Biz Ne Zaman Ki Birbirimizin Ellerini Bıraktık, İşte O Zaman Kaybolduk…

16684248_406255346392107_3570198787431949199_n1E

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ARTIK FARKINDAYIM

5-sayi_kkaratas-326x1591

• Artık kendimi kimseye sevdirmeye çalışmıyorum. Sevmeyenin hep bir bahanesi olduğunun farkındayım.
• Artık kimseye olur olmaz beni eleştirme hakkı tanımıyorum. Biliyorum ki ben özel ve değerliyim ve kimseye kendimi kanıtlamak zorunda değilim.
• Artık kendini beğenmişe, ukalaya, kibirliye hayatımda yer vermemem gerektiğinin farkındayım.
• Artık her şeye bir “ama” cevabı verenlere bir şeyler anlatmaktan onlara çözüm üretmemek gerektiğini fark ettim.. Biliyorum ki isteyenin planı istemeyenin “ama”sı var.
• Artık körü körüne eleştirenler ile körü körüne savunanları aynı kefeye koyuyorum. Fanatiklere nefes tüketmemek gerektiğinin farkındayım.
• Artık başkasının dedikodusunu yapanla, sırrımı ve özelimi paylaşmıyorum. Bugün ona yapanın,yarın bana yapacağının farkındayım.
• Artık inatçı insanlara bir şey inandırmaya, ikna etmeye çalışmıyorum. “Bu onların kişiliği” demem gerektiğinin farkındayım.
• Artık affedemeyen, mükemmeliyetçi ve katı insanlardan uzak duruyorum. Hata yapan, özür dilemesini bilen insanlarla hayatı paylaşmam gerektiğinin farkındayım.
• Artık kimseyi mutlu etmek zorunda olmadığımı farkındayım. Beni hayatının merkezine koyanları, benim üzerimden var olanları, benim üzerimden mutlu olmak isteyenleri, istemediğimi fark ettim.
• Artık kendini geri çektiğinde de senin sayende yaşayanların ve mutlu olanların başının çaresine baktığını farkındayım.
• Artık kendini ulaşılmaz gösterenin aslında ambalajdan ibaret olduğunu farkındayım.
• Artık kimseyi hayatında zorla tutamayacağını, gitmek isteyenin bahanesi olduğu gibi kalmak isteyenin de bahane aradığını farkındayım.
• Artık iyi insanlar için daha çok çabalamam gerektiğini farkındayım.
• Artık iyi hissettiren insanlar için, daha çok emek vermem gerektiğini farkındayım.
• Artık iyi bir ilişki için sevgiden çok iyi anlaşmanın önemli olduğunun farkındayım.
• Artık kimin yanında “kendim “isem onun yanında daha mutlu olduğumun farkındayım.
• Artık hırslı insanlardan uzak durmam gerektiğinin farkındayım. Amaçları için herkesi kullanabileceklerinin farkındayım.
• Artık gerçek dostluklarda mesafenin önemli olmadığının farkındayım. Yıllar sonra bile bir araya geldiklerinde kaldıkları yerden devam ettiklerini öğrendim.
Serhat Akıncı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Çinli doktorlar binlerce yıl öncesinden beri, hastalıkları saptamak için dil inceleme yöntemini kullanıyorlar.

12717160_1036588746379251_7076035641643586167_n2

 

 

Teşhiste dilin önemi

Çinli doktorlar binlerce yıl öncesinden beri, hastalıkları saptamak için dil inceleme yöntemini kullanıyorlar. Günümüzde de doktorlar, teşhis için hastanın önce dilini muayene etmek istiyor. Dil, çok hızlı bir şekilde yeni hücreler üretir. Eğer vücudun herhangi bir bölgesinde bir sorun varsa, dili inceleyen doktor bunu anlayabilir.

Çinli doktorlar dilin renginde ve görünüşündeki bazı değişikliklerin bazı hastalıkların habercisi oldukları kanısındalar.

Örneğin dilin ucundaki değişiklik bir kalp sorununun habercisidir.

Dilin sağ kenarı, safra kesesiyle ilgili değişiklikleri simgeler.

Sol kenarı ise karaciğerdeki sorunların habercisidir.

Arka kısmı böbrekler, bağırsaklarla ilgili sorunları haber verir.

Aynanın karşısına geçin ve dilinizi alıcı gözüyle inceleyin. Size yardımcı olmak için bazı ipuçları verelim: Dilinizin rengi soluksa, bu anemi işaretidir.

Dilin rengi koyu pembe olmuşsa, kan dolaşımında sorun var demektir.

Dilin ucu kırmızıysa kalp yanması var demektir.

Dilin kenarları kırmızıysa, alkolik olduğunuz anlaşılır.

Dilin üzerinde beyaz lekeler varsa, soğuk algınlığına işarettir.

Dilin kuruması, menopoz başlangıcını belirtir.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünya’nın Frekansı…

dunyanin-frekansi-i1

Önceki yazılarımızda her şeyin, ama her şeyin, enerjiden ibaret olduğunu ve kendine has bir frekansı ve titreşimleri olduğundan bahsetmiştik. Öyleyse, üzerinde yaşayan her şeyin titreşimleri olduğuna göre, dünyanın da kendine has bir titreşimi olsa gerek. Evet, var; buna Schuman Rezonansı da deniyor. Bu Batılı biliminsanlarının verdiği isim. Halbuki elin Çinlisi bunu asırlardır dile getiriyor.

Atomlar an ve ana dair her şeyle titreşimlerini uyumlama halindedir. Negatif yüklü dünyamız (buna Yin enerjisi diyoruz) ile pozitif yüklü evrenle (buna iyonosfer diyoruz, aynı zamanda Yang enerjisi) sürekli bir elektriksel iletişim söz konusudur.
Dünyadan gelen Yin enerjisini, evrendeki Yang enerjisiyle uyum içinde taşıyan tek canlı ise insandır. Bunu ise bedenimizde Yin-Yang dengesini kurarak başarabiliriz. Elbette bu herkesin harcı değildir. Ancak ve ancak nefes teknikleri, meditasyon ve Çigong gibi beden-zihin-ruh bütünlüğü çerçevesinde çalışan öğretilerle mümkündür.
Çin’deki ustalarımın anlattığına göre insanlar öldüklerinde ruhları Yin olarak dolaşırmış. Dünyayı seyahatleri esnasında, tanıdıkları tüm insanları ziyaret ederlermiş. Onlar hakkında her türlü anıyı detayına kadar hatırlarlarmış. Çocuğunun nasıl büyüdüğünü, ilk yürümeye başlamasını, ilk öpücüğü vs… Hatırlayamadıkları tek şey ise onları sevmenin nasıl bir şey olduğu imiş. Bunu başarabilen tek ruh ise daha ölmeden önce bu hayattayken Yin-Yang dengesini kurmayı başararak bu hayatla vedalaşabilen ruhlarmış. Yine filmlerde ve büyük ustaların hikâyelerinde, hep “Ölen ustam akşam beni ziyaret etti, kulağımı çekti, şunu bunu nasihat etti, sonra kayboldu” gibi cümleler duyarız. Yin-Yang dengesini kurmayı başarmış olarak göçen ruhların istedikleri an tekrar bu dünyada bedenlenme lüksleri olduğu söylenir. Bu yüzden alınan öğreti ne olursa olsun, bir dövüş sanatında ne kadar usta, ne kadar güçlü ve yenilmez olursanız olun, Yin-Yang dengesini kurmayı başaramamışsanız ve yeterince meditasyon yapmamışsanız, asıl hocaların gözünde değeriniz koca bir sıfırdır (bakınız, Man of Tai Chi-Keanu Reeves). Bunlara benzer hikâyeleri Java Büyücüsü adlı kitapta da bulabilirsiniz.
Peki, seyrettiğimiz filmlerde, ister Beşinci Element (Bruce Willis), ister G.O.R.A ve A.R.O.G olsun, aşağıdan yukarı çıkan ve beş döngüyle isimlendirilen enerjileri hatırlayalım. Bunlar filmdeki gibi gözle görülmese de, gerçekte var olan ve Yin’den Yang’a yol alan enerji dalgaları. Bu enerjilerin kimisi pozitif, kimisi negatif, kimisi de nötr olabiliyor. Enerjinin negatif olarak yukarı çıkması, tam olay mahallinde bulunan bizleri ve mekânlarımızı acayip etkiliyor. Mesela ağzıyla kuş tutsa bile para yapmayan mekânlar bir bir kapanır ve taşınır. Yerine gelen de orda tutunamaz. Uğursuz diye adı çıkar. Ev vardır; orada kavga dövüş, ayrılıklar, boşanmalar, hastalıklar, hatta intiharlar eksik olmaz. Ona da uğursuz der çıkarız işin içinden. Hiç bunu enerji yönünden düşünmeyiz. Elin Çinlisi bunu asırlardır düşünüp, mekânlarını yaparken ya da yaptıktan sonra hep bu enerjileri en ince ayrıntısına kadar inceler. Tapınakların yerleri, özel mekanların, özellikle de ruhsal yerlerin enerjileri özel olarak elden geçirilir. Bu bilim dalına Batıda şu anda Jeomansi (ya da Jeomanti) deniyor. Mekanın enerjisi duru görüyle (Çi ustası tarafından) ya da belli aletler kullanılarak tespit ediliyor ve negatif enerji bloke edilerek yukarı çıkması engelleniyor ve o andan itibaren mekanın enerjisinde gözle görülür bir değişim başlıyor. Tabii bunu ticari amaçla yapan pek çok biliminsanı da var. Kim onlara kızabilir ki?

Dünyanın tüm biliminsanları tarafından kabul edilmiş ferakansı 7.83 Hz’dir. Buna dünyanın kalp atışı da denmektedir. Dr. Anker Mueller adındaki başka bir biliminsanı daha derinlerine inip dünyanın frekansının insan beyni ile aynı attığını bulmuştur. Herbert König ise Schuman rezonansının beyin ritmleri ile tam uyumunu ispatlamıştır.  Beyindeki EEG değerleri incelenerek bu ritimlerin doğadaki Schuman ritimleriyle Alfa seviyesinde uyum sağladığı görülmüş. Bu yüzdendir ki, nefes teknikleri ve meditasyon sayesinde beyin dalgalarımızı Alfa konumuna taşımayı hedefleriz.
Dusseldorf Ünivesitesi’nde yapılan araştırmalarda, bu ritmin kasten bozulduğu, yani beyin frekansının doğadaki frekanstan şaştırıldığı deneylerde,  deneklerde  fiziksel hastalıklar ve zihinsel bozukluklar oluşmaya başlamış. Bu da doğayla BİR olamama sorunumuza parmak basıyor aslında.
Yine okulda gönüllü öğrenciler 4 hafta boyunca tam yalıtımlı bir sığınakta doğadan izole bir şekilde yaşamışlar. Öğrencilerin günlük ritimlerinde şaşmalar olmuş ve hepsi migren ve baş ağrılarıyla duygusal stres yaşamaya başlamışlar. Genç oldukları için ciddi bir fiziksel soruna rastlanmamış ve ortamda gençler yerine yaşlıların ya da hastaların olması halinde bunun kaçınılmaz olduğuna inanmışlar. İnanılmaz olan ise, aynı ortama Schuman rezonansı verilmeye başlanınca tüm öğrenciler beliren sorunlardan kurtulmuş ve sağlıklarına geri kavuşmuş.
Bizler üzerinde yaşadığımız doğa ana ile tam bir bütünlük içindeyiz. Bu bütünlüğün bozulması halinde hastalıklar, mutsuzluklar, kavgalar, savaşlar, kaos kaçınılmaz hale geliyor. Bu bütünlüğü bozmak içinse sistem var gücüyle çalışıyor.
Doğa anayla ritmimizi nasıl senkronize edeceğiz?
Çıkarın ayakkabıları, çorapları! Basın toprağa, çimene… Bu çimen o lüks konutların sonradan doldurulma suni çimenleri olmasın. Gerçek doğaya gidin. Ağaçlarında kuşlar cıvıldasın. Toprağı kazıdığınızda solucanlar çıksın. Ayakların toprağa değmesine biz topraklanma yöntemi diyoruz. Bunu yapan istisnasız herkes bütün negatif enerjisinden anında kurtulmaya başlar, stresini toprağa atar, topraktan ise en güzel enerjileri almaya başlar. Ağaç Duruşu Meditasyonu bu yüzden tüm meditasyonlar içinde en değerlisidir. Gerçek Yin-Yang dengesini kuran bir tekniktir. Sahiden de bir ağaç gibi durduğunuz ve kollarınızı açtığınız  vakit, kollarınız Çi enerjisiyle dolar ve ağacın doğadan aldığı tüm bilgelik de size akmaya başlar.
Eski insanlar vakitlerinin büyük bir bölümünü üretim yaparak doğada geçirirmiş. Temiz havasını alır, toprakla haşır neşir olur, bir ağacın altında kestirir, çimlerde koşar, yuvarlanır, nehirlerinde yüzermiş. Şimdi o insanın üzerine kocaman bir kurumsal bina ve apartmanlar konmuş. Florasan ışığında akşam olduğunu sadece saate bakarak anlayarak çalışan, sadece klimadan çıkan mikroplu havayı soluyan, ayaklarında yalıtımı en kuvvetli ayakkabılarla gezen, her yere arabasıyla giden, onda da klimayı her şekilde kökleyen, asansör, yürüyen merdiven derken hayatında günde 100 metre bile yürümeyen insanlar türedi. Bunların bırakın doğayla aynı titreşime geçmesini, doğa kavramını tamamen unutmasından korkuyorum.

Kaynak: Ersin İpek -Kuraldışı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evinizde negatif enerji varmı öğrenin! Negatif enerjiler çeşitli nedenlerden dolayı ister istemez evinize girebilir…

negatif-enerji1

Evinizde negatif enerji varmı öğrenin! Negatif enerjiler çeşitli nedenlerden dolayı ister istemez evinize girebilir. İster kişisel negatif enerjileriniz isterse dışarıdan evinize gelen kişilerin negatif enerjileri evinizin olumsuz enerji ile dolmasını sağlar

Evinizde oluşan negatif enerjileri şu yollarla anlayabilirsiniz. Bitkileriniz varsa solmaya başlarlar, Hane üyeleri arasında gerginlikler ortaya çıkar hatta evde beslediğiniz hayvanınızda bile huzursuzluklar ortaya çıkar bunun yanı sıra maddi durumunuzda dalgalanmalar olur

Bir bardak su ile negatif enerji olup olmadığını anlayabilir ve yok edebilirsiniz

Nasıl mı? Öncelikle şeffaf cam bir bardak alın (Not bu bardağı daha sonra bu iş dışında kullanmayın)

Bardağımızın 3/1 ini deniz tuzu ile doldurun

yine bardağın 3/2 sini beyaz sirke yada elma sirkesi ile doldurun

diğer kalan 3/1 ini ise su ile doldurun

Bu karışımı evin en çok kullandığınız hane halkının beraber oturduğu misafir ağırladığı yere koyun

Ve o şeklide bırakın 24 saat sonra suya bakın:

Eğer bardaktaki su bıraktığınız gibi ise her şey normal negatif enerjiler ortamda yok demektir. Eğer suda lekelernmeler ve renginde yeşile bakan bir renk değişikliği görürseniz bilinki o odada negatif enerji var ve suyu hemen tuvalete dökün ve sifonu çekin

Diğer odalarda da tekrar aynı yeniden temiz suya sirke ve tuz ekleyerek aynı işlemi yapabilirsiniz

Eğer ki su koyduğunuz gibi tertemiz duruyorsa aynı suyu diğer odaya koyarak orada da deneyebilirsiniz

Böylelikle tüm odalardaki negatif enerjileri temizlemiş olacaksınız

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Sevgililer Gününde; Sevdiklerinize, Arkadaşlarınıza Deniz Kaplumbağası Bakımı Hediye Edin… Ben Az Önce Yaptım… Ya Siz

img_9726

DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORSAN SEV: GERÇEKTEN SEV

sevgi-21

 

 

Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir erkeği sev; gerçekten sev…
Birini seç, ruhu seni çağıranı, seni net biçimde göreni seç. Korkabilecek kadar cesur olanı seç.
Elini tut ve onu kalbinin damarlarına götür, orada senin sevecenliğini görsün, orada dinlesin, onun ağır yüklerini kendi ateşinde yak, kül et.
Gözlerinin derinliklerine bak, derinden bak, orada hareketsiz kalanı uyandır, dirilt. Utangaç olana cesaret ver, orada ne beklediğini fark et.
Gözlerinin derinliklerine bak
Gözlerinin derinliklerine bak, orada babalarını, dedelerini gör, uzak yerlerde, çok eski zamanlarda savaşa ve şiddete karışmış atalarını gör.
Acılarına, mücadelelerine, maruz kaldığı işkencelere bir zamanlar…
Ve bırak hepsi gitsin…
Onun atalarından gelen yükü hisset
Sana sığındığında kendini nasıl güvende hissedeceğini bil
Onun öfkesine ayna olma
Çünkü senin bir rahmin var, eski yaraları iyileştiren, derin ve tatlı bir kapı…
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev…
Karşısında kırılganlığın nefesinde kadınlığın bütün ihtişamıyla otur…
Bir çocuğun masumiyetinde, ölümün derinliklerinde, açan bir çağrı olsun, onun erkeklik gücünü kabul et…
Geri gittiğinde, kaçtığında, mağarasına doğru, çünkü kaçacaktır…
Ailendeki bütün kadınları etrafına topla, onların bilgeliğinden nasiplen.
Onların fısıltıyla anlattıklarını dinle, korkmuş genç kız kalbini sakinleştir.
Onlar seni sakinleştirecek ve sabırla onun dönüşünü beklemeni kolaylaştıracaklardır…
Git kapısında otur ve hatırlatma şarkısı söyle, belki bir kez daha dinginleşecektir…
Onu küçük bir çocuğu gibi hilelerle, baştan çıkarma oyunlarıyla kandırma, bunlar sadece onu ayartıp yok oluş ağına sürükler…
Kaousun ve nefretin mekanı olan bu yer ataları tarafından yapılan bütün savaşlardan daha korkunçtur..
Bu dişil enerji değildir, bu öç almadır
Bu eğilip bükülmüş çizgilerin zehiridir,
Asırlarca sömürülmüş olan, tecavüz edilen dünyanın zehiri.
Bu kadınlara bir güç vermez
Bu kadını erkeği hadım eden bir hale dönüştürür
Bu hepimizi öldürür…
Annesi onu ister öpüp kucaklamış olsun ister olmasın
Ona gerçek anneyi şimdi göster
Sarıl ona, nezaketine ve derinliklerine götür…dünyanın merkezine…
Onu yaraları için cezalandırma, senin ihtiyaçlarını ve kriterlerini karşılamadağı için, onun için tatlı ırmaklar gibi ağla
Gözyaşlarını döktüğünde onu eve getir…
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev
Onu çıplak ve özgür olabileceği kadar sev
Onu doğum ve ölümün döngüsüne bedenini açabilecek kadar sev
Ve bu fırsat için ona teşekkür et.
Birlikte öfkeli rüzgarlarda ve dingin ormanlarda dans ettiğinizde
Kırılabilecek kadar cesur ol, izin ver, varlığının yumuşak baş döndürücü yanlarını keşfetsin,
Bilsin ki seni kucaklaşıp sarabilir, koruyabilir
Kollarına at kendini, seni tutacağından emin ol,
Bundan önce binlerce kez düşmüş olsan bile
Ona teslim olarak ona teslimiyeti öğret
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev
Destekle onu, besle onu, ona izin ver, onu duy, kucakla, iyileştir onu.
Bunun karşılığında sen de beslenecek, desteklenecek ve korunacaksın
Güçlü kollar, net düşünceler, odaklanmış oklar tarafından
Çünkü eğer izin verirsen, o düşündeki adam olur…
********************************************************************************
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, gerçekten sev.
Senin ruhunu çağıran bir kadın bul, seni idare eden değil
Kontrol listeni bir kenara at, kulağını kalbine koy ve onu dinle…
Yaşayan her varlığın adını, dualarını, şarkılarını duy,
Her kanat çırpanın, telaş içinde yüzenlerin, yeraltındakilerin, sualtındakilerin, her yeşilin, çiçek açanın, henüz doğmamış olanın, ölmekte olanın…
Onların onlara hayat veren Bir’e hüzünlü övgülerini işit,
Eğer adını henüz duymadıysan, yeterince dinlememişsin demektir.
Eğer hala gözlerinde yaşlar yoksa, eğer hala onun ayaklarına eğilmemişsin, neredeyse onu kaybetmişsin demektir.
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, kendinin ötesinde sev. Arzunun ve mantığın ötesinde, senin gençlik, güzellik, ve çeşitlilik gibi bütün yapay özgürlük gündemlerinin ötesinde sev.
Bize çok sayıda seçenek verildi
Reklam

Ama biz bir Ruhun ateşinin ortasında durup, oradan ışıyan gerçek özgürlükte aşka direnmeyi yakıp kül etmeyi unuttuk.
Bir tane tanrıça var
Ona bak onu gör.
Bak bakalım o mu baltayı başına vuracak olan.
Eğer değilse yürü, hemen…
Boşa zaman harcama.
Bil ki kararının onunla bir ilgisi yok.
Çünkü nihai olarak kim olduğu ile değil ne zaman teslimiyeti seçeğimizle ilgili..
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev.
Onu ölüm korkusunun ötesinde sev
Onu içindeki anne tarafından manipüle edilme korkunun ötesinde sev.
Ona onun için öleceğini söyle
Onunla birlikte yaşayabileceğini söyle.
Onunla birlikte ağaçlar dik ve onların büyümesini seyret.
Onun incinebilir güzelliğinde onun ne kadar güzel olduğunu söyle ve onun kahramanı ol.
Ona hatırlat, o senin adanman ve hayranlığınla o senin tanrıçan.
Dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev.
Bütün yüzleriyle, bütün mevsimlerde
O seni şifalandıracak senin şizofrenini
ikili zihnini, yarım kalbini
O şizofreni ki senin ruhunla bedenini ayırır
Seni daima dışarıya bakar kılar, kendinden başka bir şeyi aramak için
Böylelikle yaşamı değerli kılmak için
Her zaman bir başka kadın olacak
Sonunda o parlak olan da eski mat olana dönüşecek
Ve sen yeniden huzursuz olacaksın
Arabalar gibi kadınlar değişik tokuş edilemez
Tanrıça, arzunun en son objesidir, satılamaz.
Erkeğin daha çok seçime ihtiyacı yok
Erkeğin ihtiyacı kadın, dişil, sabırlı, şefmatli, aramayan yapmayan, bir yerde nefes alan, köklere inen, birlikte yeryüzünü sarabileceğiniz kadar kuvvetli.
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, yalnızca bir kadını.
O kutsal bir kase gibi sev ve koru onu
Bütün insanlık için duyduğu terk edilme korkularını sev.
Onun yaraları sadece onun yaraları değil,
Onun bağımlılığı zayıflık değil
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan bir kadını sev
O sana inanana kadar sev. O zaman içgüdüleri, sanatı, sesi, vizyonları, tutkusu, vahşiliği ona tekrar döner
O aşkın gücüdür, bütün politik medya şeytanlarının yok etmeye ve değerini düşürmeye çalıştığı aşkın gücüne sahiptir.
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan
Davalarını, silahlarını, iç savaşını bırak, öfkenden vazgeç, büyüklük sevdalarını aydınlanman için bırak…
Kutsal kase senin önünde duruyor…
Eğer onu kollarına alırsan bu yakınlıktan daha ötesini aramaktan vazgeç.
Ya huzur ve barış denilen şey bir kadının kalbiyle beraber tekrar hatırlanması gereken unutulmuş bir rüya ise?
Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir kadını sev.
Gölgelerinin en derinliklerine kadar
Varlığının en yüksek noktalarına kadar
Onunla ilk karşılaştığın bahçeye git
Gökkuşağı ülkesinin kapısına
Birlikte tek bir ışık gibi yürüyerek
Dönüşü olmayan noktaya
Yeni bir yeryüzününün başlangıcına ve sonuna…
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Acilen Magnezyuma İhtiyacınızın Olduğunun 13 İşareti

magnezyum1

 

 

Vücudumuza magnezyum kadar sağlıklı çok fazla şey yoktur. Magnezyum, 300’den fazla enzime etki eder. Hücrelere, kaslara ve sinirlere fayda sağlar. Kan basıncınızı düzenler. Metabolizmadaki protein ve kalsiyum oranını dengeler. Saydıklarımızın hepsinin sağlıklı bir bireyin vücudunda olması gerekir.
Magnezyum eksikliği nedeniyle ortaya çıkan rahatsızlar birçok bireyde görülür. Magnezyum ve eksikliği durumunda oluşan rahatsızlıklar hakkında bilgilenmek için okumaya devam edin.

Neden magnezyum eksikliğine maruz kalıyoruz?
Eskiden günlük ihtiyacımız olan magnezyumu yediğimiz besinlerden rahatlıkla alıyorduk.
Fizlyoloji uzmanı Rune Eliasson, endüstriyel çiftçilik nedeniyle yediğimiz besinlerdeki magnezyum oranının ciddi şekilde düştüğünü ifade ediyor.
Eliasson, ABD’de yaptığı çalışmada 1914 ile 1992 yılları arasında bir elmanın besleyiciliğinin %82 oranında azaldığını söylüyor.
Magnezyum eksikliğinin bir diğer nedeni de insanların beslenme şekillerini değiştiriyor olmaları. İnsanlar artık nadiren fasulye, balık, ceviz vb. gibi besleyici ürünler tüketiyorlar.
Magnezyum eksikliğinin 13 işareti
1- Kas tutulması
Eğer bacağınızda yer alan kasların olduğu bölgede tutulmalar yaşıyorsanız, vücudunuz magnezyum eksikliğinden dolayı sizi uyarıyor demektir.
Uyumadan önce magnezyum içeren şeyler yemeyi veya içmeyi deneyin. Hem rahat uyursunuz hem de kasılma yaşamazsınız.

Fotoğraf: Shutterstock
2- Astım
Yapılan araştırmalara göre kanınızdaki magnezyum oranı arttığında daha rahat nefes alındığı görüldü.
Ünlü tıp dergisi The Lancet’ta yayımlanan makalelerde de vücuda giren magnezyum arttığında astım belirtilerinin gözlü görülür şekilde azaldığı yazıldı.
3- Uyuşukluk
Vikipedi’de belirtilenlere göre uyuşukluğun en büyük nedeni magnezyum eksikliğiymiş. Vücudunuzda sık sık uyuşma hissediyorsanız magnezyum içeren besinler tüketmeniz önerilir.
4- Migren
Magnezyum eksikliği sebebiyle kaslarınız gerilmeler neden olur ve bu da migrene dolaylı olarak sebep olur.
Fazladan magnezyum takviyesinin ise bulantı ve ışığa karşı hassaslık gibi migren belirtilerini ortadan kaldırdığı biliniyor.

Fotoğraf: Shutterstock
5- Kabızlık
Bağırsaklarınızın işlevlerini yerine getirebilmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır.
Magnezyum eksikliği kabızlığa neden olur. Magnezyum dışkıyı yumuşattığından eksikliği halinde kabız olmak olasıdır.
6- Kalp ritim bozukluğu
Magnezyum eksikliği nedeniyle kalp ritim bozuklukları görülebilir.
Magnezyum, damarları koruduğundan eksikliği halinde bu tür rahatsızlıklar görülmesi olasıdır.
7- Depresyon
Magnezyumun, beyninizin işlevselliği ve ruh halinizi direk olarak etkilediği biliniyor. Bazı uzmanlar, günümüzdeki besleyici olmayan ve az magnezyum bulunan yiyeceklerin insanları depresyona soktuğunu iddia ediyor. 2015 yılında 8.800 kişinin yer aldığı bir araştırmada, 65 yaşından küçük ve yeterince magnezyum içeren yiyecekler tüketmeyen bireylerin depresyona girme riskinin %22 daha fazla olduğu kanıtlandı.
8- Uyku sorunu
Uyumakta güçlük çekiyor ve uyuyunca da en küçük seste uyanıyor musunuz?
Bunun nedeni de magnezyum eksikliği olabilir. Daha iyi bir uyku için daha fazla magnezyum içeren yiyecek tüketmeniz gerekiyor.
ABD’de yapılan bir araştırmada magnezyum alımı yüksek olan bireylerin rahatça uykuya daldıkları kanıtlandı.
9- Tatlıya düşkünlük
Vücudunuzda yeterince magnezyum yoksa ve vücudunuz sizi uyarmaya çalışıyorsa, bunu şekerinizin düşmüş olabileceği yanılgısıyla karıştırmanız mümkün. ‘Tatlı krizim tuttu’ dediğiniz anlarda ceviz, fındık veya meyve yemeyi deneyin. Yanıldığınızı anlayacaksınız.
10- Yüksek tansiyon
Yüksek tansiyon günümüzde hemen herkesin karşılaştığı yaygın bir sorun.
Magnezyum, doğal bir kalsiyum kanal blokeri gibi davranarak tansiyonunuzu dengelemeye yardımcı olur.
Britanya’da 2013 yılında yapılan bir araştırmada, magnezyum alımının arttırılması halinde tansiyonun dengelendiği kanıtlandı.
11- Eklem ağrısı
Bazıları, diğerlerinden daha fazla ve anormal bir şekilde eklem ağrısı çeker.
Magnezyum alımını arttıran ve eskiden eklem ağrısı sorunu yaşayanlar, magnezyum alımından sonra eklem ağrılarının geçtiklerini belirtiyorlar. Fazladan magnezyum alımının yok denecek kadar az yan etkisi olduğundan ve zararsız olmasından dolayı, ekstra magnezyum tüketimi denemeye değerdir.
12- Kronik yorgunluk
Kronik yorgunluk sendromu olanlara doktorlar tarafından magnezyum içeren yiyecekler tüketmeleri tavsiye edilir.
Brezilya’da yapılan bir araştırmada, fazladan magnezyum tüketiminin koşucuların performansını arttırdığı ve yaşlılardaki yorgunluk hissini azalttığı görüldü.
13- Kalsiyum eksikliği
Magnezyum eksikliği aynı zamanda kalsiyum eksikliğine neden olur. Çünkü vücudun kalsiyumu emmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır.
Magnezyum alımını arttırma yolları
Magnezyum takviyesi, doktorunuzun reçetesi dahilinde eczanelerden temin edilebilir.
Magnezyum klorür (Tadı acıdır ancak çok etkilidir), magnezyum sitrat (Kalp çarpıntınız varsa bunu kullanmak daha sağlıklıdır) ve magnezyum sülfat (Küvetinize döküp rahatlamak için idealdir) eczanelerde bulabileceğiniz takviyelerdendir.
Kadınların günde en fazla 280 mg, erkeklerin ise 350 mg magnezyum alımı yapması gerekir. Tabii ki önce doktorunuza danışmanız gerekiyor!
Magnezyum açısından zengin besinler:
Kakao: Bitter çikolataların her 100 gramında 100 miligram magnezyum bulunur.
Koyu yapraklı sebzeler: Pazı, marul, ıspanak
Meyve: Muz, kayısı, avokado, şeftali ve erik
Badem, kaju, ceviz
Baklagiller: Fasulye ve mercimek
Esmer pirinç, darı, yulaf
Patates
Kabak
Magnezyumun vücudumuza olan katkısı ve eksikliği halinde karşılaşabileceğimiz hastalıklar hakkında derlediğimiz eğitici haberi arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.

Kaynak: newsner

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEREKET BİLİNCİ

images9
Bereket daha fazla maddi güvenceye sahip olma isteğinden çok sahip olduklarımızın yeterliliği ve tatminidir. Bu yeterlilik hali kendimizi daha mutlu ve güvende hissetmemizi sağlar. Tüketmekten çok dönüştürmek ve fazla geleni ihtiyacı olanla paylaşmak bizi bereket döngüsüne sokar. Bu döngü bereketimizin daha da artması ve dünyaya daha faydalı olmamızı beraberinde getirir. Bereket içsel tutumlarımızın yaydığı enerjinin hayatlarımıza ayna tutmasıyla gelir. Bereket getiren enerjiye sahip insanlar hayata nasıl bakarlar?
1. takdir eder
2. şükreder
3. affeder
4. başkalarının başarısını beğenir
5. hatalarının sorumluluğunu alır
6. ihtiyacı olmayanı ihtiyacı olana verir
7. fikirlerini kendine saklamaz
8. güne gülümseyerek başlar
9. faydalı bilgileri paylaşır
10. neşe saçar
11. başkalarının başarısını ister
12. hedef belirler ve plan yapar
13. değişimi kucaklar
14. sürekli yeni şeyler öğrenir
15. yapılacaklar listesi tutar
16. dönüşüm içeren bir bakış açısına sahip olur

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Öncellikle vücut bir şey istediği zaman BİR EKSİKLİK vardır demek ama ZANNETİĞİNİZ şeylere değil

16603048_1435256089851530_444389576489759489_n1

 

 

Bizim ofise gelindiği zamanlarda şu cümleleri çok duyardim 😞
” ben tatlı krizine girdim”
“Çok ilginç benim canım tuzlu birşeyler istiyor”
“Canım ekmek istedi”..
Şimdi bu işin sırrını çözelim derim… Öncellikle vücut bir şey istediği zaman BİR EKSİKLİK vardır demek ama ZANNETİĞİNİZ şeylere değil … Yani vücut ekmek istiyorsa hayatınıza az ekmek girdi de eksiklik oldu demek değildir … Tabii işimize gelir :))))
ÇİKOLATA Arzusu DEMEK “MAGNEZİUM” ihtiyacı demek Asıl yemeniz gereken “KURUYEMİŞ , SEBZE”
Şekerli Yiyecekler istiyorsanız BİRKAÇ EKSİKLİK VARDIR vücutta :
Krom …… Brokoli, üzüm, Tavuk
Karbon…… Taze Meyveler
Fosfor …… Tavuk, Kırmızı et , Kuruyemiş ve sebzeler
Sülfür ……. Lahana, karnabahar
Triptofen ….. Tatlı Patates , Ispanak
EKMEK , Makarna ve Hamurlu YİYECEKLER ARZUSU NİTROGEN eksikliği
Protein (balık, Tavuk , Hindi ) bakliyat ve kuruyemiş
TUZLU yiyecekler arzusu 2 eksiklik gösterir ..
KLORİD …… Yağlı balıklar ve Keçi sütü
Silikon …… Kaju , Kuruyemişler

Kaynak: Karen Hill

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞUNLARI YAPTIKTAN SONRA HİÇBİR HASTALIĞINIZ KALMAZ.

saglikli-insan-e14043681804351
📌Düzenli olarak elma yiyin,
📌Yediğiniz zeytinlerin çekirdeklerini korkmadan yutun,
📌Çörek otu yağı için ve saçınıza, cildinize, yüzünüze sürün (ki çörek otu ölümden başka her derdin devasıdır. Kalp, tansiyon, şekerden tutun da saç zayıflamasına, dökülmesine ve kırlaşmasına kadar hemen her şeye muazzam bir tesiri vardır), içemezseniz çörek otu yağının kapsül şeklinde olanını alın ve kolayca sabah akşam yemeklerden önce ikişer adet yutun,
📌Kuş başı gibi kıyılarak hakiki zeytin yağında birkaç gün bekletilmiş kuru incir yiyin,
📌Sabahları kahvaltıdan önce besmele ile 21 kuru üzüm yiyin (zihniniz açılır, hafızanız uçuşa geçer),
📌Türk kahvesi ile aranız yoksa arayı bulun (ki kahve de muazzam bir zihin açıcıdır. Sabahları kahvaltıdan bir saat kadar sonra Türk kahvesi için…
📌Sallama çayları, plastik bardak ve şişeleri, damacana suları terk edin. Normal çay demlemeden önce çayı bir süzgeç yardımı ile bolca soğuk su ile yıkayın. Sadece şunlara dikkat ederek bile kanser olma riskini yüksek oranda azaltacaksınız.)
📌Ayçiçek yağlarını terk edin, gerekirse başka yerlerden kısın ve paranızı zeytin yağına verin. Damak tadınıza farklı gelirse direnin, bir süre zorlanacaksınız ve birkaç ay sonra alışacak ve hiçbir zorluk çekmeyeceksiniz.
📌Kaçınmadan, çekinmeden, imkanınız nispetinde bol bol tereyağı, yumurta ve süt tüketin. (Marketlerde artık ekonomik fiyatlara günlük sütler bulunabiliyor. Süt gibi görünen uzun raf ömrü olan karışımları almayın, içmeyin, kullanmayın)
📌Zeytin yağını da çörek otu yağı gibi için, sürün, bol bol kullanın. (İki yağ hakkında da hadisler var ve artık bunları modern tıp bile ispat etti. Avrupalılar bile bunlara kıymet verip tüketmeye çalışıyorlar.)
📌İlaç Sektörü’nün soygunundan kurtulun. Bir yeri düzeltmeye kalkıp başaramazken, onlarca yeri de bozan ilaç görünümlü zehirlerden kurtulun. Bir ilaç bir insana yıllarca reçete edilir mi?
⚡Sizin eksiğiniz, gıdalardan yeterli değerleri alamamanız. Hayatınızda lif yok, yeterli vitamin, protein ve mineraller yok. Bunları almaya çalıştığınız sebze ve meyvelerde can yok. Adeta çöp yiyoruz. İhtiyacınız olduğu halde eksik kalan bu şeylerin vücudunuza girmesini sağlarsanız, vücutlarımız zaten hastalıklarla savaşacak şekilde yaratılmış ve siz ne olduğunu bile anlamadan vücudunuz gereğini yapar, hastalıklarla savaşır.
⚡İşte bu zamanda kuru incir tarifini, çörek otu yağını, zeytin yağını aklı başında her müslüman kullanır. Maddi imkânı olanlar bunların yanına hakiki bal da katar.
😷 Şifa niyetine kullandığınız ürünlerden beklenen faydayı görmediyseniz, hakiki diye sahtesini, doğal diye katkı maddeli ve ilaçlı olanını, taze diye bayat olanını aldınız demektir.
⚡Şu tarif edilenlere riayet eden birisinin sağlıklı olmaması, sağlığı bozulmuş olsa da tedavi olamaması başka türlü mümkün değildir.
⚡Çörek otu yağı tamamen doğal yetiştirilmiş ve mutlaka soğuk sıkım olmalıdır.
⚡Not: Allahü Teala, Kur’an-ı Kerim’de Tin suresinde incirin ve zeytinin üzerine yemin etmiştir.
⚡Muhakkak ki Allah ü Tealanın, üzerine yemin ettiği şeylerde çok hikmetler vardır.
⚡⚡Lütfen öğrendiğiniz bilgileri başkalarının da öğrenmesi için gayret gösterelim.

Kaynak: Facebook Karbonat sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

PARA İLE İLGİLİ OLUMSUZ BİLİNÇALTI KAYITLARI VE EN UYGUN OLUMLAMALARI:

402624_280533135346195_1104547671_n1
Biliyoruz ki evren de her şey ilahi anlamda SEVGİYLE AŞKLA dönüyor.Sevgiyle aşkla vuku buluyor.O zaman bir düşünelim parayı ya da istediğimiz ne varsa ev,araba,evlilik,güzel bir ilişki,çocuk- sevgiyle aşkla bilinçaltına kodlamamışsak İLAHİ GÜÇ bize onu vermez.O zaman bilinçaltımız sevgiye dönüştürelim, her şeyin en güzelini en iyisini kendimize çekip yaratalım.Işığınız,paranız,istedğiniz ne varsa bol olsun:)
________________________________________
Sıkıntı çekilerek kazanılır= Para kolay yoldan yaratılır.
Ben Paranın Esiriyim = Ben parasız/paralı halimle de özgürüm.
Para pistir, sefildir, zavallıdır, aşağılıktır = Para SEVGİ enerjisidir.
Para kumardır. Gelir Gider = Paranın Gelişine Gidişine ve Ben de Kalışına Sevgiyle İzin Veriyorum.
Paraya güvenilmez. = Ben Para enerjisine güveniyorum.
Paraya sahip Olunmaz. = PAraya Sahip Olmayı Kabul Ediyorum. Ben paraya sahip olmayı hakediyorum. Ben paraya sahip olmaya layığım.
Para için çalışmak Aşağılıktır. = Ben çalışarak parayı Sevgiyle alıyorum.
Para Şeytandır= Para Sevgi enerjisidir.
Para güçtür= Para Sevgi Enerjisidir.
Para tutmak aşağılık bir durumdur = Ben paranın sevgiy le gelişine gidişine izin veriyorum.
Para güçten gelir, Ailem güçtür, babam güçtür. Para ailemden babamdan gelir= Ben kendim için para yaratıyorum.
Paraya muhtaç olmak aşağılık bir durumdur= Ben parasız olduğum halimle de değerliyim.
Fakirlik utanılacak bir şeydir = Ben fakir olduğum halimle de kendime değer veriyorum.
Parasız varolamam= Ben parasızda sevgiyle var oluyorum. Ben beni her halimle var ediyorum.
Parasızlık Aşağılık olmaktır= Ben kendimi parasız olduğum halimle de Sevgiyle kabul ediyorum.
Parasız olunca kendimi Güvende hissetmem = Ben parasız olduğum halimle de güvendeyim
Sadece muhtaç olunca para gelir = Değerli olduğum halimle de paranın bana gelişine izin veriyorum.
Para ben yalvarınca gelir = paranın her şekilde bana akışına izin veriyorum.
Ben parayı yaratamam = Ben parayı sevgiyle yaratıyorum.
Para zehirlidir, öldürür = Para sevgi enerjisidir. Ben paralı olduğum halimle de sevgi yle var oluyorum.
Paranın gücüne aşığım : Para Sevgi Enerjisidir.
Para yaratıcıdır , Yaratıcılık güçtür = Ben parayı sevgiyle yaratıyorum.
Paraya ihityacım yok = Ben paraya ihtiyacım olmadığı halimle de güvendeyim.
Para İnsanlar arasında fark yaratır = Para sevgi enerjsinin yaratımıdır. Herkes birdir. Ben param olmadığı halimle de herkesle birim. Paralı/ parasız olmayı bir ediyorum.
Para her şeyin çaresidir = Sevgi her şeyin çaresidir. Her şeyin çaresi benim içimde.
Zenginler boştur, aptaldır, değersizdir = Zenginler ile fakirler birdir. Her ruh değerlidir.
Para bana başkasından gelir = ben kendi paramı kendim yaratıyorum.
Fakirken zengin olunmaz = Ben her şekilde zengin olmayı hakediyorum.
Zenginlik beni yokoluşa sürükler = Ben zengin olduğum halimle de kendimi onaylıyorum.
Fazla para mutluluk getirmez = Ben çok param olduğu halimle de huzurluyum.
Fazla param olursa ailemden uzaklaşırım = Ben paralı halimle de her yerde olabilirim.
Ben parayı sevgiyle alıp vermeyi kabul ediyorum.
Ben para enerjisinin Sevgiyle hayatıma girmesine izin veriyorum.
Ben tüm gelir yollarımı kendim için açıyorum.
Ben parayı kendime Sevgiyle çağırıyorum.
Ben kendim için çağırıyorum.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tolstoy’un İnsani Değerler Üzerine Verdiği 12 Önemli Tavsiye

1.) “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın…”

2.) “Hayatta unutamayacağımız en büyük pişmanlık, pişman olurum diye yapmadıklarımızdır.”

3.) “Herkes insanlığın kötüye gittiğini düşünüyor, ama hiçkimse kendisinin kötüye gittiğini düşünmüyor.”

4. “Şikayet ettiğiniz yaşam, belki de başkasının hayalidir.”

5.) “Bozulduğu zaman insandan daha korkunç bir yaratık yoktur.”

6.) “İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar, ama en büyük ilim; nasıl ve ne zaman susması gerektiğini bilmektir.”

7.) “Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin… Çünkü gün gelir; Küçümsediğin her şey için önemsediğin bir bedel ödersin.”

8.) “İnsanların çoğu onu yapıyor diye, yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.”

9.) “İnsanlar daima yanıldılar ve yanılacaklar; hem de her şeyden çok, doğru olduğunu sandıkları şeyde.”

10.) “Hepimiz kaybettiğimiz ya da ulaşamadığımız herşey için zamanı suçlarız…
Ama zaman konuşacak olsa, hepimiz utanırız.”

11.) “Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman; Hayatı önemsememeye başlıyorsun.”

12.) “Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan en kötü insandır.”

| Müthis Psikoloji

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

 

 

 

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri – Yaşam Sahnesi
http://yasamsahnesi.com/wp-content/themes/colormag/js/html5shiv.min.js?ver=4.7.2

1-) Parmağınıza kıymık batarsa…

O zarar görmüş bölgenin üzerine iyice olgunlaşmış bir muzun birkaç dilimini koyun ve bir bandajla kapatın.

Muzun içindeki enzimler ciltteki yabancı maddenin çıkmasını kolaylaştıracaktır.

 

2-)Burnunuz tıkalıysa…

Bir kaba ılık su koyun ve içine biraz tuz dökün. Bu tuzlu suyu hafifçe burnunuza çekip bırakın.

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Tuzlu su burundaki damarları rahatlatacak. Burnunuz açılacak ve rahatça nefes alabileceksiniz.

 

3-)Ayaklarınız kokuyorsa…

Ayaklarınızı talk pudrasıyla ovun ve sonra kurutun(tabii ki temiz!) çorabınızı giyin.

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Bu, bir süre için ayağınızın terlemesini ve bunun sonucunda koku oluşmasını engelleyecek.

 

4-)Öldürücü kas krampları yaşıyorsanız…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Nemli bir havluyu mikrodalga fırında 30 saniye bekletin. Daha sonra havluyu ağrıyan kasınızın üzerine koyun. Bu kompres, aldığınız ağrı kesici ilaç etkisini gösterene kadar ağrıyı hafifletecektir.

Bu kompres, aldığınız ağrı kesici ilaç etkisini gösterene kadar ağrıyı hafifletecektir.

 

5-)Parmağınızı sıkıştırdıysanız ya da ayak parmağınızı çarptıysanız…

Parmağınızı dik tutup üzerine sıkıca bastırın. Bu, ağrınızın azalmasını sağlayacaktır.

 

6-)Terleme problemi yaşıyorsanız ve duş almaya vaktiniz yoksa…

Hemen kadınlar tuvaletine gidin ve birkaç kağıt havlu koparın. Kokulu antibakteriyel sıvı sabunu kağıt peçeteye dökün ve o bölgeyi silin. Ancak sonrasında iyice kurulamayı unutmayın.

 

7-)Kendinizi endişeli hissediyorsanız…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Kendinizi endişeli hissediyorsanız ve kalbiniz normalden hızlı çarpıyorsa Saç diplerinden başlayarak şakaklarınıza nazikçe masaj yapın.

Yavaşça nefes alıp verin, hızla rahatladığınızı hissedeceksiniz. Eğer bu işe yaramıyorsa bazı meditasyon tekniklerine başvurabilirsiniz. Örneğin beş dakika süreyle gözlerinizi kapatın ve bir ormanın ortasında olduğunuzu hayal edin. Ormandaki sesleri duymaya çalışın.

 

8-)Çenenizde tüylenme problemi yaşıyorsanız…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Çenenize ince bir tabaka vazelin uygulayın ve üzerine likit bir kapatıcı pudra uygulayın. Yalnız bu işlemi yaparken alkolsüz ürünler kullanmaya dikkat edin. Çünkü alkollü ürünler cildinizi tahriş edebilir.

 

9-)Elinizde can acıtıcı bir şeytan tırnağı çıktıysa…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Tırnak diplerinizi tuzlu suyla ovalayın.

Bu tedavi, elinizdeki şişliğe iyi gelirken aynı zamanda enfeksiyon riskini de ortadan kaldıracaktır. Bu tedaviyi birkaç gün boyunca yapın.

 

10-)Ani bir öksürük krizi geçiriyorsanız…

En sevdiğiniz şekerlemeyle bu sorunu çözebilirsiniz.Şekeri uzunca bir süre emerek boğazınızı rahatsız eden öksürük krizini engelleyebilirsiniz.

 

11-)Nefesiniz kötü kokuyorsa…

Ağız kokusunun sebebi çoğunlukla susuzluktur. Böyle bir durumla karşılaştığınızda hemen iki bardak su için.Eğer ana yemeğinizin yanında maydanoz varsa onu mutlaka tüketin. Çünkü maydanoz nefesi anında yenileyici özel kimyasallar içerir.

 

12-)Egzersiz sonrasında kaslarınız geriliyorsa…

Kulağa garip gelebilir ama birkaç yudum turşu suyu için. Bu, anında gevşemenizi ve ağrının giderilmesini sağlar.

 

13-)Genital bölgenizde kıl dönmesi yüzünden rahatsız edici bir şişlik oluştuysa…

 

Kağıt havluyu soğuk suya batırıp birkaç dakika şişliğin üstünde bekletin.Ya da birkaç küp buzla şişliği ve kızarıklığı giderin. 15 dakika sonra şişliğin küçülmeye başladığını fark edeceksiniz.

 

14-)Topuklarınız sertleşiyorsa…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Ayaklarınıza bir su şişesi ile iki-üç dakika boyunca masaj yapın. Bu işlem sayesinde ayak tabanınızdaki çukur bölge gerilir ve topuğunuzun düzleşmesini engellemiş olursunuz.

 

15-)Cildinizde siyah noktalar görüyorsanız…

Bu problem susuzluktan veya kan şekerinizin düşmesinden dolayı oluşmuş olabilir.

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Bu yüzden hemen bir bardak dolusu su için ve bol bol meyve tüketin. Buna rağmen siyah noktalar geçmiyorsa bir dermatoloğa danışmalısınız.

– Yaşam Sahnesi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

UNUTMA, BİLGE İNSAN HAYATI YAŞAYANDIR.

saglikli-yasam1

 

 

Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ordek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme…. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarıniıikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşümüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana deger vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yada sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarina bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konusmayı öğren. Her gün kendinle kalmak icin zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme… Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kığıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli oldugunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örnegin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mi olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını birakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen….
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.
Alıntı