-MANDALA Amaç kişinin bölünmez bir bütün durumuna gelmesidir.

11264855_10154122118519240_2817621617787589729_n[1]

Yapısı, bindu denilen merkezi bir nokta, merkezden yayılma ve dairesel dış sınırlama şeklinde olmak üzere düzenlenmiştir. Yani bütün mandalalar da aynı tipik düzenleme vardır ve resimler genelde simetrik yerleştirilmiştir. Daire ya da kare olan biçimler iç içe geçmiş, hepsinde merkezle olan ilişki belirtilmiştir. Bu durum bütünlüğü[3], Öz’ü simgeler. Öz yalnızca bir merkez değil, tümüyle bir insanı (bilinç ve bilinçdışı birlikteliği ile) temsil eder. Yaradılış içindeki daire, tekerlek ve dörtkenarlı olan her şey Öz’ün simgeleri olarak ortaya çıkar. Ortak merkezli bu figürlere MANDALA denir. Bilinen en eski dinsel figürlerden biridir ve en eski örneği de güneş çemberidir.

Merkezi olan bir daire aslında doğada bulunan bir desendir. Biyoloji, fizik, kimya ve astronomide görülür. Örnek olarak, merkezinde çekirdek olan hücre, buz kristalleri, atomun yapısı, çiçekler, ağaç kesitindeki halkalar sayılabilir. Görüldüğü gibi birleştiren bir merkez etrafında bütünleşmiş bir yapı tamlığı gösteren birer mandala desenleridir. Makro kozmosta dünya ve diğer gezegenler daireler çizerek bir mandala oluşturur. Galaksiler sarmal bulutlarla tüm evren henüz keşfedilmemiş dev bir mandala oluşturmaktadır.

Mandala bireyleşme[4] (bölünmezleşme) simgesidir. Sıradan zihinlerin “aydınlanma”ya doğru değişimi ve zihinsel sağlıklı olmaya yardımcıdır. Yontma taş devrine kadar uzanan her kültürde, her halk topluluğunda rastlanır. Örneğin:

*Pueblo ve Navako yerlilerinde kumdan resimler şeklinde görülür. Kum mandalaların yaratılması çok uzun saatler veya günler sürebilir. Tibetli Budistler geleneksel kum mandalalarını yapma ve bozma sırasındaki seremonilere büyük önem verirler. Renkli kayalar kum haline dönüştürülmüş olarak ince tüplere doldurulur. Tahta zemine çizmiş oldukları şekillerin üzerine merkezden dışa doğru çalışarak büyük bir işbirliği ve konsantrasyon içinde kumları yerleştirirler. Kumun bozulması da özel bir sıra ile yapılır ve bu bozma işlemi maddi hayatın geçici tarafını sembolize eder. İpek bir torba veya cam kavanozlarda toplanan kumlar ırmak veya hareketli bir suya götürülüp doğaya bırakılır. Bu sebeple sembolü muhafaza eden materyal asla ikinci bir kez kullanılmaz.

Mandaladaki büyüsel çember bilinç ve bilinç dışını çevreler. Öz’ün simgesi olarak ortaya çıkar. Yani ruhumuzun aynasıdır denilebilir. Bu nedenle çizim ve boyamalar ara verilmeden çalışılarak bitirilir. Çünkü bir sonraki güne bırakılırsa ruhsal durumumuz değişeceği için başka bir ruh durumuyla çizilecek mandalalar da farklı olacaktır.

*Eskimo şamanlarının maskeleri “merkezi bir boşluktan yayılan ortak merkezli dairelerin” biçimine sahiptir.

*Azteklerin dairesel takvimi hem zaman hem de dini inanışlar için (günlerin ve kaderlerin hesabının yapıldığı) kullanılmış, “güneş taşı” denilen 3.56 m çap, 25 ton ağırlığında kara mermerden yapılmıştır. Üzerinde kabartmalar vardır. Ortada güneşin yüzü, yanlarda pençe şeklinde elleri, haç şeklinde kolları dört unsuru simgeler (toprak, su, hava, ateş ).

