Archive | 06 Ocak 2017

Anadolu’nun Kayıp Şarkıları 

anadolu_kayip_sarkilari_konseri_004_29253_47486411
Antik kültürleri, imparatorlukları, mitolojileri ve yaşanmış görkemiyle dünyada eşi benzeri olmayan Anadolu’nun 10 binyılı aşan bir geçmişten kalma egzotik mekanları ve insanları arasında yaşanan bir müzikal yolculuk.
Anadolu’nun Kayıp Şarkıları , bir müzikal-balgesel olarak belki de türünün ilk örneği: Anadolu halkının kendi mekanında ve provasız kaydedilen otantik performansları, 20 benzersiz şarkı halinde yeniden düzenlenirken bazıları ise orijinal halinde bırakıldı.
Bu yolculuk, müzik ve kültürün nasıl olup da hayat, coğrafya ve çalışma ortamından türediğini gözler önüne sererken, Anadolu’nun zengin kültürleri de müzik, dans ve ritüeller temelinde keşfediliyor. Bu insanları saran ve yaşam biçimlerini etkileyen büyüleyici çevre de filmin şiirsel anlatımına katkıda bulunuyor. Alıntı…

Bu insanlar ne kadar tatlı, ne kadar duygusal ne kadar samimiler…  Türküleri, şarkıları ne kadar yanık okuyorlar… Ne  kadar içten dansediyorlar… Ne kadar güzel hikayeler anlatıyorlar… Ne yalın ve keskin tespitleri var… (Nineye soruyorlar – Hiç İstanbula gittin mi diye- Yok diyor. Bizi tavuk gibi buraya kapattılar… Hep burdayız…) Görüntüler, yerler ne kadar eşsiz…

Bir kere değil en az beş kez seyretmeli…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

Ertelemeye ve tembelliğe son vermek “Kaizen” tekniği sayesinde mümkün…

kaizen1

 

 

Ertelemeye ve tembelliğe son vermek “Kaizen” tekniği sayesinde artık düşündüğünüz kadar zor değil.
Hayatta ulaşmak istediğimiz hedeflerimiz vardır, kendimize dair bireysel hedefler gibi. Bu yüzden kendi hayatımız öncelik kazanır fakat bazen, bu hedeflerin gerisinde kalırız. Birçok şeyi erteler ve inancımızı kaybederiz.
Tabii ki bir şeylere başlarken çok güzel niyetlerimiz vardır ve hedefe doğru hevesle, kararla ilerleriz. Bu yolda bazen belli sıkıntılar olur, kendimize yeteri kadar yüklendiğimizi, denediğimizi söyler ve yola devam ederiz. Belki de önümüzdeki yolda çok hızlı gittiğimizi ya da sonuçların istediğimiz kadar hızlı oluşmadığını düşünürüz.
Eğer bu tekrar durumları hayatınızda sıklıkla meydana geliyorsa, neden bunun sürekli tekrarladığını sormanız gerekiyordur. Aslında oldukça basit: çok fazla şeye çok hızlı bir şekilde ulaşmak istiyorsunuz. Eski alışkanlıkları yenileriyle değiştirmek pek de kolay değil, ayrıca tanıdık olmayan sorumlulukları almak da çok yorucu olabiliyor. Temel olarak, şimdiye kadar alışılagelen hedeflere ve düşüncelere bağlı kalmak daha kolay ve rahat geliyor.
İşte Kaizen devreye girdiği noktada burası.
Japon kültürü, “Kaizen” adı verilen kullanışlı bir pratiğe sahip. Kişisel gelişim için bu ‘bir dakikalık prensip’, dünyada etkileri görüldükçe dikkat çekmeye başladı.
Bu metodun altında yatan prensip bir kişinin bir şeyi tam bir dakika boyunca uygulamasına ve bunu her gün aynı şekilde pratik etmesine dayanıyor. Gayet kolay gözüküyor, değil mi? Tembellik sorun değil; bunu her gün 30 dakika boyunca yapmanız değil, sadece 60 saniye yapmanız isteniyor.
Mekik çekmek gibi kolay ya da yabancı bir dilde okumak gibi daha zorlayıcı bir şey olsa da, yaptığınız şeyden keyif alıp buna her gün bir dakikanızı ayırın. Buradaki düşünce, pratik yaparken bundan keyif ve zevk almanız ki böylece diğer günlerde de bu pratiği uygulamaya devam edesiniz.
Bazen başarısızlık korkusu bizi denemekten alıkoyar ama gerçekten yaşamak istiyorsanız buna teslim olmayın! Güven sorununu çözüp çaresizlik duygusundan kurtulabilirsiniz. Zafer hissi ilerlemek için asıl gerekli olan şeydir.
Aslında başarı duygusu insanı ilerleten ve doğru ileri gitmeye motive eden güçtür.
Üzerinde çalışacağınız etkinliği seçip üzerinde bir dakika her gün çalıştıktan sonra,  birkaç hafta içinde bu uygulamanın süresini arttırabileceksiniz. 5 dakika, 30 dakika ve hatta farkında olmadan 60 dakikaya çıkacaksınız. Sonunda kabul edilebilir ve yararlı gördüğünüz bir süre boyunca bu alıştırmaya devam ettiğinizi görüyor olacaksınız. Bir dakikanın hayatınızı nasıl değiştirdiğine şaşıracaksınız.
Kökeni Japonya’ya dayanan Kaizen, Masaaki Imai tarafından icat edildi. Kelimenin iki kökü var – ‘kai’ (değişim) ve ‘zen’ (iyi). Imai, iki kelimenin bir araya geldiği zaman “daha iyi yönde gelişim” demek olduğunu ifade ediyor ve ekliyor, “Kaizen stratejisinin mesajı, herhangi bir yönde ilerleme kaydetmeden günü geçirmemektir.”
Bunun için kendinizi zorlamanız çok önemli ama hedefleriniz de ulaşılabilir olmalı. Imai ve bu alanda çalışan meslektaşları, küçük zorlamaların sürekli çaba ile birleştiğinde karşılığının daha çok geldiğini ve kişisel gelişimi daha çok sağladığını ifade ediyorlar.
Kaizen herkesin yapmayı deneyebileceği ve yararlanabileceği bir yöntem.
Tek yapmanız gereken bir plan yapmak ve onu takip etmek.
Yazar: Raven Fon
Çevirmen: Özge Mete
Kaynak: Truth Theory

