Probiyotik turşu tarifi…

kek1

 

Probiyotik turşu tarifi
Fermente turşular yapmak için aşağıdaki malzemelere ihtiyacımız var.
Su, tuz, turşuluk sebzeler ve sarımsak, maya ve tenin.

Su tabii ki içme suyu olmalı,
Tuz tabii ki kaya tuzu olmalı.
Sebzeler taze, bulabiliyorsak doğal ilaçsız, bulamıyorsak iyice yıkanmış, sirkeli suda beklemiş ve kurumuş olmalı.
Bol sarımsak.

Maya olarak kefir ya da peynir altı suyu veya  probiyotik şase ve probiyotik toz mayalar kullanılabilir.
Turşuyu kuracağımız kavanoz da mutlaka cam kavanoz olmalı.
Probiyotik turşu kurmak aynı sirke yapmaya benziyor aslında. Turşunun mayalanması için başlangıç mayası gerekli. Sebzelerin doğal florası mayalanmaya yardımcı olacaktır tabi ama ortama eklenen bakteriler işi biraz daha kolaylaştıracaklar.  Eğer varsa önceden yaptığınız sirkesiz fermente turşu suyundan biraz yeni turşuya ilave ederek mayalayabilirsiniz. Turşu suyu yoksa, kefir suyu, peynir altı suyu, kombu çayı da olur.