*Hıristiyanlıkta mandalalar özellikle orta çağın ilk dönemlerinde sık görülür. Çoğunda İsa merkezde ve dört ana melek veya sembolleri çevresinde gösterilir.

*G. Bruno[5] hafıza sanatı çalışmalarında mandalaları hatırlatan diyagram formundaki figürleri kullanmıştır. “Otuz mühür” adlı eserinde açıklaması güç tanımlardan ve herkesin kendi tecrübelerini yerleştirebileceği bir çarklar sisteminden bahseder.

* Eski Mısır medeniyetinde Horus ve dört oğlu da aynı şekilde temsil edilir. Dört ana yönün bekçileridir ve biri insan başlıdır. Horus ise dünyada yol gösteren (ruhu uyandıran, manatik ateş) Tanrısal kişi olarak bilinir.

*Doğuda TAO sembolü olan ying-yang hem zıtlığı hem de birliği ifade eder. En etkileyici ve sanatsal değeri olan mandalalar ise Tibetli Budistler tarafından yapılanlardır. Dinsel törenlerde bir yantra, bir tefekkür aracı olarak bilinir.

*Birçok halk dansları ve törenlerdeki dansların bir merkez çevresinde çember biçiminde dönüldüğü, dört köşeye doğru çekilerek yine merkeze doğru gelindiği örnekleri vardır. Hindistan’da bu dansa MANDALA NRİTHYA yani mandala dansı denir.

*Ortasında bir çeşme ya da şadırvan ve bunun etrafında insanların dolaştığı kare bir alan olarak mandala kutsal mimariye de yansımıştır. Rönesans dönemindeki çizim ve tasarımlarda da yoğun bir şekilde görülür. İç içe dairesel bir yapı, yıldız şeklinde merkezden çevreye uzanan yollar ve ortada kare bir meydan gibi ideal şehir planlarının çiziminde kullanılmıştır. Kiliselerin camlarını süsleyen (rosy window) şekillerde kullanılmştır.

Mandala “orta yol” un görünümleridir, Doğu da buna TAO derler. Batılı için ise iç ve dış gerçeğin karşıtlarını birleştirme, kişiliğin bütünlüğüne kavuşturulması görevini görür. Bu birleştirici sembol kendini çeşitli biçimlerde gösterir ve ne zaman belirse ego ile bilinç dışı arasındaki denge onarılır. Yani bu figürler yalnızca düzeni dile getirmezler, düzen oluştururlar da. Matematiksel yapısıyla tüm ruhun en eski düzeninin resimleridir ve amacı kaosu kozmos’a dönüştürmektir.

İsviçreli psikiyatrist C. G. Jung (1875-1961) rüya analizleri çalışmaları sırasında mandalaları keşfetmiş onlar üzerinde çalışmış ve yorumlamadan önce 14 yıl onlarla ilgili incelemeler yapmış, kendi kişisel gelişimi için kullanmış ve deneyimlerini kayda geçirmiştir. Daha sonra da psikoterapi de uygulamıştır. “1918-19 döneminde her sabah o zamanki ruh haline tekabül etmiş görünen küçük bir dairesel taslak, bir mandala çizdim. Bu çizgiler yardımı ile günlük psikolojik dönüşümlerimi gözlemleyebiliyordum. Mandala çizmeye başladığımda gördüğüm her şey, izlediğim her yol, attığım her adım tek bir noktaya geri dönüyordu. Orta noktaya gittikçe açık olmaya başladı ki mandala merkezdi. Merkeze, bireyselleşmeye giden yoldu” diye anlatır Jung. “Benliği, kişiliğin bütünlüğünü” keşfettiğini belirtir. Daha sonraları da Doğunun törensel mandala diyagramlarının, psişik bütünlük için bir araç olarak işlev gördüğünü fark eder. “Mandala psişenin mikro kozmik doğasına tekabül eder” der Jung.

Mandala dört yöne açılımı ile yeryüzünün dört ilkesini, psişik niteliği birleştiren kare şekli ile bütünlüğü ve tekliği ifade etmektedir. “Eğer ruhun bir kare olduğuna ilişkin geçmişteki Pisagor görüşünü kanıt olarak kullanırsak, mandala tanrıyı üçün katlarının ritmi olarak, ruhu ise statik dörtlü, yani dört renge bölünmüş halka olarak açıklar. Bunun derinindeki basit anlam, ruhun tanrıyla birlikteliğidir.” der Jung. Daire, dörtlü ve üçlü ritim birbirlerinin içine öyle girerler ki biri aynı zamanda diğerinin de içinde bulunur.

“Mandala resimleri çoğunlukla akıl hastaları tarafından, bunların arasında da tartıştığımız bağlantılar hakkında kesinlikle en ufak bir bilgisi dahi olmayan kimseler tarafından çizilir. Hastalarım arasında, mandala çizmeyen, bunun yerine dans eden kadınlara rastladım. Dans figürleri de resimlerle aynı anlamı ifade eder. Hastalarım simgelerin anlamı hakkında çok az şey söyleyebildiler, ancak bu figürler kendilerini mest ediyordu. Bir biçimde kendi öznel psişik durumlarını ifade ettiklerini ve bunun üzerine bir etkiye sahip olduklarını hissediyorlardı” der Jung.

Mandalaların çözüme kavuşturduğu sorunu anlarsak hastaların niçin böyle bir “mükemmel uyum” duygusuna kapıldığını da anlamış oluruz. Jung’ un tanımladığı psişenin yapısı[6] ve özben[7] in oluşma süreciyle mandalanın etkisi anlaşılabilir. “Bütün insan olmak, kişiliğin göz ardı edilmiş yönleriyle uzlaşmaya varmak demektir. Bilinç ve bilinç dışından herhangi biri öteki tarafından baskı altına alınır ve yaralanırsa ikisinin bir bütün olma olanağı ortadan kalkar. Her ikisi de yaşamın yönleridir ve her ikisine de eşit fırsat verilmelidir. Bu aynı anda yürütülen çelişki ve işbirliği anlamına gelmektedir. Eski örs ve çekiç ilişkisi böyledir. Örs ve çekiç arasında “demir hasta” kırılmaz bir bütün, bir “birey” durumuna gelir. Bireyleşme sürecinden anladığım, kaba çizgileriyle budur”.

Dışsal etkiler nedeniyle dikkatin dağılmasına önlem almak ve yayılmayı engellemek üzere merkezin çevresine çizilen çember aynı zamanda kişiliğin en iç kutsal alanını da belirler. Yuvarlak ya da kare biçimli koruyucu duvarlar bir patlamayı ve kişilik dağılmasını önlemek ve içe dönük bir amacı göstermektedir. Tenemenos denilen çit şeklindeki bu yapı Yunancada tapınağın veya kutsal yerin çevresi anlamını taşır. Orta kısmı boştur. Tarihsel açıdan bakıldığında tanrı daireyle, tanrıça da kareyle sembolize edilir. Ama tanrının oturduğu yerde kimse yoktur, tanrıça yerine ise yeryüzü ya da ruh diyebiliriz.

Mandala uzlaştırıcı bir semboldür, bütünlüğü ve tekliği ifade etmektedir. Tanrının insanla uzlaşması Hıristiyanlık’ ta İsa veya haç sembolü ile ifade edilmekte. Doğu’da tanrının yerini kişinin bütünlüğü almıştır bu nedenle mandalaların merkezine çok çeşitli motifler yerleştirilmiştir. Çiçek, yıldız, güneş, haç vs. Buna “tanrısal kalp”, “sonsuz alan” gibi isimler de verilir.

Daire hareketi, insan yaradılışındaki bütün aydınlık ve karanlık güçleri, dolayısıyla her türden psikolojik karşıtları harekete getirmesi bakımından manevi bir anlam taşır.

“Tekerlek dönmeye başlar ve bu güneşin, harekete geçtiği, yola çıktığı anlamındadır. Yani TAO etkili olmaya başlar ve liderliği ele alarak yol gösterici olur”. Jung’cu psikolojiye göre bu kavram, kabaca kişiliğin bütün yönlerinin bu harekete doğru çekildiği “kendi etrafında dönmek “ olarak tanımlanabilir. “Tao’yu bölünmüş olanı birleştirmeyi amaçlayan bir yöntem ya da bilinçli bir yol olarak yorumlamak gerekir. Batıda bu kavramın karşılığı yoktur” der Jung.

Mandala sembollerinin psişenin derinliklerinden ortaya çıkışı her zaman kendiliğinden bir olaydır, kendi düzenlerine göre gelir ve giderler. Ancak etkileri çok büyük olabilir, çünkü çeşitli psişik karmaşaları çözüme ulaştırabilirler.

Mandala da temsil edilen süreçleri tefekkür etme amacı, Yoginin ilahiliğinin içsel olarak farkına varmasıdır. Mandalalar doğum yerleri daha doğrusu doğum kapları, bir Buda’nın yaşam bulduğu Lotus çiçekleridir. Yogi lotus pozisyonunda oturarak, ölümsüz bir varlığa dönüştüğünü görür.

Sadece bir resmin boyanması bile karamsar bir ruh durumunu iyileştirmede veya gerilimi azaltmada etkili olabilir. Son zamanlarda çocukların okul öncesi eğitiminde de mandala boyamalardan yararlanılmaktadır. Bu şekilde öğretmenler öğrencilerin iç dünyalarını daha iyi tanıdıklarını ve onlara yaklaşımda faydalandıklarını belirtmekteler. Ayrıca mandala çalışmalarının çocukların gruba uyum sağlamasında etkili olduğu ve dinleme becerilerine de olumlu katkılarından bahsedilmektedir. Kendi yaratıcılıklarını keşfetmekte yardımcı olurken dikkat sürelerinin de uzadığı ve stresi azalttığı görülmüştür.

Amaç kişinin bölünmez bir bütün durumuna gelmesidir. Tek, uyumlu ve biricik olmak demek insanın kendi özü olmasıdır. Bu yetenek gizli bir güç olarak herkeste vardır. İçimizdeki karanlıkları göremezsek bütünlüğümüze asla ulaşamayız.

[1]“Psişik içeriklerin, egoyla olan ilişkisini koruyan fonksiyon veya aktivite. Bir tür çevreye dönük algılama ve yönelme organı gibi” C.G.Jung

[2] Unutulmuş, bastırılmış, bilinçsizce algılanan, düşünülen ve hissedilen şeylerden oluşur. Jung bunu kişisel ve kollektif bilinçdışı olmak üzere ikiye ayırır.

[3] İnsanın ruhsal bakımdan bütün, yani apayrı kendi başına bölünmez bir birlik, ya da tamlık durumu.

[4] “Kişiliği biçimlendirmek üzere yol alan bilinç dışındaki merkezileştirme süreçleridir” C.G.Jung.

[5]Düşünceleri ile Rönesans’ın tohumlarını atmış ve günümüze halen ışık tutan şair, filozof. Avrupa orta çağ engizisyonu tarafından 17 Şubat 1600 de yakılarak öldürülmüştür.

[6] Psişe birbirine karşıt, fakat aynı zamanda birbirini tamamlayan bilinç ve bilinçdışı denilen alanlara sahiptir.

[7]Bilinç ve bilinçdışını kucaklayan dairenin bütünüdür. Ben bilinçli zihnin merkezi, Özben de bütünlüğün merkezidir. Jung’un “kendini gerçekleştirme” olarak adlandırdığı, bireyleşme yolunda son duraktır

kaynak: facebook ex mind sayfası

Reyhan Doğan İydir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: