FELÇ GEÇİRMİŞ EL VE AYAKLAR İÇİN ÇÖZÜM

12239652_527504920746359_9029021211564452207_n1
Ailenizde veya etrafınızda felç,romatizma,kırık sonrası cansız kalan uzuv gibi hastalıklara sahip insanlar varsa size bir tarif …vereceğim. Bu tarif Almanya’da bir prof. tarafından 20 yıl kadar önce yapıldı ve felç geçirmiş ayak üzerinde uygulandı. Felç sebebi ile kasılan ve o şekilde kalan parmaklar tam olarak açıldı.
Saf zeytin yağı ve turşu tuzu ile yapılan basit bir karışım.
BİR LİTRE ZEYTİN YAĞI
YARIM KİLO TURŞU TUZU
Hepsi bu kadar.Tuzu ve zeytin yağını bir şişede kar…ıştırın.2,5 lt kola şişesinde karışımı hazırlamanız daha kolay olur. Bu şişeyi güneş alan bir yere koyuyorsunuz elinizin altında bir yer olursa iyi olur.Gün içinde fırsat buldukça çalkalayıp tekrar güneşe koyun.O tuz çalkalamanın etkisi ve güneşin ısısı ile yağın içinde eriyor ve dipte tortu haline geliyor. Mesela 25-30 derece arası ısıda 10 gün güneşlense yetişir.
Tuz eridikten sonra rahatsızlığı olan kişi güneşe uzanır ve güneş kremi gibi bu yağ şikayet olan bölgeye sürülür.Yağı sürmeden önce şişeyi mutlaka çalkalayın.Kişi ile birlikte diğer kişilerde görebilir zaten o macun sürüldüğü andan itibaren damarların açılmasını.Ciddi anlamda elektrik çarpıyormuş gibi garip hareketlere şahit olabilirsiniz.Yarım saat kadar güneşlenip ılık suyla masaj yaparak yıkayın. Bunu haftada 3 gün yapsanız dahi yeterli. Çok zor değil uygulayın derim.Heleki felç geçirmiş bir uzvun asla dönüşü olmayan bir tıbbı yanıltması benim çok hoşuma gitti
Şöhret Olgaç

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Sinüslerinizi Açmak Çok Kolay…

sinus1

 

Grip ve nezleden sonra kışı en çok seven hastalıkların başında gelen sinüzit; baş ağrısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı gibi pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Burun ve göz çevresindeki kemiklerin içindeki boşlukların iltihaplanmasıyla sinüzitin oluştuğunu söyleyen uzmanlar sinüzite karşı şunları öneriyor;
ZENCEFİL ÇAYI: Sinüzit nedeniyle oluşan baş ağrılarında zencefil çayı ağrıyı azaltmada etkilidir. Zencefil kökünü bir demlikte kaynatın, 15 dakika sonra için. Başınız ağrıdığı dönemlerde günde 2 bardak tüketebilirsiniz.
ÜZÜM: Üzümde iltihap önleyici biyoflavonoidler içerir. Bu nedenle günde 1 avuç üzüm sinüzite iyi gelir.
TARÇIN: Kekik, karanfil, tarçın sinüzit iltihaplarının ve buna bağlı ağrıların azalmasında etkilidir.
KEKİK ÇAYI: Kekik çayı içebilirsiniz, içtiğiniz suyun içerisine bir dal yeşil karanfil koyabilirsiniz.
Karabaş otu: Antibakteriyel özelliğe sahiptir. Sarımsak, yeşil ve ginseng çayını da içebilirsiniz.

ZEYTİN: Zeytin yaprağı çayı da sinüzit ağrılarında etkilidir.
ELMA SİRKESİ: Bağışıklık sistemini güçlendiren elma sirkesi, aynı zamanda sinüzit tedavisinde de kullanılır. Bir bardak suya birkaç kaşık elma sirkesi karıştırırak tüketin.
KİVİ: C Vitamini için bolca taze sebze-meyve yiyin. Meyvelerin sadece suyunu içmektense yemeyi tercih edin. Kivi, mandalina ve portakal tüketin.
YOĞURT: Besinle alınan çinko da önemli bir bağışıklık artırıcıdır ve antienflamatuvar (iltihabı azaltarak ağrı kesici) özelliği olabilir. Deniz ürünleri, et, tavuk, süt, yoğurt, fasulye, fıstıklar ve tam tahıllar tüketin..

bitkiblog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİR İNSANI GERÇEKTEN TANIYACAĞINIZ 25 AN…

images10

 

 

Kendisini nasıl tanıtmaya çalışırsa çalışsın, vitrini ne kadar güzelleştirirse güzelleştirsin. Bir insana dair gerçek notunuzu işte en iyi böyle anlarda verirsiniz.
1. Sarhoşken nasıl?
Bazı insanların sarhoşluğu çekilmez olur. Sevilen insansa, tamam yine çekilir. Ama bir lokma bir şey içti mi, içindeki bütün kompleksler, iblisler bir bir dökülen insanların asıl ayıkken bir meselesi var demektir.
2. Hangi küfür?
Argo da, küfür de hayatta yerini bulduğunda güzel ifade araçlarıdır. Fakat birine küfrederken hangi sıfatın, tamlamanın, eylem vaadinin seçildiği o insana dair işaretler taşır. Zaten birin öfkelendiği an başlı başına önemli bir veridir.
3. Bana bir çay getir
istediği kadar iyi, nazik, yüce gönüllü görünsün. Bir insanın, kendisinin eşiti görmeyerek aşağıladığı meslek gruplarının bulunması bütün bu imajı yerle bir eder. Garsonlarla, apartman görevlisiyle nasıl konuşuyor? Emir kipi mi, tamam.
4. İçindeki ırkçı
Her şey normaldir, bir sürü konuda kafa denginiz gibidir. Ama sonra öyle bir laf eder ki donar kalırsınız. Etnik, dinsel, cinsel her tür ayrımcı beyan da, espri de, o insanı gerçekten tanımanız için malzeme verir. Örneğin ‘Pis Çingene’ diyen biriyle iki çift laf edecek mideniz var mı?.
5. Mızıkçılık sıkar
Monopoli de olur, okey, tavla ya da poker de… ışin içine kazanma-kaybetme ikilisi girdiğinde anında değişen, mızıklanıp çirkefe yatanlanlar vardır. ‘Yahu şurada oyun oynuyoruz’ diyemezsiniz, onun için hayatın merkezidir.
6. Aynı ev laboratuvarı
Üniversitedeki ev arkadaşı da olsa, hayat arkadaşı da sınırları belli alanda birden fazla kişi zorlu bir sınavdır. ınsan daha 10’lu yaşlarında ailesiyle bile aynı eve sığışamazken karakterin oturduğu yetişkinlik dönemi hayli zordur. Koridorda ters dönmüş terlikten yanan ampulü değiştirmemeye uzanan bir dünya dert tasa…
7. Ailesinin yanında
Siz onu işyerinde, okulda ya da duygusal ortamlarda tanıyıp sevmiş olabilirsiniz. Ama insan en çok doğumdan beri tanıyanların yanında kendisi olur, özüne döner. Esprileri, oturup kalkması, birbirlerine hitapları derken onu ailesinin evinde bırakıp dışarı yalnız çıkmanız olası!
8. Ya onu ben alacaktım!
Tabakta son kalmış patates kızartması, kalamar, kurabiye, her ne ise… Bazı insanların sonsuz nezaketi masada kimsenin yiyememesine neden olur, o ayrı. Ama son mu, başka biri var mı, yok mu diye düşünmeden atlayanlar, siz de pek iyi bir görüntü vermiyorsunuz.
9. ‘Haberler’den al haberi
Gündemin en civcivli anlarından birinde birlikte ana haber bültenini izlemeyi deneyin. Toplumsal olaylara, çatışmalara, öğrenci protestolarına falan verdiği tepkileri inceleyin. ‘Sallandıracaksın üç tanesi Taksim’de’ kıvamındaysa tepkileri, geçmiş olsun.
10. Borç-harç işleri
Öyle gerekmiştir, borç para istemişsinizdir. Ya da bir eşyasını ödünç alıp alamayacağınızı sormuşsunuzdur. Çok açık bir şekilde bu tekliflere yanaşmaması ayrı, bir de çocukça bahaneler bulması… Kaçınız.
11. Sahada değişenler
Maça gitmekle maç yapmak arasında akrabalık olsa da, sonuçlar farklı. Hayatı boyunca hiçbir alanda ‘hırs’ sahibi olmamış birinin maçı kazanmak için her türlü çamur hareketi yapması olasıdır. Sert girer, çelme takar, durmadan itiraz eder. ‘Karıncayı incitmeyen’ bu adam bir de bakmışsınız yenilen golden sonra kaleciye dümdüz gidiyor.
12. ‘Gerzek ya…’
Başlarından ne geçerse geçsin, bir insanın eski sevgilisinden, eşinden, eski arkadaşlarından söz ederken seçtiği sıfatlar, ne kadar düzgün biri olduğunun işaretidir. Böyle anında ‘satışlar’, bir gün sizin de başka masalara böyle malzeme olacağınız anlamına gelir.
13. Tatilin zehir olma riski
Sürekli güneşlenenlerden olabilir ya da denizden hiç çıkmayanlardan. ıki dakika susmuyordur belki ya da ağzını bıçaklar açmıyordur. Hesap saati geldiğinde cüzdanın üstüne yatanlardan mı, her şeyi ödeyip sizi kendisine bağımlı hale getirmek isteyenlerden mi? Tatil ,yoğunlaştırılıp dar zamana sığdırılmış bir hayat simülasyonudur, insanın hası iki günde belli olur.
14. Cinsi münasebet
Fazla ayrıntıya gerek yok, bir insanı tanımanın en iyi yollarından biri de budur. O aşamaya gelene kadar yapılan numaralar, sonrasındaki hal ve gidişat da öyle…
15. Trafik canavarı
Arkadaşınız direksiyon başında bir canavara mı dönüşüyor? Yayalara, bisikletlilere, motorlulara katiyen yol hakkı tanımıyor mu? Kadın sürücülere en ufak bir hatalarında saydırmaya mı başlıyor? Müsait bir yerde inebilirsiniz.
16. Cenaze ortamları
Herkesin üzüntü eşiği de, inanç dünyasının sınırları da, acıyı yaşama biçimi de farklı. Ama bazı durumlar bu tür farkları kılıç gibi gözünüzün ortasına sokar. Sizin için önemli birini kaybetmişken, yan tarafta başkasıyla kikirdeyen arkadaş ilişkileri gözden geçirmeye neden olabilir.
17. ‘Vatanı kurtarma’ faaliyetleri
Kimi zaman yemek masasında, kimi zaman günlük muhabbet içinde birden konu siyasete gelir. Birinin ‘vatanı kurtarma’ formülü, o insanan hayatta durduğu yere dair en temel işaretleri verir.
18. Stadyumda dönüşenler
Stadyum ambiyansı değerli verilerle doludur. Maça birlikte gittiğiniz ‘mülayim’ arkadaşınızın ilk düdükle galiz küfürler savurmaya başlamasına, her durumda soğukkanlılığını ve nesnelliği korumakla meşhur bir kişinin “Hoca versene penaltıyı”, “Ne ofsaytı be…” gibi çıkışlar yapmasına tanık olmak işten bile değildir. Formayı çıkarıp sahaya dalma girişimlerine girmeyelim bile

19. Aşk üçgeni
Olur ya, iki arkadaşın gönlü aynı insana kayar. Aşk meşk işlerinde ‘Önden siz buyrun’ gibi bir teklif de olmaz tabii, ama ‘çirkinleşmek’ de şart değil. Zaten böyle durumlarda âşık olunan şahıs durumu anlayıp anında ortadan tüyer. Aklı varsa tabii…
20. Parayla ilişki
Cebindeki akrep meselesi ayrı, ortak hesap ödeme anları çok belirleyicidir. Onun dışında birin parayla kurduğu ilişki, yeni satın aldığı bir şeyi size tarif edişi önemli parametrelerdir.
21. Terfi testi
Bir insan en iyi eline güç geçtiğinde tanınır. O kadar acayip bir güç olmasına bile gerek yok. ışyerinde terfi aldığı günün ertesi gün iş arkadaşlarına tavrı değişen biri mi? Verdik notunu…
22. Kavgada denmez
Günlük hayatta her şey şahane, güllük gülistanlık. Ancak buzdağının görünmeyen yüzü de böyle mi? Tartışırken nasıl, kavga ederken neye dönüşüyor? ‘Matrix Reloaded’ın efsanevi repliği ‘Bir insanı kavga etmeden, tam anlamıyla tanıyamazsın’ sözü o an akıllara geliveriyor.
23. Ofis partisinde
Gün boyu arkasından çan çan konuştuğu müdürünün eteğinde mi dolanıyor, yiyecek-içecek bedava diye kendini mi kaybediyor, herkes bir şekilde eğlenirken üstten üstten bakıp bir kenara mı çekiliyor? Formal iş ilişkisinde su yüzüne çıkmayanlar aynı ortamda ipler biraz gevşetilince yüzmeye başlar.
24. Toplantı ritüelleri
Ağzınızdan laf alanı da, lafı ağzınıza tıkayanı da çekilmez. ışyerinde esprinin dozunu ayarlayamamak, düğmesine basılmış gibi kalem çevirip arada düşürmek, sinir bozucu bir tikle ayağını sallamak ve tabii bütün işi o yaparmış gibi görünmek… Bunlar etrafı geren hareketler.
25. Sosyal medya ortamları
Facebook’ta, Twitter’da kimi takip ediyor? Hangi olaylara ne tip yorumlar yapıyor? Kimleri, hangi durumları ‘beğeniyor’? Yazı dili, imlası nasıl? Bir insanı şıppadanak tanımanın en garantili yolu bu
olabilir!
*  ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Şey Sende Gizli…

her-sey-sende-gizli1

 

 

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif…
Kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerin uzağı gördüğü  kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
nefret  ettiklerin kadar kötü.
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin…
Yaşadıklarını kâr sayma
yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar
yaşarsan
yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün…
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar
sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar  sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin…

İşte budur
hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar
yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutursun…
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

SEVDİĞİN
KADAR
SEVİLİRSİN…

Can Yücel

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”İki Dirhem Bir Çekirdek” Sözünün Anlamı Nerden Geliyor

15894794_1295369837197222_7482086567264024666_n1

Keçiboynuzunun ,Yunanca adı keration ,İngilizcede carob,Arapçada kırrıt tır.
Keçiboynuzunun tohumu yıllarca elmas ölçmek için kullanılmış.
Elmaslar,keçiboynuzu tohumları ile tartılıp satılırmış.
Bu nedenle keçiboynuzu ,kırat veya karat dediğimiz ölçü birimine isim babalığı yapmış.
Prof Dr.Aydın Akkaya açıklamasına göre;
Keçiboynuzu çekirdeği doğada ağırlığı değişemeyen bir tohumdur.
Tohumlu bitkilerden yalnız keçiboynuzu uzun süre suda bekletildikten sonra filiz verebilir.Bu ,hem çok kuruduğu ve meyvasından çıktıktan sonra son ve sabit ağırlığını aldığı için hemde içine su alması ihtimalinin
çok az ve çok uzun süreye bağlı olduğu içindir.
Bu sebeple Araplar,Selçuklular,Osmanlılar dönemlerinde ağırlık ölçüsü olarak kullanılmıştır.
Dört tanesi bir dirhem eder.
Dirhem 3 gr. ağırlığa eş kabul edilir.
Satıcı , iki dirhemlik bir şey satarken (sekiz çekirdek) deyip,buda benim ikramım olsun derse,müşterinin saygın ve itibarlı olduğunu gösterirmiş.

Çok şık ve gösterişli giyinen kişilere ‘’iki dirhem bir çekirdek ‘’ denmesinin kökü buymuş

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaş Aldıkça Güzel Ve Dinç Olmak İçin…

2434-filizoskay-hayat-herseye-ragmen-cok-guzel-3842-950px1

 

Mutlaka aşk yaşayın
Hayat dolu olun
Tembel olmayın
Bir hobiniz olsun
Evinizin önünde küçük bir bahçeniz varsa onu ekip toprağa dokunun
Hiç negatif düşünmeyin, her şeye olumlu ve güzel bakın
Neşe saçın, güler yüzlü olun
Güzel ve temiz kıyafetler giyin
İnsanlarla sohbet edin
Spor yapın
Uykunuza dikkat edin, sekiz saat uyumaya özen gösterin
Yemeklerinizi kendiniz yapın, sofranızı severek kurun
Yazları mutlaka kış için hazırlık yapın
Az ekmek, çok sebze yiyin
Çok su için
Kendi kararlarınızı yaşayın
Gençlerle arkadaş olun
Hoşgörülü olun

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevgili Çocuklar…

15823167_633025923551234_3827920673321508874_n1

Sevgili Çocuklar

Bahçeye şişe ve benzeri çöpleri atmayın…

Yaşlandım temizleyemiyorum

Sizleri de çok seviyorum…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BÜTÜN SERVETİNİ VERİRMİSİN ?

15781206_1274203422670367_8360803029822072740_n1
Bir gün Avrupanın ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde gezen çocuğun biri bir vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablo belliki oldukça pahalıdır.
Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm parası ile o mağazaya gider. İçeri girer ve tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve ” Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum tüm paramda bu kadar ” der. Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa resmi satar.
Çocuk teşekkür eder ve paketini alıp çıkar…
Mağazada ressamın arkadaşlarıda vardır ve şaşkın bir şekilde sorarlar…
” Sen ne yaptın o resmin değeri milyonlar ederdi neden bu kadar cüzi bir rakama sattın ? ”
Ressam cevap verir..
– Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim Ancak TÜM SERVETİNİ bu resme verecek kadar kaç kişi bulabilirdim …

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay, Acıyan yarayı saran olmak zor.

472231-3-4-455e21

 

Yıkmak, herkesin işi olabilir; yapmak yalnız gücü ve aklı olanların işidir.”
Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay, Az ve öz konuşup susan olmak zor.
Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,Bozuğu onaran insan olmak zor.
Niyet etmek kolay, başlamak kolay, Bir işi bitiren insan olmak zor.
Almak kolay, benlik, bencillik kolay,Alan insan değil, veren olmak zor.
Merak kolay, olay seyretmek kolay, Bakan insan değil, gören olmak zor.
Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay, Vicdanlı, namuslu patron olmak zor.
Açları kandırmak, azdırmak kolay,Açları doyuran insan olmak zor.
Yemin etmek kolay, söz vermek kolay, Verdiği sözünde duran olmak zor.
Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay, Sahtekar baskıyı kıran olmak zor.
Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay,Doğru olmak, içten insan olmak zor.
Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay, Acıyan yarayı saran olmak zor.
Nefse   uymak kolay, hırslanmak kolay,Nefsini, hırsını yenen olmak zor.
Yuva kurmak, evlenmek kolay, Yuvada huzura eren olmak zor .
Yaşam  kolay, doğmak, yaşlanmak kolay,İnsanca yaşlanmak, insan olmak zor.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeni yılın ilk terapisi benden!

idzgr3eh1

Kafaya takmayın, kaderci olun, krizleri fırsatlara çevirin, derinizi kalınlaştırın. Çünkü 2017’yle başa çıkmanın başka yolu yok. Aşağıda bedava yaşam koçluğu önerilerimi bulacaksınız. Önümüzde savaşıyla, kriziyle, gerginliğiyle deli gibi bir yıl var. Ama siz öyle bir kafaya girin ki, 2017 sizi görünce sopasını saklasın!

Bence şahane bir yaşam koçu olabilirdim. Yaşam koçlarının çoğundan ayıptır söylemesi daha zenginim. Daha ünlüyüm. Spor yapmadan normal kilodayım ve psikoloğa gitmeden az çok bir ölçüde akıl sağlığım var. Ne kadar az ne kadar çok, gününe göre değişir. Bugünkü akıl sağlığım biraz karneyle dağıtmışlar gibi. “Onlardan daha zenginim” filan yazıyorum zira. Olsun. Her şekilde görülüyor ki yaşam koçlarının dediğini değil, benim yaptıklarımı yaparsanız, yaşamınızda daha güzel şeyler olabilir. Ve daha da güzeli, benim önerilerim bedava.
Ben endişe ve tasadan yıldım arkadaş! Hayır ne faydası var? Ben gece uykusuz kalınca dolar 2 TL’ye mi iniyor? Ben her akşam CNNseyredince terör mü azalıyor? Yoo. O zamanderin bir nefeees ve hep beraber gevşiyoruz!
Kendinizi dinlemeyin: Beyninizde buluttan nem kapan, vesveseli, geveze ve drama seven bir teyze oturuyor. Onu dinlemeyin. He deyin geçin. Müzik açın, kitap okuyun. Su, yatağını bulur efenim! Yarın ne giyeceğinizin planı bile bazen tutmuyor, hayatınızın geri kalanını planlamak nasıl bir ukalalık! Kendinizi rüzgara bırakın, akıntıya karşı yüzmeyin.
Ne yerseniz yiyin: Asla yediğiniz tavuğun özel hayatında neler yaşadığını öğrenemeyeceksiniz. Ne kadar gezdi dolaştı, ne kadar pinekledi, ne stres yaşadı bilemeyeceksiniz. İçtiğiniz sütün kaynağı olan inek ne yedi, emin olamayacaksınız. Ekmeği, şekeri filan azaltın ama gerisini bırakın dağınık kalsın. İçtiğimiz sütün nereden geldiğiyle ilgili duyduğumuz endişe, sağlığımıza o sütten çok daha fazla zarar veriyor, o noktaya geldik!
Kas makbul bir şey değildir: Sadece kebapta değil, bence insanda da fazla kas tatsız oluyor. Günde 1 saat spor yapmayınca bütün gün dert edenlerden olmayın. İnsanoğlu lazım olduğunda hareket etmek için tasarlanmış bir canlı.Doğada yarasa gibi ters asılıp mekik çekmek gibi bir aktivite türü yok. Yürümek var, yüzmek var, meyve toplamak var. Efendi gibi spor yapın, durup dururken sakatlık çıkarmayın.
Krizi fırsata çevirin: Ekonomik kriz var mı yok mu tartışılıyor. Ben de doğrusu “Var” diyene deli gözüyle bakmıyorum. Özellikle aile reisleri için, işte size para harcatmaya çalışanları reddetme fırsatı. Krizi öne sürerek misafirden, hediyeden, hafta sonu illa AVM’ye gitmekten, hatta uzun telefon konuşmalarından kurtulabilirsiniz. Fast food’u bırakıp evde daha çok yemek yemek, ucuz olduğundan daha çok sebze tüketmek, taksiler indi bindi ücreti 8.5 TL almaya başladığından daha çok yürümek… Güzel şeyler bunlar. En azından bu şekilde bakalım.
Elinizde olmayan şeylere kafayı takmayın, çünkü elinizde değil: Suriye’deki savaş veya Türkiye’deki tehlikeli yapılanmalarla ilgili tasalanıyorsunuz. Çok normal. Peki tasalanmanız neye yarayacak? Her şeyi devletten beklememek lazım ama bazı şeyleri de devletten beklemek lazım! Ben bekliyorum mesela. Devlet bunları çözsün! Veya oradakiler o işi yapmasın, gelsin senaryo yazsın, takı tasarlasın, ne bileyim tornacılık yapsın. Çünkü ben ülkeyi yöneteceğim diye çıkmadım oraya, onlar çıktı.
Dünyanın her yeri feci, bir şey kaçırmıyorsunuz: Türkiye’nin çivisi çıktı, gidelim buralardan diyenlere: “Nereye yav, karpuz keseceedik?” Hakikaten, öncelikle bir düşün, seni neresi istiyor? O isteyen yeri sen istiyor musun, yani ilginiz karşılıklı mı? Bütün bunlar tamamsa, bir de bak bakalım orası buradan daha mı güvenli? Emin misin? Bence o kadar abartma, dev kararlar verme. Gurbetçilere gurbetin ne demek olduğunu bir danış, dinle. Sonra da çık bir dolaş, vapura bin gez, bir çay iç, açılırsın.
#gulsebirsel
hurriyetcomtr

Şeker Hastalarına Müjde…

15781189_366515093719010_9040858668956100659_n2

Değerli dostlar pankreas ve karaciğeri onarmak suretiyle şeker hastalığını kökünden tedavi eden bir buluşa şahit oldum. Yakın çevremde onlarca insülün kullanan insanlar tedavisi olmayan bu hastalıktan yoğurt-limon karışımıyla kurtuldular.

Bu ilacı tıb proföserlerinin birbirlerine tavsiye ettiklerine da şahit oldum. Gece yatarken bir kase doğal yoğurda-mümkünse ev yoğurdu- bir adet limonu sıkıp karıştırıyorsunuz ve yiyorsunuz.

Unutursaız gündüz de uygulayabilirsiniz. Yalnız bu tedavi titizlikle altı ay devam etmeli. Altı ay sonra Allah’ın izniyle hiçbir şeyiniz kalmayacak.

Not: Lütfen Allah rızası için bunu herkes paylaşsın. Dua almak isteyen herkes paylaşsın…

kAYNAK: Facebook karbonat sayfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kan Şekeri ve Kolesterolü Azaltmak İçin Tarçın Çayı İçin

tarcin1

 

 

Tarçın, kan şekeri ve kolesterol seviyenizi düzenlemek için kullanabileceğiniz alternatif bir tedavi aracıdır. Tamamen doğal olması sayesinde korku duymadan kullanabilirsiniz. İçerisinde kimyasal yoktur.
Tarçın Kan Şekerini Nasıl Düşürür?
Tarçın, dünya mutfaklarında oldukça yaygın kullanılan bir baharattır. Tatlılarda, pastalarda ve hatta meyve pürelerinde bile kullanılmaktadır. Ayrıca sağlığımız için birçok faydası olduğundan çeşitli hastalıklarda kullanımı önerilmektedir.
Kısa bir süre önce, Tip 2 diyabeti olan 70 kişiyle bir araştırma yapıldı. Bu araştırmaya katılan kişiler 40 gün boyunca günlük yiyeceklerine 6 gram tarçın ekledi ve araştırmanın sonunda istisnasız her hastada kan şekeri seviyesinde %29’luk bir azalma gözlemlendi.

Tarçın Kolesterol Seviyesini Nasıl Düşürür?
Tarçın, kötü kolesterol ile savaşmada oldukça etkili bir baharattır. Tarçının kolesterol üzerindeki etkisi, diyabetli hastaların katıldığı aynı araştırmada da kanıtlanmıştır. Araştırmacılar yüksek kolesterolu olan kişilere de aynı deneyi uyguladı ve hastaların kolesterol seviyelerinde %7-%27 arasında bir azalma gözlemlendi.

Tarçını Nasıl Tüketilmeliyiz?

Tarçın farklı şekillerde kullanabileceğiniz bir baharattır. Tarçını pastalara ve içeceklere ekleyebileceğiniz gibi, yalnızca tarçın kullanarak da lezzetli bir çay elde edebilirsiniz.
Tarçın çayı yapmanın ilk adımı bir bardak suyu kaynatmaktır. Ardından bir çubuk tarçını ya da bir çay kaşığı tarçın tozunu ekleyin. Hazırladığınız çayın üzerini kapatın ve birkaç dakika demlenmesini bekleyin. İsteğe bağlı olarak az miktarda balla tatlandırın.

Tarçını tüketme yollarından biri de, toz halini kahveye, meyve sularına, kahvaltı gevreklerine veya gün boyunca tükettiğiniz diğer içeceklerinize eklemektir. Toz tarçını aynı zamanda pastalarınıza, kurabiye ve gün boyunca yediğiniz diğer tatlılarınıza da katabilirsiniz.
Tarçın rahatlıkla bulunabilen, ekonomik açıdan erişilmesi kolay bir baharattır. Bu da, evinizde her daim tarçın olabileceği anlamına geliyor. Tarçın tüketirken her zaman tarçın çubuklarını tercih etmeye özen göstermelisiniz, çünkü tarçın çubukları toz tarçından daha konsantredir ve bu sayede sağlığınıza daha yararlıdır.
Tarçın kilo vermek ya da istediğini kiloda kalmak için oldukça etkili bir yöntem olsa bile unutmamanız gereken bir nokta var. Kan şekeri ve kolesterol seviyenizi kontrol altında tutmak istiyorsanız doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmayı bırakmamalısınız. Yapmanız gereken tek şey, ilaçlarınızın yanı sıra tarçın da kullanmak.

KAYNAK: SAĞLIĞA BİR ADIM

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Boğaz Ağrısına Birebir…

15349621_10207749161712015_220120904694458712_n1

Yarım litre su

1 çay kaşığı karbonat

2 çay kaşığı tuz

10 damla Defne yağı

10 damla adaçayı yağı

10 damla nane yağı

10 damla limon yağı

10 damla karanfil yağı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Cok keyifli bir yazi…

images3

 

 

Cok keyifli bir yazi…
Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına her giren insana “bu benim şarkım bak” diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın.
Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa “acaba burda mi” diye kokuyu duyanın gözü seni arasın.
Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın. Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın.
Bir tane çok büyük aşkın olsun. Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bi dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bi yanin acıyarak. “O olsaydı nasıl olurdu acaba hayatım?” diye sorgulayarak. Artık bir şey hissetmesen de “başına bir şey gelse yine de ilk ben koşarım” diyecek kadar. Unutma, masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter.
Bir evlat edin. Bir kedi olur, bir köpek de. Ama olsun. Kapılarını aç. Senden olmayan ama senin ilgine bakımına muhtaç bir kalbin atışlarını ellerinde hisset. Bir canlının hayatını değiştirmek acayip bir şey. Birinin kahramanı olmak istersen bundan büyük fırsat olamaz. Sevmek çok güzel. Hele bir de her koşulda sevilmek.
Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku. Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur.
Salaş bir restaurant edin. Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu, sana yer açacakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun hep oturduğun. Bir başına gitsen bile başına bir şey gelmeyeceğini bil. Bir gün belki kapanır ya da yıkılır. Ama sen önünden her geçtiğinde “burda eskiden hep bi yerim vardı” dersin.
Bir hobin olsun. Kaçmak için. Hiçbir şey düşünmediğin. Dünyadan uzaklaşabildiğin. Onunla övün. En iyi yaptığın şey olsun. Insanlar şaşırsın. Senin icin çocuk oyuncağı olsun.
Bir şey iste. İmkansız olsun. Peşinden koş. Yorul. Defalarca vazgeç. Defalarca dene. Susmanın çaresizliğini de yaşa bağırmanın da. Uykuların kaçsın. Düşündükçe saç diplerin bile uyuşsun. Her ne ise bu istediğin, aşk da olur iş de. Bağrına taş bas gerekirse. Yeter ki gece yatağına yattığında “ben elimden geleni yaptım” de. Bazen kazanamamış olsan da, yapabileceklerinin ya da bir şeyi delice istemenin limitini görmek de zaferdir.
Vakit ayırdığın bir ailen olsun. Yarın kaybettiğinde keşke daha çok zaman ayırsaydım demeyeceğin. Pişmanlık kötüdür. Bir daha geri getirmeye gücünün yetmedikleri içinse, iskence. Kıymetini bil. Yarin ne olacağı belli degil. Kalp krizi dediğin bir kaç saniye. Kalp kırma.
Sınırların olsun aşılamayacak. Duvarların olsun yıkılamayacak. Herkes bilsin. Ona göre davransın.
Bir alanın olsun metre karesi dert değil. Kapısını kapattığında gercek sen olabildiğin. Dört duvardan birininin dibine çöküp ağlayabildiğin. Güçsüzlüğünü yaşayabildiğin. Sonra daha güçlü kalkabildiğin. Kaldığın yerden devam edebildiğin. İnsan en Çok kendini özlüyor çünkü.
Bir sevdiğin olsun tabi. Belki hayallerindeki gibi olmaz koşullar ama bir şeyleri birlikte var etmenin tadı bi başka. Para amaç değil araç olsun mutluluğuna. Olmadığı zaman da elindekini cömertçe paylaşabil. En çok onla gül. Saatlerce muhabbet edebil. Birbirinize ulaşamadığınızda, “başka biriyle mi acaba” diye değil “başına bir şey mi geldi” diye endişelen. İlişkini başkalarıyla kıyaslama. Biri sevdiğini çok söyler, biri daha çok gösterir. Sen de biri eksikse bu seni daha az seviyor demek değildir.Telefon karıştırmakla ömür geçmez. Bir insan bir şey yapmak isterse yapar. Kalbin temizse, sen araştırmadan da karşına çıkar korkma. Sonuna kadar güven. Bir gün kırılırsa kalp yenisini inşa eder.
VE
Kalbini temiz tut. Çevreni de. Unutma yaptığın her iyilik bir gün sana geri döner….DÖNERSE SENİNDİR..DÖNMEZSE DE DÖNMESİN…!!
alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bu sene içimden bir türlü yeni yıl kutlama mesajı yazmak gelmedi.

12250156_10153361657287675_5101755258750447609_n1

 

Bu sene içimden bir türlü yeni yıl kutlama mesajı yazmak gelmedi. İnsan bu kadar uzun zamandır yoğun meditasyon yapınca ve enerjisi belli bir seviyenin üzerine çıktığında, her yanı saran ve her şeyi birbirine bağlayan enerjideki dalgalanmaları hissetmeye başlıyor. Fakat olacak olaylarla ilgili önseziler fazla sembolik ve duygusal geliyor; bana ait olmayan, benden olmayan duygularla. Keşke olacak olanı daha berrak, sembolik olmayan şekillerde algılayabilsem. Ne yazık ki henüz bu seviyede değilim.
Gece Ortaköy’de yaşanan vahşetin haberini aldığımda olacağını hissettiğim ama nerede olacağını bilemediğim olayı acı ve ızdırapla karşıladım. Hem katiller hem kurbanlar için acıyla.
Bir gece önce rüyamda, karanlıkta otomobil sürerken bir grup insan karşıdan, kullandığım arabanın önüne doğru koşuyorlardı. Yanımda insanlar vardı ve eğer arabayı durdurursam zarar göreceklerini biliyordum. Bu adamlar arabamın önüne atlayıp intihar edecekler ama eğer durursam arabadakileri de öldüreceklerdi. Tıpkı birer zombi gibiydiler. Onları ezerken derin bir ızdırap hissettim. Asla can almayacak birisiydim ve ne yazık ki can almaktan başka seçenek yoktu. Kabustan kalbimde derin bir acı ve iç sıkıntısıyla uyanırken, diğer haberci rüyalarımdan sonra da olduğu gibi gene büyük bir acı yaşanacağını biliyordum.
Dünya büyük bir kabusa doğru ilerliyor. Kadim bilgelik bizi terk ediyor. Öğretiler bozulup ya fanatik inançlara ya da gerçek dışı ve hayalperest uygulamalara dönüşüyor. Akıl sağlığı bozulan toplumlar, akıl sağlığı bozuk bir dünya yaratıyor. Bundan büyük bir acı doğuyor.
Mutlaka kendinizden başlayın. Hayalperest yaklaşımları, anlamsız inançları, melekleri, ışıkları, anlamsız içsel konuşmalarınızı bir yana bırakın. İlk olarak bedeninizi fark edin. Arada sırada değil ama… sürekli. Açgözlülüğünüzü ve bir türlü tatmin olamayan kalbinizi fark edin. Bir an yerinde duramayan şimdiki zamanda kalamayan huzursuz zihninizi fark edin. Öfke dolu kalbinizi fark edin şimdi de… Ardından öfkenizin ardındaki derin korkularınızı. Lanetler yağdıran çaresizliğinizi… İşte bunlarla ilgileneceksiniz. Tanrı ile konuşmaya çalışmayın, meleklere kafayı takmayın, ışık görmeyin, olmayan enerjinizi var zannetmeyi bırakın. Kendinize gelin. İlk olarak kendi sanrılarınızdan kurtulun ki çevrenizdeki sanrıların sonlanmasına yardımcı olabilin.
Adına ister içsel, manevi, spiritüel yol deyin isterseniz akıl sağlığınızı kazanmak, mutlu olmak, toplumu iyileştirmek deyin; fark etmez. İlk olarak normale dönün. Aradığımız çıkış orada. Normalleşin. Ne demek normalleşmek? Uyarıcıları ve uyuşturucuları azaltın. Gerçek ihtiyaçlarınızı belirleyin. Sonra gerçek ihtiyaçlarınızın içindeki gerçek ihtiyaçlarınızı belirleyin. Televizyonunuzu kapatın. İyi bir klasik okumaya başlayın. Çalıkuşu okuyun örneğin. İşinize giderken otobüsteyseniz bedeninizi fark edin. Otomobil kullanıyorsanız müzik dinlemeyin. Otomobil kullanmanızı, trafiği, diğer şöförlerin huzursuzluğunu izleyin. Derin bir nefes verin. Bırakın nefesleriniz sakinleşsin. İşinize ulaştığınızda insanları içten ama yapmacıksız selamlayın. İşinizi hakkıyla, kendinizi vererek yapın. Yediğiniz yemek her zaman sade, içkiniz ise su olsun. Arada küçük bir ödül olarak içtiğiniz çayınızı kendinize bir farkındalık ânı yapın. Çay içerken sadece çay için. Türk kahvesi için isterseniz bir tane ama kocaman bir kahve asla içmeyin. Kocaman kahve peşinde koşan kalbinizdeki açgözlülüğü ve huzursuzluğu fark edin. Enerjiye ihtiyaç duyuyorsanız ya qigong çalışın ya da kendinizi fazla yormuşsunuzdur; dinlenin. Kocaman bir kahve ile açgözlü bir şekilde bedeninizi ve beyninizi sömürmeyin. İşini hakkıyla yapmanın işini açgözlülük ve endişe ile yapmak olmadığını anlayın. İnsanlar yanınızda huzur bulsun. Sözleriniz ve endişeleriniz ile, huzursuzluk ve telaşınız ile, gerçek dışı kaygılarınız ve vesveseleriniz ile, ilgi çekmeye çalışan kalbinizdeki boşluk ile, sürekli ben diyen açgözlülüğünüz ile bulunduğunuz ortamı zehirlemeyi, insanlara eziyet etmeyi bırakın. İnsanlar yanınızda huzur bulsun. Sözleriniz bilge olsun ya da susun. Haliniz ve tavrınız her zaman sizin adınıza konuşur. En duyarsız ve farkındasız olduğunu idda eden insanlar bile bunu algılar.
Kendinizden başlayın. Bulunduğunuz çevre yavaş yavaş normalleşmeye ve aydınlanmaya başlasın. Yoksa bu ızdırap artarak devam edecek.
Ha bir de unutmayın: Her zaman karanlığın en yoğun olduğu zamanlar en büyük aydınlıklara gebe oldu.
Hayatını yitiren tüm kardeşlerimi kalbimdeki tüm şefkat ile anıyorum. Umarım yolculuğunuzun bundan sonrası ızdırapsız olur. Yolunuz ve talihiniz açık olsun.
Umarım 2017 hepimizin normalleşme ve akıl sağlığı yerinde bir dünyayı yaratma yılımız olsun. Hepimizin bu kararlılığı ve sağduyuyu bulmamız için dua ediyorum.
Sevgilerimle

Cem Şen