




Beden; dört temel element olan “su, ateş, hava, toprak” ile yoğrulmuştur. İnsanın hamuru bunların karışımından oluşuyor. Öyleyse beden varoluşun tüm elementlerini bünyesinde taşıyor diyebiliriz.
Kişi bedenini severse ona daha iyi bakmaya başlar. Eğer bedeninizi sevmezseniz ona karşı kayıtsız kalıp onu ihmal edersiniz. Ne var ki kendi bedeninden memnun olup onu seven insan sayısı o kadar az ki…
Araştırmacılar, “Bedeninin her bölgesini beğenip seven insanla pek karşılaşmadık” diyorlar. Evet, pek çok insan kendi bedenini beğenip sevmiyor. Oysa siz kendi bedeninizi beğenmezseniz, başkaları sizin bedeninizi niçin beğensin ki?
Beden fısıltıyla konuşur. Dolayısıyla mesajlarını fısıltıyla iletir. Bedenin bu fısıltılı seslenişlerini işitip isteklerini yerine getirmeliyiz. Örneğin beden, “Dur, artık yeme!” dediğinde onun sözünü tutmalıyız. Bedenimizin bilgeliğine inanıp onun dediklerini yapmalıyız.
Bedenimizle yeterince temasımız olmadığı için bizim anlamadığımız şeyleri söyleyip durur. Yapılan araştırmalara göre bir hastalık altı ay önceden bazı sinyaller vererek geliyor. Biz bedenin verdiği bu sinyalleri anlamazsak gereken tedbirleri alamayız. Böyle olunca da hastalık hızla ilerler. Belki de tedavi edilemeyecek bir noktaya ulaşır. Biliyoruz ki tüm hastalıklar ancak ilerlemeden fark edilirse tedavi edilebilir.
Genellikle yalnızca hastalanınca organlarımızın farkına varırız. Ancak midemiz ağrıdığında midemizin, başımız ağrıdığında başımızın, dişimiz ağrıdığında dişimizin, ayağımız kırıldığında ayağımızın… farkına varırız. Organlarımız sağlıklıyken, farkına bile varmayız onların. Dolayısıyla onların kıymetini de bilmeyiz. Aslında hasta bir organ bile tüm bedenin zor durumda olduğunu haber verir. Çünkü insan bedeni, farklı organlardan oluşan bir bütün olarak işler.
Zaman zaman bedeninizin herhangi bir yerinde gerginlik var mı diye kontrol edin. Ayak parmaklarınızdan başlayarak ellerinizle tüm bedeninizi dolaşıp gergin noktaları bulun. Oralara derin bir sevgiyle dokunup masaj yapın. Bu şekilde gergin noktaları rahatlatın. Sevgiyle dokunma sayesinde oradaki kara bulutların dağıldığını göreceksiniz. Sevgi enerjisi akıtan eller şifa dağıtır. Dikkat ederseniz yeryüzündeki tüm şifacılar, bu kutsal işi ellerinin yaydığı sevgi enerjiyle yaparlar. Gerçek şu ki bedenin en iyi ilacı, ellerden akan sevgi enerjisidir.
Bedenin içinde yaşıyoruz, onun içinde var oluyoruz, o bize hizmet ediyor; ama biz ona iyi bakmıyoruz. Oysa bedenimize iyi baktığımız takdirde ömrümüzün sonuna kadar bize hizmet eder. Unutmayalım ki mutluluk da ancak sağlıklı bedenlerde ikamet eder…
Tuncer ELMACIOĞLU
Kendini iyi hissetmek,
S.36″ Yediveren Yayınları

Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.
Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.
Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.
Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.
En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.
Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur
Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.
Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.
Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.
Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.
Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.
Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil…
Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.
Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.
Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.
Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git… Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.
Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.
Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.
Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.
Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.
Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir.

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…
Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…
Nazım Hikmet Ran

1-Sana bir beden verilecek: Onu begenebilir veya begenmeyebilirsin ama tum omrun boyunca onunla olacaksin ve ona iyi bakmalisin.
2-Dersler Goreceksin: Dunya tam zamanli bir okuldur. Dersleri zor veya sacma bulabilirsin ama ruhunun bunlara ihtiyaci var.
3-Hata yoktur, sadece ogrenmen gerekenler vardir: Deneme yanilma yoluyla turlu deneyimlerden gececeksin. Basarisiz olmak da basarili olmak kadar bu yolculugun bir parcasidir.
4-Bir ders ogrenilene kadar tekrar eder: Alamadigin dersler degisik sekillerde hep karsina cikacak.
5-Ogrenmek hic bitmeyecek: Yasadigin muddetce dersler hep var; yaslansan da dersler hic sona ermez.
6-Buradan daha iyi bir ‘orasi’ yok: Dunyada nerede gidersen git, ic dunyani da beraberinde goturdugun icin derslerden kacamazsin.
7-Baskalari sana hep ayna tutacak: Baskalari sevdigin ve sevmedigin herseye ayna olacak; kendini onlara bakarak goreceksin.
8-Bu yasamdan ne ogrenecegin sana kalmis: Sana gerekli tum araclar verilecek; aci ve guzel deneyimlerden ne ogrenecegini sen belirleyeceksin.
9-Cevaplar icinde sakli olacak: Kendi icini dinleyip, icindeki bilgelikle baglantiya gecmen gerekecek.
10-Olur ya da olmaz dedigin hersey dogru olacak: Neyi nasil dusunursen o senin gercekligini olusturacak. Dusuncelerin hayatini sekillendirecek.
Mistik Yol
Bilinenin Otesi
SAKLAYIN BU PAYLAŞIMI !!

Kıyas, neşenin ölümüdür.” Mark Twain
“Kendin olmaya odaklanıp başkalarıyla yarışmadığında ve kendini kıyaslamadığında, herkes sana saygı duyacak.” Lao Tzu
En yaygın ve en yıkıcı günlük alışkanlıklardan biri, sürekli olarak kendini ve hayatını başkalarıyla ve onların hayatlarıyla kıyaslamaktır. Arabaları, evleri, işleri, ayakkabıları, parayı, ilişkileri, popülariteyi, kısacası her şeyi kıyaslarsınız.
Günün sonunda özgüveniniz dibe vurur ve olumsuz duygular sizi sarar. Peki ne yapabilirsiniz? Bu alışkanlıktan nasıl kurtulabilirsiniz?
Bugün bu alışkanlıkla başa çıkmanıza yardımcı olacak 3 basit adımı paylaşacağız, ancak bunları gerçekleştirmek zaman aldığından kendinize biraz süre tanıyın ve sabırlı olun.
ADIM 1: KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLARSANIZ KAZANAMAYACAĞINIZI ANLAYIN
Bunu bilinçli olarak anlamak gerçekten çok faydalı. Ne yaparsanız yapın, muhtemelen yer yüzünde o işi sizden daha iyi yapan biri vardır. Komşunuzun arabasından daha güzel bir araba aldığınızda iyi hissedebilirsiniz tabi, ancak birkaç hafta sonra bir başka komşunuz sizinkinden daha güzel bir araba alabilir.
ADIM 2: KENDİNİZİ KENDİNİZLE KIYASLAYIN
Ne kadar geliştiğinizi, neleri başardığınızı ve hedeflerinize ne kadar yaklaştığınızı görün. Bu alışkanlığın olumlu etkileri şükran duygusu, takdir ve nezaket olacaktır. Ne kadar ilerlediğinizi gördüğünüzde diğerleriyle kıyaslama yapmadan da iyi hissedeceksiniz.
Bu alışkanlığı günde veya haftada birkaç dakikanızı ayırarak günlüğünüze neleri başardığınızı yazmak suretiyle yerleştirebilirsiniz. Böylece zamanla kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakacak ve kendinize odaklanacaksınız.
Reklam
ADIM 3: DİĞER İNSANLARA KARŞI NAZİK OLUN
Diğer insanlara karşı tavrımızın ve davranışlarımızın, kendimize karşı olan tavır ve davranışlarımıza tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir etkisi var. Diğer insanları ne kadar çok yargılar ve eleştirirsek, kendimizi de o kadar yargılayıp eleştiriyoruz. Diğer insanlara karşı ne kadar nazik ve yardımsever olursak, kendimize karşı da o kadar nazik ve yardımsever oluyoruz.
Bu yüzden etrafınızdaki insanlara karşı nazik olun ve onların olumlu yönlerine odaklanın. Böylece kendinizle daha çok barışacaksınız.
Mazlum Doğan

Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası daha yaratıcı bir zekâya kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre bu cihaza program yüklemek bizim elimizde
1) DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi Ülke=Rusya çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz
2) ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun kafein mutlaka vücudu diriltip zekâyı keskinleştiren özellikler sunuyor Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı Üzerinde araştırma yapılan denekler ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir
3) OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir ’Savunmacı ol çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor
4) PANİK YAPMAYACAKSIN
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz Beynimizin amygdala isimli bölümü ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor O zaman yaratıcılık espri duygusu yok oluyor Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek Yoga yapmak da iyi bir seçenek
5) DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN
Hayata karışın UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk düzenli değil düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor
6) EGZERSİZ YAPACAKSIN
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu
7) ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner “Hızlı okumak diye bir şey yoktur Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak” diyor Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı O yüzden yavaş okumak iyidir hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz
* alıntıdır

Hepimizin hayatta pes ettiği bir dönemi vardır..İnsanlar çeşitli acılar yaşıyarak pes etme noktasına gelirler..
Bu durum aslında bir bitişi belirler..Örneğin ; Yaşadığımız büyük bir sarsıntı,aşk acısı,en yakınını kaybetme acısı,kötü bir yenilgi,hayal kırıklığı gibi durumlarda ,artık mücadele gücünü kaybeden insan PES eder ve kendini bırakır…..
“KENDİNİ BIRAKMA” sözcüğüne dikkat ederseniz,”kendinden vaz veçme” demek olduğunu anlarsınız..Kendinden vaz geçen insan yavaş yavaş tüm hücrelerine “YAŞAMAK İSTEMİYORUM ” diye seslenir..Ve peşinden türlü hastalıklar baş göstermeye başlar..Bedenimizin her hücresi akıllıdır , insanın düşündüğü her şeye, ağzından çıkan her söze karşılık verir.PES etme noktası aslında, içinde bulunduğumuz olumsuz durumun bitişidir ..Bilincimiz bizi pes etme noktasına getirdiyse bize ” ARTIK YENİ BİR BAŞLANGIÇIN ZAMANI GELDİ ” diyordur..Kendinizi böyle bir durumda görüyorsanız,
lütfen bunu idrak edin..Ve sakın,kendinizi bırakmayın..
Kendinize şöyle seslenin
BU BİTİŞ BANA YENİ BİR BAŞLANGICI GETİRİYOR
VE BU YENİ BAŞLANGIÇ TÜM HAYATIMA
HUZUR SAĞLIK VE MUTLULUK GETİRİYOR..
KENDİMİ BÖYLE KABUL EDİYOR VE ONAYLIYORUM
Kendinize bu şekilde seslenirseniz,bu defa o ,muhteşem akıllı hücreler bu seslenmeye karşılık verecek ve sizi içinde bulunduğunuz KENDİNDEN VAZGEÇMİŞLİKTEN kurtaracaktır….
Serap Özger

Hayatta içinde bulunduğumuz her durum değişkenlik gösterebilir. Karşılaştığımız her olayın içerisinde sevgi vardır. Nefret dolu olduğunuzda bile aslında bu bir sevgi yansımasıdır. Bununla birlikte karşılaştığınız her durum, olay ve insan içinde bulunduğumuz ya da bulunacağımız hallerin birer işaretidir.
Yaşanılan hayal kırıklıkları, sonlar, bitişler, terk edilişler, vazgeçilen olmalar ve görmezden gelinmeler… Bunların tamamı bir son gibi görünse de ve hepimizde hayal kırıklığı yaratıyor olsa da hepsi yeni başlangıçların birer işaretleridir.
Aynı sonların başlangıca dönüştüğü gibi, her olumsuz durum da daha sonrasında olumlu bir hal alır. Biten, giden, terk eden herkesi ve her şeyi sevgi ile uğurlamak gerekir, çünkü onlar “biz”lerin değişiminde görevlerini yerine getirmişlerdir.
Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır
Belki çok klasik bir söz gibidir fakat çok da içi doludur aslında. “Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır.” sözünün. O yüzden başımıza gelenlerden dolayı dış odaklı bir suçlu aramak yerine, ya da durumdan ötürü kendimizin kurban rolüne bürünmesindense bizlere gelen her şeyin sınavın bir parçası olduğunu bildiğimizde; tevekkül gösterip, yüce gönüllülük ile kabul ettiğimizde bizdeki en büyük değişim ve gelişim gerçekleşmiş olur ve kendimizden yeni bir benlik ortaya çıkarabilmiş oluruz.
“Birilerinin çöpü bir başkasının hazinesidir.” Kendimizi neye ya da kime göre değersiz hissediyoruz? Bize birinin kendimizi değersiz hissettirmiş olması bizi ne kadar değersiz yapabilir ki? Ya da tümünü geçtim, gerçekten bunu hissettirmiş olmasına ya da birilerinin çöpü olmaya hangi oranda tevazu gösterebiliriz? Peki ya tevazu içerisinde olmak nasıl bir haldir? Tevazu da olmak demek kırmamak ve kırılmamak anlamına gelir.
En büyük tevazu göstergesi aslında kırılmamayı başarabilmektir yani birileri bize çöp muamelesi yaptığında bunu anlayış ile kabul edebilme yürekliliğini gösterebilmek demektir. Bu tarz bir davranışa karşı hoşgörü ile yaklaşabiliyor olmak bizi hem kendimiz hem de bir başkası için hazineye dönüştürecektir.
Şems Tebrizi’ nin de dediği gibi “Hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur.” Yıkıntılar arasındaki hazineleri ancak gönül gözü ile görebilenler fark edebilirler ve biz de gönül gözümüz ile baktığımızda görebiliriz içimizdeki cevheri ve değerimizi.
Hüma Ünsal
Kaynak İndigo dergisi

Hepimizin en sık kullandığı ev malzemelerinden birisi şüphesiz elma sirkesidir. Hem beslenme amaçlı hemde evde temizlik amaçlı çok yönlü bir ev yardımcısıdır. Sizler evde kendi uygulayacağınız yöntemlerle kendi zevkinize göre ve tamamen saf elma sirkesi yapabilirsiniz. Ülkemizde organik elma bulmak çok kolay olacağından, yapacağınız sirke organik sirke olacaktır.
Evde Organik Elma Sirkesi Nasıl Yapılır?
Organik Elma Sirkesi Tarifi Malzemeleri:
2 adet elmanın kabuğu
750 ml temiz içme suyu ( 1 litreden biraz az )
Bir çay kaşığı şeker
Bir çay kaşığı tuz
1 lt’lik cam kavanoz
Elmaların kabukları biraz kalınca soyulur ve kavanozun içine bırakılır. Daha sonra su, şeker ve tuz eklenerek kavanozun ağzı kapatılır. Bir süre şeker ve tuz eriyinceye kadar çalkalanır. 10 gün ışık almayan karanlık bir yerde bekletilir. ( Bazı okurlarımız ağzı kapatıldığında sirke sürecinin meydana gelmediğini yazmışlar. Konuyu tecrübe ettikten sonra paylaşacağız ) Aşağıda İbrahim Saraçoğlu’nun paylaştığı sirke tarifi ile de deneyebilirsiniz.
Evde organik elma sirkesi yapımı için püf noktaları:
Temiz içme suyu şart
Karanlık ve kuytu bir yer olmasına özen gösterin
Ara ara kavanozu karıştırın ve açıp kontrol edin.
( Elma sirkesi yapımı ne kadar basit! Elma kabuğu çöp değildir )
Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu Evde Elma Sirkesi Yapımı
Evde Elma Sirkesi için Malzemeler:
8-9 adet doğal elma
2 litre temiz su
2 yemek kaşığı bal
1 tatlı kaşığı tuz ( kaya tuzu olursa daha iyi olur )
2 litrelik kavanoz veya bir kap
Elmaların sap ve çekirdekleri ayıklanır, güzelce doğranır ve temiz bir kab içine alınır, üzerini hafif geçecek kadar su eklenir ve diğer malzemeler konur. Kab üzerine bir tülbent konur ve mümkünse tülbent bağlanır ki böcek ve sinekler girmesin. İlk günler her gün, ileri ki haftalarda ise haftada bir karıştırılır. İlk haftadan sonra kavanoz çevresinde küçük sirke sinekleri görmeye başlarsınız bu normal bir durumdur. Bu tür sirkenin oluşması için en az iki ay süre gerekmektedir. Sirke hazır olunca içerisinde bir tabaka mantar küfü oluşabilir. Buda normal bir durumdur bu tabaka bir maya tabakasıdır. Bu maya tabakasıyla; bal kullanmadan diğer yapacağınız elma sirkesini mayalayabilirsiniz.
Evde organik elma sirkesi yapımı ile ilgili bilinmesi gerekenler:
Sirkeniz ne kadar çok beklerse o kadar kendine özgü ve kaliteli olur. Eğer sirkenizin kalitesini arttırmak isterseniz; 15- 20 süreden sonra karışımı süzüp, oluşan sirke içine iki üç adet nohut, bir parça ekmek, az miktarda kaya tuzu atın ve kavanozun ağzını kapatarak 40 gün bekletin. Daha sonra süzün.
Not: Ayrıca; elma sirkesi tarifi ile diğer meyvelerden de aynı yolu izleyerek sirke yapımı mümkün. Ayva, üzüm, armut, hurma, alıç, portakal veya limon kabuğu ( bergomat ve diğer narenciyeler dahil ) gibi meyvelerden de aynı yolu takip ederek sirke yapmak mümkündür. Narenciyeden yapılan sirke daha çok ev temizliği için kullanılabilir ve kokuları oldukça güzeldir. Limon ve portakal kabuğu sirkesi tarifi için tıklayın: Portakal ve Limon Kabuğu Sirkesi
Bitki Sirkesi Yapımı:
Eğer size çok iyi geldiğini bildiğiniz bir bitki varsa, ( maydanoz, dereotu, kekik, biberiye semizotu vs.. ) elinizdeki sirke içerisine bu bitkilerden koyarak 1 ay kadar bekletin ve sonra süzün. Muhteşem ve tam size özel sirkeniz hazır.
Ayrıca sirkelerinizi elma yerine diğer meyvelerden veya meyve kabuklarından da deneyebilirsiniz. Örneğin; portakal kabukları, limon kabukları, hurma vs. Meyve kabukları çöp değildir. Yaptığınız sirke eğer hoşunuza gitmediyse atmayın, sirke mükemmel bir temizlik malzemesidir.
Elma Sirkesinin Diğer Faydaları
Elma sirkesi zararlı mikroorganizmaları öldürür. Mutfak bezlerinizi sirke ile dezenfekte edebilirsiniz. Ayrıca çamaşırlarda yumuşatıcı olarak makinanın yumuşatıcı gözüne, bulaşıklarda ise makinanın parlatıcı gözüne sirke koyup sonucu görebilirsiniz. Sirkenin en güzel yanı ise deterjan artıklarını tamamen silip atması. Evinizde halı temizliğinden tutun, mobilya parlatmaya kadar ( bknz: Doğal Temizleyici Tarifleri ) pek çok alanda işinize yarayacaktır. Ayrıca sivilce problemlerine karşı elma sirkesi ve soda karışımının çok faydalı olduğu söylenmektedir. Bunun yanında yine topuk dikeni gibi problemlere karşı, ayaklarınıza sirkeli ılık suda masaj yağmak iyi gelecektir. Ayrıca banyo sonrasında durulama suyunun içine bir miktar elma sirkesi koyun ve vücudunuzu bu suyla durulayın. Bu sayede şampuan veya sabun artıkları nötralize olacak ve mantar oluşumu ihtimalinin önüne geçecektir.
KAYNAK: 1 ORGANİK.COM

Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Çünkü her zaman söyleyecek olumlu bir şeyler bulurdu. Hatta bu huyu nedeniyle bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile!
Birisi nasıl olduğunu sorsa; “Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep. Jerry, doğal bir motivasyoncuydu.
Yanındaki insanlardan biri kötü bir gündeyse yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.
Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni. Bir gün sordum; “Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun?” diye…
“Her sabah kalktığımda kendi kendime; ‘Jerry bugün iki seçimin var. Havan ya iyi olacak ya da kötü!’ derim. Her zaman havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda yine iki seçimim var. Kurban olmak ya da ders almak. Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim. Birisi bana bir şeyden şikâyete geldiğinde, yine iki seçimim var. Şikâyetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Ben olumlu yanlarını göstermeyi seçerim.”
“Yok yahu” diye dalga geçtim. “Bu kadar kolay yani…”
“Evet… Kolay…” dedi Jerry.
“Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin!”
Jerry’nin bu sözleri beni oldukça etkilemişti.
Onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine olumlu seçimler yaptığımda hep onu hatırladım. Yıllar sonra Jerry’nin başına çok talihsiz bir olay geldi. Soygun için gelen hırsızlar Jerry’yi delik deşik etmişler.
Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hâlâ vücudundaymış.
Ben onu olaydan altı ay sonra gördüm.
“Nasılsın?” diye sorduğumda; “Bomba gibi” dedi.
“Olay sırasında neler hissettin Jerry?” dedim.
“Yerde yatarken iki seçimim var diye düşündüm.
Ya yaşamayı seçecektim ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim.
Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı.
Bana hep ‘iyileşeceksin merak etme’ dediler.
Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerken
doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana ‘Bu adam ölmüş’ diyordu.
Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım.
Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak,
herhangi bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu.
‘Var’ diye yanıt verdim.
Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.
Derin bir nefes alarak kendimi topladım ve bağırdım:
‘Benim kurşunlara alerjim var!..’
Gülmeye başladılar.
Tekrar bağırdım;
‘Ben yaşamayı seçtim.
Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil.’
Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yaşadı.
Yaşaması bana yeni bir ders oldu. Her gün hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim ve de her şeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu…”
Francie Baltazar Schartz’ın yazısını okudunuz.
Şimdi önünüzde iki seçiminiz var:
1. Ya bu yazıyı okuyup, bir kenara atacaksınız!
2. Ya da birileriyle paylaşacaksınız!
Ben seçimimi yaptım. Siz değerli okurlarımla paylaştım.
Ya siz? Siz ne yapacaksınız?

Büyüyen Ay sürecinde, (Yeniayda…)
Renksiz cam bir şişeyi tepesinde az boşluk bırakarak içme suyuyla doldur.
Üstüne ya da altına, Ay Işığı yazılı bir kağıt yapıştır. (Yazı şişenin içine dönük olsun)
Şişeyi, dışarıya, ay ışığını en çok alan noktaya yerleştir.
İki elinle şişeyi tutup ”Ay ışığının gücüyle dol, içene huzur ve şifa ol” diyerek niyet et.
( 1 dk dur, niyetini hisset, suyun ay ışığıyla parladığını imgele)
Gecenin ilerleyen saatlerinde, Ay ışığı artık suya ulaşmadığında şişeyi içeri al. (2 saat görmesi yeterli. Ama eğer ki tüm gece Ay ışığı gören bir yerdeyse, sabah erken saate öğle güneşinden önce gölgeye alabilirsin)
Nasıl Kullanacağın sana kalmış:
Günlük içme suyuna katarak, meditasyon desteği olarak ya da mekan temizliği-arındırma suyu olarak kullanabilirsin…

Tatilden, iş gezisinden veya ailenizle geçirdiğiniz bir hafta sonundan eve dönüşünüzde elektrikle çalışan dijital saatinizin yanlış zamanı gösterdiğini farkettiniz mi?
Büyük ihtimalle siz evde yokken elektrik kesintisi olmuştur. Elektrik kesintisinin olduğunu kolayca farkedebilirken, ne kadar süreliğine kesildiğini anlamak çok zordur. Bu nedenle de buzdolabınızdaki yiyeceklerin çözüldüğünü, bozulduğunu ve daha sonradan tekrar donduğunu farkedemezsiniz.
Ya da farkedebilir misiniz?
ABD’nin bazı bölgelerini vuran Matthew kasırgası sonrasında Sheila Pulanco Russell isimli bir kadın evlerini boşaltmak zorunda kalan insanlar için harika bir ipucu önerdi.
İpucu sayesinde uzun süredir evde olmadığınız halde elektriğinizin kesilip kesilmediğini ve dolayısıyla buzdolabınızdaki yiyeceklerin bozulup bozulmadığını anlayabiliyorsunuz.
Bir gün işinize kesinliklere yarayacağını düşündüğümüz ipucunda tek ihtiyacınız olan bir kupa, çeşme suyu ve bozuk para.
Fotoğraf: Facebook
Yüz binlerce kişinin paylaştığı Facebook gönderisinde Sheila ipucunu şöyle açıklıyor:
“Kasırga sonrası evinden geçici süreliğine ayrılmak zorunda kalanlar veya tatile çıkacaklara harika bir önerim var. Dondurucuya içi su dolu bir kupa yerleştirin. Donduktan sonra dondurucudan alın ve üstüne bozuk para koyup dondurucunuza geri koyun. Böylelikle eğer kasırga nedeniyle evinizden uzun süre uzak kaldıysanız ya da ailenizle beraber uzun soluklu bir tatilden yeni döndüyseniz, buzdolabınızdaki yiyeceklerin bozulup bozulmadığını anlayabilirsiniz.
Eğer bozuk para, ortadan aşağıya doğru düşmüşse yiyecekleriniz bozulmuş demektir. Eğer bozuk para olduğu yerde yani kupadaki buzun üstünde duruyorsa, yiyeceklerinize bir şey olmamış demektir. Bu ipucunu, evinizden bir süreliğine uzaklaşacaksınız denemekte fayda var. Böylelikle siz evde yokken elektriklerin kesilip kesilmediğini ve dolayısıyla yiyecekleriniziz bozulup bozulmadığını anlayabilirsiniz.
Eğer yiyeceklerinizin bozulup bozulmadığından emin değilseniz, atın gitsin. Önemli olan sağlığımız. Lütfen ipucunu arkadaşlarınızla PAYLAŞIN.”

1.) “Her şeye canını sıkma ey gönül! Ne bu dertler kalıcı, ne bu ömür.”
2.) “Güzel günler sana gelmez. Sen onlara yürüyeceksin.”
3.) “Ey dost! Derdin ne olursa olsun umudun her zaman Allah olsun.”
4.) “Kalbinizle yaptığınız her şey, size geri dönecektir.”
5.) “Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp yine bize döneceği bir dağdır.”
6.) “Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.”
7.) “Güzellik dilin altında gizlidir. Sükût, incelik, edep ve zarafet insanı her gittiği yerde sultan yapar.”
8.) “İstediğin olmuyor diye üzülme. Ya daha iyisi olur, ya da hayırlısı budur…”
9.) “Ümitsizlikten sonra nice ümitler, karanlıkların sonunda nice güneşler var.”
10. “İnsanı inciten kişinin… Allah’ı incittiğinden haberi yoktur.”
11.) “İnsanlar kıyafetiyle karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.”
Reklam
12.) “Sabır; ağrıları dindiren acı bir ot gibidir. Hem can yakar hem de tedavi eder.”
13.) “Cahil bir kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.”
14.) “Sıkıntı yok efendiler! Dert; insana yol gösterir.”
15.) “Sevgi şifâdır. Sevgi güçtür. Sevgi; değişimin mührüdür.”

İçeriğinde bol miktarda demir, kalsiyum ve potasyum bulunan pekmez, kişinin enerjisini yükseltirken, cinsel gücünü de artırıyor… Tahinle karıştırıldığında ise tam bir afrodizyak etkisi gösteriyor…
Küçük-büyük herkese özellikle kış aylarında tüketilmesi önerilen pekmez, aynı zamanda afrodizyak etki yaratıyor. Sağlığa faydaları saymakla bitmeyen pekmez vücuttaki kanı artırıyor, enerji veriyor, iştah açıyor. Hamilelikte ve bebek gelişiminde fayda sağlıyor. Mideyi, bağırsakları, böbrekleri kuvvetlendiren, damar sertliğine iyi gelen, kan dolaşımını rahatlatan pekmezin sağlığa diğer faydaları ise şöyle:
Soğuğa karşı vücut direncini artırır.
Astım ve bronşit hastalıklarında faydalıdır. n Çocukların zeka gelişimine yardımcı olur.
Kolestrolü düşürür ve tansiyonu dengeler. n Cinsel gücü ve sperm sayısını artırıcı özelliği vardır.
Akciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. n Günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılar.
TAHİNSİZ OLMAZ
Pekmez ile birlikte mükemmel bir lezzet oluşturan tahinin de faydaları hayli fazla.
Tahinin hammeddesi olan susam, besin maddelerinin kralıdır. Susamda yüzde 45 protein, yüzde 55 yağ vardır.
Soğuk algınlığına, nezle gribe iyi gelir. Zihinsel yorgunluğu giderir.
Hücreleri yeniler. Gençlik kaynağıdır. Özelliği ise hücreleri yenilemesi ve yaraları kapamasıdır.
Tahinde bol miktarda lesitin (E vitamini) bulunur. C ve B vitaminleri de boldur. n Cinsellik hormonlarının oluşmasına yardımcıdır.
İdrar söktürücüdür. İki çorba kaşığı tahinde yaklaşık yarım kilo biftekteki kadar protein vardır.
MİDE AĞRISINA BİREBİR
Tahin, özellikle ülsere ve gastrite iyi geliyor. Ancak tahini aç karınına sade halde tüketip (2-3 yemek kaşığı) üzerine yarım saat asla su içmemek gerekiyor. Şeker hastalarına önerilmiy