Modigliani… Filmden çarpıcı bir dialog ”Ruhunu gördüğüm zaman gözlerini açık yapacağım” ..

modigliani1

Aşık olunacak bir ruh, kendine özgü, hayata karşı duruşu olan, asi ve ve usta ressam  Modigliani’y Andy Garcia oynamış.

Biyografik bir film olduğundan ayno dönem sanatçıları olan Picasso, Riviera, Utrillo, Satine, Renoir gibi usta ressamları filmde görmek mümkün.  Tabi film Modigliani’nin üzerinden yürüyor.

Picassoyla olan çatışmaları, hayatının aşkı olan Jeanne ‘le geçirdiği sürçler, çılgınlıkları, geve yaşantısı detaylı olarak işleniyor.

Jeanne’in sık sık nü şekilde resmeden ressam gözlerini de kapalı olarak yapar bunun sebebini soran karısına;^”Ruhunu gördüğüm zaman gözlerini açık yapacağım” der…

Tamamen ruhuna çalışan, lezzetli bir film…

Mutlaka görülmeli…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Film müzikleri de enfes

Elinizdeki Bu Bölgeye Uygulayacağınız Baskıyla Baş Ve Boyun Ağrılarından Tamamen Kurtulun…

 

Aslında yöntem binlerce yıl öncesine dayanıyor. Çinliler, yüzyıllardan beri çeşitli masaj teknikleri ile ağrılarına derman buluyorlar. Çinliler, vücudunuzun belli bir bölgesindeki noktaya uygulayacağınız baskının vücudun bir diğer bölgesindeki ağrıyı geçirdiğini keşfeden ilk kişiler oldular.

Boyundaki ve baştaki ağrıları geçirmeye yarayacak olan baskıyı yapacağınız bölgeye GB 39 adı veriliyor. Bacağın aşık kemiğinin biraz üstünde yer alıyor bu bölge. Kulağa tuhaf gelse de, bu noktaya yapılacak olan baskı boynu kesinlikle rahatlatıyor.

Eğer iş, eğitim veya ev işleri dolayısıyla yorgun bir gün geçirdiyseniz ve boynunuz ağrıyorsa, bu yöntem çok işinize yarayacak.

 

Küçük parmağınızı bileğinizin hemen üstündeki bölgeye diğer parmaklarınızı da küçük parmağınızın üzerine olacak şekilde koyun. İşaret parmağınızı da bacak kemiğinizin hemen arkasındaki yumuşak bölgede yavaşça gezdirin. Bu nokta daha önce söylediğimiz gibi GB 39 olarak adlandırılıyor.

Bu sefer de baş parmağınızla aynı bölgeye bir dakikalığına baskı yapın.

Nefesinize konsantre olun. Derin derin nefes almanız gerekiyor.

Baskı yapmaya devam ederken kaslarınızı da dinlendirmeye odaklanın.

Bir dakika sonunda, baskı yapmayı bırakın ve dinlenin. Sonra birkaç saniyeliğine bu bölgeye masaj yapın.

Bileklerinize ulaşmakta güçlük mü çekiyorsunuz? Sorun değil! LI 4 adı verilen ve elinizde yer alan bir bölgeye uygulayacağınız baskı ile de baş ve boyundaki ağrıyı geçirebilirsiniz.

Bu noktayı bulmak ise çok kolay. Elinizi düz tutun. Baş parmağınız ile işaret parmağınız arasındaki buruşan bölge LI 4 bölgesi. Bu bölge, işaret parmak kemiğinizin altında yer alan yumuşak ve kaslardan oluşan bölge.

Bu sefer baskı yapacağınız nokta tamamen farklı ancak yöntem aynı. Bir dakika boyunca bölgeye baskı uygulayın. Nefesinize odaklanın. Acıyana kadar bölgeye baskı uygulayın. Daha sonra ise baskıyı yavaşça azaltın. Baskıyı tamamen azalttıktan sonra da aynı bölgeye masaj yapın.

Aküpresür, akupunktur ile yakından bağlantılı ve ağrıyı azaltmada etkili. Ancak eğer ağrınız çok fazlaysa, bir doktora danışmanız önerilir.

Bunu iş yerinizde bile deneyebilirsiniz. Eğer baskı uygulayacağınız bölgeleri anlattığımız şekilde bulamıyorsanız, aşağıdaki videonun 2:45. Dakikasında GB 39 bölgesi net bir şekilde gösteriliyor.

Başınızdaki veya boynunuzdaki ağrı uyguladığınız yöntem ile geçti mi? Yöntemi arkadaşlarınızla da paylaşmayı unutmayın

Kaynak: Nemsner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mandalı Kulağınızdaki Farklı Bölgelerde Bekletin – Olanlara Siz Bile İnanamayacaksınız

 

Bazen hepimizin ağrıları oluyor. Doktora gitmek için yeterli bir neden olarak görmüyoruz veya zamanımız olmuyor.

Bir yeriniz ağrıdığında ve iyi hissetmediğinizde ne yaparsınız? Sizce ağrı kesici tek çözüm mü? Eskiden ben de öyle düşünüyordum.

Bugünlerde ağrılar için alternatif tedavi yöntemleri var. Muhtemelen az sonra öğreneceklerinizi daha önce hiç duymamışsınızdır. Son derece basit ve etkili.

Muhtemelen akupunkturun nasıl yapıldığını ve vücudunuza nasıl iyi geldiğini biliyorsunuzdur. Peki vücudunuzdaki ağrıları kulağınıza yapacaklarınız ile geçirebileceğinizi biliyor muydunuz?

Yöntemin işe yaramasındaki asıl neden kulaklardan geçen sinirlerin vücudun sinir merkezine kadar gitmesi.

Kulağınızdaki altı farklı nokta ile vücudunuzun çeşitli bölgelerindeki ağrıları geçirmek mümkün. Tek yapmanız gereken önce ağrınızın nerede olduğunu tespit etmek ve daha sonra kulaktaki belirli noktaya baskı uygulamak.

Kulağınızın en üstündeki nokta sırt ve omuz ağrılarının tedavisinde kullanılıyor. Bu bölgeye 1 dakikalığına mandal sıkıştırın. Omuzlarınızdaki ağrının azaldığını ve stresin yok olduğunu göreceksiniz.

İç organlarınızda bir ağrıma hissediyorsanız mandalı bir dakikalığına 2. bölgede bekletin. Eğer ağrınız çok fazlaysa hemen doktora görünün.

Ancak ağrınız o kadar fazla değilse bu yöntemi deneyebilirsiniz. Bir hafifleme hissedeceksiniz.

Ortanın biraz üstündeki 3. bölge ise eklem ağrılarına iyi geliyor.

Bu bölgede mandalı bekleterek veya parmağınızda baskı uygulayarak eklem ağrılarınızdan kurtulabilirsiniz. Ağrınız devam ediyorsa doktora görünün.

Bu bölge ise sinüs ve boğazla bağlantılı. Üşüttüyseniz ve sinüzitiniz baş gösterdiyse buraya mandalla baskı uygulayabilirsiniz.

Bu bölge ise sindirimle yakından alakalı. Mideniz ağrıyorsa bu bölgeye mandal sıkıştırabilirsiniz.

Mideniz bulanıyorsa da aynı yöntemi yine bu bölgeye uygulayabilirsiniz.

Kulağınızın en alt bölgesi ise vücudun en önemli bölgeleri olan baş ve kalple bağlantılı. Baş ağrıları için bu bölgeye baskı uygulayabilirsiniz.

Bilim insanları akupunkturun nasıl işe yaradığını tam olarak açıklayamıyorlar. Ancak bilinen bariz bir gerçek var ki o da bu yöntem sayesinde ağrıların geçmesine yardımcı olan endorfinin salgılandığı.

Hemen hatırlatalım. Bu yöntem hiçbir zaman doktorlarınızın vereceği tavsiye ve ilaçların yerini tutmaz. Bahsettiğimiz kulak akupunkturunu isterseniz bir dakikalığına mandalla isterseniz de parmak uçlarınızla uygulayabilirsiniz.

Yöntemi arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilim insanları uyarıyor: Pirinci yanlış pişiriyorsunuz… Arsenik yiyorsunuz!

9nansnrice-1-696x3851

 

 

Dünya üzerinde milyonlarca insanın yediği pirinç pilavı büyük tehlike taşıyor. Yapılan son araştırmalar doğru pişirilmeyen pirincin yüksek seviyede arsenik taşıdığını ortaya koyuyor.
Bilim insanları, pirinç pilavını yaparken pirinci ıslatmadan haşlamanın sağlığa zararlı olabileceği uyarısında bulundu.
Son deneylere göre yaygın bir yöntem olan pirinci tencerede suyu çekene kadar pişirmek kalp hastalıklarına, diyabete, hatta kansere neden olabilir.
Zira pirinç tarlalarında kullanılan zehirler ve böcek ilaçları nedeniyle paketlenen pirinç tanelerinin üzerinde arsenik izine rastlanıyor. Doğru yöntemle pişirilmediği taktirde bu zehrin atılması mümkün olmuyor.
Belfast’ta Queens Üniversitesi’nde biyolojik bilimler profesörü Andy Meharg, BBC’de katıldığı bir programda sağlıklı pilav pişirme yöntemleriyle ilgili bilgi verdi.

Yapılan araştırmaya göre pirinç ancak bir gece önceden suda bekletilirse zehirlerinden arınabiliyor.
Bir gece önceden ıslatmak gerekiyor
Profesör Meharg üç pişirme türünü karşılaştırarak pirinçteki arsenik oranlarını ölçtü.
İlk olarak yaygın pilav yapma yöntemini kullanarak yani bir ölçek pirince, iki ölçek su koyarak pirinci haşladı.
Bu yöntemin sonunda Meharg arseniğin çoğunun pirinçte kaldığını gördüğünü belirtti.
Meharg, Bir ölçek pirince beş ölçek su konduktan sonra pişirilen pirinçte ise arsenik oranının yarılandığını gördü.
En güvenli yöntem
Son olarak bir gece önceden ıslatılan pirinçte ise zehrin yüzde 80 oranında azaldığı ortaya çıktı.
Meharg’a göre en güvenli pilav yapma yöntemi pirinci bir gece önceden ıslatmak, ertesi gün iyice yıkamak ve durulamak ardından bir ölçek pirinci beş ölçek suda pişirmek.

sozcu.com.tr

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kandaki İltihabı Düşürmek İçin… Kaçırmayın…

16388276_762304097257142_8398460961448912409_n1

Kiraz sapı kürü İbrahim Saraçoğlu Isırgan Otu faydaları

Kiraz sapı kürü İbrahim Saraçoğlu Isırgan Otu faydaları : İltihaplı eklem romatizması ve sinir sıkışması için Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu hocamızın önermiş olduğu kiraz sapı ve ısırgan otu kürü ile şikayetlerinizden doğal bitkisel tedavi yöntemi ile kurtulabilirsiniz.

İltihaplı eklem romatizması (romatoid artrit) hastalığı kişilerde ellerde ve ayaklarda ağrı belirtileriyle başlayan bir hastalıktır. Bir müddet sonra kişinin yaşam kalitesini düşürmekte, sosyal yaşantısına engel olmaya başlar. Öncelikle bilinmelidir ki iltihaplı eklem romatizması tedavisi olan bir hastalıktır. Eğer kontrol edilirse ve uygun tedavi yöntemleri uygulanırsa kişi bu hastalığı vücudundan atabilir. Eğer doktorunuz size bu hastalığın tanısını koymuşsa evinizde İbrahim Saraçoğlu hocamızın tarifini verdiği bitkisel kür ile tedaviye başlayabilirsiniz. Kiraz sapı ve ısırgan otu ile hazırlayacağınız bu kür aynı zamanda sinir sıkışması içinde kullanılır.

Kiraz Sapı ve Isırgan Otu Kürü ile Sinir Sıkışması – İltihaplı Romatizma Tedavisi

Sinir Sıkışması ve iltihaplı romatizma tedavisinde lazım olan malzemeler:

  • 25-30 adet kurutulmuş kiraz sapı
  • Bir tutam ısırgan otu
  • Yarım litre klorsuz su

İltihaplı Romatizma – Sinir Sıkışması Kürü Nasıl Hazırlanır?

İlk olarak yarım litre klorsuz suyu önceden kaynatın. Kaynamaya başladıktan sonra içerisine 25-30 adet kiraz sapını ilave edin. Kiraz saplarını ilave ettikten sonra yaklaşık 3 dakika daha kaynatın. 3 dakika dolduktan sonra yaklaşık kiraz sapı miktarı kadar bir tutam ısırgan otunu karışıma ekleyin. Isırgan otunu da ekledikten sonra kısık ateşte 6-7 dakika daha kaynatın. 6-7 dakika sonra ocağın altını kapatın ve ılımaya bırakın. Ilındıktan sonra süzüp içebilirsiniz.

