İSTEKLERE ULAŞMAK ve MUTLU OLMAK İÇİN 45 SIR

yesil-yaprak[1]

1) Hepimiz tek bir sınırsız güç …ile çalışırız.
2) Sır, ne istediğini bilmek, doğru şekilde istemek ve umutla beklemektir.
3) Zihninizden ne geçiriyorsanız, onu çekersiniz.
4) Bizler mıknatıs gibiyiz, benzer benzeri çeker. Düşündüğünüz şey olursunuz ve düşündüğünüzü çekersiniz.
5) Her düşüncenin bir frekansı vardır. Düşünceler manyetik enerji gönderirler.
6) İnsanlar arzu etmedikleri şeyleri düşünürler ve arzu etmediklerinin çoğunu çekerler.
7) Düşünce = Yaratım. Eğer bu düşünceler güçlü duygulara bağlı ise, o duygu, yaratımı hızlandırır.
8) Baskın olan düşüncelerinizi çekersiniz.
9) Her zaman hastalıktan söz edenler hasta olurlar, her zaman bolluktan söz edenler bolluk içinde olurlar.
10) Güzel düşünce, insanın kendisini ve içine doğduğu hayatı güzelleştirir. Güzel düşünün, güzelleşin.
11) İçine zihnin girmediği bir evrene sahip olamazsınız.
12) Düşüncelerinizi dikkatle seçin; siz yaşamınızın şaheseri, başyapıtısınız.
13) Bütün sanat başyapıtları, mimari eserler önce düşüncede tasarlandı, sonra hayata aktarıldı.
14) İyi dileklerde bulunun, kötü bir şeyle karşılaşsanız bile… Her şerde bir hayır vardır çünkü.
15) Düşünceleriniz, zamanla inançlarınız halini alır.
16) Duygularımızın arkasındaki tüm “nedenleri” karmakarışık etmeye gereksinim yok. İki kategori var, iyi hisler ve kötü hisler.
17) İyi hisler getiren düşünceler doğru yolda olduğunuz anlamına gelir. Kötü hisler getiren düşünceler doğru yolda olmadığınız anlamına gelir.
18) Düşündüğünüz şey her ne olursa olsun, gerçekleşme sürecinde olanın mükemmel bir yansımasıdır.
19) Hissettiğiniz şeyi tam olarak elde edersiniz.
20) Mutlu hisler daha çok mutlu durumları çeker.
21) Arzu ettiğiniz şeyi hissetmekle (orda olmasa bile) işe başlayabilirsiniz. Evren şarkınızın doğasına karşılık verecektir.
22) Düşünce ve hislerinizde neye odaklanırsanız , deneyiminize onu çekersiniz.
23) Düşündüğünüz ve hissettiğiniz şey ve tezahür eden şey daima birbirine uyar. İstisna yoktur.
24) Neşeli olan bir şeyi düşünerek veya bir şarkı söyleyerek ya da mutlu bir deneyimi hatırlayarak anında duygunuzu değiştirebilirsiniz.
25) Tüm arzularınız için şu cümleyi kullanarak başlayın: “Şimdi çok mutluyum ve minnettarım.”
26) Evren sürati sever. Ertelemeyin, ikinci bir tahminde bulunmayın, şüpheye düşmeyin.
27) Fırsat çıktığında eyleme geçin.
28) Hiçbir şeyiniz olmadan başlayabilirsiniz, hiçbir yolunuz olmayabilir, size bir yol sunulacaktır.
29) Evrene göre kural yoktur. Ona şimdi sahip olduğunuz hisleri sunarsınız, evren de buna yanıt verir.
30) Düşündüğümüz ve teşekkür ettiğimiz şeyi meydana getiririz.
31) Gözünüzde canlandırın. Onu görün, hissedin! Burası eylemin başladığı yerdir.
32) Onaylayıcı bir düşünce, negatif bir düşünceden 100 kat daha güçlüdür.
33) Görsel bir pano yapın: Çekmeyi arzu ettiğiniz şeylerin resimlerinden oluşsun. Her gün ona bakın ve zaten bu arzularınızın gerçekleştiğin hissine sahip olun.
34) Neyi arzu ettiğinize karar verin, ona sahip olabileceğinize inanın, onu hak ettiğinize inanın, onun sizin için mümkün olduğuna inanın.
35) Gözlerinizi kapatın ve arzu ettiğiniz şeye sahip olduğunuzu gözünüzde canlandırın ve o hissi yaşayın.
36) İlham edilmiş bir düşünceniz olduğunda, ona güvenmeli ve eyleme geçirmelisiniz.
37) Kendinize, başkalarının size davranmasını istediğiniz gibi davranın, kendinizi sevin, sevilirsiniz.
38) Kendinize karşı sağlıklı bir saygınız olsun.
39) Düzenli olarak etkileşimde olduğunuz ve birlikte çalıştığınız kişiler için bir not defteri edinin ve o insanların her birinin pozitif yanlarını yazın.
40) Realitenizi yaratan, sadece sizsiniz.
41) Başka hiç kimse sizin için düşünemez veya hissedemez. Sadece siz…
42) Kendi sağlığınız için evrene teşekkür edin. Gülün. Stressiz mutluluk, sizi sağlıklı tutar.
43) Bedeninizin parçaları her gün, her hafta değişir. Birkaç yıl içinde yepyeni bir bedene sahip oluruz.
44) Kendinizi yeni bir bedende yaşarken görün. Umutlu, sağlıklı, mutlu, daha mutlu biyokimya…
45) Dingin olmayı öğrenin; dikkatinizi, deneyimlemeyi arzu ettiğiniz şeye odaklayın.
* Volkan Arslan’ın “Evrenin Düşüncelerimizi Okuma ve Yansıtma Gücü” adlı yazısından…

‘Sen ne güzel bir adamsın ya..’ dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım..

11703200_925420220854671_934485801611834416_n[1]

 

O zamanlar tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Oyuncu bir de, Mavi Boncuk filmini cekiyoruz. Bir gün setten çıktık eve gidiyoruz. Ben Laleli’de oturuyorum. Kemal, benden önce çıktı. Herkes yevmiyesini almış, taksiyle giden gitti, kendi arabasıyla giden gitti. Ben baktım ki Kemal yürüyerek gidiyor; üç kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor. Merak ettim, nereye gidiyor bu adam böyle diye.

Uzun süre yürüdü,sonra bir bankta bir adam yatıyordu. Kaldırdı adamı, bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi. Şaşırmıştım. Sonra biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm…

Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım: ‘tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı?’ dedim.

‘Adını bilmem, sormam da, her gün para verir bana..’ dedi.
Teşekkür ettim.
Az ilerdeki lokantaya gittim: ‘Az önce gelen beyin borcu mu var size?’dedim. tanımadılar beni: ‘Kemal abi’nin mi, yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz, o da sağolsun, onların yemek masrafını öder…’
dedi..

Ertesi gün Kemal’in yanına gittim.
‘Sen ne güzel bir adamsın ya..’ dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım..

‘Ölme sen benden önce..’ dedim, ama dinletemedim…

Yazan: Emel Sayın

Ne güzel düşünülmüş .

11265167_924773870919306_3756228146120707508_n[1]

 

Osmanlı’da kasaplık sürekli hayvan kesme ve et parçalama üzerine olduğu için merhametleri azalabilir diye devlet , altı ayda bir kasapları izne çıkarır ve onların bahçıvanlıkla meşgul olmasını sağlardı . Böylece kaybettiği insani duyguları yeniden kazanması sağlanırdı .

Ne güzel düşünülmüş .

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ne Diyon Oğlum Sen…

10671244_832145423533883_2372769310776056630_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

İçe Atma Dışa At… Ama Nasıl???

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Yıllarca her şeyi içine atmış ve bundan çok zarar görmüş biri olarak size rahatlıkla söyleyebilirim ki içe atma dışa at… Tabi dışa at demekle olmuyor. Nasıl atacağımız hakkında da çalışmalıyız. Ben dışa atma çalışmaları yapmaya karar verdiğimde sonuç aynen şu oldu: Karşımdaki ne demek istediğimi anlamadı. Valla anlamadı. Neden mi? Çünkü ben ne söylemek istediğimi toparlayamadım, neyi ne kadar söylemek istediğimi toparlayamadım, içimde zaten birikmiş şeyleri de aralardan fışkırttım. Karşımdaki de hiçbir şey anlamadı. Ben de kendimi söyledim işte diye sanıp rahatladım. Arkasından da aldı mı beni bi korku. Kötü mü yaptım, keşke söylemese miydim, ya şimdi onu kaybedersem. Bu sefer başladım karşımdakini bir alttan almaya inanılır gibi değil. Sanki bunca zaman dolmuş olan ben değilim de o. Yani anlayacağınız daha saçma sapan bir durum ortaya çıktı…

Her günde olumlama çalışıyorum; kendimi iyi bir şekilde tatlılıkla ve erprili bir şekilde ifade etmek istiyorum diye ama nafile. Bir şey söyleme çalıştığımda ya bağırır gibi konuşuyorum (içimde neler ukte kaldıysa böyle etkiliyor demek ses tonunu), ya rest çeker gibi konuşuyorum. İşin tatlılıkla yakından uzaktan alakası yok. Ve hiçbir sonuca ulaşamıyorum.

Sonra istediği her şeyi istediği gibi söyleyen insanları izledim. Gamsızlar anacağım. Esprili de söylüyorlar. Gerektiğinde kırarak da söylüyorlar. Ağlatıyorlar da. Ama kendi istediklerini, rahatsız olduklarını çatır çatır söylüyorlar. Ben de bir cesaret aldım söyliyeyim dedim; aman gene insanları kırıyor muyum, üzüyor muyum, kaybediyor muyum, aman beni sevecekler mi telaşı geri geldi. Söylediğime söyleyeceğime pişman oldum. Bir yandan da kendimi rahatlatmaya çalışıyorum; sen üzüleceğine, sen idare edeceğine, sen karşındakinin isteklerini yapacağına bırak biraz da onlar yapsın. Yapmıyorsa da uyuşmuyorsanız da o zaman uyuşan gelir. Kimse cefa çekmez. Bunu sürekli tekrarlayıp kendimi rahatlatmaya çalışıyorum. Konuşmadıkça, rıza gösterdikçe kendimin değil başkasının hayatını yaşıyorum çünkü. İçimde başlıyor bir bomba birikmeye.

Sonra birine böyle dan dan ne düşündüğümü söyledim, ‘’Aaaa sana ne oldu böyle. Sen iyi değilsin herhalde, biraz dinlen yarın konuşuruz’’ dedi. Hiç kaale almadı. Bir başkası ‘’sen dağdan mı indin ne o öyel hırt hırt’’ dedi. Öteki ‘’kendini çok iyi gizlemişsin vallahi bravo’’ dedi. Diyemiyorum ki arkadaşlar benim tüm derdim konuşamamak. Sonra birikiyor birikiyo abuk subuk patlıyo.

Yani anlayacağınız bilmem kaç sene uyguladığımız konuşmama programını bir kere de konuşma programına çevirmek zor. Ama kaşı gözü yara yara öğreniliyor. Bugünlerde nispeten daha çok ifade ediyorum kendimi. Sonrada diyorum ki ilerde kaybedeceğime şimdi kaybedeyim. Ya da bana uyan gelsin. İdare idare bana da yazık günah yani. Ben de hayatımı kendi isteklerime göre yaşamak istiyorum. Ya da en azından ortada buluşmak istiyorum. Bir geyşa gibi karşı tarafın her istediğine evet, evet demek istemiyorum zaten bir süre sonra bomba gibi patlıyorum. Uymuyorsa uymuyor kardeşim. Zorla değil yani. Kendime bol bol şu cümleyi tekrarlıyorum; Uyan gelsin… Uyan gelsin… Uyan gelsin…

Bir de şunu anladım ki bunları yapabilmek için insanın kendini sevmesi ve kendini değerli görmesi gerekiyor. Ve bu konularla ilgili de çalışma yapmaya başladım. O tabi başka bir yazının konusu. 

Size şunu da net söyleyebilirim eskiden vücudun ifade merkezi olan boğaz çakram, yani boğazım sürekli ağrırdı. Yani sene 365 gün benimki 395 gün ağrırdı. Sürekli mavi giyerdim. Şimdilerde bu ağrıların ne kadar azaldığını anlatamam. Yani anlayacağınız kafayı, gözü yara yara kendinizi anlatın arkadaşlar. Bir noktadan sonra öğrenilmeye başlanıyor. Aman söylemeyeyim ayıp olur diyoruz ya esas kendimize ayıp oluyor!!! 

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

DOSTLARLA içilen kahve : NEŞE’dir..!

10898151_813235445406483_7643357982557548465_n[1]

EŞLE; içilen kahve : HUZUR’dur..!
Köpüklere GÜVEN karışır, dudağının kenarına hafif bir TEBESSÜM kondurur..!

ANNEYLE içilen; hadi bir sohbet ederken kahve içelim : GÜÇ’tür..! Köpüğünde ANNE ŞEFKATİ vardır, TELVESİNDE hayatın yorgunluğu..!

BABA ile içilen kahve : SEVGİ dir..!
Az şekerli, HEP BENİMLE OL’dur telvesi..!

BEKLEMEDİĞİN bir anda gelen kahve : BAŞKA’dır..! Isıtıverir içini..!
YORGUNKEN içilen kahve : HAFİFLETİR, yorgunluğunu alır..!

DOSTLARLA içilen kahve : NEŞE’dir..!
Kahkahalar KÖPÜKLER üzerinde yüzer..!

TEK BAŞINA balkonda içilen kahve : YANLIZLIK’tır;
ACIDIR TADI. Köpüğüde, telveside GÖZYAŞI kokar..!

O yüzden; yalnız içmeye GÖNLÜM elvermedi..!
İstedim ki : KAHKAHALARIMIZ; birlikte köpükler üzerinde yüzsün..!

AFİYET OLSUN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ühühühü Hayvah Herif Gidip Başkasıyla Evlenmiş…

11254024_1469111823399433_8247293991823869963_n[1]

Erkekler için beş önemli besin

11403359_10155750180330557_6029563364349251962_n[1]

Sizleri, biz kadınlardan ayıran en önemli özellik biyolojik farklılık. Bu fark beslenme alışkanlıklarının, yaşam tarzının ve egzersiz çeşidinin de değişken olmasını sağlıyor. Daha hızlı metabolizma yapısına, daha çok proteine ve doymamış yağ asitlerine ihtiyacınız var. Kalp –damar ,karaciğer ve kolesterol ile ilgili sağlık risklerine önem vererek beslenmeniz gerekiyor. Besin çeşitliği, öğün düzeni iş hayatınıza ve sosyal hayatınıza uygun planlanmalı, yaşamın getirdiği stresi azaltacak şekilde beslenmelisiniz. Öğün atlamak ,ara öğün yapmamak ve posa oranı düşük beslenmek sinirli ve mutsuz hissetmenizi sağlar, vereceğiniz önemli kararları da etkiler.

HİNDİ ;Sağlıklı protein yapısına sahip hindi beslenme alışkanlıklarınız ve market alışveriş listenizde mutlaka olmalı. Egzersiz sonrası ve kilo fazlalığı olduğu dönemde rahatlıkla tüketebileceğiniz hindi eti kolesterol yapısı en az et çeşididir. Eğer hindi göğüs eti az yağlı geliyorsa 1-2 saat yoğurt- süt ile marine edip, baharat ( kekik, köri, karabiber ve zencefil ) -zeytinyağı ile fırında, ızgara da veya tavada sebzelerle rahatlıkla pişirebilirsiniz.

KABAK ÇEKİRDEĞİ ; Biyolojik sağlığı etkilen besinler arasında yer alan kabak çekirdeği prostat riskinin azalmasına yardımcı olur. Ara öğünlerde tercih edebilir, salata ve tükettiğiniz kek-kurabiye gibi tatlı besinlerin içine ekletebilirsiniz. Her gün 1 çay bardağı kabak çekirdeği yeterli vitamin-mineral almanızı sağlar. Yağlı tohum grubu olan bu besini fazla tüketirseniz kalori oranını artıracağınız için kilo fazlalığı riskinizi de artırmış olursunuz.

BUĞDAY ; Yüksek folik asit ve çinko içeriği sayesinde sperm kalitesiniz artıran bu besin , posa oranını yüksek olması nedeni ile tokluk hissinizin artmasına da yardımcı olur. Bağışıklık sisteminizi destekler ve yorgunluğunuzu azaltır. Haşlanmış buğdayı salatalara ,çorbalara ekleyebilir, buğdayın öğütülmüş hali bulguru haftada 2-3 gün 1 porsiyon ( 4-5 yemek kaşığı ) tüketebilirsiniz.

YUMURTA ; Vücut dokularınıza en yakın protein içeriği yumurta da bulunur. Günlük kolesterol ihtiyacının %90 ‘ını bir adet yumurta da bulunur. Eğer kolesterol değerleriniz ile ilgili sağlık riskleriniz bulunmuyorsa vitamin ( A,D,E ve B grubu) ve mineral ( demir, çinko) içeriği fazla olan bu değerli besini her gün kahvaltıda ve egzersiz sonrası tüketebilirsiniz. Bağışıklık sisteminizin korunmasını destekleyen bu besini kolesterol riski olanların haftada 2 gün 1 adet haşlanmış olarak tüketmesi sağlıklı beslenmesini sağlar.

KAYISI ; Posa içeriği yüksek bu besin kan basıncının dengelenmesine yardımcı olur ve konstipasyonu ( hazımsızlık) azaltır. İçeriğinde yer alan potasyum kas kramplarını engeller, A vitamini göz, saç-tırnak ve bağışıklık hücrelerinin yenilenmesini sağlar. Ara öğünleriniz tercih edebileceğiniz 4-5 adet kuru kayısı veya 2 porsiyon taze kayısı sağlıklı beslenmenizi de sağlar.

DİYETİSYEN TUĞÇE ALTAN BAHÇE

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası Fatoş Pabuccu Tuncay

diğer bir kaç araştırma da da bunlara yer verilmiş

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Pozitif Düşünce Diyeti

11168556_10155750208880557_8206828100876345366_n[1]

Duygu ve düşüncelerinizi takip ederek aşağıdakileri 21 gün süresince uygulayın.

Bu süre içinde, günde 6-8 saat düzenli uyumak, günde

2,5 lt su içmek, haftada 2-3 gün en az 20 dakika yürüyüş veya egzersiz, özellikle her gün 10 dakika dahi olsa meditasyon yapmak; ekstra destek sağlayacaktır.

Nasıl uygulamalı?
1. Hiç kimseden ve hiçbir şeyden şikayet etmeyin. Var olan her şeye minnet ve şükür duygusu ile yaklaşalım

2. Tv dizileri, gazete ve televizyon haberlerinden, ayrıca sürekli dert yakınan, olumsuz kişilerden uzak duralım.

3. Hiç kimse hakkında dedikodu yapmayın.

4. Geçmişte yaşadığınız sizi üzen, rahatsız eden olayları hatırladığınızda, o düşünceden uzaklaşmak için hemen hareket edin ve güzel bir anınızı düşünün.

5. İstediğiniz şeyleri dile getirirken; olumlu cümleler kurun. Örneğin kıyafetlerini ortalığa atma yerine, kıyafetlerini dolabına kaldır..

6.Olması muhtemel olaylarda olumsuz düşünce ile bu ihtimalleri kuvvetlendirmek yerine, pozitif sonuçları kurgulayalım. Kaygı, korku ve vesvese yerine, pozitif ihtimalleri kurgulama ile planlarımızı destekleyelim.

7. Lütfen, seni seviyorum, teşekkür eder,m ve affedersin sözcüklerini gerekli olduğu durumlarda karşımızdakilerden esirgemeyelim.

8.Günaydın demek için karşımızdakini beklemek yerine önce davranan olmaya gayret gösterelim.

9.Tanımadığınız birine gülümsemek için illa bir nedene ihtiyaç duymayalım. Pozitif enerji aktarımı gülümseme ile başlayan bir d döngüdür. Domino etkisine sahiptir. Bunu hemen deneyebilirisiniz.

10. Sabah uyanır uyanmaz küçük esneme egzersizleri ile güne başlayın.

11. Gece yatarken odanızın havalandırılmış olması ve camınızın bir miktar(hava sirkülasyonu için)açık tutulması uyku kaliteniz ve huzurlu bir uyku ve beraberinde huzurlu bir güne uyanmak için mutlaka gereklidir.

12. Uykudan önce ılık duş almayı alışkanlık edinin. Tüm günün manyetik alan, radyasyon vb tesirlerini topraklamakta çok faydalı olacaktır.

13. Uyku öncesi yemek yemeği en az 4 saat önceden kesmeye çalışın.
Sağlıkla Kalın

Kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Burcunuza Göre Yaz Aşkınız

359da792bacc6c8e92211ae288dcfcf4_L[1]

Ateş Elementi burçları Koç, Aslan ve Yay burcu 31 Temmuzda Kovada Dolunay zamanı, ayrıca 14 Ağustosta Aslanda Yeniay zamanı aşkta en şanslı olduğu zamanlar. Bir de Mars’ın Aslana geçtiği, Venüs’le el ele olduğu Ağustos-Eylül dönemi şahane, dillere destan bir aşk beklesinler derim bu burçlar. Bu dönemde sürpriz evlilik de yapabilirler.

Yay burcu için ayrıca 16 Hazirandaki İkizler Yeniayı da aşkı tetikleyen, heyecanlı duygusal maceralar yaşatacak bir dönemin habercisi olabilir.

Koçlar aslında yaz döneminin tamamında aşkta şanslı çünkü Ekime kadar Aslanda kalacak olan Venüs zaten aşk evlerinde bulunuyor. Ayrıca 15 Temmuz Yengeç Yeniayı ve 28 Eylülde burçlarında gerçekleşecek Dolunay ve Ay tutulması zamanı da çok etkin, hareketli zamanlar duygusal hayatları için. Tutulma zamanı ilişkiye özen göstermek gerekir.

Aslanlara Ağustos ayı dillere destan, film gibi bir aşkı yaşatmaya niyetli. Bu yaz aşkta en şanslı burç Aslan. Ağustos haricinde, ayrıca 28 Eylülde Koçtaki Dolunay ve Ay tutulması aşk ve evlilik bakımından önemli kararlar verdirebilir.

Toprak Elementi burçları Boğa, Başak ve Oğlak için aşk zamanları 11 Ağustosta başlıyor diyebilirim. Çünkü Şans yıldızı Jüpiter 11 Ağustostan sonra Başak burcuna geçiyor. Başak’taki Jüpiter hem Başak hem diğer toprak elementi burçlarına yarayacaktır. Bu bakımdan bakınca, toprak burçları Boğa, Başak ve Oğlak için en önemli aşksal zamanlar Mars’ın da Başak burcuna geçtiği 25 Eylül ve Venüs’ün Başak’a geçtiği 9 Ekim sonrası daha önemli zamanlar gibi görünüyor. Özetle, toprak grubu Eylül-Ekimde aşkta daha şanslı ve hatta evlilik için çok elverişli açısal etkiler altındalar. 13 Eylülde Başak’taki Yeniay ve Güneş tutulması bu burçlar için önemli bitiş veya önemli başlangıçlar zamanı olacaktır.

Boğa burcu için ayrıca 31 Temmuz Kova Dolunayı ve 14 Ağustos Aslan Yeniayı zamanı aşkta ayaklarının yerden kesileceği zamanlar. İkilem yaşayabilirler bu dönemde, ancak aşk da geldi mi büyük gelecek. Boğalar için yaz döneminin 1 numaralı gündemi aşk görünüyor. Evlilik yapmak isteyen Boğalar için uygun dönem Eylül-Kasım arası görünüyor.

Oğlaklar için 2 Temmuz Oğlak Dolunayı ve 14 Temmuz Yengeç Yeniayı dikkat çeken, hareketli zamanlar. Ancak Oğlakları uyarmak isterim bu dönemlerde, özellikle 2 Temmuz Oğlak Dolunay zamanında, öfke patlatan etkin yıldız açıları var, sakarlık, kaza veya birileriyle ciddi tartışma ve kavga konusunda çok dikkatli olsunlar. Temmuz ayının tamamında öfke kontrolü yapmak şart Oğlaklar için. Enerjilerini pozitif alana kaydırıp, uyanık, bilinçli ve sağduyulu tutum takınmaları faydalarına.

Başaklar için 11 Ağustosta burçlarına girecek olan Jüpiter hayatlarında aşk dahil bir çok konuda hareketli zamanlar başlatıyor. 25 Eylüle kadar Başaklar için aşk gözlerden ırak veya ayrı kentlerde yaşanacak gibi görünüyor. Kimi Başaklara ise, 25 Eylüle kadar gizli aşk görüyorum. 25 Eylülden sonra, özellikle Ekimde aşk hayatlarında bir dönüm noktası yaşayabilirler. Evlilik yapmak isteyen Başaklar Ekimde hızla evlenebilirler. 13 Eylüldeki Başak Yeniayı ve Güneş tutulması Başakların hayatında önemli bir bitiş veya başlangıç yaşatabilir.

Su elementi burçları Yengeç, Akrep ve Balık için aşk zamanı özellikle 2 Temmuz Oğlak Dolunayı, 14 Temmuz Yengeç Yeniayı ve 29 Ağustos Balık Dolunayı zamanı olabilir. Ayrıca Mars’ın Yengeç’te kaldığı 24 Haziran-8 Ağustos zamanı da hareketlilik olur.

Yengeçlere ayrıca 28 Eylül Koç Dolunayı ve Ay tutulması hareketli zamanlar yaşatır. Ancak bu dönemde gerilim ve stres yaratan olay ve kişilere karşı dikkat etmeleri de gerekir.

Akrep için aşk önemli gündem olacak görünüyor bu yaz. Yukarıda yazdığım zamanlar haricinde, 31 Temmuz Kova Dolunayı ve 14 Ağustos Aslan Yeniayı Akreplerin kalbini hoplatacak, büyük aşk heyecanı duyacakları zamanlar. Aşk ve tutku ele ele veriyor.

Evlenmek isteyen Akrepler için Temmuz- Ağustos ve Ekim-Kasım uygun görünüyor.

Balıklar için aşk duygusunu yaşayacakları diğer özel zamanlar Eylül-Ekim ayları görünüyor. Bu dönem Balıkların hayatlarında bir bitişin ve yeni bir yola girişin zamanları. Bu kimi Balıklar için bekar hayatın bitip evlilik hayatına geçiş şeklinde olurken, kimi için de bir ayrılık rüzgarı esebilir.. Yeni aşk gelen Balıklar için, sancılı bir aşk olabilir ama her şeye rağmen yaşamaya değer dedirten bir aşk gelecektir.

Hava elementi burçları İkizler, Terazi ve Kova için aşk vadeden yıldızlar var. Mars’ın İkizler’de olduğu 24 Hazirana kadar güzel zamanlar aşk için, özellikle 16 Haziran İkizler Yeniayı yeni duygusal heyecanları tetikleyebilir. Yaz ayları aşk zamanı olacaktır bu burçlar için. Özellikle 31 Temmuz Kova Dolunayı, 14 Ağustos Aslan Yeniayı zamanı harika aşk fırsatının geldiği zamanlardır. 29 Eylülde Koçta Dolunay ve Ay tutulması ise, kimine aşk heyecanı getirirken, kimine aşkta çatışmalar yaşatabilir.

İkizler için 29 Ağustos Balık Dolunayı ve 13 Eylül Başak Yeniayı ve Güneş tutulması zamanları ve Ekimde aşkta dikkat etmeleri gereken zamanlar. İlişkilerini dikkatli ve özenli yürütmelerini tavsiye ederim bu dönemde.

Kovalar aşkta yaz dönemi boyunca en şanslı burçların başında geliyor. Büyük aşk zamanı. Aşkı ve tutkuyu doyasıya yaşama fırsatı için yıldızlar Kovalara torpil yapıyor bu yaz. Kovalar arasında hızla sürpriz evlilik yapan olacaktır.

Terazi burcu aşkta şansı yakalayacaktır bu yaz boyunca. Yukarıda verdiğim zamanlar haricinde, Teraziler için aşk bakımından dikkat çeken zamanlar Eylül ve Ekim görünüyor. Ancak bu dönem aşk ya uzaklarda yaşanacak veyahut gizli bir aşk kalbinizi çarptıracak. Sancılı olabilir ama aşk da kaçınılmaz görünüyor.

kaynak: derki.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aydınlanmış olmak ya da çakal olmak hakkında bilmeniz gereken bazı gerçekler;

11713863_10153415662969909_3973044155545765695_o[1]

Zamanınızın genelini yüksek fikirlerle ama ard niyetlerle oturup aniden bir ilham ya da aydınlanmanın gelmesini bekleyerek geçiriyorsunuz fakat hiçbir şey olmuyor mu?

Oradan buradan duyduğunuz ve kendinize ego tatmini için kılavuz bellediğiniz ve sık sık insanlara söylediğiniz cümleler hiç bir işe yaramıyor mu?

Ya da aydınlanma, gerçekten hayatınızdaki nihai amacınız mı?

Eğer cevabınız evet ise bazı aydınlanmış insanların genel özelliklerine değinmeye çalışalım bir bakalım, belki onlardan biraz feyz alarak kendiniz için de bir rehber oluşturabilir veya ne kadar aydınlanmaya çalıştığınızı anlamak için kendinize gerçek bir yol haritası belirleyebilirsiniz;

1. Şu anda yaşarlar

Aydınlanmış insanlar geçmiş ve geleceğin üst bir akıl tarafından yaratılmış zihinsel yapılar olduğunu ve gerçek tinsellikle muazzam bir bağı olduğunu anlamışlardır. Tek gerçekliğimiz şu anda içinde yaşadığımız zamandır. Geçmiş veya gelecek hakkında düşünmek ve birtakım şeyleri tezahür etmek yine, yalnızca şimdiki zaman diliminde gerçekleşebilir. Bu insanların, şimdiki zamana olan derin odaklanması, onlara güçlü bir canlılık hissetmelerine ve etrafında olan biten olaylara ve insanlara karşı farkındalık geliştirmelerine olanak vermiştir. Doğal olarak bu gibi insanların düşmanları çoktur.

2. Bir şeyden sadece yaptıkları için zevk alırlar ve bunu başka bir şeye yormazlar

Aydınlanmış, bilge insanların bir amacı yoktur çünkü, amaçlarını zaten gerçekleştirmişlerdir. Gelecekte onlara getireceği potansiyel faydasına bakmaksızın, yaptıkları her aktiviteden sadece o aktiviteyi gerçekleştirdikleri için zevk almaya bakarlar. O olayın başka bir şey olmasını ummazlar, keşkeleri yoktur. Ruhani öğretmenlerden bir çoğu “Burada olmayı tercih ederim” der. O halde siz burada olmaktan başka ne bekliyorsunuz?

3. Egoları yoktur

Şu anda yaşadıkları için, çoğunlukla geçmişte yaşanmış tecrübelerin yorumuna dayanan ‘kendi (çok özel!) hikayeleri’ de çok da fazla umurlarında filan değildir. Kendilerini böbürlenerek satmazlar. Düşünceler üzerine inşa edilmiş zihinsel yapıdan ibaret olan mastürbatif ego ve benlik gibi kavramlar da onlarda yok olmuştur. Çünkü egonun gerçek benlik olmadığının farkındadırlar.

Başarısızlık, başarı, onur, utanç, tanınma, kızma, küsme, kayıp, kazanç veya para onlar için hiçbir şey ifade etmez. Bunlar sadece anormal sosyal durumlara dayanır.

Onların kimseyi etkilemesi de gerekmez ve insanların kendileri hakkında ne düşündüğünü zerre kadar umursamazlar. Onlar sadece kendi hayatını yaşarlar ve hayatlarında hiçbir endişeye yer vermezler.

4. Akıl ve bedenlerinin gerçek benlikleri olmadığını anlamışlardır

Vücudumuzdaki tüm hücreler her 7-8 yılda bir yenilenir ve düşüncelerimiz ya da prensiplerimiz sadece aklımızdan gelip geçer; bu yüzden zihin ve bedenimiz bizim gerçekten öz benliğimizi oluşturamazlar.

Aydınlanmış insanlar, kendi beden ve zihinlerinin ötesindeki varlığın farkındırlar. Onlar kendi beden ve zihinlerine tanıklık ederek, dış dünyayı tarafsız bir şekilde gözlemlerler. Kişisel değildirler ve evrensel davranırlar. Affedicilik onlar için bir erdem değil doğal bir süreçtir.

5. Hayatı çok fazla ciddiye almazlar

Onlar için hayat, olayların akışına tarafsız bir şekilde tanıklık edebilecekleri bir oyun bahçesidir. Dış dünyada olup bitenlerin kendi öz benliklerini etkileme gücünün kesinlikle olmadığını anlamışlardır.

6. Ne kadar yaşayacaklarını umursamazlar

Aydınlanmış insanlar sadece şimdiki zamanda yaşadıkları için, zaman kavramı onlar için silikleşmiştir.

Biz sadece şimdiki limaş zamanda yaşayabiliriz ve şimdi dediğimiz şey ise zamansızdır. Eğer düşünmeyi durdurursak, geçmiş ve gelecek zaman fikri kaybolur. Bundan sonra da, 5 saniye içinde veya 50 yıl içinde öleceğimizin artık bir önemi kalmaz. Sahip olduğumuz tek şey mevcut anın kaybıdır, bunun dışındaki her şey zihinsel oluşumlardan ibarettir.

Geçmiş zamanı tezahür etmemiz sadece şimdiki zamanda gerçekleştiğinden, 70 ya da 20 olduğumuzun bir önemi kalmaz. Geçmişimiz bir yanılsama, aklımızın bize oynadığı bir oyundur. 70 yılda biriken deneyimlerimizi hatırlayarak, sadece dün yaşadığımız bir olayı hatırlayarak duyduğumuz mutluluktan daha fazlasını elde etmeyiz. Zaten geçmişi hatırlamaktan ziyade bu anın tadına varmamız gerekmez mi?

7. Kendi hayatlarını yaşarlar ve başkalarının da bunu yapmasına izin verirler

Kendileri özgürdür ve başkalarının da özgür olmalarını isterler. Duygusal anlamda diğer insanlardan bir beklentileri yoktur ve onlardan bir şey talep etmezler. Başkalarının kendi hayatlarına doyum getirmesini beklemezler çünkü diğerlerini, kendileri ile birlikte olmaya zorlamanın bir anlamı olmadığının çoktan farkındadırlar. Nihayetinde gerçek aşk ya da sevgi, insanları hayatımızda sıkı sıkı tutmak ve gitmelerine izin vermemek değil; gerektiğinde eğer gitmek onlara mutluluk verecekse, bunu göze almak ve izin vermektir, bu bizi mutlu etmese dahi.

Çünkü; gerçek diye bir şey yoktur, bu kişiye veya duruma göre değişir.

8. Kendi kendilerine mutludurlar

Onlar, küçük çocukların yaşadığı doğal mutluluk durumunu yaşarlar; yani mutlulukları, içten gelir. Mutlu olmaları için kimseye ya da hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur. Gerçekten başkalarının varlığından ve arkadaşlığından zevk alsalar bile, onlara duygusal olarak bağlanmazlar ya da onların kişisel var oluş tarzlarının kendi umdukları gibi ortaya konmamasından gocunmazlar. Başkalarıyla birlikte olmaktan mutluluk duysalar da yalnız olarak da tamamen mutludurlar.

9. Sahtekar değildirler

Başkalarının emek vererek ortaya koymuş oldukları düşünceleri ve çalışmaları diğer insanlarla paylaşırken kaynak gösterirler ve büyüklük taslamak ya da ego tatmini adına kendilerini ön plana koymazlar. Bu tür çaba ve keşifleri kendilerine mal etmezler. Çünkü bilirler ki her hamle bumerang gibidir yani sonunda kaynağına ulaşır ve avcı bir anda av oluverir. Kavramışlardır ki serdar dediğin serden aşmalıdır.

Ne demiş bilge adam?: “Biz ne geleni ne de gideni sorgularız. Lakin, yine ve hep geleni göndermişsek işte o zaman puştluk illaki bizdedir.”

Düzenlemiş alıntı kaynağı: Pick the brain

kaynak: Şamil Erkan