Yıllarca tanısan bile…

Güç Şu Anın İçindedir. Gücünüzü Elinize Alın.

Güç Şu Anın İçindedir. Gücünüzü Elinize Alın.

Gücümü kabul ediyorum; Yaşamınızı iyileştirmek için ihtiyacınız olan güce sahipsiniz.

 Çoğu zaman çaresiz olduğumuzu düşünürüz ama bu doğru değil. Her zaman zihinsel gücümüze sahibiz. Beyin gücünüzü bir kurban olduğunuzu düşünmek için mi kullanıyorsunuz? Kendinize kızgın mısınız?

Başkalarından şikayet mi ediyorsunuz? Hayatınızı değiştirecek güce sahip… olmadığınızı mı düşünüyorsunuz?

 Bu gücünüzü inkar etmektir. Zihniniz çok güçlü araçtır. Gücünüzü ele alın ve bu gücü bilinçli kullanın.

Her şeyin iyiye gittiğini görmek sizin elinizde. Sizi yaratan o Tek Güç ve Tek Zekayla bağlı olduğunuzu unutmayın. Bu desteği hissedin ve kullanın. Tam elinizin altında.

 LOUISE L.HAY

BİLİNÇALTIMIZIN 11 ÖZELLİĞİ

 Photo: BİLİNÇALTIMIZIN 11 ÖZELLİĞİ1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar… Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kaydedilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anlam yüklenir ve bu anlama göre kişinin tepki vermesi sağlanır.2- İlişkilendirmeler, genellemeler yapar. Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır. Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir. Bir başka örnek: bahar aylarında acı bir kayıp yaşayan kişinin bilinçaltı bu acı ile baharı birbirine bağlayarak kişiye yıllarca süren bir döngüsel depresyon yaşatabilir. Çoğu zaman insanlar yıllar önce olan o olayı unutmuş olsalar bile bilinçaltı unutmaz.3- Tüm anıları organize eder. Bunun için de zaman çizgisini kullanır. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar. Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir. Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder.4- Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz. Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir.5- Bastırılmış anıları çözüm için sunar. Bir davranışın neden yapıldığını açıklamak ve “sahibini” korumak için bunu yapar. Ama sunduğu anının, o davranışla ilgili olması gerekmez. Sadece mantığınıza yatması ve o duygusal tepki için “sahibine” hak vermeniz yeterlidir.6- Bedeni işletir. Bunun için detaylı bir planı vardır: Vücudun şimdiki halinin ve mükemmel sağlığın planına sahiptir. Bu nedenle bilinçaltının yarattığı psikosomatik rahatsızlıkları yine bilinçaltının yardımıyla gidermek mümkündür. Bazen bunu kendisi de yapar. Örneğin sınav kaygısı yüksek bir öğrencinin bilinçaltı kaygıyı yaratan sınavdan sahibini korumak için bağırsak sistemini bozabilir, o geceyi acilde baygın geçirtebilir, elleri ayakları, sanki sinir ucu iltihaplanması varmış gibi tutmaz olabilir vs. Ve sınav saati gelip geçtiğinde sahibini tekrar eski haline getirebilir. Aynı zamanda Yüksek Benliğin işleyişini kontrol eder.7- Bedeni korur. Bedenin bütünlüğünü korur. Hücre düzeyinden sistemlere, sistemlerin uyumlu çalışmasına kadar bütün bedenin işleyişini bir an bile bırakmaksızın kontrol eder. Siz nefes almayı unutabilirsiniz ama o unutmaz.8- Duyguların hâkimidir. Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır. Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez. Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir.9- Son derece ahlaklıdır. Size öğretilen ve içinde yetiştirildiğiniz ahlaksal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır. Tersi davranışlarda yaşanan suçluluk duygusu bazen bir ömür boyu sürer. Bu kez de bilinçaltı kişiyi cezalandıracak bir hastalık veya bir mahrumiyet yaratabilir.10- Hizmet etmekten hoşlanır, gerçekleştirmek için net ifadelere ihtiyaç duyar. Bilinçaltı sahibi ne isterse sahibine onu verir. Yalnız bilinçaltı çok istediğimiz veya hiç istemediğimiz şeylere, yani iyi konsantre olduğumuz şeylere ulaşmamızı çabuklaştırır. Bundan dolayı Hipnozda kişi hep olumlu olana, istenen duruma yönlendirilir.11- İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir.

 1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar… Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kayde…dilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anlam yüklenir ve bu anlama göre kişinin tepki vermesi sağlanır.

2- İlişkilendirmeler, genellemeler yapar. Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır. Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir. Bir başka örnek: bahar aylarında acı bir kayıp yaşayan kişinin bilinçaltı bu acı ile baharı birbirine bağlayarak kişiye yıllarca süren bir döngüsel depresyon yaşatabilir. Çoğu zaman insanlar yıllar önce olan o olayı unutmuş olsalar bile bilinçaltı unutmaz.

 3- Tüm anıları organize eder. Bunun için de zaman çizgisini kullanır. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar. Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir. Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder.

4- Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz. Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir.

5- Bastırılmış anıları çözüm için sunar. Bir davranışın neden yapıldığını açıklamak ve “sahibini” korumak için bunu yapar. Ama sunduğu anının, o davranışla ilgili olması gerekmez. Sadece mantığınıza yatması ve o duygusal tepki için “sahibine” hak vermeniz yeterlidir.

6- Bedeni işletir. Bunun için detaylı bir planı vardır: Vücudun şimdiki halinin ve mükemmel sağlığın planına sahiptir. Bu nedenle bilinçaltının yarattığı psikosomatik rahatsızlıkları yine bilinçaltının yardımıyla gidermek mümkündür. Bazen bunu kendisi de yapar. Örneğin sınav kaygısı yüksek bir öğrencinin bilinçaltı kaygıyı yaratan sınavdan sahibini korumak için bağırsak sistemini bozabilir, o geceyi acilde baygın geçirtebilir, elleri ayakları, sanki sinir ucu iltihaplanması varmış gibi tutmaz olabilir vs. Ve sınav saati gelip geçtiğinde sahibini tekrar eski haline getirebilir. Aynı zamanda Yüksek Benliğin işleyişini kontrol eder.

7- Bedeni korur. Bedenin bütünlüğünü korur. Hücre düzeyinden sistemlere, sistemlerin uyumlu çalışmasına kadar bütün bedenin işleyişini bir an bile bırakmaksızın kontrol eder. Siz nefes almayı unutabilirsiniz ama o unutmaz.

 8- Duyguların hâkimidir. Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır. Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez. Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir.

9- Son derece ahlaklıdır. Size öğretilen ve içinde yetiştirildiğiniz ahlaksal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır. Tersi davranışlarda yaşanan suçluluk duygusu bazen bir ömür boyu sürer. Bu kez de bilinçaltı kişiyi cezalandıracak bir hastalık veya bir mahrumiyet yaratabilir.

 10- Hizmet etmekten hoşlanır, gerçekleştirmek için net ifadelere ihtiyaç duyar. Bilinçaltı sahibi ne isterse sahibine onu verir. Yalnız bilinçaltı çok istediğimiz veya hiç istemediğimiz şeylere, yani iyi konsantre olduğumuz şeylere ulaşmamızı çabuklaştırır. Bundan dolayı Hipnozda kişi hep olumlu olana, istenen duruma yönlendirilir.

11- İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir.

Erkekler Güçlü Kadınlardan Korkar Mı?

Geçen akşam Gülse Birsel’in yeni dizisi ‘Yalan Dünya’yı seyrediyordum. Baktım oradaki kadın karakterler ‘ben bilmem beyim bilir’ havasına girince erkeklerin hoşuna gitti. Kadınlara yardımcı olmaya başladılar, hatta hayatlarını beraber geçirmeye karar verdiler. İçlerindeki ben kadını kollarım, korurum, yol gösteririm, vah canım duygusu o kadar ön plana çıktı ki inanamadım. Daha önce adamın sevgisini kazanmak için yırtınan kadının muhtaç kadın rolüne girmesi adamın kadına ısınması için meğerse yetiyormuş.

Düşündüm de gerçek hayatta durum nasıl acaba? Ve çok eskilerden birkaç anım canlandı. “Sevgilime fazla akıllı görünmemeye çalışıyorum” diye benle dertleşen bir arkadaşım geldi gözümün önüne. “Neden?” diye sorduğumda “o zaman benden korkup uzaklaşıyor” diye cevap vermişti. Ben gene anlam verememiş bir yorumda bulunamamıştım. Bir başkası da erkek arkadaşının “sen benden daha güçlü ve akıllısın” diye kendinden ayrıldığını sümküre sümküre anlatmıştı. Ben gene yorumsuz kalmıştım.

Şimdilerde ben doktoraya başladığım zaman, annemin “oku oku sen, bu gidişle koca moca bulamazsın” deyişinin altında, aslında aynı gerçeğe vurgu yaptığını anca anlayabiliyorum. Ya da ben çok yoğun olupta bana ulaşamadığında “sanki cumhurbaşkanı karısısın, bu ne yoğunluk böyle” dediğinde “aaa ben niye cumhurbaşkanı karısı olayım, ben cumhurbaşkanı olayım o benim kocam olsun” diye itiraz ettiğimdeki o şaşkın bakışlarının anlamını da anca anlayabiliyorum.

Bugünlerde vizyona giren filmde “pamuk prenses nihayet kendini kurtarıyor, hatta prensini de kurtarıyor, artık her şeye de inanmıyor bayağı akıllanmış” diye filmi anlattığım bir erkek arkadaşım “aman bu eşitlik işini de amma abartmışlar” söyleminde ne demek istediğini de yeni yeni anlıyorum.

Ya da tatile kocasıyla gelen bir arkadaşım sabah erkenden bir tura katılmak istediğinde kocası “ama ben o saate kalkmak istemiyorum” demişti. Arkadaşım da “ya canım ben tek başıma gidebilirim, beni böyle korumak zorunda değilsin” diye kocasına çıkışınca adam “ama benim görevim seni her şeyden korumak, kollamak” diye söylenmiş ve aralarında ufak çaplı bir kavga çıkmıştı. Sonra başkaları araya girmiş tura birkaç kişinin daha katılacağı söylenerek kocadan izin alınmış olay tatlıya bağlanmıştı.

Çok eskilerde kalmış bir erkek arkadaşım bana zorla “ben bilmem beyim bilir” cümlesini söylettirmeye çalışmış ben söylemeyince de bana küsmesini hiç anlayamamıştım.

Yeni boşanmış bir kadın arkadaşım “ben de çalışıyordum, kocam da ama paramın hepsini bankadan kocam çekerdi ve paranın kontrolü ondaydı; şimdi boşanınca hiçbir şeyim kalmadı” diye bana dert yanıyordu. Erkeğin, kadın çalışsa bile kontrolün onda olduğunu göstermeye ihtiyacı mı var acaba? Hatta kadının para kazandığı bir durumda erkek güç gösterilerine daha mı çok kalkışıyor? Daha mı çok gözdağı veriyor acaba?

Sanırım bizler küçük bir kızken “erkek senden okumuş olsun, güçlü olsun, paralı olsun, yaşça büyük olsun, seni kurtarsın, sen evinde öyle otur bekle” diye konuşulurken, erkek çocuklarına da “sen kadını korumalısın, kurtarmalısın, hep güçlü olmalısın” diye telkinde bulunuluyordu. Sonuçta erkeğin karşısına güçlü, akıllı, kurtarılmayı beklemeyen, kendi başına karar alabilen kadınlar çıkınca ezber bozuluyor, erkekler bir adım geri çekilmeye başlıyor.

Yani bilemiyorum “ilişki dediğin şey beraber, el ele aynı yönde ilerlemek değil mi? O zaman yanındakinin de en az senin kadar akıllı, güçlü, kendi kararlarını alabilen, gerektiğinde fikir alabileceğin biri olması iyi bir şey değil mi? Neden kadınlar olduklarından daha güçsüz daha akılsız, daha işe yaramaz olduklarına dair rol yapmak zorunda kalıyorlar ki?” Ben bu durumu gerçekten hiç anlayamıyorum. Ama doğru olduğu su götürmez bir gerçek.

Hadi ama hanımlar beyler. Artık ‘’ben bilmem beyim bilir’’ devrini kapatmanın zamanı gelmedi mi? Bunun yerine yeni bir slogan bulmanın zamanı gelmedi mi?

Sağlıcakla,