Kaynak: bayanlar bilir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Böbrek Taşı Düşüren Karışım Tarifi…

16508106_765428750278010_8540991876393236964_n1

 

Böbrek taşlarını döken maydanoz karışımı yapılışı
Böbrek taşlarını döken maydanoz karışımı yapılışı ile evde böbrek taşlarınızı idrar yolu ile atacaksınız.
Böbrekler organlarımız arasında en önemli görevlerden birini üstlenmiştir. Çünkü makine gibi çalışan kusursuz vücudumuzda biriken zehirli toksinler ve atıklar böbrek ile arındırılır, süzülür ve idrar yolu vücuttan dışarı atılır.
Bu kıymetli organımızın düzgün çalışabilmesi için zamanla temizlenmesi gerekir. tıpkı klimaların filtreleri gibi. İşte bu böbrek temizliğini size vereceğimiz maydanoz karışımı doğal yollar ile yapacaksınız

Aslında böbrekler zehirleri ve toksinleri tuz kristalleri olarak idrar yolu ile atar , daha büyükleri de taş olarak bilinir halk dilinde. Bizim vereceğimiz maydanoz çayı tarifi ile tuz kristalleri ve böbrek taşları idrar yolunuzdan çıkıp gidecek.
Böbrekleri detokslayan bu maydanoz çayı tarifi için gerekli malzemelerimiz:
Bir avuç kişniş veya bir avuç maydanoz.

Üç bardak da su.

Hazırlanışı ise oldukça pratik. Öncelikle maydanoz veya kişniş yapraklarını eliniz ile parça parça bölün (bıçak kullanmamaya çalışın çünkü vitaminini kaybetmesini istemiyoruz) ve bir tencereye doldurup üç bardak suyu ekleyin. 10 dakika tencereyi kadar ateşte kaynatın ve soğumaya bırakın

Hatırlatma:
Kadınlar için özel günlerinde maydanoz kürünü kullanması tavsiye edilmez sebebi ise kanamayı hızlandırabilir. Hamile kadınlar ise maydanoz kürünü kullanmadan önce doktora sormalıdır. Herhangi bir yan etkisi görülmemiştir. Lütfen haberi paylaşarak daha fazla insana ulaşmasını sağlayın. Ülkemizde pek çok böbrek hastası ve idrar yolu enfeksiyonu olan vatandaşımız olduğunu hatırlatırız. Sağlıklı günler dileriz.

Kaynak: Diyetevi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HO’OPONOPONO İYİLEŞTİRME YÖNTEMİ UYGULAMASI

Ho'oponopono v1:_

 

Dr. Len’e kendisini iyileştirmekle ilgili ne yaptığını sordum. O hastaların dosyalarına baktığı zaman tam olarak yaptığı neydi?
“Üzgünüm, ve tekrar tekrar “seni seviyorum” diyorum”, dedi
**
Senin gibi biri bana geldiği zaman, İlahi Olan’a, “Lütfen, ……….’da bu acıya neden olan benim içimdeki devam etmekte olan şey neyse, onu nasıl çıkarıp atacağımı bana anlat”. Ve acınız gidene kadar veya siz durmamı isteyene kadar bana verilen bilgiyi uyguluyorum.
**
Herhangi bir problemi çözmek istiyorsanız, kendiniz üzerinde çalışın. Eğer başka biriyle probleminiz varsa, kendinize şöyle sorun, “Bu kişinin canımı sıkmasına neden olan içimdeki şey nedir?”. İnsanlar yaşamınıza sadece sizin canınızı sıkmak için çıkagelirler! Eğer bunu biliyorsanız, herhangi bir durumu kaldırabilirsiniz ve orada salıverebilirsiniz. Basittir: “Olan şeyler için üzgünüm. Lütfen beni bağışla.”
– Benim ve o kişi için probleme neden olan içimdeki hatalı düşünceler için üzgünüm; lütfen beni bağışla”
**
Herkesin düşüncelerinden toksik enerjileri iptal etmek için uygulayabileceği bir düşünce temizleme aleti; Zihinsel olarak düşünün;
“Işığın Düğmesini benim ve ailemin, akrabalarımın, yakınlarımın ve atalarımın düşüncelerine açıyorum”…
Bu aletin kullanılabileceği zamanların sayısının sınırı yoktur. Alet, Zihninizi bölen, kendinizin, ailenizin, akrabalarınızın ve atalarınızın toksik düşüncelerini temizlemek içim Sevgiye bir ricadır.
“Üzgünüm. Problem olarak tezahür eden içimde süregiden her ne ise lütfen beni bunun için bağışla.” Sevgi bunu siler ve düzeltir.
İşte size kendinizi fark ettiğiniz herhangi bir şeyden iyileştirmede kanıtlanmış iki ho’oponopono uygulaması. Başkasında gördüğünüz her şeyin içinizde de olduğunu unutmayın, dolayısıyla bütün iyileştirme olayı kendinizi iyileştirmektir. Bu yöntemi sizden başka kimse uygulayamaz.
“İlahi Yaratıcı, tek olan baba, anne, oğul … Eğer yaradılışımızın başlangıcından şu ana kadar, ben, ailem, yakınlarım ve atalarım sana, ailene, yakınlarına karşı düşüncelerde, sözlerde, eylemlerde ve hareketlerde suç işlediysek/kırdıysak, bağışlamanı diliyoruz … Bunun temizlenmesine, arınmasına, salıverilmesine, tüm negatif anıların, blokların, enerjilerin ve titreşimlerin kesilmesine, silinmesine izin ver ve bu istenmeyen enerjileri saf ışığa dönüştür …. Ve oldu”
Bu rica (dua) ho’oponopono olarak adlandırılır ve her dinde rastlanabilir, çünkü “her inançta, suç işlediklerimiz için bağışlama istediğimiz bir bölüm vardır… Ancak bunun ötesine gideriz … aile, yakınlar ve atalar… bazı problemler, muhtemelen başka bir yüzyılda birisinin başını baltayla kesen bir büyükbabadan kaynaklanır. Atmayı istediğimiz şey “saf ışığa” dönüştürülür, çünkü aksi taktirde attığımız çöple “atmosferi kirletirdik”. Ancak saf ışık olarak, kirliliğe neden olmaz.”
“Ve oldu” dendiğinde, dönüşüm gerçekleşir, ve “bilgisayar depolanan çöpü otomatik olarak siler…
***
İkinci olarak, Dr. Hew Len’in iyileştirme şekli öncelikle “Özür dilerim” ve “Lütfen beni affet” demektir. Bunu bir şeyin – ne olduğunu bilmediğiniz bir şey – beden/zihin sisteminize girmiş olduğunu kabul etmek için söylersiniz. Oraya nasıl girdiği hakkında hiçbir fikriniz yoktur. Bilmek zorunda değilsiniz. Eğer fazla kilolu iseniz, sizi bu hale getiren programa yakalanmışsınızdır sadece. “Özür dilerim” derken, Tanrı’ya içinizden size getirmiş olduğu şey için af dilediğinizi söylüyorsunuz. Tanrı’dan sizi affetmesini istemiyorsunuz; Tanrı’dan sizin kendinizi affetmeniz için size yardım etmesini istiyorsunuz.
Bundan sonra, “Teşekkür ederim” ve “seni seviyorum” dersiniz. “Teşekkür ederim dediğiniz zaman, minnettarlığınızı ifade etmiş oluyorsunuz. Sorunun onunla ilgili olan her şeyin mutlak iyiliği için çözüleceği inancınızı gösteriyorsunuz. “Seni seviyorum” tıkanık enerjinin akmasını sağlar. Sizi Tanrı’ya bağlar. Sıfır konumu saf sevgi ve sıfır limiti olduğu için, sevginizi ifade ederek o konuma gelmeye başlıyorsunuz.
Bundan sonra olacaklar Tanrı’ya kalmıştır. Bir şekilde harekete geçmeniz konusunda içinize bir esinlenme doğabilir. Bu her neyse, onu yapın. Yapacağınız hareketten emin değilseniz, aynı iyileştirme metodunu kafa karışıklığınız için uygulayın. Net olduğunuzda, ne yapmanız gerektiğini bileceksiniz.
Bu, güncelleştirilmiş ho’oponopono iyileştirme yöntemlerinin basitleştirilmiş bir versiyonudur.
*Zero Limit; Joe Vitale – Dr. Ihaleakala Hew Len

Bağırsaklarınızdan kilolarca toksin çıkartan karışım

16473512_765725936914958_8135092371368350709_n1

Bağırsaklarınızdan kilolarca toksin çıkartan karışım: Aslında, obez veya fazla kilolu olmayan kişiler de bile bağırsaklarında yaklaşık 3-4 kilo zehir içerebilir. Buna ek olarak, şiddetli alerjilere sahip, aşırı stresli kişilerde veya obez kişilerde daha fazla olabilir. Sağlıklı beslenmenin yanında bu içecekle beraber 3 haftada zehirleri atacaksınız.
Çocuklar da buna bir istisna değildir. Yani, kötü beslenme alışkanlıkları düzgün tedavi edilmediği sürece ömür boyu sürebilen sindirim bozukluklarına neden olabilir.
Bağırsakta atık birikimi vücutta çeşitli dengesizliklere neden olabilir. Dahası, bir dizi sağlık ve kilo probleminin altta yatan nedeni olabilir.
Önce yapmanız gereken limonu, deniz tuzu, organik elma sirkesini ve zencefili içeren bu basit ev yapımı tarifi yardımıyla bağırsakları temizlemektir.
Bağırsaklarınızdan kilolarca toksin çıkartan karışım
İçindekiler:
Organik elma sirkesi – 1 Çorba kaşığı
Organik limon suyu – 2 çorba kaşığı
Organik zencefil – 1 yemek kaşığı
Deniz tuzu – bir tutam(az miktarda)
1 bardak içme suyu
1 bardak içme suyunu kaynatip içine tuzu ilave edin iyice karıştırın.Ardından, zencefili, limon ve elma sirkesini ekleyin ve iyice karıştırın.Bu Şekilde Kullan. Kahvaltıdan önce her sabah boş bir mideye bir bardak içeceksin.
Bu içecek elma sirkesi ve limonda olan antioksidanlar açısından zengin , bağışıklık sistemini güçlendirmek ve temizlemek için birebirdir. Tehlikeli zehirleri vücuttan atıp enfeksiyonlarla ve hastalıklarla mücadele edecek, güçlü mineraller ve vitaminlerce zengindir.
Lütfen paylaşalım.

Alternatif Bağırsak temizleyen ev yapımı ilaç

Bu iki malzemeden oluşan ev yapımı ilaç bağırsağınızdan kilolarca atığı temizleyecek.
Hafta sonu yemeği fazla kaçırdınız ve şu an pişmanlık mı duyuyorsunuz? Bağırsak temizliği vücudunuzdaki toksinlerden kurtulup sindirim sisteminize yeni bir başlangıç yaptırmanızı sağlayacaktır.
Bu ev yapımı içecek kolay, nazik ve sonuç verici. Bu hızlı bir bağırsak temizlemesi değil, sadece vücudunuzun kötü atığı filtreleyerek sadece yararlı bakteriyi sindirim sisteminizde tutmasını sağlıyor.
Bu maddelerden birincisi bildiğimiz her mutfakta bulabileceğiniz elma sirkesi. Elma sirkesi tıbbın uzun bir süredir birçok sağlık sorunuyla mücadelede faydalandığı bir içerik. Ucuz ve sadece bağırsağınıza değil vücudunuzun geri kalan kısmına da faydaları var.

Elma sirkesini satın alırken şişenin dibinde karanlık tortu olanından seçin. Bu tarz elma sirkeleri endüstriyel olarak işleme sokulmamış elma sirkesi olup çok daha fazla besleyici madde içerir.
Ayrıca bu tortunun içinde asetobakter adıyla bilinen bakteri bulunur. Bu bakteri oksijeni fermente ederek elma suyunu sirkeye dönüştürür. Bu bakteri aynı zamanda midemizde besinleri parçalayan bakterilerdendir. Elma sirkesi bağırsak düzensizliği, kan şeker oranı, ve tansiyonu düşürücü özelliği ile bilinmektedir.
Bu iki maddelik içeceği nasıl yapacağız?
Bu bağırsak temizleyen içeceği yapmak çok basit. Yukarıda bahsettiğimiz pastörize edilmemiş elma sirkesi ile işlenmemiş bal lazım.
Bir bardak dolusu sıcak suyun içerisine
– 2 kaşık elma sirkesi
– 2 kaşık işlenmemiş bal
Bu karışımı bal tamamen eriyene kadar karıştırın ve günün başında ya da herhangi bir zaman içebilirsiniz.

Kaynak: Diyet evi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

‘Dik durmak’ depresyona ilaç gibi geliyor

16473110_1107055322737530_4907388681431021759_n1

 

 

‘Dik durmak’ depresyona ilaç gibi geliyor
Yeni Zelanda’daki Auckland Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir araştırma, dik durmanın depresyona karşı etkili olduğunu ortaya koydu.
Sonuçları akademik çalışmalarıyla bilinen Behavior Therapy dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, dik durmak kişinin özgüvenini geri getirerek hayata daha pozitif bakmasını sağlıyor. Dik bir şekilde yürümenin depresyona karşı etkili olduğunu ifade eden araştırma ekibinin başındaki Profesör Elizabeth Broadent, “Dik oturmak ve yürümek korkularımızdan sıyrılmamızı sağlıyor. Güvenimizi geri getirerek daha mantıklı ve olumlu düşünmemize katkıda bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dondurulmuş Limon Mucizesi ve Şaşırtıcı Faydaları

dondurulmus-limon-728x4101
Dünyada ki en büyük ilaç firmalarından birinin beyanına göre 1970 li yıllarda bu yana yapılan laboratuvar testlerine göre 12 adet kanser tipine limonun faydası kanıtlanmıştır. İçlerinde kalın bağırsak, prostat, akciğer, pankreas ve meme gibi çok önemli kanser türleri bulunan bu deney sonucunda limonun kanser hücrelerini önleyici ve yok edici etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Limonu Türk mutfağında çoğunlukla sıkarak kullanıyoruz. Bu sayede yalnızca suyundan faydalanmış oluyoruz. Fakat limonun kabuğunun özellikle kanseri önleyici etkisi olduğunu bilmemizde fayda vardır.
Dondurulmuş Limon Kemoterapiden Daha Etkili…
Donmuş limon Kansere karşı çok etkili; Dondurulmuş ve rendelenmiş limon kanser hücrelerini öldürmesiyle öne çıkmaktadır. Bu açıdan kemoterapiden daha fazla etkili olduğu söylenmektedir. Bu şekilde söylenmesinin sebebi ise limon özünün sentetik versiyonunu üretmeye çalışan laboratuvarların olduğu bilinmesidir. Bu sayede yüksek kazançlar elde edeceklerdir.
Dondurulmuş limon sayesinde limonu kabuğuyla birlikte hiç bir şekilde ziyan etmeden kullanmış olursunuz. Bu sayede limonun içerisinde bulunan tüm vitaminlerden faydalanmış olacaksınız.

Dondurulmuş Limon Nasıl Hazırlanır?
Hazırlanışı: Donmuş limon elde etmek için öncelikle limonu güzelce yıkayalım. Ardından buzdolabına koyalım ve 1 gün bekletelim. 1 gün sonrasında limonu kabuğuyla birlikte rendeleyelim. Limonun bu şekilde kullanımı yemeklerinizde ve salatalarınızda çok farklı bir lezzet verecektir ve aynı zamanda oldukça fayda sağlayacaktır.
Rendelenmiş limonda yalnızca limonun suyuna göre 5-10 kat daha fazla vitamin vardır. İşte rendelenmiş dondurulmuş limonun faydaları;
Dondurulmuş Limon Faydaları;
Rendelenmiş dondurulmuş limonun vücuttaki toksinleri giderici ve vücut dinçleştirici etkisi vardır.
Dondurulmuş ve rendelenmiş olarak kullanılan limon yemeklere daha çok lezzet katacaktır.
Tüm dünya da limon ağacından elde edilen bileşikler kanser tedavisinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Kemo-terapi tedavisinde kullanılan bir çok ürünlerden 10.000 kat daha fazla tedavi edici etkisi vardır.
Kanser hücrelerini yavaşlatıcı etkisi vardır.
Limonun bir mucizesi de kötü huylu kanser hücrelerini tahrip eder aynı zamanda sağlıklı hücrelere hiçbir şekilde zarar vermez.
Stres ve asabi bozukluklara karşı tedavi edicidir.
Donmuş limonun ur, yumru, kist ve tümöre karşı iyileştirici ve önleyici etkisi vardır.
İltihap, enfeksiyon ve mantara karşı önleyici ve tedavi edicidir.
Donmuş limon parazit ve bağırsak kurtlarına karşı tedavi edicidir.
Son olarak dondurulmuş limon iyi bir antidepresandır.

Kaynak.  Organik Günler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

NERDE TÖKEZLERSEN HAZİNEN ORADADIR…!!!

16002836_10154914043554717_730830393506470989_n1
Bir çiftçi tarlasıyla uğraşırken sabanı yerinden kesinlikle kıpırdamayan bir şeye takılmış. Elbette ki ilk tepkisi bir küfür savurup, sabanı kurtarmak için çekmek olmuş. Sabanını kurtarmak için kazmaya başlamış. Şaşırtıcı bir şekilde, sabanın takıldığı şey toprağın derinliklerine gömülmüş demir bir halkaymış.
Sabanı kurtardıktan sonra, çiftçi meraklanmış ve demir halkayı çekmiş. Antika bir sandığın kapağı açılmış ve sandığın içi güneş ışığında parıldayan paha biçilmez mücevherler ve altınlarla doluymuş…!!!
– Joseph Campbell –

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeni bir reklam filmi var gördünüz mü? “Esnaf beni affeder mi?”diye…

7565066520381

Yeni bir reklam filmi var gördünüz mü? “Esnaf beni affeder mi?”diye…
Öyle tatlı, öyle içten geldi ki, sanki hislerimi filme çekmişler gibi…
Hep derim ya, esnaf candır diye…
Çocukluğumun bakkal amcası mesela… O bakkalın kokusu bile burnumda şu anda. Arap sabunu ile karışık, fırından çıkmış taze ekmek kokusu.
Camlı dolabın içinde duran kalıp kalıp beyaz peynirler. Hani o yağlı saman kağıdına sardığı.. O peynirlerin tadını hala başka bir peynirde bulabilmiş değilim.
Ne bileyim, kasanın yanında dizili duran arap kız resimli Mabel sakızlar, Tipitip’ler, şemsiye çikolatalar, şişe şişe sütler…
Gri hırkalı, beyaz gömlekli, burnunun üstüne gözlüğünü düşürmüş, o güleç, o babacan bakkal amcam. Adını sorsanız hala bilmem. “Bakkal Amca” işte. Güvenilir, tatlı, aileden biri gibi.
Annem sokakta oynamaya indiğim zaman beni ona emanet ederdi. Kendimi garip biçimde güvende hissederdim bakışlarını üzerimde hissettikçe. Kapıya yaslanır, şefkatle izlerdi bizi. Bildiğiniz kollardı bütün sokağın çocuklarını…
Avaz avaz bağırarak yakantop ve dalya oynadığımız o uzun yaz günlerinde, annem daireden dönmeden eve dönüp, üstümü değiştirip, apartmanın merdivenlerine tertipli bir biçimde oturup karşılamak isterdim onu. Anne-kız el ele tutuşur dükkandan içeri girerdik, ne eksikse artık.
Bakkal amca, yanağımdan bir makas alır, “Kızın çok usluydu bugün annesi” der, bana göz kırpardı. Sonra da illa bir şey ısmarlamak isterdi. Değişik bir çocuktum ben, tatlı ve çikolata sevmezdim mesela. O ağzının içine sıkılan çikolata tüpleri vardı, arkadaşlarım en çok ona bayılırlardı, benimse midem bulanırdı, öğğğ….
O yıllarda en bayıldığım şey varsa yoksa simit. Hala da öyle.!
Sokaktan simitçi geçti mi, başındaki tablayla boynunu ahenkle sağa sola döndürüp, gevrek gevrek “Simiyytçiyeeee” diye bir nara attı mı, pencerenin camına yapışırdım. Hep aynı saatte geçerdi, bir gözü bizim pencerede. Belime kadar sarkıp “12 numaraaa” diye seslenirdim. Akşamüstüne de bir yakışırdı ki o çıtır çıtır esmer, kavruk Ankara simitleri…
Sonra bir Kuaförümüz vardı, Ahmet Amca. Ne nazımı çekti garibim. Saç kestirmekten oldum olası nefret ettiğim için eline bir ayna alır, bir tutam keser, bir aynayla bana gösterirdi, bak kısalmadı korkma diye, bir tutam daha keser, bir daha gösterirdi, ta ki bütün saçım tamamlana dek… Eşi de manikür-pedikür-kasa işlerine bakardı. Ne uyumlu, ne tatlı bir çifttiler. Fonda Türk Sanat Müziği, sıcacık, samimi bir dükkan. Dükkan bile değil, komşu,komşu…
Manavımız Salim amca. Hani babamın bir türlü adını ezberleyemediği. Balkona çıkıp bağırırdı, “Mustafaaaa….” “ Aliii…..”
“Ya baba, öğrensene artık adamcağızın adını, ayıp olmuyor mu ??” derdim.
Gülerdi keyifle. “Olsun, bakıyor ya..” derdi.
“Evet, kim bağırıyor ordan diye bakıyor” diye söylenirdim.
Salim Amca o mesafeden bilirdi bizim komik komik atıştığımızı, siparişleri kapıya getirdiğinde bana “Boşver, ben biliyorum hocamın iyiliğini, o şakadan yapıyor”diye göz kırpardı bana.
Ola ki dükkanın önünden geçiyorsam, hemen oradan bir elma kapar, şöyle bir havaya atar tutar, mavi önlüğünde parlatıp uzatırdı gülümseyerek. Bütün mahalle severdi onu. Ne yumuşak huylu, ne iyi niyetli adamdı.
Yıllar geçtiii, biz unuttuk esnafı. Hele eşimle ilk evlendiğimiz yıllarda, öyle bir yerde oturuyoruz, ve eve öyle bir saatte geliyoruz ki, tek seçenek yakınlardaki market. Gelsin paketli gıdalar, o saate ne kaldıysa çürük çarık meyve sebzeler…
Ne zaman ki Maçka’da, Vişnezade’de ofis açtık, yeniden kavuştuk esnafın güzelliğine… Taş fırından tutun, o arap sabunu kokulu bakkala, her gün aynı saatte gelen yaşlı simitçi amcaya kadar. Hani şu bol satışlar dileyince, “Ağzın bal yesin” diyen simitçi amca. 🙂
Kadıköy’e taşınmamız ise en şahanesi oldu. Olabilecek en harika çarşının dibinde yaşıyoruz. Bir fırınımız var, ben öyle güzel ekmek,pide yemedim, öyle çalışkan insanlar görmedim. Müthiş bir ekip onlar, gün geliyor tezgahın arkasından unlu elleriyle çıkıyor bir amca , ekmeğinizi dilimliyor. Herkes her işi yapıyor gocunmadan. Hem biliyor musunuz, “askıda ekmek” adeti de var. Askıda simit, ramazan geldi mi askıda pide… Bir kara tahtaları var küçücük, oraya yazarlar, “Askıda ekmek :10 adet” filan diye… İhtiyacı olan gelir, askıdan istiyorum der, hiç gururuna dokunmadan alır ekmeğini gider.
Bir pastanemiz var, sahibi Birsen. Elleriyle yapıyor herşeyi içerde. Uzun uzun hasbıhal edip de alışveriş yapmanın keyfi bambaşka. Açması, kaşarlı poğaçası nefis olur.
Peynirlerimizi aldığımız bir baba-oğul var, bir kamyonette satıyorlardı önceleri. Salı ve Perşembe günleri gelirlerdi, upuzun kuyruklar olurdu kamyonetin önünde. İşte o çocukluğumun bakkal amcasının peynirine en yakın tat onlarda var. Tenekesini gözünüzün önünde açarlar. İstediğiniz kadar da denetirler, kocaman tırtıllı bir bıçağın sivri kenarından jilet gibi kesilmiş çeşit çeşit peyniri taze taze tadıp, ondan bir kalıp, bundan 300 gram sar demek ne güzel bir duygu anlatamam. Biliyor musunuz, şimdi dükkan açtılar yan sokakta. Adı ne tahmin edin : Kamyonetli Peynirci.!
Elektrikçiyi de tanırım, köşede çiçek satan Hülya’yı da… Eczacı Aynur Hanım’ı da.. Mahallenin sağlık danışmanı, herkese koşar, iyilik meleği gibi. Kızım minicik bebekken , gecenin dokuzunda, ta kapımıza ateş düşürücü fitil getirmişliği var. Minnetim bitmez ona benim.
Diyeceğim o ki, belki oturduğunuz site, esnafla iç içe olmanıza uzak bir yerdir. Ve tabii ki içinde yaşadığımız günlerde market kavramından yüzde yüz uzak kalamıyor olabiliriz. Ama yine de, naçizane tavsiyem, gözünüze bir sokak kestirin, koynunda esnaf barındıran. Haftada bir gün gidin oradan alışveriş yapın.
Mutlaka çocuğunuzu da yanınıza alın. Alışverişin sadece “tüketim” ve “para harcamak”tan öte bir kavram olduğunu öğrensin.
Alışverişin sadece parayla yapılmadığını, esnafın aslında komşuluğun bir parçası olduğunu, birşeyini satın aldığın insanın nasıl bir hayatı olduğunu, ondan satın alarak ona ne fayda sağladığını , onun o işi hangi duygularla yaptığını bilsin.
Kapitalizmin çarkları arasında çatır çatır ufalanmak istemiyorsak, para kazanmaya da, harcamaya da duygularımızı katabiliriz bence. Toplum olmak tam da bu değil mi?
Aslında büyük marketler değil de, hala çocukluğumuzdaki gibi herşeyi esnaf satıyor olsa, bu sağlıksız gıdalar bu kadar yayılamazdı diye düşünüyorum bazen. Vicdanları almazdı bence.
Ha diyeceksiniz ki, o zaman da süte su katan vardı. E vardı elbette.. Tarihin tüm dönemlerinde hain insanlar vardı, ama bu aradaki birkaç siyah taş uğruna koca çuval pirinci mundar etmemize neden olmazdı değil mi?
Alırdık önümüze koca bir tepsi, ayıklardık o pirincin taşlarını…
Bugün pirinç de bozuldu diyorsanız, çözüm ,size inci tanesi gibi pirinç satmaya odaklanmış esnaflar bulup onları desteklemekten geçiyor.
Che Guevera’nın konumuzla pek bir ilgisi yok, ama sözünün var :
“ İyilik yapmaya devam et.
Karşındaki o iyiliğe layık olmasa bile,
Sen o iyiliğe layıksın”.
Esnaf candır.
Kendinize bir iyilik yapın, elinizde onların paketleri olsun.
Bige Güven Kızılay
17.01.2017

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sıkıntılı ve tıkalı ilişki ve durumları çözmek için kullanabileceğiniz muhteşem bir Morrnah’ın Duası…

hqdefault1

Ruhum, yüksek benliğim, lütfen………………………………….. hislerimin, düşüncelerimin kaynağını bul. Varlığımın, bu kaynakla bağlantılı olan her bir seviyesini, katmanını, bölgesini, veçhesini al, analiz et ve Yaradanın hakikatiyle çöz.

Tüm zaman, boyut, mekanlar ve sonsuzluk boyunca işle.

Kaynakla bağlantılı olan her bir etkinliğini ve eklentisini şifalandır. Ta ki, Yaratanın iradesine göre, An’da kalabilene dek devam et. Işıkla ve hakikatle dolane dek…

Yaratanın huzuru ve sevgisi, yanlış algılarımı bağışla. Bu hislerime, düşüncelerime katkı olan herkesi, her yeri, durumu ve etkinliği bağışla.

Açılan boşlukla İlahi ışıkla dolsun, ve öyledir.

Hakan çeliğin çevirisi ve eklemeleriyle birlikte…

Not: Morrnah Kimdir?

Ho’oponopono, geleneksel bir Hawai bilgelik yöntemi. Kişisel sorumluluğu üstlenmek, grup içerisinde herşeyi açıkça ve saygıyla tartışmak, karşılıklı hoşgörü bağışlamayı içeren bir yöntem,
kadim hali ile. 80’li yıllarda, Morrnah Nalamaku Simeona, bu yöntemi kolaylaştırıyor, ve bireyin kendi kendine tek başına uygulayabileceği hale getiriyor.

Dolaşım ve İltihaplanma için Reçeteler –

Ayaklarınızı, bacaklarınızı ve ellerinizi soğuk hissetmeniz, dolaşım sisteminizle ilgili bir sorunun açık bir işaretidir. Genelde buna iltihaplanma eşlik eder ve gün geçtikçe daha da kötüleşebilir.

 

Dolaşım sorunları orta yaşlılarda ve yaşlılarda daha sık görülür çünkü atar damarlar zamanla daha katı hale gelir.

Bu sorunlar, yüksek kolesterol düzeyleri, zayıf bir diyet ve fiziksel hareketsizlik nedeniyle de gelişebilir.

El ve ayaklarınızdaki rahatsızlıklar ve bu uzuvlarınızın karşılaştıkları riskler nedeniyle durumu doğal olarak dengelemek için doğru önlemleri almak önemlidir.

Bu düşünceyle bu yazıda, kan akışını artıracak bazı ev reçetelerini paylaşmak istiyoruz; böylece vücudunuza daha verimli bir kan akışını sağlayabilirsiniz.

Hidroterapi

soguk-dus

Hidroterapi, etkilenmiş bölgeye sıcak ve soğuk su banyoları ile masaj yapmayı içerir.

Bu teknik, dolaşımı neredeyse o anda uyarır ve iltihaplanmayı ve ağrıyı önemli ölçüde azaltabilir.

Ne yapmalısınız?

  • Suyu, cildiniz için kabul edilebilir bir sıcaklığa kadar ısıtın ve iltihaplanan bölgelere uygulayın.
  • Daha sonra hızlı bir şekilde soğuk su ya da tercihen buzlu su banyosuna değiştirin (sadece dayanabiliyorsanız).
  • Bu işlemi beş dakikada bir şeklinde değiştirin.

Kırmızı biber

Kırmızı biberdeki etkin madde olan kapsaisin, kan basıncınızı ve kolesterol seviyelerini düşürmek için dolaşım ve kardiyovasküler sistemleri uyaran bir bileşiktir.

Diyetinize eklediğinizde ateroskleroz, kalp krizi ve felç geçirme riskinizi azaltırsınız.

Bunlar yetmiyormuş gibi, varisler, soğuk hissetme ve iltihap için iyi bir tamamlayıcı tedavidir.

Ne yapmalısınız?

  • Bir miktar kırmızı biber tozu alıp püre, çorba ve diğer yemek tariflerine ekleyin.
  • Ayrıca, haricen kullanılan merhemler ya da kremler hazırlamak için bir temel olarak kullanabilirsiniz.

Bacak kaldırma

bacak-kaldirma

Bu basit aktivite, bacaklardaki dolaşımı uyarmanın en iyi yollarından biridir. Yorgunluğu, gerginliği ve dolaşımdaki sorunlardan kaynaklanan şişmeyi azaltmak için iyi bir yoldur.

Ne yapmalısınız?

  • Eve döndükten sonra yatağınıza yatın ve bacaklarınızı tavana doğru kaldırın.
  • Dinlenmeden önce üç ila beş dakika boyunca bu konumda kalın.

Ginkgo biloba çayları

Ginkgo biloba bitkisi, kan damarlarını genişleten ve atardamar duvarlarına esneklik kazandıran aktif bileşikler içerir.

Bu çayı tüketmek kan akışını geliştirir, kan basıncınızı düşürür ve variköz damar oluşumunu engeller.

Malzemeler

  • 1 çorba kaşığı ginkgo biloba (10 g)
  • 1 su bardağı su (250 ml)

Ne yapmalısınız?

  • Ginkgo bilobayı bir çorba kaşığı kaynar suyun içine koyun ve 10 dakika boyunca demleyin.
  • Sonra sıvıyı filtreleyip bir çay gibi tüketin.
  • Günde iki defa içebilirsiniz.

Kırmızı şarap

kirmizi-sarap

Günde bir bardak kırmızı şarap içme şeklindeki yararlı alışkanlık, iyi dolaşımın sağlanması için mükemmel bir yoldur.

Üzümden türetilmiş güçlü bir antioksidan olan Resveratrol, ana damar duvarlarını temizlemeye yardımcı olur ve kan akışını iyileştirmek için esnekliğini korur.

Ne yapmalısınız?

  • Günün ana yemekleriyle bir kadeh kırmızı şarap için. Zararlı olabileceği için bu miktarı aşmamalısınız.

Omega-3

Omega-3’ün besin takviyeleri kardiyovasküler sağlığınız üzerinde önemli etkilere neden olabilir.

Bu esansiyel yağ asitleri damarları temizler, kolesterol düzeyini düşürür ve kalp hastalığı riskinizi azaltmak için iltihaplanmayı kontrol eder.

Tabletlerde ve diğer ilaçlar yoluyla satın alınabilse de, almanın en iyi yolu yiyecek olarak alınmasıdır.

Ne yapmalısınız?

Diyetinize aşağıdaki gıdaları eklemeyi deneyin:

  • Soğuk su balıkları
  • Zeytinyağı
  • Avokado
  • Fındık
  • Keten tohumu
  • Ay çekirdeği
  • Kabak çekirdeği

 

Yürüyüş yapın

yuruyus

Uzuvlarınızda gerginlik ve ağrı hissettiğinizde, en iyi çare dinlenmekmiş gibi gelir. Bu size biraz hafif bir rahatlama hissi vereceği halde, aslında sorununuzu daha da kötüye götürebilir.

Düşük etkili fiziksel aktivite kan akışını uyarır ve iltihaplanmayı azaltarak komple ve etkili bir rahatlama sağlar.

Ne yapmalısınız?

  • Günde en az 30 dakika yürüyün ve iyi miktarda su içtiğinizden emin olun.

Bu yazıda belirttiğimiz dolaşım yollarının her biri, bacaklarda ağırlık ve soğukluk hissini azaltacaktır.

İlk başta bu hislere sahip olmak normal görünse de, zamanında onları kontrol altına almazsanız, daha ciddi bir duruma gelebilirler.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğru insanı bulmak doğru insan olmaktan geçer

unnamed-e14664239976101

 

 

“Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar?” sorusu kadar beyin yakan bir başka soru da “Neden bu kadar insan yalnızken bu kadar insan yalnız? sorusudur. Her şeyin son hızla tüketildiği günümüz toplumunda ilişkiler de aşkta aynı hızda tüketilmektedir.

Hepimiz bir kere de olsa bir an da dünyanın en büyük aşıkları olup sosyal medyayı öpücüklü bol sarmaş dolaşlı selfieler ile donatıp bir hafta sonra ise büyük aşkın belgeleri olan o selfieleri imha edip yerine yeni aşklar, ilişkiler aramaya çıkmışızdır. Bir grubumuz ise hiç ilişki tanımını kullanmadan (çünkü ilişki tanımı birçoğumuza göre sorumluluk almak ya da kapana sıkışmak ile eşdeğer bir anlama gelmektedir.) adı konulmamış aynı zamanda çok eşliliğe de olanak sağlayan birliktelikler içerisinde bulunmuştur.

Doğru insan yok!

Diğer bir yandan da dost meclislerinde sohbet esnasında herkes aynı durumdan yakınıyor. Kadın erkek fark etmeksizin herkesin söylediği cümle aynı “doğru insan yok!”
Hepimizin zihninde oluşturduğu birçoğumuzun listeler halinde kağıtlara döktüğü bir “doğru insan” prototipi mevcuttur. Yıllarca bu “doğru insan” modelini bir nakış gibi işler dururuz. Hayat karşımıza yeni yeni durumlar kattıkça bizler de doğru kişi olabilecek yol arkadaşının özelliklerini mevcut şartlarımıza göre revize ederiz. Hayatımıza birçok insan gider ve çıkar. Her giren yeni kişiyi kafamızda yarattığımız o kişi kalıbına oturtmaya çalışırız. Ne kadar oturtmaya çalışsak da kalıba bir türlü sığmaz çünkü olmayan bir şeyi oldurmaya çalışmaktan ve zorlamaktan başka bir şey değildir bu. Öte taraftan her o kalıba uymayan kişi aslında bizim doğru insan olma yolumuzda nefsimizi, benliğimizi törpüleyen, yeni bir şekil veren, bakış açımızı değiştiren kişi olmaktadır.
Freud’ un da dediği gibi; ” Herkes doğru insanı bulmak ister yanılmamak için, oysa kimse uğraşmaz doğru insan olmak için.”

Bu sözün açılımı aslında hepimizin kendimiz ile ilgili bilinçaltındaki inançlarımızdır. Kişi kendisi ile ilgili bilinçaltında hangi inançlara sahipse, bu inançların onaylanmasına ihtiyaç duyduğundan, “doğru kişinin özellikleri listesi” yapar. Mesela o listede “beni çok seven birisi olsun” diye bir maddemiz var ise aslında bu maddeden kendimizi sevmediğimiz ve ihtiyacımızın kendimizi sevmek olduğu ortaya çıkar. Doğru insan için hazırlamış olduğumuz kriterlerin tamamı gerçekte kendimizde olmasını istediğimiz özelliklerin tamamıdır.
Mutlu bir birliktelik doğru insanı bulabilmekten değil, doğru insan olabilmekten geçer. Kendimizi sevmek, sevilmeyi hak ettiğimize inanmak ve kendimizi tüm kusurlarımızla kabul etmekten başlar.

Hayatımıza doğru insanı çekebilmek için önceliğimiz kendimizi değiştirmek ve yenilemek olmalıdır. Mutlu ve keyifli bir kişi olabilmeyi başardığımız sürece hayatımıza da mutlu ve keyifli insanlar girecektir. Bizler yeter ki bir adım atalım doğru insan bize koşarak gelecektir.

Yazar:Hüma Ünsal –

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »