İdeal Kiloma Bu Kadar Yakınken…

aaa

Dünyayı Şok Eden Adam: 3 Dakikada Kanser İyileşebilir

cd-728x4101

*Dünyayı Şok Eden Adam: 3 Dakikada Kanser İyileşebilir. Yapmanız Gerekenler Hepsi burada: *Bu teori, kanseri tedavi etmeye yönelik teorileri ile ünlü Amerikalı yazar Gregg Braden tarafından keşfedildi. Yani, duygularımızın DNA üzerinde bir etkisi olduğunu iddia ediyor, dua ve  olumlu düşünceler gibi kolektif düşüncelerin gücü, her türlü fiziksel rahatsızlığımızın tedavisinde yardımcı olabileceğini iddia ediyor.
Kanser Hücrelerine Duyguların Etkisi
*Kanserin etkileri, belirtiler ile düşünceler arasındaki sinerjiyi bilinçlendirmek suretiyle durdurulabilir ve her şeyi bir araya getiren bir ALAN vardır. Adı geçen alan, 1996 yılında önde gelen bilim dergisi Nature No. 332’de kanıtlanmış ve bilimsel olarak açıklanmıştır. Duygular ve düşünceler üzerinde kontrol, düşüncelerimiz ve duygularımız elektromanyetik alanlar yaratır ve dalgaları vücudumuzda bir metreye kadar ulaşabilir. Nikola Tesla(kablosuz elektiriğin mucidi), gelecekte insanların düşüncelerinin gücünü kullanarak elektrik enerjisi yaratacağını ve bunun düşüncelerimizin son derece güçlü bir enerji kaynağı olabileceği anlamına geldiğini belirtmişti. Ancak burada hissettiğimiz ve gördüğümüz her şey hakkındaki karışık düşünceler yerine, güçlü ve odaklanmış düşünceler. Toplu düşünceler son derece güçlü bir elektromanyetik alan yaratabilir ve çevre üzerinde bir etkisi olabilir.
Buraya kadar biraz bilimsel bir yazı olduğunun farkındayız ama aşağıda daha açık şekilde anlatacağız.
Amerikalı yazar Gregg Braden: ”7,5 cmlik tümör 3 dakikada tedavi edildi.”
Bir Çin hastanesinde, gerçek bir kanıt olan bir video kaydedildi. Video, yaklaşık 3 dakika içinde 3 × 2.5 santimetrelik bir boyuta sahip bir kanserli tümörü ortadan kaldırmayı ve bir ultrasonik ekranda tüm süreci takip ettiğini gösteriyor. Güçlü elektromanyetik radyasyon üretmek istiyorsanız, duygularınızı ve duygularınızı kontrol etmeyi öğrenmeniz ve bunları uygulama ile zenginleştirmeniz gerekirtiğini anlatıyor.(haberin sonunda videosu türkçe alt yazı ile mevcut)
Duygular ile DNA değiştirebilirsiniz!
Dnamız duyguların aynası gibidir. Örneğin, : “Bir Gün mutlu olacağım,  iyileşeceğim ya da yeni bir iş bulacağım vs…..” ayna bunları gerçekleşecek olup olmadığını bize söyleyecektir. Ama, ben kötüyüm sanki bu gerçekten olmaz, iş bulamıyorum hasta olacağım dersek genlerimizde bir değişiklik ortaya çıkar ve kendimizi kötü hissederiz. Duygu ve inancımız hayatımıza ve özellikle hastalıkların oluşumu ve tedavisi ile ilişkili, olduğunu söyleniyor. Hayatımızı ve kendimize olan biten her şeyi kontrol etme gücüne sahip olan duygular, düşünceler, inanç ve duygulardır. Duygularınız ile DNA değiştirebilir unutmayın!
http://www.kadindayasam.com özel haberidir. Sizlere özel yapıldı. Bu haber bizim hayatımızı değiştirdi. Sizin de hayatınızı değiştireceğinden eminiz.
Lütfen her okuyan bu haberi paylaşsın.
Yaşamımızda istediğimiz şeyi öncelikle kalbimizde hissetmeliyiz. Onun zaten önceden gerçekleşmiş olduğunu kalbimizde hissetmeliyiz. (Gregg Braden

Kolay Pratik Cilt Temizleme Sütü…

14650565_1141174479270859_8808613964877213218_n1

1 adet salatalık

1 kahve fincanı süt

1 tatlı kaşığı bademyağı

3 damla lavanta yağı

Salatalığı rendeleyip suyunu çıkarın, kaseye süt, bademyağı ve lavantayı ekleyerek iyice karıştırın ve cildinizi gün boyu oluşan tüm kirlerden temizlemek için bir pamuğa dökerek kullanın. Kalanını buzdolabında muhafaza edin.

Dilerseniz spreyli şişeye koyarak da kullanabilir, buzdolabında muhafaza edebiliriniz…

Kaynak: Sağlıklı yaşam ve karbonat

Hem sağlıklı hemde lezzetli yağ yakıcı…Salatalık Limon Detoks Suyu…

14095974_1097573760297598_287257316842004885_n1

 

 

Hem sağlıklı hemde lezzetli yağ yakıcı,
Salatalık Limon Detoks Suyu,
Tarifi ve malzemeleri:
1 adet salatalık
1 adet limon
1 adet çubuk tarçın
2 adet karanfil
2-3 yaprak nane
1 litre su
Yağ Yakıcı Detoks Suyu Tarifi’nin Yapılışı
Öncelikle herkese şiddetle tavsiye ediyorum.! Faydaları inanılmaz. Limon yağlarınızı yakarken, salatalık ödem attırır, tarçın bütün gün tatlı krizlerinizi dengeler, karanfil yine aynı şekilde ödem attırır ve yağ yakar. Bu karışımı geceden hazırlayacağız ki etkisi mükemmel olsun yağlar hemencecik gitsin. Ama bir hafta yaptım olmadı diyecek arkadaşlar hiç denemesin. Hem içten bir temizlik uygulayacağız kendimize, hem yağları yakacağız hemde cildimizdeki ışıltıyı fark ettireceğiz 🙂
Gece uyumadan önce bir surahiye bir litre su dolduralım salatalık ve limonu bol bol yıkayalım kabuklarını soymadan dilimleyip suyumuza atalım, tarçını ve karanfili de ekleyip ağzını sıkıca kapatalım sıcak içmek isterseniz dolaba koymayınız. Hadi herkese bol detokslar

Ve Çeyrek Altın Bulunur…

16473365_10154938710102487_2362464736348788881_n1

BECERİKSİZ NESİLLER GELİYOR….

cocuk-sahibi-olmak-istemeyenleri-bile-bir-kez-daha-dusundurecek-birbirinden-sevimli-20-cocuk-fotografi-4-576x4501
15-20 yıl sonrasını hayal ediyorum. Bir evde patlayan ampulü değiştirmek veya yerinden oynayan prizin vidasını sıkıştırmak için elektrikçi çağırılıyor. Sökülen bir elbise düğmesi dikilemediği için terziye götürülüyor. Damlatan musluğun contası değiştirilemediği için tesisatçı çağırılıyor. Alınan demonte eşyalar monte edilemedği için mobilyacı isteniyor. Daha neler neler… Beceri gerektirecek en küçük işleri bile yapamayan, beceriksiz insanlardan oluşan bir toplum.
Mevcut çocuklarımızın/öğrencilerimizin durumu ortada. Becerileri çok zayıf. Neden böyle bir sorunun ortaya çıktığı aslında herkesin malumu. Onların yerine, hep biz yapıyoruz yapacaklarını, Elbisesini, çorabbını ayakkabısını biz giydiyoruz. Yemeklerini biz yediriyoruz. Meyvesini biz soyup ağzına sokuyoruz. Bardağını biz dolduruyoruz, hatta dökmesin diye bardağı ağzına biz götürüyoruz. Uzandıkları bir şeyi kolaylık olsun diye biz alıp veriyor, birşeyi bükmeye çalıştığı zaman elinden alıp hemen biz büküyor, taşımaya çalıştığı şeyleri biz taşıyor, oyuncağının düşen vidasını biz takıyor onların hayatını kolaylaştırmak için çırpınıyoruz. Onlara faydalı olmak isterken aslında zarar veriyoruz. Çünkü hayatı öğretmiyoruz çocuklarımıza.
Çocuklar bu becerileri okulda da geliştiremiyorlar çünkü böyle bir okul anlayışı, ders veya program yok. Bir zamanlar, iş teknik, ev ekonomisi gibi derslerde bazı beceriler kazandırılırdı ama 10 yıldır bu dersler yok. Bu yüzden yaşam becerilerinin ana babalar tarafından evlerde verilmesi gerekli. Bu yönüyle her ev bir okula dönüşüyor aslında.
Hayat için gerekli bu beceriler öğrencilerin öğrendiği akademik bilgilerden çok daha önemli. Öğrencilerin birkaç yıl sonra unutacağı bilgileri öğrenmelerine çok önem verdiğimiz halde becerilerinin geliştirilmesini umursamıyoruz. Ne de olsa yanlarında biz varız diye düşünüyoruz ama bu yaklaşım çok yanlış.
Sonuçta bu gün bile üniversiteyi bitirmiş bir genç atanmış olduğu yere giderek hayatını kuramıyor. Babası gidip kiralık ev buluyor, eşya alıyor, eletrik su abonelikleri üzerine yapıyor, evde bakım gereken şeyleri yapıyor hatta çoğu zaman tek başına kalamayacağı için ailesi de onunla birlikte kalmak zorunda oluyor. Varın yirmi yıl sonrasını siz düşünün.
Sevgili anne-babalar, Çocuklarınıza hayatta gerekli olacak tüm becerileri siz kazandırmalısınız. Unutmayın sizin olmayacağınız bir gün mutlaka gelecek. Sizin çocuklarınıza kazandırdığınız beceriler onların daha iyi hayat sürmelerini sağlayacak. Hatta onlar da kendi çocuklarına bu becerileri aktaracaklar. Siz sadece çocuklarınızı değil sonraki nesillerinizi de kurtaracaksınız.
Çocuklarınıza yaşlarına uygun şekilde kazandırabileceğiniz bir çırpıda aklıma bazı beceriler.
Bardağa bir şey doldurma (su, süt, çay) Kesme (Meyve, sebze, ekmek, ip, kumaş…vs) Soyma (Sebze, mevye) Eğme, bükme Kapı kilitleme ve açma Giyinme (Çorap, elbise, ayakkabı, kaban….) Soyunma Elbisebelerini katlama Yerleştirme (Oyuncaklarını, elbiselerini dolaba, kitaplığa kitap, bulaşık makinesine tabak vb.) Hazırlama (Çanta, valiz) Özbakım (tuvalet sonrası temizlik, tırnak kesme, saç tarama, diş fırçalama) Vida sökme veya sökülen vidayı takma Çivi çakma (tahtaya, duvara, iki nesneyi birbirine) Serme (masa örtüsü, sofra bezi) Asma (çamaşır, vesiyere bir şey asma, askılıklara elbise asma…) Taşıma (tepsi, kutu, torba vs. değişik şekillerde nesneler) Açma-kapama (kutu, paket, kapak) Ayarlama (Kombide sıcaklık ayarlama, su basıncı ayarlama,buzdolabında soğukluk derecesini ayarlama) Kesme/açma (gaz, su, elektrik) Ampül değiştirme; Perde söküp takma, Ütü yapma; Kilit değiştirme ……………………………Velhasıl hayatta lazım olacak tüm beceriler…. .
Doğan CEYLAN
Yönetim Bilimi Uzmanı
Kamudanhaber

Kaynak: Sağlıkla Kal

Bir güzellik yap kendine!

beautiful girl smiling in a field of wheat

 

 

 

Bir güzellik yap kendine!
Ve sadece sahip olduklarını düşün; mutlu ol onlarla.
Sahip olmadıkların üzülsün, senin olmadıklarına.

Bir güzellik yap kendine!
Keşkeleri hiç düşünme, mutlu ol seçiimlerinle.
Bırak keşkeler üzülsün senin seçimlerine.

Bir güzellik yap kendine!
Her yeni günü senin günün ilan et ve şımart kendini olabildiğince.
Bırak dünler üzülsün seçilmediğine.

Bir güzellik yap kendine!
Kalbinde dahada büyüt sevgisini, sevdiklerinin.
Bırak sevmediklerin üzülsün kalbinde yer yok diye.

Bir güzellik yap kendine!
Sev kendini kimselerin sevmediği kadar mutlu ol varlığınla.
Bırak seni sevmeyenler üzülsün, Yüreklerine sığamayacak kadar büyüksün diye…
Paul Auster

Biryerde ilk defa okuyorum veya duyuyorum. Ancak uzun zamandır benzer düşünceler taşıyorum grip hakkında.

hamilelikte-gripnasil-gecer1

 

 

Biryerde ilk defa okuyorum veya duyuyorum. Ancak uzun zamandır benzer düşünceler taşıyorum grip hakkında. Grip dur der, yavaşla der, yükünü azalt ve at der. Grip; hırs, üzüntü, öfke vs. duygu yüklenmelerine, kendini haddinden fazla yormaya dair bir drenaj ve arınma… Tüm hastalıklarda olduğu gibi kaynağı psişede. Sadece bu bilgi ile gribe ilişkin itici algımızı değıştirebilir ve bu kadar yüklenmemek icin ne yapabileceğimize odaklanmamız mümkün olabilir.
*GRİP BİR HASTALIK DEĞİLDİR*
*GRİP* METABOLIZMANIN ANA ORGANLARI YANİ KALP VE BEYNI TEHDIT EDECEK KADAR DOLMASI SONUCU *KENDINI TEMIZLEMEK IÇIN TÜM VUCUDU KONTROLLU ÇALIŞTIRMASIDIR*
SAHIP OLDUĞUNUZ ENERJIYİ ICERIYE ÇEKEREK BEDEN TEMIZLIĞI YAPMASIDIR.
🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟
GRİP İLE BEDEN NE ISTER;
🔹 *HALSİZLIK YAPARAK;*
VUCUDUN HAREKETE AYIRDIĞI ENERJIYI TOKSİN YAKIMINA YÖNLENDİRİR.
🔹 *İSTAHI KESEREK*
SINDIRIM ORGANLARINDA KI KIREÇLENME, ILTIHAPLANMA, IÇ ZAR VE KASLARDA KI ( AĞIZ MIDE VS. VS.) BAKIM ONARIMI SAĞLAR
🔹 *ÖKSÜRÜK* , *BALGAM VE GENİZ AKINTISI YAPARAK*
BEYNI TEMIZLER TÜM ÜST YOLUNUM YOLLARINI TEMIZLER.
🔹 *ISHAL YAPARAK*
BEYNIMIZDEN AŞAĞIYA DOĞRU INEN TÜM TOKSINLERI BOSALTIM YOLU ILE ATAR VE BAGIRSAKLARI DA ONARIR.
🌟🌟🌟🌟🌟🌟🌟
*GRİBİ KESİCI ILAÇLAR IÇERIDE TÜMÖRLEŞME YAPAR. *
BU YUZDEN GRİBI KESMEYINIZ.
🌟GRIPLI IKEN BOLCA ISTIRAHAT EDINIZ.
🌟BOL SU TUKETIN.
🌟PISMIŞ YEMEGI YEMEYİNIZ.BOLCA MEYVE YİYİN,TAZE SIKILMIŞ MEYVE SUYU İÇİN.
🌟 LIMON SUYU TAZE ZENCEFIL SUYU ICINIZ.
🌟STRESTEN YOGUNLUKTAN KACININIZ.
🌟ORUÇLU OLUNUZ.
🌟BOLCA ÇIĞ SARIMSAK YUTUP TERLEMEYE ÇALIŞINIZ.
🌟🌟GRIP ŞIFADIR.
ONUN İÇİN ESKİDEN GRİP OLUNCA
ŞİFAYI KAPTIN DENİRDİ

Alıntı… Serpil Şengün Gürsoyun sayfasından alınmıştır

İfade edilmeyen öfke, hasta ediyor

ofkeli-cocuk1

 

Çocuklu hayatta insan kendisiyle ilgili çok şey öğreniyor. Ona yetebilmek, ona rehber olabilmek adına çalıştıkça kendi arızalarını da daha net görmeye başlıyor. Son zamanlarda bir kitap okuyorum “Breaking Free from the Victim Trap (Kurban psikolojisinden kurtulmak)”… Birçok insanın ailesinden öğrendiği, bilinçsizce uyguladığı bir davranış modelinden bahsediyor. Kurban modeli denen bu davranış birçok bağımlılığın (sigara, alkol, seks, alışveriş, aşırı yeme vs.) yanı sıra kişilerarası doğru yürümeyen ilişkilerin de temeli olarak görülüyor…
Kitabın yazarı Diane Zimberoff adında bir hipnoterapist; çoğunlukla yeme bozuklukları alanında hipnozla tedavi yapan bir uzman. Zimberoff’a göre birçok hastalığın ortaya çıkma sebebi ifade edilmeyen, bastırılan negatif duyguların bedende birikmesi. Negatif duygular, özellikle de öfke, söze ya da eyleme dökülmediğinde vücuda zarar veriyor. “Bazı insanlar bu öfke enerjisini çenesinde biriktirir” diyor yazar. Bu durumu diş gıcırdatma, çene kemiğinde kıtırdama gibi semptomlarla ilişkilendiriyor. Ülser ve kolon kanseri gibi hastalıkların öfkeyi vücudun karın bölgesinde biriktirmekten; meme kanserinin ise hayatı boyunca başkalarına bakmayı görev edinmiş, kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmiş insanlardaki öfke birikmesinin bir sonucu olabileceğinden dem vuruyor. Kendini başkalarının ihtiyaçlarına adayanların meme kanserine yakalanma ihtimalinin yüksek olmasını kadın memesinin “ötekilere bakım verme” anlamına gelen bir vücut parçası olmasına bağlıyor. Zimberoff’a göre “Karnım ağrıyor” demek “Ruhum acıdı” demekten daha kolay olduğu için insanlar duygusal yaralarını fiziksel yaraya yani hastalıklara dönüştürüyorlar…
Öfkeyi vücutta biriktirip hasta olmamak için çocukluktan itibaren alınabilecek önlemler var. Bunların en başında duyguların ifadesine müsaade etmek geliyor. Yeni nesil çocuk yetiştirme kaynaklarında sıklıkla altı çizilen, ebeveynin çocuğunun “duygularını aynalaması” işte bu yüzden önemli. Çocuk böylece yaşadığı duygunun adını öğreniyor ilk önce: Üzgün, kızgın, korkmuş, yalnızlık, utanma, kıskanma gibi kelimelere vakıf oldukça kendini ifadesi kolaylaşıyor. Kardeşini kıskandığı için gidip kafasını duvara vurmuyor da annesine “Onunla çok ilgilendiğin için kıskanıyorum” diyebiliyor; bu ifade duygunun çocuğun bedeninde büyümesinin ve birikmesinin önüne geçiyor. Sözlü ifadenin yanı sıra duyguların vücutta sebep olduğu değişikliklere (gerilimlere) dair bir farkındalıktan da bahsediliyor. Birine kızınca karnının kasılması, göğsünün daralması gibi vücutsal etkileri hepimiz yaşıyor ama buna genellikle dikkat etmiyoruz; oysa ki bu da öğrenilebilen bir beceri.
Markette kendini yere atarak ağlayan çocuk görüntüsünü biliyoruz hepimiz. İşte bu durum, doğru zamanda ve yerde ifade edilmeyen öfkenin bir tantrum olarak uygusuz bir yerde patlak vermesi şeklinde yorumlanıyor.
“Küçük kızlar hanım hanımcık otururlar!”
“Erkekler ağlamaz!”
“N’olacak canım oyuncağını aldıysa, sen de onunkini alırsın, sus şimdi.”
“Bunda üzülecek bir şey yok, git odanda ağla.”
“Ağlayınca çok çirkin oluyorsun…”
“Çocuk dediğin bağırıp çağırmaz.”
Bunlar gibi bize basit gözüken yönlendirmelerle öğretiyoruz çocuklara duygularının önemsiz olduğunu ve onları bastırmayı. Çocuk kendini sokaklarda ağlayarak yere atmasın diye kızdığı, üzüldüğü, utandığı küçük küçük durumlarda ona bu duyguları dışa vurması için fırsat vermek gerekiyor…
“Çok kızmış görünüyorsun. Gel beraber şu yastığı yumruklayıp o öfkeyi bedeninden çıkaralım. Annen sana yardım edecek.”
Aksi halde halka açık alanda yaşanan tantrum, ebeveyni de utanç durumuna sokacağı için çocukta patlayan öfkeyi yine utanç ve suçlulukla bastırma yoluna gidiliyor. Bu tantrumlar da bastırıldıkça çocuk duygularının önemsizliğine ikna olup onları yok sayan bir yetişkin olarak büyüyor ve sonunda biriken enerji, vücudun bir yerinden hastalık olarak patlak veriyor deniyor. Dikkate almaya değer bir yaklaşım.

Kaynak: Damla Çeliktaban- Habertürk

Uyuşturucu bağımlısı bir evsizi bağımlılığından kurtarıp trilyonlarca servet yapmasını sağlayan sokak kedisi Bob…

Uyuşturucu bağımlısı bir evsizi bağımlılığından kurtarıp trilyonlarca servet yapmasını sağlayan sokak kedisi Bob

Sokak kedisi Bob ve sokak müzisyeni James Bowen

Hayvanlar ile insanlar arasındaki dostluğun en güzel örneklerinden biri İngiltere’nin başkenti Londra’da Bob isimli bir sokak kedisi ve James Bowen adlı bir evsiz arasında yaşandı.

Genç yaşta uyuşturucu kullanmaya başlayan Bowen’a ilerleyen dönemde dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu ve manik depresif bozukluk (bipolar bozukluk) teşhisleri konuldu.

Uyuşturucu bağımlılığının pençesinde zor zamanlar yaşayan Bowen, kimi zaman sokaklarda kimi zaman da hayırsever kurumların barınaklarında kalıyordu.

sokak-kedisi-bob.jpg

Bu süreçte sokakta müzik çalarak para kazanmaya çalışan Bowen, eroin satın alabilmek amacıyla kendisi gibi uyuşturucu bağımlısı olan arkadaşı Hannah ile hırsızlık bile yapmış. Bowen kendi ifadeleriyle o zamanları şöyle anlatıyor:

Birimiz eski püskü elbiseler giyerek bir dükkâna girerdik, diğerimiz ise temiz ve düzgün kıyafetler ile… O esnada eski püskü elbiseler içindeki karışıklık çıkarıp market çalışanlarının dikkatini dağıtırdı. Diğeri de eline geçirebildiği kadar yiyeceği çantasına doldurup oradan uzaklaşırdı. Daha sonra çaldığımız yiyecekleri satıp elde ettiğimiz parayla uyuşturucu satın alırdık.

sokak-kedisi-bob-ve-sokak-muzisyeni-james-bowen-2.jpg

Dibe vuran Bowen’ın hayatı 2007 yılında değişti. O yıl Bowen’ın yolu, kaldığı barınağın önünde karşılaştığı sarı bir kediyle, nam-ı değer Bob ile kesişti. Bowen sevimli kediyi ilk gördüğünde kiracının sanarak yanından öylece geçip gitti. Ancak kaderleri bir şekilde kesişmek zorundaymış gibi, Bowen ertesi gün de aynı kediyi aynı yerde gördü. Kedinin tasmasının olmadığını fark eden Bowen, diğer kiracılara kedinin onlara ait olup olmadığını sordu. “Hayır” cevabını alan Bowen, patisi iltihaplanan kediyi bir hayvan barınağının veterinerine götürerek tedavi ettirdi.

sokak-kedisi-bob-ve-sokak-muzisyeni-james-bowen-3.jpg

İki haftalık tedavisinin ardından sağlığına geri kavuşan kediyi, bulduğu yere bırakan ve işe gitmek için otobüs durağına giden Bowen, otobüs beklediği esnada arkasından gelen “miyav” sesiyle irkildi. Bowen, arkasını döndüğünde sarı kediciğin kendisine boncuk boncuk baktığını gördü ve o an kendisi gibi gidecek bir yeri olmayan, “evsiz” kediyi sahiplenmeye karar verdi.

sokak-kedisi-bob-ve-sokak-muzisyeni-james-bowen-5.jpg

Bowen sevimli kediye Bob ismini verdi ve ona ayakkabı bağcıklarından bir tasma yaparak o günden sonra beraberinde Covent Garden ve Piccadily’de müzik çaldığı yerlere götürmeye başladı.

sokak-kedisi-bob-ve-sokak-muzisyeni-james-bowen-8.jpg

Kısa bir süre sonra Bowen ve Bob oldukça popüler oldular ve insanlardan olumlu tepkiler almaya başladılar. Müthiş bir iki olan Bowen ve Bob’un videoları sosyal paylaşım sitelerinde milyonlarca insan tarafından izlenilmeye başlandı.

Bob ile beraber yaşamında olumlu yönde bir değişim baş gösteren Bowen, hayata tutunmaya ve yeni bir başlangıç yapmaya yönelik umutlarını arttırmaya başladı. Bowen bu süreçte Bob’dan aldığı güçle uyuşturucuyu bıraktı, artık Bowen’ın hayatında sevimli kedi Bob’dan öncesi ve sonrası vardı.

sokak-kedisi-bob-ve-sokak-muzisyeni-james-bowen-10.jpg

James Bowen, sevimli kedi Bob ile hayata tutunuşlarını konu alan ve onlarca dile çevrilen “Sokak kedisi Bob (A Street Cat Named Bob)” isimli bir kitap kaleme aldı. Kısa süre içerisinde 4 milyondan fazla satan kitap Bowen’a 500 bin pound (yaklaşık 2 trilyon) kazandırdı. 2012 yılında satışa çıkan kitap, İngiltere’de 2 yıl boyunca en çok satanlar listesinde yer aldı.

sokak-kedisi-bob-ve-sokak-muzisyeni-james-bowen-9.jpg

2017 yılında Bowen ve Bob’un hikâyesi beyaz perdeye yansıyacak. Böylelikle bir kedi milyonlarca insanın hayatına dokunarak onlara umudu ve sevgiyi aşılayacak. Kim bilir? Belki de pek çok insanın hayatını değiştirecek. İşte Fragman…

Bowen, Bob’un kendisine bir amaç verdiğini, sorumluluk duygusu yüklediğini ve onunla beraber sevgiyi tattığını ve en önemlisi de kendisine hayatını yoluna koyacak umudu aşıladığını söylüyor, “Bob benim hayatını kurtardı.” diyor.

Bir insan ve hayvanın dostluğundan doğan sinerji ihtiyaç sahibi başka insanların ve hayvanların yaşamlarına dokunan büyülü bir enerjiyle büyümeye başladı. Bowen bir röportajında kazandığı parayla uyuşturucu bağımlılarının ve evsizlerin rehabilite edilmesi için hizmet veren kurumlara yardım ettiğini, ayrıca hayvanları koruma derneklerine de bağışta bulunduğunu, ancak artık bu konuda kendi projelerine yöneleceğini söyledi.

Sigmund Freud’un dediği gibi, “Kedilerle geçirilen zaman asla ziyan edilmemiştir”.

İşte James ve Bob…

Sokak kedisi Bob ve sokak müzisyeni James Bowen

 

Peki Biz Şimdi Neyiz?

16402968_10154916731554593_4851318161077458050_o1