Mate Çayının Mucizeleri Saymakla Bitmiyor

Güney Amerika’ya özgü küçük bir ağaç olan “Yerba Mate”nin yapraklarından elde edilen mate çayı kafein ve teobromin gibi uyarıcılar içermektedir. Son yıllarda bu uyarıcı etkisiyle özellikle kilo verme ve yorgunluğa karşı kullanılan mate çayı yeşil ve siyah çaya alternatif olarak gösterilmektedir

Son zamanlarda zayıflamak için bir çok yol deniyoruz. Bunlardan en sağlıklı ve en kalıcı kilo verme yöntemlerinin bitkisel yöntemler olduğunun bilincine varmaktayız. Doğada var olan bitkiler vücudumuzdaki yağları yakmada ve kolesterolü dengelemede en etkili araçlardır. Prof. Dr. Ender Saraç’a göre tamamen bitkisel bir yöntem olan Mate Çayı içerek sağlıklı bir şekilde 1 ayda 5 kilo vermek mümkün. Mate çayı vücuttaki yağları yakarak zayıflatıyor. Üstelik mate çayı kişiyi formda tutuyor ve yaşlanmayı geciktiriyor…

Mate Yaprağı & Çayının Faydaları
  • Tüm dünyada zayıflamak amacıyla oldukça fazla kullanılmaktadır.
  • Mate yaprağı zayıflatırken aynı zamanda sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmanızı sağlıyor.
  • Kaygıyı azaltır ve hafif dereceleri depresyonu tedavi edicidir.
  • Güçlü bir antioksidan kaynağıdır.
  • İdrar söktürücü etkisi vardır.
  • Zihin açıcıdır.
  • Sindirime kolaylık sağlar.
  • Vitamin bakımından oldukça zengindir.
  • Alerji oluşumuna karşı etkilidir.
  • Sinüsleri açıcı etkisi vardır.
  • Metabolizmayı çalıştırır.

Mate Çayı Hazırlamak için Gereken Malzemeler;
  • 1 tatlı kaşığı mate yaprağı
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • 2 tatlı kaşığı yeşil çay
  • 1 tatlı kaşığı funda yaprağı
  • 1 tatlı kaşığı biberiye
  • 1 litre su

Mate Çayı Nasıl Demlenir?

 

Mate Çayının Yapılışı: İlk olarak 1 litre suyu kaynatalım. Ardından ocaktan aldıktan sonra bütün malzemeleri içerisine ilave edelim. Tüm malzemeleri ekledikten sonra 15 dakika demlemeye bırakalım. Ardından karışımımızı süzelim. Arzuya göre sıcak veya soğuk olarak tüketebilirsiniz. Dilerseniz içerisine bir kaç damla limon damlatarak tatlandırabilirsiniz. Bu karışımı düzenli bir şekilde kullanırsanız 3 gün içerisinde etkilerini hissetmeye başlayabilirsiniz.

 

Uzmanlara Göre Mate Çayı Kullanımı

 

Ender Saraç tüm bitki çaylarını olduğu gibi mate çayını da kaynatarak değil demleyerek tüketmeniz gerektiğini vurguluyor. Ender Saraç’a göre mate diyetiyle 1 ayda 5 kilo verebilirsiniz. Yalnızca gün içinde 2 veya 3 bardaktan  fazla bu çaydan içilmemesini tavsiye ediyor. (1 ay boyunca her gün günlük 1-2 bardak içilmesi önerilir)
Taylan Kümeli son zamanlarda mate çayının kilo vermede oldukça fazla kullanıldığını söylemiş ve bu çayı özellikle kış mevsiminde öneriyor. Vücudumuzda ki toksinleri kolaylıkla atabilen bir çay olmakla birlikte kolaylıkla zayıflama etkisi olduğunu söylüyor. Fakat Ender Saraç’ında söylediği gibi gereğinden fazla mate çayı içmek olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yüzden tüm bitki çaylarında olduğu gibi mate çayının da dikkatli tüketilmesi gerekmektedir.

Mate Çayı Zararları Hakkında Bilmeniz Gerekenler;

 

Mate çayı kahveden daha az kafein içermesine karşın uykusuzluğa neden olabilir ya da uyku kalitesini düşürerek gün içinde daha çabuk yorulmanıza ve uykunuzu alamamanıza yol açabilir. Mate çayının aşırı tüketimi sinirleri gerer ve kaygıyı arttırabilir. Brezilya’da “Memorial Sloan-Kettering Cancer Institute” tarafından yapılan bir çalışmada uzun süre mate çayı tüketiminin gırtlak kanseri, ağız kanseri riskini arttırdığı belirlenmiştir. Onkologlar tarafından tavsiye edilen başvuru kaynakları arasında yer alan “Caring 4 Cancer” web sitesinde yer alan bir makalede aşırı sigara tüketen ve düzenli olarak mate çayı içenlerin gırlak ve safra kesesi kanseri riskinin arttığı berlirtilmektedir.

 

Az miktarda mate çayı bağırsakları çalıştırır ancak aşırı tüketilmesi, kahve gibi kabızlığa yol açabilir. Bazı kişilerde mide bulantısına, kusma ve baş dönmesine neden olabililir. Geçici olan kan basıncını yükseltip ve kalp çarpıntısına neden olabilir. Hamilelikte ve emzirme döneminde mate çayı tüketilmesi tavsiye edilmez ve düzenli olarak ilaç kullananların mate çayı içmeye başlamadan önce yan etkileri hakkında bilgi almak için doktora danışmaları gerekmektedir
kaynak: sağlık haberleri
Not: Arjantinde herkes bundan içiyor şimdi ben de içiyorum:))) Aldım tüm malzemeleri

Kötü mevsim yoktur, doğa güzelliğini hep sunar: Kolyada

Kolyada Kolyada
Noel arifesine doğru yürü
Kolyada Kolyada
Penceremize o kek bırakacak
Kolyada Kolyada
Bu kutsal gecede bize duaya gel
Kolyada Kolyada
Gel ve Noel gününü bize getir”

Kolyada Günü için yapılan bir şarkıda böyle çağırıyor halk Kolyada’yı. Onun için bestelenen “Shchedryk” adlı bu güne özgü bir başka şarkıda da benzer istekler ve umutlar sıralanıyor. Kadınlar ve erkekler kutlamada doğayla kucaklaşıyorlar ve güzel günleri diliyorlar.

 

Kökeni Antik Çağ’a dayanan bu dini ritüel, Slav ülkelerinde kutlanan bir kış festivali aslında. Günleri ülkeden ülkeye farklılık gösteren bir Noel geleneği olan Kolyada, ocak ayında kutlanıyor fakat bazen tarihler farklılık gösterebiliyor. Genel olarak Antik Çağdan kalma bir tarih olarak 7 Ocak tercih ediliyor. Zira Gregorian Takvimine göre hareket ediliyor. Ortodoks inancının bir parçası gibi olan bu ritüelde, pagan inancından izler yer almakta. Her ne kadar Kolyada yani Noel Tanrısı bir erkek olsa da temsili bir doğa ananın bulunması, kadınların ritüelin pek çok anında belirgin bir şekilde yer alması ve kutlamanın doğa ile iç içe yaşanması, Pagan kültürünü anımsatmakta.

Kolyada 1
Vasily Fedosenko, Belarus, Ocak 2016

Antik döneme tarihlendirilen Kolyada’nın, mitolojik bir yanı da var aynı zamanda. Buna göre Tanrı Kolyada –ya da başka bir kaynakta yer alan, büyük ihtimalle daha doğru olan söylenişiyle Noel Baba– 8 bin 500 yıl önce doğdu, doktrinlerinin olduğu bir kitabı da vardı. İnsanların güzellikleri beklediği Kolyada için yapılan kutlamalar ise bugüne kadar sürdü. Elbette ki farklılaşma yaşadı. Fakat beklenen, umut edilen şeyler pek değişmedi. İnsanlar Kolyada’dan, doğayla el ele vererek güzellik istedi. Yüzyıllardan beri süren bu kış festivali, ülkeler arasında farklılık gösterse de bazı ortak ritüelleri içinde barındırıyor. Bugünün içinde insanlar, geleneksel kıyafetler giyer, havanın soğukluğunu yumuşatmak için birbirlerine yöresel ve sıcak içecekler ikram ederler, o güne özel şarkıları dillendirip bölgeye özgü oyunlar oynarlar. Hatta Ortadoğu’nun, Newroz’unda olduğu gibi ateşler yakarlar.

Kolyada 2
Vasily Fedosenko, Belarus, Ocak 2016

Kimi kaynakların Ortodoks Noel’i adını verdiği Kolyada’nın St. Petersburg’daki kutlaması, geniş bir katılımla gerçekleşti. İnsanlar geleneksel kıyafetleriyle oyunlar oynadılar, evleri dolaştılar, bir alanda toplanıp kutlamanın tüm ritüellerini yerine getirdiler. Kutlamada, evlerden çok doğa tercih edildiği için gün içinde hayvanlarla sık sık bir araya geldiler.

Kolyada 3
Vasily Fedosenko, Belarus, Ocak 2016

Kolyada, Belarus’ta ise ülkenin başkenti olan Minsk’in kuzeyinde bir köyde yapıldı. Tabii burayla sınırlı değildi, Skirmantava’da da Pagan izler taşıyan bu kış festivali gerçekleşti. Burada da benzer ritüeller yerine getirildi. Fakat en dikkat çekici olanı Belaruslu kadınların Minsk’teki bir köyde, ağacın etrafında gerçekleştirdikleri ritüel oldu. Bu anlamda Pagan inancının etkisinin varlığını koruduğunu söylemek mümkün. Çünkü kadınlar burada gelecek günlerin güzelleşmesini ağacın ruhunu da içine kattıkları bir ritüelle istedi. Aynı şekilde Belarus’ta, Kolyada boyunca önemli bir yere sahip olan bir doğa ana vardı. Bu kadın, köylülerce saygı görmekteydi. Ukrayna, Kiev’de gerçekleşen Kolyada da ise yine kadınların öncülüğü söz konusu oldu. Geleneksel kıyafetler içinde antik döneme ait sembollerle gerçekleştirilen kutlamada, bir kez daha dört duvardan uzaklaşıldı.

Kolyada 4
Dmitry Lovetsky, Rusya, Ocak 2016

Slav ülkelerinde, soğuğun en sert olduğu zamanlarda gerçekleşen Kolyada, Antik Dönemden bugüne değen sıcacık bir gelenek. İnsanların doğayla kucaklaştığı ve bu kucaklaşmadan güzellikler dilediği bir gün. Kadınların ritüel anında öncü olması ise kadın ve doğa ilişkisinin, toplumların eskiden bu yana gücünü bildiği bir ilişki olduğunu göstermekte.

Kolyada 5
Sergei Chuzavkov, Ukrayna, Ocak 2016
Kolyada 6
Vasily Fedosenko, Belarus, Ocak 2016

Kaynak: Herbert H. Wernecke, Christmas Customs Around the World, The Westminster Press, USA, 1979.

Kolyada 1

kaynak: gaiadergi

Yıldızlara Bakınca Aslında Ne Kadar Küçük Ve Anlamsızız…

12662676_1521960354773678_8014053342565910786_n[1]

Sevgilisi Olmayan İnsanların Sevgilisi Olan İnsanlardan Daha Şanslı Olduğunun 15 Kanıtı

Malum 14 Şubat Sevgililer Günü sebebiyle bu aralar etrafımız kalpler, çiçekler, böceklerle dolu. Üstünde seni seviyorum yazan kalpli yastıklar, masum masum bakan oyuncak ayılar, kalpli balonlar, kalpli çiçekler, kalpli her şey. Sevgilisi olmayanlar olarak azap dolu günler geçiriyoruz ama artık yeter. Sesimizi çıkarmaya başlıyoruz. Şanslı olan biziz!

1. Tek bir kişiye bağlı kalmak zorunda değilsiniz.

Tek bir kişiye bağlı kalmak zorunda değilsiniz.

Dünyada bu kadar çok güzel/yakışıklı insan varken neden tek bir tanesinde ısrarcı olalım ki?
2. Kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz.

Kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz.

Neredeydin, eve kaçta geldin, orada ne işin vardı gibi soruları hiç duymazsınız.

3. Kendinize daha çok zaman ayırabilirsiniz.

Kendinize daha çok zaman ayırabilirsiniz.

Spor, dans, sinema, tiyatro, kişisel bakım… Hepsi için fazlasıyla zamanınız vardır.

4. Özel günlerde hediye almak zorunda kalmazsınız.

Özel günlerde hediye almak zorunda kalmazsınız.

.Tamam hediye almak da vermek de güzeldir ama sevgililer günü, tanışma günü, doğum günü, ilk el ele tutuşma günü o.O saymakla bitmiyor. Sevgiliniz yoksa paranız da cebinizde kalır.

5. Etrafınızda, size sürekli trip atan birisi yoktur.

Etrafınızda, size sürekli trip atan birisi yoktur.

O kız kim aşkım?? Bu çocuk sana neden mesaj atıyor sevgilim? O arayan kimdi aşkitoşum? İnanın bu cümleleri duymamak dünya üzerindeki en büyük hazinelerden biri.

6. Kıyafetlerinize karışan kimse yoktur.

Kıyafetlerinize karışan kimse yoktur.

O eteği giyemezsin, o pantolonun üstüne o kazak olmuş mu hiç gibi yargılamalar sizden uzaktır. Dilediğiniz yerde dilediğiniz kıyafeti giyebilirsiniz.

7. Arkadaşlarınızla istediğiniz kadar takılabilirsiniz.

Arkadaşlarınızla istediğiniz kadar takılabilirsiniz.

Dünyanın kuralıdır: sevgiliniz olduğu zaman ne yazık ki arkadaşlarınıza zaman ayıramazsınız ama bizim öyle dertlerimiz yok. Tüm konserler, tüm partiler, tüm tatiller bizi ve arkadaşlarımızı bekliyor.

8. Ayrılık acısı gibi dertleriniz yoktur.

Ayrılık acısı gibi dertleriniz yoktur.

Evde salya sümük ağlayıp “beni neden sevmedi” diye isyan etmenize gerek kalmaz. Ayrılık acısı yüzünden kendinizi yemeklere, çikolatalara vermezsiniz böylece formunuzu da korursunuz.

9. İstediğiniz kadar bilgisayar oyunu oynayabilirsiniz.

İstediğiniz kadar bilgisayar oyunu oynayabilirsiniz.

Etrafınızda “kalk artık o bilgisayarın başından, yüzünü göremiyorum” diyen kimse yoktur. Önünüzde rahatça atlayabileceğiniz bir sürü level var!

10. Telefonunuzun şarjı bittiğinde telaşlanmanıza gerek yoktur.

Telefonunuzun şarjı bittiğinde telaşlanmanıza gerek yoktur.

“Amaan eve gidince takarım ne olacak” demenin rahatlığını sonsuz bir şekilde yaşarsınız. Size “o telefon neden kapalıydı???” diye trip atacak kimse yok.

11. Zorla romantik komedi filmleri izlemek zorunda kalmazsınız.

Zorla romantik komedi filmleri izlemek zorunda kalmazsınız.

Erkeklerin korkulu rüyası; kadınların göz bebeği romantik komediler. Sırf sevgiliniz ısrar etti diye kaç kere romantik komedi izlemek zorunda kaldınız beyler?

12. Halı saha maçından gelen erkek kokusunu duymak zorunda kalmazsınız.

Halı saha maçından gelen erkek kokusunu duymak zorunda kalmazsınız.

Erkeklerin büyük bir zevkle yaptığı halı saha maçları bizim için adeta bir kabus. Hele o kramponlardan süzülen ayak kokusu!

13. Kimseye sosyal medya hesaplarınızın şifresini vermek zorunda değilsiniz.

Kimseye sosyal medya hesaplarınızın şifresini vermek zorunda değilsiniz.

Sevgiliye verilen şifreler yüzünden en yakın arkadaşıyla bile rahat rahat konuşamıyor insanlar. Neyse ki bizim öyle dertlerimiz yok.

14. Kıskançlık krizleri yaşamazsınız.

Kıskançlık krizleri yaşamazsınız.

İnsanın ruhunu daraltan, yaşama isteği bırakmayan o kıskançlık krizlerinin hiçbirinin sizin hayatınızda yeri yoktur.

15. Telefonu açmadığında telaşlanmazsınız.

Telefonu açmadığında telaşlanmazsınız.

 

Saatlerce telefonu açmadığında “acaba kaza mı geçirdi, acaba başına bir şey mi geldi” diye düşünmek zorunda kalmazsınız. Mesajlarınıza geç cevap verdiğinde ne yaptığını merak etmezsiniz.
Kaynak: onedio

Bilinçaltımızın 11 özelliği

bilinçaltı-nedir[1]

1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar… Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kaydedilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anlam yüklenir ve bu anlama göre kişinin tepki vermesi sağlanır.

2- İlişkilendirmeler, genellemeler yapar. Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır. Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir. Bir başka örnek: bahar aylarında acı bir kayıp yaşayan kişinin bilinçaltı bu acı ile baharı birbirine bağlayarak kişiye yıllarca süren bir döngüsel depresyon yaşatabilir. Çoğu zaman insanlar yıllar önce olan o olayı unutmuş olsalar bile bilinçaltı unutmaz.

3- Tüm anıları organize eder. Bunun için de zaman çizgisini kullanır. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar. Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir. Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder.

4- Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz. Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir.

5- Bastırılmış anıları çözüm için sunar. Bir davranışın neden yapıldığını açıklamak ve “sahibini” korumak için bunu yapar. Ama sunduğu anının, o davranışla ilgili olması gerekmez. Sadece mantığınıza yatması ve o duygusal tepki için “sahibine” hak vermeniz yeterlidir.

6- Bedeni işletir. Bunun için detaylı bir planı vardır: Vücudun şimdiki halinin ve mükemmel sağlığın planına sahiptir. Bu nedenle bilinçaltının yarattığı psikosomatik rahatsızlıkları yine bilinçaltının yardımıyla gidermek mümkündür. Bazen bunu kendisi de yapar. Örneğin sınav kaygısı yüksek bir öğrencinin bilinçaltı kaygıyı yaratan sınavdan sahibini korumak için bağırsak sistemini bozabilir, o geceyi acilde baygın geçirtebilir, elleri ayakları, sanki sinir ucu iltihaplanması varmış gibi tutmaz olabilir vs. Ve sınav saati gelip geçtiğinde sahibini tekrar eski haline getirebilir. Aynı zamanda Yüksek Benliğin işleyişini kontrol eder.

7- Bedeni korur. Bedenin bütünlüğünü korur. Hücre düzeyinden sistemlere, sistemlerin uyumlu çalışmasına kadar bütün bedenin işleyişini bir an bile bırakmaksızın kontrol eder. Siz nefes almayı unutabilirsiniz ama o unutmaz.

8- Duyguların hâkimidir. Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır. Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez. Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir.

9- Son derece ahlaklıdır. Size öğretilen ve içinde yetiştirildiğiniz ahlaksal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır. Tersi davranışlarda yaşanan suçluluk duygusu bazen bir ömür boyu sürer. Bu kez de bilinçaltı kişiyi cezalandıracak bir hastalık veya bir mahrumiyet yaratabilir.

10- Hizmet etmekten hoşlanır, gerçekleştirmek için net ifadelere ihtiyaç duyar. Bilinçaltı sahibi ne isterse sahibine onu verir. Yalnız bilinçaltı çok istediğimiz veya hiç istemediğimiz şeylere, yani iyi konsantre olduğumuz şeylere ulaşmamızı çabuklaştırır. Bundan dolayı Hipnozda kişi hep olumlu olana, istenen duruma yönlendirilir.

11- İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir