiğinizi düşünün.
Hiç şüphesiz, eğer yapmamamız gerektiğini bildiğimiz şeyleri yapmazsam 100 yıl yaşamanın sıradan olacağını tahmin ediyorum. Vücudumuza doğru muamele ettiğimiz zaman, kim bilir ne kadar yaşayabiliriz?
Kaynak: Steven Bancarz’ın yazısı
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Defne yaprakları ile evinizde de mucizeler yaratmak, bolluk bereket getirmek mümkün.

defne-yapragi1

 

 

Defne çok amaçlı güçlü bir bitki. Zaferi ve başarıyı simgeler. öyle ki Olimpik Oyunlarda kazananların başına defneden taç takılır.. Siz de hayatınıza biraz başarı mı gelsin istiyorsunuz? DEFNE YAPRAKLARINI HER DAİM KULLANIN, YANIBAŞINIZDAN AYIRMAYIN..
Örneğin sıcak suyla doldurduğunuz küvete biraz defne yaprağı koyup banyo yapın veya  birkaç defne yaprağını ufalayıp tütsü gibi yakın. İş yerinizin çevresine defne serperseniz müşterileriniz artar, kasanın olduğu yere, altına ya da kasanın içine birkaç defne yaprağı bırakırsanız bereket ve bolluk artar.
Defne yaprakları ile evinizde de mucizeler yaratmak mümkün.
İhtiyacınız olan tek şey çakmak, kurutulmuş defne yaprakları ve çelik bir kap. Defne yaprağını tutuşturduktan sonra odanın içine sinen rahatlatıcı kokuyu hemen hissedeceksiniz.
10 dakika sonra tamamen gevşediğinizi hissedeceksiniz.

Kaynak: Bitkiblog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

1980. Tatil için ailece Bodrum’dayız.

siz-degerli-uyelerimize-bi-cay-ikram-edelim-dedik1

1980. Tatil için ailece Bodrum’dayız. Bir Cuma günü öğle saatlerinde girdiğimiz dükkânın yaşlıca sahibi ezanı duyunca babama, “Evlât, dükkânı kapatmayım. Size çay söyleyim, ben namazdan dönene kadar dükkâna bakıverin” diyor.

Tam dükkânın kapısına gelip çaycıya seslenecekken bir an dönüp bize bakıyor ve çaycıya şöyle sesleniyor; “Oğlum, ordan 3 çay kap, ufaklığa da portakallı Oralet!” 4 Yaşındayım, Oralet’i daha çok seveceğimi düşünmüş olmalı. Oturup yaşlı amcanın namazdan dönüşünü bekliyoruz dükkânda. Hatta babam turistlere satış bile yapıyor 🙂

Yaşlı amca namazdan dönünce teşekkür ediyor, babamın yaptığı satıştan ona pay vermeye kalkışıyor. Babam gülüyor, gözleri 2 yatay çizgi, amcanın avcunu iki eliyle tutup kapatıyor. Dükkândan ayrılıyoruz, amca bizi kapıya kadar gelip uğurluyor…
Şimdi girdiğim her dükkânda, bizi tüm açılardan görecek şekilde yerleştirilmiş kameraları ve dibimizden ayrılmayan satış elemanlarını görünce o cuma gününe geri dönmek, tekrar yaşamak istiyorum… Tekrar…

Buket Topakoğlu Erkan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »