Archive | 17 Şubat 2016

HANGİ BURÇ NASIL BİR AŞIKTIR?

2%20boğa(2)[1]

KOÇ BURCU ♈ Ruhunuzu mest eden baygın bakışlarıyla sizi kendine bağımlı eder. Ona aşık olmak çıkmazı olmayan bir labirente girmek gibidir.

BOĞA BURCU ♉ Sadakat tescilli kişilerdir. Onlar kilometrelerce uzakta da olsa yanınızdaymış gibi hissedersiniz….

İKİZLER BURCU ♊ Onun güzelliğini yalnızca gözlerinle değil bütün azalarınla hissetmelisin. İşte o zaman aşktan sonsuz tat alırsın.

YENGEÇ BURCU ♋ Bir Yengeç’in kalbinde biri varken içeri başka kimse giremez! Birini yaşarken bir başkasına başlayamaz.

ASLAN BURCU ♌ Sevebilmek ve sahiplenebilmek bir yetenekse, Aslan en yeteneklisidir. Onun tarafından sahiplenmek eşsiz bir duygudur.

BAŞAK BURCU ♍ Ona sakın yav.şamayın çünkü hiç haz etmez. Efendi ve dürüst değilseniz Başak için bir hiçsiniz.

TERAZİ BURCU ♎ Onlarla dost olmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Terazi burcunun kalbi sığınabileceğiniz en güvenli ve en huzurlu limandır.

AKREP BURCU ♏ Sevgiden çok saygıya değer verir.. Çünkü saygı bitince sevginin de yok olacağına inanır.

YAY BURCU ♐ Mutluluk denizinde kulaç atmak gibidir Yay’la beraber olmak. Sevdiği kişiye mutlu eder yeter ki haketsin.

OĞLAK BURCU ♑ Eğer bir Oğlak ile beraberseniz yapmanız gereken tek şey şükretmek olmalı. Onunla beraber uyuyakalmak.. Söyle…yeceklerim bu kadar.

KOVA BURCU ♒ İstiridyenin içindeki paha biçilmez bir inci gibidir. Başlı başına bir hazinedir. Bu yüzden kolay kolay sahip olamazsınız..

BALIK BURCU ♓ Karanlık gecenizi aydınlatan Ay gibidir. Ama onu kırarsanız gündüzünüzü karartan kara bulut gibi çöker tepenize.

Kendime iyi davranacağım

Yakın zamanda kendi gelişimine önem veren herkese önerebileceğim bir kitap okudum. “Gorilla Mindset” (Goril Zihniyeti) isminde ustalıkla yazılmış bu kitabın yazarı Mike Cenovich. Kitabın beni kendine hayran bırakmasının nedeni okuduğunuz her sayfada yer alan aktiviteler ve kurgusu sayesinde özgüveninizin arttığını hissettirmesi. Gorilla Mindset sizin inanç ve hayat tercihlerinizi sorgulamanızı sağlıyor. Kendinizi kabul etmenizin, kendinize karşı anlayışlı ve kibar olmanızın değerini öğretiyor; bu sayede başkalarıyla olan ilişkilerinizin kaçınılmaz bir şekilde iyileşeceğini söylüyor. Buna Domino Etkisi adı veriyoruz. Yaşadığınız bazı olaylar çerçevesinde, çare göremediğiniz durumlarda bir ışığın, bir umudun, varlığını size gösteriyor. Dengede bir zihin ile daha net bir düşünme tarzı geliştirmenize yardımcı oluyor. Bedeninize saygı, itina ve sevgi göstermeyi öğretiyor. Öz sevgiyi ve minnettarlık duygularını da sizlere aşılıyor. Alışkın olunan hayatı değil, hayal edilen hayatın nasıl yaşanması gerektiğini gösteriyor.

Bu kitapta, iki farklı zihniyet türü var; birincisi gelişim ve hedeflere ulaşma yeteneğini temsil eden bolluk zihniyeti, ikincisi ise değişimin bir hayal olduğu sabit bir zihniyet türü olan kıtlık zihniyeti. Bu ikinci tür zihniyet türünde yaptığınız hiç bir şey yeterince iyi değil ya da bir değer ifade etmiyor. Kıtlık zihniyetine sahip olan insanlar genellikle bir duruma saplanıp kalmış, mutsuz ve depresif insanlar oluyor. Bu yazıyı okurken bolluk zihniyetine sahip olmanızı istiyorum. Çünkü böyle bir algılama size en büyük mutluluk ve neşenin kapılarını açıyor.

Hadi başlayalım artık değil mi? 

Gorilla, iç-konuşma alışkanlıklarını anlayarak, bu alışkanlıkları hayatınıza dahil etmeniz büyük önem taşıyor. Eğer bunları öğrenmez ya da en azından bu alışkanlıklardan bazılarına aşina olmaya çalışmazsanız dünyaya yaydığınız negatif enerjinin içinizde tezahür edenlerle bağlantısını hiçbir zaman bilemeyebilirsiniz.

Kendinizi iyileştirerek, ilişkilerinizi iyileştireceksiniz.

1. Alışkanlık: Gorilla Mindset Her zaman bunu yapıyorum, her zaman şunu yapıyorum…” gibi kesin ifadelerle konuşmanın gelişim fırsatınızı sınırlandırdığını anlamanızı istiyor. Örneğin, “İnsanlarla ilişki kurmada her zaman kötü oldum” şeklinde bir ifade gelişim için hiçbir alan bırakmıyor, böyle bir ifadeyle kendinizle ilgili değiştirilemez bir beyanda bulunmuş oluyorsunuz. Kaderinizi sosyal olarak beceriksiz bir insan olarak mühürlüyorsunuz. Bunun ayrıntılarını inceleyelim mi? Nasıl HER ZAMAN kötü ilişkiler kurmuş olabilirsiniz ki; bu sizin tüm hayatınız boyunca hiç kimseyle bir kere bile sohbet etmeyi başaramamış olduğunuz anlamına gelmiyor mu? Tek bir basit günaydın ya da merhaba dememiş olduğunuzu gösteriyor. Bununla nereye varmak istediğimi anlıyor musunuz? İyi :) O zaman yola devam edelim değil mi? Böyle bir iç-konuşmayı değiştirmek için “Geçmişte sosyal biri olmasam da artık bu yeteneğimi bugün ve gelecekte geliştirmek için çalışacağım…” diyebilirsiniz.

Kendinize şimdi şu soruyu sorun: Hangi ifade gelişiminize açık ve umut dolu?

2. Alışkanlık: Kendinizle sevdiğiniz biriyle konuşur gibi konuşun. Bunun önemli olmasının nedeni yakın arkadaşlarınıza ya da kısaca başkalarına daha anlayışlı ve kibar olduğunuzdur. Önünüze koydukları problemler kabul edilemez olsa da, problem ya da problemlerin kendi hayatları üzerinde ya da hatta sizin hayatınızın üzerinde negatif bir etkisi olsa da, konuyla ilgili yanlış ve doğruları anlatırken hassas olma gereği hissedeceksiniz.

Egzersiz: Bir sonraki sefer bir arkadaşınızla konuşurken nasıl konuştuğunuzu fark etmenizi istiyorum; tonlamanızı, sözlü ve beden dilinizi dinleyin. Bu egzersiz kendinize diğerlerinden daha zalim davrandığınızı gösterecektir.

ss

Kendinizle nasıl konuştuğunuza dikkat edin çünkü bu konuşmayı dinleyen ve duyan insan sizsiniz. Lisa M. Hayes

 3. Alışkanlık: Bir başka harika uygulama kendinize kızdığınız zaman gülümseme alışkanlığını benimsemektir. Kendinizi aşağılayıcı bir şekilde konuşmaya başladığınızda sadece gülümseyin; çünkü gülümsemek Endorfin adı verilen Mutluluk Hormonunun salgılanmasını sağlar.

Bunun yanı sıra insanların duygu durumlarıyla vücutlarının arasında çok kuvvetli bir bağ vardır. Bir olay dahilinde vücut dilinizi nasıl kullandığınız, duygu skalasında yukarı mı yoksa aşağıya mı inip çıkacağınızı belirleyecektir.

Egzersiz: Kötü ve keyifsiz hissettiğinizde kendinize sevgi dolu davranın, derin bir nefes alın ve yüzünüze bir gülümseme yerleştirin. İçinde olduğunuzu düşündüğünüz olumsuz duyguya teslim olmamaya çalışın; kendinize küçük de olsa savaşmak, mutlu olmak, bardağı yarı boş değil de yarı dolu olarak görmek için bir şans tanıyın.

4. Alışkanlık: Kendinize karşı aşağılayıcı bir şekilde konuşmak yerine kendinize önemli bir soru sorun.

  • Gelecekte aynı hatayı yapmayı nasıl önleyebilirim?

Sizi ömür boyu hapse mahkum eden eleştiri cümlesini kendinizi geliştirmenizi sağlayacak bir soruya dönüştürün.

5. Alışkanlık: İç konuşmanızı geliştirmenin bir başka yolu aynanın karşısında kendinizle konuşmanızdır. Ayna karşısında konuşmak aslında nasıl iletişim kurduğunuzla ilgili farkındalığınızı olgunlaştıracaktır. Kendinizi dinlemeniz ve ayna karşısında yüz ifadenizi görmeniz size kelimeleri seçerken daha yumuşak olmayı öğretecektir.

ae8ec1840b3c56d2

Egzersiz: Kötü bir döngüye girdinizi hissettiğiniz zaman “karşınızda gördüğünüz kişiyi sevip sevmediğinizi” ya da “olmak istediğiniz kişinin bu olup olmadığını” sormalısınız. Lütfen kelimelerin kılıçtan daha keskin olduğunu unutmayınız

Kendinize İyi Davranın 

6. Alışkanlık: Yukarıda bahsedilen uygulamalara ek olarak, size özel bir olumlama ya da bir mantra bularak iç-konuşmanızı daha iyi hale getirebilirsiniz; bu özellikle öz-değişim arayışında başarılı olmak için bir neden ya da irade varsa çok daha değerli hale gelir. Bu mantra bir kelime, cümle ya da mutluluk ve güven veren kelimelerden oluşan bir yazı da olabilir. Seçtiğiniz olumlama cümlesi, pozitif yönde değişiminiz için çıktığınız bu güzel ama sabır gerektiren yolda size manidar olmalıdır.

Örnek: “Yapacağım”, “İnan ve kabul et”, “Sadece nefes al ve başar”               “… yapacağım çünkü…”…

Hayatta her şeyde olduğu gibi iç-konuşmada da böyle bir geçişe alışmak zor olabilir; bilinçsizce kendinizi eleştirmeye o kadar alışmış olabilirsiniz ki değişimin gerekli olduğunu idrak etmeniz bile zor bir konsepttir. Bu 6 alışkanlığı uygular ve hayatınıza dahil ederseniz zamanla yaşamınızın kalıplaşmış bir parçası haline geldiğini görürsünüz. Lütfen şu cümleyi unutmayalım pratik mükemmelleştirir

               Kişisel Gelişim için Motivasyonunuzu Kaybetmeyin

Bilge bir yazar Zig Ziglar’ın bir keresinde söylediği gibi, “İnsanlar sıklıkla motivasyonun uzun süre devam etmediğini söyler. Aynı şekilde, temiz olmak da uzun sürmez – bu nedenle her gün banyo yapmanız tavsiye edilir…”

kaynak: filminds.com

şebnem dural

KADIKÖY DERVİŞ BABA KAHVEHANESİ İHTİYAÇ LİSTESİ

12744111_10153456898166139_4162429222183741192_n[1]
Hepimiz heyecanlıyız, meraktayız. Neden mi?
Kar amacı gütmeyecek ve tek amacı yolda kalanların yola devam edebilmesini sağlamak için en büyük kaynağımız olacak kahvehanemizin açılması için. İhtiyaç sahiplerinin ücretsiz karınlarını doyurmaya; leziz çayları ile gönüllülerin can yoldaşı olmaya hazırlanıyoruz. Verdiğiniz her sipariş yine ihtiyaç sahiplerine gıda, burs,vs yardımlarına çevrilecek muhteşem bir dönüşüm gücüne sahip olacak hem de!
Kahvehanemizi açmaya var mısın?

Not: Almak kadar bu iletiyi paylaşmak da büyük yardım. Paylaşalım, güzelleşelim

İhtiyaçları ulaştırmak için Kadıköy Derviş Baba Facebook sayfasından görevlilere  ulaşabilirsiniz…

Kim Şanslı, Kim Şanssız?

12742325_1204182619599705_4153636458604416212_n[1]

Neden bazı insanlar inanılmaz derecede şanslıyken, diğerleri hak ettikleri olanaklara asla sahip olamaz? Bir psikolog, yanıtı bulduğunu söylüyor…

10 yıl önce, şansı araştırmaya başladım. Neden bazı insanların hep doğru zamanda doğru yerde olduğunu, diğerlerinin ise sürekli olarak şanssızlıklarla boğuştuğunu merak ediyordum.

Ulusal gazetelere ilan vererek, kendilerini her zaman şanslı ya da şanssız hisseden insanların benimle temasa geçmelerini rica ettim. Yüzlerce sıra dışı erkek ve kadın, araştırmam için gönüllü oldu. Yıllar boyunca, onlarla söyleşiler yaptım, yaşamlarını gözlemledim ve deneylere katılmalarını sağladım. Sonuçlar gösteriyor ki insanlar, neden şanslı ya da şanssız olduklarını tam olarak bilemeseler de, düşünceleri ve davranışları bu durumu büyük ölçüde açıklıyor.

Bir şans ya da bir fırsat gibi görünen durumları düşünelim… Şanslı insanların bu tür fırsatlarla sürekli karşılaşmalarına karşılık, şanssız insanlar bunlarla hiç karşılaşmazlar. Bu durumun, insanların söz konusu fırsatları fark etme yetenekleri arasındaki farklılıklardan mı kaynaklandığını bulmak için basit bir deney yaptım…

Hem şanslı, hem de şanssız insanlara bir gazete verdim ve onlardan gazeteyi iyice inceleyip içinde ne kadar fotoğraf olduğunu bana söylemelerini istedim. Gazetenin ortalarında bir yere, üzerinde şu not yazılı olan büyük bir mesaj yerleştirdim… “Deney görevlisine bunu gördüğünüzü söyleyin, 250 dolar kazanın!” Bu mesaj, sayfanın yarısını kaplıyordu ve yüksekliği 5 cm’in üzerinde olan bir fontla yazılmıştı. Herkesin yüzünü sabit bakışlarla süzüyordum. Şanssız insanlar bunu fark edemezlerken, şanslı insanlar hemen fark ettiler!

Şanssız insanlar, genel olarak şanslı insanlardan daha gergindirler. Bu endişeli ruh hali, beklenmeyeni fark etme yeteneklerine zarar verir. Sonuç olarak, fırsatları kaçırırlar çünkü başka bir şeyi aramaya aşırı odaklanmışlardır.

Partilere, mükemmel eşlerini bulma düşüncesiyle giderler ve bu yüzden de iyi arkadaşlar edinme fırsatlarını kaçırırlar. Belli iş ilanlarını bulmaya kararlı bir biçimde gazeteleri incelerler ve diğer iş olanaklarını kaçırırlar. Şanslı insanlar, daha rahat ve açıktırlar. Dolayısıyla, yalnızca aradıklarını değil, orada ne olduğunu da görürler.

Araştırmam, sonuç olarak şunu gösterdi…
Şanslı insanlar, dört ilke sayesinde şanslarını yaratırlar. Şans fırsatlarını yaratma ve fark etme konusunda beceriklidirler. Sezgilerini dinleyerek şanslı kararlar verebilirler, olumlu beklentiler sayesinde doğru çıkan tahminlerde bulunurlar ve şanssızlığı şansa dönüştüren esnek bir yaklaşım benimserler.

Çalışmanın sonuna doğru, bu ilkelerin, şansı yaratmada kullanılıp kullanılamayacağını merak ettim. Bir grup gönüllüden, bir ay boyunca, şanslı bir insan gibi düşünüp davranmaya yardımcı olacak egzersizler yapmasını istedim…

Çarpıcı Sonuçlar!

Bu egzersizler, şans fırsatlarını fark etmeleri, sezgilerini dinlemeleri, şanslı olmayı ummaları ve şanssızlığa karşı daha esnek olmalarında onlara yardımcı oldu. Gönüllüler, bir ay sonra döndü ve neler olduğunu anlattılar. Sonuçlar çarpıcıydı… Bu insanların % 80’i, artık daha mutluydu. Yaşamında daha çok tatmin oluyordu ve belki de en önemlisi, daha şanslıydı! Sonuç olarak, asla akla gelmeyecek “şans faktörü”nü bulmuştum.

Aşağıda, Profesör Wiseman’ın şanslı olmak için önerdiği dört temel ipucu bulunuyor…

– İçsel sezgilerinizi dinleyin, normalde doğru çıkarlar.
– Yeni deneyimlere ve normal rutininizi bozmaya açık olun.
– Her gün birkaç dakikanızı, iyi giden şeyleri hatırlayarak geçirin.
– Önemli bir toplantı ya da telefon görüşmesi öncesinde, kendinizi şanslı olarak hayal edin. Şans, çoğu zaman doğru çıkan bir tahmindir.

PROFESÖR RICHARD WISEMAN

Charlotte Gabayın Facebook sayfasından alınmıştır

SEVGİ VE SADAKATTE FEYZ ALMAMIZ GEREKEN 10 HAYVAN

1. PenguenlerPenguenler
Bu kuşlar Antarktika’nın aşırı soğuklarında yaşayan büyük kalpleri olan canlılardır. Hem erkek hem de dişi penguenlerin tek hayat meşgalesi yavrularıdır.

2. Kuğular

Kuğular
Kuğular hayatları boyunca birbirlerine sadık kalırlar. Aile yaşamları  şefkat, dostluk üzerine kuruludur.

3. Kartallar

Kartallar
Kartallar sadık olmaları nedeniyle Amerikanın milli amblemi olmuşturlar.

4. Gibongiller

Gibongiller
Bu hayvanlar son derece güçlü bağlara sahiptirler.

5. Albatroslar

Albatroslar
Erkeğin uzun vadeli «iş gezileri» ve dişinin şapşal ama sevgi ritüel dansları albatrosların görünüşte güçlü bir aşk tutkunu olduğunu gösteriyor.

6. Kurtlar

Kurtlar
Erkek kurtlar dişi kurtlara karşı son derece sevecen ve naziktirler. Sadece onları ölüm ayırabilir.

7. Kunduzlar

Kunduzlar
Kunduzlar son derece düzenli aile yapıları ile bilinir. Kunduzların uzun ve mutlu ilişkilerinin sırrı kadın partnerinin sonsuz bilgeliğinde yatıyor.

8. Üveyikler

Üveyikler
Bu kuşlar her zaman sevgi ve bağlılığın sembolü olmuşlardır.

9. Baykuşlar

Baykuşlar
Erkek baykuş bir yıla yakın zaman boyunca dişi baykuşdan ayrılmaz. Sonra bir yuva yapar ve dişi baykuşu bu yuvaya davet eder. Eğer yavruları olursa ailenin tüm bakımını erkek baykuş üstlenir.

10. Tilkiler

Tilkiler
Erkek tilki ve dişi tilkinin ailesinde dişi tilki ölürse erkek geri kalan hayatını tek başına geçirir.
Kaynak:
ofpof.com
kaynak: Özlem Çetinkaya -Hayalhanesi

Zencefilin Dört Farklı Kullanımı..

12651096_548531325313484_1761604213951523247_n[1]

Zencefilin Sağlığa Faydaları Mide Bulantısı: Hamilelik yaşamış kadınlar bilir, zencefil çayı hamilelikte görülen sabah bulantıları için en etkili ve en güvenli doğal çözümler arasında ilk sırada yer alır. Bu alanda yapılan araştırmalar zencefilin mide bulantısını geçirmedeki etkisini doğrular niteliktedir. Gebelik döneminde şiddetli mide bulantısı ve kusma atakları yaşayan kadınlar az miktarda zencefil ile olumlu sonuçlar elde edebilir. Üstelik mide bulantısı için alınabilecek ilaçlardan daha güvenli olduğu söylenir. Ancak hamilelikte zencefili tablet veya kapsül şeklinde kullanmayı düşünüyorsanız, tabletler gıda şeklinde alınan zencefilden daha güçlü olduğu için öncelikle doktorunuza danışmalısınız.

İltihap Önleyici: Zencefilde bulunan “gingerol” güçlü bir iltihap önleyicidir ve bu nedenle osteoartrit ve romatoid artrit gibi şiddetli ağrılara yol açan hastalıkların tedavisinde tüketilmesi önerilen bitkiler arasında yer almaktadır. Ayrıca yaşa bağlı eklem ağrıları, diz ağrısı gibi yaşlılıkta sık görülen ağrıların hafifletilmesine yardımcı olur.

Kolon Kanseri: Tüm dünyadan uzmanların katıldığı ve kanser üzerine yapılan araştırmaların tartışıldığı “Frontiers in Cancer Prevention Research” (2003) konferansında sonuçları açıklanan bir çalışmaya göre, düzenli olarak zencefil tüketimi veya zencefil takviyesi kullanımı, kolorektal (bağırsak, rektum veya her ikisi birden) kansere neden olan hücre yapısı değişimini baskılıyor ve tümörlerin büyümesini engelliyor. Ancak bu alanda zencefilin faydalarının tam olarak belirlenebilmesi için daha çok bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtelim.

Yumurtalık Kanseri: Michigan Üniversitesi’nden Dr Rebecca Lui önderliğinde yapılan laboratuvar araştırmasında zencefilin ana bileşeni “gingerol” kanserli yumurtalık hücrelerinin sayısını azaltarak mevcut tümörlerin küçülmesini sağladığı belirlenmiş.

Hareket Hastalığı: Araç, uçak veya tekne tutması olarak da bilinen taşıt hareketi nedeniyle yaşanan mide bulantısına karşı zencefil kullanabilirsiniz. Bu konuda kusma, mide bulantısı gibi tekne tutması belirtileri gösteren 80 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre toz zencefil taşıt tutmasının yarattığı rahatsızlıkları azaltıyor.

Bağışıklık Sistemi: Vücut ısısını yükselten zencefil grip sırasında sağlıklı terlemeyi sağlayarak hastalığın vücuttan daha kısa sürede atılmasına yardımcı olur. Özellikle bulaşıcı hastalıkların yaygın olarak görüldüğü kış aylarında düzenli olarak zencefil çayı içerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir ve hastalığa yakalanma riskini azaltabilirsiniz.

Astım: Son yıllarda astım ve astım tedavisi üzerine yapılan bazı araştırmalar zencefilde bulunan bazı bileşenlerin geleneksel astım ilaçları ile birlikte kullanıldığında ilacın etkisini artırdığı yönünde sonuçlara sahip.

Diyabet: Sidney Üniversitesi Eczacılık Fakültesi tarafından yapılan bir çalışamaya göre zencefil şeker hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde kullanılabilir. Araştırmada zencefilin diyabeti önleyici ve tedavi edici etkisinin insülin üretimi ve kullanımıyla, karbonhidrat ve lipidin sindirimi sırasında kullanılan enzimler üzerindeki olumlu etkisinden ileri geldiğinin altı çiziliyor. Aynı araştırmada 30 gün boyunca günde 3 gram zencefil tozu tüketen şeker hastalarının kan şekeri, trigliserid, toplam kolesterol ve LDL kolesterol seviyelerinde önemli düşüşler tespit edilmiş.

Ağrılı Adet Dönemi: Zencefil tıpta “dismenore” adı verilen çok şiddetli adet dönemi ağrılarını hafifletir. Zencefilin bu faydası konusunda İslami Azad Üniversitesi (Pakistan) tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre adetten 3 gün önce zencefil kapsülü kullanmaya başlayan kadınların %83’ü adete bağlı olarak yaşadıkları ağrıların hafiflediğini belirtmiş. –

kaynak: Herşeyden önce sağlık

Bir Şamandan Sağlıklı Yaşam Reçetesi

şamanizm-tarihi[1]

Kalbinizden Nefes Alıp Verin

Nefes alıp vermek, enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından biridir. Bu alıştırmayı, gün boyunca yapabilirsiniz: Ellerinizi kalbinizin üstüne koyun ve nefes alıp verirken kalbinizin hareketini hissedin. Bu, sakinleştiricidir ve dünyaya sevgi, huzur ve uyum enerjisi yollar.

Aynaya Bakın

Mücadele gerektiren bir duruma tepki vermeden önce bir aynadaki yansımanıza bakarak duygu ayarı yapın. Hiç kimse kendini zehirli bir tarzda hareket ederken görmek istemez. Size aptalca gelebilir ama bu düşüncenin sizi durdurmasına izin vermeyin. Kendimizi fazla ciddiye almak, negatif düşüncenin nedenlerinden biridir.

İfade Edin; Yollamayın

Stres, daha sonra pişman olabileceğimiz tarzda davranmamıza yol açabilir. Sorunlu duygulara sahip olmak normaldir ve hislerinizi tanıyıp kabullenmek önemlidir. Yalnızca enerjiyi kendinize, başkalarına ve dünyaya bir “zehirli ok” gibi göndermemeye dikkat ediniz.

Sevdiğiniz Birinin Yüzünü Düşünün

Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlılara yayılır. Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlı varlıklara yayılır. Sizin için sorunlu olan duyguları tetikleyen biriyle karşılaştıysanız, sevdiğiniz birini düşünün ve size meydan okuyan kişinin siması yerine sevdiğiniz kişinin simasını koymaya çalışın. Örneğin, bir küçük yavru kedinin siması veya sevdiğiniz bir çiçeğin imgesi ile de çalışabilirsiniz.

Sözlerinize Dikkat Edin

Düşünceleriniz ve duygularınız gibi sözleriniz de içinde yaşadığımız dünyayı ve deneyimlerinizi değiştirme gücüne sahiptir. Bu, yüksek sesle başkalarına söylediğiniz sözler kadar sessizce kendinize söyledikleriniz için de geçerlidir.

Kendinize iyi bir insan olmadığınızı söylemekteyseniz bu gerçekliği tezahür ettirmeye başlarsınız. Zihninizi olumlu sözcüklerle doldurun ki hayatınız da olumlu yönde açılıp genişlesin. “Abrakadabra” kelimesi, Arami dilinde “Konuştuğum üzere yaratacağım” anlamına gelen “Abraq ad habra” cümlesidir. Çocukken, ne anlama geldiğini bilmeksizin, kim bilir ne kadar sık söylemişizdir bu cümleyi.

Başkalarında Tanrısallığı Görün

Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayınız; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde gördüğünüzde, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara vermeye yardımcı olursunuz. Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın.

Doğayla Bağlantı Kurun

Bizler doğanın birer parçasıyız. Stres durumunda olduğumuzda doğanın temel unsurlarından –toprak, hava, su ve ateş (güneşteki gibi)– beslenmemiz kesilir ve gerçekten hastalanabiliriz. Doğa, en büyük şifacıdır. Sık sık zaman yaratıp doğal dünya ile bağlantıya geçin.

Suyla İyileşin

Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken veya yağmur altında ıslanırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin.

Kendinizi Işıkla Koruyun

Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. Bazıları bunu beyaz bir enerji alanı olarak düşünmektedir; ben ise şeffaf ve mavi bir yumurtanın içinde olmak şeklinde imgeliyorum. Size uygun rengi bulmaya çalışın. Bu sizi, size doğru yollanan zararlı enerjilerden koruyacaktır.

Sevgiyle Yanıt Verin

Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir.

Sandra İngerman
Çeviren: Yasemin Tokatlı.

kaynak: oktay gürsoy

HİÇ BAKIR BARDAKTA SU İÇMENİN FAYDASINI DUYDUNUZMU .BELKİ İLK DEFA DUYANLAR OLACAKTIR KİMİNİZ İSE AAA HAYRET DİCEK.

12540950_960576817330627_5961268192665755778_n[1]

HİÇ BAKIR BARDAKTA SU İÇMENİN FAYDASINI DUYDUNUZMU .BELKİ İLK DEFA DUYANLAR OLACAKTIR KİMİNİZ İSE AAA HAYRET DİCEK.

Su içmek yararlı, bakır bardakta su içmek çok daha yararlı! İşte bakır bardakta su içmenin faydaları…

Hindistan’da yüzyıllardır kabul edilen ve Vedik kültürünü esas alan bir doğal şifa yöntemi vardır. Bu yönteme ayurveda ismi verilir. Ayurveda bir yaşam tarzıdır ve içinde bilincimizi yükselten, genel sağlık halimize olumlu özellikler kazandıran, yaşlanmayı geciktiren, aromaterapi barındıran bir sistemdir.

Ayurveda sistemine göre temel sıvı kaynağımız olan su, bakır bardakta içilirse, çok şifalı olduğuna inanılır. Eğer direkt olarak bakır kaptan su içmek istemiyorsanız, 8 saat bakır kabın içinde beklettiğiniz suyu, cam bardaklara dökere de içebilirsiniz. Ayrıca kullandığınız bakırın kalaylanmış ve steril olmasına dikkat edin.

İşte bakır bardakta su içmenin faydaları…

Bakır oligodinamik yapısıyla, bakterileri öldürebilme özelliğine sahiptir. Suyu arındırıp temizler ve sterilize hale getirir. Bakır kaplar, bazı ülkelerde suyu sterilize etmek amacıyla da kullanılır.

bakır bardakBeynimiz, verileri ileten sinir taşıyıcıları ile görevini yerine getirir. Bu iletkenler miyelin adı verilen ve beyindeki nöron akışını hızlandıran bir maddeyle kaplıdır. Bakır, bu akışları hızlandırmaya yardımcı olarak beynimizdeki veri alışverişini hızlandırır ve etkili düşünmemizi sağlar.

Vücuttaki bakır seviyesinin eksikliği tiroid bezlerinin düzenli çalışmasını engeller ancak bakır, tiroid bezinin fonksiyonlarını yerine getirmesi için ihtiyaç duyduğu önemli minerallere sahiptir. Bunu da bakır bardakta içtiğimiz suyla elde edebiliriz. Bakır bardaktan su içildiği zaman vücuttaki olası mineral eksikliği önemli ölçülerde giderilir ve salgı bezinin fonksiyonları düzenli bir hale gelir.

Aynı zamanda ayurvedik düşünce ve sağlık sistemine göre bakır kapların suya pozitif elektrik yükleme özelliği vardır ve bu pozitif elektrik vücudun sinirsel anlamda dengelenmesini sağlar ve hayata daha pozitif bakmamızı sağlar. Bakırın özelliğini alan su, içildiğinde kireçlenme ve romatizma gibi eklem ağrılarını hafifletme özelliği de bulunur.

Melanin vücudu koruyup ciltteki yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar, akne ve kızarıklıkların önüne geçer. Melanin üretimi açısından oldukça etkili olan bakır, bu maddenin oluşmasını sağlar. İçtiğiniz suya temas ettiği için, bakırın doğrudan bu özelliğinden de faydalanabilirsiniz.

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Daha Hızlı Yaşlandıran 6 Alışkanlık

yaşlılık[1]

Stres ve depresyona maruz kalmak olduğunuzdan daha erken yaşlanmanıza sebep olabilir. Bunun için, negatif hislerinizi kontrol etmeyi ve kendi sağlığınızı korumak için öncelikleri belirlemeyi öğrenmelisiniz.

Zamanın geçmesine ve yaşlanmaya ne yazık ki engel olamıyoruz, fakat bunun sizi ne kadar etkilediği günlük alışkanlıklarınızla da bağlantılı. Bazı insanlar pahalı krem kullanmayı, yaşlandırmayı geciktirici ve kırışıklıkları önleyici tedaviler uygulamayı seçiyor, peki ya size yaşlanmayı geciktirmenin daha kolay yöntemleri olduğunu söylesek?

Bugünkü yazımızda size daha hızlı yaşlanmanıza sebep olacak 6 günlük alışkanlıktan bahsedeceğiz. Hazır mısınız?

1. Beslenmeniz Ne Durumda?

hamburger

Tabii ki de bazen yemek yapmaya zamanınızın olmadığı doğrudur. Belki iş yüzünden, belki günlük sorumluluklarınız yüzünden ya da belki de günün temposu ve karmaşası yüzünden hızlıca elinize bir şeyler alıp karnınızı doyurmak zorunda kalıyorsunuz. Günümüzde insanların çoğu belki de bu sebepten dolayı önceden pişirilmiş, dondurulmuş veya mikrodalgada ısıtıldığında hemen hazır hale gelecek yiyecekleri yemeyi tercih ediyor.

Başka yaygın bir durum ise, genellikle stres ile alakalı, yemeklerimizi tatlandırıcılarla, yağlarla, tuzla, etle, işlenmiş unla veya şekerle süslüyoruz. Bu maddeler tabii ki de tatmin edici, fakat aynı zamanda enflamasyona, kilo alımına ve kötü kolesterol seviyesinin yükselmesine yol açıyorlar.

Bütün anlattıklarımız günümüz dünyasında çok fazla görülen durumlar, fakat bu şekilde nasıl kötü ve zayıf bir beslenmenin sağlık problemlerine ve erken yaşlanmaya yol açabileceğini görüyoruz. Vücuttaki toksinler metabolizmanızı değiştirebilir; sıvı birikimi vücudunuzun kendi kendine düzgün bir şekilde detoks yapamaması demektir; bunlar da mat, yıpranmış ve sağlıksız bir cilde sahip olmamıza sebep olur. Yani daha çabuk yaşlanırız.

Peki o zaman çözüm nedir? Güzelliğinize güzellik katacak sağlıklı beslenme alışkanlıkları için sizi bilgilendirmek istiyoruz. Bu sağlıklı yiyeceklerdeki antioksidanlar vücudunuzun serbest radikallerden korunmasına yardımcı olacak ve zaman ile savaşacak. Portakal, limon, ananas ve çilekten oluşan doğal meyve suları içmeye çalışır. Her gün zengin, çeşitli ve bol malzemeli salatalar hazırlayın, içine sebzeler, yağsız et, balık ve kuru yemişler ekleyin… Tuza ve şekere de elveda demek mecburiyetindesiniz. Aynada farkı ancak bu şekilde göreceksiniz!

2. Güneşte Dikkatli Olun

güneş

Eminiz ki hepiniz güneşi çok seviyorsunuz, özellikle de yaz aylarında. Fakat güneşe maruz kalırken aynı zamanda belirli zaman aralıklarında dikkatli olmak cildinize zarar vermemek açısından, yeterli miktarda güneşe çıkmanız da D vitamini alımınız için çok önemli.

  • Güneş ışığına maruz kalmak yaşlanma sürecini hızlandırır ve güneş koruyucu kullanmadan sürekli olarak güneşe maruz kalmanız da cilt sağlığınızın baş düşmanıdır.
  • Günlük cilt bakımınıza herhangi bir çeşit güneş koruyucusunu eklemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Piyasada son dönemlerde makyaj ürünlerinin veya losyonların içine güneş koruyucusu konarak oluşturulan harika ürünler var. Bir çok seçenek arasından ihtiyacınız olan korunma yöntemini seçebilirsiniz.

3. Stres ve Negatif Duygular

gözyaşı

Uzun bir dönemde ve sürekli olarak acı çekmek kesinlikle yaşlanmanızı hızlandırır. Bu kulağa abartı gibi geliyor olabilir, fakat farkında olmanız gereken çok gerçek bir durumdur:

  • Uzun süreli stres, her gün olmaya başladığında kronik bir hale dönüşür ve bütün hayat standardınızı etkileyerek düşüşe yol açar. Zaman geçtikçe basit şeylerden zevk almak imkansız bir hale gelir, sevdiklerinizle vakit geçirmekten bile hoşlanmaz olursunuz veya gerçekten mutlu olabileceğiniz bir durumda mutluluğu hissedemezsiniz.
  • Eğer mutsuzluğunuz ve acınızla başa çıkmakta zorluk yaşarsanız, sağlığınız bundan zarar görecektir. Depresyon her zaman fiziksel problemlerle birlikte gelir, örneğin; migren, sindirim bozuklukları ve kas – iskelet ağrıları. Fiziksel ve duygusal acının bu birleşimi, sizin yaşlanmanızı karşı konulamaz bir şekilde hızlandıracaktır.
  • Stres seviyenizi kontrol altında tutmayı öğrenmeyi deneyin. Kendinize öncelikler koyarak, umutlarınız, hayalleriniz ve heyecanlandırıcı projeleri ön plana alarak, sakin ve barışçıl bir hayat sürerek pozitif duygularınızı körükleyin. Eğer bu tip şeyleri ön plana çıkartarak hayat kalitenizi yükseltirseniz, içinizdeki dengenin dış güzelliğinize de yansıdığını göreceksiniz.

4. Her Zaman Cildinizi Nemli Tutmaya Özen Gösterin

su

Gün boyunca kaç bardak su içiyorsunuz? Nem dengesini korumak vücut ve cilt sağlığı için çok önemli, tabii ki genel sağlık durumunuz için de. Su sayesinde vücudunuz en iyi durumunda fonksiyonunu sürdürür, erken yaşlanmaya ve enflamasyona sebep olabilecek toksinlerden ve zararlı maddelerden kendini arındırır.

Su çok önemli olduğu için, günde 6-8 bardak arası su tüketmelisiniz. Eğer tadını sevmiyorsanız, birazcık limon suyu ekleyin. Çok lezzetli olacaktır!

5. Monotonluktan Bunaldınız mı? Rutininizi Değiştirin!

gözlükKolay olmadığını biliyoruz. Hepimizin günlük yapması gereken zorunlulukları var, fakat günlük rutininizi değiştirmek monotonluğun yol açtığı bunalmışlıktan kurtulmak için vazgeçilmez bir seçenek. Öğrenmeyi ve gelişmeyi tetiklemeyen monotonluk vücut ve beyin aktivitelerinizin daha yavaş gerçekleşmesine yol açar.

Hayatınıza heyecanlı birkaç dokunuş katmamanız, moralinizi yerlerde hissettirebilir, motivasyonunuzu düşürebilir. Beyin genç ve sağlıklı kalmak için günlük aktivasyonlara ihtiyaç duyar. Bu yüzden, sadece kendiniz için günde 2 saat ayırın. Yürüyüşe çıkın, internet üzerinden bir kursa kayıt olun, kitap okuyun, hafif rüzgarın tadını çıkarın… ve hatta yeni maceralara yelken açabileceğiniz yeni yerlere heyecanlı geziler düzenleyin. Tecrübe, öğrenme ve zihinsel zenginleşme sizi canlı ve genç tutacaktır.

6. Peki ya Uykularınız Ne Durumda?

uyku

Sessiz ve dinlendirici bir uyku sabah dinlenmiş hissederek uyanmanızda ve canlı görünmenizde çok önemli bir role sahiptir. Yeterli uykuyu alabilmek için aşağıdaki önerileri kulak ardı etmeyin:

  • Hafif bir akşam yemeğini yatağa gitmeden en geç 2 saat önce yiyin.
  • Yatmadan 2 saat önce bilgisayarınızı ve telefonunuzu kapatın.
  • Yarım saat boyunca yürüyüş yapın.
  • Sıcak bir duş alın.
  • Melisa veya gülsuyu içeren bir çay için.
  • Düşüncelerinizi rahatlatacak ve uykuya kendiliğinden gitmenize yardımcı olacak bir kitap okuyun.

Bu basit ipuçlarını şimdiden uygulamaya başlayarak hayatınızın kalitesini yükseltin ve keyfini çıkarın. Bu ipuçlarının zamanın acımasızlığını daha nazik bir hale getirdiğini göreceksiniz.

Sadece Üç Malzemeli Güçlü Antiviral İçecek

Vücudunuz her gün virüs, bakteri ve mantarlardan kaynaklanan enfeksiyonları kapabileceği birçok faktöre ve duruma maruz kalmaktadır. Vücudunuzda bir bağışıklık sistemi vardır ki bu da mikro-organizmaların yaratabileceği sağlık problemleri konusunda yetki sahibidir.

Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, iklimdeki ani değişiklikler veya fiziksel aktivite yoksunluğu gibi durumlar, bağışıklık sistemini zayıflatarak onu mikro-organizmalardan kaynaklı hastalıklara karşı daha savunmasız kılabilir.

Belirli bazı yiyeceklerden alacağınız besleyiciler, güçlü bir bağışıklık sistemi için anahtar niteliğindedir; bu sayede vücudunuz viral hastalıklara karşı daha dirençli olacaktır. Bağışıklık sisteminin doğru beslenmeye ihtiyaç duyduğunu unutmamalısınız. Aşağıda vereceğimiz tarif, bağışıklık sisteminizin güçlü olabilmesi, ve her tür enfeksiyonla savaşabilmesi için birbirinden güçlü üç besini içeren antiviral bir içecektir.

Bu Gizli Antiviral İçecek İçin Malzemeler Nelerdir?

İnanması zor olsa da, bu gizli antiviral içecek, çok faydalı olduğu bilinen ve yaygın olarak kullanılan üç besin maddesinden yapılmaktadır: limon, zencefil ve bal.

Limon

4-limon

Limon, C vitamini içeriği ile ün salmış bir meyvedir; ancak bunun yanı sıra güçlü bir antibiyotiktir ve beyaz kan hücrelerini aktive etme özelliği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu meyve, özellikle solunum yolu ile ilgili yüksek miktarda virüs ve bakteri ile savaşta etkili olan, antibiyotik ve antiviral özelliklere sahiptir.

Zencefil

Zencefil kökü, anti-enflamatuar oluşu ve mukolitik eylemlerinden kaynaklı tıbbi özellikleri sayesinde gitgide daha popüler hale gelmektedir. Bu faydalarına ilaveten zencefil, yüksek miktarda antioksidan içermektedir. Bu bitki, vücudun bağışıklık sistemini uyarmaya yardım edicidir ve soğuk algınlığı, grip, öksürük veya astım gibi birçok hastalığa sebep olan virüs ve bakteri ile savaşta oldukça etkilidir. Mukolitik eylemi, mukus salgısını teşvik edicidir, böylelikle öksürük ve boğaz ağrısı gibi semptomların iyileştirilmesi açısından harikadır.

Tıp dilinde ayrıca, anti-bakteriyel, anti-fungal, anti-toksin, anti-histamin ve anti-enflamatuar özellikleri ile bilinmektedir.

Arı Balı

bal

Yakın zamanda yapılan araştırmalar arıdan elde edilen balın soğuk algınlığı ve gribe neden olan virüs ve bakterilere karşı savaşabilecek güçlü antibiyotik özelliklere sahip olduğunu göstermektedir. Bu besin ayrıca, yıllardır solunum yolu ve viral rahatsızlıkların tedavisinde de kullanılagelmiştir.

Yine aynı araştırmalar, balın balgam sökücü özelliği olduğunu vurgularlar; bu özellik de balı, zayıf bağışıklık sistemi sebebiyle karşılaşılan astım ve diğer solunum yolu problemleri tedavisinde kullanılması için ideal kılmaktadır.

Antiviral Limon, Zencefil ve Bal İçeceği

Bu üç içeriğin antiviral faydalarından söz ettiğimize göre şimdi sıra vücudumuzun savunma mekanizmasını arttırıcı, bu sayede de alerji veya viral enfeksiyonlar sebebiyle oluşabilecek solunum yolu problemlerini engellemeye yardımcı, bu güçlü antiviral içeceği hazırlamaya geldi.

Bu üç faydalı malzemeyi her zaman elinizin altında bulundurmanızda yarar var, çünkü bunlar her an karşılaşabileceğiniz soğuk algınlığı, grip ve çeşitli solunum yolu alerjilerine karşı oldukça etkilidirler.

Malzemeler

  • İki büyük limon (soyulmamış),
  • Yarım zencefil kökü,
  • 200 ml organik arı balı (8 yemek kaşığı).

Hazırlanışı

  • Öncelikle limonları su ve sirke solüsyonu ile güzelce yıkayın ve muhtemel tüm böcek ilacı kalıntılarından kurtulmalarını sağlayın. Limon, kabuğu ile birlikte kullanılmalıdır çünkü C vitamini içeriğinin yanı sıra diğer tüm besleyici içeriklerinin büyük kısmı kabuğunda bulunmuştur.
  • Zencefil kökünü güzelce yıkayın, küçük parçalara ayırın ve böldüğünüz limonlarla birlikte karıştırıcıya atın. Son olarak, tavsiye edilen miktarda balı da ilave edin ve tüm malzemeler tamamen karışıncaya kadar karıştırmaya devam edin.
  • Hazır olduğunda karışımı cam bir kavanoza koyun ve ağzını kapatarak buzdolabında muhafaza edin.
  • Eğer karışım buzdolabında uzun süre beklerse bal kristalleşmeye başlayacaktır. Bu durumda benmari yöntemi ile eritmek, ziyan olmasını engellemek açısından iyi bir fikir olacaktır.

Tüketimi:

13 yaş ve üzeri bireyler için, bu karışımdan her gün bir yemek kaşığı tüketmek idealdir. Çocuklar sadece günde bir çay kaşığı tüketmelidirler. Dilerseniz karışımı sıcak suda, çay içerisinde veya diğer herhangi bir sıcak içecekte çözerek de tüketebilirsiniz.