Ben ilk turşularımı yaparken probiyotik Şase kullanmıştım lezzet ve sonuç çok iyi olunca, diğer yaptıklarımda başka maya denemedim. Son yaptıklarımda da önceki fermente turşularımın suyunu maya olarak kullandım. Eğer kefir varsa siz kefirin suyunu tülbentte süzerek kullanabilirsiniz. Turşunuzun sert ve kıtır olmasına da yardımcı olacağı okumuştum kefir suyunun. Ayrıca turşu mayası olarak kombu çayı da kullanabilirsiniz. Bu mayalardan birisini kullanacaksanız 1 litre turşu suyu için 1/4 bardak maya (kefir altı peynir altı suyu kombu çayı) kullanabilirsiniz.
Turşu yapacağım kavanozları sirkeli su ile yıkayıp durulayıp ters çeviriyorum ki, içerisine istenmeyen bakteriler bulaşmasın. Deterjan vs ile yıkamayın.
Turşu yapacağım sebzeleri turşuluk olarak arzuya göre hazırladıktan sonra sıkışık bir şekilde kavanoza diziyorum. Üzerine hazırladığım turşu suyunu ilave ediyorum.
Turşu suyunu hazırlarken yine cam bir sürahiye içme suyu doldurup, her litre su için 2.5 yemek kaşığı kaya tuzu ilave edip iyice karıştırıyorum. Korkmayın turşu çok tuzlu olmuyor. Bu tuzun bir kısmını zaten sebzeler içine çekiyor. Ben tüm turşuları bu tuz ölçüsüne göre yaptım ve tuz oranı gayet yenebilir kıvamda oldu. Benim turşu kurduğum kavanozlar 5 lt lik. Her kavanoz için turşu suyuna 1 probiyotik şase ilave edip turşuluk suyu kavanozdaki sebzelerin üzerine boşaltıyorum. Tüm sebzeler altında kalacak şekilde tuzlu sudan yine aynı ölçülerde hazırlayıp kavanozu dolduruyorum. Yalnız probiyotik şaseyi her kavanoz için bir tane kullanıyorum.
Sarımsağı bolca kullanıyorum. Kavanozun altına, sebzelerin arasına ve yine kavanozun üzerine sarımsak ilave ediyorum.
Turşu kurarken nohut, bulgur vs de eklemeden sadece yukarıda saydığım malzemelerle turşu kuruyorum. Bu konu yine tam fermente probiyotik turşular elde etmek için gerekli.
Turşu kurduğumuz sebzeleri kıtır kıtır yapmak için turşu kavanozunun içine ne sirke koyduk, ne limon ne de limon tuzu. Peki turşumuzun kıtırlığını ne sağlayacak? Sebzelerin kıtırlığını sağlayacak olan da tein . Tein için asma yaprağı, kiraz vişne yaprağı ya da bildiğimiz çay ekleyebilirsiniz.
Eski turşuların üzerinde asma dalıyla birlikte yaprakları olurdu bilmem hatırlar mısınız? Demek ki anneannelerimizin bir bildiği varmış. Bizim apartmanın önünde asma var. Ben her turşu kuruşumda ince dallarıyla birlikte kopardığım yaprakları yıkayıp turşunun en üstüne bastırarak ilave ettim. Yaprakların ince dalları kafes gibi kavanoza sıkışıp sebzelerin suyun üzerine çıkmasına da engel olmuş oldu. Tabi bunu yazın yaptığım turşularda uyguladım. Asma yaprağı yoksa 2 poşet çay da ilave edilebilir, ben denemedim.
Turşular ortam sıcaklığına ve sebze çeşidine göre tam olgunlaşma ve lezzetli bir turşu olma süresi 1-2 ay. İlk bir kaç günde suyunda azalma olursa yine yukarıdaki tuz oranıyla su hazırlayıp kavanoza ilave ediyorum ve bir daha da turşu olana kadar kavanozun ağzını açmıyorum. Kavanozun ağzını açıp yemeye başlayınca da turşuları mutlaka soğuk bir yerde muhafaza ediyorum. Benim turşularım kış boyunca balkonda duruyorlar. İlk olma aşamasında sıcaklık çok önemli değil ama turşuyu açınca soğukta muhafaza etmezseniz turşuda bozulma olabilir. Tabi ilk olma aşamasında da soğukta fermente olan turşular lezzet ve kıtırlık açısından daha iyi oluyor.
Bu şekilde salatalık, biber, yeşil ve kırmızı domates, lahana ve karnabahar turşusu kurdum. Hepsini severek yedik ve hala da yiyoruz. Turşularımın üzerinde parlanma, küflenme olmadı. İlk kurduğum salatalık turşusunun  tuz oranını düşük tuttuğum için salatalıklar erimişti. Yukarıda verdiğim tuz ölçüsünü kullanmaya başlayınca sebzeler kıtır kıtır oldu, böylece erime olayı tamamen tarihte kaldı .
Böylece “turşu sirke ile mi olur, limon ile mi polemiğine son noktayı da yine probiyotikler koymuş oldu. Gerçek turşu sadece kaya tuzu ile olur.
Mevsimi geçti kışın turşu kurulmaz demeyin çünkü kurulur. Şu an mevsimi olan sebzelerden lahana, karnabahar, havuç ve turp ile çok güzel kış turşusu kurulur.
Afiyet olsun.
Sipariş
Elma sirkesi tarifi

Alıntı;
http://dogalmaya.com/- Fermente mutfağım bloğundan alınmıştır

Depresyona girmek yerine probiyotiklerle beslenmek ve ev yapımı turşu yemek🙄😄👍hiç de fena fikir değil aslında…

16142798_1223861371028634_7157835744129197266_n1

 

Probiyotik gıdaların depresyona faydaları
-Leiden Institute of Brain and Cognition at Leiden University’de yapılan araştırmaya göre düzenli olarak probiyotik besin tüketmenin depresyonu azalttığı kanıtlanmıştır
-40 sağlıklı genç arasında yapılan deneyler sonucu birkaç hafta boyunca probiyotik besin tüketenlerin beyin fonksiyonlarının arttığı ve endişe seviyelerinin azaldığı görülmüştür
-2013’te yapılan araştırmalar sonucu probiyotiklerin mental sağlığı desteklediği ve stres hormon seviyelerinin azaldığı tespit edilmiştir
-Yapılan başka bir araştırmaya göre de probiyotiklerin hafızayı canlı tuttuğu ve Alzheimer riskini azalttığı kanıtlanmıştır

-Ev yapımı turşu probiyotik bir besin olup depresyon için birebirdir…
-Buna ek olarak probiyotikler içindeki vitamin B çeşitliliğinden dolayı beyne giden oksijeni arttırmak suretiyle beyin aktivitelerinin hızlandırılmasını sağlar

Kaynak: Sağlıkla kal- 2n14 siyez buğday ürünleri ve genetiği korunmuş lezzetler

Urga…

urga1

1991 yılında Türkiye’de gösterime giren Urga, Nikita Michalkova ait enfes bir filmdir…

Orta Asya’da göçebe olarak yaşayan Moğol ailesinin (Pagma ve Gombo) yolu, kamyon şöförü Rus Sergey’le kesişir ve çok güzel bir dostluk başlar.

Moğol aileye misafir olan Sergey’in  masaya gelmeden yemeğe başlanmaması gibi göçebe kültürüne ait bazı gelenekleri de görüyoruz.

Kenti ziyarete giden aile reisi  Gombo’nun orada elma şekeri yiyişi, lunaparka gidişi ve başı derde giren Sergey’i kurtardığı sahneler de görülmeye değerdir.

Filmin rengi sarı (bozkırda geçtiği için)olup, görsel olarak da çok etkileyicidir.

Filmin en çarpıcı sahnelerinden biri de Moğol çiftin sevişmek için bozkıra gitmesi ve başkalarının kendilerini rahatsız etmemeleri için urga (birinci işlevi-hayvanları güderken kullanılan bir basit uzun sopaya verilen ad, ikinci işlevi- bozkırda sevişen çiftler rahatsız edilmemek için bu sopayı dikiyorlar ) adı verilen sopayı bozkıra dikmeleridir.

İçinizde tatlı bir lezzet bırakan bu film mutlaka görülmeli…

Not: Film müzikleri de Bademaya ait ve enfes…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Tüm Kova Burçlarına Gitsin…

img_9473

Kendime Notlar…

nasihatler-696x4651

 

 

 

1. Açık olun: Her şeye açık olun. Her ne vuku bulursa , ona açık olun.
2. Bir şeylere tutunmaya çalışmayın: Bırakın giden gitsin , gelen gelsin.
3. Kalbinizde kalın: Her ne olursa olsun gerçek hislerinize sadık kalın.
4. Hayatımızdaki insanlar değişecek: Bunun olmasına izin verin ve sürece güvenin. Amaçlarına hizmet etmiş ve artık derinleşip gelişmeyen ilişkilere tutunmak zorunda değiliz.
5. Evinizi , yaşadığınız yeri değiştirmekten korkmayın: Eğer hislerimize karşı gerçekten açıksak , doğru yerlere yönlendirileceğiz.
6. Yapmakta olduğunuz ya da eğitimini aldığınız işlere saplanıp kalmayın: Kendinize gerçekten ne yapmak istediğinizi sorun. Sizi hangi iş gerçekten mutlu ederdi ?
7. Hayatta sevinci arayın: Her ne pahasına olursa olsun. Sizi mutlu eden şeyi bulun ve onu yapın. Her gün. Her zaman.
8. Düzenli bir biçimde kendinize sessiz kalacağınız bir zaman ayırın ve DİNLEMEYİ öğrenin: Hislerinizi dinleyin , sizi neyin mutlu ettiğine kulak verin , sezginizin size söylemeye çalıştığı şeyi dinleyin.
9. SEVMEYE cüret edin! Her nerede bulunuyorsanız bulunun , kiminle birlikte bulunuyorsanız bulunun , her ne yapıyor olursanız olun sevecen bir varlık olun. Kalbinizi açın ve onu açık tutun. Bu sahip olduğumuz en büyük korumadır.
10. Mümkün olduğunca çok yükümlülüğünüzü tamamlayıp bitirin: Buna dünyevi yükümlülükler , ailevi yükümlülükler , mali yükümlülükler , spiritüel yükümlülükler dahildir. Bitirdiğimiz her yükümlülük bizi özgürleştirir.
11. Kişisel olarak artık gereksinim duymadığınız her şeyi bırakın ya da başkasına verin: Dolaplarınızı , kitaplarınızı , malınızı – mülkünüzü , ilişkilerinizi , taahhütlerinizi , sorumluluklarınızı gözden geçirin ve Öz Benliğiniz ile uyum içinde olmayan her şeyden kurtulun. Bunu ölçüp tartmanın bir yolu da , bir şeyin size bir hafiflik ve sevinç mi , yoksa sıkıntılı bir ağırlık mı verdiğini hissetmektir. Bırakmak harika bir duygu verir ve Yeninin yaşamınıza girebilmesi için boşluk yaratır.
12. Dürüst olun: Kastettiğiniz şeyi söyleyin ve söylediğiniz şeyi kastedin.
13. Birbirinize saygı gösterin: Hepimiz muhteşem kozmik varlıklarız. Her birimiz.

alıntı

“GÖZLERİN ÇOCUK KALMIŞ”

3-yas-cocuk-psikolojisi-1200x4801

 
Nazım Hikmet’in, 1935 yılının Nisan ayında bir çocukluk arkadaşı çıkar karşısına. Saçlarına ak düşmüş, ağzının kenarlarında kırışıklıklar olan, otuzunu geçtiği ilk bakışta belli olan arkadaşının değişmeyen tek yeri, şaire göre gözleridir. Nazım Hikmet, Akşam gazetesinde “Orhan Selim” imzasıyla kaleme aldığı yazısında, arkadaşıyla olan ayaküstü sohbeti yazar:
“Ne iyi, dedim, çocukluğunun büyük bir parçasını kaybetmemişsin. Gözlerin çocuk kalmış.”
Bu sözler karşısında, bir frengi dispanserinde başdoktor olan arkadaşının neler söylediğini de şöyle aktarır: “Onu kaybettiğim gün yok olurum, dedi. Çocukluk, gövdemizi, beynimizin birçok yanlarını, yılların akışıyla ağır ağır bırakır. Tıpkı toprak bir kaptan suyun sızması gibi, çocukluk bizden sızar. Son barındığı yer gözlerimizdir. Gözlerim çocuk kalmışsa, bu ilk bakışta görülebiliyorsa ne mutlu bana. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlarıdır.”
(Sunay Akın-Hayal Kahramanları)

Renklerin Notaları

74350_287048051417810_1569831065_n1

Dussaud’a göre, yedi müzik notası arasında var olan titreşim bağlantısıyla, renk spektrumundaki değişik renkler arasında bulunan titreşim bağlantısı aynıdır.

Çınlamalı gamın ve ışıltılı gamın güzelliğini sağlayan aynı sayılardır. Bu sayılar: 24, 27, 30, 32, 36, 40 ve 45’tir.

Aynı sayıları, gökyüzünde, yıldızlarla çevrelerinde dönen gezegenler arasındaki uzaklıkta ve atomun çekirdeğinden elektronları ayıran aralıkta da buluruz.

Baudelaire’in şiirindeki gibi, en büyükten en küçüğe renkler, sesler, tatlar ve kokular orantılıdır.

Bu evrensel bir uyumu işaret gösterir.

Tıpkı renklerde olduğu gibi, sesler de iki gruba ayrılır:

1. Temel nota grubu, do, mi, sol, temel renklerde kırmızı, sarı ve mavi’ye karşılık gelir.

2. Tamamlayıcı notalar grubu olan re, fa, la ve si; tamamlayıcı renkler olan turuncu, yeşil, lacivert, mor’a eştir.

Müzikte la, renklerden lacivert’in (mavi ve morun karı¬şımı) oynadığı rolün aynısını oynar.

Rancoule’a göre, la, si tarafından yaratılan psikolojik duygularla, sol tarafından doğal yaşamsal ve bedene bağlı hisler arasında bir bağ oluşturur.

Öyleyse, müzikteki 7 nota, güneş ışığında yer alan 7 renkle birebir eşlenebilir.

Renk — Nota — Gezegen

Kırmızı — Do — Mars

Turuncu — Re — Jüpiter

Sarı — Mi — Merkür

Yeşil — Fa — Venüs

Mavi — Sol — Satürn

Lacivert — La — Uranüs

Mor — Si — Neptün

——————– Ses-Renk İlişkisinin Ruhsal Yönü

Doğal do gibi, kalın sesler, güç ve sıcaklık hissi sağlayan ve maddesel düzenin düşüncelerini ve duygulannı üreten kırmızı’yla bağlantılıdırlar.

Mi, bir çeşit rahatlık, uyum olduğu kadar kişinin genel durumunda denge sağlayan san renge denktir.

Sol gibi ton olarak daha yüksekte olan sesler, mavi’ye denktir ve organik hassaslığı arttırırlar.

Turuncu’nun mavi’nin tamamlayıcı rengi olması gibi, re de sol’ün tamamlayıcı notasıdır.

Yeşil’in kırmızı’nın tamamlayıcı rengi olması gibi fa da do’nun tamamlayıcı notasıdır.

Mor’un sarı’nın tamamlayıcı rengi olması gibi, si de mi’nin tamamlayıcı notasıdır.

Kaynak: Love, peace and harmony

Burcunuza Göre Hangi Eşyasınız?

d46b7g1

KOÇ

Çatı: Çatı gibisiniz olmazsa olmaz bir unsursunuz insanları koruyup kollayan bir yapınız var çevrenizdekiler varlığınızdan çok memnunlar. Siz ilişkileri çekip çeviren sürmesini sağlayan tarafsınız… İyi ki varsınız…

BOĞA

Sandalye: Ne kadar işe yarar bir insan olduğunuzun farkıdasınız değil mi? Yorulan bir insanın ilk aradığı şey bir sandalyede. Masa ile güzel bir ikili oluşturuyorsunuz. Yani buradan anlayacağınız tamamlayıcı bir yapınız var. Her evde bulunan önemli kişiliğe sahip eşyalardan birisiniz.

İKİZLER

Kapı: Sürekli açılıp kapanan bir hayal dünyanız var.iyi gününüzdeyseniz sonuna kadar açarsınız kendinizi. Kötü gününüzdeyseniz insanın yüzüne kapanırsınız. Hatta kendinizi kilitleyip hiç konuşmazsanız. Konuşmanızı sağlayacak şeylerden biri tatlı dilli bir insan. Ya da küçük bir anahtar sizi anında açabilir. İnsanların güven için uyumasını siz sağlıyorsunuz. Kendinizle gurur duymalısınız.

YENGEÇ

Ütü: Hayat ne kadar karışık ve kırışık değil mi. İşte siz tam bunun için dünyaya gelmişsiniz. Bütün karışıklıkları çözmek kırışıklıkları düzeltmek için. Çabuk kızan bir yapınız var. Böyle durumlarda anında kafanızdan dumanlar çıkarırsınız. Ama son zamanlarda insanlar sizi çok sıkıcı buluyor. Bunun nedenini kendiniz bulmalısınız.

ASLAN

Halı: İnsanların ayaklarını yere sağlam basmasını sağlayan en büyük etkenlerden birisiniz. Bir halı ne yapar ya gönlü ferahlatır ya da odayı. Diğer eşyalarla uyumlu bir renk olmanız geleceğiniz için çok önemli. Bunun tersi bir durumda katlanıp bir köşede yalnızlığa terk edilirsiniz.

BAŞAK

Şemsiye: Sürekliliğiniz yoktur. Hayatınızı sürdürmeniz yağmurun yağmasına bağlıdır. Üzerinize düşen her yağmur damlası sizin kendinize olan güveninizi arttırır. Bazı arkadaşlarınız tarafından olur olmadık yerlerde unutulursunuz. Ya da rüzgarda ters dönüp sokağın bir köşesine atılırsınız. Kısaca açılmadıkça bir hiçsiniz

TERAZİ

Yastık: Çevrenizdekiler tarafından çok önemli bir konuma sahipsiniz. Siz olmazsaznız kimsenin gözüne uyku girmez. Yanınızdakileri alıp başka dünyalara götürürsünüz. Kısaca alışkanlık yapan bir yanınız var. Size verilen değerin farkına varın.

AKREP

Televizyon: Evin içindeki bütün eşyalar size göre ayarlanır. Vazgeçilmez bir insansınız. Size bakanları ağlatabilen güldürebilen ve düşündüren bir yapınız var. uzaktan kontrol edilebilme özelliğiniz sizin en güzel yanınız.

YAY

Kaşık: Her ağza ayrı bir tat verirsiniz. Ortalığı karıştırma ihtimaliniz çok yüksektir. Elden ele gezer sofraya anlam katar bazende bir mutfak tezgahında temizlenmeyi beklerseniz. Siz duygusal bir kaşık yoksa çatala mı aşık

OĞLAK

Pencere: Bir yanınız içeri bir yanınız dışarı bakıyor. Çok şeffaf bir insansınız. Açıldığınızda bütün güzellikleri içeri alır kötülükleri dışarı çıkarırsınız. Üzerinize damlayan bir yağmur tanesiyle temizlenir üzerinize atılan bir kar topuyla irkilirsiniz.

KOVA

Yüzük: Altın kalpli bir insansınız. Gümüş renkli bir hayatınız var. parmakların et ve kemikten sonra vazgeçilmez unsurusunuz. sıkışıp kaldığınızda çok acı verirsiniz. Mutluluğun simgesi. Yüzüklerin efendisi sizsiniz.

BALIK

Çorap: Ayrıntı gibi dursanızda bir insanın aklına gelebilecek en son eşya olsanızda insanların kalbinde yeriniz her zaman hazırdır. Tekiniz kaybolduğunda hiçbir işe yaramazsınız. Evde kaybolan eşyalar arasında ilk sırada gelirsiniz. İğrenç bir yönünüzde yok değil. Ama bu güzelliğinizi hiçbir zaman gölgeleyemeyecek.

Kaynak: Mahmure.com

Daha Önce Duymadığınız 25 İlginç Psikolojik Gerçek

Psikoloji Nedir?

İnsan davranışları ve zihinsel süreçleri ile birlikte bunların altında yatan nedenleri inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Modern psikoloji günümüzde, davranışı ve davranışın altında yatan süreçleri bilimsel olarak inceleyen çalışma alanı olarak tanımlanır

İşte  fw.mail.net tarafından derlenen, bilmeniz gereken birbirinden ilginç 25 psikolojik gerçek.

1. İnsanın kendi kendini gıdıklayabilmesi mümkün değil. Sadece bazı şizofren hastaları, kendi kendilerini gıdıklayabiliyor!

İnsanın kendi kendini gıdıklayabilmesi mümkün değil. Sadece bazı şizofren hastaları, kendi kendilerini gıdıklayabiliyor!

2. Dünyada psikologlar tarafından tanımlanan 400’ün üzerinde fobi türü var! Yükseklik korkusu bilinen, yaygın fobilerden bir tanesidir. Bunları açık alan korkusu, kapalı alan korkusu çeşitli hayvanlara yönelik korkular, takip etmektedir.

Dünyada psikologlar tarafından tanımlanan 400'ün üzerinde fobi türü var! Yükseklik korkusu bilinen, yaygın fobilerden bir tanesidir. Bunları açık alan korkusu, kapalı alan korkusu çeşitli hayvanlara yönelik korkular, takip etmektedir.

3. Beyin, sıkıcı insanlardan dinlediğiniz sıkıcı konuşmaları olduğu gibi kaydetmiyor! Onları daha ilginç hale getirerek yeniden yazıyor.

4. Yapılan bir araştırmaya göre, profil sayfalarına çok sayıda”selfie” yükleyen erkek kullanıcıların, psikopat ve narsistik kişilik bozukluğuna sahip olma olasılığı çok yüksek.

Yapılan bir araştırmaya göre, profil sayfalarına çok sayıda"selfie" yükleyen erkek kullanıcıların, psikopat ve narsistik kişilik bozukluğuna sahip olma olasılığı çok yüksek.

5. Dinlediğiniz müzik türü, dünyayı algılayış biçiminizi de etkiliyor.

Dinlediğiniz müzik türü, dünyayı algılayış biçiminizi de etkiliyor.

6. “Aşık olmak” ile “Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak” vücutta aynı biyokimyasal etkiyi yaratıyor.

"Aşık olmak" ile "Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak" vücutta aynı biyokimyasal etkiyi yaratıyor.

7. Araştırmalara göre, parayı fiziksel olarak bir şeylere “sahip olmak” için değil de, “deneyim kazanmak” için harcamak, insanı daha çok mutlu ediyor.

Araştırmalara göre, parayı fiziksel olarak bir şeylere "sahip olmak" için değil de, "deneyim kazanmak" için harcamak, insanı daha çok mutlu ediyor.

8. Son bulgulara göre, Fobiler aslında DNA aracılığıylanesilden nesile aktarılan hatıralardan ibaret…

Son bulgulara göre, Fobiler aslında DNA aracılığıylanesilden nesile aktarılan hatıralardan ibaret...

9. Daha önce “Yürüyen Ceset Sendromu” diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar; ölü olduklarını, etlerinin çürüdüğünü, organ ve kanlarının olmadığını düşünüyor!

Daha önce "Yürüyen Ceset Sendromu" diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar; ölü olduklarını, etlerinin çürüdüğünü, organ ve kanlarının olmadığını düşünüyor!

10. Psikologların yaptığı incelemeye göre “İnternet trolleri” narsistik, psikopat ve sadistik kişilik özellikleri gösteriyor.

Psikologların yaptığı incelemeye göre "İnternet trolleri" narsistik, psikopat ve sadistik kişilik özellikleri gösteriyor.

 

Trol, internette insanları sinirlendirmek ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan kişilere deniyor. Bu kişiler, internetteki sosyal ortamlara kasten provoke edici veya konu ile ilgisi olmayan mesajlar göndererek, duygusal tepkiler verdirtme veya başlığın konusunu dağıtma amacı güdüyor.
11. Televizyonların ve popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk da “Truman sendromu” 

Televizyonların ve popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk da "Truman sendromu"

Bu hastalığa yakalananlar, hayatlarının her aşamasının tıpkı filmdeki gibi gizlice kameraya kaydedilip televizyonda gösterildiğini zannediyor.

12. Bir şarkının “en sevdiğiniz şarkı” olmasının sebebi, onu hayatınızdaki “duygusal bir an” ile eşleştirmenizden ileri geliyor. 

Bir şarkının "en sevdiğiniz şarkı" olmasının sebebi, onu hayatınızdaki "duygusal bir an" ile eşleştirmenizden ileri geliyor.13. Yapılan araştırmalar, cahil insanların kendilerini mükemmel görmeye; zeki insanların ise yeteneklerini hafife almaya eğilimli olduğunu gösteriyor.

Yapılan araştırmalar, cahil insanların kendilerini mükemmel görmeye; zeki insanların ise yeteneklerini hafife almaya eğilimli olduğunu gösteriyor.14. Paris sendromu, özellikle Japonların yakalandığı garip bir psikolojik rahatsızlık

Paris sendromu, özellikle Japonların yakalandığı garip bir psikolojik rahatsızlık

 

Paris’e gelmeden önce şehirle ilgili büyük beklentileri olan kişiler, şehrin gerçek yüzüyle karşılaşınca depresyona giriyor.
15. Kudüs sendromu da yine literatüre geçen bir başka ilginç rahatsızlık. Kudüs’ü ziyaret eden hacı ve turistlerden bazıları, buradaki kutsal atmosfere kendilerini kaptırıp, büyük bir dini lider olduklarına inanmaya başlıyor. Daha da ileri gidip kendini Mesih, Hz İsa ya da Hz Musa zannedenip, Kızıldeniz’i yarmaya çalışanlar da var!

Kudüs sendromu da yine literatüre geçen bir başka ilginç rahatsızlık. Kudüs'ü ziyaret eden hacı ve turistlerden bazıları, buradaki kutsal atmosfere kendilerini kaptırıp, büyük bir dini lider olduklarına inanmaya başlıyor. Daha da ileri gidip kendini Mesih, Hz İsa ya da Hz Musa zannedenip, Kızıldeniz'i yarmaya çalışanlar da var!

16. Doğuştan görme engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor!

Doğuştan görme engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor!

17. Cep telefonunu kaybetmenin, artık bir fobi olarak literatürde yer aldığını biliyor muydunuz? Nomofobi, cep telefonu ve bağlantısını kaybetme korkusu demek

Cep telefonunu kaybetmenin, artık bir fobi olarak literatürde yer aldığını biliyor muydunuz? Nomofobi, cep telefonu ve bağlantısını kaybetme korkusu demek

18. Birisine 20 saniyeden uzun süre sarıldığınızda, beyinde”sosyal bağlanma”dan sorumlu oksitosin hormonu salgılanıyor ve böylece bu kişinin size daha çok güvenmesini sağlıyorsunuz.

Birisine 20 saniyeden uzun süre sarıldığınızda, beyinde"sosyal bağlanma"dan sorumlu oksitosin hormonu salgılanıyor ve böylece bu kişinin size daha çok güvenmesini sağlıyorsunuz.19. İnsanlar fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor.

İnsanlar fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor.20. Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm insanlar şu 6 duygu için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor: mutluluk, öfke, üzüntü, korku, şaşırma ve iğrenme.

Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm insanlar şu 6 duygu için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor: mutluluk, öfke, üzüntü, korku, şaşırma ve iğrenme.21. Reddedilmek, beyin tarafından fiziksel bir acı olarak algılanıyor.

Reddedilmek, beyin tarafından fiziksel bir acı olarak algılanıyor.

22. Hedeflerinizi her zaman kendinize saklayın! Çünkü yapılan bir araştırmaya göre, hedeflerinizi başkalarına ilan ettiğinizde, onları gerçekleştirme ihtimaliniz düşüyor.

Hedeflerinizi her zaman kendinize saklayın! Çünkü yapılan bir araştırmaya göre, hedeflerinizi başkalarına ilan ettiğinizde, onları gerçekleştirme ihtimaliniz düşüyor.23. Sevdiğiniz birini gördüğünüz zaman, gözbebekleriniz büyüyor. Anı şey, nefret ettiğiniz birini gördüğünüzde de geçerli…

Sevdiğiniz birini gördüğünüz zaman, gözbebekleriniz büyüyor. Anı şey, nefret ettiğiniz birini gördüğünüzde de geçerli...24. Bugün liseye giden sıradan bir öğrenci, 1950’lerde psikiyatrik tedavi gören ortalama bir hasta ile aynı kaygı seviyesine sahip!

25. Günümüzde araştırmacılar arasında internet bağımlılığının da artık bir akıl hastalığı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hakkında devam eden bir tartışma var 🙂