Archive | 03 Ocak 2017

Cok keyifli bir yazi…

images3

 

 

Cok keyifli bir yazi…
Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına her giren insana “bu benim şarkım bak” diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın.
Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa “acaba burda mi” diye kokuyu duyanın gözü seni arasın.
Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın. Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın.
Bir tane çok büyük aşkın olsun. Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bi dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bi yanin acıyarak. “O olsaydı nasıl olurdu acaba hayatım?” diye sorgulayarak. Artık bir şey hissetmesen de “başına bir şey gelse yine de ilk ben koşarım” diyecek kadar. Unutma, masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter.
Bir evlat edin. Bir kedi olur, bir köpek de. Ama olsun. Kapılarını aç. Senden olmayan ama senin ilgine bakımına muhtaç bir kalbin atışlarını ellerinde hisset. Bir canlının hayatını değiştirmek acayip bir şey. Birinin kahramanı olmak istersen bundan büyük fırsat olamaz. Sevmek çok güzel. Hele bir de her koşulda sevilmek.
Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku. Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur.
Salaş bir restaurant edin. Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu, sana yer açacakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun hep oturduğun. Bir başına gitsen bile başına bir şey gelmeyeceğini bil. Bir gün belki kapanır ya da yıkılır. Ama sen önünden her geçtiğinde “burda eskiden hep bi yerim vardı” dersin.
Bir hobin olsun. Kaçmak için. Hiçbir şey düşünmediğin. Dünyadan uzaklaşabildiğin. Onunla övün. En iyi yaptığın şey olsun. Insanlar şaşırsın. Senin icin çocuk oyuncağı olsun.
Bir şey iste. İmkansız olsun. Peşinden koş. Yorul. Defalarca vazgeç. Defalarca dene. Susmanın çaresizliğini de yaşa bağırmanın da. Uykuların kaçsın. Düşündükçe saç diplerin bile uyuşsun. Her ne ise bu istediğin, aşk da olur iş de. Bağrına taş bas gerekirse. Yeter ki gece yatağına yattığında “ben elimden geleni yaptım” de. Bazen kazanamamış olsan da, yapabileceklerinin ya da bir şeyi delice istemenin limitini görmek de zaferdir.
Vakit ayırdığın bir ailen olsun. Yarın kaybettiğinde keşke daha çok zaman ayırsaydım demeyeceğin. Pişmanlık kötüdür. Bir daha geri getirmeye gücünün yetmedikleri içinse, iskence. Kıymetini bil. Yarin ne olacağı belli degil. Kalp krizi dediğin bir kaç saniye. Kalp kırma.
Sınırların olsun aşılamayacak. Duvarların olsun yıkılamayacak. Herkes bilsin. Ona göre davransın.
Bir alanın olsun metre karesi dert değil. Kapısını kapattığında gercek sen olabildiğin. Dört duvardan birininin dibine çöküp ağlayabildiğin. Güçsüzlüğünü yaşayabildiğin. Sonra daha güçlü kalkabildiğin. Kaldığın yerden devam edebildiğin. İnsan en Çok kendini özlüyor çünkü.
Bir sevdiğin olsun tabi. Belki hayallerindeki gibi olmaz koşullar ama bir şeyleri birlikte var etmenin tadı bi başka. Para amaç değil araç olsun mutluluğuna. Olmadığı zaman da elindekini cömertçe paylaşabil. En çok onla gül. Saatlerce muhabbet edebil. Birbirinize ulaşamadığınızda, “başka biriyle mi acaba” diye değil “başına bir şey mi geldi” diye endişelen. İlişkini başkalarıyla kıyaslama. Biri sevdiğini çok söyler, biri daha çok gösterir. Sen de biri eksikse bu seni daha az seviyor demek değildir.Telefon karıştırmakla ömür geçmez. Bir insan bir şey yapmak isterse yapar. Kalbin temizse, sen araştırmadan da karşına çıkar korkma. Sonuna kadar güven. Bir gün kırılırsa kalp yenisini inşa eder.
VE
Kalbini temiz tut. Çevreni de. Unutma yaptığın her iyilik bir gün sana geri döner….DÖNERSE SENİNDİR..DÖNMEZSE DE DÖNMESİN…!!
alıntı

Bu sene içimden bir türlü yeni yıl kutlama mesajı yazmak gelmedi.

12250156_10153361657287675_5101755258750447609_n1

 

Bu sene içimden bir türlü yeni yıl kutlama mesajı yazmak gelmedi. İnsan bu kadar uzun zamandır yoğun meditasyon yapınca ve enerjisi belli bir seviyenin üzerine çıktığında, her yanı saran ve her şeyi birbirine bağlayan enerjideki dalgalanmaları hissetmeye başlıyor. Fakat olacak olaylarla ilgili önseziler fazla sembolik ve duygusal geliyor; bana ait olmayan, benden olmayan duygularla. Keşke olacak olanı daha berrak, sembolik olmayan şekillerde algılayabilsem. Ne yazık ki henüz bu seviyede değilim.
Gece Ortaköy’de yaşanan vahşetin haberini aldığımda olacağını hissettiğim ama nerede olacağını bilemediğim olayı acı ve ızdırapla karşıladım. Hem katiller hem kurbanlar için acıyla.
Bir gece önce rüyamda, karanlıkta otomobil sürerken bir grup insan karşıdan, kullandığım arabanın önüne doğru koşuyorlardı. Yanımda insanlar vardı ve eğer arabayı durdurursam zarar göreceklerini biliyordum. Bu adamlar arabamın önüne atlayıp intihar edecekler ama eğer durursam arabadakileri de öldüreceklerdi. Tıpkı birer zombi gibiydiler. Onları ezerken derin bir ızdırap hissettim. Asla can almayacak birisiydim ve ne yazık ki can almaktan başka seçenek yoktu. Kabustan kalbimde derin bir acı ve iç sıkıntısıyla uyanırken, diğer haberci rüyalarımdan sonra da olduğu gibi gene büyük bir acı yaşanacağını biliyordum.
Dünya büyük bir kabusa doğru ilerliyor. Kadim bilgelik bizi terk ediyor. Öğretiler bozulup ya fanatik inançlara ya da gerçek dışı ve hayalperest uygulamalara dönüşüyor. Akıl sağlığı bozulan toplumlar, akıl sağlığı bozuk bir dünya yaratıyor. Bundan büyük bir acı doğuyor.
Mutlaka kendinizden başlayın. Hayalperest yaklaşımları, anlamsız inançları, melekleri, ışıkları, anlamsız içsel konuşmalarınızı bir yana bırakın. İlk olarak bedeninizi fark edin. Arada sırada değil ama… sürekli. Açgözlülüğünüzü ve bir türlü tatmin olamayan kalbinizi fark edin. Bir an yerinde duramayan şimdiki zamanda kalamayan huzursuz zihninizi fark edin. Öfke dolu kalbinizi fark edin şimdi de… Ardından öfkenizin ardındaki derin korkularınızı. Lanetler yağdıran çaresizliğinizi… İşte bunlarla ilgileneceksiniz. Tanrı ile konuşmaya çalışmayın, meleklere kafayı takmayın, ışık görmeyin, olmayan enerjinizi var zannetmeyi bırakın. Kendinize gelin. İlk olarak kendi sanrılarınızdan kurtulun ki çevrenizdeki sanrıların sonlanmasına yardımcı olabilin.
Adına ister içsel, manevi, spiritüel yol deyin isterseniz akıl sağlığınızı kazanmak, mutlu olmak, toplumu iyileştirmek deyin; fark etmez. İlk olarak normale dönün. Aradığımız çıkış orada. Normalleşin. Ne demek normalleşmek? Uyarıcıları ve uyuşturucuları azaltın. Gerçek ihtiyaçlarınızı belirleyin. Sonra gerçek ihtiyaçlarınızın içindeki gerçek ihtiyaçlarınızı belirleyin. Televizyonunuzu kapatın. İyi bir klasik okumaya başlayın. Çalıkuşu okuyun örneğin. İşinize giderken otobüsteyseniz bedeninizi fark edin. Otomobil kullanıyorsanız müzik dinlemeyin. Otomobil kullanmanızı, trafiği, diğer şöförlerin huzursuzluğunu izleyin. Derin bir nefes verin. Bırakın nefesleriniz sakinleşsin. İşinize ulaştığınızda insanları içten ama yapmacıksız selamlayın. İşinizi hakkıyla, kendinizi vererek yapın. Yediğiniz yemek her zaman sade, içkiniz ise su olsun. Arada küçük bir ödül olarak içtiğiniz çayınızı kendinize bir farkındalık ânı yapın. Çay içerken sadece çay için. Türk kahvesi için isterseniz bir tane ama kocaman bir kahve asla içmeyin. Kocaman kahve peşinde koşan kalbinizdeki açgözlülüğü ve huzursuzluğu fark edin. Enerjiye ihtiyaç duyuyorsanız ya qigong çalışın ya da kendinizi fazla yormuşsunuzdur; dinlenin. Kocaman bir kahve ile açgözlü bir şekilde bedeninizi ve beyninizi sömürmeyin. İşini hakkıyla yapmanın işini açgözlülük ve endişe ile yapmak olmadığını anlayın. İnsanlar yanınızda huzur bulsun. Sözleriniz ve endişeleriniz ile, huzursuzluk ve telaşınız ile, gerçek dışı kaygılarınız ve vesveseleriniz ile, ilgi çekmeye çalışan kalbinizdeki boşluk ile, sürekli ben diyen açgözlülüğünüz ile bulunduğunuz ortamı zehirlemeyi, insanlara eziyet etmeyi bırakın. İnsanlar yanınızda huzur bulsun. Sözleriniz bilge olsun ya da susun. Haliniz ve tavrınız her zaman sizin adınıza konuşur. En duyarsız ve farkındasız olduğunu idda eden insanlar bile bunu algılar.
Kendinizden başlayın. Bulunduğunuz çevre yavaş yavaş normalleşmeye ve aydınlanmaya başlasın. Yoksa bu ızdırap artarak devam edecek.
Ha bir de unutmayın: Her zaman karanlığın en yoğun olduğu zamanlar en büyük aydınlıklara gebe oldu.
Hayatını yitiren tüm kardeşlerimi kalbimdeki tüm şefkat ile anıyorum. Umarım yolculuğunuzun bundan sonrası ızdırapsız olur. Yolunuz ve talihiniz açık olsun.
Umarım 2017 hepimizin normalleşme ve akıl sağlığı yerinde bir dünyayı yaratma yılımız olsun. Hepimizin bu kararlılığı ve sağduyuyu bulmamız için dua ediyorum.
Sevgilerimle

Cem Şen