Diziniz Ağrıyorsa…

16265477_609786172551009_8705512147060109100_n1

Diziniz Ağrıyorsa…Ayağınızda, diz olarak yazdığım bölgeyi elinizle kontrol edin. Bir kemik hissedeceksiniz.

O kemiğin biraz üstünü düzenli ovarsak diz ağrılarınızın bir süre sonra bittiğini görürsünüz.

Önemli: Sağ elini kullananlar sol ayaklarını, sol elini kullananlar sağ ayaklarınızı ovun lütfen…

Kaynak: Luna akadeemi

Geçenlerde bir grup arkadaşımızla bir şeyler paylaşıyorduk, aklıma şunlar geldi:

gokkusagi-resimleri-31

 

 

Geçenlerde bir grup arkadaşımızla bir şeyler paylaşıyorduk, aklıma şunlar geldi:
1. Yaşam hedefleriniz berrak olsun. Büyük olsun, ve sık sık hatırlayın, inceleyin.
2. Her gün bu büyük hedefleriniz doğrultusunda bir iki adım atın, ufak olsa da sürekli olsun bu adımlarınız. Vazgeçmeyin, bir adım daha atın.
3. Aktif olun, yaşamla iliişkinizi hiç kesmeyin. “Amaaan şimdi kim yapacak ya” yerine “hadi başlayayım” deyin ve başlayın.
4. Yeni kişilerle temaslar kurun. Bu kişiler özellikle sizden farklı, sizin gibi düşünmeyen, inanmayan, farklı bakan kişiler olsun.
5. Öte yandan, hayata sürekli olumsuz bakan, umutsuz, hareketsiz insanlarla ilişkinizi de fazla derinleştirmeyin. Onları olumlu düşünmeye, harekete geçmeye teşvik edin, ancak baktınız olmuyor, vaktinizi harcamayın.
6.Yeni yerler keşfedin. İlla çok uzaklara gitmenize gerek yok. Mahallenizde, semtinizde, şehrinizde keşfedecek çok yerler vardır. Oraların tarihi ile ilgilenin. Bu yüzeysel bir ilgilenme olmasın, derinlemesine inceleyin. Yapabiliyorsanız daha da uzakları keşfedin.
7. Bir bakkala, markete, seyyar satıcıya, garsona, minibüs şoförüne kısacası küçük anlar paylaştığınız kişilere laf atın, onlarla ufak ama canlı sohbetler yapın.
8. Yeni farklı yemekler deneyin.
9. Farklı müzikler dinleyin.
10 Farklı düşünceleri, inançları öğrenin, bakış açınızı geliştirin. “Ama öğrenirsem ya yanlış bir düşünceye ya da inanca kapılırım” diye endişeleniyorsanız, kendi düşünme tarzınızı ve inancınızı iyi bilmiyorsunuz demektir. Farklı düşünceleri öğrenin, kendi düşüncelerinizi de öğrenmeye devam edin.
11. Kesinlikle TV, tablet, bilgisyar, cep telefonuna ayırdığınız zamanı azaltın. Unutmayın, bunlar beyninizin faaliyetlerini yavaşlatıyor, öğrenme güçlükleri yaratıyor.
12. Her gün çok sevdiğiniz bir kaç şeyi mutlaka yapın.
13. Her gün çok sevdiğiniz bir iki kişi ile sohbet edin, arayın, konuşun.
14. Önce kendinize, sonra eşinize, sevgilinize, sevdiklerinize küçücük sürprizler yapın. Onlarla güzel şeyler paylaşın. Güzel anılar biriktirin.
15. Bir dil daha öğrenin -şimdi bedavaya çok güzel olanaklar var. Faydalanın.
16. Gülün, hayatın komik yanlarını bulun, bunları paylaşın. Gülmenin ve komiklğin beyni geliştirdiği kanıtlandı.
17. Kendi özeleştirinizi gerçekçi biçimde yapın. Eksiklerinizi ve hatalarınızı dürüstçe kabul edin. Ve bir daha tekrarlamamak için ne yapabileceğinizi sakince inceleyin. Kendinize kızmayın, kendinizi affedin.
18. Kendinizin olumlu ve güçlü yanlarını bol bol hatırlayın, kendinize söyleyin.
19. Başkalarının olumlu ve güçlü yanlarını bol bol farkedin ve bunu onlarla da paylaşın.
20. Şükredin. Evet bir dolu sorununuz var, güçlükler var, onlarla harekete geçerek ve hedef koyarak mücadele edin. Ancak öte yandan, olumlu olanları ve sizi mutlu eden şeyleri de görün ve onların da hakkını verin.
21. Size emeği geçenlere, size bir şey katmış olanlara, sizin gelişmenize olumlu etki etmiş olanlara annenize, babanıza, eşinize, arkadaşlarınıza, öğretmenlerinize, çocuklarınıza, komşunuza, iş arkadaşınıza teşekkür edin. Bazı durumlarda en sevmediğiniz olay bile sizin hayatla ilişkinizi olumlu biçimde geliştirmiş olabilir, onlara da teşekkür edin.

Kaynak: Nurdoğan Arkış

50 DEN SONRA NELER YAPILMALI.

50-den-sonra-neler-yapilmali1

 

 

50’lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey”
Hayat çok kısa. Ya da çok uzun. Nereden baktığınıza bağlı.
Ama logaritmik bir ilerle…yişi olduğu kesin.
Yani yaşamın çocukluk-gençlik döneminde yılların araları çok çok uzun ama yaşlandıkça feci kısalıyor. 6 yaşla 10 yaş arasında neredeyse asırlar varken, 45 ile 49 arası bir göz kırpmalık mesafe sanki.
O yüzden de ilerleyen yaşlarda hayat daha kıymetli geliyor hepimize. Acayip uçucu olduğu için.
Yabancı bir internet sitesinde “50’lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey” konulu bir yazı görünce, ilgilendim haliyle. Ve sizlerle de paylaşmak istedim.
1… Eski eşinizden ya da sevgilinizden nefret etmeyi bırakın.
Nefret insanı sinsi sinsi kemiren bir duygudur. Son günlerin moda deyimiyle “affetmeyi öğrenin”. Affedemiyorsanız, en azından “kayıtsız kalın”.
2… Dedikoduyu ve başkaları hakkında kötü konuşmayı bırakın.
Artık lisede değilsiniz. Dedikodu sizin için enerji ve zaman kaybından başka bir şey değil.
3… Minnet duymama huyunuzu bırakın.
Size iyi davrananları değil, kötü davrananları önemseme ve sürekli bunları gündemde tutma huyunuzu bir tarafa bırakın. Kızınızın ya da oğlunuzun doğum gününe, nişanına, nikahına kimlerin gelmediğine değil, kimlerin “geldiğine” odaklanın. Size kazık atanları değil, hoşluk yapanları “parlatın”.
4… “Ümitsiz vaka” arkadaşları bırakın.
Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, 50 yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın.
5… Karmaşayı bir tarafa bırakın.
İnsan 50 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir “iş”. Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de.
6… Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.
“Karmaşık insanlar” ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama “kafası karışık insanlar” ilginç değildir. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar.
7… Daha fazlasını istemeyi bırakın.
Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin.
8… Şu fazlalık 10 kiloyu bırakın.
40’ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var… Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda… Fark etmez. Sorun “estetik” değil, sağlık. Fazla her kilo 50’lerden itibaren sağlık açısından bir tehdit çünkü.
9… Her şeye evet demeyi bırakın.
Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe “evet” demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen, sizi gerecek hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hele 50 yaşından sonra!
10… Yaşlılıkla ilgili klişe düşünceleri bir tarafa bırakın.
Nasıl bir orta yaş ve yaşlılık dönemi geçireceğinize kendiniz karar verin. Canınız istiyorsa ve paranız varsa Küba seyahatine 60 yaşında da gidersiniz, sörf yapmaya 50 yaşında da başlarsınız, kime ne?
Neslihan Acu

Evinize Bereket ve Şans Getiren Anneanne Yöntemi…

evinize_bereket_ve_sans_getiren_anneanne_yontemi_h51571_4ec9d11

 

 

Evinizden sıkıldınız, içeride basılıyor gibi hissediyorsunuz, enerjisinden de memnun değilsiniz. Bir yeniliğe ihtiyacınız var. Sorun evde olsa bile hemen evinizi değiştiremeyeceğinize göre şansa ve berekete giden yolu evinizden geçirebilirsiniz.
Feng Shui’ye göre evinde Crassula bitkisi olan kişinin yolları berekete ve şansa çıkar, bitkinin toprağına bozuk para koymak ise hane sahibine para ve bereket getirir.
Yaşlandıkça kalınlaşan bu ağacın yeşim yeşili yaprakları etli, parlak ve pürüzsüz bir yapıya sahip. Yeni çıkan dalları da yapraklarla aynı dokuya sahip oluyorlar ancak daha sonra kahverengiye dönüp odunsu bir yapıya bürünüyorlar.
Sık sık bakıma ihtiyaç duymayan Crassula’yı mutlaka büyük bir saksıya ekin, çok çok daha hızlı büyüyor. Çoğu ev bitkisinde olduğu gibi Crassula da çok güneş ışığı istiyor, evin en aydınlık yerine koyun 🙂 Çok az suya ihtiyaç duyan bir bitki olduğundan fazla su vermek anında çürütür. Sulamak için en iyi zaman toprağının kuruduğunu fark ettiğiniz zamandır. Kışın sadece toprağı nemli tutmaya çalışın, onun dışında dokunmayın.

Feng Shui dediğimiz eski Çin felsefesine göre evinizde bu bitkiyi koyabileceğiniz en iyi yer girişin sağ tarafıdır. Bitkinin daima kuzeye bakması gerektiğini de aklınızdan çıkarmayın.
İyi şans ve bereket getirmesinin dışında Crassula insanın ruhuna ve vücuduna denge getiren, pozitif enerji veren yağlar da barındırıyor. Enerjisi güçlü ve sağlam köklü oluşları, Feng Shui bitkilerinin parayı çekme enerjisinin kaynağıdır.

NAZAR’IN BİLİMSEL AÇIKLAMASI

6157821-nazar_boncuk_-_turkish_good_luck_charm-01

 

 

Nazar halk dilinde göz değmesi,göz yakması,göz çekimi,göz istemi ve göz ışıması olarak bilinir.

Nazarın bilimsel tanımı ise;gözdeki fotoreseptörlerin kasılması sonucu açığa çıkan neğatif ve pozitif göz akım dalga ışınımına nazar denir.

Nazar’ın üç türlü ışınım etkisi vardır.Bu konu radyoloji ilmiyle bağdaştırılarak labaratuvarlarda ispatlanmıştır.

A – Alfa (sarsıcı)
B – Beta (kırıcı,yıkıcı)
C – Gama (yakıcı)

ışınları olarak,genel itibariyle halk arasında daha çok Alfa (sarsıcı) ışın etkileri daha yoğun olarak oluşmaktadır.Nazar değen insanda bilimsel olarak beynin orta bölümü olan (Mezensefelon) kısmında nöronlar (sinirler) harekete gecerek;göz küresini büyütür ve esneme başlar.

İnsana nazar değdiği bilimsel olarak fizyolojik açıdan esneme ve göz küresinin büyümesinden anlaşılır.Nazar’ın oluşagelmesi için nazarı vuran kişinin,nazara gelecek kişiye negatif ışın göndermesini bilinçsiz olarak gerçekleşmesi gerekir.Nazar kesinlikle bilinçli olarak gerçekleşemez.Nazar’ı bilinçli olarak gerçekleştiren insanlar,çok azdır.Bu olay parapsikoloji konusuna girer.Nazarı bilinçli olarak vuran insanların gözlerinden Gama (yakıcı) ışınlar akımı oluşur.

Bu tür ışınlar röntgen çekimi bile gözleriyle yapabilecek seviyede X ışınlarını beynin hipotalamus kısımlarından boşalarak oluşturabilirler.Bu tür insanlar sayısı az olmakla birlikte çok tehlikelidirler.Gama ışınlara ilk defa 14 yaşındaki bir Rus kızında bulunmuş ve ölçülmüştür.Bu insan gözleriyle karşısındaki insana radyolojik Gama ışını yollayarak röntgen çekimi bile yapabilmektedir.1000 kişi üzerinde laburatuvar’da yaptığımız çalışma sonucunda en çok nazar’ a gelen göz renkleri kahverengi ve yeşil gözlü insanlardır, onlar daha çok nazara maruz kalırlar.En etkili nazar ışınlarını oluşturan göz renkleri ise mavi ve sarı (Bal) göz renklerine sahip olan insanlar oluşturmaktadır.8 çeşit göz renklerine sahip olan insanlar üzerinde yaptığımız çalışma sonucu,sarı,mavi.siyah,yeşil,menekşe, gri,ela ve kahverengi göz renklerine sahip insanların birbirine pigment (Göz renk hücreleri) lerinin uyuşumu şöyledir.

Mavi gözlüler sırasıyla en çok;kahverengi,ela,gri,menekşe,yeşil, sarı ve siyah gözlülere nazar vurur.

sarı (bal) gözlüler;mavi,siyah,yeşil,kahverengi, menekşe,gri ve ela gözlülere nazar vurur.
yeşil gözlüler;gri,ela,siyah,kahverengi,mene kşe,sarı ve mavi gözlülere nazar vurur.
siyah gözlüler sırasıyla en çok;mavi,ela,yeşil,kahverengi,gri,menekşe ve sarı göz renkli gözlere nazar vurur.

ela gözlüler en çok sırasıyla;yeşil,sarı,mavi,siyah,kahv erengi,menekşe ve gri gözlülere daha çok nazar vurur.

gri gözlüler en çok sırasıyla;siyah,menekşe,sarı,mavi,ye şil,ela ve kahverengi gözlülere daha çok nazar vurur.

menekşe rengine sahip insanlar sırasıyla;gri,sarı,yeşil,ela,kahverengi,siyah ve mavi gözlülere nazar vurur.

kahverengi gözlüler en çok sırasıyla;mavi,yeşil,sarı,ela ve siyah gözlülere nazar vurur.

8 Çeşit göz renklerine sahip 1000 insan üzerinde yapılan çalışmaların sonucunda bu verilere ulaşılmıştır.

Nazar daha çok güzel insanlara,mala mülk sahiplerine,halk arasında şöhret sahiplerine,işinde başarılı olan insanlara,değerli maddelere,yeni olan gelişmelere,yeni evlenen gençlere,yeni doğan şirin çocuklara,yeni alınan arabalara,yeni alınan eve,bağa bahçeye daha çok nazar değer.Çünkü insana çekim ve istem oluşturan tüm güzel olan oluşumlara nazar değer.

Nazarın fizyolojik etkileri;baş dönmesi,ani mide bulantısı,ayak kayması,bulanık görme,refleks bozulmaları,gözlerin kızarması,göz küresinin büyümesi,sebepsiz esnemeler,sakarlıkların başlaması,çeşitli hastalıklar,biryerden düşme,gözde kan birikimi,sivilceler,elde veya başka bir yerde siğiller çıkması,göz çıbanları,kaş dökülmesi,bağaz ve kulak kaşıntısı,saç dökülmesi,cinsel iktidarsızlık,sakal ve saç kıran,mide ağrısı,dudak kuruması,ayak-el ağırması,bel ağrısı,burun kaşıntısı,kulak çınlaması,göz bulanıklığı,el-ayak kaşıntısı vb gibi fizyolojik bozukluklar nazar değdiğinde başlar.

Nazarın psikolojik etkisi;rüyada sıçramalar,tik oluşması,el titremesi,göz dalması,yorgunluk hissi,uyku bozukluğu bazende aşırı uyku isteği,dalma hastalığı,gülme hastalığı,ani bunalım dönemi,stres,konsantre ve motive eksikliği,sebepsiz huysuzlaşma,dil sürtçmesi,düşüncede saçmalama,kalp çarpıntısı,kabuslar görme,sebepsiz göz yaşı,sebepsiz mutsuzluk-huzursuzluk hissi,kendinde ağırlık olduğu hissi,regl sancısının artması,rüyada nazar boncuğu görmesi,bitkinlik hissi vb gibi ruhsal etkiler oluşur.

Nazarın parapsikolojik etkileri;bereketsizleşme,işinizin rast gitmemesi,evinizde huzursuz olması,kaderin bir parçası olan şansınızın kapanması,kısmetinizin kapanması,yaşadığınız ortamı sevmeme,üzerinde aşırı derece bilinmeyen ağırlıklar oluşması,sevdiğinizden nefret etme,evliliklerde sebepsiz kavgalar,boşanmalar,eşinizin değişmesi,kıskançlıklaraın başlaması,arkadaşlıklarınızın bozulması,evlenememe,rüyalarınızda devamlı mavi renk veya nazar boncuğu görme,şiddetli geçimsizlik,büyülenme hissi vb gibi parapsikolojik etkiler oluşur.
Nazar daha çok altın,elmas,pırlanta ve gümüş gibi değerli takılara değer.
Kadın nazarı erkek nazarından daha fazladır.Bu olay kadınların her ortamda güzel gözükmek hissinden ve kapris yapma gücünden oluşur.Kadınlar birbirlerine daha çok nazar vururlar.
Erkek nazarı kadınlar üzerinde fazla etkili değildir.Erkekler genellikle kendi cinslerine daha çok nazar vururlar.

Nazara en çok maruz kalanlar;estetik ameliyat yapanlar,siyasetçiler,sanatçılar,sporcular,mankenler,sanayiciler,sosyeteler,medya karşısında daha çok bulunanlar ve işlerinde başarılı olan insanlara daha çok nazar değer.

Nazar olgusu radyoloji ilmiyle bağdaştırılarak ilk defa bilimsel olarak incelemeler ile kanıtlanmıştır.

Nazar ile ilgili notlar:

Nazar daha çok altın,elmas,pırlanta ve gümüş gibi değerli takılara değer.Kadın nazarı erkek nazarından daha fazladır.Bu  kadınların her ortamda güzel gözükmek hissinden ve kapris yapma gücünden oluşur.Kadınlar birbirlerine daha çok nazar değdirirler.
Erkek nazarı kadınlar üzerinde fazla etkili değildir.Erkekler genellikle kendi cinslerine daha çok nazar vururlar.Nazara en çok maruz kalanlar;estetik ameliyat yapanlar, siyasetçiler,sanatçılar,sporcular,mankenler,sanayiciler,sosyeteler,medya karşısında daha çok bulunanlar ve işlerinde başarılı olan insanlara daha çok nazar değer.

Nazardan bilimsel olarak korunma yöntemleri:

1. 3 günde bir akşam saat 7 de çıplak ayakla 10 dakika aralıklarla 3 kez kırmızı toprağa basmak.
2. Duş alırken kolunuzun sol kısmına ılık suyla daha fazla su döküp sağ kolunuzu havaya kaldırmak.
3. Ayna karşına geçip gözlerinizin 7 sanise bakıp sonra,elinizin baş barmaklarıyla gözlerinizi ovuşturup,ıslak bir bezle gözlerinize tampon yapmak.

4. Adaçayı yakmak

5.Sirkeli suyla yıkanmak

6. Odalara sirkeli ve tuzlu su koymak

Nazar olgusu radyoloji ilmiyle bağdaştırılarak ilk defa bilimsel olarak incelemeler ile kanıtlanmıştır.Yukarıda verilen nazardan korunma yöntemleri sadece nazarın fizyolojik ve psikolojik açılımları ile ilgilidir.Nazarın parapsikolojik etkilerinden korunmayı dualar ile yapmak daha sağlıklıdır.

Merkezi Kanada’da bulunan Uluslararası Metafizik Akademisi’nde 4 yıllık bir eğitim çalışması sonucunda, Türkiye’de evrensel anlamda nazar olgusunu bilimsel olarak yazdığı nazar kitabında kanıtladığı iddia edilen Hani, mavi ve sarı bal renkli gözlere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.Türkiye’de evrensel anlamda nazar olgusunu bilimsel olarak inceleme altına aldığını iddia eden metafizik uzmanı Hani, “Mavi, kahverengi, siyah, yeşil, ela, gri, menekşe ve sarıbal renkli gözlü bin kişi üzerinde laboratuar ortamında radyolojik alfa (sarsıcı) beta kırıcı ve gama yakıcı ışınlarının insan ve madde üzerindeki etkisini ölçtük. Sonuçta, nazarın insan gözündeki ftoreseptörlerin kasılması sonucunda açığa çıkan enerji boyutunu ortaya çıkardım. Buna göre, en fazla nazar vuran göz renkleri mavi ve sarıbal renkli gözlerdir. Bu renklerde gözlere sahip olan kişilere dikkat edilmeli, çünkü en çok bu renklerde gözlere sahip olan insanlar nazar vurur. Nazar, bilinçli hale getirilmeli. Bir olayda nazara uğradığını düşünen insan, en kısa sürede çıplak ayakla toprağa 2 dakika basmalı ve negatif enerjisini topraklayarak, nötrlemeli ve bir şekilde enerjisini boşaltmalıdır” açıklamasını yaptı.

Nazar, gözdeki retina kısmında bulunan ftoreseptör sinirlerinin kasılması sonucu açığa çıkan negatif ve pozitif göz akım ışınım akımına bilimsel olarak ‘nazar’ denir. Bilimsel olarak daha çok kimlere nazar değer, kadın ve erkek nazarı, nazarın psikolojik ve fizyolojik açılımları, nazarın göz renkleri ile olan ilişkisi, aşk ve sevgiye vurulan nazarlar, nazardan korunma yolları gibi konuların yer aldığı 198 sayfalık “Her Yönüyle Nazar Tahlili” adlı kitapta, nazar olgusuna dair insanlara çarpıcı mesajlar verilir.

Kaynak: Spritüeller

HUZUR VE BAŞARI İÇİN ŞARKI MEDİTASYONU

maxresdefault1

 

Şarkıların hepimizin hayatında bir yeri vardır. Kimileri için bir duyguyu ve hissi tanımlarlar,kimileri için sadece zaman geçirmek için vardır.Şarkılar insanların ruh hallerini değiştirebilme özelliğine sahiptir. Özellikle anlam yüklü şarkılar,bizim en duygusal anlarımızda bize yandaş,arkadaş olur. Duygularımız bizi sarıp sarmalamışken,onlar da bize eşlik eder.

Herkes hayatında kötü olaylar yaşar. Kimisi bunları görmezden gelmeye çalışır,kimisi bunun üstünü örtmeye,ve kimisi de atlatamaz ve o büyük bir yara olur. Peki bunlardan hangisi doğru yöntemdir? Elbette hiçbiri.

Hayatımızda olan iyi veya kötü tüm olaylar bizim ruhumuzun eğitilmesini ve ruh tekamülümüzde tecrübe edinmemizi sağlar. Bizi hayata hazırlar ve güçlü bir kişilik yapar. Başımıza gelen her olay,acısıyla tatlısıyla bir ödül gibi görülmelidir. Unutmayın,ödül bir akşam yemeği de olabilir,milyon dolarlar da.”

İnsanların istemedikleri huylardan,kişiliklerinden kurtulması için kendilerini yenilemeleri gerekir.Yenilenmiş bir zihin,arınmış duygular bize başarı getirir.Hayatımızda her konuda daha iyi olmamızı sağlar çünkü bunu biz seçeriz.Bu yenilik bizim elimizdedir ve bu yenilik sonrası nasıl birisi olacağımıza da biz karar veririz.

Yazının başında şarkıların bizim için öneminden ve insan psikolojisine etkisinden söz etmiştim,şimdiyse az önce anlattığım atlatılamamış,göz ardı edilmiş,üstü zamanla örtülmüş olan bu olayları karşımıza alarak hesaplaşmaktan bahsetmek istiyorum. Bunu bütün anlamıyla yapmak zordur çünkü unutmayın,bunu yaparken iyi,kötü,utanç verici,rezalet,berbat,harika,umut verici ve umudun bittiği anıları tek tek ziyaret ederiz. Nasıl hayatımız bir bütünse,bu hayatı bütünleyenler de yaşananlardır. Görmezden gelinen,göz ardı edilen bir olay kesik kolumuza aynı muameleyi yapmakla aynıdır. Bu hesaplaşmayı psikologdan yardım alarak da,kendiniz de yapabilirsiniz. Kendiniz yapacaksanız,şarkılar her zamanki gibi size eşlik edecektir. Size anıları hatırlatıp,duygu yüklemenizde,işinize yarayacaktır. Doğru şarkı seçimi sözlerin çok baskın olmadığı ve anlamlı bir şarkı da,sizin ortaya çıkarmak istediğiniz duyguları çıkarmanızı sağlayan da olabilir. Şarkının sizinle uyum sağlamasına izin verin ama zihninizden öne geçmesine izin vermeyin. Şarkıdaki akış gibi sizde anılarda ilerleyin. Hatta önceden anlam ve duygu yüklü olan şarkılar varsa,onları dinlemeniz daha çok işe yarayacaktır.Hüzünlü şarkılar üzen olayları,korkularınızla yüzleştirecek olanlar çaresizliği anımsatabilir. Geçmişte kalmış kötü olayları ne kadar kendinize işler,hatırlaraanız yokoluşları da o kadar büyük olacaktır. Çok ayrı duygulara ani geçiş yapmamaya özen fösterin zira bu zihninizi durdurabilir,veya karmaşaya yol açabilir. Bunlar olurken bir trans halinde olmanız önemlidir. Bilinçli bir şekilde “şimdi bu,şimdi bu” değil,süregelen ve planlanmamış anılar/hayaller olmalıdır. İyi bir anınız yoksa onların yerine hayaller koyun (küçüklüğünüz kötüyse,küçüklükteki bir hayal gibi)

Burda şarkının görevi sizi o ruh haline sokmaktır. Sizse özgür bıraktığınız zihninizle,en utanç verici anıların,korku dolu anların içine girmekle sorumusunuzdur. Onlarla işiniz bitince diğer bir ruh haline girmek için diğerini açın. Böylelikle geride bırakmayacak,ve bir umut,bir ümitsizlik,bir korku,bir cesaret yanyana gelecek,ve yüzleşeceksiniz.

Bunu yapmadan önce rahatsız edilmeyeceğinizden emin olun. Çünkü bu meditasyonu yaparken tamamiyle kendinizle kalmalısınız. Bunu bölecek bir etken,size zarar verebilir. Eğer önceden şarkılarınızı sıralamak isterseniz,sıra şu şekilde olabilir.

1)Sizi bu noktaya getiren olaylar,en eski hatıralarınız,çocukluğunuzda olanlar (iyi ve kötü,ikisi de olmalı)
2)Pişmanlıklarınız. Daha önceden “keşke bunu yapsaydım,böyle olmasaydı” dediğiniz olaylar.
3)Sizi korkutmuş,korku yaşamanıza,kaçmanıza sebep olan olaylar. Arkanıza bakmadan kaçıran,endişelendirmiş olaylar (eğer varsa. Yoksa bu olmak zorunda değil) bu olauları hatırlayın. Tekrar kaçın ve tekrar korkun. Ama sonunda durun. Geldiğini ve durmadığını bilin ve korkuyu arttırın. Korkunuzun arttığı o an,onunla yüzleşin ve bir aslan gibi üste çıkın.
4)Utanç verici anılar. Yüzünüzü kapkara yapan,kötü olaylar. Bir daha anmak istemeyecekleriniz. Bu anılar size utanç versin ve “bunu nasıl yaptım!” Dedirtsin.
6)Ümidin bittiği anlar.Artık tamamiyle bitti dediğiniz,çaresiz kaldığınız anlar. Güçsüz kaldığınız,yaşıyor gibi yapmanızon gerektiği anlar. Bu anların sizi kasıp kavurmasına izin verin. Hatta isterseniz ağlayın.(şuna dikkat edilmelidir ki bu anlar atlatılmış da,çözülmüş de olsa hatırlanmalıdır. Zira bu anıların artık/geri kalmış etkileri,tamamiyle kül olacak,ve harika duygular olarak dirilecektir.)
7)Bitişler.Ayrılıklar.Kötü sonlar.
Bu aşamanın sonunda artık tüm bu duygular toplanmış ve karışmış olacak. Tüm bu duyguları alın ve büyük bir hınçka yakın. Tamamen yandığınızı imaje edin. Tüm bu duyguların sizde bir yangın çıkarmasını sağlayın. Öyle ki bu yangın,arkada yaktığı hiçbirşeyi bırakmasın. İsterseniz auranızda da bunu imaje edebilirsiniz.

Bu yangın bittikten sonra;
8)Başlangıçlar.Güzel başlamış herşey.Size mutluluk getirmiş,ayağa kaldırmış anılar.
9)Bunların devamında gelmiş olan güzel anılar. Başlangıçların devamı.(Eğer güzel birşey yoksa,istediğiniz ve başardığınız hayalleri koyun buraya ve imaje edin)
10)Size cesaret veren olaylar. Sizi ayağa kaldırmış,susmadığınız,kendi içinizde tüm o berbat anılara karşı olan haykırışınız.”Hayır!” dediğiniz o anlar/hayaller.
11)Sizi gururlandırmış,onurlandırmış olaylar. Başarıya ümitle baktıran o hayaller. Güzel günler yakın dedirten düşünceler.
12)Sevgi. Birine/birşeye karşı sevgi veya minnettarlık. Bu güzelliğin sizi çevrelemesine,ve sizi şekillendirmesine izin verin. Bırakın sevgi dolu düşünceler ve duygular sizi sarsın.
13)Artık hazır olduğunuzu hissedin. Burda gelecek hakkında hayalleriniz vr amaçlarınız olsun. Hepsini siz yapın,siz başarın. Hazır olun.
12)Ve ayağa kalktığınız anılar/hayaller. Kimsenin olmadığı,yalnız olduğunuz ve tek başınıza başardığınız bir hayat. Ve bu hayatı tekrar kazandıracak o ümit ışığı.

İşte burda sizi kavurmuş ve kül etmiş o olaylardan bir Anka kuşu gibi tekrar yükseldiğinizi,dirildiğinizi hissedin. Kül renginin yoğunlaşıp auranızda daha canlı,daha güzel renkler oluşturduğunu imajine edin. Sanki şişmiş bir balonmuşçasına bu duygular ve hislerin sizi kapladığını ve size yapıştığını hissedin.Sizle bir olduğunu,ve artık sizde olduklarını hissedin.

Bu meditasyon yapılırken sıranın bu şekilde olması güzel olur fakat illa hepsinin ayrı olması zorunlu değil. Utanç verici olaylarla pişmanlıklar beraber olabilir. Cesaretinizle “hayır!” Dediğiniz olaylar da. Bu size kalmış birşeydir. Ama fazla zaman her zaman güzeldir. Bu meditasyondan sonra artık arkada bıraktığınız hiçbirşeyin hayatınıza girmesine izin vermeyin,ve girerse de ona karşı nötr olun. Metroya giderken yanınızdan geçen yabancı kimse,geçmişte kalan kişi/olay da o.

Anıları düşünmeye başladığınız an,onların içinde birinden birine kayın,zihninizde bu anıları tekrar yaşayın ve her birinden hızlı hızlı,veya normal hızda geçin. Anı hatırlamadaki hızı ve ne düşünceğinizi ben söyleyemem. İsterseniz tüm kötü olayları sırasız bir şekilde 10-20 dakikaya sığdırıp,iyi olayları da 10-20 dakikaya sığdırabilirsiniz. İlla yazanı yapmak zorunda değilsiniz çünkü her zihin farklı işler. Düzen her zaman güzeldir elbette.

Meditasyondan sonra güzel bir gün geçirin, (o gün veya yarın) ve unutmayın,artık siz,istediğiniz kişisiniz.

Kaynak: Spritüeller

Güçlü ve Sağlıklı Kemikler için Nasıl Beslenmeli?

Kemiklerimizin güçlenmesi için ve kemik kırılmalarının, osteoporozun, omurga hareket bozukluklarının, diş problemlerinin ve diğer birçok hastalığın önlenmesi için dengeli beslenme şarttır. Bu sağlık sorunlarını önlemek için; kemiklerimizi besleyen kalsiyum, magnezyum, potasyum, D vitamini ve Omega-3 bakımından zengin yiyecekleri beslenmenize katmanız çok önemlidir.

Kalsiyum bakımından zengin yiyecekler

frutos-secos-The-Travelling-Bum

  • Süt ve süt ürünleri: kalsiyum bakımından çok zengin olsalar da; bazı çalışmalar, süt ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyumun yetişkin insan vücudu tarafından kolayca emilemediğini göstermiştir.
  • Çiğ ve tuzsuz kuruyemişler (badem, fındık, ceviz, kaju…)
  • Siyah frenk üzümü
  • İncir
  • Hindistancevizi
  • Sarımsak
  • Soğan
  • Elma
  • Armut
  • Mango
  • Plantain muzu
  • Avokado

Magnezyum bakımından zengin yiyecekler

  • Yulaf ezmesi
  • Marul
  • Kuşkonmaz
  • Tam buğday
  • Balkabağı
  • Tatlı patates
  • Bezelye
  • Şeftali
  • Mercimek
  • Kuru erik
  • Sert kabuklu yemişler (fındık, ceviz)

Potasyum bakımından zengin yiyecekler

Balık1

  • Lüfer
  • Yumurta
  • Tereyağı
  • Çiğ ve tuzsuz sert kabuklu yemişler
  • Keten tohumu

Protein bakımından zengin yiyecekler

Protein yalnızca et, balık ve yumurtadan alınmaz. Aslında çok fazla hayvansal protein tüketmek, osteoporoz gibi birtakım sağlık sorunlarının daha da kötüleşmesine yol açabilir. İşte birkaç bitkisel protein kaynağı tavsiyesi:

  • Baklagiller
  • Filizlenmiş yonca
  • Avokado
  • Kuru ve tuzsuz sert kabuklu yemişler
  • Spirulina

Hangi yiyeceklerden uzak durmalıyız?

Vücudumuzdaki kalsiyumu emen ve kalsiyumun vücut tarafından iyice emilmesini önleyen bazı yiyecekler vardır. Aşağıdaki yiyecekler bunlara örnektir. Bu yüzden bu yiyeceklerden uzak durmanızı öneriyoruz.

espinacas-desegura89

  • Aşırı hayvansal protein
  • Alkol
  • Tütün ürünleri
  • Beyaz şeker
  • Kahve
  • Gazlı ve şekerli içecekler
  • Rafine gıdalar
  • Önceden pişirilmiş gıdalar
  • Kızartılmış yiyecekler
  • Tuzlu yiyecekler
  • Kepek – kalsiyum emilimini engeller. Evet, tabii ki tam tahıllar tüketmeliyiz ancak lif katılmış ürünlerden (kurabiye, ekmek vb.) uzak durmalıyız veya kalsiyum bakımından zengin gıdalarla birlikte tüketmemeliyiz.
  • Oksalat içeren sebzeler (ıspanak, turp). Bu sebzeleri de, kalsiyum bakımından zengin gıdalarla birlikte tüketmemeliyiz.

Kemik sağlığı için Schüssler Tuzları

Schüssler Tuzları, hiçbir kontrendikasyon veya yan etkisi olmayan homeopatik ilaçlardır. Vücudunuzun besinleri daha iyi emmesine yardımcı olmak istiyorsanız, bu tuzların çok faydasını görebilirsiniz.

Bu Tuzlardan bazıları, özellikle bazı kemik sorunlarında çok faydalıdır:

  • Kemik aşınması: Kalsiyum Fosfat
  • Çok ince kemikler: Sodyum Klorür ve Sodyum Sülfat
  • Hassas ve kırılgan kemikler: Kalsiyum Fluoratum, Kalsiyum Fosfat ve Magnezyum Fosfat
  • Katı kemikler: Kalsiyum Fluoratum, Kalsiyum Fosfat ve Silikon Oksit
  • Kırık kemikler: Kalsiyum Fluoratum, Kalsiyum Fosfat ve Magnezyum Fosfat
  • Tam olarak iyileşmemiş eski kemik yaralanması ağrıları: Sodyum Fosfat, Silikon Oksit ve Magnezyum Fosfat

Schüssler Tuzlarını Nasıl Almalıyım?

Günde üç kez; yemeklerden, ağır içecek ve yiyeceklerden ve naneli ürünlerden (sakız, diş macunu vb.) ayrı olarak iki adet hapı dilaltında kullanabilirsiniz. Birden fazla almanız gerekirse, sıra ile alabilirsiniz.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Uyurken yağ yakan karışım tarifi

16298877_760313797456172_8203915847794864852_n1

 
Yatmadan Önce Her Gece, Bu Karışımı İçin: Gün boyunca aldığınız zehirleri vücuttan temizleyecek. Uyurken Bu tarifi tam 8 saat boyunca yağ eritir.. Bazı karışımlar müshil etkisi yarattığı için, normal bir yağ yakan karışımdan daha fazla etki gösterir.
Midedeki ve bacaklardaki yağlar en zor yanan yağlardır. Bu karışım iki bölge için de etkili. Hatta, ikisi aynı anda yaktığı için ne etkiler yapabilir düşünsene?
Ayrıca, uyurken vücut yağ yakar, bu nedenle uzun süre uyursanız vücudunuz için daha iyi. Özellikle 8 saat iyi bir süre. Bununla birlikte, uyku esnasında vücut kasları korur ve geliştirir, ancak yağlanmak için hiçbir şey yapmaz.
Bu nedenle, yağ yakmaya başlamak için metabolizmanın iyileştirilmesi gerekir; yani uykuda bile olsa vücudunuz sindirime devam etmelidir. Bu nedenle bu karışım sizin için en doğru olanı! Bu nedenle, uykuya gitmeden önce birkaç saat yemek yemiyorsanız ve bunun yerine bu karışımı içerseniz, vücut yağı hiç olmadığı kadar erimeye başlayacaktır ve bu kanıtlamıştır!
Yatmadan bir saat önce, bunları karıştırın:
Yarım limon
Maydanoz 1-2 tutam maydanoz saplarıyla beraber
Yarım çay kaşığı Tarçın
1 yemek kaşığı elma Sirkesi
Bir çay kaşığı bal
1 bardak ılık su
Yapılışı:

Maydanozları iyice temizleyin doğrayın.
Blendır varsa kolay karışır. Yoksa bir bardak içinde karıştırın.
Etkisini çabuk görmek isteyenler Akşam yemeğini bu karışımla değiştirsin ve vücudunuza son derece fayda sağlayacaktır; yani, istenmeyen yağlarınızı çabucak Eriteceksiniz!
Takıldığınız yerleri çekinmeden sorabilirsiniz. Zevkle yanıt vereceğiz.
Mutlaka paylaşalım ki herkes faydalansın!
Sağlıklı mutlu günler dileriz!

Kaynak: Yaşam Sırları

BASTIRILAN DUYGULAR BOMBAYA DÖNÜŞÜR VE BİRGÜN GELİR SİZİ TAHRİP EDER..

ofke1

 

 

Saygı çerçevesinde duygu ve görüşlerimizi belirtmek önemlidir, ancak etrafımızdaki insanların nasıl tepki vereceğini takıntı haline getirmeyin.
Bastırılan Duyguların Tehlikeleri
“Çok yutkunan, nihayetinde boğulur.” Bu deyişi muhtemelen duymuşsunuzdur. Diğer tüm özlü sözler gibi bu da eski bir sözdür ve bize atalarımızı, bilmemiz gereken evrensel doğruları hatırlatır.
Her gün nelerle karşı karşıya geliyorsunuz? Başkalarını gücendirmemek için ne kadar çok duygu ve düşüncenizi kendinize saklamak zorunda kalıyorsunuz? Dikkatli olun, çünkü nihayetinde asıl kendinize zarar veriyorsunuz. Aşağıda bastırdığınız duyguların bazı tehlikelerini size açıklayacağız.
1. Sessizlik onaylamak gibi görünebilir ama her şeyin bir sınırı var
Sessizlik bilgeliktir, buna şüphe yok, ve sessiz kalmak her zaman aptalca bir şey söylemekten daha iyidir. Yersiz bir yorum yapmadan ya da uygunsuz bir şey söylemeden önce, çenemizi kapatmak ve zekamızı göstermek düşünmeden konuşmaktan elbette iyidir.
Ancak sessiz kalmak ve görüşlerinizi savunmak arasında bir denge olmalı:
•Duygu ve düşüncelerinizi kendinize saklamak aslında karşınızdakinin sizi nasıl kırdığını ya da sınırı aştığını anlamasını engeller. Kimse müneccim değil, siz kırıldığınızı ya da üzüldüğünüzü söylemezseniz onlar da bunu anlayamayacaklar.
•Bazen sessiz kalmak bilgece bir harekettir, diğer türlü bilgece kelimeler seçmek zorunda kalırsınız. Ne zaman konuşup, ne zaman susmanız gerektiğini bilmek geliştirebilmesi mümkün olan bir yetenektir. Bu tamamen sessiz kalmak ya da aklınıza gelen her şeyi söylemek demek değil, aşırılık her zaman kötüdür. Dengeyi koruyun ama unutmayın ki duygularınızı saklamak sadece size zarar verir. Bu başkalarının size ait alanı işgal etmelerine, çizgiyi aşmalarına, siz sessiz kaldığınızda sizin yerinize karar vermelerine izin verir. Sonunda, diğerleri tarafından oynatılan bir kukladan farkınız kalmaz.
2. İçinize atmak psikosomatik hastalıklara neden olur acı
Beynin ve vücudun derinlemesine bağlı olması size şaşırtmamalı. Öyle ki uzmanlara göre insan nüfusunun %40’ı psikosomatik hastalıklardan muzdarip.
Gerginlik sindirim sisteminizi etkileyerek ishal, çarpıntı ve baş ağrılarına neden olur. Yüksek stres altında kalmak uçukların tetikleyici unsurudur. Duygu ve düşüncelerinizi umursamamak, vücudunuzda yüksek seviyede endişe ve kaygıya neden olur. Bu da yüzünüzde çeşitli cilt rahatsızlıklarına sebep olur.
Ailenizi ya da arkadaşlarınızı incitmemek adına söylemediğiniz şeyleri aklınıza getirin. Yardım ettiklerini düşünerek bazı eylemlerde bulunuyorlar, ama gerçekte aslında sadece sizin daha kötü hissetmenize sebep oluyorlar. Neden onlara gerçeği söylemiyorsunuz? Partnerlerimizi de düşünüyoruz, onları incitmemeye gayret ediyoruz; onlar bizi defalarca incittiği halde. Ama sessiz kalmayı biz seçiyoruz.
Tüm bunlar eninde sonunda psikosomatik hastalıklarla sonuçlanabilir; migren, tansiyon ve kronik yorgunluk gibi…
3. Açık konuşmak: duygusal rahatlamanın anahtarı konuşmak
Kendinizi ifade etmekten korkmamalısınız, hatta başkalarının kendini ifade etmesinden daha az korkun. Bu aslında yemek yemek, nefes almak ve uyumaktan farksız. Duygusal iletişim hem kendimizle hem de başkalarıyla inşa edeceğimiz ilişkiler için gerekli.
İşte karşınızda takip edebileceğiniz birkaç ipucu;
•Her şeyin bir sınırı olduğunu unutmayın. Duygu ve düşüncelerinizle ilgili açık konuşmadığınızda, saygın bir şekilde hareket ediyor olmayacaksınız, aksine özgüveninizi ve hayatınızın kontrolünü kaybedeceksiniz. En başta şunu hatırlayın, ne düşündüğünüzü ve hissettiğinizi belirtmek sizin hakkınız.
•Kişinin düşündüğünü söylemesi kimseyi incitmez. Bu kendinizi savunmanız ve başkalarına nasıl hissettiğinizi göstermek demektir.
•İnsanlar ne tepki verecek diye düşünmeyin, buna takıntılı olmayın. Nasıl anlaşılacağınız konusunda endişe ediyorsanız, muhtemel tepkilere kendinizi hazırlayabilirsiniz. Bir örnek verirsek; mesela her hafta sonu ailenizin yanınıza gelmesinden rahatsızsınız ve sevgilinizle özel hayatınız kısıtlanıyor. Ailenize artık daha az sıklıkla gelin demeye karar verdiniz. Nasıl bir tepki vereceklerini tahmin ediyorsunuz? Eğer güceneceklerini düşünüyorsanız, onlara aslında üzülecekleri bir şey olmadığını açıklayan bir konuşma düşünün. Eğer incineceklerini düşünüyorsanız onlara bu şekilde hissetmemeleri gerektiğini söylemeye de hazır olun.
•Bunu bilgece uygulayın ve kendinize önem verin.
kaynak: sağlığa bir adım

DUYGUSAL ÇÖPLERİNİZİ BOŞALTMA TERAPiSİ…

50101273-kadin-yazma-anilar-rahatlatici-zaman-ve-duygu-ile-beyaz-kagida-not-vurdu1

 

 

İşinize yarayan ne varsa bilgisayarınızda saklar; işe yaramayan, güncelliğini yitirmiş ne varsa bu kutuya atarsınız. Olmazsa, geri dönüşüm kutusunu da boşaltır, tüm işe yaramaz şeyleri bir defada uzay boşluğuna gönderiverir, bir daha yüzünü bile görmezsiniz.
Peki, yaşanmış, bitmiş, güncelliğini kaybetmiş, artık üzerinizde hiçbir etkisi kalmamış ya da sadece olumsuz tortularını taşıdığınız duygularınızdan ne haber? Yaşadığınız anda bile hoşlanmadığınıza karar verdiğiniz anılar… Eski aşklarınızı ne yaptınız mesela? Yoksa yaşanıp bittikten, üzülüp bunalıp stresini çektikten sonra onları ahde vefa olsun diye kaldırıp beyninizin en kıymetli yerindeki duygusal çöplüğünüze mi attınız? Attınız, buraya kadar güzel. Acaba onlar şimdi o çöplükte, canınız ne zaman sıkılmak ve kendinize bunalım yaratmak isterse çıkarıp çıkarıp kullanılmak üzere emre amade mi bekliyor?
Sizi Üzen Duyguları Artık Yanınızda Taşımayın!
Bazen şöyle bir cümle söylendiğini duyarım da, kanım mı donsun, kahkahalarla güleyim mi şaşırır kalırım. Mesela kimi arkadaşlar der ki; “Ben eski aşklarımın hiçbirini unutmadım, yaşadığım ne varsa anılarımda, aklımda.”
Aferin. Bu kadar vefalı olduğunuz için kendinizi tebrik edebilirsiniz; bir de tenekeden madalya takın bari! Zihninizde kaç tane yaşanıp bitmiş aşk, yaşanmış ama kötü bitmiş ilişki, ne bileyim kazık atmış, sizi üzmüş arkadaşlarınızla ilgili anılar, kısaca canınızı sıkıp sizi üzebilecek ne varsa sakın bir yere göndermeyin. Ömrünüzün sonuna dek beraber yaşayın!
İnkar edemem; aşk güzel bir duygudur. Bizi mutluluktan bebekler gibi zıplatır, kış ortasında bahar yaşatır, mutlu olmamızı sağlar.
Vefa da güzeldir. Yaşanılmış olayları, insanları, ilişkileri, aşkları unutmamak gerekir. Peki ama biz? Kendimize olan vefa borcumuz? Kendimize karşı yerine getirmemiz gereken görevlerimiz ve sorumluluklarımız?
İçimizdeki duygu çöplüğü bana göre gerçek bir bomba gibidir. Nasıl ki bir çöp bidonu, içine tehlikeli maddeler atıldıkça sessiz sakin şişer, dolduğunda da patlar; içimizde taşıdığımız ve hoşlanmadığımız ne varsa doldurduğumuz ‘Duygu Çöplüğü’ de işte böyle tehlikeli bir bölgedir.
Aşk güzeldir elbet. Doğar, büyür, yaşar. Ama unutmamak lazımdır ki bir gün mutlaka biter. Doğası gereği bitmek zorundadır. Tarihe mal olmuş ünlü aşklara baktığınızda göreceksiniz ki, ya kadın ölmüştür, ya erkek… Aşkları da araya ölüm engeli girip bitmeye fırsat bulamadığından, tarihe mal olmuştur. Son aşama hep bitiştir; bu kaçınılmaz. Bitişlerden sonra da zavallı ruhumuzda iyiler yanında kötü olayları da mı tutacağız? Bize kendimizi kötü hissettiren olayları zihnimizde, duygu çöplüğümüzde neden barındıralım?
Zihnimizi Çöplerinden Kurtarma Aşamaları
Gelin isterseniz bugün beynimizin “Duy-gu Çöplüğü” bölümünde bir tarama çalışması yapalım. Bizi üzen, bunaltan, mutsuz eden, süründüren ne varsa onları aklımızdan çıkarıp uzayın boşluklarına bir daha buluşmamak üzere gönderelim. Bunu başarmak için de şu sıralamayı takip edelim:
Öncelikle evimizin içinde kendimize sakin bir yer bulalım. Mekan seçimi size ait olup ses ve gürültüden etkilenmeyeceğiniz, rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer olması gerekmektedir.
Terapimizi yapacağımız mekanın renkleri ise rahatlatıcı, pastel renklerden seçilmiş olmalı. Renk seçim imkanımız yok ise, hiç olmazsa oturduğumuz yere yeşil, mavi, pembe, sarı gibi renklerin pastel tonlarından oluşmuş veya bu da bulunamıyorsa beyaz bir örtü örtmek yeterli olacaktır.
Mekan seçimini yaptıktan sonra yanımıza bir adet kalem ve bol miktarda küçük kağıt (hatırlatma kağıtları boyutunda olması yeterli), bir adet kutu, bir de kulaklıkla hareketli bir müzik dinlememize imkan verecek herhangi bir alet alarak, yalnız kalabileceğimiz ve rahatsız edilmeyeceğimizden emin olduğumuz anda mekanımıza çekilelim.
Rahatça oturabileceğimiz bir pozisyonda yerimize yerleşip kendi içimize dönerek duygu çöplüğümüzde tarama yapmaya başlayalım. Bu taramayı yaptıkça aklımıza gelen her olay bir diğerini çağıracak, birbiri ardına kötü anılarımız yavaş yavaş sıraya dizilmeye başlayacak.
Her bir kağıdın üzerine ayrı ayrı canımızı sıkan, bizi üzen, bunaltan hangi anımız varsa onları kısa notlar halinde yazalım.
İçimizde varolanları bitirdiğimize ve hepsini kağıda döktüğümüzü düşündüğümüz anda yazma işlemine son verelim.
Kağıtlarımızı sıraya koyalım. Mekanımıza çekilirken yanımıza almış olduğumuz kutuyu yakınımızda bir yerlere koyalım. Müziğimizi dinlemek üzere kulaklıklarımızı takalım. Dinlemek üzere seçtiğimiz parçaların hareketli bir tempoda olmasına özen gösterelim; çünkü ağır ritimli parçalar bizim dağılıp anılarımıza dalmamıza neden olur.
Sıraya koyduğumuz kağıtları teker teker alıp okuyalım (tercihen sesli), okuyup bitirdikten sonra da buruşturup çöp sepetine atalım. Bu işlemi yaparken gözlerimizi kapatalım. Bu arada bu olayın beynimizin içinden dertop olup kağıdımızı attığımız kutuya düştüğünü hayal edelim.
Yazdığımız kaç adet kağıt varsa hepsi için aynı işlemi uygulayalım. Tüm kağıtlarımız bittiğinde, bunları doldurduğumuz kutuyu da alıp hepsini akan bir suya keyifle boşaltalım. Akar su hiçbir zaman kir barındırmaz, kötü anılarımıza da layık oldukları finali yaşatacaktır
Bu terapiyi, olumsuz hisler bizi ne zaman rahatsız ederse tekrar uygulayabiliriz. Lütfen unutmayın, bunu vefasız olduğumuzdan veya insanlara değer vermediğimizden değil, sadece karmakarışık hislerle baş başa kalmak yerine, biraz olsun ferahlamak ve ruhumuzu rahatlatmak için yapıyoruz. Önce de söylediğim gibi aşk güzeldir; yaşanılanlardan ise sadece güzel olanlar muhafaza edilmeye layıktır. Bizi rahatsız eden ne varsa uzaya yollayıp hem rahatımızı kaçırmayalım, hem de yeni ve güzel duygulara gerekli yeri açabilelim.
Sevgiyle kalın.
Alıntıdır.

Huzursuz Bağırsak Sendromuna Basit Tedavi

Yeme alışkanlığınıza dikkat etmenin yanı sıra, stresi, anksiyeteyi ve bütün negatif hisleri kontrol altında tutmayı unutmayın, çünkü bunlar da kesinlikle bağırsaklarınızı etkiler.

Huzursuz bağırsak sendromuna çok mu sık maruz kalıyorsunuz? Doktorlar henüz buna neyin sebep olduğunu tam olarak açıklayamıyorlar, ancak bu yaygın rahatsızlık tedavi edilebilir. 

Bu genellikle kadınları etkileyen, bazen stresle bağlantılı olan ve tekerrür edebilen bir hastalıktır. Bazen kabızlıktan ve hemen ardından ishalden muzdarip olduğumuz zamanlar vardır… Ne tür bir tedavi uygundur peki? Açıkçası her zaman tıbbi önerileri göz önünde bulundurmalıyız. Fakat birkaç doğal tedavi eklemek de işimize yarayacaktır. Bu yazımızda sizinle bu doğal tedaviyi paylaşacağız.

Huzursuz Bağırsak Sendromu için Doğal Tedavi Yöntemi: Naneli Aloe Vera Suyu

1. Hangi malzemelere ihtiyacım olacak?

Öncelikle bir detayı açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Kendi kendinize tedavi yönteminin tek başına yeteceğini düşünmemelisiniz, hiçbir zaman doktorunuzun size önerdiği şeyleri atlamamalısınız. Bunun yanı sıra, uzun süreli ilaç tedavisinin de uzun vadede sonuçları olacağını unutmayın. Karaciğer ve böbrek problemleri… Peki ya çözüm? Sadece gerekli ilaçları ve destek maddeleri, günlük doğal yöntemlerle destekleyerek kullanın.

Bu doğal tedaviye başlamak için ihtiyacınız olanlar:

  • 2 yemek kaşığı dolusu aloe vera jeli (40 gram)
  • Nane yaprakları: 15 gram (nane yağınız varsa onu da kullanabilirsiniz).

2. Bu malzemeler huzursuz bağırsak sendromundan kurtulmama nasıl yardım ediyor?

masaj

  • Aloe vera: Aloe verayı 10 gün aralıksız tüketmek, kalın bağırsaktaki enflamasyonu ve tahrişi rahatlatacaktır. Bağırsağa geldiğinde gaz haline dönüşmeyen maddelerden birisidir aloe vera. Anti-enflamatuvar ve iyileştirici özellikleri bağırsağa girdiğinde etkin bir hale gelecektir ve bağırsağı yumuşatacaktır. Ağrıya sebep olan kasılmaları durdurup, dışkının durumunu düzenleyerek kabızlığı da ishali de önler. Aloe vera sayesinde kalın bağırsak besinleri daha iyi absorbe edebilir. Aynı zamanda bizi hasta eden zararlı bakterileri de yok eder.
  • Nane: Nanenin faydaları ve huzursuz bağırsak sendromuna iyi geldiği British Medical Journal (İngiliz Tıp Dergisi)‘nde yayınlanmıştır. Mentol bu rahatsızlık için yardımcı olur, örneğin bağırsak duvarlarını rahatlatarak kas rahatsızlığını giderir. Yani böylelikle, ağrıyı, krampları, kabızlığı ve ishali önlemiş oluruz. Sonuç ise çok açık! Nane huzursuz bağırsak sendromuna en iyi gelen terapilerden birisidir.

Gördüğünüz gibi, aloe vera bağırsaktaki enflamasyonu önlerken, nane de rahatsızlık ve ağrıyı ortadan kaldıracak.

3. Bu içeriği aloe vera ve nane ile nasıl hazırlayacağım?

nane

  • Birini sabah aç karnına diğerini akşam yemeğinden sonra olmak üzere günde 2 bardak tüketin. Hazırlaması çok da zor değil. Öncelikle, 2 bardak (250 ml) suyu ısıtın, kaynamaya başladığında 40 gram aloe vera jelini ekleyin.
  • İyice karıştırın ve ardından nane yapraklarını ekleyin. Nane yaprağı yerine aynı zamanda nane yağı da kullanabilirsiniz. Fakat bu durumda nane yağını su kaynarken değil, ılıkken eklemelisiniz. Eğer nane yapraklarını kullanıyorsak, yaprakların demlenmesini sağlamalıyız.
  • Bu malzemeler iyice karıştığında ve özünü suya saldığında, karışımı ocaktan alın ve soğumaya bırakın.
  • Bu karışımı her zaman ılık, oda sıcaklığında için. 10 gün boyunca 1 bardak sabah aç karnına, 1 bardak da akşam yemeğinden sonra tüketin. Ayrıca bu yöntem her ay uygulamak için de idealdir. Böylelikle kalın bağırsağınızı temizlerken bütün sindirim sistemini de güçlendirmiş olacaksınız.

Huzursuz bağırsak sendromunu tedavi etmek için diğer öneriler

pancar

  • Günlük süt ürünlerinden, tam yağlı ve baharatlı ürünleri tüketmekten kaçının. Karbonatlı, gazlı içeceklerden ve kahveden uzak durun.
  • Gün içerisinde sık fakat küçük porsiyonlar tüketin. Örneğin, günde 6 kez azar azar yemek daha faydalıdır.
  • Lif ve sebze tüketiminizi arttırın.
  • Salataları papaya ile hazırlamak da huzursuz bağırsak sendromuna iyi gelecektir.
  • Kuru erik suyu ve elmalı yulaf da çok faydalı olacaktır.
  • Keten tohumu tüketin.
  • Öğleden sonra içilen papatya veya tarçın çayı daha iyi hissetmenizi sağlar.
  • Pancar ve havuç suyu da yüksek besin değerinin yanı sıra kalın bağırsağa detoks yaparak korunmasını sağlar. Akşam yemeğinde içilebilir.
  • Stresli durumlardan elinizden geldiğince kaçınmaya çalışın. Negatif duygular, anksiyete veya endişe huzursuz bağırsak sendromunu tetikleyebilir.
  • Kaynak: sağlığa bir adım

AKCİĞERLERİ MİDEYİ VE KİRLİ KANI TEMİZLEYEN VE BİR ÇOK ÇEŞİTLİ FAYDALARI OLAN SİNİRLİ OT BİTKİSİ KULLANIMI YAPILIŞI TARİFİ MERAK EDENLERE !!!???

16387431_615441468652956_2631827519043391284_n1

 

 

Sinir otu – Sinirli ot bitkisi içerisinde bol miktarda A, C vitaminleri içeren bir çok yerde yetişebilen ve faydaları saymakla bitmeyen bir bitkidir. Sinirli ot bitkisi kanı temizlemesinden idrar söktürmeye kadar bir çok faydası olan bir bitkidir ve evinizde kolaylıkla çayını veya kürünü hazırlayacağınız doğal bir ilaçtır.
Sinirli Ot (Sinir Otunun) Faydaları:
Yaraları iyileştirici etkisi vardır.
Ciğerlerden gelen kanı kesicidir.
Göğüs ağrılarına karşı tedavi edicidir.
Sinir otunun idrar söktürücü etkisi vardır.
Cerahati boşaltmaktadır.
Nasırları gidermede faydalıdır.
Solunum yolları hastalıklarında tedavi edicidir.
Öksürük, nefes darlığı, bronşit ve tahriş edici öksürüğü kesici etkisi vardır.
Sinir otu ayak parmaklarında oluşan pişiklere iyi gelmektedir.
Böcek sokmalarına karşı tedavi edici etkisi vardır.
Parmak aralarında oluşan iltihaplı dolamaya karşı iyileştirici etkisi vardır.
Şeker hastalığına karşı faydalıdır. Ancak uzman kontrolünde kullanılması gerekir.
Sinirli Otun Diğer İsimleri: Çıban Otu, Pişik Otu, Yara Otu, Ayak Otu, Platago Lanceolata, Sinir Otu
Sinirli Ot Çayı Nasıl Yapılır?
Dilerseniz bu otu kıymadan önce bir gazetenin üzerine sererek güneş görmeyen gölge bir yerde kurutarak kullanabilirsiniz. Bu şekilde daha uzun süre kullanım sağlayabilirsiniz.
Sinir Otu Çayının HAZIRLANIŞI;
Öncelikle sinirli otu güzelce ince ince kıyıyoruz.
Ardından 1 su bardağı suyu kaynatıyoruz ve ocaktan alıyoruz.
Yarım veya 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış sinirli otu önceden kaynatmış olduğumuz suyun içerisine ilave ediyoruz.
Ağzını kapatıyoruz ve 15 dakika kadar demlemeye bırakıyoruz.
Demlenme işlemi bittikten sonra süzerek çayınızı içebilirsiniz.

Sinirli Ot Nasıl Kullanılır?
Sinir otunun Kullanımı: Sinirli ot bitkisi kök, sap, yaprak, çiçek ve tohumlarıyla yani tamamıyla kullanılan çok faydalı bir ottur. Çayı hazırlanıp içilebileceği gibi, yaprakları vücuda sarılarak ağrı, yara vb sorunları iyileştirmek için de kullanılır.
Sinir Otu Akciğerleri, mideyi ve kirli kanı temizliyor!
Kanı, akciğerleri ve mideyi temizlemesi yönüyle bu tür problemler için bitkisel tedavide kullanılacak en önemli bitkidir.
Sinirli ot ile yapacağınız çay karaciğer ve mesane hastalıklarında, akciğer astımı ve bronşit astımda faydalıdır. Bu konuda Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu hocanın da tavsiyesi vardır. Dilerseniz bu çayın içerisine kekik otu da ilave edebilirsiniz.
Sinirli Otun Cilt İçin Kullanımı: Sinirli ot bitkisinin yapraklarını lapa hale getirerek veya direk yapraklarını sararak cilt problemlerinizde kullanabilirsiniz.

Kaynak: Bilgi doktoru

Bilgi Hazinedir..

16174588_10211426171121000_4806516028274065249_n1

Boğaz iltihaplarınız için, suda bekletilen ayvaların suyunu şurup gibi içmeniz önerilir. Hemen geçirecektir.

Kaynayan su ve sütün taşmasını önlemek için tencere üzerine bir tahta kaşık koyu taşmalarla vedalaşın.

Basenlerden göbeklerden kurtulmak için her gün 5 kat merdiven çıkın. Fazla kilolarla vedalaşın.

Bazı baş ağrılarının ortaya çımasında, az su içmek tek nedendir.2 bardak su için hiçbir şeyiniz kalmaz.

Fıstık ezmesi ve mentol ile yapılan koklama testi alzheimer riskini ortaya koyuyor.

fistik-ezmesi1

 

 

Alzheimer olup olmadığınızı anlamak için bir çay kaşığı fıstık ezmesi yeterli. Bilim adamları, koku testi ile alzheimer riskinin tespit edilebileceğini açıkladı. Bu testi mentol, fıstık ve sabun ile yapmak da mümkün.
ABD’nin Florida Üniversitesi McKnight Beyin Enstitüsü Koku ve Tat için Merkezi’ndeki araştırmacılar; hastalığın erken dönemlerinde insanların sol burun deliğinden koku alamayınca alzheimer’a yakalanma risklerinin arttığını açıkladı. SABAH gazetesi Didem Seymen’in haberine göre koku alma merkezinin bozulması alzheimer işareti olabilir..
ÖNCE SOL HEMİSFER ETKİLENİR
Fıstık ezmesinin keskin kokusu nedeniyle bu test için en ideal madde olduğu ifade ediliyor. Yapılan testlerde alzheimer hastalarının burnun sol tarafında yapılan 20 santim testinde kokuyu alamadıkları görüldü. Araştırmacılar bu durumu “Alzheimer hastalığında ilk etkilenen sol hemisferdir. Daha büyük bir dejenerasyon gösterir” diyerek açıkladı.

 

Koklama eksikliği beyin hasarı sonucu
Doç. Dr. Serdar DAĞ (nörolog): Koklamadaki eksiklik beyin hasarından kaynaklanıyor. Demans yani bunama beyin hasarı ile oluşan bir hastalıktır. Alzheimer demansın bir türüdür ve beyin hücrelerinde tam bilinmeyen nedenlerden dolayı ilerleyici veya kalıcı hasar oluşur. Bu hasarlı dokuların içinde koku algılamasına yardımcı hücreler de vardır ve o hücreler de zarar görür.
SEN DE KENDİNİ TEST ET, İLERDE OLUŞABİLECEK ÇAĞIN HASTALIĞI “ALZHEİMER” HASTALIĞINDAN KORUN

Stres Ve Kaygılarınızdan Beş Dakikada Kurtulmak İsteyenler… Mutlaka Okuyun…

nefesssss1

 

 

Stres ve kaygıyı günde sadece birkaç dakikalık egzersizle yenebilirsiniz. Uzmanlara göre, bebekler ve çocuklar karından nefes aldığı için mutlu ve kaygısız. Yetişkinlerin stres ve kaygıdan uzak sakin ve huzurlu olabilmesinin yolu yeniden çocukken olduğu gibi karından nefes almaktan geçiyor.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, doğru nefes alma ve vermenin yalnızca vücudun ihtiyacı olan yeterli oksijeni almanın yanı sıra sakin ve huzurlu olmaya da yardımcı etiğine söyledi.
Doç. Dr. Defne Kaya, “Bebek ve çocuklar daha sıklıkla karından nefes alıp verirler. Onların mutlu, kaygısız, neşeli ve stressiz olmalarının sebebi de budur. Ergenlikle birlikte göğüs solunumu yapmaya başlarız. Bu da karın solunumunun elimizden alınması anlamına gelir” dedi.

6 adımda doğru nefes tekniği
Doç. Dr. Defne Kaya, doğru nefes almak için yapılacakları ise şöyle sıraladı:
Elinizi karnınıza koyun. Burnunuzdan aldığınız nefesle karnınızı şişirin. Korkmayın ne kadar şişerse o kadar iyi olacaktır. Tamamen şiştiğini düşünüyorsanız, karnınızdaki havayı ağzınızla ıslık çalar gibi yavaşça verin.
Başlangıçta dört saniyede aldığınız nefesi sekiz saniyede vermeyi deneyin. Süreyi ikişer kat artırarak devam edebilirsiniz.
Karnınızdan nefes alıp vermeyi öğrendiyseniz bu egzersizleri ayakta, sandalyede otururken, sırtüstü yatarken de yapabilirsiniz. Bunu yaparken nefes alıp vermenizi engelleyecek kıyafetleri tercih etmeyin.
Eğer sırtüstü yatıyorsanız, kollarınızı hafifçe yana doğru alınız. Bacaklarınızı düz de tutabilirsiniz dizlerinizi de bükerek ayaklarınızı yere koyabilirsiniz.
Eğer oturuyorsanız, kollarınızı sandalyenin kenarına koyunuz. Ayaklarınız tam olarak yerde ve sandalye sırtınızı destekleyecek şekilde gevşek pozisyonda egzersizleri yapın.
Ayaktaysanız, ayaklarınızı kalçanızın genişliğinde açın ve her iki bacağınıza eşit ağırlık verin.

Kaynak: İndigo