Dikkat! Klima Çarpar! Sıcak havalarda klima kullanımına dikkat

Photo: Dikkat! Klima Çarpar!Sıcak havalarda klima kullanımına dikkatDenizli Devlet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Yahya Ceylan, aşırı sıcaklarda klima kullanımının artmasının, boyun, bel ve sırt ağrıları şikayetiyle doktora gelen sayısında artışlara neden olduğunu söyledi.Ceylan, gazetecilere yaptığı açıklamada, aşırı sıcaklarda klima karşısında serinlemek isteyenleri dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyararak, bilinçsiz klima kullanımının kas iskelet sistemini olumsuz etkilediğini belirtti. ''Aşırı sıcaklarda klima kullanımının artması, boyun, bel ve sırt ağrıları şikayetiyle doktora gelenlerin sayısında artışlara neden olmakta'' diyen Ceylan, şöyle konuştu: ''Genel olarak aşırı güneşte kalınması ve terleme sonrası klimalı ortamda bulunulması sonucu, kas kasılmasına bağlı ağrılar ile ani boyun ya da bel tutulması görülüyor. Klimalı ortamda fazla kalınması ve özellikle klimanın direkt olarak üzerimize doğru üflediği ortamlarda da ciddi boyun, sırt ve bel ağrıları oluşabiliyor. Ağrılar, sıcak ortamda terleyen boyun, sırt ve bazen bel bölgesinin, aniden soğukla karşılaşması sonucunda meydana geliyor. Böyle bir durumda, kasta bir kısalma yani spazm oluşuyor. Kas spazma tek başına ağrılı bir durum. Ama eğer bu spazma, bir boyun fıtığı, kireçlenme, skolyoz adı verilen omurga eğrilikleri eşlik ediyorsa tutulmalar kaçınılmaz oluyor. Boyun kaslarında gelişen spazm, gerilim tipi baş ağrısına neden oluyor. Yine hastanın migren tipi baş ağrısı varsa, tekrarlayan boyun spazmı veya tutulması migren ataklarını tetikliyor. Atağın daha uzun, şiddetli geçmesine yol açıyor.'' Kas iskelet sisteminde meydana gelen şikayetlerin basit önlemlerle önüne geçilebileceğine dikkat çeken Ceylana göre bu durumdan kaçınmanın en kolay yolu, klimalı ortamlarda dikkatli olmak ve özellikle havanın çok sıcak olduğu zamanlarda mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamak. Eğer çıkmak zorunda kalırsak mutlaka daha az terleten pamuklu ve ince giysileri tercih etmeli. Arabada olduğumuzda da klimanın direkt olarak yüze ya da boyuna doğru yönlendirilmesi çok sakıncalı. Zaten eklem sorunları olan kişilerde de sıcak, bazen bu tip hava değişikliklerinden etkilenen ve eklemde bulunan sessiz algılayıcıları harekete geçirebiliyor. Eklemlerinde romatizmal sorunları olan kişilerin aşırı sıcakta kalmamaya daha çok özen göstermesi gerekiyor.Denizli Devlet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Yahya Ceylan, aşırı sıcaklarda klima kullanımının artmasının, boyun, bel ve sırt ağrıları şikayetiyle doktora gelen sayısında artışlara neden olduğunu söyledi.

Ceylan, gazetecilere yaptığı açıklamada, aşırı sıcaklarda klima karşısında serinlemek isteyenleri dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyararak, bilinçsiz klima kullanımının kas iskelet sistemini olumsuz etkilediğini belirtti. ”Aşırı sıcaklarda klima kullanımının artması, boyun, bel ve sırt ağrıları şikayetiyle doktora gelenlerin sayısında artışlara neden olmakta” diyen Ceylan, şöyle konuştu: ”Genel olarak aşırı güneşte kalınması ve terleme sonrası klimalı ortamda bulunulması sonucu, kas kasılmasına bağlı ağrılar ile ani boyun ya da bel tutulması görülüyor.

 Klimalı ortamda fazla kalınması ve özellikle klimanın direkt olarak üzerimize doğru üflediği ortamlarda da ciddi boyun, sırt ve bel ağrıları oluşabiliyor. Ağrılar, sıcak ortamda terleyen boyun, sırt ve bazen bel bölgesinin, aniden soğukla karşılaşması sonucunda meydana geliyor. Böyle bir durumda, kasta bir kısalma yani spazm oluşuyor. Kas spazma tek başına ağrılı bir durum. Ama eğer bu spazma, bir boyun fıtığı, kireçlenme, skolyoz adı verilen omurga eğrilikleri eşlik ediyorsa tutulmalar kaçınılmaz oluyor. Boyun kaslarında gelişen spazm, gerilim tipi baş ağrısına neden oluyor. Yine hastanın migren tipi baş ağrısı varsa, tekrarlayan boyun spazmı veya tutulması migren ataklarını tetikliyor. Atağın daha uzun, şiddetli geçmesine yol açıyor.”

 Kas iskelet sisteminde meydana gelen şikayetlerin basit önlemlerle önüne geçilebileceğine dikkat çeken Ceylana göre bu durumdan kaçınmanın en kolay yolu, klimalı ortamlarda dikkatli olmak ve özellikle havanın çok sıcak olduğu zamanlarda mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamak. Eğer çıkmak zorunda kalırsak mutlaka daha az terleten pamuklu ve ince giysileri tercih etmeli. Arabada olduğumuzda da klimanın direkt olarak yüze ya da boyuna doğru yönlendirilmesi çok sakıncalı. Zaten eklem sorunları olan kişilerde de sıcak, bazen bu tip hava değişikliklerinden etkilenen ve eklemde bulunan sessiz algılayıcıları harekete geçirebiliyor. Eklemlerinde romatizmal sorunları olan kişilerin aşırı sıcakta kalmamaya daha çok özen göstermesi gerekiyor

Mutlu Bir Yaşam İçin 21 Öneri…

1. Mutluluğun için senden   başka sorumlu yoktur! .
2. Her yaşadığın felaketin   ardından kendine şu soruyu sor: “Beş yıl sonra …  bunun benim için ne önemi olacak??”
3. Daima yaşamı seç.
4. Herkesi, herşeyi affet.
5. Başkalarının senin hakkında   ne düşündüğü seni ilgilendirmez! .
6. Zaman her imkana sahip..   Zaman tanı!
7. Durum ne kadar iyi veya kötü   olursa olsun, değişecektir..
8. Kendini fazla ciddiye alma,   kimse almıyor ki zaten!.
9. Mucizelere inan!!.
10. Allah, Yaradan olduğu için   seni seviyor. Yoksa yaptıkların ya da yapmadıkların   için değil!!
11. Hayatı denetlemeyi bırak!.   Öne çık, kendi hayatını kendin yarat.
12. İki seçeneğin var   “Erken ölmek” ya da “yaşlanmak”..
13. Çocuklarınızın, yaşayacak   başka çocukluk dönemi yok!.
14. Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır!!.
15. Her gün dışarı çık..   Mucizeler her yerde seni bekler!.
16. Dertlerimizi bir torbaya   doldurup, milletinkilerle bir arada görsek, bizimkileri geri   toplardık..
17. Kıskançlık zaman kaybıdır.   Zaten ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz!!
18. Her şeyin en iyisini daha   yaşamadın!!.
19. Kendini nasıl hissedersen et,   kalk, giyin ve dışarı çık!
20. Yol ver!
21. Hediye paketinde olmasa bile,   hayat yine de bir hediyedir!!. ” Regina Brett

ODTÜ Felsefe öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan dersinin final sınavında sınıfa gelmiş ve sınavsorusu olarak tahtaya, "Why?" (Neden?) yazmış

Photo: ODTÜ Felsefe öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan dersinin final sınavında sınıfa gelmiş ve sınavsorusu olarak tahtaya, "Why?" (Neden?) yazmış. Öğrenciler ilk önce ne yazacaklarını şaşırmışlar, sonra herkes birşeyleryazmaya başlamış.Yalnız bir öğrenci, sınavın ilk dakikasında kağıdını teslim etmiş.Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: "Why not?"(Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan "100" almış.Aynı hoca başka bir sınavda "risk nedir?" diye soruyor. Yine bir öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kağıdını.Kağıdın üst kısmında sadece isim-soyadı yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak.En altta ise "İşte risk budur" diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en yüksek notu alıyor.Hocanın bir sonraki sınavında yine "Risk nedir?" sorusuyla karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kağıt verince bu sefer 0 alıyor. Tabii koşa koşa hocaya gidip sebebini soruyor. İşte cevap:"Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır! 'Kuantum Yaşam HaritasiKuantum Yaşam Harita'mODTÜ Felsefe öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan dersinin final sınavında sınıfa gelmiş ve sınavsorusu olarak tahtaya, “Why?” (Neden?) yazmış.

 Öğrenciler ilk önce ne yazacaklarını şaşırmışlar, sonra herkes birşeyler yazmaya başlamış.Yalnız bir öğrenci, sınavın ilk dakikasında kağıdını teslim etmiş.Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: “Why not?” (Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan “100” almış. Aynı hoca başka bir sınavda “risk nedir?” diye soruyor.

Yine bir öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kağıdını. Kağıdın üst kısmında sadece isim-soyadı yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. En altta ise “İşte risk budur” diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en yüksek notu alıyor. Hocanın bir sonraki sınavında yine “Risk nedir?” sorusuyla karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kağıt verince bu sefer 0 alıyor. Tabii koşa koşa hocaya gidip sebebini soruyor.

 İşte cevap: “Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!

BİLİNÇALTIMIZIN 11 ÖZELLİĞİ

 Photo: BİLİNÇALTIMIZIN 11 ÖZELLİĞİ1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar… Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kaydedilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anlam yüklenir ve bu anlama göre kişinin tepki vermesi sağlanır.2- İlişkilendirmeler, genellemeler yapar. Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır. Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir. Bir başka örnek: bahar aylarında acı bir kayıp yaşayan kişinin bilinçaltı bu acı ile baharı birbirine bağlayarak kişiye yıllarca süren bir döngüsel depresyon yaşatabilir. Çoğu zaman insanlar yıllar önce olan o olayı unutmuş olsalar bile bilinçaltı unutmaz.3- Tüm anıları organize eder. Bunun için de zaman çizgisini kullanır. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar. Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir. Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder.4- Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz. Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir.5- Bastırılmış anıları çözüm için sunar. Bir davranışın neden yapıldığını açıklamak ve “sahibini” korumak için bunu yapar. Ama sunduğu anının, o davranışla ilgili olması gerekmez. Sadece mantığınıza yatması ve o duygusal tepki için “sahibine” hak vermeniz yeterlidir.6- Bedeni işletir. Bunun için detaylı bir planı vardır: Vücudun şimdiki halinin ve mükemmel sağlığın planına sahiptir. Bu nedenle bilinçaltının yarattığı psikosomatik rahatsızlıkları yine bilinçaltının yardımıyla gidermek mümkündür. Bazen bunu kendisi de yapar. Örneğin sınav kaygısı yüksek bir öğrencinin bilinçaltı kaygıyı yaratan sınavdan sahibini korumak için bağırsak sistemini bozabilir, o geceyi acilde baygın geçirtebilir, elleri ayakları, sanki sinir ucu iltihaplanması varmış gibi tutmaz olabilir vs. Ve sınav saati gelip geçtiğinde sahibini tekrar eski haline getirebilir. Aynı zamanda Yüksek Benliğin işleyişini kontrol eder.7- Bedeni korur. Bedenin bütünlüğünü korur. Hücre düzeyinden sistemlere, sistemlerin uyumlu çalışmasına kadar bütün bedenin işleyişini bir an bile bırakmaksızın kontrol eder. Siz nefes almayı unutabilirsiniz ama o unutmaz.8- Duyguların hâkimidir. Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır. Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez. Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir.9- Son derece ahlaklıdır. Size öğretilen ve içinde yetiştirildiğiniz ahlaksal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır. Tersi davranışlarda yaşanan suçluluk duygusu bazen bir ömür boyu sürer. Bu kez de bilinçaltı kişiyi cezalandıracak bir hastalık veya bir mahrumiyet yaratabilir.10- Hizmet etmekten hoşlanır, gerçekleştirmek için net ifadelere ihtiyaç duyar. Bilinçaltı sahibi ne isterse sahibine onu verir. Yalnız bilinçaltı çok istediğimiz veya hiç istemediğimiz şeylere, yani iyi konsantre olduğumuz şeylere ulaşmamızı çabuklaştırır. Bundan dolayı Hipnozda kişi hep olumlu olana, istenen duruma yönlendirilir.11- İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir.

 1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar… Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kayde…dilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anlam yüklenir ve bu anlama göre kişinin tepki vermesi sağlanır.

2- İlişkilendirmeler, genellemeler yapar. Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır. Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir. Bir başka örnek: bahar aylarında acı bir kayıp yaşayan kişinin bilinçaltı bu acı ile baharı birbirine bağlayarak kişiye yıllarca süren bir döngüsel depresyon yaşatabilir. Çoğu zaman insanlar yıllar önce olan o olayı unutmuş olsalar bile bilinçaltı unutmaz.

 3- Tüm anıları organize eder. Bunun için de zaman çizgisini kullanır. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar. Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir. Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder.

4- Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz. Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir.

5- Bastırılmış anıları çözüm için sunar. Bir davranışın neden yapıldığını açıklamak ve “sahibini” korumak için bunu yapar. Ama sunduğu anının, o davranışla ilgili olması gerekmez. Sadece mantığınıza yatması ve o duygusal tepki için “sahibine” hak vermeniz yeterlidir.

6- Bedeni işletir. Bunun için detaylı bir planı vardır: Vücudun şimdiki halinin ve mükemmel sağlığın planına sahiptir. Bu nedenle bilinçaltının yarattığı psikosomatik rahatsızlıkları yine bilinçaltının yardımıyla gidermek mümkündür. Bazen bunu kendisi de yapar. Örneğin sınav kaygısı yüksek bir öğrencinin bilinçaltı kaygıyı yaratan sınavdan sahibini korumak için bağırsak sistemini bozabilir, o geceyi acilde baygın geçirtebilir, elleri ayakları, sanki sinir ucu iltihaplanması varmış gibi tutmaz olabilir vs. Ve sınav saati gelip geçtiğinde sahibini tekrar eski haline getirebilir. Aynı zamanda Yüksek Benliğin işleyişini kontrol eder.

7- Bedeni korur. Bedenin bütünlüğünü korur. Hücre düzeyinden sistemlere, sistemlerin uyumlu çalışmasına kadar bütün bedenin işleyişini bir an bile bırakmaksızın kontrol eder. Siz nefes almayı unutabilirsiniz ama o unutmaz.

 8- Duyguların hâkimidir. Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır. Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez. Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir.

9- Son derece ahlaklıdır. Size öğretilen ve içinde yetiştirildiğiniz ahlaksal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır. Tersi davranışlarda yaşanan suçluluk duygusu bazen bir ömür boyu sürer. Bu kez de bilinçaltı kişiyi cezalandıracak bir hastalık veya bir mahrumiyet yaratabilir.

 10- Hizmet etmekten hoşlanır, gerçekleştirmek için net ifadelere ihtiyaç duyar. Bilinçaltı sahibi ne isterse sahibine onu verir. Yalnız bilinçaltı çok istediğimiz veya hiç istemediğimiz şeylere, yani iyi konsantre olduğumuz şeylere ulaşmamızı çabuklaştırır. Bundan dolayı Hipnozda kişi hep olumlu olana, istenen duruma yönlendirilir.

11- İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir.

10 Adımda tüm problemler nasıl çözülür?

Bir sorunla ilgilenirken ne kadar düzenli ve sistemli çalışırsanız, çözüm aşamasında o derece olumlu ve yaratıcı olursunuz. Sistemli düşünmek için, 10 adımdan oluşan bir yöntemden yararlanabilirsiniz. Bu yöntemle, yaratıcılığınızı dahilik seviyesine çıkarırsınız.
1. Dilinizi olumsuzdan olumluya çevirin. ‘Sorun’ sözcüğü yerine ‘durum’ sözcüğünü kullanın ya da bunu bir mücadele ya da fırsat olarak adlandırın. Satış başarısız olursa, ‘Aslında, ilginç bir mücadele. Bu duruma bir daha düşmemek için satış becerilerimi geliştirmek adına iyi bir fırsat,’ gibi bir ifade kullanabilirsiniz.
2. Durumunuzu ya da çektiğiniz zorluğu açıkça tanımlayın. Karşı karşıya olduğunuz güç durum tam olarak nedir? Stresli ve endişeli olmanızın nedeni nedir? Sizi kaygılandıran nedir? Neden mutsuzsunuz? Bunları ayrıntılı ve açık bir biçimde yazın.
3. ‘Başka ne sorun var?’ diye sorun. Yüzeysel bir yanıtla yetinmeyin. Bir belirtiyle konudan sapmak yerine, sorunun kökenine inmeye çalışın. Soruna farklı yönlerden yaklaşın.
4. Kendinize ‘Minimum sınır koşullarım neler?’ diye sorun. Çözümün başarması istenen şey nedir? Çözüm nelerden oluşmalıdır? Bu soruna yönelik ideal çözümünüz nasıl bir şey olabilir? Parametrelerinizi açıkça belirleyin.
5. Farklı olası çözümleri sorununuzla karşılaştırmak suretiyle hem en iyi çözümü, hem de ideal çözümünüzü seçin. Mevcut koşullar altında ve içinde bulunulan zamanda yapılacak en iyi şey nedir?
6. Kararınızı uygulamadan önce, ‘Bu karar işe yaramazsa olabilecek en kötü şey nedir?’ diye sorun. Hedefinize ulaşmak için herhangi bir para ya da emek harcamadan önce, kararınızın tamamen başarısızlıkla sonuçlanması durumunda ne olacağını değerlendirmeniz gerekir.
7. Kararınızı ölçümleyecek bir sistem kurun. İlerleme kaydettiğinizi nasıl bileceksiniz? Başarıyı nasıl ölçeceksiniz? Bir çözümün başarısını başka bir çözümün başarısıyla nasıl karşılaştıracaksınız? Başarıyı nasıl tanımlayacaksınız? Başarıyı ölçülebilir kılın; sonra da düzenli olarak gözlemleyin.
8. Kararı uygulama sorumluluğunu üstlenin. Yaratıcı fikirlerin çoğu asla yaşama geçirilemez; çünkü kararı uygulama sorumluluğu hiç kimseye verilmemiştir.
9. Son tarihi belirleyin. Son tarihi olmayan bir karar, anlamsız bir tartışmadan ibarettir. Çok önemli bir kararsa ve uygulaması zaman alacaksa, bir dizi kısa vadeli son tarih ve bir raporlama programı belirleyin.
10. Harekete geçin. İşe başlayın. Haydi! Aciliyet duygusu geliştirin. Açıkça tanımlanmış hedefleriniz doğrultusunda ne kadar hızlı ilerlerseniz, o kadar yaratıcı davranır; o kadar çok enerjiye sahip olur, o kadar çok öğrenir ve gelecekte daha da fazlasını elde etmek için kapasitenizi o kadar hızlı geliştirirsiniz.

Dünya, muhteşem fikirleri olan yaratıcı bireylerle doludur; ama hemen hepsi uygulamaya gelince başarısız olmaktadır. İşte, diğerlerine üstünlük sağlayabileceğiniz nokta burasıdır. Gelecek, yalnızca düşünmekle yetinmeyip harekete geçecek ve fikirlerini gerçeğe dönüştürecek yaratıcı azınlığın olacaktır.
Şimdi, bu fikirleri yaşama geçirmek için hemen yapabileceğiniz üç şeyi sunuyoruz.
Birincisi, bugünkü en büyük sorununuzu ya da kaygınızı düşünüp kendinize şunu sorun: ‘Sorun tam olarak nedir? Ne için kaygılanıyorum?’
İkincisi, durumunuzu yaratıcı bakış açısıyla analiz edin ve kendinize şunu sorun: ‘Sorunun diğer yönleri neler?’ Bazen gerçek sorun, sizin düşündüğünüz şey olmayabilir.
Üçüncüsü, karar verin; herhangi bir karar. Sorumluluk verin ya da alın. Daha sonra , fikirleriniz için harekete geçin. Sorunlarınızı çözmek için ne kadar çok çalışırsanız, o kadar zekice davranırsınız