ÖKSÜRÜK, ASTIM, BRONŞİT, ROMATİZMA ve ENFEKSİYONLARA İYİ GELEN, AKCİĞERLERİ İYİLEŞTİREN DOĞAL ÇAY

3[1]

 

 

 

Bu Doğal Çayı İçerek Akciğerlerinizi İyileştirin: Öksürük, Astım, Bronşit, Romatizma, Enfeksiyonlar …

Sadece 3 malzeme ile kolayca yapabileceğiniz bu çayın çok faydasını göreceksiniz. Bu çayını içmeyi bir tarafa bırakın, demlenirken çayının buharını bile solumak şifa kaynağı…

Bu çayı içmeye başladığınızda rahatladığınızı göreceksiniz. Akciğerleriniz hafifleyecek, kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Çünkü, bu çayın içinde antik çağlardan bu yana kullanılan, bir çok derde deva olan bir bitki var. “Kekik.”

Peki kekiğin faydaları nelerdir?
Kekik, akciğer sağlığı için en şifalı bitkilerin başında gelir. Solunum yolunu rahatlatır.
Öksürü keser.
Balgam söktürür.
Antiseptiktir.
Çayını içmeyi bir tarafa bırakın, demlenirken çayının buharını bile solumak yeter.

Kekiğin yanında, yine yüzyıllardır tıbbın vazgeçilmez bitkisi “Isırgan Otu” bu çayın yapımında kullanılıyor. Isırgan otunun bilinen en önemli faydası kan dolaşımını hızlandırıp, akciğerleri temizlemesidir.

Peki, akciğerleri temizleyen, öksürüğe, bronşite, astıma iyi gelen bu çay nasıl yapılıyor? Gelelim tarifine…

Malzemeler :

1 yemek kaşığı kekik (30 g)
1 yemek kaşığı kurutulmuş ısırgan otu (30 g)
1 bardak su
1 yemek kaşığı bal
Yapılışı :

Öncelikle 1 bardak suyu bir cezvenin içine koyun. Kaynatın. Su kaynadığında ocağı kapatın ve 1 yemek kaşığı kekik ile kurutulmuş ısırgan otunu koyun. 15-20 dakika boyunca demleyin.

Ardından 1 yemek kaşığı bal ekleyin ve güzelce karıştırın ve yavaş yavaş için.

Yavaş yavaş içmemizin sebebi içerken çayın buharını da solumamız gerektiğindendir. Bu çay aynı zamanda sakinleştirici ve dinlendiricidir.

Günde 2 bardak içebilirsiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

EVDEKİ NEGATİF ENERJİYİ YOK ETMEK İÇİN MUTLAK DENEYİN

16174659_1167394503373673_6748457637586233185_n[1]

 

Evdeki Negatif Enerjiye Karşı : Tuz, Sirke ve Su
Deneyin, İşe Yaradığını Göreceksiniz…

Aslında bir çok kez, bir çok yerde negatif enerjiyi alan, huzur veren, nazarı önleyen taşlar olduğunu, satıldığını görmüşsünüzdür. Birazdan vereceğimiz tarif de evde ki negatif enerjiyi yok etmek kullanılan bir formül. Yapması çok kolay. Etkisini yapmaya başladıktan sonra hissedeceksiniz.

Evinizin herhangi bir yerinde ya da arzu ederseniz bir çok yerine bu karışımı koyabilirsiniz. 24 saat sonra etkisini göreceksiniz.

Negatif enerji, sizin ve ailenizin stresini arttırır, daha gerin olmanızı, daha sinirli olmanıza neden olur. Bu da aile huzurunu bozan, aile sağlığı için zararlı olabileceğini biliyor muydunuz?

Negatif enerji, üzüntü, öfke gibi duygularının ortaya çıkmasına neden olur. Bu da eviniz her yerinde, çevresindeki ruh halinizi olumsuz etkileyerek büyüyerek yayılabilir.

Neyse ki çözümü basit. İhtiyacınız olanlar, sadece

Tuz – bir çimdik
Temiz su – 2 yemek kaşığı
Beyaz sirke – 1 çorba kaşığı
Şeffaf cam fincan.

Yapılışı :

Cam bardağa su, tuz ve sirke koyun.
Bu şeffaf cam bardağı siz ve ailenizin çok fazla zaman geçirdikleri bir yerde bırakın.

Örneğin oturma odanızın görebileceğiniz bir köşesine bırakabilirsiniz.

Orada 24 saat boyunca cam bardaki tuzun reaksiyonunu gözlemlemelisiniz.
Tuzun suyun üstüne yükselebileceğini gözlemleyebilirsiniz.

24 saat sonra bardağı durulayın ve aynı şekilde tekrarlayın.Tuz suyun üzerine çıktığında evinizde, havada gezen negatif iyonları toplayacak ve daha huzurlu olmanızı sağlayacaktır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

GECE YATMADAN ÖNCE BİR DİŞ SARIMSAĞI ÇİĞNEMEDEN DİREK YUTUYORSUNUZ… SİZ UYURKEN BAKIN O NELER YAPIYOR!

sarimsak-yutmanin-faydalari(1)[1]

 

 

Uygulama ve tarif basit. Gece yatmadan önce bir diş sarımsağı hap gibi yutuyoruz. Hepsi bu kadar..
Siz sarımsağı yuttuktan sonra kısa sürede göreceksiniz ki;

Saçlarınız artık çok daha az dökülecek.
Beyazlar azalacak ve yeni beyazlar çok daha zor çıkacak.
Güçsüz, yıpranmış saçlarınız kendini yenileyecek, güçlenecek.

Yıllardır ne denediyseniz bir türlü saç dökülmesinin önüne geçemediyseniz, işte bunu uyguladıktan sonra artık saçlarım çok çok az döküldüğünü ve çok sağlıklı göründüğünü farkedeceksiniz.

Yukarıda saydığımız faydaların haricinde de sarımsak yutmanın daha bin bir şifası var.

SARIMSAK YUTMANIN FAYDALARI

Halsizlik ve kronik yorgunluğa karşı iyi gelir.
Sarımsağı yutarak tüketmek hazmı kolaylaştırır.
Kireçlenmeye karşı faydalı olur.

Vücutta var olan kesik ve yaraların iyileşme sürecini kısaltır.
Kolesterol hastalığına karşı iyi gelir.
Oluşan kanser hücrelerinin yayılmasını ve büyümesini engeller.
Vücudun gerek duyduğu tüm vitamin ve mineralleri sağlayarak vücut direncini arttır.
Cinsel potansiyeli arttırır.
Soğuk algınlığına bağlı gelişen hastalıklara karşı yakalanma olasılığını azaltır.
Vücuda enerji vererek kişinin dinç kalmasını sağlar.

Saçlarda oluşan dökülmeyi engelleyerek saçların daha sağlıklı ve parlak bir görünüm kazanmasını sağlar.
Zehirlenmelere karşı faydası vardır.
Vücutta oluşan tüm iltihaplı hastalıklara karşı faydalı olur.
İdrar söktürücü özellik yaratır.
Kilo verme sürecine katkıda bulunmak mümkündür.
Ciltte oluşan sivilce, akne, egzama gibi cilt hastalıklarını

sarımsak tüketerek önlemek mümkündür.

Bu önemli bilgileri daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

KAYNAK: hAYATMUTFAKTA

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Parmaklarınız kişiliğinizi yansıtıyor

17308750_1521717677869105_63418215542751354_n[1]
A, Resmindeki gibiyse parmaklarınız; Insanlar tarafından büyüleyici, sosyal, aktif, pragmatik, Dışa açık, onlar çok çetindirler ve mükemmel sorun Çözen insanlardır. Şefkatlidirler ama farkettirmeyebilirler. Bu tür ellere sahip insanlar çoğunlukla bilim adamı, mühendis, asker, stratejik-analizcidirler.
B, Resmindeki Gibiyse Parmaklarınız, Kendinize öz güveni fazladır. Hatta öz güven patlaması Yaşar. Bu kişiler hayatta tek başına başarılı olmak isterler
.Bu kişiler hedef odaklıdır, planlıdır, kendilerine hep bir hedef koyar ve onu Başarmak için Özveriyle Çalışır. Rahatsız edilmek istemezler ama takdir edilmekten hoşlanırlar.
C, Resmimdeki gibiyse parmaklarınız; Barışsever, kavgadan uzak, iyi bir Organizatör, denge unsuru, Karşılık beklemeyen özverili, ilişkilerinde sadıktırlar.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEDENİNE KULAK VER! HASTALIKLAR TESADÜF DEĞİL

415242_129567547287768202730_Original[1]

 
Bedenimiz bizimle konuşur. Hangi alanlarda ruhsal olarak yanlış yaptığımızı ve enerjimizi doğru kullanmadığımız gösterir.
Hastalık çok normal karşılanır ve hayatın bir parçası olarak görülür. Aslında sağlıklı olmak normal olandır. Beden ruh ve zihin dengesini oturtmuş olan bir kişinin hasta olması mümkün değildir.
Doğal halimiz sağlıklı olmaksa neden bu kadar hastalanıyoruz?
Hastalık varlığımızdaki bir dengesizliğin dışa vurumudur. Bedenimiz hasta ise bir parçamız hasta demektir.
Beden ruhumuza ayna tutar. Düşüncelerimiz, ruh halimiz duygusal iniş çıkışlarımız ve negatif enerji ile sürekli içli dışlı oluşumuz hastalıklara davetiye çıkarır. Sürekli olarak ilaç kullanır ve bedenen yaşımızdan çok ileride görünür olmamıza neden olur. Yıpranırız.
Bedenimizin yüce bir bilgeliği vardır ve bizi korumak üzere muhteşem bir düzende çalışır.
Bedenimiz oldukça dayanıklıdır ve aslında hastalık son aşamadır. Bu ortaya çıkmadan önce pek çok belirti ortaya çıkar ama biz bunları görmezden geliriz ve ruhsal düzeyde ne anlama geldiğine odaklanmayız.
Örneğin öksürük ve içimizi dökme, iletişim kurma ihtiyacı konusunda bağlantı kurmayız. Onun yerine öksürük şurubu alarak içsel çatışmamızı bastırırız.
Organlarımıza baktığımız zaman uyum ve dengenin evrenin en önemli yasası olduğunu fark ederiz. Bu uyum ve dengeyi bozan ise negatif enerjilere odaklanan düşüncelerimizdir. Hastalık bu düşüncelerden doğan zehirli duygular ve ruhumuzla olan kopukluğumuzdan kaynaklanır.
Düşünce kalıpları ve organlara etkileri…..
Mide:
Çok duygusal bir organdır. En çok korku duygusuna tepki verir. Midedeki rahatsızlıkların temelinde yaşadıklarını sindirememe yatar. Yeniliklere karşı duyulan korku ve kendini güvende hissedememe durumu en çok mideyi etkiler. Mide bulantısı hayatın hep kötü deneyimler getireceği inancı ile oluşur. Mide ekşimesi ise yaşam sürecine güvenememekten çıkan sıkıştırıcı korkudan kaynaklanmaktadır.
Beyin:
Bedenin komuta merkezi beynimiz en çok öfkeli düşüncelerden ve yaşadıkları için herkesi suçlayan ve affedemeyen inanç kalıplarından etkileniyor. Beyin bilgisayarındaki yanlış inançlar ve eski düşünce kalıplarını yenilemeyi reddetme beynin işleyişini bozuyor. Yeni fikirlere açık olmak ve yenilenmeyi kabul etmek beynin her daim tam kapasite çalışmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra beyin için öfke çok zararlı bir duygudur. Öfkeye kapılıp sürekli şiddet içeren olaylar ve durumlar düşünmek beyni bir sis gibi kapatıyor. Sürekli şiddetle iç içe olan insanları zihinleri bulanıklaşır ve uzun vadede bu bulanıklık beynin işleyişinde bozulmalara sebep olabilir. Bu sebeple huzur veren görüntülerden beslenmek ve sakinlik beynin en sevdiği besinlerdir diyebiliriz.
Böbrekler:
Zamanında halledilmemiş tüm sorunlar böbreklerde bir tortu olarak birikir. Bu nedenle geçmişi şifalandırma ve geçmişimizle barışma en çok böbreklere iyi gelir. Böbrekler su elementi ile yakından bağlantılı organlardır ve geçmişimizde dökemediğimiz göz yaşları içimize attıklarımı bu organda bozulmalara yol açar. Ruhsal olarak bize iyi gelenle gelmeyeni seçen de böbreklerdir. Kendisi için doğru olmayanı bile bile seçen ve bu durumdan dolayı üzüntülü duygularla içli dışlı yaşayan kişilerin böbrek sorunları yaşamaları olasıdır. Ayrıca böbrekler yıkıcı eleştiriden, başarısızlıkların yarattığı korkudan ve düşük öz güvenden en çok etkilenen organımızdır. Atalarımızdan gelen karmik etkiler ise en çok bu organlarda kendini gösterir.
Kalp:
uzun süren duygusal tatminsizliklerin ve sevgiyi yaşayamamanın en çok etkilediği organdır. Kalp rahatsızlıklarının temelinde aşırı duygusal ve zihinsel gerilim altında olduğuna inanç yatmaktadır. En önemlisi ise sevinç duyamamadır. Kalbin katılaşması diye tabir ettiğimiz bu dıurum hayattan keyif alamama ve sevinememedir. Klasik manada hep söylenen sigara ve alkol tüketiminden çok bu durum kalbe zarar verir.
Karın bölgesindeki ikinci beyin:
(bağırsaklar)
Korku, sevinç ve üzüntü gibi duygulardan çok etkilenir. Bilgelik ve farkındalık ile ilgili çalışmalarda hep karın bölgesine odaklanılır. Bunun nedeni sonsuzluğun saf gücü, ikinci beynimiz sayesinde bizimle bağlantıda olmaya devam eder. Karın bölgesinde enerji zayıflığı olan insanlar cansız, moralsiz, depresyonlu, kendini gerçekleştiremeyen, hayatın kendisine verdiklerinden öfke duyan kişilerdir. Tam aksine bu bölgede canlı enerji taşıyan insanlar cesur, atılgan ve akışkandır.
Bir kişi gereğinden fazla kiloluysa ve vücudunda yağ birikimi varsa bu her zaman korkudan kaynaklanır.
Obezite tarzı durumlarda bu korku genellikle hor görülme, beğenilmeme, kabul edilmeme, dışlanma korkusudur.
Kilo problemleri ve ruhsal nedenleri ….
Genellikle yaşamın ilk yıllarında etrafındakilerin yüksek talepleri ve beklentileri ile çevrelenen kişiler büyük sıkıntılar yaşar. Çoğunlukla bu beklentileri karşılayamayan bu kişiler kendilerini yetersiz ve aşağılanmış hissedebilirler. Etrafındaki kişileri tatmin edemediklerini düşünüp derin bir umutsuzluğa kapılabilirler. İşte vücutta biriken bu yağlar bu kişilerin etraflarına ördükleri koruyucu bir zırhtır. Kendilerini anne ve baba gibi yakın ilişkilerden koruyamayan ve özellikle ebeveynlerinin yüksek beklentilerine maruz kalanlar şişmanlayarak ve yağ biriktirerek kendilerine fiziksel bir bariyer örerler. Kısacası fazla kilo negatif enerjiden kaçma ve korunma isteğinde kaynaklanmaktadır. Ayrıca başkaları tarafından desteklenmeyi bencillik olarak algılayanlar, vericilikleri üst noktada olanlar ve çevresinden enerji alamayan kişiler fazla kilo alarak bu durumlara tepki gösterebilirler.
Kilo probleminin ruhsal anlamdaki çözümü kendini sevme ve her şeyi ile kabul etmede yatıyor.
Bedenimizin çevresinde bizi korumak için zırh görevi gören yağlara artık ihtiyacımız olmadığına inanmak gerekiyor. Bunun için hayata güvenmeyi ve zarar görmeyeceğimizi bilinçaltı düzeyde bilmeye ihtiyacımız var.
HASTALIKLAR
Kanser:
Bu çok yaygın hastalığın kökeninde bizi içten içe yiyip bitiren ve bir türlü çözümleyemediğimiz problemler yatmaktadır. Bu problemleri yaratanlara karşı derin bir öfke ve affedememe söz konusudur. Kanser hastalığına yakalanmış kişilerin bu kronikleşmiş problemleri çözmek yerine her şeyi olduğu gibi bıraktıkları, çünkü değişimin getireceği acıdan kaçtıkları ortaya çıkmıştır. Uzun süren kızgınlıklar, affedememe, çözümlerden kaçınma bu insanları yer bitirir. Hastalık oluşmadan önce, hatta oluştuktan sonra bile, ruhsal nedenler iyi anlaşılırsa kanser ölümcül olmaktan çıkabilir.
İlk adım affetmektir. Geçmişten gelen öfkeyi salıvermek, acılı da olsa değişim gerekiyorsa değişimi göze almak gerekir. Katı yargılardan uzaklaşarak suç veya suçlu aramamak gerekir. Tüm bunlar başarılırsa böyle bir hastalık da oluşmayacaktır.
Kalp Krizi:
Kalp yaşamın merkezinde durur ve bu çok önemli organ en çok sevgi ile var olur. Kalp krizi ve kalp rahatsızlıklarının temelinde sevgi alışverişindeki aksaklıklar yatar. Sevgi alışverişi dengeli olmalıdır. Bir insan sürekli sevgi veriyor ama karşılığında yeterince sevilmediğini hissediyorsa kalpte rahatsızlıklar baş gösterebilir. Sevgiyi sürekli dış kaynaklarda arayan kişi, kendini sevmeyi beceremiyorsa, kendini iyiye, güzel ve sevgiye layık göremiyorsa kalp krizine açık hale gelir. Ayrıca hayattan keyif alamama, hiç bir şeyin zevk verememesi, kısaca neşenin eksikliği de çok tehlikelidir.
Kalp krizi en fazla daha çok para kazanmayı ve mevki uğruna yaşamın zevklerini unutan ve hayatı tatsızlaşan insanlarda görülür. Kalp için yapılabilecek en iyi şey sevmeyi tek bir kişiye ya da şeye bağlamadan yaşamayı başarabilmek, yaşamdan tat almayı hayatın merkezine koymaktır.
Migren:
Baş ağrılarının temelinde kendini acımasızca eleştirme yatıyor. Çelişkili düşünceler ve seks bazlı korkular da baş ağrısına neden olabilir. Bu arada medyumik yapıdaki insanlarda ve enerjitik olarak çok açık olan kişilerde de baş ağrıları görülebiliyor.
Migren ise sürekli negatif enerjilere maruz kalan ve ve bundan kendini koruyamayan kişilerde görülüyor. Aynı zamanda kendini baskın altında hisseden kişilerde ya da özellikle birisinin psikolojik baskısına maruz kişilerde görülebiliyor.
Baş ağrıları ve migren için yaşamınızda size rahatsızlık veren kişileri hayatınızdan çıkarma ve negatif enerjinin yoğunlaştığı yerlere gitmemek çok işe yarıyor.
Konsantrasyon, meditasyon ve rahatlatıcı çalışmaların iyi geldiğini de unutmamak lazım.
ŞİFA OLUMLAMASI ….
Ben bedenimin farkındayım.
Ruhumun farkındayım…
Zihnimin farkındaayım…
Bu alanları bir bütün olarak algılıyoruç
Dengede oluyorum
Kendim ile birim
Ben kendimin şifacısıyım
Bedenime şifa yansıtıyorum
Ruhuma şifa yansıtıyorum
Zihnime şifa yansıtıyorum
Ben kendimin şifacısyım
BİLGE BEDENİNE SOR …..
Çalışmadan önce birkaç bardak su için lütfen…
Ayakta durarak gözlerinizi kapatın ve bedeninize şunu söyleyin.
Bana “Evet”imi göster; beden sizi öne doğru çekecek
Daha sonra tekrar sor;
Bana “Hayır”ımı göster; beden sizi arkaya doğru çekecek…
Şimdi soru sorabilirsiniz…
Cevabını bildiğiniz bir soru sorun… Örneğin adınız; “Özlem”
Sorun… Benim adım “Zeynep” mi?
Ve gözlerinizi kapatarak bedenden cevabı bekleyin….
Daha sonra özellikle sağlığınız ile ilgili merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz.
Bu arada “Evet”te beden arkaya, “hayır”da öne gidiyorsa bedeniniz çok yorgun demektir. Onu dinlendirin….
Kaynak:
Mistikyol

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu İçecekten Sadece Bir Bardak İçin ve Karaciğerinizde Yenilenmeyi Hissedin

karaciger-yenileyen-icecek-715x320[1]

 

 

Vücudumuzdaki en önemli organlarımızdan bir tanesi olan karaciğerimizi ne pahasına olursa olsun korumalıyız.  Çalışmasında bozukluk olan bir karaciğer, toksinlerin kan dolaşımına karışmasına ve birikmesine neden olacaktır. Bu da birçok hastalığa davetiye çıkarabilir. Karaciğerimizi korumak için hem sağlıklı beslenmeli hem de sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemeliyiz. Ancak, günümüzde bize sunulan ve alıştığımız hızlı yaşam tarzı buna pek de müsaade etmemektedir. Bize ev yemeği pişirip tüketmeye fırsat bırakmayan işlerle meşgul olduğumuzdan, soluğu abur cuburlar ve sağlıksız atıştırmalıklarda alırız ve toksinlere maruz kalırız. Vücuttaki toksin oranının artışından dolayı yılda en az iki kere, karaciğer detoksu yapmamız öneriliyor.

Bu İçecek Ciğerinizde Harikalar Yaratacak!
Eğer karaciğerinizi nasıl dinlendireceğinizi bilmiyorsanız ve merak ediyorsanız, doğru adrestesiniz demektir. Sizlere, karaciğerinizi toksinlerden arındıracak ve çalışmasını iyileştirecek tamamen doğal bir içecek tarifimizi sunuyoruz. Yapmanız gerekenler:
Karaciğer Yenileyen İçecek Nasıl Yapılır?
Gerekli Malzemeler: ➤ Portakal Suyu, ➤ Limon Suyu, ➤ 1 Litre İçme Suyu, ➤ Organik Bal ve ➤ Bir avuç dolusu taze nane yaprakları
Hazırlanışı: Bir tencerede suyu kaynatın ve sonra nane yapraklarını ekleyin, karışımı 5 dakika boyunca kaynatın, ocaktan alın. Karışım soğuduğunda portakal ve limon suyunu da ekleyin ve içine biraz limon rendeleyin. Balı da ekleyerek iyice karıştırın ve için.
Karaciğer Dostu bu karışım soğukken ya da sıcakken içilebilir. Bu tarifi her sabah yaparsanız, karaciğerinizde olduğu kadar sindirim sisteminizde de performansın iyileştiğini göreceğiniz!
Okuduysan PAYLAŞ, Arkadaşların da Fayda Görsün. sağlıcakla.

Kaynak: Bilgi Doktoru

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Dalai Lama’nın mutluluk üzerine 12 öğüdü:

mutluluk-sozleri[1]
1. Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.
2. Bir değişiklik yaratabilecek büyüklükte olmadığınızı düşünüyorsanız, bir de gece sivrisinek varken uyumayı deneyin.
3. Sevgi ve şefkat ihtiyaçtır; lüks değil. Onlar olmadan insanlık ayakta kalamaz.
4. Kuralları iyi bil ki onları daha iyi yıkabilesin.
5. Gerçek hayatta trajedilerle karşılaştığımızda iki şekilde davranırız: Ya umudumuzu kaybedip kötü alışkanlıkların pençesine düşeriz ya da içimizdeki manevi gücü bulmak için uğraşırız.
6. Hepimizin aradığı mutluluk ve sükuneti, ancak birbirimize anlayış ve şefkat göstererek bulabiliriz.
7. Diğer insanların fikrini sevecenlikle değiştirebiliriz; öfkeyle değil.
8. ‘Merhamet’, zamanımızın en radikal anlayışı.
9. Maneviyatınızın özü, diğer insanlara karşı tutumunuzun altında yatar.
10. Mutluluk ve memnuniyet insanının içinden gelir. Parayla ya da bir bilgisayarla doyuma ulaşmak yanlıştır.
11. İnançlı ya da inançsız fark etmez; sorumluluk sahibi herkes iyi bir kalbe sahip olabilir.
12. Eski arkadaşlar gider yenileri gelir; tıpkı günler gibi. Onların da eskisi gider yenisi gelir. Önemli olan ise anlamlı olması: arkadaşın da günün de

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Adaçayı ile Arınma…

1604400_474697689298659_2127676597815542870_n[1]

 
İlk olarak Brezilya’da ve Şamanik şifa felsefesinin uygulamalarında adaçayı otu çok kullanılan bir bitkidir. Adaçayı bizim ülkemizde de sıkça yetişen bir bitki çeşididir. Özelikle Brezilyalılar bu otun kutsal olduğuna inanırlar.
Ot, kuru, ince dalları yakılarak kullanılır. Alev söndüğünde dumanı tütsü olarak kullanılır. Bu methodu kullanmak isterseniz, ince dalların altına küllerin toplanacağı bir tepsi veya kap yerleştirmeniz güvenli olacaktır.
Temizleme işlemine saat yönünden hareketlerle, evinizden ve ya iş yerinizden başlayın. Önce kapılara ve pencerelere, ardından köşelere, koridorlara ve en son da her odanın ortasına gidin. İstediğiniz yönde ilerleyebilirsiniz. Aynı şekilde evinizde ve iş yerinizde sizi rahatsız eden objeleri de temizleyebilirsiniz.
Bittiğinde, içinde adaçayı dalları olan tabağı, tepsiyi bırakın, kendi başına sönsün. Arınmak, temizlenme ve azda olsa korunma için kullandığımız en etkili yöntemdir. Bu işlemi günün her saati ve istediğiniz sıklıkta yapabilirsiniz, ama ilk defa uygulayacaksanız sizlere söylemem gerekir ki Adaçayının kokusu biraz ağır ve boğucu olabilir o yüzden ufak bir parçayla başlamanız kokuya alışmanız için iyi bir adım olabilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GEVŞEME EGZERSİZİ

images21[1]
Kolların Gevşetilmesi: (4-5 Dk.)
Mümkün olduğunca rahat oturun. Kaslarınızı elinizden geldiği kadar gevşetin. Şimdi böyle rahatlarken, sağ elinizi yumruk yapıp sıkın, iyice sıkın ve sıktıkça oluşan gerilime dikkat edin. Yumruğunuzu sıkılı tutun ve sağ eliniz ve ön kolunuzdaki gerilimi hissedin…………ve şimdi bırakın. Sağ elinizin parmakları gevşesin, aradaki farkı izleyin. Şimdi kendinizi bırakın ve baştan aşağı gevşemeye çalışın………. Tekrar sağ yumruğunuzu iyice sıkın…… böyle tutun, ve gerilimi izleyin………. Şimdi bırakın, kaslarınız gevşesin, parmaklarınız açılsın ve farkı izleyin.
Şimdi sol yumruğunuzla bunu tekrarlayın. Sol yumruğunuzu sıkın, vücudunuzun gerisi gevşek kalsın; yumruğunuzu iyice sıkın ve grilimi duyun………ve şimdi gevşeyin. Yine aradaki farkın zevkine varın……….Bunu bir kez daha tekrarlayın, sol yumruğunuzu sıkın, iyice gergin ve sıkı olsun……..Şimdi gerilimin tersini yapın rahatlayın ve farkı izleyin. Bir süre böyle gevşemeyi sürdürün…….
Her iki yumruğunuzu iyice sıkın, her iki yumruk gerili, ön kollar gerili olsun, oluşan hisleri inceleyin……..ve gevşeyin; parmaklarınızı açın ve rahatlığı hissedin. Ellerinizi ve ön kollarınızı daha fazla gevşetmeye devam edin…….
Şimdi dirseklerinizi kıvırıp pazılarınızı gerin, iyice gerin ve gerginliği izleyin……tamam, kollarınızı uzatın gevşetin ve aradaki farkı inceleyin. Bu gevşemeyi sürdürün, gelişsin……Tekrar, pazılarınızı gerin; gerilimi tutun ve dikkatle izleyin…….kollarınızı açıp uzatın ve gevşetin; elinizden geldiği kadar rahatlayın………
Her kez, gerilim ve gevşeme arasındaki farkları ve duygularınızı inceleyin. Şimdi kollarınızı açın, iyice açın ve uzatın, ta ki en çok gerilimi kollarınızın ardındaki kaslarda duyun; kollarınızı iyice uzatıp gerilimi duyun.
Ve şimdi gevşeyin. Kollarınızı rahat bir biçimde yerleştirin. Gevşeme kendiliğinden sürsün. Kollarınızı gevşekliğe bıraktıkça güzel bir ağırlık duymalısınız……
Kollarınızı tekrar uzatıp kaslarınızdaki gerginliği tekrar duyun; kollarınızı iyice uzatın. Gerilimi duyun…….ve gevşeyin.
Şimdi kollarda hiç gerilimsiz gevşemeye bakın. Kollarınızı rahatça yerleştirip gittikçe gevşetmeye devam edin. Kollarınız iyice gevşek olsa bile biraz daha gevşetmeye çalışın. Daha daha derin bir gevşemeye erişin.
Yüz Kısmı, Boyun, Omuzlar Ve Üst Sırtın Gevşetilmesi (4-5 Dk.):
Bütün kaslarınızı gerginliğe ve ağırlaşmaya bırakın. İyice, rahatça yerinize yerleşin. Şimdi alnınızı kırıştırın……..Şimdi kırıştırmayı bırakıp, gevşetip düzeltin. Alnınızı gevşetmeniz sürdükçe bütün alnınız ve kafa derinizin daha düzgünleştiğini gözünüzün önüne getirin…..
Şimdi kaslarınızı çatın ve bu gerilimi izleyin…….Bu gerilimi bırakın ve gevşeyin. Tekrar alnınızı düzleştirin……..
Şimdi gözlerinizi iyice sıkınız
Şimdi çenenizi kenetleyin, dişlerinizi sıkın; bütün çenenize yayılan gerilimi izleyin…….Şimdi çenenizi gevşetin. Dudaklarınız hafifçe aralansın……..Bu gerçekliğin tadına varın……..Şimdi dilinizi sıkı sıkı damağınıza yapıştırın. Gerilim noktasını bulun…..Tamam, şimdi dilinizi rahat bir pozisyona getirin……….Şimdi dudaklarınızı büzün, iyice sıkın büzün……..ve bırakın. Gerilim ve rahatlama arasındaki farkı izleyin.
Bütün yüzünüzdeki rahatlık ve gevşekliği duyun; alnınızda, kafa derinizde,çeneniz, dudaklarınız, diliniz ve boğazınızda. Gevşeklik gittikçe artsın.
Şimdi boyun kaslarınıza dikkat edin. Başınızı gidebildiği kadar geriye itin ve boyundaki gerilimi izleyin; başınızı sağa devirip gerilimin yer değiştirmesini izleyin; şimdi sola devirin. Başınızı kaldırıp öne iğin; çenenizi göğsünüze sıkıca dayayın. Şimdi başınızı rahat bir pozisyona getirin, ve bu rahatlığı inceleyin. Bu rahatlık sürüp artsın……
Omuzlarınızı iyice yukarı kaldırın. Gerilimi bir an için tutun………Omuzlarınızı düşürüp gevşemeyi izleyin. Boyun ve omuzlar iyice gevşemiş. Omuzlarınızı tekrar kaldırıp sağa sola oynatın. Omuzlarınızı yukarı, öne, arkaya oynatın. Omuzlarınızda ve üst sırtınızdaki gerilimi izleyin………Tekrar omuzlarınızı düşürüp gevşemeyi izleyin. Gevşekliğin derinden omuzlarınıza yayıldığını duyun; sırt kaslarınıza yayılsın; boyun ve boğazınızı gevşetin, çeneniz ve diğer yüz kaslarınızı gevşetin. Gevşekliğin iyice derin derin yayıldığını duyun. Daha……………derin…………..
Göğüs, Mide Ve Bel Kısmının Gevşetilmesi (4-5 Dk.) :
Bütün vücudunuzu elinizden geldiği kadar gevşetin. Gevşeklikle birlikte gelen ağırlık ve rehaveti duyun. Kolaylıkla ve rahatça nefes alıp verin. Dikkat edin, nasıl nefes verdikçe gevşekliğiniz artıyor……….nefes verdikçe bu gevşemeyi duyun………
Şimdi nefes alıp ciğerlerinizi doldurun; derin derin nefes alıp bir an için nefesinizi tutun. Bu gerilimi inceleyin………Şimdi nefesinizi bırakın, göğüs kafesiniz gevşekleşip, otomatik olarak havayı dışarı itsin. Gevşemeyi sürdürün, rahat ve yumuşakça nefes alın. Rahatlamanızın zevkini tadın……… Vücudunuzu mümkün olduğu kadar gevşek bırakıp yine ciğerlerinizi doldurun. Nefesinizi iyice içine çekip tutun…………. Tamam, şimdi nefesinizi bırakıp bunun rahatlığına varın. Normal nefes alıp verin. Göğsünüzü gevşetmeye devam edin. Bu gevşekliğin sırtınıza, omzunuza, boyun ve kollarınıza yayılmasına izin verin. Bunu kendinizi bırakmakla yapabilirsiniz…….. ve bu gevşemenin zevkine varın.
Şimdi mide kaslarınıza gelelim. Mide kaslarınızı sıkın, iyice sertleştirin karnınızı. Bu gerilimi inceleyin. ………. ve bırakın. Kasları bırakın ve aradaki farkı görün……….. Tekrar, bırakıp sıkın mide kaslarınızı. Gerilimi tutun, inceleyin………… ve bırakın. Mide kaslarınızı gevşetince oluşan genel rahatlığa dikkat edin……… Şimdi midenizi içinize çekin, iyice çekin, iyice çekin ve bu gerilimi duyun……….. şimdi yine gevşetin. Midenizi bırakıverin. Normal nefes almaya devam edin ve nefesinizin göğüs ve midenizi gevşettiğini, rahatlattığını duyun………. Şimdi yine midenizi iyice çekin ve gerilimi tutun………. Şimdi dışa iterek o gerilimi tutun………. şimdi midenizi bırakın. Gevşeklik derinleştikçe gerilimin erimesine izin verin. Her nefes verişte ciğer ve midenizdeki ritmik gevşemeye dikkat edin. Böylece göğüs ve midenizin gittikçe rahatlamasını izleyin………… Vücudunuzdaki tüm gerginliği bırakmaya çalışın.
Şimdi dikkatinizi bel kısmına yöneltin. Sırtınızı gerin, belinizi iyice içe çekip bir yay gibi gerilin, ve bel kemiğinizdeki gerilimi duyun……….ve rahatça oturup belinizi gevşetin……….Tekrar sırtınızı yay gibi gerin ve oluşan gerilimi duyun. Vücudunuzun gerisini mümkün olduğu kadar gevşek bırakmaya çalışın. Bel kısmınızdaki gerilimin kesin noktasını bulmaya çalışın……….tekrar gevşeyin, daha, daha derinden. Belinizi üst sırtınızı gevşetin, gevşekliği midenize, göğsünüze, omuzlarınıza, kollar ve yüzünüze yayın.
Her tarafınız daha çok gevşemiş, daha daha derinden, derinden………..
Kalça, bacak, baldır, bileklerin gevşetilmesi ve tüm vücudun gevşetilmesi (4-5 dk.):
Bütün gerilimleri bırakıverip gevşeyin……….Şimdi kalça ve bacaklarınızın üst kısmını gerin. Bacaklarınızı germek için ayak topuklarınızı iyice yere bastırın……….kaslarınızı gevşetin ve aradaki farkı izleyin………..
Dizlerinizi düz tutup ayaklarınızı uzatın ve üst bacak kaslarınızı tekrar gerin. Gerilimi tutun………ve gevşetin. Bu gevşekliğin kendiliğinden yayılmasına izin verin…….
Ayak topuk ve parmaklarınızı yere doğru, başınızdan uzağa doğru bastırın, ta ki bacaklarınızın diz altındaki kasları gerilsin. Bu gerilimi inceleyin……..ayak ve bacaklarınızı gevşetin……….Bu kez ayaklarınızı başınız yönünde, yukarı doğru gerin ve bacaklarınızdaki gerilimi duyun. Parmaklarınızı iyice yukarı çevirin…………ve bırakıverin. Bir süre rahatlamaya bakın………
Şimdi baştan aşağı gevşemeye çalışın. Ayaklarınız, ayak bilekleriniz, dizleriniz, (üst bacağınız), kalçanız iyice gevşesin. Daha çok rahatladıkça vücudunuzun ağırlaştığını duyun………
Şimdi bu gevşeklik midenize, belinize sırtınıza yayılsın. Gittikçe kendinizi bırakın.Bu rahatlığı bütün vücudunuzda duyun. Üst sırtınıza, göğsünüze, omuzlarınıza ve kollarınıza, parmak uçlarınıza kadar yayılsın. Daha daha derinden gevşemeye devam edin. Boğazınızın sıkışmamasına dikkat edin; boynunuzu, çenenizi ve bütün yüz kaslarınızı gevşetin. Bütün vücudunuzu böyle gevşek tutun. İyice rahatlayın.
Şimdi daha da rahatlamak için derin bir nefes alın ve yavaş yavaş geri verin. Gözlerinizi kapalı tutun ki dikkatiniz dağılmasın. Derin derin nefes alın ve ağırlaştığınızı duyun. Yavaşça nefesi verin. Ne kadar gevşek olduğunuzu duyun.
Tümüyle rahatlamışsanız tek bir kas bile oynatmak istememelisiniz. Düşünün ne kadar zor sağ kolunuzu kaldırmak. Kolunuzu kaldırmayı düşünürken dikkat edin hiç bir gerilim giriyor mu sağ kolunuza ya da omzunuza. Şimdi kolunuzu kaldırmaktan vazgeçin ve gevşemeye devam edin. Bakın o gerilim nasıl geçiyor.
Rahatlamaya devam edin. Toparlanmak istediğiniz zaman dörtten bire kadar sayın. Gözünüzü açtığınız zaman ferahlamış, uyanık ve huzurlu olmanız gerek.
ALINTIDIR.
SEVGİYLE KALIN.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Varlığımın Derinliğinde Sınırsız Bir Sevgi Kuyusu Var

25768_1113626457954_105050_n[1]

 

Şimdi bu sevginin açığa çıkmasına izin veriyorum. Bu sevgi yüreğimi, bedenimi, bilincimi, özvarlığımı dolduruyor. Etrafımda her yöne doğru ışıl ışıl yayılıyor ve çoğalarak bana geri dönüyor. Sevgiyi kullanıp verdikçe, daha da çok vermek istiyorum. Kaynak sonsuz. Sevgiyi verdikçe kendimi iyi hissediyorum. Çünkü sevgi, içimdeki sevinç duygusunun bir ifadesi. Kendimi seviyorum. Bu yüzden bedenime bakıyorum. Onu sağlıklı besinlerle besliyor, temiz tutuyor ve temiz giysilerle donatıyorum. Bedenim de bana sağlıkla, canlılıkla dolu enerjiyle karşılık veriyor. Kendimi seviyorum. Bu yüzden kendime ihtiyaç ve zevklerime hitap eden rahat bir ev ortamı sağlıyorum. Odalarını sevgi titreşimleriyle dolduruyorum. Böylece ben dahil, eve giren herkes bu sevgiyle beslendiğini hissediyor. Kendimi seviyorum. Bu yüzden yaratıcı yeteneklerimi kullanabildiğim, birlikte çalıştığım insanlardan zevk aldığım, sevdiğim ve sevildiğim bir ortamda, gerçekten yapmayı sevdiğim bir işte çalışıyorum. Kendimi seviyorum. Bu yüzden herkes için sevecen düşünceler besliyor ve sevecen davranıyorum. Verdiğim her şeyin çoğalarak döneceğini biliyorum. Dünyama sadece sevecen insanları çekiyorum. Çünkü onların, benim bir aynam olduklarını biliyorum. Kendimi seviyorum. Bu yüzden geçmişi ve geçmişte yaşadıklarımı affediyor ve tümüyle özgür bırakıyorum ve özgürüm. Kendimi seviyorum. Bu yüzden her anı iyi ve dolu yaşıyorum. Geleceğimin parlak, haz, mutluluk ve güven dolu olduğunu bilerek her anımı seviyorum. Çünkü Evrenin sevgili çocuğuyum ve Evren şimdi ve sonsuzluğun içinde her an bana sevgiyle bakıyor.
Dünyamda her şey iyi ve güzel.
Âmin.
Louise Hay

Louise L. Hay’ın tüm dünyada milyonlara ulaşmış kendini sev seminerine katılmak kendinizi sevmek, değer vermek ve sarılmak istiyorsanız ayrıca aşkla, ilişkilerle, parayla, sağlıkla ilgili sizi bloke eden düşüncelerinizi farkedip dönüştürmek istiyorsanız 13 nisan perşembe 10.00-18.00 arası kendini sev hayatını iyileştir seminerine bekliyorum.