Kaynak: Düşünbil portalı

Limonu Kesip Başucunuza Koyun Ve Sonuç İnanılmaz…

birkac_dilim_limonu_basucunuza_koyun_ve_h1498_1eb411-575x3301

 

 

Limon öz kokusu pek çok temizleme ve arındırma ürünlerinde kullanılan maddelerden biridir. Hepimiz limonun çok faydalı bir meyve olduğunu biliriz. Ilıman iklimlerde yetişen limon ilk olarak Çin ve Hindistan’da yetiştirilmiştir.Limonun sağlık açısından faydaları saymakla bitmez. Bu kendisi küçük faydaları büyük meyvenin, hayatınıza dış görünüşünüze ve sağlığınıza pek çok olumlu katkısı var.Limon tam bir şeker ve vitamin deposudur. Fakat limonun bilmediğimiz çok güçlü bir etkisi daha vardır. Yatmadan önce yatağınızın yanına kesilmiş bir limon koyduğunuzda…

En basitinden kokusu. Limonun kokusunu “temiz” ve “taze” olarak algılamamızın geçerli bir nedeni var. Limonlar doğal antiseptiktir ve limon suyu güçlü temizleyici özelliklere sahiptir. Limonun kokusu aynı zamanda ruh halini yükseltici olmasıyla da bilinir ve genelde depresyon ve endişe yaşayan insanları canlandırmak için kullanılmaktadır.
Limon Sizi Sağlıklı Yapar
Limon suyu; kireçlenme, hazımsızlık ve romatizma gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Her gün limonata içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve böbrek taşı oluşumunu engeller. Limon, insan kanını arıttığı için kolera ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor.
Limonun C vitamini açısından zengin olduğunu hepimiz biliyoruz ama içerdiği diğer vitamin ve minerallerden haberiniz var mı? Bunlar arasında A ve E vitamini, krom, potasyum, demir ve magnezyum da var. Diğer çoğu meyvede olduğu gibi limonlar da yaşlılıkla savaştığı kanıtlanan antioksidanlar açısından zengindir.

Limon Hayatınızı Güzelleştirir
Eğer limonun hayatınızda gerçekleştirebileceği küçük bir mucize görmek istiyorsanız şunu deneyin:
Her gece başucunuza içinde üç adet kesilmiş limon olan bir kap koyun. İşte olacaklardan birkaçı:
1. Odanız harika kokacak. Limonlar odaya kimyasallar yayan oda kokularından çok daha iyi iş görür. Kesilmiş limonları koyduğunuz kabı bir gece odanızda bekletirseniz taze kokulu bir odanız olacak. O toksik oda spreylerini bir daha asla kullanmak istemeyeceksiniz.

Hurma Diyeti İle İdeal Vücuda Merhaba

2. Daha iyi nefes alırsınız. Astım hastasıysanız, soğuk algınlığı veya alerjiniz varsa tüm gece limon dolu bir havayı koklamak nefes alışverişinizi düzene sokar. Dinç bir kafayla ve temiz bir boğazla uyanırsınız.
3. Tazelenmiş uyanırsınız. Sabahları uyanmaktan nefret eden kişilerdenseniz limon kokusunu içinize çektiğinizde bu durum tamamen sona erecek. Kesilmiş limonların olduğu kabı yüzünüze yaklaştırın ve havayı içinize çekin. Kendinizi anında daha enerjik ve daha iyi hissedeceksiniz ve bu da sağlığınız için kafeinden veya şeker dolu enerji içeceklerinden çok ama çok daha iyi.
4. Sabahları ilk önce parlak ve canlı bir şey görmenin ruh haline iyi geldiği gösterildi. Bir kâse sapsarı limon, sabahları gri olan modunuzu silecek ve gününüze gülümseyerek başlamanızı sağlayacak.
Limonlar Sizi Güzelleştirir
Limon suyu doğal bir kafa derisi temizleyicidir ve çoğu kişi saçlarındaki doğal ışıltıları ortaya çıkarmak için kullanır. Limon suyu aynı zamanda akneyi kurutur ve yaşlılık lekelerinin rengini açmaya ve aşamalı olarak siğilleri eritmeye yardımcı olur.
Bir limonu ikiye kesin ve yarım limonu ayağınızdaki, dirseğinizdeki ve ellerinizdeki nasırlaşmış yerlere sürün. Limon suyu sert nasırları yumuşatır. Bu yöntem uçuklarda da işe yarıyor.
Limon suyunu tırnaklarınızı beyazlatmak, nefesini tazelemek ve ayak ağrısını dindirmede de kullanabilirsiniz.

Kaynak: Haberci.com

KENDİNİ BASTIRMA

ozgurluk-anayasa11

 

KENDİNİ BASTIRMA
yaşaman gerekmeyen bir hayatı yaşamak demektir.
KENDİNİ BASTIRMA
hiçbir zaman yapmayı istememiş olduğun şeyleri yapmaktır.
KENDİNİ BASTIRMA
olmadığın bir kimse olman demektir.
KENDİNİ BASTIRMA
kendini yok etmenin bir yoludur.
KENDİNİ BASTIRMA
intihardır; elbette çok yavaş bir şekilde ama çok kesin, yavaşça zehirlenmedir.
İfade etmek hayattır, KENDİNİ bastırma intihardır.
NİÇİN?
Niçin insan bu kadar çok bastırıp sağlıksız hale gelir?
Çünkü toplum sana dönüştürmeyi değil; kontrol etmeyi öğretir.
Ve dönüştürmenin yöntemi tamamıyla farklıdır.
Hepsinden önce o, kontrol etme yöntemi hiç değildir.
O TAM TERSİDİR.
KENDİNİ BASTIRARAK ZİHİN BÖLÜNÜR.
Kabul ettiğin kısım bilinç haline gelir ve reddettiğin kısım bilinçaltı haline gelir.
Bu bölünme doğal değildir, bölünme bastırma yüzünden oluşur.
Ve bilinçaltına toplumun reddettiği tüm pislikleri atmaya devam edersin.
Ancak unutma oraya attığın her ne olursa olsun giderek daha çok senin bir parçan haline gelir:
O senin ellerine, kemiklerinin içine, kanına;
Kalp atışlarının içine siner.
Artık psikologlar hastalıkların neredeyse yüzde yetmişinin bastırılmış duygulardan kaynaklandığını söylüyor:
Çok kalp rahatsızlığı kalpte bastırılan çok fazla öfke demektir,
O kadar çok nefret var ki kalp zehirlenmiştir.
İLK ŞEY:
KONTROL ETMEDE BASTIRIRSIN,
DÖNÜŞTÜRMEDE İFADE EDERSİN.
Fakat başka birisine ifade etmeye gerek yoktur çünkü “başka birisi” konu dışıdır.
Bir dahaki sefer öfke hissettiğinde git ve evin etrafında yedi kez koş
ve bundan sonra bir ağacın altında otur ve öfkenin nereye gittiğini izle.
Onu bastırmadın, onu kontrol etmedin,
Onu hiç kimsenin üzerine kusmadın.
Çünkü eğer bunu birisinin üzerine kusarsan bir zincir oluşur
Çünkü diğerleri de en az senin kadar aptaldır, senin kadar bilinçsizdir.
O senin üzerine daha çok öfke akıtacaktır, o senin kadar bastırılmıştır.
O zaman zincir ortaya çıkar. Sen onun üzerine kusarsın
o senin üzerine kusar. Ve her ikiniz de düşman olursunuz.

ONU HİÇ KİMSENİN ÜZERİNE KUSMA.
Bu tıpkı kusma isteğinin gelmesi gibidir.
Gidip birisinin üzerine kusmazsın.
Öfkenin kusulmaya ihtiyacı vardır. Tuvalete gider kusarsın.
Bu tüm bedeni arındırır; kusmayı bastırırsan bu tehlikeli olacaktır.
Ve sen kustuğunda tazelenmiş hissedeceksin.
Yediğin yiyecekte yanlış bir şey vardı ve bedenin onu reddediyor.
ONU İÇERDE KALMAYA ZORLAMA.
Öfke sadece zihinsel bir kusmuktur.
İçine aldığın şeyde yanlış bir şey vardır.
Ve senin tüm psişik varlığın onu kusmak ister.
Fakat onu başka birisinin üzerine kusmana gerek yoktur.
Onu başkalarının üzerine kustuğun için, toplum onu kontrol etmeni söyler.
* OSHO

Kız Çocuklarının Güçlerini Babalarından Aldığını Gösteren 14 Madde

 

 

Kızların babalarına düşkün olduğu bilinen ve çeşitli araştırmalarla saptanan bir gerçektir. Uzmanlara göre babalar, kız çocuklarının hayatında ilk erkek olduğu için kadın-erkek ilişkileri adına kız çocuklarına ilk izlenimi veren kişilerdir aynı zamanda. Peki kız çocukları için bu kadar önemli olan bir ilişkinin diğer üyesi babalar acaba bu durumun gerçekten farkında mı ve gerektiği gibi davranıyor mu?

1. Yanında her zaman, en rahat ve mutlu hissettiğiniz yer babanınızın o güven veren kollarının arasıdır.

Yanında her zaman, en rahat ve mutlu hissettiğiniz yer babanınızın o güven veren kollarının arasıdır.

2. Şüphesiz kızların ilk aşkı babalarıdır. Ve bu adam kaç yaşına gelirse gelsin kızının gözünde daima dünyanın en yakışıklı erkeğidir.

Şüphesiz kızların ilk aşkı babalarıdır. Ve bu adam kaç yaşına gelirse gelsin kızının gözünde daima  dünyanın en yakışıklı erkeğidir.

3. Bilirsiniz ki, ne olursa olsun sizi sonsuz bir sevgi ile sevecek ve canı pahasına korumaya hazır, yagane erkek babanızdır.

Bilirsiniz ki, ne olursa olsun sizi sonsuz bir sevgi ile sevecek ve  canı pahasına korumaya  hazır, yagane erkek babanızdır.

4. Babanız sizin süper kahramanınız, sizse onun küçük prensesisinizdir.

Babanız sizin süper kahramanınız, sizse onun küçük prensesisinizdir.

5. Ve kaç yaşınıza gelirsen gelin, babanızın gözünde daima o küçük prenses olarak kalırsınız.

Ve  kaç yaşınıza gelirsen gelin,  babanızın  gözünde daima o küçük prenses olarak kalırsınız.

6. Hata yapmaktan korkmazsınız çünkü ne olursa olsun, göz yaşlarınızı silip, ayağa kaldırmak için babanız yanınızdadır.

Hata yapmaktan korkmazsınız çünkü ne olursa olsun, göz yaşlarınızı silip, ayağa kaldırmak için babanız yanınızdadır.

 

7. Her ne kadar zamanla annenizin özelliklerini aldığınızı düşünsenizde aslında kızlar en çok babalarına benzerler.

Her ne kadar zamanla annenizin özelliklerini aldığınızı düşünsenizde aslında kızlar en çok babalarına benzerler.

8. Babalar ve kızları arasında kimsenin anlayamayacağı özel bir dil vardır.

Babalar ve kızları arasında kimsenin anlayamayacağı özel bir dil vardır.

9. Beraber olduğunuz erkekler de bilinçli veya bilinçsiz hep babanızdan bir özellik ararsınız.

Beraber olduğunuz erkekler de bilinçli veya bilinçsiz hep babanızdan bir özellik ararsınız.

10. Ve bu erkeğin, babanızın sert kurallarına uyması gerekir. Çünkü babalar bir adamın kızlarını üzmesinden ölesiye korkarlar ve bu kurallar onun kendince aldığı bir önlemdir.

Ve bu erkeğin, babanızın sert kurallarına uyması gerekir. Çünkü babalar bir adamın kızlarını üzmesinden ölesiye korkarlar ve bu kurallar onun kendince aldığı bir önlemdir.

 

11. Dışarıdan kaya gibi görünen bu adamın yeri geldiğinde en hassas yanlarını bile gösterebildiği kişi, kızıdır.

Dışarıdan kaya gibi görünen bu adamın yeri geldiğinde en hassas yanlarını bile gösterebildiği kişi, kızıdır.

12. Babalar ve kızları birbirlerini kimse ile paylaşamaz ve herkesten kıskanırlar.

Babalar ve kızları birbirlerini kimse ile paylaşamaz ve herkesten kıskanırlar.

13. Kendi ayaklarınız üzerinde durmaya başladıktan sonra belki de en ateşli tartışmaları onunla yaşarsınız. Ama ikinizde bilirsiniz ki bunların hepsinin sebebi, babanızın sadece sizi korumak istemesidir.

Kendi ayaklarınız üzerinde durmaya başladıktan sonra belki de en ateşli tartışmaları onunla yaşarsınız. Ama ikinizde bilirsiniz ki bunların hepsinin sebebi, babanızın sadece sizi korumak istemesidir.

14. Size hiç kıyamaz çünkü hayattaki bir babanın en hassas noktası kızıdır.

Baba-kız ilişkisi karakteri belirler –

Jane Grandon’ın 1995 yılında ”Sevgili Baba: Baba-kız ilişkileri neden bu kadar önemli?” adıyla yayımladığı kitapta babaların kız çocukları ile kurdukları ilişkileri naif bir dille anlatıyor ve babaları dört gruba ayırıyor. Grandon’a göre bu dört grup şöyle sıralanıyor:
Kızlar babadan ne ister?Baba bana saygı göster:
Kız çocukları baba sayesinde kadın-erkek ilişkisi hakkında ilk izlenimlerini edinir.
Eşit haklarBabalar çocuklarının isteklerini, görüşlerini, düşünce ve duygularını anlamak için gerekli ortamı yaratmalı ve onların haklarına saygı gösterdiklerini ifade edecek davranışlarda bulunmalı.
AnlayışBabaların çoğu otorite figürü olmayı seçip bazı kurallar içinde hareket etmeyi tercih eder. Sonuçta çocukların gelecekteki kadın-erkek ilişkileri bu olumsuz fikirler doğrultusunda şekillenir. Ancak babasında anlayış gören çocuk, kendini karşı cinse karşı ifade etmeyi öğrenir.
Prens babalarBu gruptaki babalar kızlarının her istediğini yapar, onlarla bol bol vakit geçirir. Grandon’a göre böyle babalara sahip kız çocuklar büyüdüğünde diğer erkeklerle rahatça iletişime geçebilen bireylere dönüşür.
Patron babalarOtorite figürü olmayı seven, sert, dediğim dedik, tartışmaya genellikle kapalı babalardan oluşan grup. Grandon’a göre bu tip babaların çocukları, onların sert olmalarına karşın kendilerini sevdiğine inanıyor.
Dost babalarBu grupta olan babalar kızları ile olabildiğince çok zaman geçiren kişiler. Grandon’a göre böyle babalara sahip olan kız çocukları büyüdüğünde, babasının kendini her zaman destekleyeceğini düşünüyor.
Hayalet babalarBu gruptaki babalar, genelde iş gezisinde olan ya da evde olup da gazetenin arkasına ya da TV’nin önüne kilitlenen kişiler. Bu tip babaların çocukları benlik sorunu yaşıyor ve ilişkileri olumsuz etkileniyor.
Kaynak: listeliste

BİRİNİN ARKASINDAN KONUŞTUĞUNUZ ZAMAN, ZANNETMEYİN Kİ O SİZİ DUYMAZ!

0604201310062836736221

 

 

Birinin arkasından konuştuğunuzda sanıyorsunuz ki o kişi bunu duymuyor?
Ahh ne kadar yanılıyorsunuuuz:)
Size o kişinin dünyevi boyutta duymasa da ruhen bunu duyduğunu söylesem..
Aynen öyle..!
Şöyle bir şey dinlemiştim yıllaar önce.. O zamanlar konuya bu kadar vakıf değildim ama beni etkilemişti.
Gün boyunca eşinizin arkasından atıp tutuyorsunuz, söyleniyorsunuz, bütün o söylediklerinizi, duymuyor sansanız da ruhuna ulaşıyor o adamı-kadını daha eve gelmeden geriyor da geriyorsunuz. Sonra da “bana niye böyle davranıyor ben ne yaptım ki” diyorsunuz. Bunun yerine sevgi enerjisi gönderin, başka hiç bi şey yapmanıza gerek yok, bakın bakalım enerji nasıl değişecek.
Şemsin sözünü hatırlayın “…Sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et..Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.”
Hepimiz görünmeyen bağlarla bağlıyız. Ruhlarımız arasında iletişim var.
Ha bu arada:) Bazen birisini görüyor ve diyorsunuz ki sanki daha önceden tanıyor gibiyim, evet aslında onu ruhen tanıyorsunuz.. Ve o kişi hakkında ilk olarak ne düşündüyseniz doğru olan (genellikle) o biliyor musunuz:)
Hani bi insanı ilk görüşte sevdiyseniz sevdiniz, sevmediyseniz çokta zorlamayın ruhunuzun vardır bir bildiği derim:
Nur Demirin yazisidir…

Hasta Değil Susuzsunuz…

su-icen-kadin_1e85d58f-2586-432d-8dbe-ff961428c1b2_11

 

 

SU İÇMEK İÇİN 46 SEBEP
Iranlı bir hekim olan Dr. Feridun Batmanghelidj, 1979′da İran devrimi sırasında siyasi tutuklu olarak hapisteydi. Bir gün, mahkûmlardan birinin, koridorda, iki büklüm olmuş vaziyette, inanılmaz mide sancılarıyla kıvrandığını gördü. Dr. Batmanghelidj ülseri dolayısıyla 10 saatten beri bu şekilde sancı çeken hasta mahkûma müdahale etti ve ölmek üzere olduğunu düşündüğü adama iki bardak su içirdi. Adam çok geçmeden kıvranmaktan kurtuldu.”
O günden sonra Dr. Batmanghelidj, suyun şifa verici etkisi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. Cezaevinde kaldığı 2,5 yıl içerisinde sadece su kullanarak yaklaşık 3 bin peptik ülser hastası tutuklu ve hükümlünün iyileşmesine vesile oldu. Dr. Batmanghelidj su üzerine yaptığı çalışmalarının sonuçlarını Iranian Medical Association ve The Journal of Clinical Gastroenterology dergilerinde yayınladı.
Dr. Batmanghelidj “Hasta Değil Susuzsunuz” kitabında bir insanın 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatmaktadır.
Dr. Batmanghelidj’le göre bu sebepler şunlardır:
1- Hiçbir canlı susuz yaşayamaz.
2- Su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.
3- Su temel enerji kaynağıdır.
4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir.
5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur.
7- Bağışıklık sisteminin merkezi olan kemik iliğini, kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.
8- Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.
9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
10- Su, besinlerdeki gerekli öğelerin emilimini artırır.
11- Bütün öğelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.
13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.
16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları”na dönüştürür.
17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.
21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.
23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.
24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.
25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.
26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
28- Uykuyu düzenler.
29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.
30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
32- Glokomdan korunmamıza yardım eder.
33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.
35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
36- Kadınlarda, âdet öncesi ağrıyı ve ateş basmasını hafifletir.
37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.
38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.
39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.
40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.
41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yap¬madan zayıflayın.
42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.
45- Yaşlılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur.
46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa,
YÜKSEK TANSİYON hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa,
BEL VE BOYUN FITIĞI hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa,
gut – atrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa,
ASTIM hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa,
ŞEKER hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa,
ÜLSER hastalığına yakalanırız.
* Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve
KOLON kanseri olma tehlikesi yaşarız.
* Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre KANSERLEŞME sürecine girer !!!…
Hasta olmamak için vücüdumuzu susuz bırakmamalıyız.
Alkali – Canlı su içmeliyiz. Alkali ve canlı olmayan sular ne kadar çok içilse de vücut yine susuz kalmaktadır !!!…
Çağımızın en büyük problemi ; içilen ölü sulardır !!!
Hasta değil susuzsunuz …..

50 – 60 – 70 – 80′ li yıllarda mı büyüdün? nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?

seksek-kuralalri1

 

1985 Yılından Önce Doğanlar :))
50 – 60 – 70 – 80′ li yıllarda mı büyüdün? nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?
1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.
2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.
3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.
4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu…
5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.
6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliniyordu…
7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.
8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz …
9.- Okul öğlen bitiyordu… Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.
10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu.Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.
11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı – çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak …
12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk… aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.
13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU.
onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!
14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!
15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu?
Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.
16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikoloğa ya da Pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı
…ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.
Soru: nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık???
Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik???
Sen de bu jenerasyondan mısın?
Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar – fakat- bizler
çok güzel ve mutlu yaşadık!!!!!
DİMİ AMA ?

Öksürüğü Bıçak Gibi Kesiyor…

64519_385257068270515_947247436_n1

 

BOZA
– Bünyesinde A ve B vitaminlerinin dört türü ile C ve E vitaminleri de bulunuyor. Mayalanması sırasında ürettiği laktik asit ise ender gıda maddelerinde bulunuyor ve bu değerli asit türünün hazmı kolaylaştırıcı etkisi var. Süt yapıcı özelliği nedeniyle hamile bayanlara ve vitamin kaynağı olarak sporculara tavsiye ediliyor. İçinde ilk başta yüzde 20 şeker olsa da daha sonra yüzde 8’lere kadar düşüyor. İçindeki yağ oranı da sıfır. Bağırsak florasını düzenler. İçindeki aktif mayalarla probiyotik özelliği vardır. Zengin karbonhidrat, protein ve B vitamini içeriği nedeniyle enerji ihtiyacı fazla olan kişiler, gebeler, sporcular ve kilo almak isteyen kişilerin kullanımı için uygundur. Karbonhidrat ve proteinin yanı sıra birçok besin öğesini içerdiğinden besleyici özelliği nedeniyle “sıvı ekmek” olarak anılır. Zihin açıcı ve sinirleri dinlendirici etkisi vardır. Öksürük tedavisine yardımcı olarak kullanıldığı bilinmektedir.
Tarçını iyice karıştırarak içeceksiniz yoksa daha çok gıcık yapabilir…

Atölye Etiler’de İçinizdeki Duyguları Yansıtacağınız Ve Huzur Bulacağınız Yağlıboya-Akrilik- Suluboya Dersleri Var… Kayıt İçin Hala Bekliyor Musunuz ?

Etiler’in hobi ve sanat merkezi Atölye Etiler 16.yılında keyifli ortamında sizi, içinizdeki yaratıcılığınızı tuvale yansıtmaya davet ediyoruz…

Atölye Etiler ‘de hafta içi, Hafta sonu ve çalışanlara yönelik akşam dersleri ve kişiye özel yağlıboya -akrilik-suluboya resim derslerimiz,ayrıca akademik resim dersleri Güzel Sanatlar Liselerine ve Güzel Sanatlar Fakültesinin tüm bölümlerinin yetenek sınavlarına yönelik akademik karakalem desen eğitimi verilmektedir…

14249221_10154445644110688_965730830_n1
Desen eğitimi; Yağlıboya Resim yapmak isteyen herkesin öğrenmesi gereken önemli bir aşamayı oluşturur. Ders başlangıç gününden itibaren figürle çalıştırılmaya başlanır ve aynı şekilde devam ettirilir. Öğrencinin gelişimine göre desen eğitim seviyesi yükselmektedir.

14256787_10154448603715688_134601050_n2
Desen Eğitimine katılmayan tamamen hobi amaçlı çalışmalarımızda da yine hocalarımızın yönlendirmesiyle öğrencinin beğenisine ve yeteneğine göre resim akışı devam eder, Resim yapmanın yani sıra, öğrenci ve hocalarımızla yıl içerisinde tüm sergileri gezilir, belirli tarihlerde atölyemizde gerçekleşen sanat tarihi söyleşileri ile de ruhumuzu beslemeye devam ederiz.

14218445_10154445654155688_1403882853_n1
Yıl sonunda yıl boyunca ortaya çıkardığımız tablolarımızı atölyemizde düzenlediğimiz karma resim sergisinde sergilenip sanat severlerle buluşturuyoruz .
Atölye Etiler’de resim malzemeleri satışı, çocuk odası ve diğer mekanların boyanması gibi hizmetler bulunmaktadır. Takı yapımı, ahşap boyama ve varak dersleri de kişiye özel olarak verilmektedir. Ayrıca sevgili öğrencilerimize ve dışarıdan gelecek dostlara açık galeri hizmeti ile kişisel resim sergileri yapılmaktadır.

14248763_10154445642470688_68031218_n1
Çocuklara özel resim dersi, sanatsal yaz okulu derslerimizle de genç yeteneklerimizle keyifli çalışmalar yapmaktayız Sanat konseptli çocuk doğum günleri partileri ile minikleri eğlendirirken hobi edinmelerini de sağlıyoruz.

14302547_10154445641185688_2045327063_n1
Atölye Etiler’de resim yapmak ayrıcalıktır,keyifdir,huzurdur,neşedir,bilgidir,dostluktur,paylaşımdır,özü sevgidir ve eğitim alan tüm gönül dostlarıyla, hocalarıyla bir bütündür Bir’dir… Atölyemizde sadece ruhunuza ,gönlünüze değil, damak zevkinize de hitap etmekte iddialıyız.

14302465_10154445643760688_1373471482_n1

Atölye Etiler mutfağında da az kalorili, tamamen sağlıklı yemek seçenekleri bulabilmeniz mümkün..
Uzun lafın kısası bizleri daha yakından tanıyabilmeniz için sizleri bize bir kahvemizi içmeye davet ediyoruz.
Figen Tekkol

‪#‎bizimatölyeninhalleri‬ ‪#‎atölyeetilerresimkursu‬ ‪#‎atölyeetilersanatcafe‬‪ #‎atölyeetilerresimdersi‬ ‪#‎atölye‬ ‪#‎atölyeetiler‬ ‪#hobihayattır.


Figen TEKKOL

Atölye Etiler
Bıyıklı Mehmetpaşa Sok. Yavuz Apt.No:10-3 Bahçekatı-Çamlık
Etiler -İSTANBUL

0542-2535218
ftekkol90@gmail.com
http://www.atolyeetiler.net/

Aborjin Duası… Son ”elvedayı” atlatmana yetecek kadar ”merhaba” diliyorum…

15823298_254782418284027_3073386681537516295_n1

Avustralya’nın orjinal yerlileri olan, dünyanın en eski medeniyeti olarak bilinen Aborjinler 50,000 yıldan fazla süredir Avustralya’da bulunmaktadırlar. Onlar güç ve kararlıkları sayesinde böylesine yaşanması zor olan bir kıtada hayatta kalmayı başarmışlardır.
Avrupalılar da 18. yüzyılda buraya yerleşmiş ve Avustralya, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’dan gelen göçmenlerle birlikte büyümeye devam etmiştir.
Bugün Avustralya’da büyük bir  nüfus vardır: nüfusun yaklaşık yüzde 23’ü yurt dışında doğmuştur ve yaklaşık yüzde 40’ı karışık kültürel kökenlere sahiptir. Bu denli karışık insanlarla burada birçok edebiyat, sanat, zanaat, müzik, tiyatro, ve dans festivalleri ile yerel, kolonyal ve diğer kültürleri kutlayan çok zengin bir kültürel tablo ile karşılaşırsınız.

HER ŞEY YETERLİ OLSUN

Seni ayakta tutmaya yetecek kadar
Güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim.
Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana
Yetecek kadar güneş diliyorum.
Güneşi daha çok sevmene
Yetecek kadar yağmur diliyorum.
Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar
Mutluluk diliyorum.
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş
Gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.
İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar
Kazanç diliyorum.
Sahip olduğun her şeyi taktir etmene
Yetecek kadar kayıp diliyorum.
Son Elvedayı atlatmana yetecek kadar
Merhaba diliyorum.

Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar

gulen-surat-pasta-13971

 

Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar. Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır; “Bayan Jones, beni tanıyor musunuz?” Yaşlı teyze cevap verir: “Ah evet bay Williams, sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum. Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız.

Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz. En yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz. 2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız…” Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur. Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar: “Peki bayan Williams, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?” Kadın yine cevaplar: “Elbette tanıyorum. Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım. Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir.

Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor.” Yine herkes şokta. Bütün salonu bir uğultu kaplar. Hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır. İkisine de eğilmelerini söylerek kulaklarına fısıldar; “Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız ikinizi de harcarım!..”

6 Ocak Dünya Bars Günü…

globalbarsday2017banner1

6 Ocak günü yapılacak olan 4. Yıllık Küresel Bars Günü etkinliklerinin bir bölümünün TÜRKÇEYE tercüme edileceğini anons etmekten dolayı çok heyecanlıyız!

Tercümanlarımız, zaman ve enerji katkılarını çok nazik bir şekilde, kendi hediyeleri olarak dünyaya verecek olmalarından dolayı, tercümelerini sadece 1 – 3 saat süreli olarak Merkezi Avrupa saati ile 16:00 – 20:00 saatleri arasında yapacaklardır.

Yerel saati bulmak için https://www.timeanddate.com/worldclock/fixedtime.html?msg=Turkish+Translation+Global+Bars+Day&iso=20170106T10&p1=104&ah=2

6 Ocak günü canlı yayın tercümeli aktarımı izlemek için lütfen http://barstest.weebly.com/languages.html

Ayrıca bütün arkadaşlarınızı davet etmeyi unutmayınız. Bu güne, dünyanın her tarafından canlı yayınlar, görüşmeler ve eğlenceli içerikler dahil olacaktır.

Sizleri çevrimiçi olarak görmek için sabırsızlanıyoruz!

Kolaylık, Neşe ve İhtişamla,
Access Ekibi