Dünyada birçok mistik var oldu. Ama hiçbiri Sufi Hallac-ı Mansur’un verdiği tadı veremedi. O her anlamda ender biriydi. Bir arkadaşı ona, “Nasıl özgür olunur? Özgürlükten söz edip duruyorsun. Ama nasıl özgür olabiliriz?” diye sormuştu.
“Çok basit,” diye yanıtladı. “Sadece gör.” Bir camide oturuyorlardı. Mansur bir sütunun yanına gitti ve ona iki elle sarıldı. Sonra, “İmdat! Yardım edin! Bu sütundan nasıl kurtulacağım?” diye bağırmaya başladı.
Adam, “Çıldırdın mı?” diye sordu.… “Sütuna tutunan sensin. Kimsenin bir şey yaptığı yok. Sütunun da bir şey yaptığı yok. Ne saçmalıyorsun?”
Mansur şöyle yanıt verdi: “Sadece sana yanıt veriyorum. Bana nasıl özgür olunacağını sordun. Herhangi birine nasıl özgür olunamayacağına dair soru sordun mu peki? Bunu zaten biliyorsun. Kendine yeni zincirler, yeni bağımlılıklar yaratmaya devam ediyorsun. Onların hepsi senin kendi kendine yaptığın şeyler. Onları yapmayı sadece bırak! “
Mansur bunları söylerken sütuna tutunmaya devam ediyordu. Adam dedi ki: “En azından söylemek istediğin şeyi anladım. Ama lütfen artık o sütunu bırak, çünkü çevremize bir kalabalık toplanmaya başladı. Herkes senin delirmiş olduğunu biliyor ama seninle birlikte bulunduğum için ben de utanmaya başladım.”
Mansur bunun üzerine, “Sadece gerçekten anlarsan bu sütunu bırakacağım. Yoksa ölene kadar bu sütunun yanında kalacağım,” diye yanıt verdi.
Adam, “Aman Allah’ım! Sana soru sormak bile sorun yaratıyor!” diye şikâyet etmeye başladı.
Ve kalabalık da bir yandan adama laf atmaya başladı. “Neden Mansur’u rahatsız ediyorsun? Ona nasıl bir soru sordun ki böyle oldu?” diye sordular.
Adam dedi ki: “Bu garip bir şey. Ona sadece basitçe nasıl özgür olunacağını sordum. Yanıt vermek yerine gitti ve sütuna tutundu ve yardım için bağırmaya başladı. Siz de bu yüzden toplandınız.”
Bu sırada Mansur hâlâ, “Yardım edin! Nasıl özgür olabilirim?” diye bağırıyordu.
Sonunda adam, “Beni affet. Deneyeceğim ama benimle böyle dalga geçme. Bırak şu sütunu,” diye yalvardı.
Mansur bunun üzerine, “Ne düşünüyorsun? Ben mi sütunu tutuyorum, yoksa sütun mu beni?” diye sordu.
Adam şöyle yanıt verdi: “Mansur, sen her ne kadar büyük bir mistik olsan da ikimiz çocukluk arkadaşıyız. Aynı okulda okuduk. Şu kalabalığın önünde arkadaşlığımızı hatırla. Bütün herkes buraya toplandı ve hepsi bana öfkeli. Soruyu yanıtlamanın yolu bu değil. Felsefi bir soru sormuştum sadece.”
Mansur da ona şöyle dedi: “Felsefi bir soru mu? O halde benim gibi bir adama gelmen yanlıştı. Felsefe sadece aptallar içindir. Benim evime ancak hakikati arayanlar girebilirler. Burası Tanrı’nın evi. Ve ben sana gerekli yanıtı verdim. Eğer özgür olmak istiyorsan şu anda özgür olabilirsin. Çünkü zincirlerini elinde onlar sanki senin zincirlerin değil, süslerinmiş gibi tutuyorsun. Bırak onları! Altından yapılmış olsalar bile seni özgür olmaktan alıkoyan şeyler onlar. Ve onlar senin kanatlanıp göklere uçmana engel oluyorlar.” – OSHO



![547005_10151151461841094_1714747833_n[1]](https://anetteinselberg.com/wp-content/uploads/2015/08/547005_10151151461841094_1714747833_n11.jpg?w=780)






Yorum bırakın