Hayatta seni en mutlu kılacak şey nedir?

s-9f66b1e05084424b759be7bb35e519b1b4b85716[1]

 

Bir araştırma düşünün ki 75 yıl sürmüş olsun. Tam 75 yıl boyunca 750 kişiyi takip etmişler.
Birbiriyle çok zıt iki grup üstelik.. Bir yarısı Harvard Üniversitesi mezunu, diğer yarısı Boston’un en yoksul mahallerinde yaşayan gençler..
18 yaşında tutmaya başlamışlar kayıtları.
Gençlere sormuşlar, “Hayatta seni en mutlu kılacak şey nedir? “ Çoğunluk ne cevap vermiş tahmin edin…
İki zıt toplumsal kesim, tutmuş aynı yanıtı vermişler : Zenginlik ve şöhret !
Şimdi buraya kadar normal, ee ne olmuş ki diyebilirsiniz..
Ama iş o 750 genci, 70-80 yaşlarına kadar takip etmek olunca enteresan sonuçlar çıkıyor. Hem de öyle böyle detay değil, sağlık raporlarından, banka hesaplarına, aile bireyleri ile görüşmelerden , her yaşta ayrı fotoğraflarına kadar..
Araştırmayı sunan Amerikalı bir Psikiyatr Robert Waldinger. Fotoğrafları gösteriyor, 18 yaşındaki hali-80 yaşındaki hali.. Öyle enteresan ki görmeniz lazım..
O 750 kişiden kaçı ünlü ve zengin olmuştan öte, hedefte şu soru var, “ Kaçı mutlu ve sağlıklı yaşlılar olabilmişler? “
Hani zengin ve ünlü olunca mutlu olacaklardı ya…🙂
Olabilmişler mi?
Sizce….?
Keşke yazı değil de sohbet olabilseydi bu, cidden aklınızdan ne geçtiğini duymak isterdim…
Neyse fazla merakta bırakmayım sizi..
Zengin ve ünlü olmanın, mutlu ve sağlıklı olmakla direkt bir ilgisini “kuramamışlar” efendim.!
Anahtar kelime ne biliyor musunuz?
“Sosyal ilişkiler” !
Onca 750 kişinin içinde, mutlu ve sağlıklı olan kişiler , etrafında dostları, akrabaları, komşularıyla, kısacası sevgi ile çevrili olanlar.. İster Harvard mezunu olsun, ister yoksul bir ailenin çocuğu.. Fark etmiyor.
Bu arada kaç arkadaşınız olduğu da önemli değil. İlişkilerin “kalitesi” önemli. Güven duygusu , kabullenilme, takdir edilme, aidiyet vesaire..
Yani anlayacağınız 60-70 yaşlarına geldiğinizde, kolesterolünüzün veya tansiyonunuzun kaç bastığı bile bir şekilde ilişkilerinizin güzelliğine bağlı. İyi ilişkiler sadece vücudumuzu değil, beynimizi de koruyor.
İyi bir ilişkinin de baş tacı “güven” diye vurguluyor adam..
Tam da geçenlerde kızımla bu konuda sohbet etmişken..
“ ‘Dostluk’, dedim, tabakta kalan son patates kızartmasını birbirine ikram etmektir. O üzülünce ona kıyamamak, biri onu hırpalarsa ona siper olup korumak, o başarılı olduysa kendin olmuş gibi sevinmektir. Dost demek güven demektir güzel kızım. Sen önce güvenilir bir insan olacaksın ki etrafına da güvenilir insanlar toplansın. Sen yalancı, sen kıskanç, sen kaba biri olursan etrafında da öyle arkadaşlar olur. Gül bahçesi mi, diken tarlası mı, sen seçeceksin. “
Diyeceğim o ki, günümüz dünyasında tüm mutlulukların maddiyata
endeksli olması bir tesadüf değil.
Bir kurgu. Bir yönlendirme.
Yok mu sayacağız maddiyatı?
Elbette ki hayır.
Ama birinci sıradan indireceğiz.
Çok zengin ve ünlü bile olsa bir insan, sana telefonu teklifsizce açıp, “Vayy be ..! Helal olsun kardeşim sana..!! Gurur duyuyorum seninle..” diyecek bir gerçek dostun yoksa neye yarar?
İçin katılıp ağladığında, ya da yüreğine kara kara isli bulutlar yürüdüğünde yargılanmayacağından emin olarak dertleşmeyeceksen bir can yoldaşıyla, zehrini nereye akıtabilirsin ?
Tabakta kalan son patates kızartmasını yayıla yayıla ağzına atıyor olabilirsin.. Atlar, katlar, yatlar sahibi olabilirsin.. Herkes önünde iki büklüm eğilip ceketini ilikliyor olabilir, ama hayat, sen evinin kapısından içeri girip, o kapıyı kapattığın an başlar..
O kapının ardında, yani senin iç dünyanda kaç tane sevgili varlık var?
Kaçına güvenebilirsin? Sen kaçı için güvenilir kişisin?
Gözlerin yaşlıyken kaçının kolları sana uzanır?
Kaçı senin hangi yemeği sevdiğini, veya ne bileyim kimyondan nefret ettiğini bilip, ona göre sana yemek pişirir?
Kaçı sen balkonda üşüdüğünde içerden bir pırtıl hırka alıp omuzlarına konduruverir?
Kaçını gecenin kör bir saati teklifsiz arayabilirsin, o seni arayabilir?
Yurdu yuvası olmayan, konacak yer bulamayan kuşlara döner yalnız insanlar…
Neticede Yaşar Kemal de dememiş mi ; “ İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar” diye…
Yani evrende yakışıklı bir iz bırakmanın yolu zenginlik ve şöhretten değil de, “insanlık”tan geçiyormuş .
Anlamak için 80 yaşımıza gelmeyi beklemeyelim bence..🙂
Bige Güven Kızılay

Müthiş Bir Test…Seçtiğiniz Meyveye Göre Hangi Çakranız Da Sorun Var Anlayın,

 

Şimdi size yedi tane sebze/meyve yada çay çeşidi yazacağım. Onlardan birini seçin. Ona göre hangi çakranızda tıkanıklık olduğunu anlayacağız.
Kiraz
Mandalina
Kavun
Ispanak
Adaçayı
Nane
Yaban mersini
Seçtiğiniz meyveye göre aşağıdaki tabloya bakın ve hangi çakranız da sorun var anlayın, sonra alttaki yazıyı okuyun ve sorununuzu anlayın…
1. Çakra: Kök Çakra: Kırmızı / Domates, çilek, karpuz, kiraz,
2.Çakra: Turuncu /Havuç, somon balığı, yengeç, portakal, mandalina, turunç
3.Çakra: Karın Çakrası: Altın Sarısı/ Karmaşık karbonhidratlar , tahıllar, kavun
4.Çakra: Kalp Çakrası: Yeşil – Pembe/ Yeşil sebzeler ve yeşil yapraklı bitkiler,ıspanak
5. Çakra: Boğaz Çakrası: Mavi/ Meyveler, adaçayı
6. Çakra: Alın Çakrası: Çivit Mavi/ Nane, yasemin aromalı yiyecekler
7. Çakra: Taç Çakra: Menekşe Moru- Viyolet/ Meyvesuları , yaban mersini
Çakraların nasıl açılacağı konusu belki de spritüal alemin en popüler konularından biridir. Ben, çakraların açılabilmesi için kişinin yaşamına çeki düzen vermesi gerektiğine inananlardanım. Mesela, bir takım korkularınız varsa kalp çakranızdaki enerji akışı dengede olmayabilir. Hatta korkular gittikçe çeşitlenip arttığında, sadece kalp çakrası değil diğer çakraların da dengesi bozulabilir. İsterseniz çakraların üzerinden tek tek geçerek ne demek istediğimi açıklayabilirim.
Kişi bir şeyleri kabul etmekte zorlanıyor, sürekli bir gücenme halini deneyimliyor ve çevresindekilere karşı sert davranışlarda bulunuyorsa kök çakradaki enerji akışı dengede olmayabilir. Kişi, insanları yargılamaya, eleştirmeye devam ettiği sürece kök çakranın açılması zaman alacaktır.
İkinci çakra yani cinsel çakranın temsil ettiği konular arzu, ihtiras, kutupsallık, hareket, alma/verme dengesi, değişim ve yaratıcılıktır. Bu çakradaki enerji akışının dengesiz olması, öfkeyi de beraberinde getirecektir. İkinci çakradaki enerji akışının dengelenmesi ile kişi kendisini en çok nelerin mutlu edeceğini bilmeye başlar, suçlama hali yok olur, sevgiyi daha çok vermeye başlar.
Üçüncü çakranın temsil ettiği konu kararlılıktır. Buradaki enerji akışında dengesizlik, kişinin yaşamında öfke, açgözlülük, hırs temasını kuvvetlendirebilir.
Dördüncü çakra; kalp çakrası, burası herkesin bildiği gibi şefkat, sevgi ile ilgilidir. Bu çakrada dengesizlik olduğunda, kaybetme korkusu, aşırı korumacılık, bağımlılıklar, başkalarının ihtiyaçlarının daha önemli olması gibi temalar da söz konusu olabilir. Kalp çakradaki enerji dengelendiğinde şükran duyma, takdir etme temaları var olmaya başlayacaktır.
Beşinci boğaz çakrası, dürüstlük, iletişim ve ifade ile ilişkilidir. Buradaki enerji akışı dengesizleştiğinde, kişi ilişkiye girmekten ve öne çıkmaktan kaçınacaktır. Yaşamında beğenilmeme korkusu, rekabet ve gurur hakim olacaktır. Bu çakra, aynı zamanda kişinin harekete geçmesine engel olan başarısızlık korkusu ile de ilgilidir. Arzu ve istekleriniz gerçekleşmeye, ilişkileriniz düzelmeye başlandığında beşinci çakra açılıyor demektir.
Altıncı çakra, kendi kendinin farkında olma, mutluluk, neşe ve zihin gücü ile ilgilidir. Bu çakradaki enerji dengesizliği zihinsel karmaşa, bunalıma sebep olabilir. Kişinin yaratıcı fikirleri engellenir. Kişi yaratıcı fikirlerini ortaya dökse de bunları uygulamaya koyamaz. Suçu dış dünyaya yükleme halinde olabilir.
Yedinci çakra, zihin ve bedenle bağlantılıdır. Bu çakradaki enerji akışında dengesizlik acı ve üzüntüye sebep olabilir. İyi haber! Yedinci çakradaki enerji akışı dengelendiğinde diğer altı çakradaki enerji akışı da dengelenecektir.
Anette İnselberg

ŞEKER YEMEMEK İÇİN 66 NEDEN

26168735_1993444040975666_5924985629305727750_n[1]
“ŞEKER UYUŞTURUCU MADDELER KADAR TEHLİKELİ!
Şeker Yerken Bir Kez Daha Düşünün!
1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği yiyecektir, kanser hücreleri şekerle beslenir.
2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatır.
3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozar.
4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olur.
5. Şeker çocuklarda hiperaktivite ardından uyuşukluğa sebep olur.
6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkiler.
7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olur.
8. Şeker bakteri enfeksiyonlarına karşı savunma sistemini zayıflır.
9. Şeker böbreklere hasar verir.
10. Şeker krom eksikliğine yol açar.
11. Şeker bakır eksikliğine yol açar.
12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.
13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açar..
14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olur.
15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olur.
16. Şeker gözleri bozar.
17. Şeker kan damarlarını daraltır.
18. Şeker Hipoglisemiye sebep olur.
19. Şeker sindirim sisteminin asidik olmasına yol açar.
20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırır.
21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırır.
22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırır.
23. Şeker alkol bağımlılığına yatkınlığa yol açar.
24. Şeker diş çürüklerini artırır.
25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunur.
26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.
27. Şeker kireçlenmeye sebep olur.
28. Şeker astıma sebep olur.
29. Şeker mantar enfeksiyonlarına sebep olur.
30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açar.
31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açar.
32. Şeker kalp hastalığına yol açar.
33. Şeker apendisite yol açar.
34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirir.
35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açar.
36. Şeker damarlarda varise yol açar.
37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunur.
38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunur.
39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olur.
40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.
41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.
42. Şeker toplam kolesterolü artırır.
43. Şeker sistolik kan basıncını artırır.
44. Şeker gıda alerjilerine sebep olur.
45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunur.
46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açar.
47. Şeker egzama oluşuma katkıda bulunur.
48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olur.
49. Şeker DNA yapısını bozar.
50. Şeker katarakta sebep olur.
51. Şeker amfizeme sebep olur.52. Şeker ateroskleroza sebep olur.
53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olur.
54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.
55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.
56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırır.
57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açar.
58. Şeker pankreasa zarar verir.
59. Şeker kabızlığa sebep olur.
60. Şeker miyopluğa sebep olur.
61. Şeker hipertansiyona sebep olur.
62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olur.
63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır.
64. Şeker depresyona sebep olur.
65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olur.
66. Şeker Alzheimer’s hastalığı riskini artırır.
http://www.instagram.com/dusunenakil

HANIMLAR…! AĞLAMAYI BIRAKIN..

ALDIĞIN-HER-NEFES[1]

 

Unutmayın… Bir toz tabakası, altındaki ahşabı korur.
‘Bir ev mobilyaların üzerine ‘seni seviyorum’ yazabildiğinde gerçek bir ev olur .’
Yıllardır her hafta sonu, ‘aman biri çıkıp geliverirse’ diye en az sekiz saatimi her şeyin mükemmel görünmesine harcıyordum.
En sonunda anladım ki, hiç kimsenin çıkıp geldiği filan yok; hepsi dışarıda hayatlarını yaşayıp eğleniyorlar !
ŞİMDİ, insanlar ziyarete geldiğinde, kendimi evimin durumunu izah etmek zorunda hissetmiyorum;
İnsanlar, benim daha çok dışarda hayatımı yaşarken ve eğlenirken ne yaptığımla ilgililer.
Bunu hala keşfedemediyseniz, lütfen tavsiyelerime kulak verin.
Hayat kısa, tadını çıkarın !
Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın …….
ama onun yerine bir resim yapmak, bir mektup yazmak daha iyi değil mi, kurabiye ya da bir kek pişirmek, bir tohum ekmek toprağa, istemek ve gereksinim duymak arasındaki farkı keşfetmek ?
Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın, ama bilin ki çok zamanımız yok . . . .
içilecek bir kahveyle, yüzülecek bir nehir, tırmanılacak bir dağ, dinlecenek bir müzik, okunacak bir kitap, dedikodu yapılacak arkadaşlar, sürdürülecek bir hayat .
Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın,
ama bilin ki dünya gözlerinizi kamaştıracak güneşle dışarıda, saçlarınızın arasında gezecek rüzgarla, karla, sizi ıslatacak yağmurla… Bu gün bir daha yaşanmayacak.
Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın , ama hep aklınızda bulunsun, yaşlılık bir gün gelecek ve bu çok da hoşunuza gitmeyecek . . .
Ve bir gün bu dünyadan gittiğinizde – ki hepimiz mecbur gideceğiz – geride daha çok toz bırakacağız !
Bunu hayatınızdaki kadınlarla paylaşın.
Topladıklarınız değil, nasıl bir yaşam yaşadığınıza dair dağıtabildiklerinizdir hayat…
ALINTIDIR

Mektubu paylaştıktan hemen sonra Holly sevdiklerinin yanında son nefesini verdi. İşte mektubu:

holly[1]

Ölüm kaçınılmaz son. Kimse tek başına ölmek istemez.
Neyse ki çoğumuz yanımızda birileriyle yaşlanıyoruz ve son nefesimizde yanımızda sevdiklerimiz oluyor. Holly Butcher de onlardan biri.
Holly 26 yaşına girdiğinde kendisine kanser teşhisi koyuldu.
Ölmeden önce yazdığı ve 3 Ocak 2018 tarihinde Facebook’ta paylaştığı mektubu internette hızla yayıldı.
Mektubu paylaştıktan hemen sonra Holly sevdiklerinin yanında son nefesini verdi.
İşte mektubu:
“26 yaşındayken öleceğinizi kabullenmek çok zor. Bu yaşa kadar ölümü hep görmezden gelmişsinizdir. Ancak vaktiniz giderek azalır. Yaşlandığımı hayal ederdim hep. Yüzümün buruştuğunu ve saçlarımızın beyazladığını… Hayatımı birleştirdiğim kişiyle beraber çocuklarımızın büyüyüşünü izlediğimi hayal ederdim. O kadar güzel hayallerdi ki şimdi gerçekleşmeyeceği için üzülüyorum”

Hayatımız çok kırılgan ve değerli. Nefes aldığımız her gün için şükretmeliyiz.
Şimdi 27 yaşındayım ve ölmek istemiyorum. Hayatımı seviyorum. Mutluyum. Ancak benim elimde değil.
Ölümü görmezden gelmemiz hepimizi rahatlatır. Tabu haline gelen böyle bir konuda konuşmak ve başımıza geleceğini kabullenmek zordur.
İnsanların stres yapmalarına neden olan hayatlarındaki küçük sorunlarını önemsememelerini öneriyorum. Böylelikle daha güzel şeylere odaklanabilirsiniz.
Son aylarımı geçirirken aklıma birçok şey geldi. Şu anda bunları yazarken gecenin bir yarısı.
Saçma sapan şeyleri kafanıza takmak yerine (son aylarımda bunu sık sık yaptığımı farkettim), gerçekten sorunu olan birinin hayatını gözden geçirin. Sorunlarınızı dert etmeyin. Elbette sorunlarınız olacak ancak bunları sevdiklerinize yansıtmayın.
Sorunlarınızı unuttuktan sonra derin bir nefes alın ve masmavi gökyüzüne bakın. Ağaçların ne kadar yeşil olduğunu farkedin. O kadar güzel ki… Nefes aldığınız için çok şanslısınız.
Belki bugün trafikte sıkışıp kalmışsınızdır ya da bebeğiniz sizi uyandırdığından uyuyamamışsınızdır. Belki de kuaförünüzün saçınızı çok kısa kesmiştir. Tırnaklarınız kırılmış, göğüsleriniz çok küçük ya da kalçanızda selülit olabilir.
Unutun gitsin. Ölüm döşeğindeyken bunların hiçbirini hatırlamayacaksınız. Büyük resme dikkatli bakınca bunların önemsiz olduğunu anlıyorsunuz. Keşke ailemle bir kez daha doğum günümü veya Noel’i kutlayabilseydim.
İnsanların işlerinden veya vücutlarından şikayet ettiğini duyuyorum. Hala gücünüz varken şükredin. İş ve spor gözünüze zor gelebilir. Ancak hareket edemeyecek
Sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi denedim. En büyük tutkum buydu. Vücudunuzdan mutlu olmasanız bile sağlığınız yerindeyse şükredin. Vücudunuzu sevmeyi öğrenin. Takıntılı olmayın.
Sağlıklı olmanın güzel görünmekten daha önemli olduğunu kabul edin. Kendinizi mental anlamda geliştirmeyi deneyin. Böylelikle sosyal medyanın yarattığı güzel kadın algısından kurtulabilirsiniz. Beğenmediğiniz ve sizi kötü hissettiren şeyleri okumayı bırakın. Kendinize odaklanın.
Bir yeriniz ağrımadığı günlerde halinize şükredin. Grip, bel ağrısı ve diğer geçici rahatsızlıkları kafanıza takmayın. Bunlar gelip geçen şeyler.
Sızlanıp durmayın. İnsanlara yardım edin.
Verin. Verin. Verin. Ne kadar çok verirseniz o kadar mutlu hissedersiniz. Keşke ben de zamanında bunu yapsaydım.
Hasta olduğumdan beri insanlara yardım etmeye, tanımadığım kişileri, arkadaşlarımı ve ailemi daha iyi anlamaya çalıştım. Bana hayatım boyunca iyiliği dokunan kimseyi unutmayacağım.
Ölürken çok paranız olsa ne olur? Alışverişe gidip yeni bir kıyafet alacak haliniz yok. Şu anda paranın ne kadar değersiz bir şey olduğunu daha iyi anlıyorum.
Kendinize gereksiz bir şey almak yerine bir arkadaşınızın ihtiyacını karşılayın. 1- Kimse aynı şeyi kaç kere giydiğinizi umursamıyor. 2- İyi hissediyorsunuz. Sevdiklerinize yemek ısmarlayın veya pişirin. Kahve yapın onlara. Minik bir hediye alıp onları ne kadar sevdiğinizi belirten bir not yazın.
İnsanlara vakit ayırın. Onları bekletmeyin. Söz verdiğiniz vakitte arkadaşlarınızla buluşun. Onlar sizi beklemek istemiyor, sizinle vakit geçirmek istiyor. Böylelikle size saygı da duyacaklardır.
Geçtiğimiz Noel’de ailecek birbirimize hediye almamaya karar verdik. Herkes, üzerinde hediye baskısı olmadığı için daha iyi hissetti. Bunun yerine birbirimize notlar yazdık. Kulağa tuhaf gelebilir ancak notlar hediyelerden daha anlamlılar.
Paranızı tecrübe edebileceğiniz şeylere harcayın. Paranızı saçma sapan şeylere harcayarak tecrübe etmek istediğiniz şeylerden uzak kalmayın.
Gitmeyi ertelediğiniz sahile hemen gidin. Ayaklarınızı suya sokun ve parmaklarınızla kumu hissedin. Suratınızı tuzlu suyla ıslatın.
Doğayla iç içe olun.
Telefonunuzla fotoğraf çekmek yerine o anın güzelliğini yaşayın.
Saçınızı ve makyajınızı yapmak için saatlerinizi harcıyorsunuz. Peki buna değiyor mu? Kadınların bunu neden yaptığını asla anlayamadım.
Bazen erken kalkın ve kuşların sesini dinleyin.
Müzik dinleyin. Müzik terapidir. Eskiler en iyileridir.
Köpeğinize sarılın. Bunu çok özleyeceğim.
Arkadaşlarınızla konuşun. Ancak telefonda değil yüz yüze.
Yaşamak için çalışın. Çalışmak için yaşamayın.
Sizi ne iyi hissettiriyorsa onu yapın.
Pasta yiyin. Suçlu hissetmeyin.
Hayır demeyi öğrenin.
İnsanlar sizi yargılayacak diye yapmak istediğiniz şeyleri içinize atmayın.
Her fırsatta sevdiklerinize onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin.
Bir şey sizi mutsuz ediyorsa, bunu değiştirecek gücünüz olduğunu bilin. İster iş hayatınızda ister aşk hayatınızda. Değişmekten korkmayın. Ne kadar yaşayacağınızı bilmiyorsunuz. Günlerinizi sizi mutsuz eden şeylerle geçirmeyin.
Size tavsiyelerim bunlar. İster dinleyin ister dinlemeyin.
Son bir şey daha… Sık sık kan verin. Hem iyi hissedecek hem de hayat kurtaracaksınız. Her kan bağışı 3 kişinin hayatını kurtarabiliyor. Böyle basit bir eylemle hayat kurtarıyorsunuz.
Kan bağışları sayesinde bir yıl daha fazladan yaşadım. Ailem, arkadaşlarım ve köpeğimle bir mutlu yıl daha geçirebildiysem bunun nedeni kan bağışlarıdır. Hayatımın en iyi bir yılını geçirdim.
Görüşmek üzere
Hol
Kärlek
Holly’nin yazdıklarından etkilenmemek elde değil. Verdiği bütün tavsiyeleri hemen gerçekleştirmek zor olabilir ancak kesinlikle dikkate almalıyız.
Holly’nin mektubundan hepimizin ders alması gerekiyor. Mektubu paylaşmayı unutmayın.

Bu yıl 16 Şubat’ta Çin astrolojisine göre “köpek” yılına giriyoruz. Bu ne anlama geliyor? Binlerce yıllık mazisi bulunan Çin astrolojisine göre yeni yıl hayatımıza neler getirecek?

Doc-P-93912-636244916439201783[1]

2018 yılı bizlere neler getirecek hepimiz merak ediyoruz. Bu yıl 16 Şubat’ta Çin astrolojisine göre “köpek” yılına giriyoruz. Bu ne anlama geliyor? Binlerce yıllık mazisi bulunan Çin astrolojisine göre yeni yıl hayatımıza neler getirecek?

Uyumlu ve keyifli bir yıl bizi bekliyor ama…
Türk Çin Kültür Derneği’nin Feng Shui ve Çin Astrolojisi Uzmanı Ceren Sakin, 2018 yılı ile ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu.

2016 ve 2017 gibi zorlayıcı iki yıldan sonra bu sene birbirleriyle uyumlu olan iki elementin etkisi içine gireceğimiz için biraz nefes alacak gibi duruyoruz. Bu yılın elementleri arasında yıkıcı değil yapıcı döngü olmasından dolayı insanların daha uyumlu ve keyifli bir yıl geçireceklerini söyleyebiliriz. Ayrıca toprak elementinin çok güçlü olduğu bir seneye girmek üzereyiz.

Köpek yılının bu yılki elementi “yang toprak”
Kişilik özelliği olarak Yang toprağın yaptırım gücü çok yüksektir. Bir dağa benzetilir ve aşılması güçtür. Sabittir, dünyevidir, sert mizaçlıdır ve kaslarımızı temsil ettiği için gücü de temsil eder. “Yang toprak köpek” bir de Çin Astrolojisinde başka bir tasvire daha sahiptir ki; ben buna kısaca hacı yatmaz diyorum. Kişi ne kadar büyük bir darbe alırsa alsın sırtı yere gelmez hemen tekrar ayağa kalkacak kadar güçlü ve azimli yapar.

Kazalara dikkat!
Köpek burcunun tek sıkıntısı koruyucu meleği olmayan burçlardan biridir! Toprak elementini de temsil ettiği için bu sene köpek burcu ile çatışması olan kişiler dağa çıkmamalı, ekstrem sporlar yapmamalı ve olabildiğince sağlığına dikkat etmelidir çünkü bu sene çıkan sorunlarda korunma özelliği olmayacağından dolayı yaralanmaların çok ağır olması muhtemeldir. Bunlardan korunmak için çatışması olan kişilerin tavşan sembolünü üzerlerinde taşımalarını tavsiye ederim.
Bu sene doğal afetlerin topraktan gelmesi beklenir. Her sene geldiği bir yön vardır, örneğin geçen sene yangın felaketleri ve bıçaklanmalar beklediğimiz gibi bu sene de toprağın felaketlerine maruz kalabiliriz.

Aşk enerjisi güneyden geliyor!

Çiftler veya romantik bir ilişki arayışında olanlar, çocuk sahibi olmak isteyenler, bu sene aşk enerjisi güneyden geliyor. Evinizin bu yönündeki bölümlere aksesuar olarak kırmızı renkte çift objeler koymak ya da Mandarin ördekleri koymak burayı aktive edecektir. Aynı zamanda senenin gök elementi olan Yang Toprak (Yin Su) günlerinde doğanlar için müjde! Bu sene evlilik ihtimaliniz oldukça güçlü. Çiftler için ise keyifli ve uyumlu bir sene olacağını söyleyebiliriz.

 

Ekonomi ve politikada bizi neler bekliyor?
Çin takvimi 60 yıllık döngüler yaptığı için 60 yıl önce o yıl neler olmuş diye bakmakta fayda var. 1958 yılında ne yazık ki Türkiye’nin ekonomisi çok iyi durumda değildi ve doların 3 liralardan 9 liralara kadar çıktığına tanıklık edilmişti. Dış ticarette açık vardı ve borçlanmalar artmıştı. Dünya’da ise Vietnam savaşı sürmekteydi.

Dolayısıyla bu sene başlayan doların yükselişinin devam etme olasılığını göz önünde bulundurmakta fayda var çünkü ateş elementi ekonomiyi destekler ve 2017’de iyice güçsüzleşen ateş elementi birkaç sene yanımıza uğramayacak. Bu sebeple ekonomide çekimserlik ve korkular baş gösterebilir.
Kimler para kazanacak?

Element döngüsüne göre ağaç elementi toprak elementini yönetir buna ağaç elementinin parası diyebiliriz. Bu sebeple, ağaç elementine ait sektördekiler geçen senenin aksine para kazanacak gibi gözüküyorlar. Kimdir bunlar? Tekstil, yayın kuruluşları, medya, iç mimari, peyzaj ve yiyecek sektörüdür.
Metal elementine ait sektörler ise Toprak tarafından çok destekleniyor ama ne yazık ki bu destek iş ve performans anlamında olup, sonuç için biraz beklemeleri gerekecek. Evet, çok yoğun çalışacaklar ve desteklenecekler ama paraya dönmesi için biraz vadeye ihtiyaç duyacaklar. Bu sektörler; mühendislik, bilgisayar, otomotiv ve bankacılık.

Ateş elementine ait sektörler için de aynısını söyleyebiliriz çünkü ateş elementi de toprak elementini destekler. Dolayısıyla toprakla pozitif bir etkileşimleri vardır. Çok çalışacaklarını ve aktif olacaklarını söyleyebiliriz ama aynı metal elementi gibi nakde çevirmeleri bir süreç alacaktır. Bu sektörler, borsa, finans, kimya, eğlence ve enerji sektörleridir.
Toprak elementi için toprak rakip anlamına geleceğinden toprak elementinin sektöründekiler çok rakip ortamına maruz kalacaklardır. Bu sebeple kar bölünecek diyebiliriz. İnşaat, madencilik, otelcilik, gayrimenkul gibi…

Diğer sektörler bu sene ne yazık ki çok desteklenemiyor. Bu sene bazı kayıplar ve zorlanmalar yaşayabilirler.

Bu sene bereket, kapısı güneydoğu yönüne bakanlardan yana. Örneğin salonunuz gibi evinizin sık kullanılan bölümleri güneydoğu yönündeyse ve önü de açık ise bereket sizinle olacak demektir.
Köpek Yılınız Kutlu Olsun!

Kaynak: indigodergisi.com

Erkeklerin Derin Ruha Sahip Kadınlarla Başa Çıkamamasının 10 Nedeni

ac302050922fa77932f3691d92d78a76[1]
Ne kadar derin olursanız, biriyle ilişki yaşamaya başlamanız da o kadar zor olabilir. Bundan yakınan birçok kadın dostunuz vardır. Hatta belki siz de bu durumdan rahatsızlık duyuyorsunuzdur.
Çünkü insanlar anlaşılmak, hayata dair düşüncelerini paylaşmak isterler. Kadınlar çoğu zaman erkeklere göre daha ayrıntıcı ve daha duygusal oldukları için derinliklerine doğru yola çıkıldığında, erkekler bazen bu yolda yorulup pes etmeyi tercih ediyor.
Neden erkekler bu tarz kadınlarla anlaşmakta zorlanıyorlar?
1. Derin bir kadın zor sorular sorar.
Kadın karşısındaki erkeğe henüz cevap vermeye hazır olmadığı sorular sorar. Hatta ilk buluşmada erkeğin çok derine gömdüğü bazı anılarını ona hatırlatabilir. Havada kalan, rutin konuşmalarla yetinmeyecektir.
2. Derin bir kadın her zaman dürüsttür.
O kadar dürüsttür ki, bazen onu patavatsız olmakla suçlayabilirsiniz. Fakat o bunu kabul etmeyecektir. Her zaman her koşulda doğruyu söyleme huyu, herkesi zor durumlarla karşı karşıya bırakabilir. Belli bir derinliğe sahip olan kadın, kafasındaki tüm gerçekliği bir anda erkeğin yüzüne çarpıp onu sarsabilir.
3. Derin bir kadın ne istediğini bilir.
Eğer bir erkeğe karşı olan hislerinden emin değilse, onu bir kaybetmemek için bir köşede tutmaya çalışmaz. Doğru kişinin “o” olmadığını düşünüyorsa mutlaka bunu belirtip kendine başka bir yol çizecektir. Yalnız kalmamak için yanlış kişilerin elinden tutmaz.
4. Derin bir kadın kendisi gibi derin bir ilişki yaşamak ister.
Bu kadınlar beraber olduğu erkekle onun hayatı hakkında uzun konuşmalar yapmak isterler. Anılarınızı dinlemek, acınızı anlamak ve hayatınıza değer katmak isterler. Konuşabildiği ve aynı zamanda beraber eğlenmeyi de bildiği gerçek bir ilişki ister.
5. Derin bir kadın samimi ilişkiler kurmaktan kaçınmaz.
Derin kadınlar değer görmeyi beklemeden değer verirler. Karşısındakiyle yakınlaşırken kendi özgürlüklerini kısıtlamaktan korkmazlar. Zaten asıl istedikleri şey sevdiği erkekle güçlü bağlar kurmak ve birbirini her zaman hissetmektir.
6. Derin bir kadın içinizde sakladığınız benliğinizi görür.
Gerçek kişiliğinizi hemen okur ve sizi değerli kılan şeyleri hemen anlar. Bunu anladığında da sizden saklamayı tercih etmez. Sizinle sizin hakkınızda sanki tanıyormuşçasına konuşmaya başlar. Karşısındaki erkek belki bunu kaldıramayabilir veya kadının içgüdülerinin gücünden korkabilir.
7. Derin bir kadın tutarsızlığı anında fark eder.
Bir dediği bir dediğini tutmayan kişileri hemen fark ederler. İnsanların unutacağınızı düşündüğü hareketleri, konuşmaları unutmazlar ve bu yüzden partnerlerinin de açıklarını hemen yakalarlar. O, tutkulu ve güçlü bir bağ kurmak ister. Tutarlılık onun için kemiği saran bir et gibidir. Arzuladığı erkeği tamamlayan şey budur.
8. Derin bir kadının duyguları yoğundur.
Bu duygu yoğunlukları kadının karşısındaki erkek de güçsüzse, ilişki başlamadan birçok problem yaratabilir. Fakat bu kadınlar aslında hissederek yaşadıkları için algıları her şeye karşı açıktır. Düşünceleri de duyguları kadar yoğundur.
9. Derin bir kadının aşkı da derindir.
Eğer bir erkek duygularını yoğun yaşayan bir kadına derin bir aşk sunmazsa, kadın bu ilişki için çaba harcamak istemeyecektir. Çünkü o bir erkeği tutkularıyla, kalbiyle, tüm bedeniyle sevmesini bilir. Bir aşk yaşamak istiyorsa bunu gerçekten kendini kaptırarak yapar. Erkekten de aynı şeyleri bekler.
10. Derin bir kadın karşısındaki erkeği beklemez.
Bir şeyler yaşaması ihtimal dahilinde olan erkeğin kafası karışıksa, zihnini toparlaması için beklemez. İstenmeyi, seçilmeyi beklemez ve bunun uğruna savaşmaz. Gerçekten birinden hoşlandığında düşünmek için zaman istenmeyeceğini bilir. O bulunduğu “an”a inanır. Karşısına oturan erkeğin ondan etkilenmesi için uğraşmaz ve ona zaman tanımaz.
Yazar Ecem Bayır