Kendinizi Sevmek, Gurur Duymak Ve Kabul Etmek İstiyorsanız 16 Şubat Perşembe 10.00-18.00 arası Sizleri Bekliyoruz…

15621844_1133085553471092_4225115856106872613_n1

 

 

Başkasının sizi sevmesi onaylaması kabul etmesi için çırpınıyor musunuz? Kendinizi hapsettiğiniz zihinsel kalıplarla hayatınızı zehir mi ediyorsunuz?
O zaman bu seminer tam size göre… Kendiniz hakkında oluşturduğunuz tüm olumsuz inançların farkına varıp dönüşmek için, kendinizi sevmek ve onaylamak için 16 şubat perşembe 10.00-18.00 arası sizleri bekliyoruz…
Heal Your Life Workshop, Louise L. Hay’in kitapları ya da konuşmalarındaki öğretilerin çok daha ötesini kapsar.
Louise L. Hay, 1980’li yıllardan beri dünyada “insanın kendisini ve hayatının her alanını iyileştirme” akımının öncüsü olmuş, kişisel gelişimin en büyük ve önemli ikonlarından birisidir.
Heal Your Life Workshop” ruhsal, fiziksel, duygusal, içsel olarak dört ana yönden çalışır. Bütün workshop sürecinde deneyimleyeceğiniz her uygulama, temelde ‘kendimizi en derinden ve şefkatle sevebilme felsefesini’ deneyimletir. “Şayet biz kendimizi gerçekten sevmeyi başarabilirsek, hayatımızı tamamen değiştirebiliriz.” diyen Louise L. Hay’inde dediği gibi, kendi içine yapacağın bu güvenli ve keyifli yolculukta kendine olan bakış açını ve sevgini, dolayısı ile hayata karşı bakışını ve tavrını farkedeceksin. “Yaşamda nasıl hissetmek istiyorsan; kendine, hayata ve başkalarına da öyle davran” diyen Louise L. Hay “Heal Your Life Workshop”ta şunları amaçlıyor:
– Doğduğumuz andan itibaren farkında olarak yada olmadan almış olduğumuz, şuanki yaşamımıza olumsuz etkisi olan yada ‘bir şey beni engelliyor’ dediğimiz hallerin ardındaki bizi sınırlayan inanç kalıpları, düşünceler ve duygular için güçlü ve dönüştürücü uygulamalar.
– Motivasyonumuzu aşağı çeken, kısır döngü süreçlerin ardında yatan inançlarla vedalaşmak için egzersizler.
– Bastırılmış olumsuz duyguların (öfke, nefret, kızgınlık, korku, suçluluk duygusu vb.) kaynağını tespit edip, güvenle ifade edilebilmesi ve bırakılabilmesi için egzersizler.
– Hastalıkların veya fiziksel semptomların duygusal ve zihinsel kaynaklarının farkedilmesi, sevgiyle şifalandırılması için etkili uygulamalar.
– Özgürleştirici ve iyileştirici uygulamalarla geçmişin puslu gölgesinden çıkarır.
Seminer çıkışı katılım belgesi verilmektedir…
Başvurular
Anette İnselberg
Cep: 0(536) 798 68 68 & http://www.anettei̇nselberg.com
Nea Yaşam Merkezi
Valikonağı Cad. Poyracık Sok. İlgen Apt. N.28/15 K.4
Nişantaşı tel: 0212 219 19 30

Eklem Ağrılarının Limon Kabuğuyla Tedavisi Detay

Dinmeyen eklem ağrılarınızı limon kabuğuyla tedavi edebileceğinizi biliyor muydunuz?

eklem-agrilarinin-limon-kabuguyla-tedavisi_c1c6c1

Yalnızca çok farklı kullanış alanlarının olması ve lezzeti değil aynı zamanda sağlık için de oldukça yararlı olduğunun gösterilmesi sebebiyle limon modern beslenmenin vazgeçilmez bir meyvesi haline geldi. Yüksek C vitamini içeriğiyle diğer antioksidan ve besin maddeleri bir araya gelerek limonu hastalıkların önlenmesi ve soğuk algınlığı, larenjit, bakteriyel enfeksiyonlar, yüksek tansiyon, sindirim sorunları, cilt sorunları gibi sağlık sorunlarının mücadelesine yönelik oldukça işlevsel bir gıda haline getirdi.

Ayrıca bazı yakın zamanlı çalışmalar limonun kansere karşı dahi etkili olabileceğini gösterdi. Limonun bazı faydaları arasında yüksek C, A, B1 ve B6 vitamini içeriğiyle magnezyum, biyoflavonoid, pektin, folik asit, fosfor, kalsiyum ve potasyum içeriği bulunmakta. İçeriğinin dışındaki yararları ise bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olması, mideyi ve karaciğeri koruması, cildin serbest radikaller tarafından erken yaşlanmasını yavaşlatmasıdır.

Peki limon kabuğu neden özellikle eklem ağrısına iyi gelir?

128526046_limon1

limonata Çoğu insan bunu bilmez ama limonda bulunan yararlı besin maddelerinin neredeyse yarısı limonun kabuğunda bulunur. Acımsı tadından dolayı, çoğu insan kabuğunu atıp yalnızca meyvenin suyunu kullanır. Ancak limonun kabuğunu attığınızda aslında genel sağlığınıza iyi gelecek ve hatta eklem ağrısıyla mücadele edecek çok sayıda besin maddesini de atmış olursunuz. Limon kabuğu C vitamini, sitrik asit, malik asit, formik asit, hesperidin ve pektinin yanı sıra limon yağı, sitronella ve phellandrene gibi çok önemli besin maddeleri ihtiva eder. Limon kabuğunun çok güçlü özellikleri bulunur ve yüksek ateşle mücadelede yardımcı olan güçlü bir antiseptiktir. Aslında limon kabuğunda bulunan esans yağlarının kan damarlarını rahatlatıp ağrı hissini önemli ölçüde azaltan iltihap sökücü bir etki yaparak eklem ağrılarını azalttığı gösterilmiştir.

Limon kabuğuyla eklem ağrıları nasıl tedavi edilir?

128526052_limon61

limon-kabuğu-rendesi

Şimdi herkes limon kabuğunun faydalarını öğrendiğine göre, gelecek sefer limonata yaparken kabukları atmayacağınızdan eminiz. Eklem ağrısını dindirmek için kabuktan tam fayda almak istiyorsanız, aşağıdaki tarifleri deneyin. Malzemeler; Doğal sızma zeytinyağı 2 büyük organik limon Okaliptüs yaprakları Kapaklı küçük bir kavanoz Temiz bir sargı bezi Hazırlanışı; Limon kabuklarını kavanozun içine koyun ve kabukları tamamen kaplayacak kadar zeytinyağı ekleyin.

Okaliptus yapraklarını koyun. Kavanozu sıkıca kapatın ve karışımı iki hafta bekletin. İki hafta geçtikten sonra, karışımınızı sargı bezinin üzerine dökün ve ağrı duyduğunuz bölgenin üzerine yerleştirin. İdeal olarak bu tedaviyi gece uygularsanız bu merhem siz uyurken cildinize iyice işleyebilir.

Limon kabuğundan yapılmış çay

128526059_limon131

Eklem ağrısı için yukarıdaki tedavinin yanı sıra, tüm faydalarını almak ve en iyi sonuçları görmek için ayrıca limon kabuğundan çay yapmayı da denemelisiniz.

Malzemeler; 1 litre su
2 limon kabuğu ve suyu
Bal (tercihe bağlı)

Hazırlanışı; Suyu demliğin içine boşaltın ve limon kabuğunu ekleyin. 15 dakika boyunca kaynatın ve ardından altını kapatıp limon suyu ile bal ekleyin. Limon kabuğu çayının faydaları Bacak ve kol eklem ağrılarını dindirir İtihap ve gazı azaltır Doğal detokstur Kan pH’ını düzenlemeye yardımcı olur Bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıkları önler Tansiyonu düşürür Fazla yağı atarak cildi daha sağlıklı hale getirir. Ağız kokusuna iyi gelir Rahatlatıcıdır Gerginliğe ve baş ağrısına iyi gelir

eklem-agrilarinin-limon-kabuguyla-tedavisi_c1c6c1

Detay ►http://www.saglikhaberleri.com.tr/sifali-bitkiler/eklem-agrilarinin-limon-kabuguyla-tedavisi-h103171.html

HAYATTA HİÇ BİRŞEY TESADÜF DEĞİLDİR…

uranus1
Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onların belli amaca hizmet etmek, bize bir ders vermek, kim olduğumuzu ya …da olmak istediğimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüreğimizin derinliklerinde hissederiz. Bu insanların kim olacağını asla önceden kestiremezsiniz; belki oda arkadaşınız, komşunuz, profesörünüz, uzun zamandır görmediğiniz
… bir arkadaşınız, sevgiliniz ya da belki de sadece göz göze geldiğiniz bir yabancı..Her kim olursa olsun, o kader anında hayatınızın bir biçimde etkileneceğini bilirsiniz. Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar size korkunç, acı dolu, haksız gibi görünür. Ancak fırtına dindikten sonra; bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün, azminizin ve yürekliliğinizin farkına varamayacağınızı anlarsınız.

Her olayın bir gerçekleşme nedeni vardır.Hiçbir şey tesadüfen, kötü ya da iyi şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık, yaralanma ve deneyimsizlikler, ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır. İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun, bu küçük testler olmasaydı hayat hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız…

Yaşamınızı, başarılarınızı ve düşüşlerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi yaratan insanlardır. Kötü deneyimler bile birilerinden öğrenilebilir. Bu dersler en zor, ancak büyük bir ihtimalle en önemli olanlardır.

Eğer biri sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni ve kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları AFFEDIN.Eğer biri sizi severse, siz de bunun karşılığında onu KOŞULSUZ sevin; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz ya da hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için.

Her günün tadını çıkarın. Her anın değerini bilin ve belki de tekrar yaşayamayacağınız bu andan alabileceğiniz en fazla şeyi almaya bakın.

SİMDİ’nin Gucunu iliklerinize çekin. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun, ONLARI DİNLEYİN, aşık olun, zincirlerinizi kırın; YARGILAMAYIN ve gözünüzü zirveye dikin. Başınızı DİK tutun, çünkü bunun için her türlü hakkınız var. Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve kendinize İNANIN. Eğer kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz

Hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirebilirsiniz. Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın!”

alıntı

Zamanla Birlikte Durum Her An Değişebil

16508189_10203145004301390_7799296022556386987_n1

Bir kuş canlıyken karıncaları yer. Öldüğü zaman karıncalar kuşu yer. Zamanla birlikte durum her an değişebilir. Hayatta kimsenin canını yakmayın ve aşağılamayın. Şu an güçlü olabilirsiniz. Fakat unutmayın! Zaman sizden daha güçlü!

İyi olun, iyi şeyler yapın…

 

 

Karl Marx’ın Eşine Mektubu…

jenny-von-westphalen-marx-ve-karl-marx1
Yürekten sevdiğim,
Sana yine yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor, ya da karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.
Kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olunca her şey ayırt edilmeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. Yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlarmış. Küçük tedirginlikler onlara yola açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. Yan yanalık dolayasıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyümesine yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. Aşkımda öyle…
Zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. Senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: O, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. Böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. Araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve çzel izlenimlerimde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. Ama aşk Feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil, sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor…
Dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? Senin tatlı çehrene sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.
Hoşçakal canım. Seni ve çocukları binlerce kere öperim.
Senin, Karl
Manchester, 21 Haziran 1865

KABULLENMEK / BİTİRMEK / ÖZGÜRLEŞMEK…

eftduygusal-ozgurlesme-teknigi-ile-stresten-kurtulma106721

 

 
Başka insanlarla ilişkilerimizde geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler ya da bazen onlarla ilgili beklentilerimiz, onları kaybetme korkumuz, bağımlılığımız gibi durumlar bizimle o kişi arasında görünmez bağlar oluşturur.
Fakat bu bağlar tıpkı bir insanı sararak öldüren sarmaşıklar gibidir; kimse kendisi olamaz, gelişemez, aradaki o bağlar; sevdiğimiz insanı da bizi kısıtlayan, gelişmekten-mutlu olmaktan alıkoyan, nedenini anlayamadığımız bizi aşağıda tutan bir “hal” içine sokar:
Zaman zaman şunu söyleriz: “Herşey yolunda, bir sorun yok, ama içim sıkılıyor.” yada “şunu yapmak istiyorum, içimde birşey sanki mani oluyor..” “evimi satmak istiyorum, satışa da çıkardım ama satılmıyor” Bunların hepsi gerçektir, yaşayanlar vardır ve durugörürler etrafımızdaki bu bağları görürler; bu bağ ister evimizle, ister sevgilimizle, ister çocuğumuzla olsun…
Hatta bazen kendi korkularımız, kendi yargılamalarımız, beklentilerimiz… Sebebiyle
Kendi kendimizi bile bağlarız. Yani en sevdiklerimizi yahut kendimizi İLERLEMEKTEN ALIKOYARIZ bilmeden…
Bu şuna benzer: Çocuk üniversite sınavında en sevdiği bölümü, ülkenin en iyi üniversitesini kazanmıştır, fakat o üniversite başka şehirde ya da ülkede olduğu için anne-baba
“ben seni çok seviyorum, dizimin dibinde kal, gitme…” demektedir… Belki “o mesleğin” en parlak kişilerinden biri olabilecekken, onu çok sevdiğimiz için! Onu yanımızdan ayırmadık diye, onu dünyanın en bahtsız insanı yapmak! İşte bağımlılıklar, korkular, olumsuz deneyimler… Gibi etkenlerle, biri ile aramızda bağların olması da aynı böyle bir şeydir…
Mademki ruh olarak büyümeye geldik… Büyüyelim ve sevdiklerimizin büyümesine “izin” verelim…
Evet, bu çalışma “o bağları” kesmek içindir; ilişkiyi bitirmek için değil. Fakat bitmesi gereken ilişkilere de izin vermeliyiz… Gitmesi gereken’e izin vermeliyiz.
Gözlerinizi kapatıp bir kaç tane yavaş ve derin nefes alın, bedeninize gevşediğini söyleyin.
Sonra deyin ki:
———————–
“Sevgili …………
Seninle yaşadığımız ilişki süresince bilerek yada bilmeyerek yaşattığım tüm zorluk ve sıkıntılar için senden özür dilerim. Lütfen beni bağışla.
Ben seni içtenlikle bağışlıyorum. Ve sevgiyle ya da zorlayarak bana öğrettiğin her şey için sana teşekkür ediyorum. Öğrenmem gerekenler için bana “rol arkadaşı” olduğun için teşekkür ediyorum. Aramızdaki bağları kesiyorum ve seni benden, beni senden özgür bırakıyorum.
Hayat Yolun ışık ve sevgi olsun her zaman…”
———————–
Bunu yapmak her geçen gün enerjinizi(auranızı) size ait olmayan ama sizi bağlayan, kapatan her türlü enerjiden temizleyecektir.
Bu da şu anlama gelir:
Yepyeni bir kader yaratma şansına sahip olacaksınız.
Öncelikle aile bireyleri, eş, çocuk gibi en yakın ilişkilerimizden başlayarak ilişki içinde bulunduğumuz herkes için tek tek yapılması tavsiye ediliyor. Ölmüş yakınlarımız için de…
Ve özellikle zor deneyim yaşadığımız kişiler için de…
Ta ki affettiğimizi hissedene kadar…
Şu hep hatırımızda olsun lütfen; biz bu çalışmayı öncelikle kendimiz için yapıyoruz; kendi ruhumuzu, hayatımızı, kaderimizi iyileştirmek için…
OLABİLECEĞİMİZ EN YÜKSEK POTANSİYELDEKİ KENDİMİZ OLMAK İÇİN…

“Dile benden ne dilersen” diye soran krala dilenci gülerek…

dilenci_teknoloji_bobiler1

 

 

 

Hikayeye göre bir kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. “Dile benden ne dilersen” diye soran krala dilenci gülerek, “sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz” der. Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. “Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne istiyorsun?” “Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım” der. Dilenci sıradan bir dilenci değildir.
Kral ısrar eder. “Ne istersen iste sana verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz” der. Bunun üzerine dilenci, elindeki kâseyi krala uzatır ve “bu kâseyi herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?” diye sorar. Kral bir kahkaha atar ve vezirine kâseyi altınla doldurmasını emreder. Kâse dolup taşmakta ama sonrasında hemen boşalmaktadır. Altınlar, buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır.
Bir dilencinin kâsesini dolduramadığı ülkede kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır kâseye. Ne var ki kâsenin dibi yoktur sanki. Dolup taşmasına rağmen kâse sürekli olarak boş kalmaktadır. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır: “Tamam, tamam sen kazandın”. “Dileğini yerine getiremedim ama lütfen bana kâsenin neden yapılmış olduğunu söyle” der. “Çok basit” diye yanıtlar dilenci. “İnsan hırsından yapılmıştır.
Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. İstek dediğin nedir ki! İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Örneğin bir iş istersin… Bir araba… Ev… Eş… Bir başka şey!.. Tek tek her birini elde ettiğinde, her şey anlamını yitirir. Neden? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. İş senin, araba da garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir.
Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın. İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek bir ’dilenci’ olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İsteğin bu yönünü kavradığında yaşamının dönüm noktasındasın demektir. Bu durum ancak seni mutlu edecek şeyleri dışarıda değil, kendi içinde aradığın zaman gerçekleşir. Ve gerçek tatmine ve mutluluğa ancak o zaman erişirsin” der. Gelelim hikayenin verdiği derslere: Kral bile olsanız bir dilenciden bile öğrenebileceğiniz çok önemli yaşam dersleri olabilir.
Gerçek mutluluk insanın içinde ve kendisinin elindedir. Mutluluğu ve başarıyı yakalayamayanlar, hatayı başka yerde değil kendi içlerinde aramalıdırlar. Bir şeyi elde etme hırsı değil, elde ettikten sonra da onu istemeğe devam edebilme becerisi yaşamı anlamlı kılar. Bir kralın dilenciye, bir dilencinin de krala dönüşmesi an meselesidir. Yaşam, dilenmek için çok kısa, dilenci olmak içinse çok uzundur…

11-14 Mayıs 2017 Benim De Mandala Eğitimi Aldığım Paul HEUSSENSTAMN ile Mandala Workshopunu Kaçırmayın…

bros%cc%a7u%cc%88r%2011