Rez. Tel. Anette 0536 798 68 68

Bilinçaltının Yasası

23818_1107761671338_1206082_n[1]

 

Evren yasalarla yönetilir. Başarı yasa ile yönetilir. Sizin bilinçaltınız da yasa ile yönetilir.Bilinçaltımızın yasası inanç yasasıdır. Birçok kendine yardım kitabı ve motivasyon hocaları inancın gücünden bahseder.Ortaya koydukları genel mesaj, Napoleon Hill’in söylediği gibidir… “aklınız neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir” Aklınızın inandığı her şeyi gerçekleştirebileceği doğru mudur yoksa motivasyonel bir yalanmıdır? Bu benim bir kendine yardım kitabını okuduktan ve başarı seminerlerine katıldıktan sonra kendime sorduğum soruydu. Kendime ayrıca “ eğer ben şanssız doğduysam”, ”başarılı olmak kaderimde yoksa” gibi soruları da sordum.

İnanç kavramım Dr.Joe Vitale’nin Ruhsal Pazarlama adlı kitabını okuyunca değişti.Aslında “aklımız neyi kavrayıp inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir “ yerine “ bilinçli aklınızın kavrayıp, bilinçaltınızın inandığı gerçekleşir” demek gerekir. Bu sizin bilinç altınızın gücüdür. İşte sebebi;

Bilinçaltımız mıknatıs gibidir.Kendi inançlarını yansıtan şeyleri çeker. Açıkçası, bilinçaltımızda belli bir inanç varsa, bilinçaltımız bu inanca uygun titreşimler yaratır ve bunu yansıtan veya buna uyan olayları ve insanları kendine çeker.Buna Evrensel Titreşim ve Çekim Yasası denir. Siz inanmasanız da.. İnanmasanız da nasıl yerçekimi yasası varsa bu yasa da vardır.Bu yasa sizi inansanız da inanmasanız da etkiler.

Eğer bilinçaltınız yaşamınızın zor geçeceğine inanırsa,gerçekten yaşamınız zor olacaktır.Karşılaşacağınız olaylar ve insanlar hayatımızı zorlaştıracaktır. Eğer bilinçaltımız paranın zor kazanılacağına inanırsa ,para zor kazanılacaktır.Para kazanmakta zorluk çekiyorsanız, bilin ki bilinçaltınız paranın kolay kazanılmadığına inandığı içindir.Karşınıza çıkan fırsatlar para kazanmak için insan üstü çaba göstermeniz gerekenler olacaktır.

Yukarıdaki paragrafı başka sözcüklerle anlatayım. Yaşamınız zorsa, bunun sebebi bilinçaltınızın yaşamın zor olduğuna inanmasıdır.Para kazanmakta zorluk çekiyorsanız sebebi bilinçaltınızın paranın zor kazanılacağına olan inancıdır.

Zor geçen yaşamınız veya maddi durumunuzla ilgili başka hiçbir kimseyi suçlamanıza gerek ve neden yoktur.

Burada anlatmaya çalıştığım şudur; “Sizin gerçeklerinizi Sizin bilinçaltınız yaratır.” Bu hayatta başarılı olabilmesi için kişinin tamamen ve adamakıllı anlaması gereken en önemli deyiştir.

Biz bilincimizin gücünü bir fikri kavramak için ,bilinçaltımızın gücünü ise sonuca ulaşmak için kullanırız. Birçok kişi bunun tersini yapar. Bilinçlerini neticeye ulaşmak için kullanırlar,bu da genellikle stress ve endişe yaratır. Bu bilinç gücümüzle,bilinçaltı gücümüzü kullanımdaki farktır.

Şimdi bilinçaltımızın ne olduğuyla ilgili bir benzetme vereyim. Bilinçaltınız bilgisayarınızın hard diski gibidir.Ekranda gördüğünüz ise sizin gerçeğiniz veya yaşantınızdır.

Ekrandaki bilginin nereden geldiğini kendinize sorun.Hard diskten gelmesi gerekir değil mi? Eğer bilgisayar ekranı sizin gerçeğinizi gösteriyorsa, bu nereden geliyor? Bu benzetmeye göre sizin bilinçaltınızdan .

Söylemek istediğim, sizin gerçeğiniz veya deneyimlemekte olduğunuz yaşam, bilinçaltınızdaki inançlarınızın bir yansımadır.Birçok insan sıkça iş değiştirmelerine rağmen ,nereye giderlerse gitsinler aynı sorunlarla karşılaştıklarının farkına varırlar. Anlamadıkları ise, dışsal şartları değiştirmek yerine içinizdeki inançları değiştirmek gerektiğidir. İnançlarını değiştirince, yeni insanlar ve yeni işlere çekim hissedecekler; dünyaları da bilinçaltındaki inançlarının değişimine paralel olacaktır.

Seminerlerime katılanlara inançların gerçekleri yarattığını söylediğim zaman, aldığım olumsuz tepkiler “içinde bulunduğum gerçekliğe inanmıyorum ama neden hala başıma geliyor “ şeklinde olur. Anlamamız gereken şudur; sizin gerçeğinizi yaratan inancın ne olduğuna siz karar veremezsiniz bilinçaltınız verir. Birkaç kitap okuyunca hayatınızın bolluk içinde olduğuna inanmaya başlayabilirsiniz. Ama bilinçaltınız ikna olmamış olabilir.

Peki, bilinçaltınızın neye inandığını nasıl bileceksiniz?

Cevap oldukça basit. Gerçekliğinize bakın!

Sizin gerçeğiniz hayatınızın aynasıdır. İçinizdeki inançları yansıtır. Eğer gerçekliğinizi sürekli olarak bilinçaltınızdaki inançları tekrar programlamada kılavuzu olarak kullanırsanız, hayatınızın asla aynı kalmayacağını garanti ederim.

Kenneth Koh’un “ Law of The Subconscious Mind” makalesinden Sevgili Bülent Asöcal tarafından Türkçeye çevrilmiştir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YENİ DÜNYA RİTÜELİ

17795884_10155181489218866_6218304313551354184_n[1]
Adından da anlaşılacağı gibi, hayatımızda yeni bir dönem başlatıp yeni dünyamızı yaratacağız. Bunun için yaz meyvesi olan ‘yen dünya’ bize yardım edecek.
Bu ritüel ile birlikte hayatımızdaki tüm; şanssızlıklar, bereketsizlikler, tıkanmışlıklar, ters giden durumlar sona erecek.
3 adet ‘yeni dünya’ çekirdeğini elimize alıyoruz ve sesli bir şekilde ‘’ Hayatımın kontrolünü elime alıyorum ve yenilik enerjisini seçiyorum ‘’ diyoruz. Daha sonra bu çekirdekleri uyku öncesi yastığımızın altına koyuyoruz ve 1 gece boyunca yastığımızın altında bekletiyoruz.
Ertesi gün birinci çekirdeği elimize alıp sesli bir şekilde; ‘’ Aşk hayatımdaki tüm şanssızlıkları-olumsuzlukları kaldırıyorum ve beni el üstünde tutacak mutlu olacağım harika bir ilişki seçiyorum. ‘’ diyoruz.
İkinci çekirdeği elimize alıp sesli bir şekilde; ‘’ Maddi hayatımdaki tüm blokajları kaldırıyorum ve bereketi seçiyorum. ‘’ diyoruz.
Üçüncü çekirdeği elimize alıp sesli bir şekilde; ‘’ Tüm hücrelerim her an yenileniyor. Daha çok sağlıklı bir bedene sahip olmayı seçiyorum. ‘’ diyoruz.
Daha sonra bu çekirdekleri evimizin dışında bulunan herhangi bir toprağa gömüyoruz (gömerken sesli bir şekilde 3 kere teşekkür ediyoruz) ve akışta kalarak hayatımızdaki yenilikleri gözlemliyoruz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilinçaltını Yeniden Programlama…

23818_1107775911694_7614005_n[1]

ONAYLAMA (Yeni başlayanlar için bilinçaltını yeniden programlama aracı )

Onaylama bilinçaltınızı ,yeniden programlamanın en temel yollarından biridir. Onaylama ; basitçe bilinçaltımıza yerleştirmek istediğimiz hedeflerimizi veya yeni inançlarımızı tekrarlama sürecidir.

Bu süreç , söylem bilinçaltına yerleşinceye kadar yazma,şifahi veya zihni söyleme, dinleme veya davranış şekillerinde olabilir.Eğer onaylama içimizden gelirse “kendinden telkin “ diğer insanlardan gelirse “dıştan telkin” denir.

Kendinden – telkinin bazı örnekleri;

* Kendi onaylamalarınızı yüksek sesle veya zihnen tekrarlama,
* Onaylamalarınızı yazmak,
* Kayıt ettiğiniz kendinden telkin bantlarını dinlemek
* Olmak istediğiniz kişi gibi davranmak, (hayran olduğunuz bir kişi yerine kendinizi koymak ve onun gibi davranmak )

Dıştan –telkinin bazı örnekleri;

* Başkası tarafından kayıt edilmiş, yardım ,onaylama sublimal CD leri dinlemek,
* Kitap ve makaleler okumak,
* Ebeveyn, kardeş ve arkadaşların fikirlerini dinlemek
* TV programları seyretmek.

Sevin , sevmeyin onaylamayı her zaman gerçekleştiriyorsunuz.

Konuştuğumuz zaman bilinçaltımız dinler,hayattan şikayet ettiğinizde bilinçaltınız dinler ve hep şikayet ettiğiniz hayatı size vermek için talimatlarınızı sadakatla yerine getirir.

Onun için bundan sonra ne söylediğimize , özellikle ‘tekrar tekrar’ söylediklerimize dikkat edelim.

Sanırım çok az insan her gün kendinden telkin uyguluyor. Onun için dünyadaki başarılı insan sayısı çok az.

DİKKAT ! Eğer kendinden telkin yapmazsanız, size dıştan telkin yapılacaktır . Her gün arkadaşlarınızdan ekonominin kötü olduğunu , hayatın zor olduğunu vs.. duyuyorsunuzdur.

Devamlı dinleyince bilinçaltımız onun doğru olduğuna inanmaya başlar. Sonra da (çekim yasasından ötürü) gerçekliğinizde onun doğru olduğunu görürsünüz. Nihayetinde ,gerçek olduğuna ikna olursunuz.

13 Nisan Perşembe 10.00-18.00 arası kendini sev hayatını iyileştir seminerinde yapacağımız olumlamalar ve meditasyonlarla hayatınıza mucizevi kapılar açabilirsiniz. Rez. Tel. Anette 0536 798 68 68

İşte, yapacağınız onaylamalardan bazıları;

* Her gün, her şekilde daha iyi oluyorum.
* Her şey bana kolay ve zahmetsizce geliyor.
* Işık ve sevgi ile dolu, neşe saçan bir varlığım.
* Doğal olarak aydınlandım.
* Hayatım bütün bir mükemmellikte çiçek açıyor.
* Keyif aldığım her şey şimdi burada.
* Hayatımın patronu benim.
* İhtiyacım olan her şey zaten bende.
* İstediğim neşeye sahip olmam uygundur.
* Bu zengin bir evren ve hepimiz için bolluk var.
* Bolluk benim doğal varoluşumdur, bunu şimdi kabul ediyorum.
* Sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor.
* Her gün mali olarak bolluğa kavuşuyorum.
* Daha çok verdikçe daha çok aldıkça daha mutlu hissediyorum.

Bu onaylamaları uyurken veya yataktan kalkmadan yazabilir, okuyabilir veya kaydedip uyumadan dinleyebilirsiniz.

Onaylamada başarının anahtarı tekrardır. Bilinçaltımız kaslarımız gibidir. Onu istediğiniz şeylerle onaylamanız gerekir. Onaylamaları her gün yapmakta tembellik ederseniz, onu sizin yerinize başkaları yapacak, sonuçlar da her zaman sizin istediğiniz gibi olmayacaktır.

Benim için kendimi olumlu tutmanın en basit yolu, her sabah işe giderken iyi bir kendine yardım CD’si dinlemektir. Bunun avantajları iki yönlüdür;

1- Güne zihnen olumlu bir tutumla başlamamı sağlar.

2- Bilinçaltımı olumlu inançlarla temizler, böylece işte duyacağım olumsuz fikirlerle bilinçaltım kirlenmez.

KORKULARIN KABULÜ, SEVGİYE DÖNÜŞTÜRME VE OLUMLAMA (Korkularımızın kabulü ve kayıtların yerine olumlu mesajlar yerleştirme)

Benim güçsüzlük korkum var.

Ben güçsüzlük korkumu kabul ediyorum.

Ben güçsüzlük korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben her halimle çok güçlüyüm.

Ben her halimle çok güçlü olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğum için şükrediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıkıyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığımı biliyor ve inanıyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığımı kabul ediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığım için kendimi takdir ediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığım için şükrediyorum.

Kendi gerçeğimi sevgiyle yaratıyorum.

Ben içimdeki güce ulaşıyorum.

Benim değersizlik korkum var.

Ben değersizlik korkumu kabul ediyorum.

Ben değersizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben her halimle çok değerliyim.

Ben her halimle çok değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğum için şükrediyorum.

Ben kendime değer veriyorum.

Ben kendime olduğum gibi değer veriyorum.

Ben herkese değer veriyorum.

Ben herkese olduğu gibi değer veriyorum.

Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum

Benim güvensizlik korkum var.

Ben güvensizlik korkumu kabul ediyorum.

Ben güvensizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben her halimle güvendeyim.

Ben her halimle güvende olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle güvende olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle güvende olduğumu bildiğim için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle güvende olduğum için şükrediyorum.

Ben evrende güven içindeyim.

Ben herkese güveniyorum.

Bütün insanlar bana güveniyor.

Ben kendime güveniyorum.

Ben yaşamın akışına güveniyorum.

Ben güvendeyim.

Evren güvenli.

Evren beni seviyor, onaylıyor ve destekliyor.

Benim başarısızlık korkum var.

Ben başarısızlık korkumu kabul ediyorum.

Ben başarısızlık korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben her halimle çok başarılıyım.

Ben her halimle çok başarılı olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle çok başarılı olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok başarılı olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle çok başarılı olduğum için şükrediyorum

Benim sevgisizlik korkum var.

Ben sevgisizlik korkumu kabul ediyorum.

Ben sevgisizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben kendimi seviyorum.

Ben kendimi olduğum gibi seviyorum.

Ben kendimin olduğu gibi olmasına izin veriyorum. Ben herkesi seviyorum.

Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.

Benim esaret korkum var.

Ben esaret korkumu kabul ediyorum.

Ben esaret korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjinse dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben özgürüm.

Ben özgür olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben özgür olduğumu kabul ediyorum.

Ben özgür olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben özgür olduğum için şükrediyorum.

Benim parasızlık korkum var.

Ben parasızlık korkumu kabul ediyorum.

Ben parasızlık korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Evren BOLLUK içinde.

Evrenin bolluğu bana akıyor.

Para bana çoğalarak geliyor.

İhtiyacım olan her şeyi ihtiyacım olduğu anda evren bana verir.

Ben çok parayı hak ediyorum.

Ben çok paraya layığım.

DEĞİŞİME GÜVEN

Geleceğimde her şeyin iyi olduğunu bilerek güven ve huzurla ilerliyorum.

Eskiyi rahatça ve kolayca bırakıyorum.

Yeniyi sevinçle karşılıyor ve kabul ediyorum.

Ben emin ellerdeyim.

Ben kendimi seviyor, beğeniyor ve onaylıyorum.

Ben her an her yerde güven içindeyim.

Ben kendi yolumu açıyorum.

Ben kendi yolumu açtığımı kabul ediyorum.

Ben kendi yolumu açtığım için kendimi takdir ediyorum.

Ben kendi yolumu açtığım için şükrediyorum.

Kenneth Koh’un “ Affirmation ’” makalesinden ve subconscious-secrets.com web adresinden bu bilgileri Sevgili BÜLENT ASÖCAL çevirmiştir.

13 Nisan Perşembe 10.00-18.00 arası kendini sev hayatını iyileştir seminerinde yapacağımız olumlamalar ve meditasyonlarla hayatınıza mucizevi kapılar açabilirsiniz. Rez. Tel. Anette 0536 798 68 68

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”EL ALEM NE DERSE DESİN” DEMEK İÇİN 12 MANTIKLI SEBEP …

300628-3-4-50966[1]

 

Özellikle Ülkemizde hepimiz istemeden de olsa böyle yaşamıyor muyuz? Anne babamız ne der? Akrabalar ne der? Mahalleli ne der?… Diye diye kısacık ömrümüzü başkalarının iki dudağına mahkum ediyoruz. Ondan değil midir mutsuz insanlar olmamız? Ondan değil midir hayallerimizin peşinden bir türlü koşamayışımız?
1. Bu sizin hayatınız, kimseyi ilgilendirmez
Kısaca işin özeti bu aslında. Her ne kadar yaşadığımız toplumda bunu diyebilmek biraz cesaret işi olsa da cesaretle yapmamız gereken şey bu. Bu hayat sizin, onu başkalarının tahakkümüne mahkum etmeyin.
2. Sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi kimse bilemez
Bu hayatı yaşayan, içinde olan, tüm sorunlarla yüzleşen sizsiniz. En özeline kadar her şeye hakim olan yine sizsiniz, dolayısıyla sizin için neyin iyi neyin kötü olduğunu bir başkasının bilmesi mümkün değil, bu kişiler anne babanız olsa bile. Dolayısıyla hayatınızı yaşarken en iyisini bilen kişinin dediklerini yapmaya özen gösterin.
3. Başkası için çok doğru olan bir şey sizin için tamamen yanlış olabilir
İnsanlar sizi tamamen genel doğrulara göre yargılayacaktır. Kendilerine iyi gelmiş şeylerin size de iyi geleceği varsayımıyla hareket edeceklerdir. Oysa onlarda işe yarayan şeyin sizde de işe yaraması diye bir şey söz konusu bile değildir. Onun için boş verin onların tecrübelerini, siz kendi tecrübelerinizi edinin.
4. Sizi hayallerinizin peşinde koşmaktan alıkoyar
Belki de en önemli şey bu! Başkaları ne der diye bir hayat kurmak sizi yapmayı en çok istediğiniz şeylerden bile uzak tutabilir. Hayallerini gerçekleştiremedikten sonra kime göre yaşarsan yaşa ne kıymeti var?
5. Kararlarınızın sonuçlarından etkilenecek olan sizsiniz, onlar değil
Başkaları ne der diye hareket edip zarar görürsen, kimseden hesap soramazsın. Kimse bu konuda sorumluluk almaz. O halde sonuçları seni direkt olarak etkileyecek şeylere neden hiç sorumluluğu bulunmayan insanları dahil edesin ki?
6. İnsanların düşünceleri günden güne değişebilir
Hepimiz değişiyoruz, fikirlerimiz, düşüncelerimiz günden güne farklılaşabiliyor. Dolayısıyla eğer “kim ne der” üzerine bir hayat kurarsan insanların değişim hızına yetişemeyebilirsin. En iyisi kendini baz almak, kendi hızına göre yaşamaktır.
7. Hayat kısa…
Bunu demezsek olmazdı. 3 günlük dünyada, ortalama 65 yılı neden başkalarının ağzına bakarak yaşıyorsun ki?
8. Ne ekersen onu biçersin
Yani işin özü arkadaşım, kararlarının sorumluluğu da, sonuçları da seni bağlar. 2 satırlık adamları niye ömrüne musallat ediyorsun ki?
9. Diğerleri senin kafa yorduğun kadar kafa yormuyor
Sen hayatın hakkında bir karar verirken belki aylarını harcıyorsun, peki ama niye 2 dakika düşünmeyen insanların düşüncelerine göre davranasın ki? Seni kim senin kadar önemseyebilir? Kim senin kadar kafa yorar senin hayatına?
10. Etrafınıza özgürlüğünüzü yok edecek duvarlar örüyorsunuz
Reklam

Bir kere başkalarının düşüncelerine göre yaşamaya başladınız mı, etrafınıza ördüğünüz “el alem ne der?” duvarı her geçen gün yükselir. Sonra bir bakmışsın saçma sapan kısıtlamalar, sınırlar içerisinde yapayalnız debeleniyorsun.
11. Bir süre sonra başkaları için yaşamaya başlarsınız
Bir süre sonra artık yaşantın başkalarının şekillendirdiği acayip bir şeye dönüşür. Her denileni kafaya takmaya, her söyleneni yapmaya çalışırsın. Bu seni yorar, yıpratır ve köleleştirir. Kendini sürekli ikinci plana atmaya başladığını fark edersin.
12. Sonuç olarak “herkesi memnun etmek” diye bir şey mümkün değil
Ne yaparsan yap, nasıl davranırsan davran yaptıklarını beğenmeyen, değiştirmek isteyen birileri olacaktır. Sen kendini mutlu et yeter!
kaynak: listeliste

Adamın biri bir gece bir rüya görmüş:

17308987_1523108524396687_5187254431340581907_n[1]

 

 

Adamın biri bir gece bir rüya görmüş:
Upuzun bir kumsal boyunca yanında Tanrı ile yürüyormuş.
Onlar yürürken tam karşılarındaki gökyüzünden de bir film şeridi gibi adamın hayatından sahneler geçiyormuş.
Kumsal, adamın hayat yolu imiş sanki…
Adam kumda iki çift ayak izi kaldığında dikkat etmiş…
Bir çifti kendisinin bir çifti Tanrı’nın. Hayatının son sahnesi de gökyüzünden geçtikten sonra adam,
kumdaki ayak izlerine boydan boya bir daha bakmış ve birden bir şey dikkatini çekmiş.
Hayat yolunun pek çok bölümünde kumda sadece bir çift ayak izi görülüyormuş
ve adam dehşet içinde fark etmiş ki, ayak izleri, hayatının en kötü, en acı anlarında teke iniyor.
Bu keşfi onu fena halde rahatsız etmiş ve Tanrı’ya sormaya karar vermiş.
Tanrım! Eğer sana inanırsam senin yolundan gidersem her zaman yanımda olacağını, her zaman yanı başımda yürüyeceğini söylemiştin…
Oysa, hayat yoluma bakıyorum. En zorlu, en kötü, en acılı anlarımda sadece bir çift ayak izi görüyorum kumda…
Anlayamıyorum tanrım, anlayamıyorum… Hayatın kolay günlerinde yanımda yürüyorsun da sana en muhtaç olduğum anlarda beni niye terk ediyorsun?
Tanrı gülümseyerek cevap vermiş: Sevgili, çok sevgili evladım… Ben seni çok sevdim ve hiç terk etmedim.
Hayat yolundaki o zorlu sınav günlerinde yani en acılı, en kötü anlarında kumda hep bir çift ayak izi gördün. Dikkat et! Ayak izleri teke indiğinde derinleşiyor.
Çünkü; o sıralarda ben, seni kucağımda taşıyordum…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »