Archive | 11 Şubat 2016

40’lardan itibaren bırakmanız gereken 10 şey”

s-f1ccda949a3e0fec60d3a2b7206eea90e66a2299[1]

 

Hayat çok kısa. Ya da çok uzun. Nereden baktığınıza bağlı.
Ama logaritmik bir ilerleyişi olduğu kesin.
Yani yaşamın çocukluk-gençlik döneminde yılların araları çok çok uzun ama yaşlandıkça feci kısalıyor. 6 yaşla 10 yaş arasında neredeyse asırlar varken, 35 ile 39 arası bir göz kırpmalık mesafe sanki.
O yüzden de ilerleyen yaşlarda hayat daha kıymetli geliyor hepimize. Acayip uçucu olduğu için.
Yabancı bir internet sitesinde “40’lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey” konulu bir yazı görünce, ilgilendim haliyle. Ve sizlerle de paylaşmak istedim.

1… Eski eşinizden ya da sevgilinizden nefret etmeyi bırakın.
Nefret insanı sinsi sinsi kemiren bir duygudur. Son günlerin moda deyimiyle “affetmeyi öğrenin”. Affedemiyorsanız, en azından “kayıtsız kalın”.

2… Dedikoduyu ve başkaları hakkında kötü konuşmayı bırakın.
Artık lisede değilsiniz. Dedikodu sizin için enerji ve zaman kaybından başka bir şey değil.

3… Minnet duymama huyunuzu bırakın.
Size iyi davrananları değil, kötü davrananları önemseme ve sürekli bunları gündemde tutma huyunuzu bir tarafa bırakın. Kızınızın ya da oğlunuzun doğum gününe, nişanına, nikahına kimlerin gelmediğine değil, kimlerin “geldiğine” odaklanın. Size kazık atanları değil, hoşluk yapanları “parlatın”.

4… “Ümitsiz vaka” arkadaşları bırakın.
Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, 40 yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın.

5… Karmaşayı bir tarafa bırakın.
İnsan 40 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir “iş”. Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de.

6… Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.
“Karmaşık insanlar” ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama “kafası karışık insanlar” ilginç değildir. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar.

7… Daha fazlasını istemeyi bırakın.
Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin.

8… Şu fazlalık 10 kiloyu bırakın.
40’ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var… Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda… Fark etmez. Sorun “estetik” değil, sağlık. Fazla her kilo 50’lerden itibaren sağlık açısından bir tehdit çünkü.

9… Her şeye evet demeyi bırakın.
Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe “evet” demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen, sizi gerecek hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hele 40 yaşından sonra!

10… Yaşlılıkla ilgili klişe düşünceleri bir tarafa bırakın.
Nasıl bir orta yaş ve yaşlılık dönemi geçireceğinize kendiniz karar verin. Canınız istiyorsa ve paranız varsa Küba seyahatine 50 yaşında da gidersiniz, sörf yapmaya 40 yaşında da başlarsınız, kime ne?

  • Neslihan Acu

BU MUCİZEVİ YÖNTEM BAKIN NELERE FAYDALI..!

7673_782674481877356_8860673108338395539_n[1]

Boynunuzun tam ortasına bir buz küpü koyun ve mucizeye şahit olun. İnanılmaz gibi duruyor ama gerçek…!

Vücudunuzun kendini tedavisi ve yeniden enerjiyle dolması ve sizi biraz daha genç ve enerji dolu yapmak için bir buz küpü kullanabileceğinizi düşünemezdiniz değil mi?

Resimde gösterilen boyunla kafanın birleştiği noktaya koyacağınız bir buz küpü bunu gerçekleştiriyormuş.
Bu teknik Çin akupunkturuyla bağlantılı, buz küpünü yerleştirdiğiniz noktanın adı Feng Fu ve anlamı “rüzgar evi”.

Sadece buz küpünü resimde gösterilen Feng Fu noktasında 20 dakika tutun. Doğal olarak başlangıçta biraz donacaksınız ancak otuz kırk saniye sonra sıcaklığı hissetmeye başlayacaksınız.

Bunu her gün yaptığınız takdirde zindelikle dolduğunuzu hissedeceksiniz. Çünkü buz küpü endorfin hormonunun kanınıza salgılanmasını sağlayacak. Bununla beraber bu tekniğin birçok başka yararı olduğu da söyleniyor..

İşte o faydaları;

• Uyku düzeni,
• Daha iyi sindirme,
• Sık sık grip olmanın önüne geçmede,
• Daha az eklem, diş ve baş ağrısı, daha iyi nefes alma ve daha iyi kardiovasküler sistem,
• Nörolojik rahatsızlıkların tedavisi ve omurgasal sorunlar,
• Cinsel yolla bulaşan ve bağırsak hastalıkları; Tiroid bezi sıkıntıları,
• Hipo ve hiper tansiyon ve artrit,
• Astım,
• Besinsizlik ve obezlik,
• Selülit,
• Cinsel soğukluk, iktidarsızlık, adet dönemi rahatsızlıkları,
• Uykusuzluk, kronik yorgunluk, depresyon, stres ve psiko-duygusal rahatsızlıkların yönetimi,

Bu metod söylenildiğine göre vücudun dengesini bulmasını sağlıyor, yani teknik olarak bir ilaç değil ancak tazeleme yöntemi. Sadece şizofreni, epilepsi (sara) hastaları, ve hamilelik döneminde tavsiye edilmiyor.

SEVDİKLERİNİZ DE OKUYABİLSİN DİYE PAYLAŞMAYI UNUTMAYIN..!!

ÜSTÜN DÖKMENDEN HAYATA DAİR…

943927_783133268498144_6827295809776596474_n[2]

Yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayağıyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara. Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet değil mi?

-Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma,

-Hayatta bir insanın yaşama yerleşebilmesi, ruh sağlığını koruyabilmesi için bir şeylerin kendisini çekmesi lazımdır. Ancak o zaman ayaklarını yere sağlam basar ve yaşama yerleşebilir.

-Güven tek kulanımlıktır!

-Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme. İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil. Kimseye yalvarma

-Yaşam sürenizi sonsuza kadar uzatamazsınız, ama yaşam kalitenizi ve çevrenizde ki dünyanın kalitesini artırabilirsiniz. ömrünüzün miktarı değil, kalitesi önemlidir.

-İnsanIarı kaybediyorsun diye ağIayıp sızIama, ama kazandığın insanIarın değerini biI.

-DostIuğunIa yetinmeyenIer için hiçbir fedakarIık yapma,

-Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır,

-Hayallerinizdeki ağacı, siz izin vermeden kesmeye kimin gücü yeter?

-Bize ait bazı gerçekler bize ağır geldiğinde, bize ait olmayan yalanlara sığınırız genelde. Sağanak ağırlaştığında, bir yalana sığınmak, doğru olmasa bile, doğrudan ıslanmaktan korur bizi. Bazı gerçekleri kabul etseniz, kanıksasanız bile, bunları olur olmaz yerde kullanmak, olumsuz duygular verir size.

-Ufkunuzun neresi olacağını başkalarının kalemine bırakmayın. Siz çizin. Ancak elinizde kurşun kalem de bulunsun. Gerektiğinde silip daha ilerisini çizebilmek için. ve yelkenleriniz için rüzgar beklemeyin, bulutu ve rüzgarı da siz çizin.

-Sürekli hesap verdiğimiz için birilerine, hesaplarımız açık verir habire. İnsanın neyi niçin yaptığını, kendine veya birilerine açıklaması, kendi boynuna geçirdiği ilk esaret halkasıdır.

-Hayvanların kafaları nettir; ya sever bir köpek mesela ya düşmanca havlar; dost görünüp ısırmaz. Dost görünüp ısırmak insana özgüdür. İnsan ısırmakla da kalmaz, neyi nasıl ısıracağı konusunda tarifler, tarifeler edinir.

-Eğer verdiğin o kişide kaImıyorsa ikinci bir sır şansı verme.

-Fakirin ahlakı zengini korur, fakir ahlaklı olunca zenginin malı mülkü yerinde kalır, korunur. İş o ki zengin ahlaklı olsun; o zaman bütün dünya korunur.

-Belki de en büyük özrümüz, önyargılarımızdır.

-Sorunun oIduğunda insanIar zaman ayırıp seni dinIiyorsa onIarın öğütIeri gözardı etme.

-Güçlerin eşit olmadığı bir Dünya’da önce akıl kalbi yener, sonra kalpleri akıllarına yenilmiş olanlar başkalarını yenmeye başlar.

-İnsanların yüzlerinin ve gözlerinin rengi başka başka da olsa gözyaşlarının rengi hep aynıdır.

-Bir yakınını kaybedenin yüreğinde o ilk gün kırk mum yanar, sonra hergün bir tanesi söner. Kırkıncı gün tek bir mum kalmıştır yanan; İşte o hayat boyu sönmez. Ve insan sadece ölümle kaybetmez sevdiklerini.

Mutsuz musunuz? Bu 8 İpucunu Deneyin…

 

 

Sizi yenilgiye uğratmasına izin vermeyin ve bu ipuçlarını gerçek hayata uygulayın.

1. Yürüyüşe Çıkın

Kilo-vermek-için-yürüyüş

Yapmanız gereken en son şey, evde oturmak ve yalnızlık sığınağınıza saklanmaktır. Bunu asla yapmamalısınız. Bunu yapmak yerine, eski spor ayakkabılarınızı, rahat bir eşofmanınızı giyin, ev anahtarlarınızı yanınıza alın ve… yürüyün!

Hızlı tempoda, tüm gücünüzle yürüyün ve her adımda, yaşamınızdaki problem ağını çözümleyin ve içinizdeki kötü hissi yok edin. Terlemek iyidir ve kalbinizin atması ile vücudunuzun hareket etmesi harikadır. Bu şekilde, kalbinizin yeniden endorfin, yani mutluluk hormonu, salgılamasını sağlayabilecek ve bu defa kafanızdaki düşüncelerin önem düzeyini düşürebileceksiniz. Bunu deneyin!

2. Güneşte Oturun ve Gözlerinizi Kapayın

güneşlenmek

Huzur ve sükunet anı, cildinize güneşin değmesine izin vereceğiniz on beş dakika ile sınırlı bir süreç olmalı. Yeterli dozda D vitamini, memnuniyet ve huzur duymanızı sağlayacaktır. Kendinizi mutsuz hissettiğiniz günlerde, yatağınızda, yorganın köşesinden bakıp gölgeler aramamalısınız.

Normalde, depresyonda olan kişiler, gün ışığından kaçınma eğilimindedirler. Siz bunu yapmak yerine, sıcaklığın vereceği o güzel anın tadını çıkarmalısınız.

3. İki Saatliğine de Olsa, Tüm Zorunluluklarınızı Bir Kenara Bırakın

yoga-rahatlamak

Hepimiz biliyoruz ki bu bazen hiç de kolay değildir. Yapacak işleriniz, sorumluluklarınız, mesleğiniz, zorunluluklarınız… Mutsuz olduğunuz zamanlarda, etrafınızda bir duvar belirir ve neredeyse hiçbir şeyi doğru yapmanıza izin vermez. Hiç motivasyonunuzun veya enerjinizin olmadığını hissedersiniz.

Çözüm nedir? Bir anlığına durmak ve kendinize, kişisel alanınızdan ve zamanınızdan keyif duyabileceğiniz ve hiçbir kaygı veya baskı hissetmeksizin geçirebileceğiniz iki saat vermektir. Kendiniz olun!

4. Yazın

yazmak

Günlük tutar mısınız? Eğer yanıt hayır ise, belki de başlamanın zamanı gelmiştir. Bu; terapi niteliğinde ve fikirlerinizi düzenleyebilmenize olanak sağlayan, kendiniz ifade edebilmenize, kendinizle konuşmanıza ve yazmaktan kaynaklanan o özel hisse kapılmanıza imkan tanıyan bir aktivitedir.

Bir günlük yazabilmek için, Gabriel García Márquez veya Daphne Du Maurier olmanız gerekmez: Kendinizi, kendi kaynaklarınız, kelimeleriniz ile ifade edin, kendinizle tartışın, kime istiyorsanız ona hakaret edin… Özellikle duygularınızı tarif edecek kelimeler kullanmaya özen gösterin.

5. Eğer İhtiyacınız Varsa, Ağlayın

ağlamak

Ağlamak, gerginliği atabilmek ve duyguları rahatlatmak açısından doğal ve gerekli bir eylemdir.

Bazen, ağlamaya ihtiyacınız olabilir ve bu yapılacak doğru bir harekettir. Mutsuzluk, bazen bir yürüyüşün veya en iyi arkadaşınızla dertleşmenin işe yaramadığı durumlarda, gerginliği atabilmek için bir kaçış mekanizmasına ihtiyaç duyar. Bu durumda, gözyaşlarınızı serbest bırakmalı ve kendinizi rahatlatarak gerginliğinizi azaltmalısınız. Bu; sağlıklı ve gerekli bir eylemdir.

6. Aynada Kendinize Bakın ve Neyin Yanlış Gittiğini Sorun

ayna-efekti

Haydi, bir tanıma egzersizi yapalım. Aynadaki kişi siz misiniz? Hayır, bu aynı çekici ve pozitif kadın değil. Mutsuzluk sizden yaşam enerjinizi çalıyor ve eminiz ki kendinizi bu şekilde görmekten memnun değilsiniz.

Kendinize, kalbinize umut verebilmek ve üzüntünüze çözüm bulmak amacıyla, ne yaparsanız daha iyi hissedebileceğinizi sorun. Aynadaki kadına, ne yaparsa yüzüne yeni bir gülümseme yerleşebilir sorusunu sorun.

7. Kendinize Sizi Nasıl Dinlemesi Gerektiğini Bilen Birini Bulun

aşk-11

Herkes, bunun nasıl yapılacağını bilmez. Çevrenizde mutlaka, sizi desteklemektense, her zaman kendisi hakkında konuşmayı tercih eden ve size nasıl olduğunuzu dahi sormayan bir akraba veya bir arkadaş vardır. Gözünüzün içine nasıl bakması gerektiğini bilen, anlatacaklarınızı ilgi ve samimiyetle dinleyebilecek birini bulun.

Hissettiklerinizi paylaşabilmenin sizi nasıl rahatlatabileceğini ve bu negatif duygunun bir yerden dağılmaya başladığını farkedeceksiniz. Destek aramaktan asla vazgeçmeyin.

8. Kendinizi Tedavi Edin

deniz-4

Neden olmasın? Mutsuz günler, üzüntünüzden kurtulabilmeniz adına biraz baskıya ihtiyaç duyarlar. Eğer tüm dikkatinizi duyduğunuz endişelerinize verirseniz problem gittikçe daha büyük hale gelecektir. Bu durumda biraz rahatlamak en iyisidir. Neden sinemaya gitmeyesiniz? Neden bir yoga kursuna başlamayasınız? Neden parka veya sanat müzesine doğru bir yürüyüşe çıkmayasınız? Neden bir reiki kursuna bir Access bar bilinçaltını temizleme kursuna gitmeyesiniz?

Bazen, eve gelip de en sevdiğiniz şarkıyı dinlemek gibi küçük şeyler, büyük mucizeler yaratabilir. Bu, problemlerinizi çözmez; ama kendinizi daha sakin ve daha iyi hissetmenize ve durumu farklı bir perspektiften ele alabilmenize yardımcı olur.

Kendinizi ne zaman mutsuz hissederseniz, bu basit ipuçlarını denemekten tereddüt etmeyin.

Kaynak: Sağlığa bir adım

Sağlığınız İçin 8 Alkali Beslenme Önerisi

Günlerinizi stresli geçirmek vücudunuzun dengesini bozar. İdeal bir durumda, sağlığınızı korumak istiyorsanız her güne oda sıcaklığında bir bardak limon suyu ile başlamalısınız.

Neden alkali beslenmelisiniz? Bu tarz bir beslenmenin faydalarını mutlaka duymuşsunuzdur ve bunlar gerçektir. Çalışmalar vücudunuzun dengesi için alkali pHı olması gerektiğini gösteriyor ve dengeli vücut da sağlıklı vücuttur.

Günlük olarak tükettiğimiz çoğu yiyecek çok fazla asitlidir. Tuz, yağ, işlenmiş gıda, hamur işleri… Tüm bu yiyecekler vücudunuzun hücreleri için asitli bir ortam yaratırlar ve bu da uzun vadede sağlık problemlerinden şikayetçi olma ihtimalinizi arttırır. Peki, ne yapmalısınız? İşe alkali değerlere sahip bir beslenme şekli oluşturarak başlayabilirsiniz.

Bugün size bunu nasıl başaracağınıza dair birkaç ipucundan bahsedeceğiz. Okumaya devam edin.

Alkali beslenme: 8 kahvaltı seçeneği

meyve-yoğurt-yemiş

Daha önce de sayısız defa tekrarladığımız üzere, sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şey güne oda sıcaklığında bir bardak limon suyu ile başlamak. Bu içeceği her zaman kahvaltıdan yarım saat önce aç karna içmelisiniz.

Bu süreyi duş almak veya güne hazırlanmak için kullanabilirsiniz. 30 dakika geçtikten sonra, aşağıdaki ilginç kahvaltı seçeneklerinden birini deneyebilirsiniz:

  • Bir kase dilimlenmiş elma ve kavun. Badem sütü.
  • Ispanaklı omlet ve bir bardak havuç suyu.
  • Pita ekmeği ve çeri domates ile yeşil çay.
  • Bir elma ve pancar smoothiesi. Bal sürülmüş ekmek.
  • Ispanaklı pankek. Bir bardak doğal ananas suyu.
  • Armut suyu, bir kase vişne, üstüne kavun ve fındık veya badem.
  • Yeşil çay, bir kase kuru meyve. İki diş sarımsaklı omlet.
  • Bir bardak doğal elma suyu, haşlanmış ve ardından bir tutam tarçın ile fırına verilmiş iki havuç. Pita ekmeği ve birkaç çeri domates. Leziz!

Alkali beslenme: 8 öğle yemeği seçeneği

öğle-yemeği

Öğle yemeği vakti geldi ve tahmin edebildiğiniz gibi en popüler önerimiz güzel, taze bir salata olacak. Salata sever misiniz? Öyleyse, yaratıcılığınızı kullanın ve vitamin ve besin maddesi dolu olduğu kadar mükemmel alkali ve asit pH dengesine sahip leziz ve farklı salatalar hazırlamaya başlayın. Bizden birkaç örnek ister misiniz?

  • Yeşil salata: Roka, marul ve semiz otu. Siyah zeytin. Dilimlenmiş salatalık ve birkaç kırmızı üzüm. Tofu ekleyip üzerine elma sirkesi ve biraz da zeytinyağı ekleyin. Başka bir tabağa biraz humus servis edin. Şu ana kadar humusun nohut püresinden başka bir şey olmadığını öğrenmiş olmalısınız. Bu da humusu öğle yemeği için sağlıklı ve leziz bir alternatif yapıyor.
  • Yeşil smoothie: Lahana, yarım avokado, salatalık ve yarım bardak su ile smoothie hazırlayın. Ayrıca biraz da zeytinyağı eklemelisiniz. Pita ekmeği ve kenarına da birkaç çeri domates ile servis edin.
  • Ispanak ve sarımsaklı omletavokado, ceviz, pırasa ve roka salatası ile beraber servis edin.
  • Buharda brüksel lahanası, elma sirkesi ve zeytinyağı ile beraber. Bir bardak pancar ve elma suyu. Üzerinde doğranmış sarımsak ile çeri domates.
  • Frenk soğanı ve kuşkonmaz ile ızgara tavuk göğsü: Biraz elma sirkesi ile hindiba yaprakları.
  • Ispanak ve pırasa ile lahana suyu. Hardal, su teresi, domates ve biraz avokado ile pita ekmeği.
  • Kuşkonmazlı çırpılmış yumurta. Ispanak, ceviz ve portakal dilimli salata.
  • Domates, sarımsak ve kuşkonmazlı tavuk göğsü. Pırasa, roka, ceviz ve dilimlenmiş elma ile beraber servis edin.

Alkali beslenme: akşam üzeri için öneriler

yeşil-elma-smoothiesi

  • Doğal kavun suyu
  • Badem sütü
  • Yeşil çay
  • Ceviz veya bademli dilimlenmiş elma
  • Yaban mersini veya böğürtlen gibi herhangi bir dutsu meyve. Bu meyveler muzlu smoothieye eklemek için çok idealdir.

Alkali beslenme: 8 akşam yemeği seçeneği

havuç

  • Kabaklı havuç çorbası. Zeytinyağı ve frenk soğanı ile beraber fırında pişmiş somon.
  • Kabak püresi. Biraz hardal ve çeri domatesle beraber fırında tavuk göğsü.
  • Basmati pirinçli (Hint pirinci) tonbalığı, üzerine biraz limon suyu ve zeytinyağı serpin.
  • Fırında kabak. Kuşkonmazlı omlet.
  • Bademli pırasa çorbası. Pita ekmeği, avokado, domates ve biber.
  • Biraz humus. Roka, lahana, domates ve küçük hindi göğsü parçaları salatası.
  • Zeytinyağlı bir adet pişmiş patates. Somon ve elmalı smoothie.
  • Tarçınlı karamelize havuç. Yarım limon suyuyla tam buğday basmati pirinci, avokado, üzüm ve badem.

Sonuç olarak, idealde bu tip bir beslenmeyi haftada en az üç kez uygulamalısınız. Ancak, dikkate almanız gereken özel bir nokta daha bulunuyor. Günlerinizi stresli bir şekilde geçirmek sizi dengeli bir bünyeye sahip olmaktan alıkoyar. Bu da bağışıklık sisteminizi zayıflatır ve pHınızın dengesini kaybetmesine yol açar.

Hücreleriniz yüksek asidite düzeyine sahip olduğunda, gerektiği kadar oksijen taşıyamazlar ve uzun vadede bu küçük reaksiyonlar genel sağlığınız üzerinde olumsuz bir etki yapacaktır. Bu sebeple yaşam kalitenizi arttırmak için aşağıdaki ipuçlarını deneyebilirsiniz:

  • Bu alkali beslenme seçeneklerini hafta en az üç defa deneyin.
  • Stresli ve anksiyete yol açan durumların üstesinden düzgün şekilde gelin.
  • Düzenli olarak egzersiz yapın.
  • Bol sıvı için.
  • pH dengenizi kontrol etmek üzere checkupınızı aksatmadan düzenli olarak yaptırın.
  • kaynak: sağlığa bir adım

Çakralarınızı Nasıl İyileştirirsiniz?

Çakra[1]

Çakra, tüm vücudunuza dağılmış şekilde bulunan enerji kanallarına verilen isimdir. Yaşam ve sağlık bu kanallardan akar. Eğer bunlardan biri veya birkaçında problem çıkarsa, sistemin tamamı bunu hissedecektir. Takip eden makaleyi okuyarak, çakralarınızı nasıl iyileştirebileceğiniz konusunda daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Çakralar Hakkında Basit Bilgiler

Bu konu hakkında tam anlamıyla konuşmak istesek, saatlere ihtiyacımız olurdu. Bu sebeple en azından en önemli detayları öğrenmek de iyi olur diye düşündük. Çakra kelimesi Sanskritçeden gelir ve “enerji çarkı” veya “ışık çarkı” gibi anlamlara gelmektedir. Bu merkezler, enerji akışları ile birbirlerine bağlıdırlar ve ayrıca evrenle olan bağlantınızı da düzenlerler.

Taban veya Kök

Koyu kırmızı renktedir ve anüs ile genital bölge seviyesinde yer almaktadır. Korku ile tıkandığı zaman, siyatik ağrısına, yumurtalık, rahim veya rektum kanserine, kabızlığa, prostat problemlerine, varislere, hemoroide ve bağışıklık sistemi rahatsızlıklarına neden olur. Ayrıca, hüsrana, duygusal dengesizliğe, depresyona ve özsaygı düşüklüğüne sebep olur.

Cinsel veya Dalak

Turuncu renktedir ve kadın cinsel organları, mesane, pelvis, bağırsak ve kalça kaslarında bulunmaktadır. Tıkanması halinde; bel veya leğen kemiğinde gerginliğe, siyatik ağrısına, kronik yorgunluğa, iktidarsızlığa, diyabete, kansere, huzursuz bağırsak rahatsızlığına ve böbrek ile mesane enfeksiyonlarına sebep olur. Duygusal anlamda ise, anksiyete, korku, kıskançlık, güvensizlik ve endişeye sebep olur.

Karın Boşluğu

Sarı renktedir ve göbek deliğinin altında bulunur, ayrıca karaciğer, pankreas, mesane, dalak, böbrek, mide ve göğüs boşluğunu da içine almaktadır. Tıkanmasından dolayı oluşan dengesizlikler, solunum ve bağışıklık sistemi rahatsızlıkları, bulimia, anoreksi, diyabet, mide asidi, ülser, safra kesesi taşı, hepatit, siroz ve artrit gibi sorunlardır. Duygusal olarak ise; mağduriyet, stres, öfke, hüsran, suçluluk, kuşku ve onaya ihtiyaç gibi sorunlara sebep olmaktadır.

meditasyon

Kalp

Yeşil renktedir ve acı ile keder nedeniyle tıkanabilmektedir. Akciğerler, omurga, şakaklar, yemek borusu ve sinir sistemini kapsamaktadır. Tıkanması; kardiyak ve solunum hastalıklarına, göğüs kanserine, göğüs anjinine, zatürreye, hipertansiyona ve omurga ağrısına neden olur. Duygusal anlamda ise; pasifliğe, depresyona, duyarsızlık ve acıya sebep olabilmektedir.

Boğaz

Safir mavisi renktedir ve ağız, gırtlak, diş etleri, nefes borusu, tiroid bezleri, omurga, dişler ve omuzları içine alır. Burada oluşan dengesizlikler; boğaz ağrısına, ses kaybına, alerjiye, gribe ve kronik enfeksiyonlarla sonuçlanır. Duygusal anlamda; takıntı, depresyon, korku, fobi, kararsızlık ve durgunluğa sebep olur.

Üçüncü Göz veya Alın

Çivit mavisi renktedir ve burnu, kulakları, gözleri, epifiz ve hipofiz bezleri, sinir sistemi ve beyin bölgelerini içine alır. Tıkanması halinde, baş ağrısı, beyin tümörü, körlük, sağırlık, sarsıntı, serebrovasküler rahatsızlıklar ve omurga problemlerine sebep olur. Duygusal anlamda; korku, fobi, kafa karışıklığı, kabus, şizofreni, panik ve depresyona sebep olmaktadır.

Taç

Mor renktedir ve başın üst kısmını kapsamaktadır. Tıkanması; kronik yorgunluk, ışığa ve sese aşırı duyarlılık, cilt problemleri, kas-iskelet problemlerine sebep olmaktadır. Duygusal anlamda ise; amaç kaybı, bağlantı kaybı, endişe, depresyon, kapalı fikirlilik ve mutsuzluğa sebebiyet vermektedir.

çakralar

Çakralarınızın Tıkandığını Nasıl Anlarsınız?

Çakralarınızdan birinin veya birkaçının tıkanık olup olmadığını ve enerji akışını engelleyip engellemediğini anlayabilmek için bazı testler yapmalısınız. Her bir çakra için olan sorulara basitçe cevap vermelisiniz. Eğer yanıtlarınızın birçoğu negatif ise, ilgili çakra, tıkanık olan olabilir.

Birinci Çakra (Kök)

Kendinizi canlı ve sağlıklı hissediyor musunuz? Evinizde hissediyor musunuz? Yaşamak için güçlü bir istek duyuyor musunuz? Vücudunuzu seviyor ve kendinizin değerli bir hazine olduğunu düşünüyor musunuz? Enerji ve hareketlilik dolu bir insan mısınız? Cesur musunuz?

İkinci Çakra (Sakrum/Kuyruksokumu)

Sağlıklı bir cinsel istekliliğe sahip misiniz? Cinsel anlamda tamamlanmış hissediyor musunuz? Kendinizi cinsel anlamda ifade edebilir misiniz? Zevk alabiliyor ve verebiliyor musunuz?

Üçüncü Çakra (Karın Boşluğu)

Ne istediğini bilen ve kendinden emin bir insan mısınız? Kendi kararlarınızı alabiliyor musunuz? Duygularınızın farkında mısınız? Nasıl hissettiğinizi kontrol edebiliyor musunuz? Duygusal anlamda dengeli hissediyor musunuz?

yoga

Dördüncü Çakra (Kalp)

Sağlıklı ilişkileriniz var mı? Kendinizi seviyor musunuz? Çevrenizdeki insanları seviyor musunuz? İnsanlara karşı merhamet besliyor musunuz? Diğer insanları, oldukları gibi kabul edebiliyor musunuz? İşbirliği konusunda başarılı mısınızdır? Kendinizi adayabilme yetisine sahip misiniz?

Beşinci Çakra (Boğaz)

Kendinizi kolaylıkla ifade edebilir misiniz? Mutlu bir yaşamınız var mı? Hayatınıza dair sorumluluk alabilir misiniz? Çabalarınız için ödüllendirmeyi hakkettiğinizi düşünüyor musunuz? Risk alabilecek kadar inanca sahip misiniz? Meydan okumalardan hoşlanır mısınız?

Altıncı Çakra (Üçüncü Göz)

Zihinsel olarak güçlü müsünüz? Meseleleri çözümleyici misiniz? Yaratıcı fikirleriniz var mıdır? Hayallerinizi gerçekleştirebilmek için ne gerekirse yapar mısınız? Hedeflerinizi görselleştirir misiniz?

Yedinci Çakra (Taç)

Büyük ve muhteşem bir şey hissediyor musunuz? Tanrı veya evren ile bağlantılı hissediyor musunuz? Hayatınızın bir amacının olduğunu hissediyor musunuz?

Her Bir Çakra İçin Tıkanıklık Giderici Doğrulamalar

Meditasyon seansı süresince bazı cümleleri, mantraları veya birkaç hecelik kelimeleri birkaç defa tekrarlayabilirsiniz (en bilinenlerinden biri ”OM” dur). Her çakra için doğrulama ve mantra mevcuttur.

  • Birinci Çakra: “Ben ne isem oyum, sevildiğime eminim.” Mantra LAM’dır.
  • İkinci Çakra: “Kendimi seviyorum, kendimle ve hayatla onur duyuyorum.” Mantra MAM’dır.
  • Üçüncü Çakra: “Kendi gerçekliğimde ben büyük yaratıcıyım ve bu da bana ilham veriyor.” Mantra RAM’dır.
  • Dördüncü Çakra: “Ben aşk ve koşulsuz kabulüm.” Mantra IAM’dır.
  • Beşinci Çakra: “Ben, kendi hayatımın özüyüm. Tercih yapma gücü bana aittir.” Mantra JAM’dır.
  • Altıncı Çakra: “Gerçeği görebildiğime eminim.” Mantra OM (veya AUM)’dur.
  • Yedinci Çakra: “Ben bu an ile birim.” Bunda herhangi bir mantra yoktur çünkü sessizlik içinde meditasyon yapılır.

Not:Ve tabi ki reiki seminerime gelip reikiyi kendi kendinize çakralarınıza uygulayarak çakralarınızı iyileştirebilir mutlu, sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir hayat yaşayabilirsiniz…

Anette İnselberg

BURÇLARIN İLGİNÇ TAKINTILARI

basak-Burcu[1]

Her burcun ayrı bir takıntısı var. Kimisi kapalı yerde uzun süre duramıyor, kimisi marka olmayan hiçbir şeyi giymiyor, kimisi de makyaj yapmadan asla dışarı çıkamıyor… Peki, siz burcunuzun takıntılarını biliyor musunuz? Astroloji Danışmanı İremsu, burçların en ilginç takıntılarını sizin için yazdı. İşte burçların takıntıları…

Koç

Kapalı bir yerde uzun süre duramaz. Kışın başına şapka, bere takmadan sokağa çıkmaz. Araba kullanırken hız yapmaktan kendini alıkoyamaz. Sinirlendiğinde kafasını bir yere toslamadan duramaz.

Boğa

Arabaya binsin veya eve girsin mutlaka kapısını kitler. Onlarca hatta yüzlerce çanta ve cüzdanı vardır ve hepsinin içinde üç beş kuruş mutlaka bulunur. Parfüm sürmediği bir saat bile yoktur. Çiçeksiz duramaz. Kahkülsüz duramazlar. Pembe, yeşil mavi turkuaz takıntıları meşhurdur.

İkizler

Ellerini, ayaklarını oynatmadan bir şey anlatamaz. Cep telefonu olmadan sokağa çıkamaz. Pencere açmadan bir odada duramaz.Seyahat takıntısı meşhurdur.

Yengeç

Çocukluk oyuncaklarını atamaz, eskiye dair ne varsa saklar.Pazarlık yapmadan bir malı alamaz..İşine yarar diye hiçbir şeyi atamaz..Kadınları rimel sürmeden duramazlar.

Aslan

Konuşurken saçıyla oynamadan duramaz.Her çantasının içinde mutlaka ayna ve de cımbız vardır. Altın kolye, altın saat, altın yüzük takmayı çok sever.Marka takıntısı olan burçlardır.

Başak

Ellerini yıkamak en büyük takıntısıdır. Parfümsüz sokağa çıkmaz. Dudaklarını yemek takıntısı vardır. Canı sıkılmışsa, parmaklarını ritmik olarak bir yere vurarak sıkıntısını dile getirir.

Terazi

İhtiyacı olsun veya olmasın dışarı çıktı mı bir şeyler almadan eve dönmez. Her çantasının içinde ayrı bir makyaj malzemesi vardır. Marka takıntısı ile tanınır. Parfüm takıntısı meşhurdur. Oturduğu yerde bacaklarını sürekli titretir.

Akrep

Cinsellik en büyük takıntısıdır. Marka takıntısı ile tanınır. Jöle, sprey takıntıları meşhurdur.

Kadınları ipek çorap, ruj ve iç çamaşırına takıntılıdır.

Yay

Bu Erkekler takım elbiseden nefret eder. Nikah memurunun önünde bile giymeyi bile reddedebilir.

Mavi ve mor renkleri giymeden duramaz. Bu onda takıntı hali almıştır. Küçük ve kapalı alan takıntısı vardır. Loto, toto, altılı ganyan, milli piyango takıntıları meşhurdur. Seyahat takıntısı müthiştir.

Oğlak

Erkekleri top sakal, fular, kol düğmesi ve saat takmadan duramaz. Alıştığı parfümden başkasını kullanmama takıntısı vardır.

Sürekli bildiği yerlere gitme takıntısı meşhurdur. Sürekli not alma takıntısı vardır.

Kova

Maddi durumu ne olursa olsun tek taş yüzük takma takıntısı meşhurdur. Her türden onlarca marka gözlüğü vardır.

Işıksız duramazlar. Elektronik malzeme takıntıları meşhurdur.

Balık

Ayakkabı merakı ünlüdür. Onlarca hatta yüzlerce ayakkabısı vardır. Volta atma takıntıları vardır. Bağdaş kurup oturma takıntıları vardır. Kadınları ojesiz duramazlar. Çay, kahve içmeden güne adım atamazlar

Önce Kendine Bak…

12417982_1284875491538488_1442332338629942722_n[2]

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşır asıyormuş. Kadın kocasına “Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor” demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.
Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış “Bak demiş kocasına “Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?
“Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim” diye cevap vermiş kocası.
*Alıntı

Affetmek; Tamamiyle Affeden Kişiye Faydası Olan Düşünsel Bir Eylemdir –

mutluluk-2[1]

 

AFFEDİYORUM… bana tüm haksızlık yapanları..

AFFEDİYORUM.. bana sevgisiz davrananları,

AFFEDİYORUM.. bana bencillik yapanları,

AFFEDİYORUM.. varlığıma “yoksun” muamelesi yapanları,

AFFEDİYORUM… beni kızdıranları, öfkelendirenleri..

AFFEDİYORUM… beni itham altında bırakanları

AFFEDİYORUM… bana iki yüzlü davrananları..

AFFEDİYORUM… bana kendisini tam olarak ifade edemeyenleri,

AFFEDİYORUM… bana düşüncelerini zorla kabul ettirmeye çalışanları,

AFFEDİYORUM… bana güvenmeyenleri,

AFFEDİYORUM… bana inanmayanları,

AFFEDİYORUM… Herkesi

AFFEDİYORUM… en çok da KENDİMİ…