Sonsuz gibi görünen bir yolda yürüyen bir gezgin hakkında eski bir hikaye vardır.

15965917_1799349753648371_5665370402145721783_n1

AFFETMEK Mİ? 😦
Gezginin Hikayesi
Sonsuz gibi görünen bir yolda yürüyen bir gezgin hakkında eski bir hikaye vardır.
Bu gezgin, sırtına her türlü yükü yüklemiş. Sırtında ağır bir kum torbası, göğsünde içi dolu bir su kabı taşıyormuş. Sağ elinde garip şekilli bir taş, sol elinde iri bir kaya parçası varmış. Boynunda kötü bir ipe bağlanmış, eski bir değirmen taşı asılıymış. Ayak bileklerine bağlanmış ağır paslı zincirleri tozlu kumda sürüklemekteymiş. Başının üstündeki yarısı çürümüş bir kabağı yürürken dengelemeye çalışmakta, kötü talihinden ve kendisine eziyet veren elbiselerinden şikayet etmekte ve oflaya puflaya adım adım yürümekteymiş.
Tam öğle sıcağında yolda bir çiftçi ile karşılaşmış. Çiftçi ona;
– Hey yorgun gezgin, elindeki bu taşı ve kayayı niçin taşıyorsun? diye sormuş.
– Onları taşımak budalalık, diye cevap vermiş gezgin. Fakat şimdiye kadar bunları taşımanın budalalık olduğuna dikkat etmemiştim. Sonra taşı ve kayayı yolun kenarına atmış, kendini hafiflemiş hissetmiş.
Biraz daha gittikten sonra gezgin başka bir çiftçi ile karşılaşmış.Çiftçi ona sormuş;
– Ey yorgun gezgin, niçin başının üstünde bu yarısı çürümüş kabağı taşıyorsun ve niçin ayak bileğine bağladığın şu paslanmış ağır zincirleri sürüklüyorsun? Gezgin;
– Bunları bana gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Kendime nasıl eziyet ettiğimin farkına değilim, deyip zincirleri çıkartmış ve kabağı yolun kenarındaki bir hendeğe atmış.
Yeniden kendini daha da hafiflemiş hissetmiş. Fakat yürüdükçe yine ıstırap çekmeye başladığını fark etmiş.
Tarladan geçen üçüncü bir çiftçi gezgini gözlemlemekteymiş ve ona seslenmiş;
– Ey iyi adam, sen sırtında çok ağır bir kum torbası taşıyorsun fakat biraz ileride istemediğin kadar kum var ve taşıdığın şu büyük su kabı ile çölü geçmeyi mi düşünüyorsun? Gittiğin yolun kenarında, biraz sonra göreceksin, çok temiz suları olan bir dere var ve bu dere yol boyunca akmaya devam etmektedir.
Bunu işitince gezgin, su kabını açmış ve kabın içindeki tatsız suyu yola dökmüş. Yoldaki bir çukura da kum çuvalındaki kumları boşaltmış.
Orada sessizce durmuş ve batan güneşe bakmış. Güneş ona son ışıklarını gönderiyormuş.
Gezgin kendine bakmış ve boynuna asılmış olan değirmen taşını görmüş; – Demek benim öne doğru eğik durmama sen sebep oluyorsun, demiş. İpi çözmüş ve değirmen taşını nehrin içine mümkün olduğu kadar uzağa atmış.
Yüklerinden kurtulmuş olarak akşamın serinliğinde kalacağı eve doğru yürümeye başlamış.
Peki siz?
Bir kum torbası taşıyor musunuz veya eski bir değirmen taşı ya da paslı ağır zincirler ve yarısı çürümüş su kabağı? Tüm bunları sırtınızda taşımaya devam ediyor musunuz?
Şimdi karar sizin. Ya onları atarsınız ve yolunuza devam edersiniz ya da tam tersi..
Yaşamınızda hiç bağışlamadığınız insan var mı?
Size geçmişten kurtulmanızı öneririm. Onlar sizi bağışlamasa bile siz onları bağışlayın…
Ergin BEŞİKÇİOĞLU

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s