Archive | 28 Şubat 2016

Dik Durmak Çok Ama Çok Ama Çok Önemli

postur1[1]

 

Son zamanlar dik durmak konusun da kendimi çok kınıyorum.Sürekli kendimi eğilip büzülmüş yakalıyorum.Dik durmanın önemini biliyoruz ama bu konu da yeterli bilgiye sahipmiyiz acaba.Kendi adıma bu eksikliğimi gidermek için ve gerekli motivasyonu kazanabilmek için hemen google babaya sordum.Çeşitli kaynaklardan bu konuda ki önemli yazıları biraraya getirdim.Şu an da yastıklarla belimi destekledim.istesem de kambur duramıyorum.O derece etkili oldu diyebilirim.Okuyun bilgilenin derim.Bundan sonra hep dik duruyoruzzz!!!!

Pek çok insan dik durma, dik yürüme veya dik oturma konularından dert yanar. Bunların çoğu, bir başkası tarafından dik durmuyorsun sözü üzerine veya bir gün durup dururken fark eder. Peki dik durmak için neler yapabiliriz. Ne tür egzersizler yapmalıyız.

Başlayalım…

Aşadağıdaki görsellerde gördüğünüz hareketleri düzenli olarak yapınız. Her hareketi her gün günde 2 dakika yapmaya özen gösterin. Düzenli olarak yapılmayan egzersizler hiç bir işe yaramaz.

Peki bu hareketler ne işe yarayacak ?

Arkadaşlar bu hareketler dik durmanız için gerekli olan tüm kemik ve eklemlerin dik durmak için uygun olan pozisyona geçmesini sağlar. Düzenli olarak bu egzersizler yapılırsa dik durmak için gerekli olan herşey yapılmış sayılır.

1. DİK DURMA EGZERSİZİ
dik-durmak-1
2. DİK DURMA EGZERSİZİ
2
3. DİK DURMA EGZERSİZİ
3
4. DİK DURMA EGZERSİZİ
4

Görsellerdeki egzersizler dışında başka şeyler de yapmalısınız.

Gün içinde her yerde yapabileceğiniz bu egzersizler:

Yürürken, otururken veya ayakta sabit olarak dururken başınızın omuzunuz ile aynı hizada olmasına dikkat edin. Başın önde veya arkada olması boyunun bağlı olduğu omurganın sırt kısmındada eğilmeye sebep olacağından tedavisi zor bir eğrilik problemi çıkabilir.
Omuzlarınızı bir doğru boyunca hizadaymış gibi tutmaya özen gösterin. Öne doğru eğilmiş omuzlar eğri görünmenize sebep olacağı gibi daralan omuz uzunluğu daha estetik dışı bir görünüşe sebep olacaktır.
Göbeğinizi ve göğsünüzü yukarı doğru çekmeye çalışın. Bunu sık sık yapın ki o bölgedeki kaslarınız gelişsin, yeteri kadar düzenli yapıldığında bölgedeki kaslar artık siz onları dik durmaya uğraşmasanız bile dik durmaları için gerekli desteği sağlayacaktır.
Esneme hareketi yapın. Uygun olduğunuzda sık sık esneme hareketi yaparak sırt kaslarınızın kasılmasını sağlayın. Esneme hareketini ellerinizi havada birleştirerek hafif gerye doğru gerinme şeklinde yapın. Bu hareket çok önemlidir. Zira dik durmanız o bölgedeki kemiklerinizin dizilişine bağlıdır. O bölgedeki kasların güçlü olması kemiklerinizin bir hizada durmasını sağlayacaktır.
Evde başınıza kitap koyarak yürümeye çalışın. Öncelikle sabit dururken kitabı başınıza, düşmeyecek şekilde koyun. Kitabı düşürmeden yürümeye çalışın. Kitap ilk başlarda yavaş hareket edeceğinizden ötürü düşmeyecektir. Tamam ben bunu beceriyorum diye hemen bırakmayın. Daha hızlı yürümeye çalışın, gittikçe hızınızı arttırın.

DİK DURMANIN ÖNEMİ
70024
Boyu uzun gösterir. Kambur durulduğunda sırt yuvarlanır, omuzlar içe döner, kişi olduğundan daha kısa gözükür.

Kendine güvenin ifadesidir. Kendine güvenen kişiler kendilerini saklamak istemezler. Kambur duruş saklanmak ihtiyacını düşündürür.

Dik durmak doğal görünmektir. Zaten dik duruş doğamızda vardır ama kötü alışkanlıklar nedeni ile kaybedilir.

Güzellik kriterlerindendir. Göğüsleri ve kalçaları da dikleştirir. Kambur duruşta çene öne gider. Göğüsler sarkar, göbeğe yaklaşır. Karın bombeleşir.

Kasları ahenkli çalıştırır. Dik duruşun bozulması kas dengesinin bozukluğunu gösterir.

Dik duruş kişiye özel parmak izi gibidir; herkeste farklıdır.

Eklemlerin uzun ömürlü olmasında etkilidir. Düzgün duruş sırasında dengeli çalışan kaslar, eklemlere dengeli yük dağılımını sağlar. Eklemlerin yıpranmasını önler.

Solunum ve dolaşımın normale dönmesini sağlar.

Normal dik duruş, omurganın doğal eğriliklerini korur. Dik durmak çubuk gibi dümdüz durmak değildir.

Dik durmak insana disiplin kazandırır. İş yapma hevesini arttırır. Omuzları çökmüş bir insanlar dik duran bir insanın çalışma şevki aynı değildir. Dik duruş da disiplinli çalışmanın sonucudur. “Dik durmalıyım” demekle elde edilemez, çalışmakla elde edilir.

Dik durmak, çene, boyun, sırt ve bel eklemlerind aşınma sonucu oluşabilecek ağrıların önüne geçer. Karın kaslarını güçlendirir. Bel fıtığı oluşması riskini azaltır.

Kynk;
İnternethaber

Gıdım Gülşahın bloğundan alnmıştır

Ya soruna odaklanın ve çamurda debelenin…

IMG_0418

Bir olay başımıza geldiğimizde ağlamak, sızlanmak, ah vah etmek, kurban psikolojisini oynamak (başkası yüzünden bunlar başıma geldi) inanın bana en kolayıdır ve çok güzel bir kaçış yoludur. Tüm yapman gereken bütün gün halinden şikayet etmek ve herkese ne kadar haklı olduğunu ispatlamaya çalışmaktır.

Halbuki bizler bu hayata büyümeye ve öğrenmeye geldik.

Yani bir olay başımıza geldiğinde ah vah edeceğimize iki türlü hareket etmeliyiz.

1.Bu olaydan nasıl bir ders çıkarmam lazım? Bu olay bana ne öğretmek istiyor?  Hangi duygularımı serbest bırakmalıyım?

Zaten bunu yapmazsak olaylar büyüye büyüye tekrarlanmaya devam edecektir.

2)Bundan sonra ne yapmalıyım???

Her zaman çözüme odaklanmamız gerekiyor. Genelde yaptığımız şey soruna odaklanıp kendimizi iyice kilitlemek şeklinde oluyor halbuki bizler çözüme odaklanıp, başımıza gelen her olayı çözecek güçte  ( Allah’ın yardımıyla) ve sorumluluktayız.

Hepimiz Allah’ın sevgili çocuklarıyız ve çözüme odaklanıp yola devam edersek hayatın bize sunduğu mucizeleri deneyimleme şansımız olur.

Seçim sizin?

Ya soruna odaklanın ve çamurda debelenin…

Ya çözüme odaklanın ve hayatın mucizelerini deneyimleyin.

Ben uzun bir süreden beri hayatımı çözüme odaklayarak yaşıyorum ve bunun da meyvelerini bolca topluyorum…

Size de bunu önermek boynumun borcuydu:) ödedim… Gerisi size kalmış…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Sorunlarınıza Değil Çözümlerinize Odaklanın…

IMG_0418

Bir olay başımıza geldiğimizde ağlamak, sızlanmak, ah vah etmek, kurban psikolojisini oynamak (başkası yüzünden bunlar başıma geldi) inanın bana en kolayıdır ve çok güzel bir kaçış yoludur. Ayrıca çok da kolaydır. Tüm yapman gereken bütün gün halinden şikayet etmek ve herkese ne kadar haklı olduğunu ispatlamaya çalışmaktır.

Halbuki bizler bu hayata büyümeye ve öğrenmeye geldik.

Yani bir olay başımıza geldiğinde ah vah edeceğimize iki türlü hareket etmeliyiz.

1.Bu olaydan nasıl bir ders çıkarmam lazım? Bu olay bana ne öğretmek istiyor?  Hangi duygularımı serbest bırakmalıyım?

Zaten bunu yapmazsak olaylar büyüye büyüye tekrarlanmaya devam edecektir.

2)Bundan sonra ne yapmalıyım???

Her zaman çözüme odaklanmamız gerekiyor. Genelde yaptığımız şey soruna odaklanıp kendimizi iyice kilitlemek şeklinde oluyor halbuki bizler çözüme odaklanıp, başımıza gelen her olayı çözecek güçte  ( Allah’ın yardımıyla) ve sorumluluktayız.

Hepimiz Allah’ın sevgili çocuklarıyız ve çözüme odaklanıp yola devam edersek hayatın bize sunduğu mucizeleri deneyimleme şansımız olur.

Seçim sizin?

Ya soruna odaklanın ve çamurda debelenin…

Ya çözüme odaklanın ve hayatın mucizelerini deneyimleyin.

Ben uzun bir süreden beri hayatımı çözüme odaklayarak yaşıyorum ve bunun da meyvelerini bolca topluyorum…

Size de bunu önermek boynumun borcuydu:) ödedim… Gerisi size kalmış…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

 

 

 

 

Şeker Hastalarına Lahana…

1936325_791445744333563_6214714421624947641_n[1]

BEYAZ LAHANA 1 NUMARA
[Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu]

Değerli okuyucu, size bugün öyle bir sebzeden bahsedeceğim ki, bu nimetin hikmeti saymakla bitmez. Yeter ki, onu ne zaman ve neye karşı kullanacağınızı biliniz… Bana sorsalar, “İnsan sağlığı üzerinde etkili olan en önemli üç sebzeyi önem sırasına göre sıralayınız” diye. Cevabım, birincisinden üçüncüsüne kadar hep beyaz lahana olurdu. Dördüncü ve beşinci sırayı brokoli ve kereviz alırdı. Beyaz lahana çok yönlü bir sebzedir.

Onu her araştırmaya başladığımda yepyeni bir özelliğini buluyordum. Halen de araştırdı-ğım bir sebzedir. Onun kürünü yapmaya başladıktan sonra birkaç gün içerisinde vücudunuzdaki değişikliğin farkına varabiliyorsunuz. İçeriğinde öylesine güçlü etkin maddeler ki, işte bunlardan birkaç tanesi; u-vitamini, diindolmetan, izotiyosiyanat, glucoiberin, folacin, crocetin…

Faydaları;

-Beyaz lahana kürü, yağ dokusunda birikmiş toksinleri vücuttan dışarı atar.

-Besinler üzerinden aldığımız toksinleri, vücudumuzdaki biyotransformasyon mekanizmasını harekete geçirerek dışarı atar.

-İlaçlarını aldıkları halde, kan şekerini düşürmekte zorlanan şeker hastalarının kan şekerini düşürmelerinde büyük yardımcıdır.

-Selülitleri önler ve yok eder.

-Kan dolaşımı bozukluğu şikâyetiyle sık sık karşılaşan orta ve ileri yaş grubunun imdadına yetişir.

-Kemoterapi ve radyoterapi almış hastaların tekrar direnç kazanmalarında yardımcıdır.

-Uyku apnesi çeken onlarca insan tanıdım. Bu insanlardan hâlâ teşekkür telefonları ve mailler geliyor.

-Bağırsak kanserini önleyici mükemmel bir güce sahiptir. Birinci derece akrabalarında kolon kanseri vakası olanlara yılda en az bir kez beyaz lahana kürünü yapmalarını öneririm.

-Beyaz lahana kürünün hangisini uygularsanız uygulayınız, hem antioksidan hem de hormon dengeleyici gücünden faydalanıyorsunuz demektir. Özellikle kadınların bacak ve baldır kısımlarında görülen kılcal damar çatlamalarına karşı da mükemmel bir önleyici güce sahiptir.

-Sürekli kulak çınlamanız (tinnitus) mı var? Bu şikâyete karşı da, mükemmel bir yardımcı çözüm getirecek olan yine beyaz lahanadır. Belirtilen rahatsızlıklar için hazırlama ve uygulama şekillerinin farklı olduğunu unutmayınız.

-Kan şekerini dengeliyor

-Beyaz lahana kürü öylesine koruyucu ve önleyicidir ki, birçok hastalığa karşı zırh giymiş gibi olursunuz. Şeker hastalığına yakalanma riskiniz var veya hekiminiz şekerinize dikkat ediniz uyarısı yaptı ise, kan şekerini dengeleyici ve düşürücü güce sahip beyaz lahana kürünü ihmal etmemenizi öneririm.

-Bahar yorgunluğuna karşı bulunmaz bir nimettir. Eğer bahar yorgunluğunu yaşamak istemiyorsanız, beyaz lahana kürünü ihmal etmeyiniz.

Onun 15 günlük toksin atıcı ve dolaşımı düzenleyen kürünü her yıl en az iki kez uygularım. Şu sıralar, ben de beyaz lahana kürünü uyguluyorum.

Beyaz Lahana Kürü Nasıl Yapılır?

Kan şekerini düşürücü ve kan dolaşımı düzenleyici
Bir litreden az yarım litreden fazla (yaklaşık 750-800 ml veya dört su bardağı) kaynamakta olan suda yedi-sekiz tane beyaz lahana yaprağını, parçalamadan (doğramadan, bir bütün olarak) hafif ateşte on dakika ağzı kapalı olarak haşlayınız. Haşlama esnasında kapağı açarak, tahta bir kaşık yardımıyla yaprakların tamamının suyun içerisinde kalmasına özen gösteriniz. Ilıdıktan sonra haşlanmış beyaz lahana yapraklarını süzerek ayırınız ve aç karnına veya yemeklerden bir saat sonra sadece bir buçuk su bardağı içiniz. Aç karnına içilmesi daha etkilidir.

Haşlanmış beyaz lahana yapraklarını tüketmenize gerek yoktur. Beş-altı gün uygulanacak bu kürde, beyaz lahananın her gün taze olarak hazırlanması gerekir. Bir defada her öğünden sonra bir buçuk su bardağını içmekte (tüketmekte) zorlanıyorsanız, bu taktirde gün boyu aralıklarla her defasında yarım su bardağı içerek de kürünüzü uygulayabilirsiniz.

Eğer, kan şekeriniz zaman zaman yükseliyor ve dolaşım bozukluğu şikâyetleri de yaşıyorsanız, beyaz lahana kürü mükemmel bir takviyedir. Kan şekerinizin aşırı yükselmesine ve dolaşım bozukluğuna karşı da zaman zaman bir önleyici olarak uygulaya-bilirsiniz. Şeker hastalarının yılda 3-4 kez bu kürü uygulamalarında büyük fayda vardır.

Değerli okuyucu, tekrar belirtmek isterim ki, bu kürü uyguladığınız için hekime gitmeye ya da kan şekerinizi kontrol ettirmeye gerek olmadığı düşüncesine kesinlikle kapılmayınız.

SORU – CEVAP

Soru: Tiroit fonksiyonlarım gayet normal ama 2 santimetreyi geçen nodüllerim var. Dereotu kürünü yapabilir miyim?

Cevap: Evet, yapabilirsiniz. En az 3 ay uygulanacak olan dereotu kürü, tiroid nodüllerinin de yok edilmesinde oldukça etkilidir. 3 ayda bir kez hekiminize giderek nodüllerinizi kontrol ettiriniz. Hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz.

Soru: Tiroidim hızlı çalışıyor. İlaç da kullanıyorum. Dereotu kürünü uygulayabilir miyim?

Cevap: Dereotu kürü, hızlı veya yavaş çalışan tiroid durumunda da uygulanabilir.

Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

kaynak: sağlık haberleri

ALLAH’IN YARATTIĞI MUCİZEVİ BİTKİ KANTARON

12804669_791700814308056_8137099338653962504_n[1]

Kantaron otunun esas özelliği ve faydaları:

1– Beyni sakinleştirir.
2– İştahı açar.
3– Sinirsel depresyonu önler.
4– Yara iyileştirici özelliğine sahiptir.
5– İshali keser.
6– Solucan düşürür.
7– İdrar söktürür.
8– Böbrek ve Safra kesesindeki taşların düşmesinde yardımcı olur.
9– Sindirim sistemini düzenler.
10– Kan temizleme özeliğine sahiptir.
11– Romatizmini önler.
12– Hastalık sonrası vücudun güçlenmesinde son derece yararlıdır.
13– Çocukların yatak ıslatmalarında kullanılabilir.
14– Haşlanmış suyu dezenfekten olarak kullanılır.
15– İrinli yaraların çabuk iyileşmesinde yardımcı olur.
16– Karaciğer, böbrek, mide hastalıklarında kullanılabilir.
17– Bronşitlerde, Akciğer iltihaplarına iyi gelir.
18– Soğuk algınlığında terletici etkisi ile hastaya iyi gelir.
19– Hazırlanmış tıbbî yağı, güneş ve diğer yanıklarda, kesiklerde kullanılır.
20– Safra söktürücü ve ağrı kesici etkisine sahiptir.
21– Kansere karşı MÜKEMMEL koruyucu etkiye sahiptir. Bundan başka birçok alanda kullanılır. Kantaron bitkisi doğru ve dozunda kullanıldığında yaklaşık 50 çeşitten fazla hastalığa yarar sağladığı kanıtlanmıştır.

KULLANMA ŞEKLİ

Taze kurutulmuş Kantaron otunun çiçeğini ezdikten sonra 1–1.5 litre suya bir yemek kaşığı atılır. Sonra hafif ateşte 10–15 dakika kaynatıp, gün içerisinde çay, su yerine içilir veya ezilen bitkiyi 3 katı bal ile karıştırıp sabah, öğlen ve akşam tok karına yenilir.

KULLANMA SÜRESİ

Şikayet ortadan kalktıktan sonra hemen kesilmelidir. Eğer şikayet devam ederse, 6 ay kullandıktan sonra en az 3 ay ara verilmelidir.

ZARARLARI

Uzun süre ve fazla kullanıldığında vücutta kaşıntı yapar.
Bu bitkinin sadece çiçeği değil; yaprağı ve dalı da çok faydalıdır. Herkes, hasta olmadan önce de bu bitkiyi ara–sıra çay yerine kullanmalıdır. Özelikle ruhsal gerginlik hâllerinde bu şifalı bitki çok yararlıdır.

Kantaron Otunun Faydaları Yararları

Kantaron Otu: Daha çok ılıman iklimlerde yetişen ve farklı renklerde çiçek açan bir bitki olan Kantaron Otu Bitkisi, A ve C vitaminleri ile çeşitli mineraller içerir. Sarı Kantaron ve Kırmızı Kantaron olarak ikiye ayrılır. Sarı kantaron daha çok sinirsel rahatsızlıklar için, kırmızı kantaron ise mide ve sindirim sistemi rahatsızlıkları için kullanılır.

Kantaron Otunun Faydaları:

Kantaron çayı vücuda kuvvet verir. Nekahat devresini kısaltır. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. İştah açar, hazmı kolaylaştırır ve mide ağrılarını azaltır. Ateş düşürücüdür. Astımda da faydalıdır. İshali keser. Midedeki asit fazlalığını azaltarak mide ülserine karşı faydalı olur. Damar sertliği ve akciğer hastalıklarında yararlıdır. Balgam söktürücüdür. Kantaron otu, depresyonu azaltır. Sinirsel altını ıslatmalarda, uykusuzluk, korku ve gerginlikte de faydalıdır. Adet sancılarını ve menopoz şikâyetlerini azaltır.

Kantaron Otu ve Yağı Nasıl Kullanılır?

Kantaronun çoğunlukla kökü kullanılır. Kantaronun zeytinyağında bekletilmesi ile elde edilen Kantaron Yağı da özellikle romatizma, siyatik ağrıları ile bel ve sırt ağrıları için masajla birlikte kullanılır. Kantaron yağı yanıklarda da faydalıdır. Kantaronu hamilelikte kullanmak tavsiye edilmez, ayrıca her durumda aşırı kullanımdan kaçınmalıdır.

Yara ve yanık iyileştirici, Antiseptik, kanama durdurucu, iltihap önleyici mucizevi yağ olan kantaron yağı, daha bir çok şifa özelliğini bünyesinde barındırıyor.
Hem haricen, hem de içilerek hastalıkların tedavisinde kullanılıyor.
Hücre yenileyici niteliği sebebiyle, özellikle yara ve yanıklarda oldukça etkili.

Kantaron yağı hem kantaron bitkisinin, hem de zeytinyağının şifasını bünyesinde barındırıyor. Eski çağlardan beri kullanılan kantaron yağının, mikrop öldürücü ve damar büzücü etkisi modern araştırmalarla da kanıtlanmış durumdadır.

Kantaron yağını evinizde bulundurmanız şiddetle tavsiye ediliyor. Ona en beklenmedik anda ihtiyaç duyabilirsiniz. Zaten kantaron yağını kullanıp etkisini gördüğünüzde, ondan vazgeçemeyecek, çevrenizdeki insanlara da tavsiye edeceksiniz.

KANTARON YAĞININ ŞİFA ÖZELLİKLERİ

Kantaron yağı her türlü yaralarda başarıyla kullanılmaktadır. Açık yaralar, taze yaralanmalar, kesikler, ezikler, çarpmalar sonucu oluşan morluklar vb durumlarda iyileşme sağlar.

Kantaron yağı;

*Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller
* İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur
*Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur
*Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağlar
*Aynı zamanda sürüldüğü sürece yaranın sebep olduğu ağrı ve sızıları yok eder, büyük bir rahatlama sağlar.

Yanıklarda ve haşlanmalarda da kantaron yağı bir numaralı yardımcınız olmalı. Yanıkları kısa sürede iyileştirdiği gibi, yanık anındaki acıyı dindirir. Yanığın mikrop kapmasını ve iltihap oluşumunu engeller. Güneş yanıklarında da kantaron yağından yararlanabilirsiniz. Yanık bölgelerinize sürdüğünüzde acınızın azaldığını hemen hissedeceksiniz. Yanıklarınız kısa sürede iyileşecektir.

Trafik kazaları sonucu meydana gelen iç yaralanma ve iç kanamalarda hem sürülerek, hem de dahilen içilerek kullanılır. Damar büzücü oluşu sebebiyle iç kanamaların durmasına yardımcı olur.

Hematomlarda (derideki mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ilgili bölgeye sürülüp masaj yapılır.
Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz.

Kantaron yağının bebeklerin pişiklerinde de çok etkili olduğu kanıtlanmış.

Yine bebeklerin karın ağrılarında kantaron yağı kullanıldığında ağlamaları sona erer. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağıyla, sağ avuç içi kullanılarak hafif hareketlerle masaj yapılır. Masaj yaparken bebeğinize sevginizi hissettirmeyi de sakın unutmayın.
Sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadır. Yalnız bu rahatsızlıklarda 1/10 oranında ardıç veya kekik yağı (yada her ikisi de) eklenerek kullanılır. Ağrıyan bölgeye bu yağla masaj yapılır. Kısa sürede ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Değişik bitki kürlerinin yanı sıra, bu masajla hastalığınızı tamamen tedavi etme şansına sahipsiniz.
Dahilen kullanımda kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.
Yine dahilen iç ve dış varislerin tedavisinde etkilidir. Bunu damar büzücü özelliğiyle yapar.

Mide ağrılarında ve mide ülserinin tedavisinde de dahilen kullanılır.

Yaz-kış ayaklarını ısıtamayanlar kantaron yağından yararlanmalı. Ayakları üşüyenler ayrıca bacak bacak üstüne atmamalı. Bu enerji dolaşımını kilitler ve ayakların üşümesine sebep olur.
Uyarı: dahilen kullanımlarda günde bir tatlı kaşığından fazla içilmesi uygun değildir.

Ne dersiniz, kantaron yağını evimizden eksik etmemekte haklı değil miyiz?

Hemen kantaron yağı alın ve elinizin altına bir yere koyun. Zaten onu kullandıkça, etkilerine inanamayacak ve ondan vazgeçemeyeceksiniz. Kantaron yağı 2-3 sene boyunca tazeliğini ve etki gücünü muhafaza eder. Bitkisel tedavilerin giderek revaç bulduğu dünyamızda kantaron yağının da zamanla modern tıptaki yerini alacağına, yakın bir zamanda da onun acil servislerde kullanılacağına inanılıyor.

UYARI: Hekiminizin önerdiği ilaçlar varsa, mutlaka kullanınız. Bu bitkiye karşı alerjiniz olup olmadığını öğreniniz. Burada ki tüm bitkisel kürler ancak ve ancak yetişkinler içindir. Burada okuduğunuz bilgilerin, yardımcı ve destekleyici olduğunu gözardı etmeyiniz. Hekiminize danışmadan buradaki bilgilerle kendi kendinize kesinlikle teşhis koymayınız ve uygulamayınız. Unutmayınız ki hastalık yoktur, hasta vardır. Her hastalığın seyri insandan insana değişir. Teşhisi koyacak olan ancak, bir hekimdir.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Kaynak: Sağlık Haberleri

Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar

b22127955[1]

 

Epiktetos yirmi asır önce demiştir ki:
“Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar
Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder,
Ektiğini biçer ”

“Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz,
kimseyi itham etmez,
kimseden nefret etmez,
kimseye kin tutmaz

Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz
Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından
başka bir şey olmadığını bilir”

Düşmanlarınızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarınızdan daha değerlidir Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir

AĞIR AĞIR ÖLÜR ALIŞKANLIĞININ KÖLESİ OLANLAR…

images6S2JTTLV
Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.
Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.
Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.
Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.
Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.
Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir
* Pablo Neruda

Marquez’den Yaşama Dair

fft99_mf4278495[1]

1) Seni sen olduğun için değil, senin yanında olduğum zaman, ben olduğum için seviyorum

2) Hiç kimse senin gözyaşlarını hak etmez ve onu hak eden, seni asla ağlatmayacak olandır

3) Birinin, seni senin istediğin gibi sevmemesi, onun seni tüm varlığıyla sevmediği anlamına gelmez

4) Gerçek dost, elini tuttuğunda kalbine de dokunandır

5) Birini özlemenin en kötü yolu, yan yana oturduğun halde onu hiçbir zaman elde edemeyeceğini bilmendir

6) Üzüntülü olduğun zamanlarda bile gülümsemeyi asla bırakma, biri gülümsemene âşık olabilir

7) Bu dünyada bir insan olabilirsin; ama birisi için bir dünya olabilirsin

8) Zamanını seninle geçirmekle ilgilenmeyen biriyle, zamanını harcama

9) Belki de Allah, doğru kişi ile karşılaşmadan önce yanlış insanlarla karşılaşmamızı istemiştir; böyle olunca minnettar olacağızdır

10) Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse

11) Seni kıracak insanlar her zaman olacaktır, öyleyse güvenmeye ihtiyacın var, sadece dikkatli ol

12) Daha iyi bir insan ol ve yeni bir insanla karşılaşmadan, o kişinin de senin kim olduğunu bildiğini ümit etmeden önce, kendinin kim olduğunu bildiğinden emin ol

13) Çok fazla uğraşma, en iyi şeyler ummadığın zamanlarda olur

* GABRIEL GARCÍA MÁRQUEZ

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Aç Kalmadan Kilo Vermek için Lezzetli Kahvaltılar

yeşil-sebze-suyu[1]

Eski bir atasözünün dediği gibi, kahvaltıyı kral gibi, öğle yemeğini prens gibi ve akşam yemeğini bir fakir gibi yemelisiniz. Yine de kahvaltı çoğu insanın atladığı bir öğün. Bu makalede size her biri çok sağlıklı ve eksiksiz olan üç lezzetli kahvaltı tarifi vereceğiz.  Bunlar besleyici oldukları gibi, lif içerikleri sayesinde kilo vermeye de yardımcı olurlar. Bakalım en çok hangisini beğeneceksiniz?

Yeşil smoothie

Kilo vermenin en sağlıklı ve en etkili yolu öğünleri atlamadan ve kalori alımınızı fazla azaltmadan, bol lif içeren ve doyurucu olan sağlıklı besinleri seçmektir. Bu nedenle kilo vermek isteyen, ancak bunu yaparken sabahları aç kalmak istemeyenler için çok lezzetli bir kahvaltı önerimiz var: yeşil smoothie.

Bunun adı biraz şaşırtıcı gelebilse de, bu çok lezzetlidir ve eğer uyandığınızda çok aç değilseniz bunu sabah yanınıza alıp sabah boyunca içebilirsiniz. Bunu hazırlamak için elbette bir blendıra ihtiyacınız olacak.

Malzemeler

  • Yumuşak ve taze ıspanak veya mısır
  • Yarım avokado
  • Yarım olgun muz
  • Bir bardak bitki bazlı bir içecek (tercihen pirinç veya yulaf ezmesi) veya şekersiz elma suyu
  • 1 çorba kaşığı keten tohumu
  • Limon kabuğu
  • Sabır otu nektarı, bal veya arıtılmış şeker otu ekstresi

Malzemelerin tümünü kremsi bir doku elde edene kadar blendırdan geçirin. Eğer bunun daha sıvı olmasını istiyorsanız içecekten bir miktar daha katabilirsiniz. Ayrıca mevsime ve zevkinize göre bazı malzemeleri de değiştirebilirsiniz, buna fındık, tohum, içecek veya meyve ekleyebilirsiniz.

yeşil-smoothie

Budwig kreması

Eğer tüm sabah için enerji sağlayacak eksiksiz bir kahvaltı peşindeyseniz, ünlü Budwig kremasını öneririz. Doktor Kousmine tarafından geliştirilen bu tarif vücudun sabahleyin ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlar.

Malzemeler

  • 4 çorba kaşığı İtalyan loru tarzı peynir veya doğal yoğurt
  • 2 çorba kaşığı keten tohumu yağı
  • Limon suyu
  • 2 çorba kaşığı fındık veya blendırdan geçirilmiş tohumlar (susam, ayçiçeği, çam fıstığı, ceviz, badem, vs.)
  • 1 çorba kaşığı bal veya şeker kamışı
  • 1 çorba kaşığı polen
  • 3 çorba kaşığı üzüm veya 2 adet kuru incir
  • 3 adet hurma
  • 2 çorba kaşığı çiğ ve öğütülmüş yulaf ezmesi veya geceleyin demlenmiş yulaf

Hazırlanış

Peyniri ve yoğurdu yağla birlikte çırpın ve limon suyunu ve geriye kalan malzemeleri ekleyin. Ayrıca isterseniz bu karışıma biraz taze meyve de ekleyebilirsiniz.

Eğer laktozu sindirmede güçlük yaşıyorsanız, o zaman bunların yerine 3 çorba kaşığı şekersiz fındık kremi (badem, yulaf, vs.) ekleyebilirsiniz. Bunları diyet ürünleri satan mağazalarda bulabilirsiniz.

budwig-kremi

Pazar günü kahvaltıları: Karabuğday krepleri

Hepimiz bazı istisnalar yapıp bazen canımızın istediği şeyleri yemek isteriz. Ama eğer canımızın çektiği şey aynı zamanda sağlıklıysa, bundan iki misli zevk alırız. Kara buğday unu kullanarak krep hazırlamanızı tavsiye ederiz. Bunlar Fransa’da sıkça kullanılır ve yüksek lif içeriğine sahiptir ve kolayca sindirilir. Bu tarif aynı zamanda herhangi bir gluten içermemesi nedeniyle mideniz için de idealdir.

Bu tahıl obezite, depresyon, diyabet ve kalp-damar hastalıklarıyla savaşmaya da yardımcı olur.

Malzemeler (8-12 krep için)

  • 300 g karabuğday unu
  • 1 çorba kaşığı deniz tuzu
  • 200 ml soğuk su
  • 1 adet yumurta
  • Zeytinyağı

Hazırlanış

  1. Suyu tuzla karıştırın.
  2. Yavaş yavaş unu ekleyin ve bir hamur elde edene kadar karıştırın.
  3. Yumurtayı ekleyin ve karışım içerisinde çırpın.
  4. Hamurun 1-2 saat buzdolabında beklemesine izin verin. Ardından pişirmeye hazır olacaktır.
  5. Tavaya bir miktar yağ ekleyin ve normal krep pişirir gibi her iki tarafını pişirin.

krep

Bunun sağlıklı olmasını temin etmek için krema veya şeker kullanmamanızı öneririz. Bunun yerine aşağıdaki seçeneklere göz atabilirsiniz:

Tatlı krepler

  • Saf bitter kakao, bal ve yoğurt.
  • Elma, hurma ve ceviz reçeli.
  • Hafif bir portakal, portakal kabuğu veya toz haline getirilmiş tarçın reçeli.

Lezzetli krepler

  • Yumurta, marul ve mayonez.
  • Guacamole (avokado ve domates ya da soğan içeren bir meze) ve taze peynir.
  • Roka veya füme veya marine edilmiş somon.
  • Kaynak: Sağlığa bir adım