Yuvayı yapan da erkeğe anlam katan da kadındır…

26168680_866450783534954_9127786552848818648_n[1]

 

Benim iki büyük nimetim var. Biri Anam, biri Yârim…
31 yaşında 5 çocukla dul kalmış annemin en büyük çocuğuydum. Anneme ve eşime baktığımda anneliğin ne kadar kutsal bir mücadele olduğunu görüyorum. Eşim 2 ay boyunca, oğlumuzu dünyaya getirmek için cesaret ve metanetle hastanede yattı. Zor günler yaşadık. Bunu görüp anneliğin gücünden etkilenmemek mümkün değil.
Genç anne adayları bu gücün farkında olmalı. Çünkü yuvayı yapan da erkeğe anlam katan da kadındır…
Mehmet Aslantuğ alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ustaya başarısının sırrını sormuşlar, iki kelime demiş:

usta[1]

 

Ustaya başarısının sırrını sormuşlar, iki kelime demiş:
_Doğru kararlar
Hepimizden farklı olarak, sürekli doğru kararları nasıl alabildiğini sormuşlar, tek kelime demiş:
_Tecrübe
İyi de kardeşim bu tecrübe denen şeyin sırrı neymiş? Usta deriiin bir iç geçirmiş ve şöyle demiş:
_YANLIŞ KARARLAR!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Umarım hayat boyu Zor zamanlarında sizi mutlu edebilecek, böyle sayısız kutularınız olur.

cropped_content_hediye-paketi-polisi-alarma-gecirdi_ZRrx73Xi837QtJ8[1]

 

ÖPÜCÜĞÜN HİKAYESİ
Adam 3 yaşındaki kızını, gayet pahalı bir hediyelik kaplama kağıdını ziyan ettiği için azarlamıştı.😘😘 Küçük kız, koskovca bir paket altın yaldızlı kağıdı bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı.
Yılbaşı sabahı küçük kızı, paketi getirip:
“- Bu senin babacığım” dediğinde çok üzüldü.
Acaba gereğinden fazla mı tepki göstermişti kızına. Bir gece evvel yaptığından utanarak, kutuyu açtı.
Fakat kutunun içi boştu.
Kızına gene çıkıştı:
“- Birisine bir hediye verdiğinde, kutunun içinde bir şey olması lazım. Bunu da mı bilmiyorsun küçük hanım?”😘😘
Küçük kız gözlerinde yaşlarla babasına baktı.
“- O kutu boş değil ki baba! İçini öpücüklerle doldurmuştum!”😘😘😘
Babası o kadar çok üzüldü ki, koştu, kızına sarıldı.
Beraberce ağladılar.
Adam o kutuyu ömrünün sonuna kadar sakladı. Ne zaman keyfi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse, kutuya koşar, içinden minik kızının sevgi ile doldurduğu hayali öpücüklerden birini çıkarırdı. Aslında bütün insanlara böyle bir kutu mutlaka verilmiştir.
Zor zamanlarda bu kutuyu çıkarıp içine bakabilmeyi başarmak,
Mutluluğun anahtarlarından biri olsa gerek.
Umarım hayat boyu Zor zamanlarında sizi mutlu edebilecek, böyle sayısız kutularınız olur.
Birini ben gönderiyorum size. İçini dostluğumla,
sevgimle doldurdum. Onu iyi saklayın.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kim ne derse desin dostlar, aldırmayın, bir meltem olup esin, içinizdeki çocuk hep gülümsesin.😊

20228817_677607109116452_1914030379067383606_n[1]

Yıllar yıllar önce rahmetli anneannemin beni yazları yanında götürdüğü Uluborlu’da bir doğum gününe davet edildim. Davet şöyleydi, ” Yarım saat sonra doğum günüm var bizim evde ama hediyeli 😂” İlk kez doğum gününe gideceğim çok istiyorum ama yarım saat var, hediye almanın mümkünatı yok. Anneannem “Kızım, yarın çarşıdan alırız bir şey, yarım saatte ne bulalım? ” dese de “” Olmaz “diye isyan ettim.”Doğum günü bugün. “Kadıncağız kilerden bir poşet fındık çıkardı.” İyi dedi, bunu götür madem. ”
Ben fındık poşetiyle girdiğimde herkes güldü tabii. Üstelik çay içer misin ?” diye sorduklarında “Ben paşa çayı içiyorum ” dedim. Ona da ayrı bir güldüler. Herkes büyük, sıcak çay içiyor, ben fındık poşetim ve paşa çayımla çok rezil durumdayım. “Utanç tam olarak böyle bir şey olmalı ” diye düşündüm.
Şimdi hatırladığımda ne kadar masum geliyor.
Bazen kendinizi mahcup hissedeceksiniz. Karşılıksız bir sevgide, gaf yaptığınızda, ortama uymadığınızda.
Oysa saflığın simgesi bunlar, ayıp değil ki… Herkesin rengi başka, sevişi başka, dünyaya bakışı başka… Nereden mi geldi aklıma? Eve gitmeden önce her akşam oturup yazdığım bir Kafe var. Yazmaya dalınca çayım soğur ve Kafe sahibi bir tabak fındık bırakır önüme istemesem de… Değişmemiş yüreğim. Hala çayı soğutup, gelen fındığa minnetle gülümseyip, masallardaki sevgiye inanıyorum.<3
Yoku da, varı da sevmekten korkmuyor, güzel hislerim için utanmıyorum.
Kim ne derse desin dostlar, aldırmayın, bir meltem olup esin, içinizdeki çocuk hep gülümsesin.😊
Kıvılcım Kalay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YÜREKTEN BİR HİKAYE 😍❤🥨SiMiTÇi ALi🥨

26166893_2019004211677800_4281475159805397201_n[1]

🥨🥨🥨🥨🥨🥨
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.
Öğretmeni, onun bu halini fark etti:
– Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?
Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
– Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
– Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
– Ahmet arkadaşımız var ya…
– Evet, ne olmuş Ahmet’e?
– Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor. – Eee?
– Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?
Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.
Nurhan Öğretmen:
– Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
– Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
– Nerede çalışıyorsun?
– Simit satıyorum.
Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
Nurhan Öğretmen, Ali’ye dondu:
– Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
– Çok zengin bir işadamı…
– Niçin?
– İnsanlara daha çok yardım etmek için…
– Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim edersin. Olmaz mı?
– Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
— Neden olmaz?
— Üç sebepten dolayı olmaz.
Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.
İkincisi: ‘Ağaç yas iken eğilir.’ deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.
Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
– Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
– Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet’i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet’in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?
Nurhan Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını ‘Evet’ anlamında sallarken Ali’yi evine yolladı.
Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti.
Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali’nin bıraktığı paraların masa üstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı. Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı… Ağladı… Ağladı.
Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık ‘Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak’ diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, ‘Ne dediniz hocam?’ demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alacakaranlığında uzaklaşmıştı. UNUTMA Ekmeği paylaşmak ekmeği yemekten daha lezzetlidir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hakkınızdaki hayırlı olan hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle

26220104_1873155779662301_726659494387285632_n[1]

 

Hakkınızdaki hayırlı olan hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle ❤
Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş.
Dönüşünde sorarlarmış:
– Ne gördün?
– Dünya güzeli deniz kızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı, dermiş hep.
Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış.
Döndüğünde yine sormuşlar:
– Ne gördün?

– Hiç demiş… hiç bir şey…
Oscar Wilde’ın yukarıdaki harika öyküsünü ilk okuduğumda ortaokuldaydım ve ne demek istediğini anlamamıştım. Daha sonra unutmuşum. Yıllar sonra rastladığım Haldun Taner’in bir sözü bana öyküyü hem hatırlattı hem de ne demek istediğini çok çarpıcı bir şekilde gösterdi.
Şöyleydi söz:
“Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yoktur.”
Daha sonraları ise bu tema pek çok edebi eserde karşıma çıktı. Örneğin Simyacı’da.. Hâlâ okumamış olan var mı bilmiyorum ama hatırlarsanız orada bütün yaşamı boyunca tek hayali para biriktirip Mekke’ye hacca gitmek olan bir dükkan sahibi vardı. Adam; artık gerekli parayı fazlasıyla biriktirmiş olduğu halde bir türlü gitmiyordu. Bu hayalin kendisini yaşama bağlayan çok önemli bağ olduğunu düşünüyor ve onun gerçekleşmesi halinde bu önemli bağı yitireceğinden korkuyordu. Haklıydı aslında.
Düşünüyorum da… Hepimizin böyle hayalleri var, mutluluğumuzu
bağladığımız, gerçekleşene kadar yaşamı sanki ertelediğimiz…
Acaba hiç düşünüyor muyuz; bu istediğimiz her neyse, gerçekleştiğinde iyi mi olacak?
Bir düşünürün hep aklımda tuttuğum bir sözü vardır:
“Bütün dualarımı kabul etmediği için ALLAH’a şükrediyorum” diye.
Belki de daha az üzülmeliyiz gerçekleşmeyen hayallerimiz için. Belki de aslında sevinmemiz, mutlu olmamız gereken bir şey için gözyaşları döküyoruzdur. Belki de olaylara bir de bu açıdan bakmayı artık öğrenmeliyiz…
Yalnız, hakkınızda hayırlı olan hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle…♥…..Haldun Dormen..
Ressam Victor nizovtsev

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dikkat… Dikkat…Kaç Tane 3 Ayaklı At Görebiliyorsunuz?

26219680_10155851015303930_8157203513469239034_n[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 19 Comments »

17 Magnezyum Deposu Yiyecekle Anksiyete, Depresyon Ve Kalp Krizine Karşı Önlem Alın

shutterstock_393853459[1]

vücudumuzun işlevlerini yerine getirebilmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır. Buna rağmen insanlar günlük ihtiyaçları olan magnezyum konusunda o kadar hassas değiller.
Magnezyum eksikliği halinde vücudumuz bizi uyarıyor ve hastalıklar meydana gelmeye başlıyor.
Magnezyum eksikliği kalp krizi, depresyon ve diyabete de neden olabiliyor.
Profesör ve doktor Rune Eliasson, “Kanınızdaki magnezyum seviyesi düşmeye başladığında, hayatınızı kaybetme riskiniz artıyor demektir” diyor.

Magnezyum eksikliğinin işaretleri
Bilinçsiz yapılan diyetler magnezyum eksikliğine neden olabiliyor.
Magnezyum eksikliğinin ilk belirtileri arasında baş ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık, kas krampları, migren ve yorgunluk var.
Kronik magnezyum eksikliği halsizliğe, değişken ruh haline, anksiyeteye ve kalp ritminde değişikliklere neden olur.
Magnezyum içerek yiyecekler:
Lahana
Pazı
Buğday tohumu
Brüksel lahanası
Brokoli
Marul
Ispanak
Magnezyum deposu olan diğer yiyecekler:
Avokado
Çiğ kakao/tatlandırılmamış kakao tozu
Kabak
Meyveler
Balık yağı
Kimyon
Maydanoz
Hardal tohumu
Rezene
Kabak çekirdeği, ay çekirdeği, kaju
Ne kadar magnezyuma ihtiyacınız var?
ABD Sağlık Bakanlığı, yaşınıza göre ihtiyacınız olan magnezyum miktarını belirlemiş.
Kadınların günde 310 mg, erkeklerinse 400 mg magnezyum alması gerekiyor.
Profesör Robert Tigerstedt, 20. yüzyılda insanların günlük ortalama 1.250 mg magnezyum aldığını ifade ediyor. Günümüzde ise bu oran 250 miligrama düşmüş. Günde 300-400 mg arası magnezyum almanız öneriliyor.
Magnezyum eksikliğinin suçlularından biri de üreticiler. Günümüzde, beyaz ekmekte %75 daha az magnezyum bulunuyor.
Magnezyum takviyeleri eczanelerden satın alınabiliyor.
Farklı tür takviyeler var. Magnezyum klorür (tadı ekşi olsa da önerilir), magnezyum sitrat (mide ekşimesinden şikayetçiyseniz önerilir) ve magnezyum sülfat (küvette keyif yapmayı sevenlere önerilir) bunlardan bazıları.
Ayrıca kalsiyum ve magnezyum alımını dengede tutmanız gerekiyor. D vitamini, magnezyum alımını engellediğinden aynı anda alınmamalı.
Magnezyum vücuda nasıl yararlı oluyor?
Mineral, 300’den fazla enzim sistemini etkiliyor. Ayrıca kasları ve sinirleri yeniliyor.
Magnezyum son olarak atrium kasılması, yüksek tansiyon, kalp krizi, adet öncesi sendromu, astım, diyabet, kemik erimesi, ayak krampı, hafıza ve böbreklere de iyi geliyor.
Magnezyum eksikliği olan arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.

Kaynak: newsner.com

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çarşafının Altına Sabun Koyuyor – Nedenini Öğrenince Siz De Yapacaksınız

carsafin_altina_sabun_koyarsaniz_1490943422_2413[1]

Hastalandığınızda hemen ilaçlara sarılırsınız. Bazı ilaçlar ucuzken bazıları oldukça pahalı olabiliyor ve sürekli kullanmanız halinde de bütçenizi sarsabiliyor.
İlginç bir yöntemle hastalıkların önüne geçmeniz mümkün.
Çarşafınızın altına sabun koymanın birçok hastalığı önlediğinden haberdar mıydınız?

Her 10 kişinden 1’inde huzursuz bacak sendromu görülüyor. Bacağınızda oluşan karıncalanma, kramp ve ağrılar uykunuzu da etkiliyor.
Sendromun tam olarak nedeni bilinmiyor. Demir eksikliği, böbrek yetmezliği, diyabet, romatizmal bozukluk ve diğer rahatsızlıklar bunu tetikliyor olabilir.
Peki sabun nasıl yardımcı oluyor?
Sabun, huzursuz bacak sendromu ve kas kramplarının önüne geçebiliyor.
Kulağa tuhaf gelse de uzmanlar bunu öneriyor.
Huzursuz bacak sendromu yaşayan kişiler, yöntemi denedikten sonra belirtilerin ortadan kaybolduğunu söylüyorlar.
Bazı doktorlar sabunun yardımcı olmasının nedenini içinde barındırdığı magnezyumdan kaynaklandığını düşünüyor.
Magnezyum takviyeleri de krampları ve uykusuzluk sorununu çözüyor.
Tek yapmanız gereken çarşafınızın altına sabun yerleştirmek. Sabunun doğal olması gerekiyor. Geriye kalan tek şey beklemek ve faydalarını görmek.
Yöntem yıllardır binlerce kişi tarafından kullanılıyor.

kAYNAK: NESLETTER.COM

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eklem Ağrıları için Zencefil

zencefil-çayı[1]
Limon ve bal iltihabı alır, bu yüzden ağrıları dindirmek için zencefille karıştırılırlar.Bir çok insan eklem ağrısı çeker, bu genelde eninde sonunda başa çıkmanız gereken bir ağrıdır. Ancak bu ağrıları azaltabilecek ve hayatınızı iyileştirebilecek doğal yöntemler vardır. Bugün sizlere zencefil ile hazırlayacağınız bir tarif sunacağız.

 

Eklem ağrısı
Eklem ağrısı tedavi edilebilir mi? Ne yazık ki bugüne kadar bir tedavi bulunmadı. Eklem iltihabı, artroz veya romatizma yaygın durumlardır ve sizi enfeksiyon giderici veya rahatlatıcı ilaçlar almak zorunda bırakabilirler. Bunların uzun vadede özellikle böbrekler ve karaciğer üzerinde yan etkileri olabilir.
Bildiğiniz üzere, eklemler kemikleri birbirine bağlar, hareketi sağlar ve esnekliği mümkün kılar. Kıkırdak ile kaplıdırlar. Kıkırdak sadece düzgün beslenme ile oluşur. Peki hala bazılarımız neden eklem ağrısından sıkıntı duyuyoruz? Bazı durumlarda bu genetiktir, zaman içinde aşırı kullanımdandır, kolajen eksikliğindendir, enfeksiyon, lezyon veya bilinmeyen bazı durumlardan kaynaklanır.

Eklem ağrılarınız arttığında bir doktora görünün. Ancak bazı durumlarda şu tarifi deneyebilirsiniz. Gelin beraber bakalım…
Eklem ağrısı için zencefil

Zencefil çok güçlü tıbbi bir bitkidir. Yüzyıllardır kullanılır, sindirime yardımcı olur ve eklem iltihabının ağrılarına iyi gelir. Peki sırrı ne? İçeriğindeki gingerol maddesi. Ağrıların tedavisinde o kadar çok kullanılmıştır ki bir çok çalışma eklem iltihabı için zencefil önerir.

2007’de Arizona Üniversitesi’nde zencefilin içindeki iltihap dindirici madde bulunmuştur. Gingerol’un kimyasal üretiminin enfeksiyonu aldığı ortaya çıkarıldı. Bu çalışma bunun ne kadar iyi olduğunu kanıtladı.
Daha da fazlası var. Prestijli John Hopkins Üniversitesi zencefilin içeriğindeki iltihap dindirici kimyasalları buldu. Bunlar kullanıldığında geleneksel ilaçlara bile ihtiyaç yok. Sonuç olarak kesinlikle değer!
Ağrı için zencefili nasıl hazırlayacaksınız?

Bir kaşık doğranmış zencefil
Bir bardak su
İki çay kaşığı bal
Biraz tarçın
Bazı makalelerimizde tarçın ve balın eklem ağrılarına nasıl iyi geldiğinden bahsettik. Eğer bunları beraber sabahları kullanırsanız iltihaplar için çok güçlü bir karışımdır. Bu karışıma zencefil ekleyin ve ağrıyı azaltacaksınız. Bu karışımı denemeye değer; ağrınız olduğunda geleneksel ilaçların yerine geçecektir. Sağlığınız için doğal yollardan yararlanın.
Zencefil çayı yapın ve içine biraz bal ve tarçın ekleyin. Eğer isterseniz tarçın çubuğu kullanın. Güne başlamak için harikadır ve öğlenleri de durumunuza çok iyi gelecektir. Neden denemeyesiniz ki?

kAYNAK: sAĞLIĞA BİR ADIM

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Bir gün” dedim “bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son âna kadar hep bir ümidim olsun diye.”

umut[1]

Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye.
Önce müthiş bir acı duydu dudağında.
Gümbür gümbür oldu yüreği,
sonra hızla çekildi yukarıya.
Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü; neye benzerdi acep gökyüzü?
Bir yanda büyük bir merak,
bir yanda ölüm korkusu.
Ne çâre balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu.
Küçük istavrit anladı; yolun sonu.
Koca denizlere sığmazdı yüreği,
oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.
İnsanlar gelip geçtiler önünden: bir kedi yalanarak baktı gözünün içine.
Yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu.
Son bir defa düşündü derin mâviyi, beyaz mercanı.
Bir de yeşil yosunu.
İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına,
bir öpücük kondurdum başına,
iki damla gözyaşından ibâret sâde bir törenle saldım denizin sularına.
Bir an öylece bakakaldı.
Sonra sevinçle dibe daldı gitti, bütün kederimi söküp atarak.
Teşekkürü de ihmal etmemişti;
birkaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak.
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme:
sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye.
“Bir gün” dedim
“bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son âna kadar hep bir ümidim olsun diye.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Galiba Kadınları Çözdüm…

26170033_365774693889192_4737784329113714589_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu fotoğraftaki yüz, sizce yan mı düz mü?

26112414_1567167083401002_3248571697216792509_n[1]

Bu fotoğraftaki yüz size düz bakıyorsa: Sizin son derece dürüst, içi dışı bir, savaşçı, mücadeleci bir yapınız var. Sorumluluğunuzu aldığınız işi sonuna kadar götürürsünüz. Son derece güvenilirsiniz. Girişkensiniz. Sizin arkadaşınız olan insanlar son derece şanslı. Size tavsiyem; Bu sene hayatınıza kıymetinizi bilen insanları alın…

Bu fotoğraftaki yüz size yan bakıyorsa: İnsanları kırmamak, üzmemek için o kadar emek veriyorsunuz ki, kendinizi kırdığınızı unutuyorsunuz. Her şeyi içine atan, çekingen, kırılgan bir yapınız var. Sevecen ve şefkatlisiniz. Tüm canlılara karşı duyarlı ve hassassınız.  Çok iyi kalplisiniz. Size tavsiyem: Bu sene kendinizi daha çok ifade etmeye başlayın…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

% 100 doğru…Mutlaka Okuyun…

26229905_860176630827676_6285029518347506816_n[1]

YAY: Dürüstlük timsali, onunla dost olmak bir ayrıcalık, tatlı geveze, hoşgörü insanı, çılgın kişilik

BALIK: Gönlü zengin vesselam, adeta sabır taşıdır kendisi, çocuk ruhlu- hiçbir vakit büyümeyen, ağlak falan değilseniz dünya kötü bir yer, aşka her daim inanan

KOVA: Ondan daha mantıklısı yok, dünyayı değiştiren fikirler onlardan çıkar, orijinal kişilik, gerçek bir hümanist, geveze ama çok tatlı beee

AKREP: Çok sekssii çok, vefalı ve sadık, gizem insanı vesselam, eğlence onlardan sorulur, standartlarını hep yüksek tutar

OĞLAK: Mantık ondan sorulur, En güvenilir insandır kendisi, Kendinden emin ve güçlü, istikrarlı, özgüveni tavan

TERAZİ: Adalet, hak ondan sorulur, Her zaman kibar, naif, derin düşüncelerin insanı, çekim alanına girerseniz çıkamazsınız, ortamların aranılan kişisi

BAŞAK: Disiplin ondan sorulur, mesafeli her zaman çok cool, mükemmeli isteyen, yardımsever, detaycı kişilik

ASLAN: Cömert, çok asil, çook, doğuştan yönetici, cazibesine kimse dayanamaz, dobracı, doğrucu davut

YENGEÇ: Kalbi iyilik dolu, şefkatli , ilgi çekici, esprili, muhabbetine doyum olmaz, yalandan nefret eden, mümkünse evinden çıkmasın

İKİZLER: Onunla olmak ayrıcalıktır, hiç sıkılmazsınız, pratik zekanın adresi, enerjisi bitmez, hep genç kalacak olandır, yetenek abidesi

BOĞA: Çok çekicidir çok-cazibesine dayanılmaz-, fakir doğsa bile zengin ölür, kararlıdır, en iyi aşçılar ondan çıkar, ağzı süper laf yapar- bizden söylemesi-

KOÇ: Cazibesine kimse dayanamaz, enerjisi tükenmek bilmez, gücünden korkun, hazır cevaptır, liderler onlardan çıkar

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

2018 ‘ de ”Bunlar Hayatımda Olsun” Listen…

maxresdefault[1]

 

Bir şarkın olsun, senin olsun;
Hayatına her giren insana “Bu benim şarkım bak..!” diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın.
Tek bir parfümün olsun;
Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa “Acaba burada mı?” diye, kokuyu duyanın gözü seni arasın.
Bir tane en yakın arkadaşın olsun;
Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın. Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “Şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın.
Bir tane çok büyük aşkın olsun;
Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bi dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bir yanın acıyarak. “O olsaydı nasıl olurdu acaba hayatım?” diye sorgulayarak. Artık bir şey hissetmesen de “Başına bir şey gelse yine de ilk ben koşarım” diyecek kadar.
Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku;
Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur.
Salaş bir restaurant edin;
Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu?, sana yer açacakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun hep oturduğun. Bir başına gitsen bile başına bir şey gelmeyeceğini bil. Bir gün belki kapanır ya da yıkılır. Ama sen önünden her geçtiğinde “Burda eskiden hep bir yerim vardı..” dersin.
Bir hobin;
Kaçmak için. Hiçbir şey düşünmediğin. Dünyadan uzaklaşabildiğin. Onunla övün. En iyi yaptığın şey olsun. Insanlar şaşırsın. Senin için çocuk oyuncağı olsun.
Bir şey iste;
İmkansız olsun. Peşinden koş. Yorul. Defalarca vazgeç. Defalarca dene. Susmanın çaresizliğini de yaşa bağırmanın da. Uykuların kaçsın. Düşündükçe saç diplerin bile uyuşsun. Her ne ise bu istediğin, aşk da olur iş de. Bağrına taş bas gerekirse. Yeter ki gece yatağına yattığında “Ben elimden geleni yaptım” de. Bazen kazanamamış olsan da, yapabileceklerinin ya da bir şeyi delice istemenin limitini görmek de zaferdir.
Vakit ayırdığın bir ailen olsun;
Yarın kaybettiğinde keşke daha çok zaman ayırsaydım demeyeceğin. Pişmanlık kötüdür. Bir daha geri getirmeye gücünün yetmedikleri içinse, iskence. Kıymetini bil. Yarın ne olacağı belli degil. Kalp krizi dediğin bir kaç saniye. Kalp kırma.
Sınırların olsun aşılamayacak. Duvarların olsun yıkılamayacak. Herkes bilsin. Ona göre davransın.
Bir alanın olsun metre karesi dert değil;
Kapısını kapattığında gerçek sen olabildiğin. Dört duvardan birininin dibine çöküp ağlayabildiğin. Güçsüzlüğünü yaşayabildiğin. Sonra daha güçlü kalkabildiğin. Kaldığın yerden devam edebildiğin. İnsan en çok “Kendini” özlüyor çünkü.
Bir sevdiğin olsun;
Belki hayallerindeki gibi olmaz koşullar ama, bir şeyleri birlikte var etmenin tadı bi başka. Para amaç değil, araç olsun mutluluğuna. Olmadığı zaman da elindekini cömertçe paylaşabil. En çok onla gül. Saatlerce muhabbet edebil. Birbirinize ulaşamadığınızda, “Başka biriyle mi acaba?” diye değil, “Başına bir şey mi geldi?” diye endişelen. İlişkini başkalarıyla kıyaslama. Biri sevdiğini çok söyler, biri daha çok gösterir. Sen de biri eksikse; bu seni daha az seviyor demek değildir.Telefon karıştırmakla ömür geçmez. Bir insan bir şey yapmak isterse yapar. Kalbin temizse, sen araştırmadan da karşına çıkar korkma!!. Sonuna kadar güven. Bir gün kırılırsa kalp yenisini inşa eder.
Ve;
Kalbini temiz tut. Çevreni de. Unutma yaptığın her iyilik bir gün sana geri döner.
__________ALINTI__________

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »