Buket’le Meltem mahalle arkadaşıydı. Yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi. İki kafadar bir gün Meltem’in evinde bir gün Buket’in evinde kalıp sabahlara kadar hayal kurarlardı. Onlar kardeşten de öteydiler. Fakat ne olduysa oldu Buket’in ailesinin durumu bozulmaya başladı önce mahalleden taşındılar sonra da Buket’i gittiği özel okuldan aldılar. İlk başta bu durum arkadaşlıklarını bozmadı gibi gözükse de Buket Meltem’le buluşmaktan rahatsız olmaya başlamıştı. Çünkü artık ne kıyafet konusunda ne gidilecek yer konusunda Meltem’e yetişemez olmuştu. Gerçi Meltem arkadaşının gururunu kırmadan ona beğendiği her şeyi alıyordu ama Buket yine de giderek ondan uzaklaşıyordu.
Ve dananın kuyruğu tabi ki bir erkek için koptu. İkisi de mahallenin yakışıklısı Erol’a çocukluklarından beri aşıktı erkekler geç olgunlaştığından mı nedir Erol uzun süre ikisine de bakmadı. Sonra aniden aklı başına ya da hormonları başına gelmiş olmalı ki Meltem’e kur yapmaya başladı. Meltem arkadaşı üzülür mü diye işi ağırdan almaya çalışsa da kendi gönlüde Erol’da olduğundan kısa sürede çıkmaya başladılar. Yalnız bir mesele vardı bu durum Buket’e nasıl açıklanacaktı.
Meltem bu durumu Buket’e kendisinin söylemesinin daha doğru olduğunu düşündü ve ilk buluşmalarında usulce biliyor musun biz Erol’la çıkmaya başladık diye haber verdi. Birden Buket kendinden beklenmeyecek bir atiklikle masadan hışımla kalktı tabi dedi Erol sana paran için geldi benim de ailemin parası olsaydı bana gelirdi senin şu sahte tavırlarından da ,gülüşünden de, kıyafetlerinden de nefret ediyorum dedi ve hışımla gitti. Meltem olduğu yerde kalakalıp ağlamaya başlamıştı. Evet arkadaşının tepki vereceğini biliyordu ama duydukları onu çok incitmişti. Bir gün gelip barışsalar bile artık hiç birşeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordu.
Buket ise deniz kenarında bir banka oturup bağıra bağıra ağlamaya başladı. Meltemi aslında çok seviyordu ama onu deliler gibi de kıskanıyordu. Ailesini, parasını, güzelliğini, eğitimini ve şimdi de ahh şimdi de Erol’u . Artık buna da katlanamayacaktı en iyisi Meltem’le bir daha görüşmemekti yoksa bu yakıcı kıskançlığı onu yok edecekti.
İşte arkadaşlar yukardaki Buket örneğinde olduğu gibi hepimiz zaman zaman arkadaşlarımızı kıskanırız. Bu kıskançlığın genelde temelinde bizim sahip olamadığımız şeylere başkasının sahip olması yatar.
Kimisinin yazlığı vardır, kimisinin motosikleti, kimisinin güzelliği, kimisinin onun üstüne titreyen bir eşi, kimimin çocuğu, kiminin yatı bu örnekleri say say bitiremem. Ama en fenası kıskançlık denilen bu illete düşünce içimizin kor gibi yanıp, yandıkça da aslında bizi tüketmesidir.
Geçen gün parkta oturuyordum, çevremde birçok büyük ve güzel ağaç vardı. Bir tanesini seçip daha yakından incelemeye başladım. Ağacın birçok dalı vardı. Kimisini Meltem, kimisini Erol, kimisini Buket, kimisini de Aslı olarak düşünebileceğimiz birçok dal. Ve hepsi bir arada çok güzel duruyordu. Yani aslında hepimizin bir ağacı oluşturan dallar gibi olduğumuzu düşündüm.
Ve her dal yani her kişi kendisinin olabileceğinin en iyisine ulaşmaya çalıştığında ağaç muhteşem yeşillikte ve gürbüzlükte olacaktı . O zaman madem biriz, ona buna şuna kafayı takacağımıza kendimizin en iyisini gerçekleştirmeye çalışalım. Ve başkası iyi ve mutlu olduğunda sevinelim çünkü onun iyi olması demek bütünün daha güzel bir hale gelmesi demektir. Bir dahaki seferi herhangi bir nedenden dolayı kıskançlık bizi yalayıp yutmak üzere olduğunda ben onun için seviniyorum böylece bütün daha güzel oldu demeyi deneyin bakalım. Bakalım içinizi huzur duygusu kaplayacak mı? Hadi ama deneyip yorumlarınızı benle paylaşın. Tembellik yapmayın bakim…
Sağlıcakla,



![images[2]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/08/images2.jpg?w=780)
![images[5]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/08/images5.jpg?w=780)
![images10_0[1]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/07/images10_01.jpg?w=372&h=180)
![b-82112-kavga[1]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/07/b-82112-kavga1.jpg?w=780)
![kalpbeyin[1]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/07/kalpbeyin1.jpg?w=271&h=223)
![6_d[1]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/07/6_d1.jpg?w=780)
Geçen ay Cnbc-e de ‘’Better With You’’ (Seninle Daha Güzel) isimli dizi başladı. Dizi biraz ağır ilerlemekle beraber ele aldığı konu çok güzel. Altı aydır beraber olan ve kız hamile olduğu için evlenmek üzere olan çiçeği burnunda çiftimiz, on beş yıldır ilişkileri devam eden, aynı evde yaşayan ve evliliğe karşı olan diğer çiftimiz ve otuz beş senedir evli olan ve bu iki kızın anne babası olan çift dizinin başlıca yapısını oluşturuyor.![evden-eve-tasimacilik-300x299[1]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/06/evden-eve-tasimacilik-300x2991.jpg?w=780)
Geçenlerde eski arkadaşlarla buluşup yemeğe gittik. Orada laf lafı açtı ve konu sevdiğimiz dizi ve filmlere geldi. En favori dizilerimiz Dexter ve Spartacus çıktı. Sevdiğimiz filmler arasında da Kill Bill başı çekti. Bir anda hepimiz birbirimize korkuyla baktık. Eeee Dexter desen seri katil ama hepimiz ona şefkatle yaklaşıyoruz; Spartacus desen insanlar arenada birbirleriyle ölümüne dövüşüyorlar, her taraf kan dolu; Kill Bill’e dönsen ortalık yine dövüş sahneleri, uçan kol ve bacaklarla dolu.![577979_10150664098730178_250023215177_9596261_1838438769_n[1]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/04/577979_10150664098730178_250023215177_9596261_1838438769_n1.jpg?w=288&h=306)
![482174_232143716884085_207239259374531_401349_158713707_n[1]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2012/04/482174_232143716884085_207239259374531_401349_158713707_n11.jpg?w=780)
Facebook hayatımıza gireli herhalde yedi-sekiz sene kadar olmuştur. İlk gördüğümde hemen etkisine kapılmış ve bir sürü arkadaşımla tekrar bağlantı kurmanın heyecanını yaşamıştım. Ortaokul arkadaşları, ilkokul arkadaşları, mahalle arkadaşları derken bayağı insanla tekrar görüşmeye başladım. Hatta bir ilkokul arkadaşım, eski iş yerimden biriyle evli çıkınca çok şaşırmıştım. “Dünya ne kadar küçükmüş” diye söylenmiş ve onu daha da küçük hale getiren facebook’a içimden teşekkür etmiştim.





