İnsan, cüzdan kaybettiğini 4 saatte, telefon kaybettiğini 15 dakikada fark ediyor…

10269464_653021808174189_1992205380589536350_n[1]

Araştırmalara göre; insan, cüzdan kaybettiğini 4 saatte, telefon kaybettiğini 15 dakikada fark ediyor. Kendini kaybettiğinin ise farkında bile değil…

İnsan, sözünü yağmur gibi yumuşakça indirmeli kulaklara;

“İnsan, sözünü yağmur gibi yumuşakça indirmeli kulaklara;
Kırıp dökmemeli, damla damla söylemeli, ince ince sevmeli..”.

– Hz. Mevlana

İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır…

Kaynak: Tunç Kılınç

Herkes mi KUSURSUZ?

Yıllarca tanısan bile…

Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin…

İnsan kainatın küçük bir versiyonudur…

İnsanı Ateş Değil, Kendi Gafleti Yakar…

"İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"

Photo: "İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"Birgün yaşlı bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genc kıza rastlamış... Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları. "Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?" diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. "Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum." "Kaç tane" diye soruvermiş baba derviş. Kız şaşkın: "İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?" Usulca kırıvermiş elindeki tesbihi derviş..!___ALINTI____“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?”

Birgün yaşlı bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genc kıza rastlamış…

 Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları. …

“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?” diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.

“Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.” “Kaç tane” diye soruvermiş baba derviş.

Kız şaşkın: “İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?”

Usulca kırıvermiş elindeki tesbihi derviş..!

Bir kişinin gerçek karaketerini öğrenmek istiyorsanız…

Özür dilemek, sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez…

Anneme göre ‘Elalem’ adında bir grup insan var.

Photo: Harbiden kim onlar?????

Kıymet bilmek çok işe yarıyor…

Saldırganlık Üzerine…

Geçenlerde eski arkadaşlarla buluşup yemeğe gittik. Orada laf lafı açtı ve konu sevdiğimiz dizi ve filmlere geldi. En favori dizilerimiz Dexter ve Spartacus çıktı. Sevdiğimiz filmler arasında da Kill Bill başı çekti. Bir anda hepimiz birbirimize korkuyla baktık. Eeee Dexter desen seri katil ama hepimiz ona şefkatle yaklaşıyoruz; Spartacus desen insanlar arenada birbirleriyle ölümüne dövüşüyorlar, her taraf kan dolu; Kill Bill’e dönsen ortalık yine dövüş sahneleri, uçan kol ve bacaklarla dolu.

Çocukları olan arkadaşlar çocuk dünyası hakkında bizi bilgilendirmekte gecikmediler ve çocuklarının vurmalı, kırmalı oyunlara bayıldıklarını söylediler.

Hepimiz tekrar birbirimize bakıp “eyvah ki ne eyvah” dedik, yoksa içlerimizde birer Dexter mi barındırıyoruz? Başka koşullar içinde büyüseydik içimizde barındırdığımız Dexter ortaya çıkarmıydı acaba? “Bırr” deyip ürperdik. Allah korusun valla…

Sonra aklım televizyonun olmadığı dönemlere gitti. Eee o zamanda insanlar öldürmeleri, dövüşmeleri seyretmek için arenaya gitmiyor muydu? Ya da daha kaçak dövüşenler elinde tüfeğiyle ormana koşup zevk için hayvan öldürmüyor muydu sanki?

Demek ki bu saldırganlık içgüdüsü hepimizin içinde var, kimisinde daha az kimisinde daha çok ama mutlaka var. Başımıza gelen olaylara göre ya seyirci olarak bu olayın parçası oluyoruz, ya da aktif olarak.

Ayrıca ‘’saldırganlık’’ kelimesini iyi tanımlamalıyız. Yani bir insan hakkını korumak için bağırdığında ya da kızdırılıp tepki verdiğinde de ‘’amma da saldırganlaştın bugünlerde’’diyebiliyoruz.

‘’Yavaş atın tekmesi pek olur’’ söyleminden de anlayabileceğimiz gibi en sakin insanın bile çok üzerine gidilirse, çok eziyet, çok acı çektirilirse kendinden beklenmeyecek bir atak yapabileceğini bekliyoruz.

“Bu yazı nereye mi bağlanır?” diyorsunuz. Bence hiçbir yere bağlanmaz. Sadece durum tespiti yaptık o kadar. Hepimize aydınlık yollardan geçip, ruhsal sağlığımızı korumamız temennisiyle yazımı bitiriyorum efem…

Sağlıcakla,

 

Kendini Sev Çünkü Kendini Sevdiğin Kadar Sevilirsin…

Sevgi enerjisinin bizim bünyemizde doğal bir şekilde akmasına ve diğer insanlara yayılmasına engel olan en önemli neden, çeşitli direnç mekanizmalarının devreye girmesidir. Bu direnç mekanizmalarına “kabuklar” adını veriyoruz.

Kabuklara, he…r seviyeden çeşitli derecelerdeki bağımlılıklarımız, tutsaklıklarımız da diyebiliriz. Bağımlılıklar ve tutsaklıklar sevginin ortaya çıkmasına engel olurlar.Gerçek sevginin ortaya çıkabilmesi için samimiyet, dürüstlük ve doğallığın o varlıkta belli bir potansiyelin üzerinde belirmiş olması gerekir.

Bu özelliklerin belirebilmesi için kendi üzerimizde bir iç çalışma ve denetim uygulamamız gerekir.

Kaynak: kuantum yaşam haritası…