DİLİN SÖYLEYEMEDİĞİNİ VÜCUDUNUZ SÖYLÜYOR

kadinlar_psikolojik_sikinti_yasamaya_daha_yatkin_h8301_d81551

 

Vücudumuz, psikolojik problemlerin aynasıdır. Kendisini ifade edemeyen, sevincini, üzüntüsünü, sıkıntısını içine atanlar, zamanla depresyon, takıntı, kaygı bozukluğu gibi beden kimyasının bozulma durumuyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu durum kendini yüzde çıkan sivilce ve yaralarla da gösterebiliyor. Sivilce ve yaraları yolma, psikoloji kaynaklı bir deri hastalığıdır.

Gerçek duygularını, isteklerini dil ile ifade edemeyen veya ifade ettiklerinden daha fazlasını içlerinde veya farkında olmadan bilinçaltlarında saklayan kişilerin kızgınlıkları ve sıkıntıları bedene yansımaktadır. Bir başka deyişle dilin söyleyemediğini beden söylemektedir. Psikolojik problemlerin insanlara ve hayatlarına etkisi farklı şekillerde olmaktadır. Kimisi kişinin iç dünyasını büyük ölçüde etkilerken kimisi ise diğer insanlarla ilişkilerinde, iş veya ders başarısında etkili olmaktadır. Bazı psikolojik problemler ise kişinin bedeninde bazı etkilerini göstermektedir.

Kişi problemden rahatsızlık duydukça kısır, döngü içine girmekte ve problem gittikçe artmaktadır. Ciltte çıkan yaraları yolma, tırnak yeme ve saç yolma problemleri bu süreçte ortaya çıkabilmektedir. Bununla beraber yara yolma yüzde olduğu takdirde çevrenin etkisiyle birlikte sorun daha da artmaktadır.

Hastalığın ortaya çıkmasında ve devamında çevresel şartlar ve kişilik özellikleri birlikte etkilidir. Kişinin kendine güven duygusunun eksikliği, mükemmeliyetçi olması, insanlarla ilişkilerde aşırı duyarlılık, streslerle başa çıkma becerilerinin eksikliği ya da aşırı yük altında olma, bunlar arasında sayılabilir. Depresyon, takıntılar, kaygı bozukluğu beden kimyasının bozulmasına sebebiyet vererek bu tür problemlere yol açmaktadır.

Sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan biri ,kişinin yüzünde sivilcelerin çıkmasıdır. Bu sivilcelerin yolunması ya da kaşınması yaralara, mikrop kapması halinde ise yayılmasına neden olur. Cilt bu sebeple giderek bozulur. Kişinin bu davranışını kontrol edememesi ve görünüşünün gittikçe değişmesi, insanların kendisine acıyan gözlerle bakması, o ferdi daha da sıkıntıya sokar. Bu kişiler bazı ilaçlar kullansa da çözüm geçici olabilir. Yüzde çıkan sivilce ve yaraları yolma ve yaralar oluşturma, psikolojik kaynaklı deri hastalığıdır. Tedavinin şekli, sorunun kaynağına göre değişmektedir. Hastanın profesyonel destek almayı kabul etmemesi ya da fayda sağlayacağına inanmaması, kendi kendine çözmeye çalışması, sıklıkla tedaviyi zorlaştırmaktadır. Bunda kişisel nedenler olduğu gibi maddi nedenler de etkili olmaktadır. Tedavinin gecikmesi, kişinin dış dünyadan uzaklaşmasına, kendine güvenini kaybederek öğrenim hayatını ya da iş hayatını yarıda bırakmasına yol açmakta, bu da problemin daha da şiddetlenmesine sebep olmaktadır.

Nasıl bir tedavi yolu izlenmeli?

Kişinin çevresindekiler tarafından anlaşılması, sorumluluklarının paylaşılması bu tür rahatsızlıkların ortaya çıkmasını ya önlemekte ya da iyileşmesini kolaylaştırmaktadır. Birkaç günlük tatil, yakın akraba ya da arkadaş ziyaretleri, spor, sağlıklı beslenme, kişinin gevşeyip rahatlaması problemin hafiflemesini sağlar. Kişinin sevdiği meşguliyetlerle uğraşması, iç enerjisini uygun şekilde kanalize etmesi de yararlı olmaktadır. Zorlama ve kınama, problemin daha çok artmasına sebep olmaktadır. Bu süreçte cilt hastalıkları uzmanının tedavisine de devam edilmelidir.

ZAMAN Farika Teymur Artır, Uzman Psikolog

Not: Aynı zamanda buna sebep olan sebepleri ortadan kaldırmak için kendini sev hayatını iyileştir seminerini enerjiyi yükseltmek için reiki yi ve buna sebep olan bilinçaltı kayıtlarını temizlemek için de Access bar bilinçaltı temizliği çalışmalarını öneririm. Tabı ki bunun dışında yapacağıınız doğa yürüyüşleri, nefes ve meditasyon çalışmaları da işe yarayacaktır.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Daha İyi Bir Sindirim İçin Suyunuza Katabileceğiniz 6 Şey

12-850x4681

 

 

 

Su evrensel olarak içebileceğiniz en yararlı içecektir ve muhtemelen sağlık uzmanlarından su tüketmenin sağlıklı bir yaşam tarzının sürdürülmesinin anahtarı olduğunu duymuşsundur. Muhtemelen fitness uzmanlarından, kilo vermek için etkili yöntemlerden birinin çok fazla su içmek olduğunu da öğrenmişsinizdir.
Ancak suya bazı besinler ekleyerek sindirim sisteminize de olumlu etkiler katabileceğinizi biliyor muydunuz? Karşınızda bu 6 yöntem.
1. Limon
Limonda bolca C vitamini olduğunu ve her gün almamız gereken önemli bir vitamin olduğunu biliyoruz. Sadece 4-5 ince dilimi büyük bardak suya atın ve bağışıklığınızı yüksek tutun.
Daha da ilginç birşey duymak ister misiniz? Limon suyundaki asitler midenizdeki asitlerle aynı özellikleri taşır bu da karaciğerinizi kandırarak daha çok safra üretmesini sağlar. Daha çok safra yiyeceklerin sindirim sisteminden daha yumuşak bir şekilde geçmesini sağlayacaktır.
2. Taze nane yaprakları
Mutlaka nane yapraklarının faydalı olduğunu ve su ile birlikte kullanıldığını görmüşsünüzdür. Bunun en büyük nedenlerinden biri midenin sindirim sürecini rahatlatmasıdır. Ayrıca hazmı kolaylaştırıcı enzimler üreten tükürük bezlerini aktif hale getirerek sindirimi kolaylaştırır.
3. Tarçın
Eğer daha iyi bir sindirim sistemi istiyorsanız tarçın tam size göre. Tarçın ilaç özelliği nedeniyle geniş bir kullanıma sahiptir. Doğu ülkelerinde sıcak etkileri nedeniyle tercih edilir. Eğer mide sorununuz varsa bir çubuk tarçını sıcak bir bardak suya ekleyin. Çünkü bu şekilde bağırsak gazlarını kırar ve sindirim sistemini yatıştırır. Ayrıca mide bulantısı ve bağırsak rahatsızlıklarının da önüne geçer.
4. Zencefil Çayı
Tarçın gibi zencefil çayı da bağırsak gazlarını kıran bir besindir. Eğer midenizde şişkinlik ve bağırsaklarınızda kramp oluyorsa zencefile bir şans verin çok faydası olacaktır. Taze zencefil köklerini kesin, suya atıp bir gece bekletin. Bu şekilde zencefilin bütün etkilerinin suya geçmesine zaman vermiş olursunuz.
5. Salatalık
Salatalık vitamin B açısından çok zengindir ve vitamin B de stres ve endişeye iyi gelir, bu da sindirimi olumsuz etkileyecek faktörleri azaltmanızı sağlar. Suya salatalık eklemek genel anlamda salatalık yemek kadar etkili olmasa da salatalığı her türlü tüketmek vücuda lif girmesini sağlar. Lifler de kronik kabızlığa iyi gelir.
6. Elma sirkesi
2-3 yemek kaşığı elma sirkesini bir bardak su ile karıştırıp içmek vücudumuzdaki hidroklorik asitlerin üretimi arttırır. Hidroklorik asitlerin amacı da vücuttaki proteinleri amino asitlere çevirmektir, aynı zamanda sindirime yardımcı olurlar. Eğer midemizde yeterince asit olmazsa yemekler tam olarak sindirilemez ve yararlı besinler tam olarak emilemez. Bu şekilde elma sirkesi tüketmek sindirimi hızlandırır. Ayrıca iyi bir besin kaynağı olarak da fayda sağlar.

Kaynak: Hayat Bilgisi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sen Hep Kendini Düşün…

11694870_10153513970926872_4980272411829033464_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”

untitled

 

 

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”

Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. “Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. “Buyurun” deyince, her biri uzunboylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarakiçirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlarsofradan işte demiş ermiş, ‘kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır.

ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ATIN…

az-esya1

ATIN…
Kulpu kırık fincanları,
Zayıflayınca giyerim’ kotunu,
Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri,
Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi,
Dibi kararmış tencereyi,
Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları,
Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz fotoğrafı,
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini
ATIN
Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?
Şimdi ihtimalleri atın.
‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.
Takılıp kaldığınız o günü,
Düşünüp durduğunuz o lafı.
ATIN
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü,
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’
ATIN
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini,
Kestiğiniz eski gazete küpürünü,
İçinizi kemiren o ukteyi
ATIN
Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.
Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz.
Cevabı olmayan soruları
Kaçırdığınız fırsatları
Atıldığınız işleri
Beceremediğiniz ilişkileri
Kişisel gelişim kitaplarını
ATIN
Arkanızdan konuşanları,
Önünüzü kapayanları,
Alamadığınız terfiyi,
Oturamadığınız evi,
‘Şimdiki aklım olsa’ları
Aldığınız en kötü karneyi,
Hatta en iyi karneyi,
Çalışmayan saatleri,
İşe yaramayan fikirleri,
Kaçan trenleri,
Zamansız yaşlandıran dertleri,
‘O gün’ olanları,
Halının altına süpürdüklerinizi,
Dolabın dibine iteklediklerinizi
ATIN
Bakın, ne güzel güneş çıktı.❤💕
Can Yücel

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SORU SORUN, DEĞİŞİMİ BAŞLATIN

select1

 

 

Simone Milasas‘ın* ‘İşin Neşesi’ adlı kitabını okurken bir yerde takılıp kaldım, ilerleyemedim. Kitabı kapatıp düşünmeye başladım. Simone, herbir soruya 6 cevap yazmamızı istiyor bizden. Amaç, kendimizi tahlil etmekten öte zihnimizin yarattığı bilinçaltının derinlerine inmek. Gerçekleşmesi imkansız dediğimiz isteklerimizin, hayallerimizin aslında hiç de öyle olmadığını gösteriyor bize.
Kitapta, var olan işimizin nasıl keyifle yapılabilir olduğunu, işimizdeki başarıyı nasıl artırabileceğimizi ve bunun için neler mümkün olabileceğine dair sormamız gereken soruları içeriyor. Ayrıca iş ararken veya kurarken kendimize hangi soruları sormamız gerektiğini de anlatıyor. Dahası para ile ilgili olumsuz inançları ve değerlerimizi nasıl yok edebileceğimiz de yer alıyor.
Access Consciouness‘ın temeli sorular sormak. Sorular yardımıyla kendimizi, hayatımızı ve çevremizdeki her şeyi değiştirebiliriz. Sorular bizi güçlendirirken, cevaplar gücümüzü azaltır.
Örneğin; işinizde veya bir projenizde başarılı oldunuz. Oraya nokta koymayın. Önce müteşekkür olup şükredin sonra kendinize şu soruları sorun:
– Bundan daha iyisi nasıl olur?
– Daha başka neler mümkün?
Bu gibi sorular daha fazla başarıyı davet eder diyor Simone. Soru sorun ve daha fazla olasılıklara yer açın.
– Bugün işimle hangi sihiri yaratabilirim?
– Bugün ve gelecekte mümkün olduğunu düşündüğümden daha fazla parayı yaratmak için neler gerekir?
İşinize sorular sorun, evren size bilgi verecek ve işinizle ilgili gereken enerjileri yaratmaya başlayacaktır. İşinize veya projenize sorabileceğiniz bir kaç soru:
– Sana bugün hangi katkıda bulunabilirim?
– Bundan sonra neyi yaratmak isterdin?
– Ne yapmak isterdin?
– Bugün nerede olmak isterdin?
– Kimin seninle işe dahil olmasını isterdin?
Ya işinizde başarılı değilseniz? O zaman enerjiyi değiştirerek şu soruyu sormalıyız:
– İşte başarısız olmanın değeri nedir?
Daha fazla para kazanmak için veya herhangi bir faturayı ödediğinizde, kirayı verdiğinizde, kredi borcunu ödediğinizde;
– Bu paranın bana 10 kat daha fazlasıyla geri dönmesi için neler gerekir? diye sorun.
Soru sorduğunuzda yarattığınız enerji evrene ulaşacak ve olasılıklar kapısı açılacaktır. Seçim yapmaksa tamamen size kalmış.
O halde artık sorulara geçelim… Merak ediyorum sizin cevaplarınız ne olacak.
– Siz hiç imkansız şeyler yaratır mıısınız? Neden olmasın? Sizi olmaya, yapmaya, sahip olmaya ve inanmaya eğitildiğinizin dışına çıkmaya davet ediyorum. Kendinize şunu sorun:
‘İşimle yaratamayacağıma karar verdiğim 6 şey nedir?
1————————————————-
2————————————————-
3————————————————-

4————————————————-
5————————————————-
6————————————————-
– Şimdi cevaplarınızın her birine tekrar bakın ve sorun:
‘Bunun imkansız olması gerçekten doğru mu?’
Bunun ortaya çıkması için neyi değiştirmem, seçmem ve kurup sürdürmem gerekir?’
‘Bunu ortaya çıkartmam için işime, hayatıma, yaşantıma ve realiteme neyi eklemem gerekir?’
– Şimdi imkansız olan bir başka 6 şey daha listeleyin.
1————————————————-
2————————————————-
3————————————————-
4————————————————-
5————————————————-
6————————————————-
İşinizle, hayatınızla, realitenizle, mali işlerinizle, paralarınızla ve nakit akımınızla ilgili olarak neyin imkansız olduğuna karar verdiniz? ‘ Bugün işinizle ve sizinle ilgili hangi sihir meydana gelebilir? Eğer işinizin sihirli olmasına izin verecek olsaydınız daha kolay olur muydu?’
Herkesin işini keyifle yapmasını, bolluk ve bereket içinde olmasını temenni ediyorum…. Sevgilermle,
Funda Öztürk
Simone Milasas kimdir?: İşin neşe alanından nasıl yapılacağını tüm dünyayı dolaşarak gösteren dinamik bir liderdir. 20 yılı aşkın bir süredir iş yaratımı ve geliştirme alanlarında önde gelen liderler arasında yer almaktadır. Onun hedefi, insanları işin nasıl bir yaratım kaynağı olabileceğini görmeleri konusunda güçlendirmektir. 170’den daha fazla ülkede bulunan Access Consciousness’in® Global Direktörlüğü’nü yürütmektedir.

Cesaretimizi toplayalım, ayağa kalkalım, kendi ruhsal kalitemizi bulmak ve kişisel potansiyelimizi gerçekleştirmek için savaşalım

is-hayatinda-basarili-olmak-620x3501

 

 

Dünyada değişiklik yapmakta başarılı olanlar değişikliğe kendilerinden başlayanlardır
BERNARD SHAW
Akıllı insanlar ,kendilerini ,çevrelerine adapte ederler Akılsız insanlar ise çevrelerini kendilerine adapte ederler Kişiligimiz, karekterimiz, hedeflerimiz, bekl entilerimiz,dışımızdaki dünyadan değil, içimizdeki kaynaklardan gelişmek zorundadır
İçimizde olan eninde sonunda dışımıza da yansıyacaktır, bu sebepten ilk olarak iç dünyamızı geliştirmeye önem vermeliyiz İçsel büyümemiz daima dışımıza da yansır Ben aklını kullanan ,çok çalışan ve güçlü bir iradeye sahip olan insanın diğer insanlara kaçınılmaz bir şekilde fark atacağına inanmaktayım Eğer yükselmek ve yeni başarılar elde etmek istiyorsak, tembelliği ödüllendiren ‘eşitlik prensibini’ bilincimizden atmamız gerekir
Bir köpek balığı aç olarak bir akvaryuma koyulur Ardından aynı akvaryuma küçük bir balık konur Büyük balık hemen küçük balığı yemek için harekete geçer İlk saldırısında başını sert bir şeye çarparak şaşırır Bilim adamları iki balık arasına önceden bir cam bölme yerleştirmişlerdir Birkaç defa daha aynı şeyi dener ancak sonuç aynıdır Anlamadığı bir şey hedefine gitmesine engel olmaktadırBir süre sonra denemeyi bırakmıştır Deneyin ikinci bölümünde cam bölme kaldırılır,ancak köpek balığı diğer balığı yemek için hiçbir şey yapmamaktadır Bilim adamları bu duruma ‘öğrenilmiş başarısızlık ‘demektedirler Defalarca denediği halde,sonuca ulaşamamasından dolayı ,deneme cesaretini kaybetme ve bir daha denememe olarak bunu tanımlayabiliriz
Bir çoğumuz başarı kazanmak yerine, hayatı sıradan bir şekilde yaşamayı seçeriz Acıları ve ızdırapları minumuma indirmeye çalışan bir zihniyete göre yaşamaya çalıştığımızdan dolayı, üstün başarı elde etme yönünde pek bir çaba sarf etmeyiz Birkaç denemeden sonra kolayca vazgeçer ,başarılı olanlara hayranlıkla bakar, onların şanslı yada Allah tarafından ödüllendirilmiş olduklarına inanırız Oysaki demin verdiğim örnekte olduğu gibi, köpek balığı aradaki cam kaldırıldığında tekrar bir deneme daha yapsaydı hedefine ulaşacak, küçük balığı yiyecekti Başarısızlık öğrenilmiştir, başarılı olmakta öğrenilebilir bir olgudur
Başarı nedir?
Başarı, karar verdigin hedefe ulaşmaktır Bunu hırsla karıştırmamak gerekir, hırslı olmak başarılı olmak değildir
Her şey bir işi başarmak isteği ile başlar Başarılı olan insanları incelediğimizde,onların önce başaracak bir hedef seçtiklerini Hedefi belirledikten sonra eyleme geçtiklerini görürüz çünkü, EYLEME GEÇMEDEN HİÇBİR HEDEF SOMUTLAŞAMAZ Engellerle karşılaştiklarında, devam etmek ve vaz geçmek arasında terredüte düştüklerini, bu durumda iken yaptıkları eylemlerin sonuçlarını değerlendirdiklerini, yani nerde yanlış nerde doğru yaptıklarını bulmaya çalıştıklarını görürüz Hata yapmak başarının ilk şartıdır,yanlış olan şey ise aynı hatayı tekrar etmektir Eğer belirledikleri hedefe ulaşmak için ödeyecekleri bedel hedefin kendinden fazla ise vaz geçtiklerini, az ise israrla, kararlı olarak tekrar, tekrar denediklerini kararlı olduklarını görürüz KARAR VERMEK İSTEMEK, ARZU ETMEK DEMEK DEGİLDİR Burada karşılaşılan en büyük güçlük sabırlı olmak ve esnek olarak hedefe ulaşmak için her yolu denemektir
Hiçbir hedefe tek yoldan gidilmez,bir hedefe giden yol kumsaldaki çakıl taşlarının sayısı kadar çoktur Bir kapıyı kırk kere çaldıklarında açmadılarsa kırk kapı daha çal Esnek ol ki istediğin hedefe ulaşasın Esnek olmak yöntem çeşitligidir, degişik planlarının olmasıdır
Unutmayalım ki ,
HAYAL EDEMİYORSANIZ YAPAMAZSINIZ, İNSANLAR ANCAK HAYAL ETTİKLERİNİ YAPABİLİRLER
Başarılı insanların çok kararlı olduklarını biraz önce belirtmiştim Nedir sizce KARARLI OLMAK?
KARAR= AZIM+SABIR
AZİM = Eylemde israrlı olmak
SABIR= Duygusal dayanıklılıktır
Başarılı insanların hayatında karşılaştıkları engellerin sayısı başarılarından daha fazladır Peki fark nedir? Başarılılar o engellerin üzerinden atlarlar Başarısızlar bir engeli gördüklerinde ‘Bu engel olmasaydı bende başarılı olurdum’ derler! Başarılılar engele rağmen sonuca giderler
Başarılı kişilerin çok sabırlı olduklarını biraz önce belirtmiştim Sabrı üç bölümde inceleyebiliriz
1- ACIYA KARŞI SABIR= Acıya karşı duygusal olarak dayanıklılık göstermektirAğlamamıza ve korkmamıza ragmen birşeyler başarmak için yolumuza devam etmek demektir
2- HAZZA KARŞI SABIR= Hedefe ilk ulaşılırken,basamakların ilk çıkıldığı anda duyulan hazdan dolayı, kişilerin çok fazla hata yapmaları bu sebepten motivasyonlarının bozularak esas hedefe ulaşamamalarıdırBu bölümde aldığımız hazzı ertelemeyi ve esas hedefe ulaşmak için sabırla beklemeyi bilmeliyiz
3- ZAMANA KARŞI SABIR= Bekleyebilmek bu en zor olanıdır,çünkü zamanı kendin belirleyemezsin Başarmak istediğimiz hedef henüz gerçekleşmemiştir ve o gerçekleşene kadar gösterdiğimiz sabırdırHer şey olumlu giderken,bir yerde yanlışlık yaptığımızda bir süre bunu fark edemeyiz her şey olumlu olarak bir süre devam eder ,bir süre sonra olumsuzluklar ortaya çıkmaya başlar buna ’OLUMLU SONUÇ GEÇİKMESİ’ deriz
Bunu fark edip hatalarımızı düzelttiğimizde ise ,bir süre olumsuz gider ve sonra düzelir buna ’OLUMSUZ SONUÇ GECİKMESİ’ deriz
Bütün bunları göz önüne aldığımızda başarılı olmak için sabırlı ve kararlı olmanın ne büyük önem taşıdığını sizde fark edebiliyorsunuz değil mi?
Birçoğumuz hayatımızın belirli dönemlerinde yabancı dil öğrenmek için kurslara katılmışızdır Aramızdan bazıları aynı kursu aldığımız halde başarılı olup, yabancı dil öğrenmiş ve başarmışlardır Peki nasıl oluyor da onlar başarırlarken biz başarılı olamıyoruz şimdi bunu biraz daha iyi anlayabiliyorsunuz değil mi?
Onlar kararlı ve sabırlı bir şekilde eylemlerine devam edip,diğerleri gibi ‘kafama girmiyor’ diyerek çaresizlik marşını söylemeye başlamamışlardır da ondan
Reklam

Başarılı olmak için hepimiz birtakım aşamalardan geçeriz ve bu aşamalar her insan için değişmez bir kuraldır Bunlar, bizim belirlediğimiz hedefe ulaşana kadar başımıza gelen olayların toplamıdır
Araba kullananlarımız, ehliyet almadan evvel yan koltukta otururken ,araba kullanmanın o kadar da zor bir şey olmadığını düşünmüşlerdir Ancak sürücü yokken ,arabayı biraz öne alır mısınız diye bize sorulduğunda, işte o an direksiyona oturur ve ne yapacağımızı bilmediğimizi fark ederizBunu fark ettiğimiz an bir üst aşamaya geçmeye hazırız demektirBu bölümü CAHİLLİK olarak isimlendirebiliriz
Şimdi bilmediğimizin farkındayızdır ve öğrenmeye hazırızdır İşte insanların en çok vaz geçtiği dolayısıyla başarısız olduğu bölüm burasıdır Peki neden? Bu bölümde maxımım yorgunluk yaşarız ancak mimumum olumlu sonuç elde ederiz Arabayı defalarca stop ettirmiş bir türlü harekete geçirememişizdir İşte tam burada ,eğer nerelerde hata yaptığımızı bulur,yani sonuç değerlendirirsek, eylem kararlılığı ve sabır gösterirsek bir sonraki aşamamıza geçmeye, yani başarıya daha yaklaşmaya başlarız Bu bölümü de ÇIRAKLIK olarak isimlendirebiliriz
Bu bölümde araba kullanmayı bildiğimizin farkındayızdır Ancak halen yaptığımız hareketleri düşünerek yapmaktayızdır Aynaya bakayım, vitesi değiştireyim gibi Bu bölümü KALFALIK olarak isimlendirebiliriz
Burada çok fazla pratik yaparak ,bir sonraki bölüm ise usta olduğumuz araba kullanmayı tam bildiğimiz, ne yapmamız gerektiğini düşünmeden vitesi değiştirdiğimiz, aynaya baktıgımız bölümdür
Her yeni öğrendiğimiz yeni şeyde bu evreleri yaşamaktayız, önemli olan işte tüm bu zorluklara rağmen yolumuza devam edebilme kararlığında olmamızdır Başarılı olanlar tüm engellere rağmen yollarına devam edenlerdir Dünya arkamızdan dolap çevirmez, ancak hayat gerçekten zordur Problemler, acılar her zaman olacaktır, ama onların bizleri yıldırmasına asla izin vermemeliyiz
Asla, asla, asla ve asla vazgeçmeyin
WİNSTON CHURCHİLL
Cesaretimizi toplayalım, ayağa kalkalım, kendi ruhsal kalitemizi bulmak ve kişisel potansiyelimizi gerçekleştirmek için savaşalım Hayat yaşamak içindir Yıllar geçiyor şu an karar vermek zamanıdır!
* Alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağışıklıktan sindirime, kefirin 8 faydası ve evde kefir yapma tarifi

kefir-ve-kefir-tahili-e14877695522631

 

Kefir, kökeni Kafkaslara dayanan ve ilk kez Türkler tarafından yapılan süt içeceği. Kefir tanelerinin, sütte laktik asit ve etil alkol fermantasyonu yapmasıyla oluşur. Zengin içeriğinden ve bağışıklıktan hücre yenilenmesine dek önemli faydalarından dolayı kefire beslenmemizde mutlaka yer vermemiz gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Güneş, bir bardağı ortalama 100 kalori olan kefirin, protein başta olmak üzere, kalsiyum, fosfor, magnezyum, selenyum, A, E, B1, B12 vitamini ve bağırsak florasını düzenleyen birçok yararlı mikroorganizma içerdiğini söylüyor. Besleyici özellikleriyle çocukların büyüme döneminde bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve güçlü kemik oluşumuyla boy uzamasına fayda sağlayan kefirin evde hazırlanmasının da oldukça kolay olduğunu söyleyen Özge Güneş, kefirin 8 faydasını anlattı, kefir yapımının ve kefirli lezzetlerin tarifini verdi:

Protein, vitamin ve mineral deposu kefir tam bir şifa kaynağı. Bilinen bir zararı olmamakla birlikte mikroorganizma içeriğinin yüksek olmasından dolayı 2 yaş öncesinde kullanmamakta fayda vardır. Yetişkinler günlük olarak 1-2 su bardağı içebilir. 2 yaş sonrası çocuklarda günlük 1 çay bardağı kefirle başlanıp yavaş yavaş artırılmalıdır.

Bağışıklığı kuvvetlendiriyor
İçeriğinde bulanan betakaroten bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vücutta oluşan toksin maddelerin üremesini durdurarak, bağışıklık sistemini zayıflatan mikropları yok ediyor.
Mide ülserini önlemede etkili
Mide ülserine neden olan ‘helicobakter pilori’ isimli bakterinin öldürülmesine yardımcı oluyor. Antibiyotik etkisiyle de mide ülserinin oluşmasının engellenmesinde ve tedavisinde destekleyici role sahip.
Sindirimi kolaylaştırıyor
Yararlı mikroorganizmalar, bağırsaklarda zararlı mikroorganizmaların oluşmasının ve çoğalmasının önüne geçerek bağırsak florasını düzenliyor. Besinlerin sindirilmesine ve emilmesine katkıda bulunuyor. Bağırsaklarda bu mikroorganizma dengesi bozulduğunda ishal, kabızlık, emilim bozuklukları oluşabilirken, kefir içeriğindeki doğal mikropları bu dengeyi sağlıyor.
Kemikleri güçlendiriyor
Yüksek oranda içerdiği kalsiyumla kemiklerin gelişmesini sağlayan kefir, büyüme dönemindeki çocukların ve yaşlıların artan kalsiyum ihtiyacını karşılamakta en etkili kaynaklardan. Vücut,  ihtiyacı olan kalsiyumu besinlerle alamadığında gereksinmeyi kemiklerden sağladığından, kemik yumuşaması ve kırılmaları, diş dökülmeleri oluşabiliyor. Günlük tüketilen 2 su bardağı kefir günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama yüzde 60’nı sağlıyor.
Hücreleri yeniliyor
Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Güneş “E vitamini ve selenyumdan zengin olan kefir güçlü bir antioksidandır. Hücre yıkımına sebep olan toksin maddelerin oluşumunu ve çoğalmasını engelleyerek hücre yenilenmesine katkı sağlar” diyor.

Kan şekerini dengeliyor
Kefir gibi probiyotikler protein ve yağların kolay sindirilmesini sağlıyor. Glisemik indeksi düşük olan kefir içerdiği proteinle birlikte midede uzun süre kalarak tokluk hissi veriyor ve kan şekerinin de daha yavaş yükselmesini sağlıyor. Böylelikle yaşanılan açlık krizlerinin önüne geçilerek fazla besin ve kalori alımı azaltılıyor.
Mide gazını azaltıyor
Laktik asit fermantasyonu sayesinde sindirimi kolaylaştırarak, midede oluşan gazı azaltan kefir, bu özelliğiyle de laktoz intoleransı olan kişilerde kalsiyum ihtiyacını karşılamak için kullanılabilir.
Depresyondan koruyor
Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Güneş “Kefir triptofan aminoasidi ve B vitamini içeriğiyle sinirleri yatıştırıcı ve depresyonu azaltıcı etkisi olan mucizevi bir içecek. Gevşeme ve uyku verici özelliğiyle gece rahat uyumaya yardımcı oluyor” diyor.
Meyvelerle tatlandırabilirsiniz!
Kefir, oluşan fermantasyon nedeni ile ekşi bir tada sahip.  Kendine özgü bu ekşi tadı sevmeyen miniklere mevsim meyveleriyle blender yapılarak içirilebilir. Tadından rahatsız olan yetişkinler de elma, muz, kivi gibi meyvelerle aroma katarak tüketebilir.
Evde kefir tarifi
Kefirin evde hazırlanması oldukça kolay. Güvenilir yerlerden temin edeceğiniz kefir tanelerine ve süte ihtiyaç vardır.
Malzemeler
1 litre süt
30 gr kefir tanesi (1 yemek kaşığı)
Cam kavanoz
Plastik süzgeç
Hazırlanışı:
1 litre sütü kaynatın. Üzerinde oluşan kaymağı alın. Metal olmayan bir kapta oda sıcaklığına getirilen süte (20 derece) kefir tanelerini ilave edin. Tahta kaşıkla iyice karıştırın. Kabın üzerini temiz bir bez ile kapatın. 20-25 derece kalacak şekilde karanlık bir yerde sütü bekletin. Ortalama 48 saat sonra süt pıhtılaşır. Mayalanmış sütü plastik bir süzgeç ya da tülbentten geçirerek kefirinizi elde edin. Süzgeçte kalan kefir tanelerini tekrar maya olarak kullanabilirsiniz. Buzdolabında saklayacağınız kefiri iki gün içerisinde tüketmelisiniz.

Şekersiz kefirli kek tarifi
Malzemeler
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 su bardağı kefir
2 yumurta
1 su bardağı ceviz
4 adet kuru incir
4 adet hurma
1 buçuk su bardağı tam buğday unu
2 tatlı kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı karbonat
Hazırlanışı
İncir ve hurmayı bir kaba koyup üzerine sıcak su ekleyin, 10-15 dakika bekletin. Yumurtayı bir kaba kırın, üzerine kefir ve sıvı yağ ilave ederek iyice çırpın. İncir ve hurmanın suyunu süzüp küçük küçük doğradıktan sonra karışıma ilave edin. Tam buğday unu, karbonat ve tarçın ilave ederek un parçaları kaybolana kadar karıştırın. En son cevizleri de küçülterek karışıma ilave edin. Karışımı yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine veya kek kalıbına dökerek önceden ısıtılmış fırında 175 derecede 45-60 dakika pişirin.

Kaynak: medikalakademi.com

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Ben Bunla Evlenmem Ağa…

16938629_10154936994312435_6764069519521268626_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızılderililerin Şeref Yasaları;

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler..
2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.
5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.
6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister hayvan veya bitki olsun.
7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.
11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 – Her zaman dürüst ol.
15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.
16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
18 – İyi talihini başkaları ile paylaş.
19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Ekşi Maya Nasıl Yapılır?

eksi-maya-376x2801
Ekşi maya bilinen en eski hamur mayalarından biridir. Bazı uzmanlara göre ise bilinen en sağlıklı ekmek mayasıdır. Maya bir mantar kültürü olup, mayalanma işlemi de mantarların ortam üzerindeki aktiviteleri sonucu oluşan durumdur.
Ekşi maya ile hazırlanan yiyeceklerin hazır mayaya nazaran bir takım üstün özellikleri olduğu savunulmuştur. Bu görüşlere göre; ekşi maya ile hazırlanan ekmeklerin daha lezzetli olduğu, daha geç bayatladığı, sindiriminin daha kolay olduğu gibi sayılabilir. Ayrıca, daha az alerjen olduğu belirtilmiştir.
Ekşi Maya Nasıl Yapılır?
Ekşi Maya Tarifi
Ekşi maya yapımı kolay ancak biraz zaman isteyen bir olaydır. Yaklaşık 1 haftada maya kullanıma hazır hale gelmektedir. Öncelikle bir bardak oda sıcaklığında temiz içme suyu ile bir bardak kepekli un birbirine karıştırılır ve iyice birbirine karıştırılır. ( Zorunluluk olmamakla birlikte kavanozun içerisine bir kaç tane nohut eklemek mayalanma işlemini hızlandırabilir. ) Mutfakta oda sıcaklığında bir köşeye bırakılır. Ertesi gün karışımın yarısı eğer başka bir maya yapmak istenirse temiz bir kaseye boşaltılır  veya atılır. Kavanozun içerisinde kalana kısma ise yine bir çay bardağı un ve bir çay bardağı su eklenir. Karışım iyice çırpılır ve birbirine karıştırılır. Kaseye alınan kısım tekrar karıştırılmaz. Burada amaç mayanın lezzet oranını korumaktır. Buna maya eksiltmesi adı da verilir. Ertesi gün yine aynı işlem yapılır yani kavanozun yaklaşık yarısı boşaltılır ve bir çay bardağı un ile bir çay bardağı su birbirine karıştırılır. Bu işleme 6 gün boyunca aynı şekilde devam edilir. Altıncı günün sonunda ekşi maya hazır hale gelir.

Burada bir kaç püf nokta belirtelim: Bazen yukarıdaki yöntemle maya tutturma işlemi başarısız olabilir. Bunda kullanılan malzeme ve ortam faktörleri etkilidir. Eğer garantiye almak istiyorsanız ilk gün un ile karışacak suyun içerisine bir miktar taze sıkılmış meyve suyu eklenebilir. İkinci bir yöntem ise doğal yoğurt suyudur. Yoğurdun hafif yeşil suyu da hamura eklenebilir. Ev yoğurdu ile ekşi maya yapımı daha kolaydır.

Sağlıcakla Kalınız…

1organik.com

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz.

16831086_1260653780692163_3411049982122914266_n1

 

 

Tezer Özlü (10 Eylül 1943 – 18 Şubat 1986)
“Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnız bir yüzey, benim gerçeğimle bağdaşmayan bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin “medeni durum” dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak, ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. İstediğiniz düzene ayak uydurmak o denli kolay ki…
Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. Bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.
Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”
Yaşamın Ucuna Yolculuk

Bugünün DİKENİ Yarının ÇİÇEĞİDİR!..

16142435_1189203181187698_6937630897903927877_n1

 

 

Bir zamanlar birisi Allah’tan bir çiçek ve bir kelebek diledi.
Fakat Allah bunların yerine ona bir kaktüs ve bir tırtıl verdi. Adam üzgündü, neden dileği yanlış anlaşılmıştı, bir anlam veremiyordu….
Sonra şöyle düşündü: Allah’ın ilgilenmesi gereken o kadar çok insan var ki … Ve sorgulamamaya karar verdi.
Bir zaman sonra, adam öylece bıraktığı dileğinin ne durumda olduğuna bakmaya gitti. Fakat gördüklerine inanamadı: dikenli ve çirkin kaktüsten güzel bir çiçek ortaya çıkmıştı. Ve göz zevkini bozan tırtıl harika bir kelebeğe dönüşmüştü.
Allah ne yaptığını bilir.
O’nun yolu HER ZAMAN en doğrusudur, bize tamamen yanlış görünse bile.
Eğer Allah’tan bir şey isterseniz ve O size başka bir şey verirse, GÜVENİN.
O’nun her zaman size ihtiyaç duyduğunuz şeyi uygun zamanda vereceğine emin olabilirsiniz!
İstekleriniz her zaman ihtiyacınız olan şeyler değildir !
Allah dileklerimizi her zaman yerine getirir, o yüzden kuşkulanmadan veya şikayet etmeden O’na inanmaya devam edin.
Bugünün DİKENİ Yarının ÇİÇEĞİDİR!..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Kere Geldiğiniz Şu Hayatta Kendinize Yapmanız Gereken 17 Paha Biçilmez İyilik

Şöyle bir silkinin ve bu 17 iyiliği kendinize yapmaya başlayın. Hayatı bir tık ötede yaşamaya başlayacaksınız…

1. Kendinizi değersiz hissettiren insanları hayatınızdan bir bir uzaklaştırmak.

Kendinizi değersiz hissettiren insanları hayatınızdan bir bir uzaklaştırmak.

Büyük şeyler başarabilecek yeteneğiniz, azminiz olmasına rağmen böyle bir çevreye sahip olduğunuzda “Zor o iş”, “Yapamazsın sen onu” diyenler yüzünden olmanız gereken yerden çok daha aşağılarda oluyorsunuz. Potansiyelinizi kısıtlayan her türlü ortamdan uzaklaşın.

2. Başka insanların hayatlarını önemsememek.

Başka insanların hayatlarını önemsememek.

Sürüler halinde başkalarının hayatına özenilip, onlar ne yapıyorsa aynısını yapma uğraşına giriliyor. Ayrılınca kurdun kapmadığı bir sürü bu, iyisi mi ayrılın.

3. Yalnız kaldığınızda bile sıkılmayan biri olabilmek.

Yalnız kaldığınızda bile sıkılmayan biri olabilmek.

Niye yalnızken karamsar olunur ki, mis gibi kafa dinliyorsunuz. İnsanlarla da uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz.

4. Düzenli olarak şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak.

Düzenli olarak şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak.

İnsan içine çıkmak da gerekmez, isterseniz tek başınıza gidin doğayla iç içe olabileceğiniz bir yere. Hayatın mola yeri gibidir buraları.

5. Her şeyi kafaya takmamak.

Her şeyi kafaya takmamak.

Söylemesi kolay, gerçekleştirmesi zor bir durum. Zamana yayarak takmamayı da öğrenebiliyorsunuz. Şimdiye kadar taktınız da ne oldu, sadece kendinize zarar.

6. Geçmişi geçmişte bırakıp yeni bir sayfa açmak.

Geçmişi geçmişte bırakıp yeni bir sayfa açmak.

Geçmişe sadece ders olması için bakın. Yoksa bir yük olmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

7. Paranın peşinden koşarken ânı kaçırmamak.

Paranın peşinden koşarken ânı kaçırmamak.

Yaşlanınca dört bir tarafın parayla dolu olsa ne fayda, her yaşın tadını ayrı ayrı çıkaramadıkça.

8. Eşyaya ve insana bağımlı olmamak.

Eşyaya ve insana bağımlı olmamak.

“Kişi nesneleri düşündüğünde, bunlara karşı bir bağımlılık ortaya çıkar; bağımlılıktan arzu doğar; arzudan öfke doğar. Öfkeden yanılgı gelir; yanılgıdan aklın yitimi; aklın yitiminden ayrım kabiliyetinin çöküşü gelir. Ayrım kabiliyetinin yok oluşuyla kişi mahvolur.” – Bhagavad Gita

9. İzleyici olmaktan çıkıp, yapmaya başlamak.

İzleyici olmaktan çıkıp, yapmaya başlamak.

Enstrüman çalmayı mı öğrenmek istiyorsunuz, yapın o zaman; dünyayı gezmek mi istiyorsunuz, yapın o zaman. Hayat geçip gidiyor, en iyi zaman şimdidir. Bundan 20 yıl sonra ahlar etmemek için ertelemeyin, sadece yapın!

10. Kaçmış fırsatlar için ağlamayı bırakmak.

Kaçmış fırsatlar için ağlamayı bırakmak.

Kaçan fırsatlar için üzülürken önünüzden geçen fırsatları görmeyebilirsiniz. Biri gider, biri gelir.

11. Yeniliklere açık olmak.

Yeniliklere açık olmak.

Yeni insanlar, yeni müzikler, yeni şehirler keşfedin. Maceracı bir kişiliğiniz olsun, böylece sürekli yepyeni bir insan olarak kalacaksınız.

12. El âlem ne der düşüncesine gereksiz yere kafa yormamak.

El âlem ne der düşüncesine gereksiz yere kafa yormamak.

Kim ne der diye aldırmadan yaşayın. Siz hayatınıza ne diyorsunuz, asıl o önemli.

13. Gerek bilgi gerek sağlık olarak kendinize yatırım yapmak.

Gerek bilgi gerek sağlık olarak kendinize yatırım yapmak.

Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun, spor yapın, tecrübeler edinin, okuyun, okuyun, okuyun…

14. İçinize sinmeyen hiçbir şeyi yapmamak.

Yaş kemale erdi diye çevre baskısından dolayı duygularınızdan emin olmadığınız biriyle evlenmeyin mesela; ya da en basit konu bile içinize sinmiyorsa yapmayın, boş verin!

15. Her işinizi kendiniz görebilmeye alışmak.

Her işinizi kendiniz görebilmeye alışmak.

Kimseye muhtaç kalmadan kendi işinizi kendiniz görmeye çalışın. Zaten başkasına güvendiğinizde illaki bir aksilik çıkıyor. Hem bu şekilde daha fazla tecrübe kazanırsınız ve ileride karşılacağınız sorunlar karşısında dimdik durursunuz.

16. Mücadele etmekten ve hatalarla yüzleşmekten kaçmamak.

Mücadele etmekten ve hatalarla yüzleşmekten kaçmamak.

Çözmenin ve düzeltmenin zor olduğu durumlarda bile en azından denemiş olun.

17. Koskoca bir evrende göz açıp kapayıncaya kadar yaşayan zerre kadar canlılar olduğumuzun farkına varmak.

Koskoca bir evrende göz açıp kapayıncaya kadar yaşayan zerre kadar canlılar olduğumuzun farkına varmak.

 

Yani hiçbir şey için kendinizi yıpratmaya değmez. Hayat kısa, ânı yaşayın.

Kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

KENDİNİZE RASTLAMAK ?

mirror_ii_by_witchy_poo1

Birisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında.
Benliğiniz, size kendisini takdim eder.
Karsınızda duran kişi sizin bir suretinizdir.
O kişiyi karsınıza çıkaran bir peri vardır İçinizde.
Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır.
Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya …koyar onlar.
Bu size uzak göründüğü denli, ürkünç de gelir.
Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız.
Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız.
Her halükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır.
Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir.
Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır.
Bir gün karsınıza perişan bir dilenci çıkabilir, ya da varlıklı bir işadamı,
ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın,
yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz.
Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz.
Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız.
Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır.
Onların hepsi sizsiniz.
Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz,
ona karsı ya bir empati besler ya da onu suçlarsınız;
zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam.
Polisleri ve hırsızları görürsünüz; çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız.
Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz.
Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz.
Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız.
Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz.
Lakin her halükarda onların her biri sizsiniz.
Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz.
Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında;
ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan.
Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız.
Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır.
Hain kişi ve de meleksinizdir.
Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz.
Onların adımlarıyla yürümektesiniz.
Karsınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur.
Onları davet etmiş olduğunuzu hatırlamayabilirsiniz,
fakat onların varlığını inkâr da edemezsiniz.
Belki de davetiyenizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o.
Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız.
Bu, bir hak etme meselesi değildir.
Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir;
lakin bu bir mesuliyet halidir.
Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa,
örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, fark etmez.
Artık sorumluluk sizdedir.
Peronda duran sizsiniz.
Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır.
Binebilir ve tekrar inebilirsiniz.
İteklenip sıkıştırılabilirsiniz.
Orada olan sizsiniz.
Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir.
Oraya gitmişsinizdir.
Kâinatın reaktörü ve dinamosusunuz.
Onun ekseni ve merkezisiniz.
Surecin kendisisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz.
Nesne ve öznesiniz.
Geçişli ve geçişsiz fiillerin kendisisiniz.
Özel isimlersiniz, cins isimlersiniz.
Bunun iyi tarafı, istediğiniz her şey olabileceğiniz
ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir.
Mevcut dünya sizin yaratınızdır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »