Sıkıntılı ve tıkalı ilişki ve durumları çözmek için kullanabileceğiniz muhteşem bir Morrnah’ın Duası…

hqdefault1

Ruhum, yüksek benliğim, lütfen………………………………….. hislerimin, düşüncelerimin kaynağını bul. Varlığımın, bu kaynakla bağlantılı olan her bir seviyesini, katmanını, bölgesini, veçhesini al, analiz et ve Yaradanın hakikatiyle çöz.

Tüm zaman, boyut, mekanlar ve sonsuzluk boyunca işle.

Kaynakla bağlantılı olan her bir etkinliğini ve eklentisini şifalandır. Ta ki, Yaratanın iradesine göre, An’da kalabilene dek devam et. Işıkla ve hakikatle dolane dek…

Yaratanın huzuru ve sevgisi, yanlış algılarımı bağışla. Bu hislerime, düşüncelerime katkı olan herkesi, her yeri, durumu ve etkinliği bağışla.

Açılan boşlukla İlahi ışıkla dolsun, ve öyledir.

Hakan çeliğin çevirisi ve eklemeleriyle birlikte…

Not: Morrnah Kimdir?

Ho’oponopono, geleneksel bir Hawai bilgelik yöntemi. Kişisel sorumluluğu üstlenmek, grup içerisinde herşeyi açıkça ve saygıyla tartışmak, karşılıklı hoşgörü bağışlamayı içeren bir yöntem,
kadim hali ile. 80’li yıllarda, Morrnah Nalamaku Simeona, bu yöntemi kolaylaştırıyor, ve bireyin kendi kendine tek başına uygulayabileceği hale getiriyor.

Dolaşım ve İltihaplanma için Reçeteler –

Ayaklarınızı, bacaklarınızı ve ellerinizi soğuk hissetmeniz, dolaşım sisteminizle ilgili bir sorunun açık bir işaretidir. Genelde buna iltihaplanma eşlik eder ve gün geçtikçe daha da kötüleşebilir.

 

Dolaşım sorunları orta yaşlılarda ve yaşlılarda daha sık görülür çünkü atar damarlar zamanla daha katı hale gelir.

Bu sorunlar, yüksek kolesterol düzeyleri, zayıf bir diyet ve fiziksel hareketsizlik nedeniyle de gelişebilir.

El ve ayaklarınızdaki rahatsızlıklar ve bu uzuvlarınızın karşılaştıkları riskler nedeniyle durumu doğal olarak dengelemek için doğru önlemleri almak önemlidir.

Bu düşünceyle bu yazıda, kan akışını artıracak bazı ev reçetelerini paylaşmak istiyoruz; böylece vücudunuza daha verimli bir kan akışını sağlayabilirsiniz.

Hidroterapi

soguk-dus

Hidroterapi, etkilenmiş bölgeye sıcak ve soğuk su banyoları ile masaj yapmayı içerir.

Bu teknik, dolaşımı neredeyse o anda uyarır ve iltihaplanmayı ve ağrıyı önemli ölçüde azaltabilir.

Ne yapmalısınız?

  • Suyu, cildiniz için kabul edilebilir bir sıcaklığa kadar ısıtın ve iltihaplanan bölgelere uygulayın.
  • Daha sonra hızlı bir şekilde soğuk su ya da tercihen buzlu su banyosuna değiştirin (sadece dayanabiliyorsanız).
  • Bu işlemi beş dakikada bir şeklinde değiştirin.

Kırmızı biber

Kırmızı biberdeki etkin madde olan kapsaisin, kan basıncınızı ve kolesterol seviyelerini düşürmek için dolaşım ve kardiyovasküler sistemleri uyaran bir bileşiktir.

Diyetinize eklediğinizde ateroskleroz, kalp krizi ve felç geçirme riskinizi azaltırsınız.

Bunlar yetmiyormuş gibi, varisler, soğuk hissetme ve iltihap için iyi bir tamamlayıcı tedavidir.

Ne yapmalısınız?

  • Bir miktar kırmızı biber tozu alıp püre, çorba ve diğer yemek tariflerine ekleyin.
  • Ayrıca, haricen kullanılan merhemler ya da kremler hazırlamak için bir temel olarak kullanabilirsiniz.

Bacak kaldırma

bacak-kaldirma

Bu basit aktivite, bacaklardaki dolaşımı uyarmanın en iyi yollarından biridir. Yorgunluğu, gerginliği ve dolaşımdaki sorunlardan kaynaklanan şişmeyi azaltmak için iyi bir yoldur.

Ne yapmalısınız?

  • Eve döndükten sonra yatağınıza yatın ve bacaklarınızı tavana doğru kaldırın.
  • Dinlenmeden önce üç ila beş dakika boyunca bu konumda kalın.

Ginkgo biloba çayları

Ginkgo biloba bitkisi, kan damarlarını genişleten ve atardamar duvarlarına esneklik kazandıran aktif bileşikler içerir.

Bu çayı tüketmek kan akışını geliştirir, kan basıncınızı düşürür ve variköz damar oluşumunu engeller.

Malzemeler

  • 1 çorba kaşığı ginkgo biloba (10 g)
  • 1 su bardağı su (250 ml)

Ne yapmalısınız?

  • Ginkgo bilobayı bir çorba kaşığı kaynar suyun içine koyun ve 10 dakika boyunca demleyin.
  • Sonra sıvıyı filtreleyip bir çay gibi tüketin.
  • Günde iki defa içebilirsiniz.

Kırmızı şarap

kirmizi-sarap

Günde bir bardak kırmızı şarap içme şeklindeki yararlı alışkanlık, iyi dolaşımın sağlanması için mükemmel bir yoldur.

Üzümden türetilmiş güçlü bir antioksidan olan Resveratrol, ana damar duvarlarını temizlemeye yardımcı olur ve kan akışını iyileştirmek için esnekliğini korur.

Ne yapmalısınız?

  • Günün ana yemekleriyle bir kadeh kırmızı şarap için. Zararlı olabileceği için bu miktarı aşmamalısınız.

Omega-3

Omega-3’ün besin takviyeleri kardiyovasküler sağlığınız üzerinde önemli etkilere neden olabilir.

Bu esansiyel yağ asitleri damarları temizler, kolesterol düzeyini düşürür ve kalp hastalığı riskinizi azaltmak için iltihaplanmayı kontrol eder.

Tabletlerde ve diğer ilaçlar yoluyla satın alınabilse de, almanın en iyi yolu yiyecek olarak alınmasıdır.

Ne yapmalısınız?

Diyetinize aşağıdaki gıdaları eklemeyi deneyin:

  • Soğuk su balıkları
  • Zeytinyağı
  • Avokado
  • Fındık
  • Keten tohumu
  • Ay çekirdeği
  • Kabak çekirdeği

 

Yürüyüş yapın

yuruyus

Uzuvlarınızda gerginlik ve ağrı hissettiğinizde, en iyi çare dinlenmekmiş gibi gelir. Bu size biraz hafif bir rahatlama hissi vereceği halde, aslında sorununuzu daha da kötüye götürebilir.

Düşük etkili fiziksel aktivite kan akışını uyarır ve iltihaplanmayı azaltarak komple ve etkili bir rahatlama sağlar.

Ne yapmalısınız?

  • Günde en az 30 dakika yürüyün ve iyi miktarda su içtiğinizden emin olun.

Bu yazıda belirttiğimiz dolaşım yollarının her biri, bacaklarda ağırlık ve soğukluk hissini azaltacaktır.

İlk başta bu hislere sahip olmak normal görünse de, zamanında onları kontrol altına almazsanız, daha ciddi bir duruma gelebilirler.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Doğru insanı bulmak doğru insan olmaktan geçer

unnamed-e14664239976101

 

 

“Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar?” sorusu kadar beyin yakan bir başka soru da “Neden bu kadar insan yalnızken bu kadar insan yalnız? sorusudur. Her şeyin son hızla tüketildiği günümüz toplumunda ilişkiler de aşkta aynı hızda tüketilmektedir.

Hepimiz bir kere de olsa bir an da dünyanın en büyük aşıkları olup sosyal medyayı öpücüklü bol sarmaş dolaşlı selfieler ile donatıp bir hafta sonra ise büyük aşkın belgeleri olan o selfieleri imha edip yerine yeni aşklar, ilişkiler aramaya çıkmışızdır. Bir grubumuz ise hiç ilişki tanımını kullanmadan (çünkü ilişki tanımı birçoğumuza göre sorumluluk almak ya da kapana sıkışmak ile eşdeğer bir anlama gelmektedir.) adı konulmamış aynı zamanda çok eşliliğe de olanak sağlayan birliktelikler içerisinde bulunmuştur.

Doğru insan yok!

Diğer bir yandan da dost meclislerinde sohbet esnasında herkes aynı durumdan yakınıyor. Kadın erkek fark etmeksizin herkesin söylediği cümle aynı “doğru insan yok!”
Hepimizin zihninde oluşturduğu birçoğumuzun listeler halinde kağıtlara döktüğü bir “doğru insan” prototipi mevcuttur. Yıllarca bu “doğru insan” modelini bir nakış gibi işler dururuz. Hayat karşımıza yeni yeni durumlar kattıkça bizler de doğru kişi olabilecek yol arkadaşının özelliklerini mevcut şartlarımıza göre revize ederiz. Hayatımıza birçok insan gider ve çıkar. Her giren yeni kişiyi kafamızda yarattığımız o kişi kalıbına oturtmaya çalışırız. Ne kadar oturtmaya çalışsak da kalıba bir türlü sığmaz çünkü olmayan bir şeyi oldurmaya çalışmaktan ve zorlamaktan başka bir şey değildir bu. Öte taraftan her o kalıba uymayan kişi aslında bizim doğru insan olma yolumuzda nefsimizi, benliğimizi törpüleyen, yeni bir şekil veren, bakış açımızı değiştiren kişi olmaktadır.
Freud’ un da dediği gibi; ” Herkes doğru insanı bulmak ister yanılmamak için, oysa kimse uğraşmaz doğru insan olmak için.”

Bu sözün açılımı aslında hepimizin kendimiz ile ilgili bilinçaltındaki inançlarımızdır. Kişi kendisi ile ilgili bilinçaltında hangi inançlara sahipse, bu inançların onaylanmasına ihtiyaç duyduğundan, “doğru kişinin özellikleri listesi” yapar. Mesela o listede “beni çok seven birisi olsun” diye bir maddemiz var ise aslında bu maddeden kendimizi sevmediğimiz ve ihtiyacımızın kendimizi sevmek olduğu ortaya çıkar. Doğru insan için hazırlamış olduğumuz kriterlerin tamamı gerçekte kendimizde olmasını istediğimiz özelliklerin tamamıdır.
Mutlu bir birliktelik doğru insanı bulabilmekten değil, doğru insan olabilmekten geçer. Kendimizi sevmek, sevilmeyi hak ettiğimize inanmak ve kendimizi tüm kusurlarımızla kabul etmekten başlar.

Hayatımıza doğru insanı çekebilmek için önceliğimiz kendimizi değiştirmek ve yenilemek olmalıdır. Mutlu ve keyifli bir kişi olabilmeyi başardığımız sürece hayatımıza da mutlu ve keyifli insanlar girecektir. Bizler yeter ki bir adım atalım doğru insan bize koşarak gelecektir.

Yazar:Hüma Ünsal –

30 gün probiyotik tüketimi psikolojik sıkıntı seviyesini azaltıyor…

probiyotik-tuketimi-psikolojiyi-nasil-etkiliyor-e14852729811501

Probiyotikler sağlık açısından faydalı canlı mikroorganizmalardır. Probiyotik bakteriler, diğer bakterilerin aksine, vücuda zarar vermiyor ve vücuda çeşitli şekillerde yardım ediyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Yüksel “Probiyotiklerin çeşitli gıdaların sindirilmesinden, vücudumuza yararlı kimi maddelerin üretimine kadar, çok çeşitli işlevleri var. Ayran, süzme peynir, yoğurt, lahana turşusu, kefir gibi gıdalarda doğal olarak bulunurken son zamanlarda bazı gıdaların içerisine de eklenerek kapsül formunda tüketilebiliyor” açıklamasında bulundu.

Probiyotik gıdaların her gün düzenli olarak tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Özge Yüksel günde 1 ya da 2 bardak kefir ya da probiyotik yoğurdun probiyotik ihtiyacını karşılamaya yettiğini belirterek “Stresli olunan dönemlerde bağırsaktaki probiyotik bakterilerinin sayısı azalır. Dışarıdan alınan probiyotik ürünler (yoğurtlar) bu bakterilerin sayısının artmasına ve bağırsak sisteminin düzenli çalışmasına sebep olur” dedi.
30 gün probiyotik tüketimi psikolojik sıkıntı seviyesini azaltıyor

Son zamanlarda bilim adamlarının probiyotiklerin kaygı ve depresyon tedavisinde kullanılıp kullanılamayacağını araştırdıklarını söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Yüksel “Probiyotiklerin beyni nasıl etkilediği henüz belirgin değil ancak probiyotiklerin bağışıklık sistemini etkileyerek beyni etkileyebildiği söyleniyor (stres, anksiyete). İngiltere’de yapılan 45 kişilik bir çalışmada probiyotik kullananlar ve kullanmayanlar bilgisayar testi kullanılarak değerlendiriliyor. Bu testte probiyotik kullananların kullanmayanlara göre negatif bilgilere daha az dikkat ettiği pozitif bilgilere ise daha fazla dikkat ettiği görülüyor. Benzer etki depresyon ve kaygı durumunda ilaç kullananlarda da görülüyor. Fransa’da yapılan bir çalışmada ise 30 gün boyunca probiyotik kullananların psikolojik sıkıntı seviyelerinin azaldığı görülüyor. Yapılan bir başka çalışmada ise 1 ay boyunca probiyotik takviyesi alan erkek bireylerin tüketmeyenlere göre kendilerini daha az stresli hissettikleri, aynı zamanda bu bireylerin kan değerlerindeki stres durumunda artan kortizon seviyesinin daha az olduğu gözlemleniyor. Kısacası tam etkisi belli olmasa da uzun süreli probiyotik kullanımının stres ve kaygıyı azaltabileceği söylenebilir” açıklamasında bulundu.
Probiyotikler ve probiyotik yoğurtların faydaları

Sindirim rahatsızlıklarına iyi gelir. Özellikle enfeksiyonlara bağlı ishalin ve antibiyotiğe bağlı oluşan ishalin önlenmesinde, irrite bağırsak sendromunda ve inflamatuar bağırsak hastalığında kullanılabilmektedir.
İshal durumuna iyi geldiği gibi bağırsak florasını düzenlediği için kabızlık durumunda da kullanılabilmektedir.
Egzema ve alerjik rinit gibi alerjik reaksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde kullanılabilmektedir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu yüzden soğuk algınlığına yakalanmamak için tüketilebilmektedir.
Diş çürüğü, diş eti hastalıkları gibi çeşitli ağız sağlığı sorunlarında da kullanılabilmektedir.

Kaynak: İndigo dergisi

Önemli olan senin gerçek ve hakiki durumundur. Onu da bir tek Allah bilir.

b_33_tekirdag-koy-hayati1

 

Köyde yaşayan yaşlı bir ressam vardı. Olağanüstü güzel resimler yapıp iyi fiyata satardı.
Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki :
-Yahu senin durumun iyi.  Neden kimseye yardım yapmıyorsun.  Bak fırıncı fakirlere ara ara bedava ekmek veriyor. Kasap bazen Bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun?
Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi.

Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde propaganda yapıyor ve ressamı kötülüyordu.

Bir gün ressam hasta oldu . Kimse de onun yanına gelmedi ve sonunda ressam öldü.
Aradan bir kaç gün geçti .Artık ne fırıncı ekmek verdi fakirlere ne de kasap et verdi.
Sordular neden fakirlerin hakkını kestiniz?

Dediler ki her ay başı o merhum ressam bize para verip fakirlere ekmek ve et vermemizi söylerdi. O ölünce para veren kalmadı o yüzden.

İnsanların bazıları seni kötü bilir kimileri ise sudan daha temiz ve berrak.
Ne kötü diyenler sana zarar verir ne de iyi diyenlerin bir yararı olmaz.
Önemli olan senin gerçek ve hakiki durumundur. Onu da bir tek Allah bilir.

Kimseye karşı önyargılı olma. Eğer gerçek halini bilsen başka türlü davranırsın.

Bu öyküyü beğendiyseniz dostlarınızla paylaşmayı unutmayın.