Çağımızın biyolojik silahı buğday

Çağımızın biyolojik silahı buğdayÇağımızın biyolojik silahı buğday

Fitoterapi uzmanı Dr. Ümit Aktaş’a göre pek çok hastalığın sorumlusu genetiği değiştirilmiş buğday. “Tam tahıllı ürünleri hayatınızdan çıkartırsanız bir senede yepyeni bir bedene kavuşursunuz” diyen Aktaş uyarıyor: Eğer hemen önlem alınmazsa 30 sene sonra bebeklere altın yerine insülin kalemi takılacak

– Niye buğday yememeliyiz?
– Çünkü genetiği değiştirilmiş bir üründür buğday. 1943’te başağın verimini arttırmak ve sapını kalınlaştırmak için yapılan müdahalelerle bugün dünyaya yayılan buğday tohumu ortaya çıktı. Bu tohumla ilgili GDO patenti falan aramayın, çünkü tüm bu işler 1940’lı yıllarda yapıldı, o yıllarda dünyada GDO diye bir kavram yoktu, ilk patentin alınmasına daha 40 yıl vardı. Çağımızın biyolojik silahı buğday. Sapı kalınlaştırıp kısaltmayı başaran Dr. Norman Borlaug , Minnesota Üniversitesi’nde çalışan bir genetikçiydi zaten.

ÇÖLYAK DİYE BİR HASTALIK YOKTU
1970 yılında Nobel ödülü aldı. Tüm bu çalışmalar yapılırken meydana getirilen buğdayın insan sağlığı üzerine etkileri araştırılmadı. Sonuç neydi? Çölyak hastalığı ilk defa 1953’te tanımlandı, buğdayın genleri değiştirilene kadar Çölyak diye bir hastalık yoktu. Yani ilkel buğdayın içindeki gluten, hastalık falan yapmıyordu. 1980’li yıllarda tam buğdaylı ürünlerin yoğun şekilde tavsiye edilmesiyle Çölyak, Diyabet ve obezitede patlama yaşandı: Çölyak çocuklarda 11 kat arttı. Tüm toplumda diyabet dört kat, obezite üç kat arttı. Genetiği değiştirilmiş buğdayın insan sağlığına zararları ile ilgili yayın aramayın, bulamazsınız. Bugünkü bilimsel yayın “pazarında” buna kimse izin vermez. Bugün GDO için bu kadar çalışma yapılırken, dünyanın en yaygın tüketilen gıdasıyla ilgili neredeyse hiç çalışma yapılmaması, size de tuhaf gelmiyor mu? Bu kadar büyük bir pazar için neden kimse çalışmıyor? Çünkü zaten yapılacak olan yapıldı, ekstra mesai harcamıyorlar.

– “Önce insanları hasta edip sonra ilaç veriyorlar” diyorsunuz…
– Aynen. Diabeti ve obeziteyi engellemek için Amerikalıların yarattığı besin piramidi ve beslenme düzeni tam tahıllı ürünler önerir. İki saatte bir beslenilmesi gerektiğini söyler. Oysa iki saatte insanı acıktıran bir besin önermese bu öneriye de gerek yok. “Ekmek yemezsen kaslarını yersin” diyor diyetisyenler. Bunun hiçbir bilimsel dayanağı yok. Külliyen yalan. İki saatte bir yemek yiyen herkes obez olur.

GÜNDE İKİ ÖĞÜN YETERLİ

– Fitoterapi hastalıkları nasıl tedavi ediyor?
– Türkiye’de doktora gittiğinizde sizin ne yiyip içtiğinizle hiç ilgilenmez. Oysa beslenme çok önemli. Doktorlar bu konuda çok bilgisiz. İlacı yazar ve geçer. Oysa o hastalığı tedavi etmez o ilaç. Belirtilerini yok eder. Oysa bitkilerle yapılan tedavilerde diabeti yüzde 95 oranında tedavi ediyoruz. Bir hasta geldiğinde önce beslenmesini düzenleriz. Hipokrat’ın bir sözü var: “Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun.” Sonrasında ihtiyaçlarına bağlı olarak ozonterapi, akupunktur ve fitoterapiyi beraber kullanırız. En önemli nokta hastanın bizimle birlikte çalışması. Sigarayı bırakmalı, beslenmesine dikkat etmeli, spor yapmalı ve tedavilerini aksatmamalı. Benim en büyük şikayetim hastaların bana geç gelmesi. Teşhis konulduğunda kapımı çalsalar her şey çok başka olur. Oysa 20 seans kemoterapi aldıktan sonra geliyor insanlar. Yapacak çok da bir şey kalmıyor.

– Güvenilir bitkiyi nereden alabiliriz?
– Türkiye’de tıbbi bitki bulunamıyor. Aktarlar denetlenmiyor. Bitkiler açıkta. Bugün papatya diye satılan bitkilerin çoğu aslında başka bir çiçek. Bebeğiniz iyi uyusun diye alıp onu zehirleyebilirsiniz. Bu sebeple eczanelerde, bilinen markaların, kapalı paketlerde satılan, üzerinde etiketi ve son kullanma tarihi olan bitkiler satın alınmalı.

– Nasıl beslenmeliyiz sizce?
– Her konuda olduğu gibi bu konuda da denge önemli. Kimi insan dört bardak suya ihtiyaç duyar. Kimi dört litre. Bedeninizi dinleyin, gözleyin. İdrar renginiz açıksa yeterli miktarda su içiyorsunuz demektir. Mutfak alışverişi yaparken doğal ürünler tercih edin. “Light” tamamen ticari bir kavram. Doğal ürünlerden ölçülü tüketilmeli. Ekmeğin her türü, makarna, pilav kesinlikle yenmemeli. Eğer sağlıklıysanız ve canınız çok ekmek yemek istiyorsa siyez buğdayından yapılan ekmek yiyebilirsiniz bir dilim. Yağdan uzak durmayın ama ölçülü tüketin. Günde bir tane mevsim meyvesi yiyebilirsiniz. Ara öğün olarak çiğ kuruyemiş tavsiye ediyorum. İki saatte bir yemek yenmesini kesinlikle önermiyorum. Zaten kim durmadan yemek yiyebilir ki? Ben günde iki öğün yiyorum.

– Yeşil çay iyi geldiği için herkes bardak bardak içiyor oysa siz kitabınızda yüksek tansiyon ve kalp için zararlı olabilir diyorsunuz. Bitkiler de aslında bilinçli tüketilmeli değil mi?
– Faydalı diye bir besinden kilo kilo yememelisiniz. Bir saatte bir litre su içerseniz su zehirlenmesinden ölürsünüz. Bir bardak bile su içmezseniz susuzluktan ölürsünüz. Bitkiler de ölçülü kullanılmazsa zehre dönüşebilir. Çayları bile hastalıklarınıza göre tüketmelisiniz.

GLUTENSİZ ÜRÜNLER LÜKS DEĞİL

– Siz sirkenizi, peynirinizi, yoğurdunuzu evde kendiniz mi yaparsınız hep?
– Hayır, her şeyi evde yapmak bu hayat şartlarıyla, bu kadar çalışırken imkansız. Ama mümkün olduğunca doğal olan ürünleri tüketmeye çalışıyorum. 12 yaşında bir kızım var. Özellikle onun en sağlıklı ürünleri yemesini sağlamaya çalışıyoruz. Bir arkadaşımın evde yaptığı sirkeyi kullanıyorum. Organik ürünler tercih etmeye çalışıyorum. Ankara’da bir firma evde peynir yapma setleri satıyor. Ekşi maya yaygınlaşıyor. Trakya’da şirden mayasıyla peynir yapan bir fabrika var. Bu ürünleri marketten bulamadığınız için biraz çaba sarfetmeniz, sabretmeniz gerekiyor ama değiyor. Aynı şey glütensiz ürünler için de geçerli. Bugün bu ürünlerin hepsi daha pahalı ama aslında bu insanlar hasta olduğu için bu ürünleri tüketiyor. Lüks ürün muamelesi yapılmamalı glütensiz ürünlere. Devletin teşviği şart.

– Peki ilaç kullanmaz mısınız hiç?
– Arada, gerçekten ihtiyacım olduğunda kullanıyorum elbette. Hatta hastalarıma da yazıyorum gerekli gördüğüm taktirde. Acil müdahale ilaçları konusunda tıp gelişmiştir. Ama leblebi gibi ilaç yutulmasına karşıyım. Bilinçsiz ilaç tüketiyoruz. Kimya fabrikaları önce kimyasal silah üretiyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilaç sektörüne geçtiler. Kimyasal silahlarla yüzbinlerce kişiyi öldüren bu sektör ne oldu da bir anda insan sağlığını düşünür oldu?

– Kanser hastaları ve aileleri büyük umutlarla her türlü tedaviye saldırıyor. Siz kemoterapiye karşı mısınız?
– Kemoterapi bazı kanser türlerinde çok etkilidir. Onkolojinin de elindeki tek tedavidir. Elbette karşı değilim ama Türkiye’deki uygulanış biçimine karşıyım. Burada ölünceye kadar kemoterapi anlayışı var. 3-4 kür denenir ve faydası olmuyorsa bırakılır kemoterapi. Birinci Dünya ülkelerinde kimse 50 kür almaz. Çünkü yok eden, toksik bir tedavidir kemoterapi. Kansere bağlı ölüm oranlarının artışının sorumlusu yanlış kemoterapi uygulamaları.

AKTARLARIN ELİNDE HEBA OLAN HASTALARIN SORUMLUSU DOKTORLAR

– Hem modern tıbba karşı çıkıyorsunuz hem de bitkilerle tedaviyi ancak tıp doktorları uygulamalı diyorsunuz. Bu çelişkili değil mi?
– Modern Tıp kanıta muhtaç. İnsanoğlu 200 bin yıllık tarihi boyunca bugün alternatif denen tıpla tedavi oldu. Gerçek tıp budur. Modern Tıp hastalığın belirtilerini yok etmek için ilaç kullanır. Oysa insanı hasta eden şeyi bulup yok etmez. İnsanın elinden huzuruyla ölme hakkını bile aldı. Ben de bir tıp doktoruyum. “Bir hastalığı nasıl tedavi ederim?” sorusuna yanıt aradığım için fitoterapiye yöneldim. Bugün hastaların aktarların elinde heba olmasının sorumlusu yine doktorlar. Bir kanser hastası doktora gidip bitkisel tedavi dediği anda doktor tepki gösteriyor. Azar, kıyamet! Siz kanser olsanız ne yaparsınız? Çare ararsınız. Aktara yönelteceğine kendi bilse fitoterapi çok daha sağlıklı bir şekilde tedavi eder aslında hastasını. Dünyanın her yerinde böyledir bu.

Bebeklere altın değil insülin kalemi takacağız
Genetiği değiştirilmiş ürünler diabeti artırıyor. Türkiye’de 1998-2010 yılları arasında diabet görülme sıklığı yüzde 7.2’den yüzde 13.2’ye çıktı. Bugün 10 milyon diabet hastası var. Böyle devam ederse 30 yıl içinde Türkiye’nin tamamı diabet olacak. Doğan çocuklara altın yerine insülin kalemi takacağız.

kaynak sabah gazetesi

Bademin Faydaları ve Badem Sütü

18789_1598934900375378_230666587827964626_n[1]

Edebiyatımızın vazgeçilmez güzel göz metaforlarından badem, Türk kültürüyle iç içe geçmiş, hem sağlıklı hem de kıymetli saydığımız yemişlerden bir tanesi. Batı dünyası bademin faydalarını henüz yeni yeni keşfetmeye başlamışken, biz ziyafet sofralarımızın ana yemeklerine bile bademi eklemeyi başarmış bir milletiz. Yaz aylarında buz kütleleriyle seyyar satıcılar tarafından taze badem satışının yapıldığı ülkemizde, tadına doyamadığımız bir besin olarak, acı bademini bile değerlendirip, kurabiyelerimize eklemiş, çok da iyi etmişiz.

Batının son zamanlarda bademi bu kadar el üstünde tutmasının sebebi ise, günlük olarak tükettiğimiz sütlerin artık maalesef besleyici değerleri konusunda sorunlar yaşanıyor olmasıdır.

Kapalı alanlarda, GDO’lu mısır slajlarıyla beslenen hayvanların sütünün, bedenimize faydadan çok zarar verebileceği endişesine ek olarak, sağlıklı yaşamın vejetaryen ve ya vegan beslenme alışkanlığıyla kazanılacağı, hayvansal hiçbir gıdanın tüketilmemesi fikriyle birleşiyor.

Hal böyle olunca sütü hayvanlardan değil, bitkilerden elde etmeye çalışıyorlar ve ayrıca bademin besin değerinin fazlalığı da bu bilgilere eklenince, ortaya superfood olarak tabir edilen en mantıklı seçimlerden bir tanesi çıkıveriyor. Badem yağını milletçe çok iyi bilmemize karşın, badem sütü henüz bizim ülkemizde çok da yaygın olmayan bir içecek. Bademin yararları konusuna geldiğimizde ise, bademe bir kez daha hayranlık duyuyor, en iyi atıştırmalıklardan bir tanesi olduğunu da vurgulamak istiyoruz.
Badem mükemmel bir kalsiyum kaynağı, içinde E vitamini, folik asit, omega-3 yağ asitleri ve yüksek oranda lif barındırıyor. Bademin faydalarına ve dolayısıyla badem sütünün bedenimiz üzerindeki etkilerine göz attığımızda ise:

Beyin Sağlığı:

Ruh halini stabilize edici, beyin gücünü ve çalışmasını hareketlendirici içeriğe sahip olan badem, sağlıklı nörolojik fonksiyonları destekliyor.

Badem ve Kolesterol

Çoklu doymamış yağ asitleri, lif ve steroller bakımından zengin içeriği, bademi kolesterolü düşüren ilk 5 gıda içerinde yer almasını sağlıyor.

Kalp Sağlığı:

Badem arter duvarlarını güçlendirici ve kan pıhtısı gelişme riskini azaltan L_arginin maddesi zengini bir gıda. Ayrıca kalp ritimlerini düzenleyici omega-3 yağ asitlerini de içeriyor.

Son bir tavsiye: Kuruyemişçiden alacağınız tuzla kavrulmuş kabuklu badem yerine, mevsiminde bol bol taze, çiğ bademi yemenizi ve kış ayları için taze bademi derin dondurucularına stoklammanızı tavsiye ediyoruz

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

40’ından Sonra Başarılı Olmak: Bize Hiç Bir Zaman Geç Olmadığını Hatırlatan 23 Kişi

Birçok evhamlı insan için doğum günleri bir senenin daha nasıl geçtiğinin ve en büyük isteklerimizin nasıl sonraki dönemlere ertelendiğinin hatırlatıcısı olabilir. Fakat birçok alanda asla 30 yaşın geç olmadığını kanıtlayan başarılı insanların örnekleri bulunmaktadır.

Biz bu yazımızda 40 yaşına kadar ilk elbisesini tasarlamamış olan ünlü modacı Vera Wang’dan tutun da 96 yaşında ün yakalayan ve daha önce sayısız reddedilen kitapların yazarı olan Harry Bernstein’in da içinde bulunduğu, 40 yaşından sonra başarıyı yakalayan insanların bazılarını inceleyeceğiz.

Asla geç olmadığını kanıtlayan bu insanlardan ilham almanız dileğiyle…

1. Stan Lee

Stan Lee
Stan Lee, “Fastastik Dörtlü” adlı ünlü ilk mizah dergisini 1961 yılında 39. yaş gününden önce oluşturdu. Gelecek birkaç yıl içinde ise Amerika’nın kültürel simgeleri haline gelen  Örümcek Adam, X-Men gibi karakterleri içeren Marvel Dünyası’nı yarattı.

2. Donald Fisher

Donald Fisher

Donald Fisher, 1969 yılında San Francisco’da eşi Doris ile birlikte ilk Gap mağazasını açtığında 40 yaşındaydı ve perakende sektöründe hiçbir deneyimi yoktu. Kısa bir süre içerisinde mağaza hızlıca popüler oldu ve günümüzde şirket dünyanın en büyük giyim zincirlerinden biri.

3. Vera Wang

Vera Wang

Vera Wang 40 yaşında moda sektörüne girmeden önce artistik patinajcı ve gazateciydi. Şimdi ise günümüzün önde gelen kadın tasarımcılarından biri.

4. Gary Heavin

Gary Heavin

Gary Heavin 90’ların hızlıca büyüyen bayiliklerinden biri olan  Curves Fitness merkezini ilk 1992’de açtığında 40 yaşındaydı.

5. Robin Chase

Robin Chase
Robin Chase 2000 yılında  Zipcar’ın kurucu ortaklarından biri olduğunda 42 yaşındaydı. Şirketten 2000 yılında ayrıldı. Kendisi şu anda Dünya Ekonomi Forumu’nda görev yapmaya devam ederken aynı zamanda yeni şirketler kurmaya ve yeni kurucular için tavsiyeler vermeye devam ediyor.

6. Samuel L. Jacson

Samuel L. Jacson

Samuel L. Jacson yıllardır Hollywood’un başta gelen oyuncularından biri. Fakat 43 yaşında 1991 yapımı olan  Spike Lee’nin  “Jungle Fever” adlı filminde ödüllü bir rol almadan önce küçük rollerde oynayan bir oyuncuydu.

7. Sam Walton

Sam Walton

Sam Walton 20’li, 30’lu yaşlarında perakende yönetiminde başarılı bir kariyere sahipti. Fakat onu zirveye taşıyan Wal-Mart’ı 1962 yılında Rogers, Arcansas’da  ilk kez kurduğunda  44 yaşındaydı.

8. Henry Ford

Henry Ford

Henry Ford T Model arabayı 1908 yılında yaptığında 45 yaşındaydı.

9. Jack Weil

Jack Weil
Jack Weil, Rockmount Ranch Wear adlı kovboy giyim markasını kurduğunda 45 yaşındaydı. 2008 yılında 107 yaşında vefat edene kadar bu şirketin CEO’su olarak görevde kaldı.

10. Rodney Dangerfield

Rodney Dangerfield

Rodney Dangerfield efsanevi komedyen olarak bilinmekte. Fakat 46 yaşında “The Ed Sullivan Show”da sahneye çıkana kadar kendini göstermek için pek bir şans yakalayamamıştı.

11. Momofuku Ando

Momofuku Ando

Momofuku Ando abur cubur sektöründe yerini 1958’de icat ettiği hazır erişte ile sabitleştirdiğinde 48 yaşındaydı.

12. Charles Darwin

Charles Darwin

Charles Darwin hayatının büyük bir çoğunluğunu natüralist olarak geçirdi fakat 1959 yılında 50 yaşındayken yazdığı “Türlerin Kökeni” adlı kitabı bilim dünyasını sonsuza dek değiştirdi.

13. Julia Child

Julia Child

Julia Child, 1961 yılında onun ünlü bir şef olarak kariyerine başlamasına sebep olan ilk yemek kitabını 50 yaşında çıkarmadan önce medya ve reklamcılık sektöründe çalışıyordu.

14. Jack Cover

Jack Cover
Jack Cover 1970 yılında, 50 yaşındayken elektroşok cihazını olarak da bilinen “Taser Stun Gun”ı icat ederek başarılı bir girişimci olmadan önce NASA ve IBM gibi enstitülerde bilim adamı olarak çalışıyordu.

15. Betty White

Betty White

Betty White komedi tarihinin en çok ödül alan kadın oyuncusudur. Fakat 1973 yılında 51 yaşında  “The Mary Tyler Moore Show” a katılana kadar tanınmıyordu.

16. Tim ve Nina Zagat

Tim ve Nina Zagat

Tim ve Nina Zagat 1979 yılında Zagat adı altında restoranlar hakkında topladıkları değerlendirmelerini paylaştıklarında ikisi de 51 yaşında avukattı. Neticede bu değerlendirmelere yemek sektöründe önemli bir yere sahip oldu.

17. Taikichiro Mori

Taikichiro Mori

Taikichiro Mori 51 yaşında Mori İnşaat Şirketi’ni kurduğunda emlak yatırımcısı olan bir akademisyendi. Mori’nin parlak yatırımları onu 1992 yılında 13 milyar dolar kazanarak dünyanın en zengin insanı yaptı.

18. Ray Kroc

Ray Kroc

Ray Kroc 1954’te 52 yaşında McDonald’s’ı satın almadan önce bir milshake makinesi pazarlamacısıydı. Kroc McDonald’s’ı dünyanın en büyük fast-food şirketlerinden biri haline getirdi.

19. Wally Blume

Wally Blume
Wally Blume 1995 yılında 52 yaşında “Denali Flavors” adlı dondurma şirketini kurmadan önce mandıra sektöründe köklü bir kariyere sahipti. Şirket 2009 yılında şirket gelirinin 80 milyon dolar olduğu açıklamıştır.

20. Laura Ingalls Wilder

Laura Ingalls Wilder
Laura Ingalls Wilder eğitimli kızı Rose’u editör olarak kullanarak yarı otobiyografik hikayeler yazmıştır. İlk hikayesini “Küçük Ev” adlı isimle 1932 yılında 65 yaşındayken yayınlamıştır. Daha sonra hikayeleri çocuk edebiyatı klasiğinin bir parçası oldu ve “Little House on the Prairie” adlı televizyon dizisinin alt yapısını oluşturdu.

21. Harland Sanders

Harland Sanders
Harland Sanders diğer bir adıyla Colonel Sanders 1952 yılında Kentuck Fried Chickens’ı açtığında 62 yaşındaydı. 12 yıl sonra bu şirketi 2 milyon dolara satmıştır.

22. Anna Mary Robertson Moses

Anna Mary Robertson Moses

Anna Mary Robertson Moses diğer bir adıyla Büyükanne Moses boyama kariyerine 78 yaşında başlamıştır. 2006 yılında bir resmi 1.2 milyon dolara satılmıştır.

23. Harry Bernstein

Harry Bernstein
Harry Bernstein hayatının uzun bir kısmını bilinmezlik içinde yazılar yazarak geçirmiştir fakat 96 yaşındayken, 2007 yılında kendi biyografisi olan “The Invisible Wall: A Love Story That Broke Barriers” adlı kitabıyla ün yakalamıştır.

Olmaz Önce Sen Kapa…

11698589_1644737802406282_6654577042125178864_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ben Seni Üzerim, Boşver Bırak Beni…

11737985_1055675961124419_4591913418854899121_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ballı – Elma Sirkeli Ilık Su

10985286_10155774477605557_6842513260001775134_n[1]
Faydaları tüm dünyada bilinmektedir ve kuşaktan kuşağa aktarılarak -kaba tabirle bir koca-karı ilacı olarak :)- bir çok rahatsızlığın tedavisinde ve hatta yaşlanma karşıtı –anti aging- iksiri olarak kullanılmıştır.

Birçok insan bu içeceğin temizleme ve dezenfekte etme özelliğinden faydalanarak bedenlerini toksinlerden temizlerler. Ayrıca mikroplarla ve bakterilerle savaşıp antibiyotik ve antiseptik hale gelen güçlü bir temizleme ajanı ve doğal bir iyileştirme iksiridir.

Peki ballı-elma sirkeli su nasıl bunları yapabiliyor?

Kan dolaşım sistemimiz, yağ, nişasta ve işlenmiş gıdalar(fast food, etler, alkol ve kahve vb.) içeren modern beslenme alışkanlıkları ile asidik hale gelmektedir ve bedenimiz asidik ise, hastalıklar ortaya çıkabilir ve gelişebilir. Ancak alkali ise, beden dengededir ve bakterilerle, böbrek, osteoporoz, kırılgan kemikler, eklem ve kas ağrıları, düşük enerji ve kronik yorgunluk ve yavaş sindirim sistemi gibi rahatsızlıklarla mücadele edebilir.

Çiğ meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller ve çay gibi gıdalar alkali-yapıcı yiyeceklerdir. İlginç ve ironik bir şekilde, yiyeceğin kendi içindeki pH oranı, bedenimize yaptığı asit-baz etkisi ile doğru orantılı olmayabilir. Örneğin limon çok asidiktir ancak bedenimize alkali yapıcı etkisi vardır. Et ise sindirilmeden önce alkalidir ancak bedende asidik kalıntı bırakır, dolayısıyla yaklaşık tüm hayvansal ürünler gibi et çok asidik-yapıcıdır bir yiyecektir.

Önemli not: Mide asidi veya midenin pH’ı, beden sıvılarının ve dokularının pH’ından farklı konulardır. Burada bahsedilen beden sıvı ve dokularının asit-baz dengesidir.

Bedenin pH olarak adlandırılan bir asit-alkali dengesi vardır. Bu pozitif şarj olmuş iyonlarla, negatif şarj olmuş iyonların dengesidir. Bu denge bozulduğunda birçok problem baş gösterebilir. Beden, asidi etkisizleştirmek ve güvenli bir şekilde atmak için, hayati organlardan ve kemiklerden kalsiyum, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi minareleri ödünç almaya zorlanır. Ve yüksek asiditeden dolayı bedende ağır hasarlar oluşabilir. Kişinin ideal beslenmesi 75% alkalize-yapıcı, 25% asitleştirici yiyecekler olmalıdır. Ayrıca alerjik reaksiyonlar ve stres gibi olumsuz duygular da bedendeki asidi arttırır.
Elma sirkesinin alkali yapıcı özelliği sistemimizdeki asit fazlalığını düzeltebilir ve enfeksiyonları önler. İşlenmemiş bal da alkali yapıcıdır.

Elma sirkeli- ballı suyu ilk içtiğinizde tadı berbat gelebilir smile ifade simgesi, ancak bedeniniz daha az asidik ve daha çok alkali hale geldikçe, keyif alarak içeceğiniz bir içecek haline dönüşecektir.

Elma sirkeli- ballı su tarifi:

1 tatlı kaşığı doğal, iyi bir bal
1 tatlı kaşığı elma sirkesi – tercihen organik (ev yapımı sirkenin asit-baz oranı ayarlanamayabilir)

Bal ve sirkeyi büyük bir bardağa koyun ve üzerine ılık su ilave edin. Önce soğuk su, sonra kaynattığınız suyu ekleyerek ılıklaştırabilirsiniz. Ancak önce sıcak suyu eklemeyin, bal asidik ve zararlı bir hale dönüşür. Oda sıcaklığından daha sıcak ama çok da sıcak olmaması önemlidir. Karıştırın ve yudum yudum için. Detoks ve temizleyici özelliğinden faydalanmak için, sabah uyandıktan ve dişinizi fırçalayıp, dilinizi kazıdıktan sonra, bir şey yemeden önce içmelisiniz. İçtikten sonra da en az 20 dakika bir şey yemeyin.

Ballı – elma sirkeli suyun faydalı olabileceği rahatsızlıklardan bazıları şunlardır:

1- Erken yaşlanma
2- Obezite
3- Besin zehirlenmesi
4- Sıcak basması
5- Mide yanması
6- Kırılgan tırnaklar
7- Ağız kokusu
8- Artirit
9- Yüksek kan basıncı
10- Yüksek kolesterol seviyesi

Kaynak: ezinearticles.com

facebook kaynak: sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuççu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Mutlaka Gidip Havasını Solumanız Gereken 20 Ege Köyü

Ege dediğimizde kimin aklına hemen doğal ve tarihi güzellikler gelmez ki. Daha çok büyük turizm merkezleri biliniyor olsa da çok az bilinen doğayla iç içe olan köylere de sahip. Bu köylere gittiğinizde sakinliği ve doğal yemekleri ne kadar özlediğinizi anlayacaksınız. Üstelik çoğu köy gezisi cebinizi de yormayacaktır. O zaman bu köyleri ilk fırsatta gezi rotamıza eklemekte fayda var.

1. Şirince Köyü, Selçuk/İzmir

Şirince Köyü, Selçuk/İzmir

O kadar güzel ki kıyamet bile dokunmaya kıyamıyor. 21 Aralık 2012’de bu sayede Dünya’ya kendini duyuran bir köy ve inanılmaz bir ziyaret akınına uğruyor. Şaraplarıyla da ünlü bir köy. Üstelik köyü gezdikten sonra çok yakınındaki Efes Antik Kenti de ziyaret edilebilir.

2. Adatepe Köyü/Çanakkale

Adatepe Köyü/Çanakkale
Bol bol çiçeklerle bezeli rengarenk pencereleri olan taş evlerle dolu bu köy hem göz zevkinize hitap ediyor hem de dinginlik veren bir atmosfere sahip.

3. Bademli Köyü, Dikili/İzmir

Bademli Köyü, Dikili/İzmir
İzmir‘in cenneti andıran bir başka köyü. Eğer gideceğim köy deniz kıyısında olsun diyorsanız berrak kumsalları olan bu köyü mutlaka ziyaret etmelisiniz.

4. Çamlıbel Köyü, Edremit/Balıkesir

Çamlıbel Köyü, Edremit/Balıkesir
Köy, Balıkesir merkeze 109, Edremit’e 17 km mesafede. Bol bol oksijene hasret kalanlarin gidip görmesi tavsiye edilmekte, ne de olsa Kaz Dağları’nda olacaksınız. Kamp kurmak için ideal ortamlar barındırıyor, birkaç günlüğüne kalmak isteyebilirsiniz. Fotoğraf makinenizi almayı sakın unutmayın, karelere girmeyi hakeden çok fazla manzara göreceksiniz.

5. Mordoğan, Karaburun/İzmir

Mordoğan, Karaburun/İzmir
Mordoğan, özellikle Çatalkaya, Ayıbalığı kayalıkları ve plajı, Ardıç Plajı, amatör balıkçılığı ve 70 çeşit mor çiçeği ile ünlü. Ege Denizi’ne kıyısı olup da sıradan bir yer olması zaten düşünülemez.

6. Yeşilyurt Köyü/Muğla

Yeşilyurt Köyü/Muğla
Muğla‘nın her karışı ayrı bir güzel olduğu herkes tarafından bilinmekte. Yeşilyurt Köyü de bunlardan biri, tabi öne çıktığı özellikleri de bulunmakta. Dokumacılık konusu ilginizi çekiyorsa ziyaret etmeniz gereken köylerden biri.

7. Doğanbey Köyü, Söke/Aydın

Doğanbey Köyü, Söke/Aydın
Eski Rum mimarisine ilginiz varsa gezilecek yerler listenizin üst sıralarına ekleyebileceğiniz bir köy. Mimarisine artı olarak doğal güzellikleriyle de ziyaretçilerini çekmesini biliyor.

8. Kayaköy, Fethiye/Muğla

Kayaköy, Fethiye/Muğla
Yunanistan ile yapılan mübadele zamanlarında terkedilen köyde yüzlerce taş ev bulunuyor ve ilgi çekici bir ortama sahiplik ediyor. Büyü adlı korku filmi de burada çekilmişti, bunu bilerek bu köyde bulunmak gezinizi daha farklı bir hava katacaktır.

9. Sığacık, Seferihisar/İzmir

Sığacık, Seferihisar/İzmir
Seferihisar’ın Dünya’nın en sakin yerleşim birimleri arasında yer aldığını duymuş olmalısınız. Sadece bu neden bile buralara gidip kafa dinlemek için yeterli olsa gerek. Buraya adımınızı atar atmaz bir daha geri dönmek istemeyebilirsiniz.

10. Mazıköy, Bodrum/Muğla

Mazıköy, Bodrum/Muğla
Doğanın bozulmadığı nadir yerlerden birisi Mazıköy. Deniz ve çam manzaralarına bir de tarihi kalıntılar eşlik ediyor.

11. Kaynarpınar, Karaburun/İzmir

Kaynarpınar, Karaburun/İzmir
Kaynarpınar’ın yollarında bile manzaraya doyacaksınız. Özellikle günbatımını izlemek için en uygun manzaralardan birine sahip.

12. Mehmetalan Köyü, Edremit/Balıkesir

Mehmetalan Köyü, Edremit/Balıkesir
Kaz Dağları’nın eteklerinde kurulmuş, doğayla kendinizi iç içe bulabileceğiniz şirin bir köy.  Fotoğraf: Otis Agabey

13. Kapıkırı Köyü, Milas/Muğla

Kapıkırı Köyü, Milas/Muğla

Bafa Gölü kıyısındaki bu küçük köyde doğal güzelliklerin yanında tarihi güzellikler de bulunuyor. Gez gez bitmeyecek bir köy Kapkırı.

14. Dalyanköy, Çeşme/İzmir

Dalyanköy, Çeşme/İzmir
Diğer köylere göre cebinizden daha çok para çıkacak olsa da bunu göze almaya değer bir ortam.

15. Koyunevi Köyü Sokakağzı Sahili, Aycacık/Çanakkale

Koyunevi Köyü Sokakağzı Sahili, Aycacık/Çanakkale
Kendi halinde denize kıyısı olan bir yer arıyorsanız Çanakkale’nin bu dinlendirici ortamı tam size göre.

16. Kavacık Köyü, Karabağlar/İzmir

Kavacık Köyü, Karabağlar/İzmir

İzmir‘in merkez köylerinden biri olan Kavacık, üzüm festivaliyle İzmirliler arasında epey ünlü. Festival zamanlarında çok sayıda ziyaretçisi oluyor, köy halkı da geçimini büyük ölçüde üzümcülükle sağlıyor. Bunun dışında yollarında dağ bisikletlerini sıkça görmeniz mümkün.

17. Selimiye Köyü, Marmaris/Muğla

Selimiye Köyü, Marmaris/Muğla
Denize sıfır konumdaki bu köy son yıllarda adından daha çok söz ettiriyor. Eskiden küçük bir balıkçı köyü iken şimdilerde daha çok turizme hizmet eden bir köy halinde.

18. Birgi, Ödemiş/İzmir

Birgi, Ödemiş/İzmir

Osmanlı esintilerini görmek istiyorsanız rotanızda olması gereken bir yerleşim birimi. Türbeleriyle, camileriyle, konaklarıyla göz dolduruyor. Ziyaretçi sayısı bakımından en meşhur köylerden biri.

19. Güzelçamlı, Kuşadası/Aydın

Güzelçamlı, Kuşadası/Aydın
Kuşadası’nın önemli turistik bölgelerinden biri olan Güzelçamlı, yaz aylarında kıpır kıpır bir tatil yöresine dönüşerek yeşil ve mavinin buluştuğu bir konumda ziyaretçilerini karşılıyor.

20. Kaplan Köyü, Tire/İzmir

Kaplan Köyü, Tire/İzmir
Tire ilçesinin sırtını yasladığı dağda kurulmuş olan Kaplan, Küçük Menderes ovasının manzarasını size sunuyor. Hem doğası hem de Osmanlı ve Bizans dönemi kalıntılarına rastlayabileceğiniz bir bölge. Aynı zamanda meşhur restoranları için çevre illerden epey ziyaretçisi bulunuyor.

Duygu detoksu için duyguların bedende yerleşim yerlerini aşağıdaki tabloda inceleyebilirsiniz./

11709691_657707421028716_2653136444335907714_n[1]

kaynak: kampa workshop

Kadınların Bir İlişkiye Girmekten Korkmasının 15 Sebebi

şık olmak kadar güzel bir duygu yok. Yaşattığı mutluluk, verdiği keyif, hayatınıza kattığı heyecan vazgeçilmez şeyler. Ancak aşk ile başlayan bir ilişki her zaman böyle seyretmiyor. Burada aşkın ömrü kaç yıldır tartışması yapmıyoruz ama şu da bir gerçek ki kadınların çoğu ilişkinin beraberinde getirdiği sıkıcı, ortalama yaşamı sevmiyor. Kadınların ilişkiden korkmasıyla, erkeklerin ilişkiden korkmasını karıştırmayın. Erkekler seks için yalan söylerken, kadınlar duyguları için endişe ediyor.

1. Bir kadın hayatını bir erkekle paylaşmaktan korkmaz, onun korktuğu kendi önceliklerinin değişmesidir.

Bir kadın hayatını bir erkekle paylaşmaktan korkmaz, onun korktuğu kendi önceliklerinin değişmesidir.

2. Bir kadın asla bağlanmaktan korkmaz, onu korkutan arkadaşlarından ayrılma ihtimalidir.

Bir kadın asla bağlanmaktan korkmaz, onu korkutan arkadaşlarından ayrılma ihtimalidir.

3. Bir kadın “aman ne olacaksa olsun” demekten çekinmez, onun çekindiği kendini boş verme ihtimalidir.

Bir kadın “aman ne olacaksa olsun” demekten çekinmez, onun çekindiği kendini boş verme ihtimalidir.

4. Bir kadın ateşi hissetmekten korkmaz, o kendi içindeki kıvılcımı kaybetmekten korkar.

Bir kadın ateşi hissetmekten korkmaz, o kendi içindeki kıvılcımı kaybetmekten korkar.

5. Bir kadın incinmekten, yaralanmaktan korkmaz, bir daha toparlayamamaktan korkar.

Bir kadın incinmekten, yaralanmaktan korkmaz, bir daha toparlayamamaktan korkar.

6. Bir kadın ilişkisinin kendisini yumuşatmasından tedirgin olmaz, onu tedirgin eden köşelerini kaybetmesidir.

Bir kadın ilişkisinin kendisini yumuşatmasından tedirgin olmaz, onu tedirgin eden köşelerini kaybetmesidir.

7. Bir kadın kalmaktan korkmaz, bir daha çıkamamaktır onu asıl korkutan.

Bir kadın kalmaktan korkmaz, bir daha çıkamamaktır onu asıl korkutan.

8. Bir kadın hayatının geri kalanını tek bir erkekle geçirecek olmaktan çekinmez, onun çekindiği o erkeğin aynı kalıp kalamayacağıdır.

Bir kadın hayatının geri kalanını tek bir erkekle geçirecek olmaktan çekinmez, onun çekindiği o erkeğin aynı kalıp kalamayacağıdır.

9. Bir kadın beraber vakit geçirmekten asla sıkılmaz, onun sıkıntısı her şeyi beraber yapmaktır.

Bir kadın beraber vakit geçirmekten asla sıkılmaz, onun sıkıntısı her şeyi beraber yapmaktır.

10. Bir kadın ileri gitmekten, ilerlemekten korkmaz, o geçmişe saplanıp kalmaktan korkar.

Bir kadın ileri gitmekten, ilerlemekten korkmaz, o geçmişe saplanıp kalmaktan korkar.

11. Bir kadın rahatlıktan korkmaz, rahatlığın onu boşvermiş, umursamaz biri yapacağından korkar.

Bir kadın rahatlıktan korkmaz, rahatlığın onu boşvermiş, umursamaz biri yapacağından korkar.

12. Bir kadın sürekli aynı partner ile sevişmekten korkmaz, bir daha asla sevişememe ihtimalidir onu korkutan.

Bir kadın sürekli aynı partner ile sevişmekten korkmaz, bir daha asla sevişememe ihtimalidir onu korkutan.

13. Kadın partnerini sevmekten değil, bir daha kendini eskisi kadar sevemeyeceğinden korkar.

Kadın partnerini sevmekten değil, bir daha kendini eskisi kadar sevemeyeceğinden korkar.

14. Bir kadın kendi isteklerinin gerçekleşmeyeceğinden korkmaz, hiç istemediği şeylerin hayatına girmesinden korkar.

Bir kadın kendi isteklerinin gerçekleşmeyeceğinden korkmaz, hiç istemediği şeylerin hayatına girmesinden korkar.

15. Ve bir kadın bir gün yalnız kalmaktan değil, yalnızlığı bir daha eskisi kadar sevemeyeceğinden korkar.

kaynak: onedio

Bir Şu Kadına Bak Bir de Yanındakine Cümlesinde Geçen ‘Yanındaki’ Hakkında Bilmeniz Gereken 14 Şey

Hepimiz son derece güzel bir kadının yanında bize göre çirkin sayılabilecek bir erkek gördüğümüzde hayrete düşeriz ve hemen aklımıza “bu kadın bu erkekte ne bulmuş acaba?” sorusu düşer. Sizler için konuya değinme ihtiyacı hissettik ve güzel kadının yanındaki erkeği masaya yatırdık.

1. Çirkin olması, çekici olmaması sizi şaşırtmasın çünkü kadınların büyük çoğunluğu dış görünüşe sizin sandığınızdan çok daha az önem veriyor.

Çirkin olması, çekici olmaması sizi şaşırtmasın çünkü kadınların büyük çoğunluğu dış görünüşe sizin sandığınızdan çok daha az önem veriyor.

2. Muhtemelen bu erkeğin tek dezavantajı çirkinliği ve bunu diğer yönlerindeki başarısı ile kapatmış durumda.

Muhtemelen bu erkeğin tek dezavantajı çirkinliği ve bunu diğer yönlerindeki başarısı ile kapatmış durumda.

3. Kadınların bir ilişkide en çok ihtiyacını duyduğu şey güven ve dürüstlük, bu arkadaşın bunları verdiğinden emin olabilirsiniz.

Kadınların bir ilişkide en çok ihtiyacını duyduğu şey güven ve dürüstlük, bu arkadaşın bunları verdiğinden emin olabilirsiniz.

4. “Zengin demek ki” demeden önce bir durun, istisnalar dışında kadınlar para için ilişki yaşama eğiliminde değil.

“Zengin demek ki” demeden önce bir durun, istisnalar dışında kadınlar para için ilişki yaşama eğiliminde değil.

5. “Belli ki yatağı iyi” diye de düşünebilirsiniz, mutlaka öyledir ama tek sebebin bu olması sizce de saçma değil mi?

“Belli ki yatağı iyi” diye de düşünebilirsiniz, mutlaka öyledir ama tek sebebin bu olması sizce de saçma değil mi?

6. İç güzelliği dediğimiz şey tam da bu erkeklerde vücut bulmuş bir olgu.

İç güzelliği dediğimiz şey tam da bu erkeklerde vücut bulmuş bir olgu.

7. Duygusal olarak kesinlikle tatmin edici erkekler oluyorlar ki duygusal tatmin bir kadının ilişkide aradığı en önemli şeylerden.

Duygusal olarak kesinlikle tatmin edici erkekler oluyorlar ki duygusal tatmin bir kadının ilişkide aradığı en önemli şeylerden.

8. Bir kadının ilişkide kendini iyi hissetmesi paha biçilemez, bu erkekler bunu çok iyi başarıyor.

Bir kadının ilişkide kendini iyi hissetmesi paha biçilemez, bu erkekler bunu çok iyi başarıyor.

9. Tutku kavramı erkekler için çok önemli olmasa da kadınların önemsediği bir duygu, işte bu erkekler tutkulu oluyor.

Tutku kavramı erkekler için çok önemli olmasa da kadınların önemsediği bir duygu, işte bu erkekler tutkulu oluyor.

10. Kadınlar güçlü erkeklerden hoşlanıyor, hayatının ipleri kendi elinde olan, kendi kararlarını veren, cesur erkekler, işte sizin yanındaki dediğiniz erkek büyük olasılıkla kendi doğrularıyla yaşayan biri.

Kadınlar güçlü erkeklerden hoşlanıyor, hayatının ipleri kendi elinde olan, kendi kararlarını veren, cesur erkekler, işte sizin yanındaki dediğiniz erkek büyük olasılıkla kendi doğrularıyla yaşayan biri.

11. Kadının daha güzel olmasının sebebi toplumun dayattığı güzellik anlayışı.

Kadının daha güzel olmasının sebebi toplumun dayattığı güzellik anlayışı.
Kadının kendine bakması gerektiği, medyanın pompaladığı bakımlı kadın olgusu, vb. hususlar kadını güzel görünmeye zorlarken erkek üzerinde böyle bir baskı yok. Haliyle kadının erkeğin yanında çok daha güzel görünmesi aslında bir tercih değil, bir zorlama hali oluyor.

12. Kadınlar bir ilişkiden ne beklediklerini çok iyi biliyorlar, bu arkadaşların kadının ilişkiden beklentilerine tam olarak cevap verdiğini söyleyebiliriz.

Kadınlar bir ilişkiden ne beklediklerini çok iyi biliyorlar, bu arkadaşların kadının ilişkiden beklentilerine tam olarak cevap verdiğini söyleyebiliriz.

13. Kadın erkeği kocası, çocuklarının babası, iyi bir ailenin parçası olarak görüyor ve yakışıklı olmasından ziyade bu hususları sağlayacak olmasına önem veriyor.

Kadın erkeği kocası, çocuklarının babası, iyi bir ailenin parçası olarak görüyor ve yakışıklı olmasından ziyade bu hususları sağlayacak olmasına önem veriyor.

Yani bu erkeğin çocuklarla iyi anlaşıyor olması, evcimen olması, ev işlerinden anlıyor olması çok yüksek bir ihtimal.

14. Son olarak “ona bir oda ver adam”daki adam bu adam işte.

Son olarak “ona bir oda ver adam”daki adam bu adam işte.
Ne çok adam dedik.
kaynak: onedio.com

İnsan Sarrafı Dostoyevski’den, Hayatınıza Işık Tutacak 15 Hayat Dersi

1. “Sevmek, güzel birinde aşkı aramak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.”

2. “Yeni bir adım atmak ve yeni bir söz söylemek, insanların en korktuğu şeylerdir.”

3. “Acı çekmek, büyük bir zekaya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır.”

4. “Gece ne kadar karanlıksa, yıldızlar o kadar parlaktır. Derdin ne kadar büyükse, Tanrı’ya o kadar yakınsın.”

5. “Ya hatalarınla yüzleşir, ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin. Cahil olmak ayrı, pislik olmak ayrıdır.”

6. “Her insan, herkes karşısında, her şeyden sorumludur.”

<a href=”http://img-2.onedio.com/img/2r0/543be381ddfcbf3f064a9f8a.jpg” target=”_blank”><img src=”http://img-2.onedio.com/img/bound/2r0/543be381ddfcbf3f064a9f8a.jpg”/></a>

7. “Yalan öyle nüfuz etmiş ki insanların diline, ‘doğruyu söylemek gerekirse…’ diye bir kalıp var.”

8. “İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.”

9. “Zamana güven, her şey unutulur. Şu anda aklı başında davranmak, sonradan aklının başına gelmesinden iyidir.”

10. “Yanlış kişiden samimiyet beklediğin an, kırılıyorsun.”

11. “Hiçbir zaman doğru insan çıkmaz karşına. Ya zaman yanlıştır, ya da insan.”

12. “Anlamından çok hayatı sevmeli. Anlam ancak o zaman anlaşılır hale gelir.”

13. “Farkındalık, hastalıktır.”

14. “İnsanın ruhunu yücelten bir acı, ucuz bir mutluluktan evladır.”

15. “Bir çocuğun ölümünü görmektense evrene geliş biletimi iade etmek isterim.”

kaynak: onedio .com

Alaçatı Mı? Bodrum Mu? Tabi Ki Alaçatı…

Yaz ayları geldi mi beni de hafiften bir heyecan basmaya başlar. “Yaşasın Alaçatı’ya gitme vakti geliyor” diye. Yalnız o yapış yapış en kalabalık günleri değil de ya yaz girişini ya yaz çıkışını tercih ederim. Alaçatı’ya varır varmaz şehrin kıyafetlerini üstümden çıkarır uçuş uçuş elbiselerimi, şortlarımı giyiveririm.  Begonville süslenmiş dar sokaklarda gezinir, butiklerde dolanır arkasından da meydana gider, köşedeki caféye kurulurum. Gelsin sakızlı kahve, gitsin sakızlı muhallebi derken, gelen geçene bakarak saatleri devirmiş olurum.

183 181

002  mren - 1

Gezi 3 293 Gezi 3 255

Akşam yemeği için Alaçatı Port’ta Ferdi Baba’nın yerine gider, keyfime bakarım. Masayı mezeyle donatır, yavaş yavaş yerken hem temiz havayı ciğerlerime çekerim hem de marinadaki tekneleri seyrederim. Yemek sonrası ise, gece hayatını çok sevmediğimden, genelde kalmayı tercih ettiğim Kayezta Otel’e gider bahçede çayımı yudumlarken ev sahipleriyle sohbet ederim.

Gezi 3 330 Gezi 3 196

20140921_102447

Ertesi gün deniz vakti diyerek on dakika uzaklıktaki Ilıca plajına giderim. Ilıca Alaçatı’nın aksine sakin ve rüzgarsız olur. Kumların üstünde keyfime bakar, ısındığımda da denize girer dalgalarla oyun oynarım. Üstelik buranın suyu da ılık olduğundan denizden hiç çıkasım gelmez. Bir keresinde buraya yakın kaynak suyunun merkezine gitmiştim. Bütün kaynak yaşlıca hanımefendi ve beyefendilerle doluydu. Anca şöyle bir girip çıkıp yerime onlara bırakmıştım.

Gezi 3 242 Gezi 3 220

Gezi 3 250

“Eee Ilıca’ya gelip de Dost Pide’ye gitmemek olmaz” deyip bir kuşbaşılı pide alırım yanında ayranıyla tabi. Bu temiz ve fiyatı uygun mekanda karnımı mutlu ettikten sonra Alaçatı’ya döner İmren pastanesinde sakızlı dondurma yerim. Taş sokaklarda dolaşıp, taş evleri seyrederim, geçici dövme yaptırırım. Arkasından sörf yapanları seyretmek için Alaçatı plajına giderim. Orası çok rüzgarlı olduğundan sersemlerim ama inat yapar ve suyun üstünde yağ gibi kayan sörfçüleri seyrederim.

Gezi 3 189 Gezi 3 126

Sonra methini çok duyduğum ev yemekleri yapan Asma Yaprağı’na gitmek isterim ama rezervasyonum olmadığı için giremem, ben de Kumrucu Hikmet’e gider keyfime bakarım. Ekmeğin gevrekliğinin tadını çıkarırken ekmeğin şeklinin gerçekten kumru kuşunun gövdesine benzeyip benzemediğini düşünürüm ve otelime geri dönerim.

K. Hikmet - 2 179

Ertesi gün süper bir kahvaltının ardından biraz sosyetik takılmak için Aya Yorgi koyundaki Babylon’a gitmek isterim ama hep sezon dışı kaldığımdan orasını hiçbir zaman açık yakalayamam ben de Paparazzi’ye giderim. Tıkış tıkış şezlongların arasında kendime bir yer bulurum. Hiç esmeyen bu koyda keyfime bakar, kitabımı okurken çevrede ünlü var mı diye göz ucuyla bakarım (bir kere Pakize Suda’yı gördüm o kadar). Çarşaf gibi denize girer çıkarım.  Buraya özgü tatlı ve sert kavunlarından ısmarlarım. Sonra daralır otelime gider duşumu alırım.

Sokaklarda takı bakarım, yel değirmenlerinin fotoğrafını çekerim. Hediyelik eşya dükkanlarında kendimi kaybederim. Akşam Fethi’nin Yeri denilen salaş balıkçıya gider kafamı dinlerim. Izgara balığımı, ahtapotumu, karidesimi yerim.

188 Gezi 3 300

Gezi 5 010

Ertesi gün Cumartesi bilirim ki buranın meşhur pazarının olduğu gündür. Kafamdan ne elbiseler alacağımın planlarını yapar mutlu olurum. Sabah erkenden tüm pazarı talan eder rahatlarım. İstanbul’a götürmek için kekik ve adaçayı alırım.

Gezi 3 319

Sonra Çeşme’nin meşhur kalesini gezerim. İçindeki müzeyi inceler bol fotoğraf çekerim. Çevredeki çarşıyı gezer, Çeşme Marina’da denize nazır cafélerden birinde oturur adaçayı içerim. Sahilinde dolandıktan sonra da Dalyan’a uzanır yan yana sıralanmış balıkçılardan en beğendiğim Cevatın Yeri’ne girerim. Kendime bir meze ziyafeti çeker, Alaçatı’ya dönerim. Yine köşedeki caféye oturur geleni geçeni seyrederim, lokmamı yerim. Ertesi günde erkenden İstanbul’a doğru yola çıkarım.

20140921_181126 Gezi 4 008-çeşme kalesi

Ah Alaçatı seni çok özledim. Ne olur bu sene de kabul et beni.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

MUTFAĞINIZDAKİ GÜZELLİK İKSİRLERİ

11241616_687562324682249_2145634843885284721_n[1]

Bu tariflerler sayesinde, kendi kendinizin ‘güzellik uzmanı’ olacaksınız

KABAK :

Bir adet kabağı soymadan pişirin.

Soğuduktan sonra alın ve soğutun. İçine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı katın.

Bu karışımı ezin ve yüzünüze sürün. 20 dakika sonra ılık su ile temizleyin.

Canlı bir cilt elde edeceksiniz.

PATATES :

Rendeleyin ve içine bir çay kaşığı zeytinyağı ekleyin.

Yarım çay bardağı da pastorize olmayan süt ilave edin. Bu karışımı maske olarak yüzünüze sürün.

Bunun en büyük özelliği, yaz boyunca günlerce cildinizde yer eden kahverengi güneş lekelerini yok etmesi.

MAYDONOZ :

Bir bahçeden maydanozu kökleriyle birlikte alın.

3-4 kök maydanozun köklerini, yaprakları ile birlikte 1 bardak suda 5 dakika (çeşme suyu değil hazır aldığınız su ile) kaynatın ve soğumaya bırakın.

İçine çeyrek limonun suyunu sıkın. Cildiniz için güzel bir besleyici…

Bu su ile günde 2 kez (sabah akşam) cildinizi bir pamuk yardımı ile silin.

BEZELYE :

Bebek gibi bir ten için bezelyeden yararlanın.

Bezelyede B1 ve C vitaminlerinin haricinde protein, lif ve folik asit bulunuyor.

Bir avuç tane bezelyeyi iyice ezin. İçine üzüm pekmezi katıp bulamaç yapın.

Bir yumurtanın akını ekleyin. Bir iki damla zeytinyağı ve bir tutam yulaf unuyla birlikte yine karıştırın.

Bu maske cildi besler, canlandırır.

ELMA :

Elma maskesini sakin ihmal etmeyin. Deriye çok yararlı.

En önemli özelliği hem normal hem de kuru ciltlere iyi gelmesi.

Bir orta boy elmayı rendeden geçirin. Bir kaşık bal koyun.

Bu maskeyi on dakika sonra silin.

Elmayı sütte de pişirebilir, sadece (soğuduktan sonra) sütlü lapa haline gelen haliyle de sürebilirsiniz.

ZENCEFİL :

Yağlı cilt için; 1 çay bardağı zeytinyağı içine bir çay kaşığı zencefil ilave edin ve 2 saat bekletin.

Yüzünüze parmağınızla bu sıvıyı sürün. (Gözlerinize ve altlarına sürmeyin.)

Bir saat sonra pamukla temizleyin. Ardından sabunlu su ile yıkayıp yağların gitmesini sağlayın.

Uygulamadan sonra, pırıl pırıl bir cilde sahip olacaksanız.

YAĞLAR :

Lavanta yağı, biberiye yağı ve gülyağı da kırışık ciltlere çok fayda sağlıyor ve bu ciltleri düzgünleştiriyor.

Tabii yağların saflık derecesi ve katkısız olması da önemli.

kaynak: şifa evreni

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Lotus Çiçeği Olduğunu Hatırla

tumblr_kxfv2w2csk1qzpe8uo1_500_large[1]

Köklerin karanlıkta diye,
Çiçek açamayacağını mı sandın?
Geçmişin acı dolu diye,
Hediyelerinden yaşamı mahrum edeceğini mi sandın?

Halbuki aynı lotus çiçeği gibisin,
Çamurun, bataklığın içinde koskocaman açan.
Çamurun içinde çiçeği,
Çiçeğin içinde çamuru barındıran.

Unutma, çamur yoksa,
Lotus çiçeği de yok.
Bu nedenle reddetme köklerini artık,
Bırak geçmişinden kurtulma,
Kendini düzeltme çabanı.
Keşkelerle, pişmanlıklarla, niçinlerle,
Harcama kıymetli vaktini.

Şu an bataklığın içinde bile olsan,
Hatırla, aslında lotus çiçeği olduğunu.
Bahane etme artık çamurunu, kirini,
Sadece izin ver çiçek açmaya.
Belki de çicek açma vaktin gelmiştir bile…

Aylin Sofia Deniz, 2015

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Malatya’dan güzel bir hikaye

1609889_1021733921204536_1324391064430670082_n[1]

22199_1021733854537876_5242626934991825482_n[1]

11350540_1021733891204539_1479397566557502044_n[1]

Fotodaki kişinin ismi Kadir , Mercedes Kadir. Akli dengesi yerinde değil ve bütün gün üstünde dolaştığı önünde Mercedes arması olan sopayı Mercedes’i zannederek yaşıyor.
Buraya kadar tamam. Anlatmaya bayıldığım kısmı bundan sonra başlıyor.. Koskoca bir şehir , Kadir’in Mercedes hayalini her şeyiyle sahiplenmiş durumda.. Kadir trafik ışıklarında duruyor, arabasını park ediyor, diğer arabalar trafikte ona yol veriyor, ona göre park ediyor. Bütün şehir o “Mercedes”in farkında! Kadir sopasını Mercedes servisine götürüyor, ustalar bütün ciddiyetleriyle arızaları anlatıyor, bir usta sopaya teyp takıyor, diğeri aynasını, armasını yeniliyor..
Sıkı durun; trafik polisleri yanlış yere park ettiğinde ya da ‘çok hızlı gittiğinde’ Kadir’e ceza yazıyorlar, zamanı geldiğinde muayeneye gönderiyorlar! Bir koca şehir, Malatya, Kadir’in hikayesini onunla birlikte yaşıyor.
Bir ‘deli’nin sopasına göre yaşayan şehirlerin, sopayla, sapanla, satırla birbirlerini kovalayan şehirlere dönüşmesini gördükçe bu hikaye çok hoş gelir insanın kulağına.. Anlarsınız umarım..
Bir gün mercedes kadir arabası(sopası) arızalandı diye sanayiye gider. Usta arızasını söyler ve 3 gün sonra gelip alabileceğini belirtir. Tabi mercedes kadir 3 gün sonra gelir usta daha işinin bitmediğini yarın gelmesini söyler. Mercedes kadir bu şekilde 2 hafta boyunca gider gelir. Bir gün yine gider sanayiye ama usta işinin daha bitmediğini söyler tabi mercedes kadir sinirlenir artık ve şunu söyler yeter artık yap şu arabayı 2 haftadır eve yürüyerek gidip geliyorum : )

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »