Kızılderililerin Şeref Yasaları;

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler..
2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.
5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.
6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister hayvan veya bitki olsun.
7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.
11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 – Her zaman dürüst ol.
15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.
16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
18 – İyi talihini başkaları ile paylaş.
19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Ekşi Maya Nasıl Yapılır?

eksi-maya-376x2801
Ekşi maya bilinen en eski hamur mayalarından biridir. Bazı uzmanlara göre ise bilinen en sağlıklı ekmek mayasıdır. Maya bir mantar kültürü olup, mayalanma işlemi de mantarların ortam üzerindeki aktiviteleri sonucu oluşan durumdur.
Ekşi maya ile hazırlanan yiyeceklerin hazır mayaya nazaran bir takım üstün özellikleri olduğu savunulmuştur. Bu görüşlere göre; ekşi maya ile hazırlanan ekmeklerin daha lezzetli olduğu, daha geç bayatladığı, sindiriminin daha kolay olduğu gibi sayılabilir. Ayrıca, daha az alerjen olduğu belirtilmiştir.
Ekşi Maya Nasıl Yapılır?
Ekşi Maya Tarifi
Ekşi maya yapımı kolay ancak biraz zaman isteyen bir olaydır. Yaklaşık 1 haftada maya kullanıma hazır hale gelmektedir. Öncelikle bir bardak oda sıcaklığında temiz içme suyu ile bir bardak kepekli un birbirine karıştırılır ve iyice birbirine karıştırılır. ( Zorunluluk olmamakla birlikte kavanozun içerisine bir kaç tane nohut eklemek mayalanma işlemini hızlandırabilir. ) Mutfakta oda sıcaklığında bir köşeye bırakılır. Ertesi gün karışımın yarısı eğer başka bir maya yapmak istenirse temiz bir kaseye boşaltılır  veya atılır. Kavanozun içerisinde kalana kısma ise yine bir çay bardağı un ve bir çay bardağı su eklenir. Karışım iyice çırpılır ve birbirine karıştırılır. Kaseye alınan kısım tekrar karıştırılmaz. Burada amaç mayanın lezzet oranını korumaktır. Buna maya eksiltmesi adı da verilir. Ertesi gün yine aynı işlem yapılır yani kavanozun yaklaşık yarısı boşaltılır ve bir çay bardağı un ile bir çay bardağı su birbirine karıştırılır. Bu işleme 6 gün boyunca aynı şekilde devam edilir. Altıncı günün sonunda ekşi maya hazır hale gelir.

Burada bir kaç püf nokta belirtelim: Bazen yukarıdaki yöntemle maya tutturma işlemi başarısız olabilir. Bunda kullanılan malzeme ve ortam faktörleri etkilidir. Eğer garantiye almak istiyorsanız ilk gün un ile karışacak suyun içerisine bir miktar taze sıkılmış meyve suyu eklenebilir. İkinci bir yöntem ise doğal yoğurt suyudur. Yoğurdun hafif yeşil suyu da hamura eklenebilir. Ev yoğurdu ile ekşi maya yapımı daha kolaydır.

Sağlıcakla Kalınız…

1organik.com

Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz.

16831086_1260653780692163_3411049982122914266_n1

 

 

Tezer Özlü (10 Eylül 1943 – 18 Şubat 1986)
“Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnız bir yüzey, benim gerçeğimle bağdaşmayan bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin “medeni durum” dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak, ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. İstediğiniz düzene ayak uydurmak o denli kolay ki…
Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. Bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.
Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”
Yaşamın Ucuna Yolculuk

Bugünün DİKENİ Yarının ÇİÇEĞİDİR!..

16142435_1189203181187698_6937630897903927877_n1

 

 

Bir zamanlar birisi Allah’tan bir çiçek ve bir kelebek diledi.
Fakat Allah bunların yerine ona bir kaktüs ve bir tırtıl verdi. Adam üzgündü, neden dileği yanlış anlaşılmıştı, bir anlam veremiyordu….
Sonra şöyle düşündü: Allah’ın ilgilenmesi gereken o kadar çok insan var ki … Ve sorgulamamaya karar verdi.
Bir zaman sonra, adam öylece bıraktığı dileğinin ne durumda olduğuna bakmaya gitti. Fakat gördüklerine inanamadı: dikenli ve çirkin kaktüsten güzel bir çiçek ortaya çıkmıştı. Ve göz zevkini bozan tırtıl harika bir kelebeğe dönüşmüştü.
Allah ne yaptığını bilir.
O’nun yolu HER ZAMAN en doğrusudur, bize tamamen yanlış görünse bile.
Eğer Allah’tan bir şey isterseniz ve O size başka bir şey verirse, GÜVENİN.
O’nun her zaman size ihtiyaç duyduğunuz şeyi uygun zamanda vereceğine emin olabilirsiniz!
İstekleriniz her zaman ihtiyacınız olan şeyler değildir !
Allah dileklerimizi her zaman yerine getirir, o yüzden kuşkulanmadan veya şikayet etmeden O’na inanmaya devam edin.
Bugünün DİKENİ Yarının ÇİÇEĞİDİR!..

Bir Kere Geldiğiniz Şu Hayatta Kendinize Yapmanız Gereken 17 Paha Biçilmez İyilik

Şöyle bir silkinin ve bu 17 iyiliği kendinize yapmaya başlayın. Hayatı bir tık ötede yaşamaya başlayacaksınız…

1. Kendinizi değersiz hissettiren insanları hayatınızdan bir bir uzaklaştırmak.

Kendinizi değersiz hissettiren insanları hayatınızdan bir bir uzaklaştırmak.

Büyük şeyler başarabilecek yeteneğiniz, azminiz olmasına rağmen böyle bir çevreye sahip olduğunuzda “Zor o iş”, “Yapamazsın sen onu” diyenler yüzünden olmanız gereken yerden çok daha aşağılarda oluyorsunuz. Potansiyelinizi kısıtlayan her türlü ortamdan uzaklaşın.

2. Başka insanların hayatlarını önemsememek.

Başka insanların hayatlarını önemsememek.

Sürüler halinde başkalarının hayatına özenilip, onlar ne yapıyorsa aynısını yapma uğraşına giriliyor. Ayrılınca kurdun kapmadığı bir sürü bu, iyisi mi ayrılın.

3. Yalnız kaldığınızda bile sıkılmayan biri olabilmek.

Yalnız kaldığınızda bile sıkılmayan biri olabilmek.

Niye yalnızken karamsar olunur ki, mis gibi kafa dinliyorsunuz. İnsanlarla da uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz.

4. Düzenli olarak şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak.

Düzenli olarak şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak.

İnsan içine çıkmak da gerekmez, isterseniz tek başınıza gidin doğayla iç içe olabileceğiniz bir yere. Hayatın mola yeri gibidir buraları.

5. Her şeyi kafaya takmamak.

Her şeyi kafaya takmamak.

Söylemesi kolay, gerçekleştirmesi zor bir durum. Zamana yayarak takmamayı da öğrenebiliyorsunuz. Şimdiye kadar taktınız da ne oldu, sadece kendinize zarar.

6. Geçmişi geçmişte bırakıp yeni bir sayfa açmak.

Geçmişi geçmişte bırakıp yeni bir sayfa açmak.

Geçmişe sadece ders olması için bakın. Yoksa bir yük olmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

7. Paranın peşinden koşarken ânı kaçırmamak.

Paranın peşinden koşarken ânı kaçırmamak.

Yaşlanınca dört bir tarafın parayla dolu olsa ne fayda, her yaşın tadını ayrı ayrı çıkaramadıkça.

8. Eşyaya ve insana bağımlı olmamak.

Eşyaya ve insana bağımlı olmamak.

“Kişi nesneleri düşündüğünde, bunlara karşı bir bağımlılık ortaya çıkar; bağımlılıktan arzu doğar; arzudan öfke doğar. Öfkeden yanılgı gelir; yanılgıdan aklın yitimi; aklın yitiminden ayrım kabiliyetinin çöküşü gelir. Ayrım kabiliyetinin yok oluşuyla kişi mahvolur.” – Bhagavad Gita

9. İzleyici olmaktan çıkıp, yapmaya başlamak.

İzleyici olmaktan çıkıp, yapmaya başlamak.

Enstrüman çalmayı mı öğrenmek istiyorsunuz, yapın o zaman; dünyayı gezmek mi istiyorsunuz, yapın o zaman. Hayat geçip gidiyor, en iyi zaman şimdidir. Bundan 20 yıl sonra ahlar etmemek için ertelemeyin, sadece yapın!

10. Kaçmış fırsatlar için ağlamayı bırakmak.

Kaçmış fırsatlar için ağlamayı bırakmak.

Kaçan fırsatlar için üzülürken önünüzden geçen fırsatları görmeyebilirsiniz. Biri gider, biri gelir.

11. Yeniliklere açık olmak.

Yeniliklere açık olmak.

Yeni insanlar, yeni müzikler, yeni şehirler keşfedin. Maceracı bir kişiliğiniz olsun, böylece sürekli yepyeni bir insan olarak kalacaksınız.

12. El âlem ne der düşüncesine gereksiz yere kafa yormamak.

El âlem ne der düşüncesine gereksiz yere kafa yormamak.

Kim ne der diye aldırmadan yaşayın. Siz hayatınıza ne diyorsunuz, asıl o önemli.

13. Gerek bilgi gerek sağlık olarak kendinize yatırım yapmak.

Gerek bilgi gerek sağlık olarak kendinize yatırım yapmak.

Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun, spor yapın, tecrübeler edinin, okuyun, okuyun, okuyun…

14. İçinize sinmeyen hiçbir şeyi yapmamak.

Yaş kemale erdi diye çevre baskısından dolayı duygularınızdan emin olmadığınız biriyle evlenmeyin mesela; ya da en basit konu bile içinize sinmiyorsa yapmayın, boş verin!

15. Her işinizi kendiniz görebilmeye alışmak.

Her işinizi kendiniz görebilmeye alışmak.

Kimseye muhtaç kalmadan kendi işinizi kendiniz görmeye çalışın. Zaten başkasına güvendiğinizde illaki bir aksilik çıkıyor. Hem bu şekilde daha fazla tecrübe kazanırsınız ve ileride karşılacağınız sorunlar karşısında dimdik durursunuz.

16. Mücadele etmekten ve hatalarla yüzleşmekten kaçmamak.

Mücadele etmekten ve hatalarla yüzleşmekten kaçmamak.

Çözmenin ve düzeltmenin zor olduğu durumlarda bile en azından denemiş olun.

17. Koskoca bir evrende göz açıp kapayıncaya kadar yaşayan zerre kadar canlılar olduğumuzun farkına varmak.

Koskoca bir evrende göz açıp kapayıncaya kadar yaşayan zerre kadar canlılar olduğumuzun farkına varmak.

 

Yani hiçbir şey için kendinizi yıpratmaya değmez. Hayat kısa, ânı yaşayın.

Kaynak: spritüeller

KENDİNİZE RASTLAMAK ?

mirror_ii_by_witchy_poo1

Birisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında.
Benliğiniz, size kendisini takdim eder.
Karsınızda duran kişi sizin bir suretinizdir.
O kişiyi karsınıza çıkaran bir peri vardır İçinizde.
Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır.
Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya …koyar onlar.
Bu size uzak göründüğü denli, ürkünç de gelir.
Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız.
Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız.
Her halükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır.
Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir.
Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır.
Bir gün karsınıza perişan bir dilenci çıkabilir, ya da varlıklı bir işadamı,
ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın,
yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz.
Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz.
Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız.
Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır.
Onların hepsi sizsiniz.
Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz,
ona karsı ya bir empati besler ya da onu suçlarsınız;
zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam.
Polisleri ve hırsızları görürsünüz; çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız.
Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz.
Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz.
Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız.
Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz.
Lakin her halükarda onların her biri sizsiniz.
Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz.
Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında;
ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan.
Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız.
Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır.
Hain kişi ve de meleksinizdir.
Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz.
Onların adımlarıyla yürümektesiniz.
Karsınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur.
Onları davet etmiş olduğunuzu hatırlamayabilirsiniz,
fakat onların varlığını inkâr da edemezsiniz.
Belki de davetiyenizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o.
Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız.
Bu, bir hak etme meselesi değildir.
Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir;
lakin bu bir mesuliyet halidir.
Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa,
örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, fark etmez.
Artık sorumluluk sizdedir.
Peronda duran sizsiniz.
Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır.
Binebilir ve tekrar inebilirsiniz.
İteklenip sıkıştırılabilirsiniz.
Orada olan sizsiniz.
Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir.
Oraya gitmişsinizdir.
Kâinatın reaktörü ve dinamosusunuz.
Onun ekseni ve merkezisiniz.
Surecin kendisisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz.
Nesne ve öznesiniz.
Geçişli ve geçişsiz fiillerin kendisisiniz.
Özel isimlersiniz, cins isimlersiniz.
Bunun iyi tarafı, istediğiniz her şey olabileceğiniz
ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir.
Mevcut dünya sizin yaratınızdır…

BEDENİNİZİ SEVİN

bedenin_dili1
Beden; dört temel element olan “su, ateş, hava, toprak” ile yoğrulmuştur. İnsanın hamuru bunların karışımından oluşuyor. Öyleyse beden varoluşun tüm elementlerini bünyesinde taşıyor diyebiliriz.
Kişi bedenini severse ona daha iyi bakmaya başlar. Eğer bedeninizi sevmezseniz ona karşı kayıtsız kalıp onu ihmal edersiniz. Ne var ki kendi bedeninden memnun olup onu seven insan sayısı o kadar az ki…
Araştırmacılar, “Bedeninin her bölgesini beğenip seven insanla pek karşılaşmadık” diyorlar. Evet, pek çok insan kendi bedenini beğenip sevmiyor. Oysa siz kendi bedeninizi beğenmezseniz, başkaları sizin bedeninizi niçin beğensin ki?
Beden fısıltıyla konuşur. Dolayısıyla mesajlarını fısıltıyla iletir. Bedenin bu fısıltılı seslenişlerini işitip isteklerini yerine getirmeliyiz. Örneğin beden, “Dur, artık yeme!” dediğinde onun sözünü tutmalıyız. Bedenimizin bilgeliğine inanıp onun dediklerini yapmalıyız.
Bedenimizle yeterince temasımız olmadığı için bizim anlamadığımız şeyleri söyleyip durur. Yapılan araştırmalara göre bir hastalık altı ay önceden bazı sinyaller vererek geliyor. Biz bedenin verdiği bu sinyalleri anlamazsak gereken tedbirleri alamayız. Böyle olunca da hastalık hızla ilerler. Belki de tedavi edilemeyecek bir noktaya ulaşır. Biliyoruz ki tüm hastalıklar ancak ilerlemeden fark edilirse tedavi edilebilir.
Genellikle yalnızca hastalanınca organlarımızın farkına varırız. Ancak midemiz ağrıdığında midemizin, başımız ağrıdığında başımızın, dişimiz ağrıdığında dişimizin, ayağımız kırıldığında ayağımızın… farkına varırız. Organlarımız sağlıklıyken, farkına bile varmayız onların. Dolayısıyla onların kıymetini de bilmeyiz. Aslında hasta bir organ bile tüm bedenin zor durumda olduğunu haber verir. Çünkü insan bedeni, farklı organlardan oluşan bir bütün olarak işler.
Zaman zaman bedeninizin herhangi bir yerinde gerginlik var mı diye kontrol edin. Ayak parmaklarınızdan başlayarak ellerinizle tüm bedeninizi dolaşıp gergin noktaları bulun. Oralara derin bir sevgiyle dokunup masaj yapın. Bu şekilde gergin noktaları rahatlatın. Sevgiyle dokunma sayesinde oradaki kara bulutların dağıldığını göreceksiniz. Sevgi enerjisi akıtan eller şifa dağıtır. Dikkat ederseniz yeryüzündeki tüm şifacılar, bu kutsal işi ellerinin yaydığı sevgi enerjiyle yaparlar. Gerçek şu ki bedenin en iyi ilacı, ellerden akan sevgi enerjisidir.
Bedenin içinde yaşıyoruz, onun içinde var oluyoruz, o bize hizmet ediyor; ama biz ona iyi bakmıyoruz. Oysa bedenimize iyi baktığımız takdirde ömrümüzün sonuna kadar bize hizmet eder. Unutmayalım ki mutluluk da ancak sağlıklı bedenlerde ikamet eder…
Tuncer ELMACIOĞLU
Kendini iyi hissetmek,
S.36″ Yediveren Yayınları

60 Yaşın Üzerindekilere Nasihatler…

imagesptlh31d3
Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.
Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.
Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.
Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.
En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.
Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur
Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.
Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.
Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.
Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.
Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.
Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil…
Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.
Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.
Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.
Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git… Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.
Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.
Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.
Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.
Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.
Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir.

Su başında durmuşuz,çınarla ben…

nazim_hikmet_31

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…
Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…
Nazım Hikmet Ran