Buda Öğretisinden Hayatınızı Değiştirecek 12 Mükemmel Öğüt

. Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk.

Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk.

2. Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.

Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.

3. Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir, bu ölümsüz kanundur.

Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir, bu ölümsüz kanundur.

4. Varlığın öteki kıyısına vardığında önce, sonra ve ortada olandan vazgeç.

Varlığın öteki kıyısına vardığında önce, sonra ve ortada olandan vazgeç.

. Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Kendi kendinize ışık olun.

Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Kendi kendinize ışık olun.

6. Damı basit yapılmış bir eve yağmur dolması gibi, derin düşünmeyen beyine de tutku öyle dolar.

Damı basit yapılmış bir eve yağmur dolması gibi, derin düşünmeyen beyine de tutku öyle dolar.

7. Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.

Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.

8. Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.

Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.

9. Geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan, şu an kim olduğuna bak. Kim olacağını bilmek istiyorsan, ne yaptığına bak.

Geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan, şu an kim olduğuna bak. Kim olacağını bilmek istiyorsan, ne yaptığına bak.

10. Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.

Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.

11. İnsanIar arasında nehri geçip karşı kıyıya uIaşan azdır. Büyük bir çoğunIuk nehrin kıyısında bir aşağı bir yukarı doğru koşup durur.

İnsanIar arasında nehri geçip karşı kıyıya uIaşan azdır. Büyük bir çoğunIuk nehrin kıyısında bir aşağı bir yukarı doğru koşup durur.

12. NedenseIIik, etkiIeşim, koşuIIar ve ayırt edici aIgıIama..dört büyük eIement bunIardandır.

kaynak: onedio

Hiçbir Baş Ağrısını Zerre Kafanıza Takmamanızı Sağlayacak 13 Doğal Yöntem

Çoğu zaman nedensizce günümüzü mahveden baş ağrısını geçirmek için hemen ilaçlara başvurmayın! Doğal yöntemler uygulayarak da geçirebileceğiniz baş ağrısı için ilaç kullanmak vücudunuza sandığınızdan daha çok zarar veriyor.

İşte size uygulayabileceğiniz doğal yöntemler:

1. Limon ve nanenin doğallığından yararlanın.

Limon ve nanenin doğallığından yararlanın.

Yarım limonun suyu ve 3 yaprak naneyi bir bardak su içerisine koyun ve bir süre bekletin. Ardından bir bezi bu suda ıslatıp alnınıza koyun ve bezi her 15 dakikada bir ıslatın.

2. Koku duyunuza dikkat edin!

Koku duyunuza dikkat edin!

Baş ağrısını tetikleyen duyulardan biri de kokudur. Çok güçlü ve yoğun kokular (güzel olsalar bile) baş ağrısı yapabilirler.

Nane yağı ya da eczaneden alacağınız migren taşını koklamak baş ağrınıza iyi gelecektir.

3. Sıcak suyun yararını küçümsemeyin.

Sıcak suyun yararını küçümsemeyin.

Ayaklarınızı sıcak su içerisine koyup, ensenize buz dolu bir poşet koyabilirsiniz. Bu sayede sıcak ve soğuk farkı vücudunuzdaki kan akışını değiştirerek, kan damarlarınızın rahatlamasını sağlayıp baş ağrınızı azaltacaktır.

4. Zencefil her daim yardımcınız.

Zencefil her daim yardımcınız.

1/3 T.K toz ya da taze rendelenmiş zencefili bir bardak sıcak su içerisine atın ve için. Zencefilin yoğun aroması ve bitkisel etkisi kan damarlarınızın genişlemesine neden olacağı için ağrınızı yavaş yavaş dindirecektir.

5. Sadece bir buz bile çare olabilir.

Sadece bir buz bile çare olabilir.

Avucunuzun içine aldığınız bir buz küpünü iyice bütün gücünüzle sıkın. Elinizin donduğunu hissetmeniz en önemli  püf noktası! Elinizdeki buz ağrı eşiğinizi yükselteceğinden baş ağrınızı hissetmemeye başlayacaksınız.

6. Ağrı eşiğinizi başka bir yere yönlendirin.

Ağrı eşiğinizi başka bir yere yönlendirin.

Tıpkı buz gibi, baş parmağınız ve işaret parmağınız arasındaki dokuyu sıkmanız acı eşiğinizi yönlendirecektir. Acı eşiğinizin yönlenmesi baş ağrınızı hafifletecektir.

7. Başınızdaki baskıyı azaltmanın bir yolu da kalem!

Başınızdaki baskıyı azaltmanın bir yolu da kalem!

Bir kalemi dişlerinizin arasına sıkıştırın ama güçlü bir şekilde ısırmayın. Alt çenenizin serbest kalması başınızdaki basıncı azaltarak ağrınızı hafifletecektir.

8. Yemişlere önem verin.

Yemişlere önem verin.
Çiğ badem içerisindeki salisilin enzimi ile baş ağrınızı azaltacak en güzel yemiş olabilir. 20 tane yemeniz yeterli olacaktır.

9. İngilizler çaydan anlarlar.

İngilizler çaydan anlarlar.

Evinizi güzelleştiren kasımpatı 1980’li yıllarda İngiltere‘de migren ilacı olarak kullanılmaktaymış.

Sizde kasımpatıyı çay olarak demleyin ve için, baş ağrılarınızı geçirecektir.

10. Papatya her derde deva!

Papatya her derde deva!

Kimi zaman minik bebeklerin gaz sorunlarına ya da yetişkinlerin sindirim ve uyku sorunlarına yardımcı olan papatya baş ağrısının da çaresi.

Bir tencere içerisine su doldurun ve kaynaması için ateşin üzerine koyun. Tencere içerisine bir süzgeç yerleştirin ve süzgece taze ya da kuru papatya koyun ve üzerini kapatın. Bir süre sonra yumuşayan papatyalardan çıkan buharı içinize çekerek baş ağrınızı hafifletebilirsiniz.

*Buhara ilk etapta yakından yaklaşmayınız, yüzünüzü yakmanızı istemem.

11. Mis kokulu lavantanın yağı sizin için bulunmaz nimet.

Mis kokulu lavantanın yağı sizin için bulunmaz nimet.
Lavanta yağı rahatlatıcı özellik taşımasından dolayı birçok aroma terapi uygulamasında yer almaktadır. Baş ağrınız için uygulayabileceğiniz iki yöntem bulunmakta.
  • Yarım tencere kaynamış su içerisine 4-5 damla lavanta yağı damlatıp buharını solumanız sizi rahatlatacaktır.
  • Lavanta yağı ve badem yağını 1/3 oranında karıştırarak şakak bölgenize masaj yaparak uygulayın.

12. Fazla kahve baş ağrısı yapabilir ama kararında tüketirseniz sizi baş ağrısından kurtarabilir de!

Fazla kahve baş ağrısı yapabilir ama kararında tüketirseniz sizi baş ağrısından kurtarabilir de!

Kahve normal miktarlarda tüketildiğinde ağrının beyne ulaşmasını engelliyor, aynı zamanda içine sıkılan yarım limon da kafeinin hızlı etki etmesini sağlamakta.

13. Son olarak mineral eksikliğine dikkat etmelisiniz.

Son olarak mineral eksikliğine dikkat etmelisiniz.
Baş ağrısının baş sebeplerinden biri de mineral eksikliği, bu nedenle mineral dengenizi korumak için günde en az bir şişe maden suyu içmelisiniz.

Bonus: Psyduck gibi olmamak için;

Bonus: Psyduck gibi olmamak için;

Uyku düzeninizi bozmayın.

  • Çok fazla televizyon ya da bilgisayara bakmayın/karşısında uyuyakalmayın.
  • Susuzluk baş ağrısının en büyük nedenlerinden.
  • Fazla alkol almayın.
  • Çok yoğun ışıktan/güneşten/kokudan uzak durun.
  • Sinüziti olanlar; nemli saçla bile dışarı çıkmayın.

Erkeklerin Gözünde Kadınların Hangi Hareketinin Ne Anlama Geldiğinin 17 Örneği

1. Seviyeli davranırsanız: ”Üff bunun da burnu amma havada yea.. Artist…” derler.

Seviyeli davranırsanız: ''Üff bunun da burnu amma havada yea.. Artist...'' derler.

2. Samimi davranırsanız: ”Kesin bana kur yapıyor ;)))” derler.

Samimi davranırsanız: ''Kesin bana kur yapıyor ;)))'' derler.

3. Birlikte olma isteğini sert şekilde reddederseniz: ”Kezo bu yea… Saygısız…” derler.

Birlikte olma isteğini sert şekilde reddederseniz: ''Kezo bu yea... Saygısız...'' derler.

4. Birlikte olma isteğini nazikçe reddederseniz: ”Aslında gönlü var ama naz yapıyor…” derler.

Birlikte olma isteğini nazikçe reddederseniz: ''Aslında gönlü var ama naz yapıyor...'' derler.

5. Sevişmezseniz: ”Geri kafalı mısın sen yea? Bu ne çağ dışılık…” derler.

Sevişmezseniz: ''Geri kafalı mısın sen yea? Bu ne çağ dışılık...'' derler.

6. Sevişirseniz: ”Edepsiz, ortalık malı!!!11!!” derler.

Sevişirseniz: ''Edepsiz, ortalık malı!!!11!!'' derler.

7. Acemi bir sürücüyseniz: ”Yea kadınlara araba mı teslim edilir yeaa xd xd” derler.

Acemi bir sürücüyseniz: ''Yea kadınlara araba mı teslim edilir yeaa xd xd'' derler.

8. İyi bir sürücüyseniz: ”Yea kadınlara araba mı teslim edilir yeaa xd xd” derler.

İyi bir sürücüyseniz: ''Yea kadınlara araba mı teslim edilir yeaa xd xd'' derler.

9. Mesajlarına zamanında dönerseniz: ”Kesin bana aşık ;)))” derler.

Mesajlarına zamanında dönerseniz: ''Kesin bana aşık ;)))'' derler.

10. Mesajlarına geç dönerseniz: ”Kendini ağırdan satıyor ;))’ derler.

Mesajlarına geç dönerseniz: ''Kendini ağırdan satıyor ;))' derler.

11. Makam, mevki sahibiyseniz: ”Kesin torpili var…” derler.

Makam, mevki sahibiyseniz: ''Kesin torpili var...'' derler.

12. Makam, mevki sahibi değilseniz: ”Zaten kadınlar bi işi beceremez yea…” derler.

Makam, mevki sahibi değilseniz: ''Zaten kadınlar bi işi beceremez yea...'' derler.

3. Çok geçe kalmadan eve dönüyorsa: ”Amma da ana kuzusuymuşsun beee :d” derler.

Çok geçe kalmadan eve dönüyorsa: ''Amma da ana kuzusuymuşsun beee :d'' derler.

14. Geç saate kadar dışarda kalıyorsan: ”Bu saate kadar dışarda takılıyorsa ‘yolludur’…” derler.

Geç saate kadar dışarda kalıyorsan: ''Bu saate kadar dışarda takılıyorsa 'yolludur'...'' derler.

15. Kapalı giyiniyorsanız: ”Bağnaz!!!1 Yobaz!!11! Sıkmabaş!!11!” derler.

Kapalı giyiniyorsanız: ''Bağnaz!!!1 Yobaz!!11! Sıkmabaş!!11!'' derler.

16. Açık giyinirseniz: ”’Taciz edilmek istiyor ki böyle giyinmiş” derler.

Açık giyinirseniz: '''Taciz edilmek istiyor ki böyle giyinmiş'' derler.

17. Ne yaparsanız yapın söyleyecek kötü bi şey bulur, sonra da ”Kadınları anlamıyorum yeaa” diye ortalıkta gezinirler…

Dünyayı kurtarabilecek ağaç: Kiri

Dünyadaki herhangi bir ağaçtan 10 kat daha fazla karbondioksit absorbe eden ve yüksek oranda oksijen üreten kiri ağaçları, gelecek senelerde Doğa Ana’ya büyük katkılar sunabilecek gibi gözüküyor.

Kiri adı Japonca kesmek kelimesinden geliyor, budanması durumunda daha iyi ve daha hızlı büyüdüğüne inanılmasından dolayı bu adı almış.

kiri ağacı

Ağacın boyu 9 metreyi geçebiliyor; nisan ya da mayıs ayında tatlı, kokulu çiçeği açıyor. Yaprakları protein ve nitrojen açısından zenginken, çiçekleri salatalara lezzet katıyor. Çiçekleri arılar tarafından da çok seviliyor. Ancak bunların hiçbiri bu ağacı esas özel kılan sebep değil. Kiri ağacı dünyadaki herhangi bir ağaçtan 10 kat fazla karbondioksit absorbe ediyor ve yüksek oranda oksijen veriyor.

Teksas’ta “Kiri Devrimi” projesine öncülük eden Chris Sanders ve Brittany Turner, ABD’de bu arındırıcı ağaçlardan 1 milyon tane dikmeyi hedefliyorlar. Son dönemlerde Teksaslıların sağlığı aşırı kirlenen toprak, hava ve su sebebiyle tehdit altında. Neyse ki kiri, kirli toprak, suda başarılı ve büyürken de yeryüzünü temizliyor, arındırıyor. Bir diğer harika özelliği ise bu ağacın dünyadaki en hızlı büyüyen ağaç olması: Tohumdan yetişen, sekiz yıllık bir ağacın boyu, kırk yıllık meşe ağacıyla aynı boyda. Kiri ağacı bir yılda dört buçuk metreden daha uzun olabiliyor.

Umarız bu özellikler herkes tarafından öğrenilir ve en kısa zamanda tüm dünyayı Kiri ile donatma projeleri başlar.

Kaynak: Ecoportal
Başlık Görseli: Kowalskyrie/Deviantart

kaynak: gaiadergi.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Allahim! Eğer ben seni unutursam sen beni unutma.”

Gezi 3 234

 

ALLAHIM!!!! Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için!
Ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için…
ve yalan söylememek için bana yardım et…
Eğer bana güçler verirsen muhakeme yeteneğimi çıkarma.
Eğer başarı verirsen alçak gönüllüğü çıkarma…
Eğer bana alçak gönüllüğü verirsen saygınlığımı çıkarma…
Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et…
Benim düşüncelerime katılmıyor diye bana karş…ı olanları hainlikle suçlayarak,
onların karşısında suçlu duruma düşmeme izin verme.

Kendimi sever gibi diğerlerini de sevmeyi
ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi de yargılamayı öğret bana.

Başarılı olduğum zaman sarhoşluğuma izin verme…
Nede başarısız olursam olayım, umutsuzluğa düşmeme izin verme…
Daha ziyade, başarısızlığı başarının öncesindeki bir deneme olduğunu hatırlamamı sağla.
Hoşgörünün, güçlerin en büyüğü olduğunu
ve intikam arzusunun zayıflığın ilk görünüşü olduğunu öğret bana.
Eğer paradan yoksun bırakırsan, bana umudu bırak.
Ve eğer beni başarıdan yoksun bırakırsan,
başarısızlığı yenebilmek için irade gücünü bırak bana .
Eğer beni sağlık bağışından yoksun bırakırsan, inancın lütfunu bana bırak.

Eğer insanlara zarar verirsem, ÖZÜR DİLEME gücünü ver bana ..

Ve eğer insanlar bana zarar verirse, affetme ve merhamet gücünü ver bana.

Allahim! Eğer ben seni unutursam sen beni unutma.”

~ GANDHI

Yazın Üzerinize Pelesenk Olan Sıcaklarını Dindirmenin En Güzel Yolu 13 Soğuk Çay

Biz Türkler çayı sıcak içmeyi pek severiz hatta sıcaklarda bile içelim diye çay hakkında söylenen “harareti alır” şeklinde efsane yalanlar vardır. Her seferinde kanıp içeriz 50 derece sıcakta çayı; sonrası belli boncuk boncuk terlemeye başlarız.

İşte bu sorununuza çözüm olacak hem çayı küstürmeyecek hem sizi serinletecek enfes soğuk çay tarifleri.

İster meyveli ister naneli isterseniz de sütlü olarak yapabileceğiniz çaylarda, tarife bağlı kalmadan evdeki meyveleri kombinleyerek de yapmanız pek mümkün.

1. İlk olarak meyvelilerden başlayalım; Ahududulu Limonlu Soğuk Çay

İlk olarak meyvelilerden başlayalım; Ahududulu Limonlu Soğuk Çay

İlk olarak klasik olarak çayı demliyoruz. Bir kenarda soğumaya alıyoruz.

2 S.B taze ya da dondurulmuş ahududu
1 S.B şeker
1/4 S.B su
4 limonun suyu
3-4 dilim limon

Demlenmiş çay soğurken bir tencereye su, ahududu ve şekeri alın ve bir şurup olana kadar kaynatın. Bütün sıcak içecekler iyice soğuduktan sonra bütün hepsini birbirine karıştırın. Servis ederken bardağa buz, limon ve ahududu ile süsleyin.

2. Hmmm yazın mis kokulusu şeftaliyi çaya katmazsak olmaz: Şeftalili Ahududulu Soğuk Çay

Hmmm yazın mis kokulusu şeftaliyi çaya katmazsak olmaz: Şeftalili Ahududulu Soğuk Çay

Çayı istediğiniz gibi demleyip soğumaya bırakın.

1 S.B taze ya da dondurulmuş ahududu
2 Şeftali
3 Y.K bal
nane/limon ya da portakal dilimi

Ahududu, şeftali ve balı blendera atın ve püre olana kadar karıştırın. Demlenmiş soğumuş çay ile püreyi blenderda karıştırın. Bardağa alıp içerisine buz nane yaprağı ve istediğiniz bir narenciyenin dilimlerini koyarak servis yapın.

3. Yaz renklerini çayınıza da yansıtın: Böğürtlenli Zencefilli Soğuk Çay

Yaz renklerini çayınıza da yansıtın: Böğürtlenli Zencefilli Soğuk Çay

Çayı demleyip soğumaya alın.

2 S.B  dondurulmuş böğürtlen
1 S.B su
1 Y.K bal
1 küçük şişe zencefilli gazoz

Su böğürtlen ve balı bir tencereye alın ve sos olana kadar pişirin ve soğutun. Ardından soğumuş olan gazoz, çay ve meyve püresini iyice karıştırın. Buz ve böğürtlen ile servis yapın.

4. Şimdi mis kokulu dağ çileği mevsimi: Çilekli Limonata Soğuk Çay

Şimdi mis kokulu dağ çileği mevsimi: Çilekli Limonata Soğuk Çay
Çayı demleyip soğumaya bırakın.
1 S.B dağ çileği
1 S.B şeker
1 S.B su
3 limonun suyu
1,5 S.B maden suyu

Çay soğurken; su ve şekeri bir tencerede ısıtmaya başlayın, şeker tamamen eridiğinde çilekleri içerisine atın ve pürüzsüz bir karışım olana kadar pişirin. Çilekli şurup da soğuduktan sonra; limon suyu, soda çilek şurubu ve demlenmiş çayı karıştırın. Buz ve küçük çileklerle servis edin.

5. Şeftaliden sonra bir de miniği olan nektarin ile devam edelim: Nektarinli Fesleğenli Soğuk Çay

Şeftaliden sonra bir de miniği olan nektarin ile devam edelim: Nektarinli Fesleğenli Soğuk Çay

Çayı her zamanki gibi demleyip soğumaya alıyoruz.

4 adet nektarin
5-10 fesleğen yaprağı
1/3 S.B şeker
1 S.B su

Nektarinleri dilimliyoruz. Adından su ve şeker ile birlikte ateşin üzerine alıyoruz. İyice kaynayıp şurup haline geldikten sonra ateşin altını kapatıp fesleğen yapraklarını ekliyoruz. Karışım soğuduktan sonra süzerek çay ile karıştırıyoruz. Servis ederken nektarin dilimleri, buz ve taze fesleğen yaprakları ile süslüyoruz.

6. Bahar meyveleri olur da çiçekleri olmaz mı?! Çilekli Soğuk Yasemin Çayı

Bahar meyveleri olur da çiçekleri olmaz mı?! Çilekli Soğuk Yasemin Çayı

Yasemin hem sakinleştirir hem de midenizi rahatlatır. Mis kokulu olan bu çiçeğin çayı da mis kokulu olur.

Çayı demleyin.

2 S.B çilek
1,5 S.B şeker
1,5 S.B su

Çilek şeker ve suyu kaynatıp bir şurup elde ediyoruz. Ardından çileklerimizi iyice püre haline getiriyoruz. Soğuyan demlenmiş yasemin çayı ile karıştırıyoruz. Daha fazla serinlik isteyenler içerisine soda katabilirler.

7. Birazcık sağlıklı olalım: Limonlu Biberiyeli Soğuk Yeşil Çay

Birazcık sağlıklı olalım: Limonlu Biberiyeli Soğuk Yeşil Çay

Iyy biberiye ne ya o bir tek etlerle iyi oluyor diyenler bir de bu yeşil çayı denemeliler.

Yeşil çayı demleyin.

1 adet portakal
2-3 dal biberiye
1 adet limonun suyu
1-2 Y.K bal

Bütün malzemeleri sıcak yeşil çayın içine atın ve o şekilde soğutun. Servis etmeden önce birkaç limon/portakal dilimi, buz ve biberiye dalı koymayı unutmayın.

8. Sağlık ile başlamışken yeşil çay ile devam edelim: Ballı Zencefilli Yeşil Çay

Sağlık ile başlamışken yeşil çay ile devam edelim: Ballı Zencefilli Yeşil Çay

Zencefil hastalık dolu kış akşamlarını hatırlatsa da yazın da metabolizmamızı hızlandıran en önemli besinlerden biri.

6 S.B su
4 poşet yeşil çay
1/4 S.B taze zencefil (soyulmuş ve dilimlenmiş)
1/2 S.B taze nane
1/3 S.B bal
1 dilimlenmiş limon

Suyu bir tencereye alıp içine zencefilleri koyun ve kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra altını kapattığınız su içerisine nane ve yeşil çayları koyun. 15 dakika sonra nane ve çay poşetlerini alın. Karışıma bal ve limon suyu ekleyin, soğutup servis yapın.

9. Yeşil çayın toz hali matcha’yı da soğuk çaya ekleyebiliriz.

Yeşil çayın toz hali matcha'yı da soğuk çaya ekleyebiliriz.

İsterseniz yeşil çay yapraklarını evde bir havanda ya da öğütücüde toz haline getirebilirsiniz. İsterseniz aktarlardan yeşil çay tozu olarak temin edebilirsiniz. Tadı yeşil çaydan biraz daha hafif olan matcha bir çok kek kurabiye ve içecek ile mükemmel bir uyum sağlıyor.

2 T.K matcha
1 adet yeşil limon suyu
1 avuç taze nane yaprağı
1 Y.K bal
2 S.B su

Bir kavanoz ya da shaker’ın içerisine matcha ve suyu koyup iyice çalkalayın. Ardından kalan malzemeleri içine ekleyip çalkalamaya devam edin. Buz, nane yaprağı ve limon dilimleri ile servis edin.

10. Böğürtlene biraz ferahlık katmak için nane çayı ile denemek ister misiniz?

Böğürtlene biraz ferahlık katmak için nane çayı ile denemek ister misiniz?
Yaz demek renk demek ve hiç şüphesiz serinlemek demek. Bu nedenle yazın renklerinden olan böğürtlene farklı bir hava katmak için nane çayı ile birleştirmek hem size hem midenize iyi gelecek.

Nane çayını dilediğiniz gibi demleyin ve soğumaya bırakın.

1/3 S.B böğürtlen
1/2 S.B şeker
1 adet limon

Limon suyu böğürtlen ve şekeri blenderda püre olana kadar karıştırın. Ardından demlenip soğumuş olan nane çayı ile karıştırıp soğuk olarak servis edin.

11. Nane ve limonun ferahlığına bir de buz atın! 🍃🍋

Nane ve limonun ferahlığına bir de buz atın! 🍃🍋

Limonatadan buz yapmayı denediniz mi? İnanın harika oluyor.

1 S.B limon suyu
3 limon kabuğu rendesi
4-5 S.Bsu
1 S.B şeker
5-10 yaprak taze nane.

1 S.B su ile 1 S.B şekeri bir kaba alın ve üzerine limon kabuklarını koyun, şeker eriyip şurup olana kadar kaynatın.  Ardından şurubu soğutun ve limon suyu ve kalan su ile karıştırın. Buz kalıplarına naneleri minik minik doğrayıp koyun. Üzerine limonatayı ilave edip dondurun. Demlenip soğutulmuş çay ile birlikte servis edin.

12. Biz kraliyet ailesindeniz sütsüz çay içemeyiz diyenlere buyurun; Baharatlı Çaylı Buz Kalıpları

Biz kraliyet ailesindeniz sütsüz çay içemeyiz diyenlere buyurun; Baharatlı Çaylı Buz Kalıpları

Sütü soğuk sevenlerin sütlerini renklendirecek bu buz kalıplarına bayılacaksınız.

2,5 S.B su
1 adet yıldız anason
1 adet çubuk tarçın
3-4 adet karanfil
4-5 adet kakule
2-3 dilim taze zencefil
1/4 S.B+2 Y.K esmer şeker
3-4 poşet siyah çay

Bütün malzemeleri suya atıp kaynatın, kaynadıktan sonra 5-15 dk (sertliğine göre) demlenmeye bırakın. Karışımı süzüp buz küplerine koyun ve dondurun. Süt ile servis edin.

13. Yok ne o öyle buz falan uğraşamam ama sütlü bir çay öner diyenlere: Baharatlı Sütlü Soğuk Çay

Yok ne o öyle buz falan uğraşamam ama sütlü bir çay öner diyenlere: Baharatlı Sütlü Soğuk Çay

Bol baharatı ve tatlı tadı ile sizi bu yaz sıcaklarında en farklı şekilde serinletecek bu çaya bayılacaksınız.

1 adet yıldız anason
2 adet kakule
5 S.B su
8 poşet çay
1/4 S.B bal
2 S.B süt
2 Y.K hindistan cevizi

Suyu ateşe koyun içerisine bal, anason, hindistan cevizi, kakule ve çayları ekleyin. Kaynadıktan sonra 5-15 dk demlenmeye bırakın. Çayın iyice soğuduğundan emin olduktan sonra; büyükçe bir bardağı buz ile doldurun ve 3/4’ünü çay ile doldurun kalan kısıma süt ilave edin.

Kürk Mantolu Madonna’dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

1.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Seni seviyorum… Deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum.”

2.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince, insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.”

3.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi.”

4.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?”

5.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.”

6.Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘Bu öyle olmayabilirdi!’ düşüncesi.”

7.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz
“Seninle şöyle bir oturup konuşamadık.”

8.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.”

9.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Kafamın içinde ona söylenecek uçsuz bucaksız şeyler bulunduğunu hissediyordum, senelerce söylense bitmeyecek şeyler.”

10.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.”

11.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“İlk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde, ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz.”

12.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bitmiyor, sadece bazen belki güneşli bir günde veya kalabalık bir gecede geçtiğini sanıyorsun ama geçmiyor esasında. Alışıyorsun zamanla. Asla bitmiyor…”

13.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz
“Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?”

14.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

Aşk öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilemediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilemeyiz.”

15.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.”

16.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Sana ihtiyacım yok ki benim! İnsan yalnız da mutsuz olabilir çünkü.”

17.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.”

18.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimiz bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.”

19.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.”

20.

Kürk Mantolu Madonna'dan Alıntılanmış 20 Derin Söz

“Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu… Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak? Çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim.”

– Maria Puder

ÖFKENİN ÖĞRETTİKLERİ

ofke_ve_ofkenin_kontrolu_b[1]

Midwest hastanesi acil servisindeki bir hemşire, kendisine kritik bir durumdaki beş kişinin getirildiğini bildiren bir mesaj aldı. Zaten gergin olan durum, yaralananlardan birinin hemşirenin eşi olması yüzünden daha da karmaşık bir hal almıştı. Diğer dört kişi onun tanımadığı bir aileydi. Doktorların ve hemşirelerin büyük çabasına karşın, beş kişi de öldü.

Onları öldüren neydi? Bir bina çökmesi mi? Bir otobüs kazası? Arabalı bir silahlı saldırı mı? Bir yangın mı?

Onları öfke öldürmüştü.

Kırsal bölgedeki bir yolda arabanın biri diğerini geçmeye çalışmıştı. Ama iki sürücü de vazgeçmeyi kabul etmemişti. Yan yana, daha avantajlı bir yere geçmeye çalışarak, öfkeyle beslenerek, ileri doğru yarışmışlardı. İkisi de artık her şey için çok geç olana kadar kendilerine doğru gelen üçüncü bir arabayı fark etmemişti.

Hemşirenin eşi o öfkeli sürücülerden biriydi.
Birbirini geçmeye çalışan iki adam yabancıydılar -hiç karşılaşmamışlardı. Birbirlerine böyle bir öfke duymaları için hiçbir neden yoktu, yine de hiddetten gözleri dönmüştü, bunun tek nedeni birinin diğerini geçmek istemiş olmasıydı. Hayatta kalan sürücüye karşı dava açılmıştı.

Bazı resmi görevlilerin bugün ülkemizde meydana gelen araba kazalarının bir numaralı nedeni olduğuna inandıkları öfkenin yol açtığı bu trajik kaza üç aileyi perişan etmişti.
Hepimiz öfkeliyken araba kullanmış olabiliriz, ama şans eseri pek azımız böyle aşırı sonuçlar yaşarız. Bununla birlikte, bu iki adamın yaptığı gibi öfkenin oluşmasına izin vermek, hayatlarımızdaki önemli bir olumsuz güç olabilir. Öfkemizi, o bizi kontrol etmeden önce bizim onu kontrol edebilmemiz için sağlıklı bir biçimde ifade etmeyi öğrenmemiz gerek.

Öfke, doğal halinde, dışavurumu yalnızca birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar süren doğal bir duygudur. Örneğin, sinemada sırada beklerken birisi aradan girmeye çalışırsa bu kişiye bir dakikalığına öfkelenmek bizim için sadece doğal bir şeydir. Öfkemizi ifade ederek doğal biçimde yaşarsak -bir dakikalığına bekleyip kendi olağan akışı içinde geçmesine izin verirsek- daha iyi olabiliriz. Ancak ya öfkemizi patlayarak uygun olmayan bir biçimde ifade ettiğimizde ya da öfkemizi birikecek biçimde bastırdığımızda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bir duruma ya hak ettiğinden daha fazla öfkeleniriz ya da hiç öfke göstermeyiz.
Bastırılmış öfke kolayca uçup gitmez, tamamlanmamış iş haline gelir. Küçük bir parça öfkenin üstesinden gelmezsek, bu öfke bir yere, genellikle yanlış bir yere gitmek zorunda kalana kadar giderek büyür. O iki sürücü de eski öfkelerle çok doluydu ve birbirleriyle karşılaştıklarında bu öfke patladı. Bir iki saniyeden çok olmayan bir süre içinde volkanlar gibi patladılar.

Öfkenin birikmesiyle ilgili diğer sorun, bizi inciten insanlar hareketlerinin sorumluluklarını üzerlerine almaya istekli olsalar bile bunun yeterli olmamasıdır. Özür dileseler, biz de bu özrün içten bir özür olduğuna inansak da öfkeli halimiz devam eder, işte bu eski öfkedir. Bu öfke değişik ve beklenmedik biçimlerde defalarca yüzeye çıkabilir.

Birçok kişi öfkeyi göstermenin yanlış olduğu ailelerde yetişmiştir. Bazı kişiler de en küçük sorunun bile hiddet boyutuna yükseldiği ailelerde büyür. Bu doğal duyguyu ifade etmek için hiç iyi bir rol modelimiz olmamasında şaşacak bir şey yok. Öfkenin neyle ilgili olduğunu anlamak yerine, onu sorgular, geçerli olup olmadığını merak eder, yanlış yere koyar yani onu yaşamak dışında yapabileceğimiz hemen her şeyi yaparız. Ama öfke normal bir tepkidir, doğru zamanda, doğru yerde ve uygun ölçülerde olursa yararlıdır. Örneğin, araştırmalar öfkeli hastaların daha uzun yaşadıklarını göstermiştir defalarca. Bunun nedeninin duygularını dışa vurmaları mı, yoksa daha iyi bir bakım talep etmeleri mi olduğunu bilmiyoruz. Gerçekte bildiğimiz, öfkenin eyleme yol açtığı ve çevremizdeki dünyayı kontrol etmemize yardımcı olduğudur. Ayrıca hayatlarımızda uygun sınırlar oluşturmamıza da yardımcı olur. Uygunsuz, şiddetli ya da zarar verici olmadığı sürece öfke yararlı ve sağlıklı bir tepki olabilir.

Bedenin en önemli uyarı sistemlerinden biri olarak öfke otomatik bir biçimde bastırılmamalıdır. Öfke bizi incitilmekte olduğumuz ya da ihtiyaçlarımızın duyulmadığı konusunda uyarır; birçok durumda normal ve sağlıklı bir tepki olabilir. Diğer yandan, suçluluk gibi, bir şeylerin inanç sistemimize uymadığının bir işareti de olabilir. Arada sırada ortaya çıkan, zarar verici boyutları ayarlanmış öfke sağlıklıdır. Bazen, sorunlara yol açan duygularla ilgili olarak ne yaptığımızı ya da yapmadığımızı gösterir. Çoğunlukla kendi öfkemizden öylesine korkar ve onu öyle büyük bir ölçüde yadsırız ki artık onun farkında olmayız.

Öfke yaşamlarımızı tüketen korkunç bir hayvan olmak zorunda değildir. O sadece bir duygudur. Onu aşırı boyutlarda çözümlemek ya da doğru, uygun veya haklı olup olmadığını sorup durmak üretken bir şey değildir. Böyle yapmak, duygulara bile sahip olup olmadığımızı öğrenmeye çalışmaktır. Öfke sadece budur; bir duygu. Yargılanması değil, yaşanması gereken bir duygudur. Diğer tüm duygularımız gibi öfke de bir iletişim biçimidir, bize bir mesaj getirmektedir.

Ne yazık ki bir çoğumuz bu mesajı işitmez. Onu nasıl yaşayacağımızı çoğu kez bilmeyiz. Öfke içindeki insanlara “Ne hissediyorsunuz?” diye sorulduğunda, “Düşünüyorum da …” diyerek yanıt vermeye başlarlar. Bu duygusal bir soruya verilen zihinsel bir yanıttır. Yüreğimizden değil aklımızdan gelmektedir.
İçimizdeki duygularla ilişki halinde olmamız gerekir. Kimi zaman insanlar için bunu yapmak çok zordur, böyle zamanlarda gözlerini kapatıp bir ellerini karınlarına koymalarını sağlamak onlara yardımcı olabilir. Bu basit hareket onların hissettikleri şeylerle ilişkiye geçmelerine yardımcı olur, bunun nedeni olasılıkla duygunun sadece beyni değil bedeni de kullanması olabilir. Duygularımızla ilişki içinde olmak toplumumuza hemen hemen yabancı bir fikirdir: bizler bedenlerimizle hissetmeyi unutmuşuzdur. Düşüncelerimizi duygularımızdan ayırma eğilimi gösteririz genellikle. Düşüncelerimizin egemen olmasına izin vermeye alışmışızdır; bu yüzden duygularımızı ve bedenlerimizi unuturuz.

Bir tümcede kaç kez “Böyle hissediyorum” ifadesi yerine “Düşünüyorum” ifadesini kullandığınıza dikkat edin.

Öfke bize incinmişliklerimizin üstesinden gelmemiş olduğumuzu söyler. İncinme o anki acıdır, öfkeyse çoğu kez süregelen bir acıdır. Bu incinmeleri biriktirip onlarla ilgilenmediğimiz ve doğru adrese yönlendirmediğimiz sürece öfkemiz büyür. Birçok incinmeyi biriktirebiliriz içimizde, bu durum da onları bir düzene koymamızı son derece zorlaştırır ve en sonunda da öfkeyi fark etmek bile aşırı güç bir iş haline gelir. Duygu dünyasıyla birlikte yaşamaya öylesine alışmışızdır ki bu duygu dünyasını kim olduğumuzun bir parçası olarak düşünmeye başlarız. Kendilerimizi kötü insanlar olarak görmeye başlarız. Öfke kimliğimizin bir parçası haline gelir. Eski duygularımızı kimliğimizden ayrıma işine başlamalıyız. İyi biri olduğumuzu hatırlamak, kim olduğumuzu hatırlamak için bu öfkeden kurtulmalıyız.

Başka insanlara karşı öfkeli olmanın yanı ısıra, kendimize karşı da öfkeli, yaptığımız ya da yapmadığımız şeyler konusunda çok kızgın olabiliriz. Öfkeleniriz, çünkü, çoğunlukla kendi duygularımız pahasına karşımızdaki kişileri memnun etmeye çalışırken, kendimize ihanet etmiş gibi hissederiz kendimizi. Kendi ihtiyaçlarımız ve isteklerimizi kabul edip karşılığını veremediğimizde öfkeleniriz. Bize hak ettiklerimizi vermedikleri için “onlara” çok kızdığımızı biliriz, ama ilk önce hak ettiklerimizi kendimize vermediğimiz için yine kendimize öfkelendiğimizi hiç fark etmeyiz. Kimi zaman ihtiyaçlarımız olduğunu kabul etmek konusunda son derece dik başlı davranırız, çünkü bizim toplumumuzda ihtiyaç duymak zayıflıkla eşit görülmektedir.

Öfkemizi içe döndürdüğümüzde, bu öfke kendini çoğu kez depresyon ya da suçluluk duygularıyla ifade eder. İçeride tutulan öfke geçmişle ilgili izlenimlerimizi değiştirir ve şimdiki gerçeklikle ilgili görüşlerimizi çarpıtır. Bu eski öfkenin tümü sadece karşımızdaki kişilerle değil, kendimizle de tamamlanmamış bir haline gelir.

Öfkemizi içeride tutup “onun patlamasına izin vererek”, başkalarını ve kendilerimizi suçlayarak aşırı bir uçtan bir diğerine atlayıp durma eğilimi gösteririz. Öfkenin kendisini doğal biçimiyle ifade etmesine izin vermiyoruz, bu yüzden onun kötü bir şey olduğunu düşünmemizde şaşılacak bir yan yok. Bağıran insanları, sadece kendimiz bağırmadığımız için değil, aynı zamanda huzurlu ya da öfkeden kurtulmuş olduğumuz anlamına gelmediği için de kötü huylu biri olarak düşünmemizde şaşılacak bir şey yok.

Yaşam Dersleri, Elisabeth Kübler-Ross &

* David Kessler, Ege Meta Yayınları

ayçan berkerin facebook sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

BİLİNÇALTINI Anlama ve Temizleme çalışması

bilinçaltı[1]

Bilinçaltını anlamak için çalışma ilkelerini, bilinçaltı yasalarını ve bunları hazırlayan içsel dinamikleri bilmek gerekir.
Bilinçaltını bir bilgisayarın hard diski olarak düşünebiliriz. Ekranda görülenler sizin gerçeğiniz veya yaşantınızdır. Yani bilinçaltınızdaki olumlu, olumsuz inançlarınızın hayatımıza yansımalarıdır.
Nasıl bir bilgisayar programında direkt emir şeklinde komutlar veriliyor ise bilinçaltımız da komutlarımızı alır ve gerçekliğimize uyarlar.

Başaramayacağımıza inanıyorsak başaramayız. Değişeceğimize inanıyor isek değişiriz. Mali, malı şeklindeki ifadeler bilinçaltımızda mulaklık yaratır. Örneğin sigara içmemeliyim dedikçe sigara içmek isteriz. Çok yememeliyim dedikçe yemek isteriz. Size sakın kırmızı bir mercedes düşünmeyin veya şu an annenizi düşünmemelisiniz diyecek olursam her ikisi de akınıza gelecektir. Korkmayın diyecek olursam o ana kadar böyle bir duygu taşımasanız bile korkmaya başlarsınız. Bilinçaltımıza ne istediğimizden emin olarak, net ve şimdiki zaman üzerinden komutlar vermeliyiz. Geleceğe yönelik ifadeler istediklerimizin bir şekilde ötelenip, gerçekleşmesine engel olur.
“Aklınız neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir” der. Napoleon Hill’
Evren yasalarla yönetilir. Bilinçaltlarımız da tıpkı evren gibi yasalarla yönetilir. Bilinçaltımızın yasası inanç yasasıdır. Bilinçli aklınızın kavrayıp, bilinçaltınızın inandığı şeyler gerçekleşir. Böylesine büyük bir güce sahip olduğumuzun çoğu zaman farkında değilizdir.
Bilincimizin gücünü bir fikri kavramak için, bilinçaltımızın gücünü ise sonuca ulaşmak için kullanırız. Birçok kişi bunun tersini yapar. Bilinçlerini neticeye ulaşmak için kullanırlar, bu da genellikle stres ve endişe yaratır. Bu durum bilinç gücümüzle, bilinç altı gücümüzün kullanımındaki farktır. Örneğin bir bayan danışanım içinde bulunduğu gerçekliği kendisinin yarattığına inanmıyordu. Evlenmek istiyordu ancak karşısına uygun kişinin çıkmamasından ve birlikteliklerinin kısa sürede bitmesinden yakınıyordu. Bilinç üstü seviyede bir hayat arkadaşı istiyordu ve kendince uygun standartları belirlemişti. Yaptığım çalışmalarda fark ettik ki ! bilinçaltı seviyede evliliğin özgürlüğünü kısıtlayacağı inancı, çevresinde gördüğü mutsuz evlilikler ve kendisinin de böyle olabileceği korkusu, karşısına daha iyi biri çıktığında evliliğinin bu birlikteliğine engel olacağı endişesi taşımaktaydı. Bu kadar yoğun bilinçaltı dinamikleri ile isteğine ulaşması mümkün değildi. Bir ipi düşünelim iki tarafından aynı anda iki kişi çekiyor. İpin gerilmesi gibi kişide gerginleşir.

Bilinçaltımız mıknatıs gibidir. Kendi inançlarını yansıtan şeyleri çeker. Bilinçaltımızda belli bir inanç varsa, bilinçaltımız bu inanca uygun titreşimler yaratır ve bunu yansıtan veya buna uyan olayları ve insanları kendine çeker. Buna son dönemlerde adı çokça duyulan çekim yasası denmektedir. Yerçekimi yasasının varlığının kesin olması gibi çekim yasasının varlığı da kesindir. Eğer bilinçaltınız yaşamınızın zor geçeceğine inanırsa, gerçekten yaşamınız zor olacaktır. Karşılaşacağınız olaylar ve insanlar hayatımızı zorlaştıracaktır. Eğer bilinçaltımız paranın zor kazanılacağına inanırsa, para zor kazanılır. Karşınıza çıkan fırsatlar para kazanmak için insan üstü çaba göstermeniz gerekenler olacaktır. Sizin gerçeğinizi yaratan inancın ne olduğuna siz karar veremezsiniz, bilinçaltınız verir.
İstemediğimiz bir durum karşısında bu durumu hazırlayan içsel sebepler ne olabilir ? Bu durum çoğu zaman bilinçaltı korkularımızın bir sonucudur.

Birçok insan kendini sık sık aynı senaryonun içinde bulur. Ne yaparlarsa yapsınlar aynı sorunlarla karşılaşırlar. Böyle bir durumda dışsal şartları değiştirmek yerine içimizdeki bilinçaltımızdaki engelleyici inançlarımızı değiştirmek, korkularımızla uyumlanıp, onların varlığını kabul edip, bu korku dinamiğinin ikincil çıkarlarına saygı duyup, kişiye daha fazla fayda sağlayan, olumsuzluk taşımayan, mutluluk, huzur ve sağlık veren sevgi enerjisine dönüştürmek gerekir. Bu şekilde bilinçaltımız yeniden programlanır. Bilinçaltı virüslerimizin farkına varıp olumlama çalışmaları ile temizlemeliyiz.
Bilinçaltımız sezgilerimiz aracılığıyla bizimle konuşur. Bilinçaltımızdan rehberlik veya yardım istediğimizde, bir dürtü, ilham veya önsezi hissederiz. Bilinçaltımızı programlarsak, rüyalar şeklinde cevaplar da alabiliriz. Sezgisel olarak, bir mesaj olduğunu anlarız.
Hayatınızda bir şeyi gerçekleştirmek istiyorsak önce kavramak yani ne istediğimizi tam olarak tespit etmek, sonra olmuş gibi inanmak ve daha sonra da bunun için şükretmek gerekir. Kendiniz için olmasını istediğiniz şeyi bir yere yazın. Bilgisayarınızdaki ekran koruyucuya, cep telefonunuzun açılış mesajına, veya gün içinde sıkça görebileceğiniz bir yerlere koyun. Her gece, aynı yaratıcı imgelemeyi düşünün, gördüklerinizi görün, duyduklarınızı duyun ve hissettiklerinizi hissedin… istediğiniz yerlerde değişikliklerinizi yapın. İstediğiniz şeyin gerçekleşeceğine güvenin…

BİLİNÇALTI PROGRAMLAMA ARACI (ONAMALAR)
Bilinçaltımızı, yeniden programlamanın en temel yollarından biri onamadır.
Onama; basitçe bilinçaltımıza yerleştirmek istediğimiz hedeflerimizi veya yeni inançlarımızı tekrarlama sürecidir. Bu süreç, söylem bilinçaltına yerleşinceye kadar devam etmelidir. Bazı onama yöntemleri;
• Kendi onamalarınızı yüksek sesle veya zihnen tekrarlamak,
• Onamalarımızı yazmak,
• Kayıt ettiğiniz kendinden telkin bantlarını dinlemek
• Olmak istediğiniz kişi gibi davranmak, (hayran olduğunuz bir kişi yerine kendinizi koymak ve onun gibi davranmak )
• Kitap ve makaleler okumak
Hayattan şikayet ettiğinizde bilinçaltımız şikayet ettiğiniz hayatı size vermek için talimatlarınızı sadakatle yerine getirir. Ne söylediğimize ,özellikle ‘tekrar ,tekrar’ söylediklerimize dikkat edelim.
Bilinçaltı virüs programınızı çalıştırmadığınızda dışarıdan gelen olumsuz telkinlerin etkisi altında kalabilirsiniz. Her gün arkadaşlarınızdan çok gülersek çok ağlayacağımızı, çocuğu olanın derdi olduğunu, paramız olunca düşmanlarımızın çok olacağını, hayatın zor olduğunu vs.. duyuyorsunuzdur. Devamlı dinleyince bilinçaltımız onun doğru olduğuna inanmaya başlar sonra da (çekim yasasından ötürü) gerçekliğinizde onun doğru olduğunu görürsünüz.
Kendimize verebileceğimiz telkin örnekleri ; her gün, her şekilde daha iyi oluyorum, her şey bana kolay ve zahmetsizce geliyor, sevgi ile dolu, neşe saçan bir varlığım, keyif aldığım her şey şimdi burada, hayatımın patronu benim, ihtiyacım olan her şey zaten bende var, hepimiz için bolluk var, sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor, daha çok verdikçe daha çok aldıkça daha mutlu hissediyorum,
Bu onamaları uyurken veya yataktan kalkmadan önce yazabilir, okuyabilir veya kaydedip dinleyebilirsiniz.
Onamada başarının anahtarı tekrardır. Bilinçaltımız kaslarımız gibidir. Onu istediğiniz şeylerle onamanız gerekir. Onamaları her gün yapmakta tembellik ederseniz, onu sizin yerinize başkaları yapacak, sonuçlar da her zaman sizin istediğiniz gibi olmayacaktır
Gandi derki “Söylediklerinize dikkat edin, düşünceleriniz olabilir. Düşüncelerinize dikkat edin, davranışlarınız olabilir. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınız olabilir. Alışkanlıklarınıza dikkat edin kaderiniz olabilir.”1

BİLİNÇALTI ONAMA MEDİTASYONLARI:

Belli başlı korkularımız; değersizlik, güvensizlik, parasızlık, yalnızlık, başarısızlık, esir olma, suçlanma, acı çekme, dışlanma, çaresizlik, ayrılık, aşağılanma, güçsüzlük, yokluk, kaybetme, yetersizlik, yok olma, hastalık, incitilme, sevilmeme, reddedilme, acizlik, terk edilme, onaylanmama … korkusu
Korku enerjisini sevgi enerjisine dönüştürmek gerekir.

Bilinçaltı Onama Örnekleri

Benim………..……….korkum var.
Ben…………..………..korkumu kabul ediyorum.
Ben…………..………..korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben…………..………..korkumu seviyorum.
Ben…………..………..korkumu sevgiyle gönderiyorum.
Olumlaması
Ben……………………yım.
Ben her halimle…………………olduğumu biliyor ve inanıyorum
Ben her halimle…………………….. olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle ……………………olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle……………………..olduğum için şükrediyorum
DEĞERSİZLİK
Benim………..(değersizlik)……….korkum var.
Ben…………..(değersizlik)………..korkumu kabul ediyorum.
Ben…………..(değersizlik)………..korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben…………..(değersizlik)………..korkumu seviyorum.
Ben…………..(değersizlik)………..korkumu sevgiyle gönderiyorum.

Ben yalnız ve tek başıma çok değerliyim.
Ben yalnız ve tek başıma çok değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum
Ben yalnız ve tek başıma çok degerli olduğumu kabul ediyorum.
Ben yalnız ve tek başım çok degerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma çok degerli olduğum için şükrediyorm.

Ben her halimle çok değerliyim.
Ben her halimle çok değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben her halimle çok değerli olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle çok değerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle çok değerli olduğum için şükrediyorum.

Ben kendime değer veriyorum.
Ben kendime olduğum gibi değer veriyorum.
Ben herkese değer veriyorum.
Ben herkese olduğu gibi değer veriyorum.
Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum
Ben kendime değer veriyorum.
Ben kendime olduğum gibi değer veriyorum.
Ben herkese değer veriyorum.
Ben herkese olduğu gibi değer veriyorum.
Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum
Ben kendi değerime sahip çıkıyorum.
Ben kendi değerime sahip çıktığımı biliyor ve inanıyorum.
Ben kendi değerime sahip çıktığımı kabul ediyorum.
Ben kendi değerime sahip çıktığım için kendi mi takdir ediyorum.
Ben kendi değerime sahip çıktığım için şükrediyorum.
Kendi gerçeğimi sevgiyle yaratıyorum.
Ben içimdeki değere ulaşıyorum.
Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,
Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.
Şu an korku enerjisinin sevgi enerjinse dönüştüğü çok değerli bir an
Bilinçaltımız aynı zamanda duygularımıza ve hislerimize renkler verebilir. Genelde çalışmalarımda insanlar olumsuz hisleri koyu, karanlık renkler ile tarif ederler. Pembe evrende sevgi rengini temsil eder. İnsanlar bu rengin yanında karamsar düşünmezler. Kendi içinde olumlu, iyileştirici bir enerjiye sahiptir. Beş duyumuzla algılarımızın da ötesinde çok farklı titreşimlere sahip pembe renkler vardır. Bilinçaltı onama çalışmalarında da pembe renk kullanılır.

SEVGİ
Ben kendimi seviyorum.
Ben kendimi olduğum gibi seviyorum.
Ben kendimin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.
Ben herkes seviyorum.
Ben herkesi olduğu gibi seviyorum.
Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.

BOLLUK
Evren bolluk içinde.
Evrenin bolluğu bana akıyor.
Para bana çoğalarak geliyor.
İhtiyacım olan her şeyi ihtiyacım olduğu anda evren bana verir.
Ben çok parayı hak ediyorum.
Ben çok paraya layığım.

BEREKET-BOLLUK
Evrenin bana vermek istediği tüm bolluk ve bereketi ayırım yapmaksızın olduğu gibi kabul ediyor ve istiyorum.
Bu bilinç ve sorumlulukla onu paylaşmak için elimden geleni yapacağım.
Çok parayı hak ediyorum.Çok paraya layığım.
Ben MUTLUYUM.
Ben SAĞLIKLIY
Ben HUZURLUYUM.
Ben GÜÇLÜYÜM.
Ben BAŞARILIYIM.
Ben GÜVENDEYİM.
Ben ÖZGÜRÜM.
Ben DEĞERLİYİM
Ben YETERLİYİM

GÜÇSÜZLÜK
Benim güçsüzlük korkum var.
Ben güçsüzlük korkumu kabul ediyorum.
Ben her halimle çok güçlü olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben her halimle çok güçlü olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle çok güçlü olduğum için kBen güçsüzlük korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben güçsüzlük korkumu seviyorum.
Ben güçsüzlük korkumu sevgiyle gönderiyorum.
Kalpten pembe ışık çıkarılır.

GÜÇ
Ben yalnız ve tek başıma çok güçlüyüm.
Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğumu biliyor ve inanıyorum
Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğumu kabul ediyorum.
Ben yalnız ve tek başım çok güçlü olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğum için şükrediyorum.
Ben her halimle çok güçlüyümendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle çok güçlü olduğum için şükrediyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıkıyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıktığımı biliyor ve inanıyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıktığımı kabul ediyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıktığım için kendi mi takdir ediyorum.
Ben kendi gücüme sahip çıktığım için şükrediyorum.
Kendi gerçeğimi sevgiyle yaratıyorum.
Ben içimdeki güce ulaşıyorum.

DEĞİŞİME GÜVEN
Gelecekte her şeyin iyi olduğunu bilerek güven ve huzurla ilerliyorum.
Geçmişi kolayca ve rahatça bırakıyorum.
Yeniyi sevinçle karşılıyor ve kabul ediyorum.
Evren güvende ben güvendeyim.
Ben kendimi tam olduğum halimle seviyor, beğeniyor, onaylıyorum.
Ben herkesi tam olduğu haliyle seviyor, beğeniyor, onaylıyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açıyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açtığımı blilyor ve inanıyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açtığımı kabul ediyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açtığım için kendimi takdir ediyorum.
Ben kendi hayat yolumu kendim açtığım için şükrediyorum.
Gerçekleşmesini istediğiniz hayalinizi bu şekilde imgeleyebilirsiniz.

GÜVENSİZLİK
Benim güvensizlik korkum var.
Ben güvensizlik korkumu kabul ediyorum.
Ben güvensizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben güvensizlik korkumu seviyorum.
Ben güvensizlik korkumu sevgiyle gönderiyorum.
Kalpten pembe ışık çıkarılır.

GÜVEN
Ben yalnız ve tek başıma güvendeyim.
Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğumu biliyor ve inanıyorum
Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğumu kabul ediyorum.
Ben yalnız ve tek başım güvende olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğum için şükrediyorum.
Ben evrende güven içindeyim.
Ben herkese güveniyorum.
Bütün insanlar bana güveniyor.
Ben kendime güveniyorum.
Ben yaşamın akışına güveniyorum.
Ben güvendeyim.
Evren güvenli.
Evren beni seviyor,onaylıyor ve destekliyor.
(başarısızlık,başarı sevilmeme,sevgi,esaret,özgürlük…..)

BAĞIŞLAMA (AFFETME) MEDİTASYONU
Kendimize ve başkalarına karşı duyduğumuz; öfke, kızgınlık, kırgınlık, nefret, suçluluk… duygularımız enerjimizi tüketip, geleceğe umutla bakmamızı ve sağlıklı bir yaşam sürmemizi engeller. Bağışlamak geçmişin günümüz üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırır ve geleceğe umutla bakma özgürlüğünü verir. Ruhsal iyileşme sürecinin doğal bir ürünüdür. Geçmişten gelen olumsuz duygu yükünden özgürleşmektir. Bağışlamak hayatımızın en özgürleştirici ve zenginleştirici yatırımıdır.

BAŞKASINI BAĞIŞLAMA (Afettme):
Bağışlamaya karar verdiğiniz ve niyet ettiğiniz kişinin görüntüsünü imgeleyin.
Ona bakarak yüksek sesle tekrarlayın.
Ben seni bağışlamaya niyet ettim.
Ben seni kendi iyiliğim için bağışlıyorum.
Ben kendimi sevdiğim için seni bağşlıyorum.
Sana en güzel düşüncelerimi yolluyorum.
Seni serbest bırakıyorum.
Sen özgürsün.
Ben özgürüm.
Seni bağışlıyorum.
Seni seviyorum.
Kalbinizden çıkaracağınız pembe ışığı onun kalbine yolla ve yüzündeki değişimleri gözlemle.

KENDİNİ AFFETME:
Kendi görüntünü imgele,gözünün önüne getir.
Ona bakarak yüksek sesle
Yaşadığım ve yaptığım her şeyi seviyorum.
Tüm Yaşadıklarımı yaşanması gerektiği için yaşadım.
Yaşadığım ve yaptığım her şey için KENDİMİ ONAYLIYORUM.
Beni bir başkasının onaylaması gerekmiyor.
Ben kendimi onaylıyorum.
Ben kendimi seviyor,beğeniyor ve onaylıyorum.
Yaşadığım her şey benim kendi seçimim.
Verdiğim her karar benim kendi seçimim.
Ben tüm kararlarımı ve yaşadığım her şeyi onaylıyorum.
Ben kendimi onaylıyorum.
Ben kendimi bağışlıyorum.
Ben kendimi tümüyle seviyor ve takdir ediyorum.
Hayatı seviyorum.
Yaşamayı seviyorum.
Kalbinizden çıkaracağınız pembe sevgi ışığını kendi kalbinize yollayın.Işıklar gittikçe yüzünüzdeki değişimleri takip edebilirsiniz.

OLUMSUZ HUYLARI TEMİZLEME MEDİTASYONU:
ÖRNEK-İNATÇI
Ben ……….(inatçıyım.)….
Ben ……….(inatçı)……….olduğumu kabul ediyorum.
Ben………..(inatçılığımı)…sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben………..(inatçılığımı)…seviyorum.
Kalpten pembe ışık çıkarılır.
*Meditasyonun gayesi bedenimizdeki korku enerjisini sevgi enerjisine dönüştürmektir.Günde 1 kere sizde var olan korkular için bu meditasyonu yüksek sesle yapabilirsiniz.
*Gün içinde korku duygusunun yükseldiğinin hissedilmesi durumunda önce derin bir nefes alıp verin.Ardından mümkünse yüksek sesle aşağıdaki cümleyi tekrarlayın.
Bu benim…………………..duygum.
Ben kendimi……………….duygum olduğum halimle seviyor ve kabul ediyorum
Odağımı,ruhsal gelişimim için,özgürce, kolayca ve sevgiyle yönlendiriyorum.

* Alıntı

kaynak: sonsuz şifa