Probiyotik turşu tarifi…

kek1

 

Probiyotik turşu tarifi
Fermente turşular yapmak için aşağıdaki malzemelere ihtiyacımız var.
Su, tuz, turşuluk sebzeler ve sarımsak, maya ve tenin.

Su tabii ki içme suyu olmalı,
Tuz tabii ki kaya tuzu olmalı.
Sebzeler taze, bulabiliyorsak doğal ilaçsız, bulamıyorsak iyice yıkanmış, sirkeli suda beklemiş ve kurumuş olmalı.
Bol sarımsak.

Maya olarak kefir ya da peynir altı suyu veya  probiyotik şase ve probiyotik toz mayalar kullanılabilir.
Turşuyu kuracağımız kavanoz da mutlaka cam kavanoz olmalı.
Probiyotik turşu kurmak aynı sirke yapmaya benziyor aslında. Turşunun mayalanması için başlangıç mayası gerekli. Sebzelerin doğal florası mayalanmaya yardımcı olacaktır tabi ama ortama eklenen bakteriler işi biraz daha kolaylaştıracaklar.  Eğer varsa önceden yaptığınız sirkesiz fermente turşu suyundan biraz yeni turşuya ilave ederek mayalayabilirsiniz. Turşu suyu yoksa, kefir suyu, peynir altı suyu, kombu çayı da olur.

Ben ilk turşularımı yaparken probiyotik Şase kullanmıştım lezzet ve sonuç çok iyi olunca, diğer yaptıklarımda başka maya denemedim. Son yaptıklarımda da önceki fermente turşularımın suyunu maya olarak kullandım. Eğer kefir varsa siz kefirin suyunu tülbentte süzerek kullanabilirsiniz. Turşunuzun sert ve kıtır olmasına da yardımcı olacağı okumuştum kefir suyunun. Ayrıca turşu mayası olarak kombu çayı da kullanabilirsiniz. Bu mayalardan birisini kullanacaksanız 1 litre turşu suyu için 1/4 bardak maya (kefir altı peynir altı suyu kombu çayı) kullanabilirsiniz.
Turşu yapacağım kavanozları sirkeli su ile yıkayıp durulayıp ters çeviriyorum ki, içerisine istenmeyen bakteriler bulaşmasın. Deterjan vs ile yıkamayın.
Turşu yapacağım sebzeleri turşuluk olarak arzuya göre hazırladıktan sonra sıkışık bir şekilde kavanoza diziyorum. Üzerine hazırladığım turşu suyunu ilave ediyorum.
Turşu suyunu hazırlarken yine cam bir sürahiye içme suyu doldurup, her litre su için 2.5 yemek kaşığı kaya tuzu ilave edip iyice karıştırıyorum. Korkmayın turşu çok tuzlu olmuyor. Bu tuzun bir kısmını zaten sebzeler içine çekiyor. Ben tüm turşuları bu tuz ölçüsüne göre yaptım ve tuz oranı gayet yenebilir kıvamda oldu. Benim turşu kurduğum kavanozlar 5 lt lik. Her kavanoz için turşu suyuna 1 probiyotik şase ilave edip turşuluk suyu kavanozdaki sebzelerin üzerine boşaltıyorum. Tüm sebzeler altında kalacak şekilde tuzlu sudan yine aynı ölçülerde hazırlayıp kavanozu dolduruyorum. Yalnız probiyotik şaseyi her kavanoz için bir tane kullanıyorum.
Sarımsağı bolca kullanıyorum. Kavanozun altına, sebzelerin arasına ve yine kavanozun üzerine sarımsak ilave ediyorum.
Turşu kurarken nohut, bulgur vs de eklemeden sadece yukarıda saydığım malzemelerle turşu kuruyorum. Bu konu yine tam fermente probiyotik turşular elde etmek için gerekli.
Turşu kurduğumuz sebzeleri kıtır kıtır yapmak için turşu kavanozunun içine ne sirke koyduk, ne limon ne de limon tuzu. Peki turşumuzun kıtırlığını ne sağlayacak? Sebzelerin kıtırlığını sağlayacak olan da tein . Tein için asma yaprağı, kiraz vişne yaprağı ya da bildiğimiz çay ekleyebilirsiniz.
Eski turşuların üzerinde asma dalıyla birlikte yaprakları olurdu bilmem hatırlar mısınız? Demek ki anneannelerimizin bir bildiği varmış. Bizim apartmanın önünde asma var. Ben her turşu kuruşumda ince dallarıyla birlikte kopardığım yaprakları yıkayıp turşunun en üstüne bastırarak ilave ettim. Yaprakların ince dalları kafes gibi kavanoza sıkışıp sebzelerin suyun üzerine çıkmasına da engel olmuş oldu. Tabi bunu yazın yaptığım turşularda uyguladım. Asma yaprağı yoksa 2 poşet çay da ilave edilebilir, ben denemedim.
Turşular ortam sıcaklığına ve sebze çeşidine göre tam olgunlaşma ve lezzetli bir turşu olma süresi 1-2 ay. İlk bir kaç günde suyunda azalma olursa yine yukarıdaki tuz oranıyla su hazırlayıp kavanoza ilave ediyorum ve bir daha da turşu olana kadar kavanozun ağzını açmıyorum. Kavanozun ağzını açıp yemeye başlayınca da turşuları mutlaka soğuk bir yerde muhafaza ediyorum. Benim turşularım kış boyunca balkonda duruyorlar. İlk olma aşamasında sıcaklık çok önemli değil ama turşuyu açınca soğukta muhafaza etmezseniz turşuda bozulma olabilir. Tabi ilk olma aşamasında da soğukta fermente olan turşular lezzet ve kıtırlık açısından daha iyi oluyor.
Bu şekilde salatalık, biber, yeşil ve kırmızı domates, lahana ve karnabahar turşusu kurdum. Hepsini severek yedik ve hala da yiyoruz. Turşularımın üzerinde parlanma, küflenme olmadı. İlk kurduğum salatalık turşusunun  tuz oranını düşük tuttuğum için salatalıklar erimişti. Yukarıda verdiğim tuz ölçüsünü kullanmaya başlayınca sebzeler kıtır kıtır oldu, böylece erime olayı tamamen tarihte kaldı .
Böylece “turşu sirke ile mi olur, limon ile mi polemiğine son noktayı da yine probiyotikler koymuş oldu. Gerçek turşu sadece kaya tuzu ile olur.
Mevsimi geçti kışın turşu kurulmaz demeyin çünkü kurulur. Şu an mevsimi olan sebzelerden lahana, karnabahar, havuç ve turp ile çok güzel kış turşusu kurulur.
Afiyet olsun.
Sipariş
Elma sirkesi tarifi

Alıntı;
http://dogalmaya.com/- Fermente mutfağım bloğundan alınmıştır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Depresyona girmek yerine probiyotiklerle beslenmek ve ev yapımı turşu yemek🙄😄👍hiç de fena fikir değil aslında…

16142798_1223861371028634_7157835744129197266_n1

 

Probiyotik gıdaların depresyona faydaları
-Leiden Institute of Brain and Cognition at Leiden University’de yapılan araştırmaya göre düzenli olarak probiyotik besin tüketmenin depresyonu azalttığı kanıtlanmıştır
-40 sağlıklı genç arasında yapılan deneyler sonucu birkaç hafta boyunca probiyotik besin tüketenlerin beyin fonksiyonlarının arttığı ve endişe seviyelerinin azaldığı görülmüştür
-2013’te yapılan araştırmalar sonucu probiyotiklerin mental sağlığı desteklediği ve stres hormon seviyelerinin azaldığı tespit edilmiştir
-Yapılan başka bir araştırmaya göre de probiyotiklerin hafızayı canlı tuttuğu ve Alzheimer riskini azalttığı kanıtlanmıştır

-Ev yapımı turşu probiyotik bir besin olup depresyon için birebirdir…
-Buna ek olarak probiyotikler içindeki vitamin B çeşitliliğinden dolayı beyne giden oksijeni arttırmak suretiyle beyin aktivitelerinin hızlandırılmasını sağlar

Kaynak: Sağlıkla kal- 2n14 siyez buğday ürünleri ve genetiği korunmuş lezzetler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Urga…

urga1

1991 yılında Türkiye’de gösterime giren Urga, Nikita Michalkova ait enfes bir filmdir…

Orta Asya’da göçebe olarak yaşayan Moğol ailesinin (Pagma ve Gombo) yolu, kamyon şöförü Rus Sergey’le kesişir ve çok güzel bir dostluk başlar.

Moğol aileye misafir olan Sergey’in  masaya gelmeden yemeğe başlanmaması gibi göçebe kültürüne ait bazı gelenekleri de görüyoruz.

Kenti ziyarete giden aile reisi  Gombo’nun orada elma şekeri yiyişi, lunaparka gidişi ve başı derde giren Sergey’i kurtardığı sahneler de görülmeye değerdir.

Filmin rengi sarı (bozkırda geçtiği için)olup, görsel olarak da çok etkileyicidir.

Filmin en çarpıcı sahnelerinden biri de Moğol çiftin sevişmek için bozkıra gitmesi ve başkalarının kendilerini rahatsız etmemeleri için urga (birinci işlevi-hayvanları güderken kullanılan bir basit uzun sopaya verilen ad, ikinci işlevi- bozkırda sevişen çiftler rahatsız edilmemek için bu sopayı dikiyorlar ) adı verilen sopayı bozkıra dikmeleridir.

İçinizde tatlı bir lezzet bırakan bu film mutlaka görülmeli…

Not: Film müzikleri de Bademaya ait ve enfes…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Tüm Kova Burçlarına Gitsin…

img_9473

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendime Notlar…

nasihatler-696x4651

 

 

 

1. Açık olun: Her şeye açık olun. Her ne vuku bulursa , ona açık olun.
2. Bir şeylere tutunmaya çalışmayın: Bırakın giden gitsin , gelen gelsin.
3. Kalbinizde kalın: Her ne olursa olsun gerçek hislerinize sadık kalın.
4. Hayatımızdaki insanlar değişecek: Bunun olmasına izin verin ve sürece güvenin. Amaçlarına hizmet etmiş ve artık derinleşip gelişmeyen ilişkilere tutunmak zorunda değiliz.
5. Evinizi , yaşadığınız yeri değiştirmekten korkmayın: Eğer hislerimize karşı gerçekten açıksak , doğru yerlere yönlendirileceğiz.
6. Yapmakta olduğunuz ya da eğitimini aldığınız işlere saplanıp kalmayın: Kendinize gerçekten ne yapmak istediğinizi sorun. Sizi hangi iş gerçekten mutlu ederdi ?
7. Hayatta sevinci arayın: Her ne pahasına olursa olsun. Sizi mutlu eden şeyi bulun ve onu yapın. Her gün. Her zaman.
8. Düzenli bir biçimde kendinize sessiz kalacağınız bir zaman ayırın ve DİNLEMEYİ öğrenin: Hislerinizi dinleyin , sizi neyin mutlu ettiğine kulak verin , sezginizin size söylemeye çalıştığı şeyi dinleyin.
9. SEVMEYE cüret edin! Her nerede bulunuyorsanız bulunun , kiminle birlikte bulunuyorsanız bulunun , her ne yapıyor olursanız olun sevecen bir varlık olun. Kalbinizi açın ve onu açık tutun. Bu sahip olduğumuz en büyük korumadır.
10. Mümkün olduğunca çok yükümlülüğünüzü tamamlayıp bitirin: Buna dünyevi yükümlülükler , ailevi yükümlülükler , mali yükümlülükler , spiritüel yükümlülükler dahildir. Bitirdiğimiz her yükümlülük bizi özgürleştirir.
11. Kişisel olarak artık gereksinim duymadığınız her şeyi bırakın ya da başkasına verin: Dolaplarınızı , kitaplarınızı , malınızı – mülkünüzü , ilişkilerinizi , taahhütlerinizi , sorumluluklarınızı gözden geçirin ve Öz Benliğiniz ile uyum içinde olmayan her şeyden kurtulun. Bunu ölçüp tartmanın bir yolu da , bir şeyin size bir hafiflik ve sevinç mi , yoksa sıkıntılı bir ağırlık mı verdiğini hissetmektir. Bırakmak harika bir duygu verir ve Yeninin yaşamınıza girebilmesi için boşluk yaratır.
12. Dürüst olun: Kastettiğiniz şeyi söyleyin ve söylediğiniz şeyi kastedin.
13. Birbirinize saygı gösterin: Hepimiz muhteşem kozmik varlıklarız. Her birimiz.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

“GÖZLERİN ÇOCUK KALMIŞ”

3-yas-cocuk-psikolojisi-1200x4801

 
Nazım Hikmet’in, 1935 yılının Nisan ayında bir çocukluk arkadaşı çıkar karşısına. Saçlarına ak düşmüş, ağzının kenarlarında kırışıklıklar olan, otuzunu geçtiği ilk bakışta belli olan arkadaşının değişmeyen tek yeri, şaire göre gözleridir. Nazım Hikmet, Akşam gazetesinde “Orhan Selim” imzasıyla kaleme aldığı yazısında, arkadaşıyla olan ayaküstü sohbeti yazar:
“Ne iyi, dedim, çocukluğunun büyük bir parçasını kaybetmemişsin. Gözlerin çocuk kalmış.”
Bu sözler karşısında, bir frengi dispanserinde başdoktor olan arkadaşının neler söylediğini de şöyle aktarır: “Onu kaybettiğim gün yok olurum, dedi. Çocukluk, gövdemizi, beynimizin birçok yanlarını, yılların akışıyla ağır ağır bırakır. Tıpkı toprak bir kaptan suyun sızması gibi, çocukluk bizden sızar. Son barındığı yer gözlerimizdir. Gözlerim çocuk kalmışsa, bu ilk bakışta görülebiliyorsa ne mutlu bana. En korktuğum, en çekindiğim adamlar, gözlerinde bile bir damla çocukluk ışığı kalmamış olanlarıdır.”
(Sunay Akın-Hayal Kahramanları)

Renklerin Notaları

74350_287048051417810_1569831065_n1

Dussaud’a göre, yedi müzik notası arasında var olan titreşim bağlantısıyla, renk spektrumundaki değişik renkler arasında bulunan titreşim bağlantısı aynıdır.

Çınlamalı gamın ve ışıltılı gamın güzelliğini sağlayan aynı sayılardır. Bu sayılar: 24, 27, 30, 32, 36, 40 ve 45’tir.

Aynı sayıları, gökyüzünde, yıldızlarla çevrelerinde dönen gezegenler arasındaki uzaklıkta ve atomun çekirdeğinden elektronları ayıran aralıkta da buluruz.

Baudelaire’in şiirindeki gibi, en büyükten en küçüğe renkler, sesler, tatlar ve kokular orantılıdır.

Bu evrensel bir uyumu işaret gösterir.

Tıpkı renklerde olduğu gibi, sesler de iki gruba ayrılır:

1. Temel nota grubu, do, mi, sol, temel renklerde kırmızı, sarı ve mavi’ye karşılık gelir.

2. Tamamlayıcı notalar grubu olan re, fa, la ve si; tamamlayıcı renkler olan turuncu, yeşil, lacivert, mor’a eştir.

Müzikte la, renklerden lacivert’in (mavi ve morun karı¬şımı) oynadığı rolün aynısını oynar.

Rancoule’a göre, la, si tarafından yaratılan psikolojik duygularla, sol tarafından doğal yaşamsal ve bedene bağlı hisler arasında bir bağ oluşturur.

Öyleyse, müzikteki 7 nota, güneş ışığında yer alan 7 renkle birebir eşlenebilir.

Renk — Nota — Gezegen

Kırmızı — Do — Mars

Turuncu — Re — Jüpiter

Sarı — Mi — Merkür

Yeşil — Fa — Venüs

Mavi — Sol — Satürn

Lacivert — La — Uranüs

Mor — Si — Neptün

——————– Ses-Renk İlişkisinin Ruhsal Yönü

Doğal do gibi, kalın sesler, güç ve sıcaklık hissi sağlayan ve maddesel düzenin düşüncelerini ve duygulannı üreten kırmızı’yla bağlantılıdırlar.

Mi, bir çeşit rahatlık, uyum olduğu kadar kişinin genel durumunda denge sağlayan san renge denktir.

Sol gibi ton olarak daha yüksekte olan sesler, mavi’ye denktir ve organik hassaslığı arttırırlar.

Turuncu’nun mavi’nin tamamlayıcı rengi olması gibi, re de sol’ün tamamlayıcı notasıdır.

Yeşil’in kırmızı’nın tamamlayıcı rengi olması gibi fa da do’nun tamamlayıcı notasıdır.

Mor’un sarı’nın tamamlayıcı rengi olması gibi, si de mi’nin tamamlayıcı notasıdır.

Kaynak: Love, peace and harmony

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burcunuza Göre Hangi Eşyasınız?

d46b7g1

KOÇ

Çatı: Çatı gibisiniz olmazsa olmaz bir unsursunuz insanları koruyup kollayan bir yapınız var çevrenizdekiler varlığınızdan çok memnunlar. Siz ilişkileri çekip çeviren sürmesini sağlayan tarafsınız… İyi ki varsınız…

BOĞA

Sandalye: Ne kadar işe yarar bir insan olduğunuzun farkıdasınız değil mi? Yorulan bir insanın ilk aradığı şey bir sandalyede. Masa ile güzel bir ikili oluşturuyorsunuz. Yani buradan anlayacağınız tamamlayıcı bir yapınız var. Her evde bulunan önemli kişiliğe sahip eşyalardan birisiniz.

İKİZLER

Kapı: Sürekli açılıp kapanan bir hayal dünyanız var.iyi gününüzdeyseniz sonuna kadar açarsınız kendinizi. Kötü gününüzdeyseniz insanın yüzüne kapanırsınız. Hatta kendinizi kilitleyip hiç konuşmazsanız. Konuşmanızı sağlayacak şeylerden biri tatlı dilli bir insan. Ya da küçük bir anahtar sizi anında açabilir. İnsanların güven için uyumasını siz sağlıyorsunuz. Kendinizle gurur duymalısınız.

YENGEÇ

Ütü: Hayat ne kadar karışık ve kırışık değil mi. İşte siz tam bunun için dünyaya gelmişsiniz. Bütün karışıklıkları çözmek kırışıklıkları düzeltmek için. Çabuk kızan bir yapınız var. Böyle durumlarda anında kafanızdan dumanlar çıkarırsınız. Ama son zamanlarda insanlar sizi çok sıkıcı buluyor. Bunun nedenini kendiniz bulmalısınız.

ASLAN

Halı: İnsanların ayaklarını yere sağlam basmasını sağlayan en büyük etkenlerden birisiniz. Bir halı ne yapar ya gönlü ferahlatır ya da odayı. Diğer eşyalarla uyumlu bir renk olmanız geleceğiniz için çok önemli. Bunun tersi bir durumda katlanıp bir köşede yalnızlığa terk edilirsiniz.

BAŞAK

Şemsiye: Sürekliliğiniz yoktur. Hayatınızı sürdürmeniz yağmurun yağmasına bağlıdır. Üzerinize düşen her yağmur damlası sizin kendinize olan güveninizi arttırır. Bazı arkadaşlarınız tarafından olur olmadık yerlerde unutulursunuz. Ya da rüzgarda ters dönüp sokağın bir köşesine atılırsınız. Kısaca açılmadıkça bir hiçsiniz

TERAZİ

Yastık: Çevrenizdekiler tarafından çok önemli bir konuma sahipsiniz. Siz olmazsaznız kimsenin gözüne uyku girmez. Yanınızdakileri alıp başka dünyalara götürürsünüz. Kısaca alışkanlık yapan bir yanınız var. Size verilen değerin farkına varın.

AKREP

Televizyon: Evin içindeki bütün eşyalar size göre ayarlanır. Vazgeçilmez bir insansınız. Size bakanları ağlatabilen güldürebilen ve düşündüren bir yapınız var. uzaktan kontrol edilebilme özelliğiniz sizin en güzel yanınız.

YAY

Kaşık: Her ağza ayrı bir tat verirsiniz. Ortalığı karıştırma ihtimaliniz çok yüksektir. Elden ele gezer sofraya anlam katar bazende bir mutfak tezgahında temizlenmeyi beklerseniz. Siz duygusal bir kaşık yoksa çatala mı aşık

OĞLAK

Pencere: Bir yanınız içeri bir yanınız dışarı bakıyor. Çok şeffaf bir insansınız. Açıldığınızda bütün güzellikleri içeri alır kötülükleri dışarı çıkarırsınız. Üzerinize damlayan bir yağmur tanesiyle temizlenir üzerinize atılan bir kar topuyla irkilirsiniz.

KOVA

Yüzük: Altın kalpli bir insansınız. Gümüş renkli bir hayatınız var. parmakların et ve kemikten sonra vazgeçilmez unsurusunuz. sıkışıp kaldığınızda çok acı verirsiniz. Mutluluğun simgesi. Yüzüklerin efendisi sizsiniz.

BALIK

Çorap: Ayrıntı gibi dursanızda bir insanın aklına gelebilecek en son eşya olsanızda insanların kalbinde yeriniz her zaman hazırdır. Tekiniz kaybolduğunda hiçbir işe yaramazsınız. Evde kaybolan eşyalar arasında ilk sırada gelirsiniz. İğrenç bir yönünüzde yok değil. Ama bu güzelliğinizi hiçbir zaman gölgeleyemeyecek.

Kaynak: Mahmure.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Daha Önce Duymadığınız 25 İlginç Psikolojik Gerçek

Psikoloji Nedir?

İnsan davranışları ve zihinsel süreçleri ile birlikte bunların altında yatan nedenleri inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Modern psikoloji günümüzde, davranışı ve davranışın altında yatan süreçleri bilimsel olarak inceleyen çalışma alanı olarak tanımlanır

İşte  fw.mail.net tarafından derlenen, bilmeniz gereken birbirinden ilginç 25 psikolojik gerçek.

1. İnsanın kendi kendini gıdıklayabilmesi mümkün değil. Sadece bazı şizofren hastaları, kendi kendilerini gıdıklayabiliyor!

İnsanın kendi kendini gıdıklayabilmesi mümkün değil. Sadece bazı şizofren hastaları, kendi kendilerini gıdıklayabiliyor!

2. Dünyada psikologlar tarafından tanımlanan 400’ün üzerinde fobi türü var! Yükseklik korkusu bilinen, yaygın fobilerden bir tanesidir. Bunları açık alan korkusu, kapalı alan korkusu çeşitli hayvanlara yönelik korkular, takip etmektedir.

Dünyada psikologlar tarafından tanımlanan 400'ün üzerinde fobi türü var! Yükseklik korkusu bilinen, yaygın fobilerden bir tanesidir. Bunları açık alan korkusu, kapalı alan korkusu çeşitli hayvanlara yönelik korkular, takip etmektedir.

3. Beyin, sıkıcı insanlardan dinlediğiniz sıkıcı konuşmaları olduğu gibi kaydetmiyor! Onları daha ilginç hale getirerek yeniden yazıyor.

4. Yapılan bir araştırmaya göre, profil sayfalarına çok sayıda”selfie” yükleyen erkek kullanıcıların, psikopat ve narsistik kişilik bozukluğuna sahip olma olasılığı çok yüksek.

Yapılan bir araştırmaya göre, profil sayfalarına çok sayıda"selfie" yükleyen erkek kullanıcıların, psikopat ve narsistik kişilik bozukluğuna sahip olma olasılığı çok yüksek.

5. Dinlediğiniz müzik türü, dünyayı algılayış biçiminizi de etkiliyor.

Dinlediğiniz müzik türü, dünyayı algılayış biçiminizi de etkiliyor.

6. “Aşık olmak” ile “Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak” vücutta aynı biyokimyasal etkiyi yaratıyor.

"Aşık olmak" ile "Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak" vücutta aynı biyokimyasal etkiyi yaratıyor.

7. Araştırmalara göre, parayı fiziksel olarak bir şeylere “sahip olmak” için değil de, “deneyim kazanmak” için harcamak, insanı daha çok mutlu ediyor.

Araştırmalara göre, parayı fiziksel olarak bir şeylere "sahip olmak" için değil de, "deneyim kazanmak" için harcamak, insanı daha çok mutlu ediyor.

8. Son bulgulara göre, Fobiler aslında DNA aracılığıylanesilden nesile aktarılan hatıralardan ibaret…

Son bulgulara göre, Fobiler aslında DNA aracılığıylanesilden nesile aktarılan hatıralardan ibaret...

9. Daha önce “Yürüyen Ceset Sendromu” diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar; ölü olduklarını, etlerinin çürüdüğünü, organ ve kanlarının olmadığını düşünüyor!

Daha önce "Yürüyen Ceset Sendromu" diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar; ölü olduklarını, etlerinin çürüdüğünü, organ ve kanlarının olmadığını düşünüyor!

10. Psikologların yaptığı incelemeye göre “İnternet trolleri” narsistik, psikopat ve sadistik kişilik özellikleri gösteriyor.

Psikologların yaptığı incelemeye göre "İnternet trolleri" narsistik, psikopat ve sadistik kişilik özellikleri gösteriyor.

 

Trol, internette insanları sinirlendirmek ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan kişilere deniyor. Bu kişiler, internetteki sosyal ortamlara kasten provoke edici veya konu ile ilgisi olmayan mesajlar göndererek, duygusal tepkiler verdirtme veya başlığın konusunu dağıtma amacı güdüyor.
11. Televizyonların ve popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk da “Truman sendromu” 

Televizyonların ve popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk da "Truman sendromu"

Bu hastalığa yakalananlar, hayatlarının her aşamasının tıpkı filmdeki gibi gizlice kameraya kaydedilip televizyonda gösterildiğini zannediyor.

12. Bir şarkının “en sevdiğiniz şarkı” olmasının sebebi, onu hayatınızdaki “duygusal bir an” ile eşleştirmenizden ileri geliyor. 

Bir şarkının "en sevdiğiniz şarkı" olmasının sebebi, onu hayatınızdaki "duygusal bir an" ile eşleştirmenizden ileri geliyor.13. Yapılan araştırmalar, cahil insanların kendilerini mükemmel görmeye; zeki insanların ise yeteneklerini hafife almaya eğilimli olduğunu gösteriyor.

Yapılan araştırmalar, cahil insanların kendilerini mükemmel görmeye; zeki insanların ise yeteneklerini hafife almaya eğilimli olduğunu gösteriyor.14. Paris sendromu, özellikle Japonların yakalandığı garip bir psikolojik rahatsızlık

Paris sendromu, özellikle Japonların yakalandığı garip bir psikolojik rahatsızlık

 

Paris’e gelmeden önce şehirle ilgili büyük beklentileri olan kişiler, şehrin gerçek yüzüyle karşılaşınca depresyona giriyor.
15. Kudüs sendromu da yine literatüre geçen bir başka ilginç rahatsızlık. Kudüs’ü ziyaret eden hacı ve turistlerden bazıları, buradaki kutsal atmosfere kendilerini kaptırıp, büyük bir dini lider olduklarına inanmaya başlıyor. Daha da ileri gidip kendini Mesih, Hz İsa ya da Hz Musa zannedenip, Kızıldeniz’i yarmaya çalışanlar da var!

Kudüs sendromu da yine literatüre geçen bir başka ilginç rahatsızlık. Kudüs'ü ziyaret eden hacı ve turistlerden bazıları, buradaki kutsal atmosfere kendilerini kaptırıp, büyük bir dini lider olduklarına inanmaya başlıyor. Daha da ileri gidip kendini Mesih, Hz İsa ya da Hz Musa zannedenip, Kızıldeniz'i yarmaya çalışanlar da var!

16. Doğuştan görme engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor!

Doğuştan görme engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor!

17. Cep telefonunu kaybetmenin, artık bir fobi olarak literatürde yer aldığını biliyor muydunuz? Nomofobi, cep telefonu ve bağlantısını kaybetme korkusu demek

Cep telefonunu kaybetmenin, artık bir fobi olarak literatürde yer aldığını biliyor muydunuz? Nomofobi, cep telefonu ve bağlantısını kaybetme korkusu demek

18. Birisine 20 saniyeden uzun süre sarıldığınızda, beyinde”sosyal bağlanma”dan sorumlu oksitosin hormonu salgılanıyor ve böylece bu kişinin size daha çok güvenmesini sağlıyorsunuz.

Birisine 20 saniyeden uzun süre sarıldığınızda, beyinde"sosyal bağlanma"dan sorumlu oksitosin hormonu salgılanıyor ve böylece bu kişinin size daha çok güvenmesini sağlıyorsunuz.19. İnsanlar fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor.

İnsanlar fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor.20. Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm insanlar şu 6 duygu için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor: mutluluk, öfke, üzüntü, korku, şaşırma ve iğrenme.

Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm insanlar şu 6 duygu için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor: mutluluk, öfke, üzüntü, korku, şaşırma ve iğrenme.21. Reddedilmek, beyin tarafından fiziksel bir acı olarak algılanıyor.

Reddedilmek, beyin tarafından fiziksel bir acı olarak algılanıyor.

22. Hedeflerinizi her zaman kendinize saklayın! Çünkü yapılan bir araştırmaya göre, hedeflerinizi başkalarına ilan ettiğinizde, onları gerçekleştirme ihtimaliniz düşüyor.

Hedeflerinizi her zaman kendinize saklayın! Çünkü yapılan bir araştırmaya göre, hedeflerinizi başkalarına ilan ettiğinizde, onları gerçekleştirme ihtimaliniz düşüyor.23. Sevdiğiniz birini gördüğünüz zaman, gözbebekleriniz büyüyor. Anı şey, nefret ettiğiniz birini gördüğünüzde de geçerli…

Sevdiğiniz birini gördüğünüz zaman, gözbebekleriniz büyüyor. Anı şey, nefret ettiğiniz birini gördüğünüzde de geçerli...24. Bugün liseye giden sıradan bir öğrenci, 1950’lerde psikiyatrik tedavi gören ortalama bir hasta ile aynı kaygı seviyesine sahip!

25. Günümüzde araştırmacılar arasında internet bağımlılığının da artık bir akıl hastalığı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hakkında devam eden bir tartışma var 🙂

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Dikkatliyim Diye Övünenler… Bakalım 30 Saniyede Tavşanı Bulabilecek Misiniz…

64e30f8f-3d7f-435a-abb5-859e14d5e0ea1

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Astım Bronşit i olanlar kaçırmasın…

10850754_321008091437308_1100995966_n1

 

 

Allah rızası için bir paylaşımdır.

Yıllardır kronik sinüzitime de bağlı olarak bronşit olurdum. Belki 25 yıldır. Arkası kesilmeyen öksürükler helede gece başını yastığa koyamazsın.Hiç uyuyamadan sabah ezanlarının okunduğunu çok bilirim.İlaçlar dersen onlar da tam çözüm değil, yan etkileri ,taşikardi ler.
Kayinvalidem yıllarca söylemişti ama herkes gibi bende pek ciddiye alıp yapmamıştım.
Neyse birara yanımızda bulunuyordu.Öksürük lerime dayanamamıştı herhalde ve kendisi hazırlayıp bana yedirdi.
Güngeçtikçe kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Ve oksuruklerim kesildi.Akcigerlerimin iyileştiğini hissediyordum.Hışıltılı solunumum hava açlığim da geçti elhamdilillah.Birkaç yíldır hiç astim ilaci kullanmadim.Kayinvalidem de astim hastasiymis.Ve bu tedaviyle iyileşmiş. Ama bu tedavi kısa süreli değil kişiye göre değişiyor.Belki 1 ay, belki 1 kaç ay.Süre uzun gelebilir ama sonunda iyileşme varsa değer.
Evet şimdi kullandığım macunun tarifine geçiyorum.
Ölçü ler göz kararı
-Bamya tohumu( yenilebilir olacak yani ekim için ilaçlanmış olmayacak)
-Hakiki bal
-Hakiki zeytinyağı
Hazırlanışı
Bamya tohumunu aldığınız aktar da iyice çektiriniz.Kabuk kısımları biraz sert olduğu için zor çekiliyor,olabildiğince un haline getirtmeye çalíşın.Evinize getirince un eleği gibi bir elekten geçirin.Geniş bir kaseye koyun,üzerine bal ve zeytinyağından gözkararı ekleyin.biraz ondan biraz ondan ve karıstirin. Macun kıvamini alacak.Kuru temiz cam bir kavanoza doldurun.Evet macununuz hazir.
Uygulama
Sabahları aç karnina kahvaltidan en az yarım saat önce bir çay kaşıği tuketin.Kilosu biraz yuksek olanlar 1 tatlı kasigida tuketebilir. Unutmayin 3-5 gün de birakmiyoruz .Bir de astim ilaclarinizi hemen kesmeyin.
Öksürüğum başlarsa bende hemen macuna basliyorum ama artik uzun sureli değil3-5 gün belki bir hafta
Şafi ismi hurmetine Rabbim şifalar ihsan etsin.
Son günler de etrafta yine astim hastalari artti belki birilerine şifa olur ümidiyle.

Kaynak: Fatma Işık Erdoğan

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

NEGATİF ENERJİYİ DEĞİŞTİRME TEKNİKLERLERİ…

meditasyon-ev1

 
Birçoğumuz evlerimizde veya iş yerimizde negatif enerjiden etkileniyoruz. Bu tür problemlerde işe yarayacak bazı yararlı teknikler:1) Evlerimizde veya çevremizdeki insanlar, örneğin: sigara içenler, uyuşturucu, hap kullananlar, alkol bağımlıları, yüksek derecede duygusal enerji yoğunluğu olanlar veya kaotik cinsel enerji kullananlar:
a) Etrafımızdaki negatif olan aile üyeleri,
b) Negatif olan iş arkadaşları,
c) Negatif olan işimiz veya uğraşımız – yüksek baskı olan iş yerleri,
d) Yüksek derecede duygusal kin, düşmanlık olan yerlerde çalışmak; örneğin itfaiye, polis teşkilatı, tıp departmanı, huzur evi, hapishane, hatta yüksek okul.

Para ile ilişkili olan işyerleri veya korkuların, üzüntülerin, acıların, ıstırap çeken bireylerin, aşırı öfkenin olduğu yerler.Temizleme teknikleri kullansak bile, bu enerjiyi her gün evimize getiriyoruz. Bu tür enerji elbiselerimize, deri eşyalarımıza, takılarımıza, saçımıza yapışabilir.Toplumumuzda, kutsal mekanlarımızda, mağazalarda, marketlerde, okulda olan bitenleri ve iş kayıpları, iş yerlerinin kapanması, suç, yoksulluk gibi çevreyi etkileyebilen şeyleri bilme gereksinimi var. Bu durumlar sahip olduğumuz şeylere veya kim olduğumuza yerleştirilebilen birçok yansıtmalar yaratabilir.

Kıskanç olan bireyler var mı? Kendi işinize mi sahipsiniz ve yönettiğiniz çok insan var mı? Başka insanların yansıtmaları enerjiye sahiptir. Bu enerji evimizi veya içinde yaşadığımız alanı etkileyebilir.

Ayrıca evinize yakın olabilen elektrik hatlarına, trafolara veya diğer yüksek enerji iletkenlerine bakın. Bu tür enerjiyi taşıyabilecek dereler veya mezarlıklar var mı? Uçakların başınızın üzerinden uçtuğu bir havaalanı var mı? Büyük şehirler yoğun nüfustan uzakta olan bölgelerden daha fazla zorlayıcı olur.

Evimizdeki enerji hangi türde olursa olsun bize çekilir. Örneğin, evde çoğu zaman bir sürü cinsel düşünceleri olan bir genç varsa, onun odası başka mekanlara bindirile bilen/örtüşebilen enerji taşıyabilir. Onun okulunun, sınıf arkadaşlarının veya arkadaşlarının enerjisi de kendi mekanının dışında zarar veriyor olabilir. Eski enerji kalıpları evde, apartmanda veya çevrede yaşayan herkesi etkileyebilir.

Hasta olan veya iyi hissetmeyen ve bizimle yaşayan insanlar da evimizin enerjisini etkiler. İklimin, tatillerin, dolunayın, okula geri dönmenin, negatif veya korkutucu televizyon yayınlarının enerjisi – hepsi bizi etkileyebilir.

Evimizde enerjiyi tutabilen eşyalar ve alanlar vardır – mobilyalar (eski ve antik ya da bize başkalarının verdiği mobilyalar), fotoğraflar veya hatta resimler; eski plakları, eski kitapları, kullanılmayan eşyaları koyduğumuz temizlenmesi gereken alanlar; eski yastıklar, yatak takımları, eski minderler. Tüm bu eşyalar ve alanlar temizleyerek ve eşyaların yerini değiştirerek, dağınıklığı toparlayarak kolayca arındırılabilir. Eğer evde bir birey veya hayvan öldüyse, onun yatak takımını ya iyice yıkayın ya da atın. Kuştüyü yastıklar ve yatak takımları özellikle enerji taşıyabilir – ebediyen.

Anlaşabileceğimiz bir şey: Eğer kendimizi, evimizi, işyerimizi temizlersek ve etrafımızdaki dinamiklerin farkında olursak, etrafımızdaki enerji değişebilir ve evlerimizde birikmez. Yaşadığımız mekanlarda enerji akışını sürdürmek isteriz. Enerji ne kadar eski ise veya enerji ne kadar ‘yapışık’ ise, etkilenmemiz o kadar kolay olur.

Evlerimizde ve iş yerlerimizdeki alanları temizlemenin birçok yolu vardır:
1) Kilimleri, halıları yıkayın ve mobilyaları, kumaşları ve perdeleri iyice temizleyin.
2) Duvarları boyamak enerjiyi temizlemek için etkilidir.
3) Mobilyaları aynı odada başka yerlere taşıyın (bir iki santim bile fark ettirir),
4) Pencere eşiklerine küçük olsa bile aynalar yerleştirilebilir
5) Dağınık, karışık olan veya son bir yılda temizlenmemiş olan alanları temizlemek,
6) Her ay kristalleri ve taşları temizleyin – iş yerinizdeki kristalleri her hafta temizleyin.
7) Bitkiler ve canlı olan şeyleriniz olsun – bunlar alandaki enerjiyi dengelemeye yardım eder.
8) Taktığınız takıları her gün temizleyin, gözlüklerinizi de temizleyin.
9) Size iyi hissettirmeyen takıları takmayın, örneğin, temizlemeden annenizin yüzüğünü takmayın.
10) Müzik sesi ve titreşimi enerjiyi hareket ettirmek için yardımcı olur.
11) Feng Shui teknikleri kullanmak da iyidir.Eğer bir ilişkiniz olduysa veya mekanınızı paylaştığınız biri olduysa ve bu ilişki sona erdiyse:
1) Yatak odasındaki mobilyaların yerlerini değiştirin.
2) Yatak takımlarını değiştirin veya temizleyin; yastıkları değiştirin veya yerini değiştirin.
3) Duvarlara veya pencere eşiklerine aynalar koyun.
4) En azından duvarın birini boyayın.Bu basit bilgileri kullanarak, eğer mekanınızı paylaşan kişi hala sizi düşünüyor veya sizinle ilgili fanteziler kuruyorsa, yatak odanız onların yansıtmalarından etkilenmez. Bu küçük değişiklikler eski enerjiyi özgürleştirebilir. Bu nedenle herhangi bir yansıtma taşıyamazlar. Aynı adımlar evdeki diğer odalara da uygulanabilir.

Eğer bir apartmanda yaşıyorsak ve alt katta ve yan dairelerde yaşayan insanlar varsa, 30 cm x 30 cm’lik bir ayna kullanmak faydalı olur. Ayna duvara doğru baksın, belki daireler arasındaki duvardaki şifoniyerin/rafların arkasına veya diğer mobilyaların arkasına konulabilir. Yatağın altına da bir ayna konulabilir, ayna aşağı bakar şekilde.

Ayna yoksa, alüminyum veya yansıtıcı yüzeyi olan herhangi bir şey de kullanılabilir. Enerjiyi veya yansıtmaları yansıtan herhangi bir şey, onları kaynağına veya uzağa geri gönderir. Evimizdeki mekanları temizlerken, sadece duvarlara kadar gitmeliyiz. Kendi dairemizin duvarlarının ötesine gitmek, kendi mekanımızın dışına çıkmak başka birilerinin mekanını işgal etmek olur.

Güvenli olan bir yere sahip olmak çok önemlidir – hiçbir şeyin ellenemeyeceği ve hiç kimsenin izniniz olmadan giremeyeceği size ait olan bir yer. Bu yer kendiniz ile koşulsuz olarak olabileceğiniz ve dinlenebileceğiniz bir yerdir.

Hatırlayın, evimizde olup bitenler bizi etkiler. Enerjinin bizi nasıl etkilediğini izlemek çok önemlidir. Stres seviyelerini kontrol etmeyi öğrenin, çünkü bu negatif enerjinin işgal edebileceği yerdir. Gerçekten iyi olmayan – örneğin alkol, uyuşturucu, sigara – şeyleri kullanırken her zaman ölçülü olun. Bunlar araçtır, yardımcı değil.

Yaptığınız şeylerden tamamen keyif alın, herhangi bir şeyi aşırı yapmaya gerek yok. Kendinize kızmadan veya yargılamadan kötü alışkanlıkları dengelemenin başka yollarını arayın. Bağımlılık yaratan enerji insanlara ve olaylara uzanır – geçmişimizi temsil eden ve yoğun duyguya neden olan herhangi bir şey. Duygularınızı aynı seviyede – ne yüksek ne de düşük – tutmak için elinizden geleni yapın.

Bizi yargılayan insanlar, bizi enerjisel olarak kendi fikirlerinde veya korkularında tutmaya çalışır. Yüksek strese neden olan ilişkilerin değiştirilmesi gerekebilir. Eğer biriyle ilgili kötü hissediyorsak, o ilişkiyi değiştirmeyi düşünmeliyiz. İnkar etmek sadece daha fazla probleme neden olur.

Bize zarar vermemesi için dışsal enerjiyi değiştirdikten sonra, duygusal enerjiyle çalışabiliriz. ALINTI..
aYSUN aRGÜN şİFACI

Not: Ayrıca evde adaçayı yakmak, reikinin koruma sembolunu kullanarak evin enerjisini değiştirmek, evi sirkeli-tuzlu suyla silmek çok faydalıdır… Ayrıca evinizde meditasyon, reiki, yoga vs çalışmaları yapmak evin enerjisini yükseltmek için çok iyidir…Anette

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GEÇMİŞ TARİHTE VE OSMANLIDA SES VE MÜZİK İLE ŞİFA

  1. 10968438_848109128586131_6672410886107638128_n1
  2. Müziğin hastalıklar üzerinde etkisi olduğu düşünülmekte, farklı makamlarla bazı hastalıklar ilişkilendirilmekteydi.
  3. Bunlar;
  4. Rast makamı: Havale ve felce
  5. Irak makamı: Afakana ve dar mizaca
  6. İsfahan makamı: Zihin açmaya, zekayı artırmaya, anıları tazelemeye
  7. Zirevkent makamı: Sırt ve eklem ağrılarına
    Rehavi makamı: Baş ağrısına
  8. Büzürk makamı: Ateşli hastalıklara, zihni temizlemeye, vesvese ve korkuyu uzaklaştırmaya
  9. Neva makamı: Kadın hastalıklarına
  10. Zengule makamı: Kalp hastalıklarına
    Hicaz makamı: İdrar zorluğuna, cinsel yönden uyarılmaya
  11. Buselik makamı: Kulunç ve bel ağrılarına
  12. Uşşak makamı: Kalp, karaciğer, sıtma ve mide hastalıklarına
  13. Raks makamı, felce, epilepsiye iyi gelir.
    Irak makamı, çocuklarda menenjit ve afagan hastalıklarına iyi gelir.
  14. İstafahan makamı, zihni açar, zekayı arttırır, gönül tazeleyicidir,üşüten ve ateş verici hastalıklardan korur.
  15. Zirefgen makamı, çocukların dimağından kaynaklanan, fasial felç, felç ve sırt ağrısı, eklem ağrıları, kulunç hastalıklarında faydalıdır
  16. Rehavi makamı, çocukların tüm baş ağrılarına faydalı olup, burun kanamasına, fasial paralizi, felç ve balgamdan ileri gelen hastalıklar.
  17. Büzürk makamı, beyin ve kulunç hastalıklarında, güçsüzlüğü gidermek ve düşünceyi yönlendirmekte, sevdayı defedici ve tehlikeden korkma hususunda faydalı.
  18. Zengube makamı, çocuğun kalp hastalıklarında, menenjit ve beyni ilgilendiren hastalıklarda, mide ve karaciğer hastalıklarında faydalı.
  19. Hicaz makamı, çocuklarda görülen idrar zorluğuna, erişkin erkeklerin cänsel olarak uyarılmasında etkili.
  20. Buselik makamı, kulunç ve kalça ağrısı, soğuk baş ağrısı ve çeşitli göz hastalıklarında faydalı.
  21. Uşşak makamı, küçük çocukların kulağına güzel sesle okunursa, çocukların uykusunu getirmesi ve naz uykusunda dinlenmeye etkisi olup, yetişkin erkeklerde meydana gelen ayak ağrılarına faydalı.
  22. Hüseyni makamı, çocukların karaciğer ve kalp hastalıklarında beden ısısını düşürmede, mide hararetinde ve ergin erkeklerde gizli humma ve 4 günde bir gelen ayak ağrılarına faydalı.
  23. Neva makamı, ergenlik çağına gelmiş çocuklarda meydana gelen, urk-un nisa hastalığı ve kalça ağrısına faydalı olup gönül okşayıcı bir makamdır

    alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BU BİR MUCİZE! BAŞ AĞRISI, ROMATİZMA, ÖKSÜRÜK, İLTİHAPLI YARALAR… HEPSİNE ŞİFA OLACAK..

kekik-yagi1

 

Kekik yağı bir çok hastalığın tedavisinde kullanılır. Çeşitli hastalıklarınız için kekik yağını cildinizin ağrıyan bölgesinde sürerek yada içerek hastalıklarınıza çare bulabilirsiniz.
Kekik baharat olarak yemeklerde kullanılan, yemeklere ilave edilen şifa dolu bir bitkidir. Aynı zamanda kekik yağı da günümüzde hastalıkların tedavisinde oldukça popülerdir.
Kekik Yağının Başlıca Şifaları
İltihaplı yaralar için kullanılabilir.
Beliniz mi ağrıyor? Bel ağrısından bir türlü kurtulamıyor musunuz? O halde kekik yağı kullanarak bu şiddetli ağrılardan kurtulabilirsiniz.
Cildinizdeki yaraların geçmemesinden şikayet ediyorsanız bu yağı kullanabilirsiniz.
Sinüzit ve bademcik iltihabı gibi soğuk algınlığına bağlı hastalıklarda kullanılabilir.
İdrar söktürücü özelliği vardır.
Sakinleştirici olarak da kullanılabilir. Bir nevi yatıştırıcı özellik taşır.

Romatizma gibi kemik rahatsızlıklarına da iyi gelir.
Öksürük için de yararlıdır. Boğazdaki gıcık ile oluşan öksürüğe iyi gelir.
Bağırsak sisteminin düzenli çalışmasına yardım eder.
Aknelerden bıktıysanız, akne tedavisinde de bu şifalı yağı kullanabilirsiniz.
Yapılan bir araştırmaya göre rahim kanserini önlemeye de yardımcıdır.
Kalp dostudur, kalp hastalıklarını önler.
Mantar önleyicidir, antiviral özelliği vardır.
Astım tedavisinde etkilidir.
Sedef, egzama gibi cilt hastalıklarında da deriye sürülerek kullanılabilir.
Anti ageing özelliği vardır. Yani yaşlanma karşıtıdır. Yaşlanmayı, ciltte kırışıklıklar oluşmasını geciktirir.
Çıbanlara iyi gelmesi de kekik yağı faydaları arasındadır.
BU MUCİZE BİTKİNİN FAYDALARINI MUTLAKA PAYLAŞ, HERKES FAYDALANSIN..

Kaynak: Bitkiblog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HERHANGİ BİR KORKUYU YENMEK İÇİN GÜZEL BİR TAKTİK…

images4

Diyelim ki Yüzmekten korkuyorsunuz. Günde üç ya da dört kez, beş ile on dakika süreyle hareketsiz oturun. Derin bir gevşeme haline geçin. Şimdi yüzdüğünüzü hayal edin. Hayali olarak, yüzüyorsunuz. Zihinsel olarak kendinizi suya yansıttınız.suyun tatlı serinliğini ve kollarınızla bacaklarınızın hareketini hissediyorsunuz. Zihin gerçek, canlı ve keyifli bir faaliyeti bu. Sıradan bir gündüz düşü değil. Hayalinizde yaşadığınız şeyin bilinç altınızda gerçekleştirileceğini anlıyorsunuz. Sonra bu imgeyi ve resmi derin zihninize yansıtmayı zorlanacaksınız. Bir daha ki yüzme deneyiminizde, keyif su yüzüne çıkacak. Bilinçaltının yasası bu.
Aynı tekniği başka korkularınız içinde uygulayabilirsiniz. Eğer yüksek yerlerden korkuyorsanız, dağlara tırmandığınızı hayal edin.Bunun gerçekliğini hissedin. Temiz havanın, dağ çiçeklerinin ve soluk kesici manzaranın tadını çıkarın. Bunu zihinsel olarak yapmaya devam ettiğinizde, fiziksel olarak da kolayca ve rahatça yapabileceğinizi bilin.
Kayna:  Spiritueller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »