Şamanlardan Hayatınızı Değiştirecek 18 Tavsiye

maxresdefault-1[1]

 

1.Sevebilmek dünya üzerindeki en değerli yetenektir. Sevebilmeyi öğrenin, sevin, çok sevin, düşmanlarınızı bile!

2.Mükemmel bir din ya da inanç yoktur. Kötü bir din de yoktur ve Tanrı bir tanedir. İstediğinize dua edebilirsiniz ancak şu emirleri unutmayın: dürüst yaşa, atalarına saygı göster, ve sev!
3.İletişime kadar sessizliğe de ihtiyacınız var. Günde en az bir saati kendinizle iletişiminize, sessizliğe ayırın.
4.Eğer sevdikleriniz size suçlu olmadığınız bir şey için kızdılarsa onlara sıkıca sarılın ve onlar yatışıncaya kadar da onları sakın bırakmayın.
5.Ruhunuzda bir sıkıntı, bir tükenmişlik hissediyorsanız şarkı söyleyin. Kalbiniz hangi şarkıyı söylemek istiyorsa.. Bazen o da konuşabilmek ister.
6.Size saygı gösterilmesini istiyorsanız başkalarına saygı gösterin. İyilik için iyilik! Kötülük içinse bu kötülüğü yok saymak yapılacak en doğru şeydir. Sizi kötü yapmaya çalışan biri onu yok saydığınız için kendini gerçekte daha kötü hissedecektir.
7.Kalbinizde bir baskı hissetmemek için, rahat nefes alabilmek için ağlamayı öğrenin.
8.Kendinizi bir şey hakkında üzülüyorken bulursanız, vücudunuzu düzgün ve akıcı hareketlerle bir dans formunda hareket ettirin. Kötü enerjinizi yoluna sokup, zihninizi çektiğiniz acıdan arındıracaksınız.

9.İçmeyin. Hiç içmeyin! Alkol vücudu, beyni ve ruhu öldürür. Ben yıllardır içmiyorum. Eğer şamansanız veya ruhsal bir insansanız içerek bir süre sonra tüm güçlerinizi bitireceksiniz ve ruhlar sizi cezalandıracaktır. Alkol gerçekten de öldürür, aptalca şeyler yapmayın. Rahatlamak için hamama gidin, eğlence için şarkı söyleyin, iletişim ve ortak bir dil bulabilmek için çay için, ve bir kadını daha iyi tanımak için ona şeker verin!

10.Hayatta herkes hakettiğini bulur. Problemlerin ruhuna ve düşüncelerine girmesine izin verme. Böylelikle problemler vücuduna da ulaşamayacak.
11.Hayat sana yüzünü ya da başka bir tarafını çevirmiş olabilir. Sadece çok az kimse aslında hayatı çevirenin gerçekte kendisi olduğunu anlayabilir. Diğerleri hakkındaki tüm kötü düşünceleriniz size geri dönecektir. Kıskançlık da… Buna neden ihtiyacınız var? Sakin ve ölçülü yaşayın. Kıskanç olmak iyi bir şey değildir ve hiç gerek de yoktur. Bu adamın büyük bir arabası varsa bu onun yüzünü daha güzel yapmayacaktır. Altın aslında kirli bir metaldir. Kıskanç olmaya ihtiyaç yoktur. Daha fazla gülümsediğinizde göreceksiniz, yabancılar da size gülümseyecek, hem de sevdikleriniz ve tüm hayatınızla beraber!
12.Veren eli kısıtlı görme! Eğer mümkünse zayıf ve ihtiyacı olanlara para ver. Miktarı önemli değil ancak vermiş olmak önemlidir.
13.Akarsulara çöp atmayın. Asla! Suyun ruhu çok sinirlenebilir. Ruhu yatıştırmak için ekmek, süt ya da para atabilirsiniz.

14.Ahlaki olarak önceliğiniz başka birine zarar vermemek olmalıdır. Bu prensibinize sıkıca sarılın. Şöyle düşünün: “Hiçbir zaman hiç kimseye zarar vermeyeceğim.”
15.Eğer bir şey yapmaya karar verdiysen kendinden şüphe etme. Korku seni kendinden ve doğru yoldan saptırmaya çalışacak. Çünkü bu kötülüğün ana silahıdır. Eğer ilk defada başaramadıysan, ümidini kaybetme. Her küçük zafer seni daha büyüğüne yaklaştırır.
16.Nehirlerden taş topla. Onlarda büyük güç ve enerji vardır.
17.Yolda yürürken bulduğun bir kuş tüyünü eve getirip, bir vazoya koyabilir, asabilir yada rafta bulundurabilirsin. Bu cennetten sana gelmiş güçlü bir tılsımdır. Bu tarz ruhlardan size verilen işaretleri fark etmelisiniz.
18.Zorluklar birer formalitedir. Ciddi zorluklar, daha ciddi olsalar bile hala formaliteden ibarettir. Gökyüzü oradadır, bazen bulutlarla kapanmış olsa bile.. Bazen biraz çaba göstererek, mesela bir uçağa binerek aynı mavi gökyüzüne ulaşmak mümkündür. Herkese barış!
Alıntı

2018 yılında size iyi gelecek 9 harika öneri

2018-icin-size-iyi-gelecek-oneriler-2[1]

 

 

Hedefler, hayaller ve beklentilerin umut yarattığı yeni yıl heyecanla bekleniyor. Yeni bir yıl; bugüne kadar olması beklenen, gerçekleştirilemeyen hedefler için umut içeriyor. İşte 2018 yılında size iyi gelecek 9 harika öneri…

Sıkıntılı, üzüntülü zamanların telafi edileceği yeni bir başlangıç olarak görülüyor. Fakat her yeni yıla girerken alınan kararların bir kısmını uygulamaya geçirilirken, bir kısmı ise gelecek yıllara saklanıyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Nehir Kürklü yeni yılda uygulayabileceğiniz ve size iyi gelecek 9 öneride bulundu.

2018 yılında size iyi gelecek 9 harika öneri:
1- Aldığınız kararları zamana yayın
Yeni yılın yaklaşmasıyla birlikte kişiler geçmiş yaşadıklarını değerlendirir, ihtiyaç duyduğu şeyleri anlamaya çalışır. Deneyimlerden faydalanmak, alınan kararları hayata geçirmek için yeni yıl fırsat olarak görülür ve kişiyi motive eder. Bu olumlu süreçten olduğunca yararlanmak için; uygulanabilir hedefler oluşturmak ve tasarlanan eylemleri birden bire yapmaya çalışmak yerine zamana yaymaya çalışmak faydalıdır.
2- Gerçekçi kararlar alın
Yeni yıl için kararları ve planları tek bir güne bağlamayarak, sağlıklı bir ruh haliyle mantıklı adımlar atılmalıdır. Yaşam kalitesinin artabilmesi için kişinin yeni yıla dair gerçekçi beklentiler içine girmesi önemlidir. İstekleri ve kararları olumlu sonuçla gerçekleştirebilmek için detaylı olarak planlı ve kontrolcü davranmak gerekmektedir. Hedeflerin olumlu cümleler kurarak belirlenmesine dikkat edilmelidir. Hedeflenen kararları gerçekleştirebilmek için amaç doğrultusunda net cümleler kurmaya, çevreyle paylaşılarak fikir almaya özen gösterilmelidir.
3- Alınan kararlarınızı ertelemekten kaçının
Herkes yaşanan olumsuzlukları geçen yılla birlikte bırakmak ister. Çünkü yeni yıl umutlarla ve yeni kararlarla gelir. Birçok kişi yeni yıl için “sigarayı bırakma, spor yapma, derslerine zamanında çalışma, hobi edinme, sosyalleşme” gibi bir sürü kararlar verir. Verilen bu kararların sağlıklı bir psikoloji için yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır.
4- Kararlarınızı uygulamaya geçirin
Kişinin kendine ve geçirdiği yıla olan inancının kaybetmemesi için kişinin yaşadığı ortama göre uygun olan kararlar hiç vakit kaybetmeden uygulamaya geçirilmelidir. Ayrıca bazı yeni yıl hedeflerinin ve beklentilerin gerçekleşmediği zaman kişi de hayal kırıklığı yaratabilme olasılığı da artabilmektedir. Kişilerin bu süreçten etkilenmemesi ve hayal kırıklığının depresyona ve kaygı bozukluklarına dönüşmemesi için yeni yılda olgun düşünerek ve uygulamaya geçirebilmesi mümkün ve kolay kararlar alabilmeleri gerekmektedir.
5- Sağlıklı beslenin
Mevsimine göre taze sebze ve meyve tüketimine önem verin. Bol bol doğal mineralli su için. Öğünlerinizde sık sık mevsim balıklarına yer verin. Düzenli olarak yeşil çay için.

6- İyi uyuyun
Uyku kalitesi büyük önem taşımaktadır. İyi bir gece uykusunun sağlığa sağlayacağı faydalar saymakla bitmez. Her yetişkinin günde altı ila sekiz saat uyuması gerekir. Yapılan araştırmalar, uykusunu alamayan insanların daha stresli ve sinirli olduklarını ortaya koymaktadır.
7- Yürüyüş yapın
Yürüyüş yapmak hem vücudun hem de mutluluk hormonu olan endorfinin harekete geçmesini sağlamaktadır. Egzersiz sonucu kalori yakan kişiler ayrıca kendilerini de iyi hissederler. Yürüyüşlerinizi mümkün oldukça açık havada yapmaya çalışın.
8- Sosyalleşin
İnsanlar stresli, sorunlu ve dertliyken içlerine kapılabilirler. Kendilerini çevrelerinden soyutlarak, dışarı çıkmak istememektedirler. Fakat tam tersine aile, yakınlar ve dostlarla geçirilen zaman mutlu ve huzurlu hissetmeye yardımcı olmaktadır.

9- Hobi edinin
Yapılan araştırmalar, iş dışında bir meşguliyete sahip olan insanların diğer insanlara göre daha mutlu, huzurlu ve özgüvenli bir yaşam sürdüğünü göstermektedir. Hobi sayesinde beceriler artar ve kendinize olan öz güveniniz yükselir. Hobi ve farklı uğraşlar, stresi azaltmaya yardımcı olur.
Kaynak: indigo dergisi

17 OCAK OĞLAK BURCUNDA YENİ AY : Tekkeyi Bekleyen Çorbayı İçecek….

Bu yılın ilk yeniayı 17 Ocak 2018, İstanbul saati ile sabah 05:58 de OĞLAK burcunun 26. derecesinde oluşuyor.Bu  gördüğünüz de anın gökyüzü haritası:

 

oğlakta yeniay

 

Oğlak burcunda, üçten fazla gezegenin bir burçta olmasıyla oluşan ve o burca ait özelliklerin güçlenmesi anlamına gelen bir stelyum, yani gezegen toplaşması görüyoruz. Güneş ve Ay kavuşumu, Venüs, Merkür, Plüton ve yeniayın dizpozitörü Satürn Oğlak burcunda. Bu da demek oluyor ki gökyüzünde yoğun bir OĞLAK burcu teması hakim, “taş gibi” sağlam kararlar almak, yepyeni “yapılar oluşturmak” mümkün olabileceği gibi “zaman” kavramı da biraz bizleri yavaşlatarak “var olan yapıları güçlendirmek” adına bizleri motive edecek olan Oğlak burcunun hayale kapılmayan somut yapısını vurgulayacak.

 

Oğlak burcu dayanıklılığın, sabrın, azim ve iradenin burcudur. İlkeleri ile hareket eder ve oldukça muhafazakardır. Toplumsal kurallara, gerekliliklere azami dikkat eden, dürüst, çalışkan ve sistem yapıcı, gözünü diktiği zirveye adım adım sabırla ve büyük bir inatla ilerleyen bir burçtur. Soğuk ve kuru mizaçlı bir burç olduğu için de oldukça mesafeli, kafasına koyduğu, yapmak istediği şeyi sonuna dek zorlayan ve bu uğurda da gereken çileleri çeken, asla şikayet etmeyen, gerçekçi düşünen, yalanlar ve boş hayaller ile kendi kendini avutmayan, aksine somut gerçekler harekete geçen bir burçtur.

 

Yeni ayın haritasında ufukta Yay burcu yükseliyor ki Oğlağın yukarıda anlattığım temalarının aksine oldukça iyimser, hoşgörülü, yaşamda daha fazla deneyim elde etmek için hareket özgürlüğü istediğimizi anlatıyor. Yükselen  yöneticisi Jüpiter’in haritanın 12. evinde ve Mars ile olan kavuşumu, bu isteklerimize dış dünyada açıktan ifade zorlanabileceğimizi ve bir takım perde arkası eylemlerde bulunma ihtimalimizi anlatıyor. Yeniaya 12. evden ılımlı açılar gönderen Mars; henüz belki de “sadece zihinsel olarak tasarladığımız ve kimse ile paylaşmadığımız eylemlerimizin olduğunu ve uygun adımları atmak için şu an elimizdeki somut gerçeklere odaklanmak gerekliliğini anlatıyor.

 

OĞLAK BURCUNDA YENİAY

 

Yeni ay haritanın 2. evinde. Rızkımızın peşindeyiz aslında. Maddi ve manevi değerlerimizi, “benim” dediğimiz şeyleri anlatıyor bu alan. Bu para da olabilir ilişki de, değer yargıları da.

 

Yeni ay yeni işlere başlamak anlamına gelir çoğu zaman ama bu defa yeni bir şeylere adım atmak yerine yaşamımızın özellikle maddi alanını kapsayan konularda bir kar-zarar ; gelir- gider dengesine bakmak önemli. Zira yaklaşık 2 hafta sonra Aslan burcunda çok kuvvetli bir AY tutulması yaşayacağız ve bu tutulmanın ana teması finansal durumumuzu tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermesi.

 

Şimdi bu Oğlak enerjisi baskın Yeniay da yaşamda hem zamanımızı, hem emeğimizi, hem maddi potansiyellerimizi en verimli, en faydalı ve en gerçekçi bir şekilde ele almak ve gereken sorumlulukları alarak, ağır aksak giden, belki de sallasan yıkılacak yapıları sağlamlaştırmak adına adımlar atmak yönünde olabilir.

 

Maddi konular çerçevesinde nedir sorumluluklarımız? Toplumda yaptığımız iş bizi tatmin ediyor mu hem maddi hem manevi olarak? Ve neyi daha iyi ve daha gerçekçi bir temele oturtabilirsek nasıl bir sonuç alabiliriz? Var mı acaba gereksizce heba ettiğim yeteneğim, param, zamanım? En sarsılmaz, kalıcı ve bana en faydalı olabilecek maddi kaynaklara nasıl ulaşabilirim? Bütçemi yeniden ele alarak belki gereksiz kalemleri çıkartarak belli bir verim elde edebilir miyim? Bu ve buna benzer sorulara yanıt gelir elbette eğer duyacağımız cevaplara açık yüreklilikle hazır isek.

 

Elbette emek olmadan yemek olmayacak yaşamda. Oğlak etkisi böylesine vurgulanmış bir gökyüzü altında samimi, dürüst ve odaklı çabalarımız, attığımız her adımda ve başlatmayı planladığımız her girişimde; ilişkilerimizde, dürüst olduğumuz taktirde ve helalinden kendi rızkımızın peşinde olduğumuz sürece.

 

Oğlaktaki AY, yeni ayın hemen gerçekleşmesinden sonra KİRON ile olumlu açı yapacak ve VENÜS ile kavuşarak Oğlaktaki yolculuğunu tamamlayacak. Uzun zamandır bir türlü çözümleyemediğimiz güvenliğimize dair korku ve endişelerimizi şifalandırmak mümkün olabileceği gibi uzun soluklu hedeflerimize odaklanmak adına da destek var gökyüzünden. Venüs ile kavuşan AY hem ilişkilerimizde hem maddi konularda ciddiyet, hayallerimizi gerçek kılmak istiyorsak da emek vermemizi talep ediyor. Elbette bu arada KOÇ burcundaki Uranüs’ün AY ile yapacağı sert açıyı atlamamak gerekiyor. Kaş yapayım derken göz çıkarmak mümkün bu arda eğer dikkat etmez isek. Sabırsızlık, huzursuzluk ve istikrarsızlık tuzağı pusuda bekliyor.

 

Unutmayalım ki sabır ve zamanın değerini ve bunları doğru kullanmanın ne kadar faydalı sonuçlar ortaya çıkarabileceğini anlatan bir yeniay deneyimliyoruz. Uranüs’ün kare açısı ise sabırsızlığı, huzursuzluğu, bir konuda sabit kalmakta zorlanabileceğimizi anlatıyor. Hiç hesapta olmayan, beklenmedik değişimler sancılı bir şekilde yaşamımıza hesapsızca girebilir, peki o zaman da sabırlı olacak mıyız? Gereken soğukkanlı ve sağ duyulu tavırları sergileyebilecek miyiz? Bunu bi düşünmek gerekecek sanırım 🙂

 

Venüs’le kavuşan Yeniay ve bunun Uranüs ile olan kare açısı; ancak sabırlı olanların, finansal anlamda gerçekçi olanların, zamanı en verimli kullanabilenlerin ve ilişkilerinde gereken sorumluluğu, ciddiyeti, istikrarı gösterebilenlerin önümüzdeki süreçte kazançlı çıkabileceğini anlatıyor. Kısacası emek olmadan yemek olmayacak, tekkeyi bekleyen çorbayı içecek bu dönem…

 

Hepimize güzel, bereketli, verimli ve somut değerler oluşturabileceğimiz bir dönem olsun dilerim ki…

 

Sevgi ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun…

 

Hülya DEĞER DİP. ASA

https://astrolojininrehberligi.wordpress.com/2018/01/15/17-ocak-oglak-burcunda-yeni-ay-tekkeyi-bekleyen-corbayi-icecek/

AŞÇI KADIN

26230824_10216050171714943_7869822666568795728_n[1]
Aşçılığıyla ün yapmış yaşlı bir kadın, akşam yemeğine gelecek olan oğlu ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış, yemek yapıyordu. Aynı akşam yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi.
Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar. Yaşlı kadının o gece yaptığı yemekler değme oburların bile iştahını kapatacak kadar berbattı. Tatlılar un kokuyordu, patatesler yanmıştı, köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti. Oğlu, yeni gelini ve aile dostu, kadıncağıza durumu farkettirmemek için ellerinden geleni yaptılarsa da, yemek sırasında pek iştahlı göründükleri söylenemezdi.
Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift annelerinin ellerini öperek evlerine gittiler. Aile dostları ise biraz daha kaldıktan sonra gitmeyi düşünüyordu. Oğlu ve gelini gittikten sonra, yaşlı kadına:
“Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum. Bana söyler misin, bu geceki yemekler neden o kadar kötüydü? Bence ya hastasın ya da bir sorunun var” dedi.
Yaşlı kadın gülümseyerek cevap verdi:
“Hayır, hiçbir şeyim yok. Kasten yaptım. Bu yemekten sonra oğlum asla ikide bir annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak.”
-Alıntı –

YARIM KALMIŞ BİR AŞK … MEÇHULE GİDEN BİR GEMİ …..

26230620_10212433963499131_7696178454684180872_n[1]
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.”
Yahya Kemal’e ait olan bu şiir ile lise yıllarında edebiyat derslerinde
karşılaşmayanımız yoktur. Hep bir ölümün ardından söylendiği vurgulanır şiir
anlatılırken ama işin arka boyutu tam da böyle değildir. Her şiir aslında bazen yarım kalan bir hikayenin bazen bitmemiş bir aşkın dışa aktarılmış, sözlere dökülmüş halidir.
Yahya Kemal Divan şiiri geleneği ile yeniyi bilen bunları sentezleyen dönemin en
büyük şairidir. Akademisyen, şair… Yaşadığı dönemin en büyük şairlerinden biri.
Darülfünun’da (İstanbul Üniversitesi’nin o dönemki adı), bir dönem de Bahriye
Mektebinde ders verir.
Daha ismi yeni yeni duyulacak olan geleceğin büyük şairi Nazım Hikmet’e ders
vermek için Nazım’ın evine gelip gider. Hatta Nazım‘ın bir kedi üzerine yazdığı şiiri beğenir ve kediyi görmek ister ve kediyi gördükten sonra Yahya Kemal “Sen bu pis, uyuz kediyi övmesini biliyorsun, şair olacaksın” der.
Yahya Kemal ders vermek için eve gelip gider. Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım o dönem de güzelliği ile dillere destan bir ressamdır. Eşinden ayrılmış genç, güzel ve dul bir kadındır. Yahya Kemal ile Celile Hanım arasında duygusal bir bağ oluşur.
Yahya Kemal hovarda bir adam hiç olamamıştır. Duygusal bakan, seven adamdır o. Öyle ki Celile Hanım’ı kıskanır her davete, her yere gitmesine karşıdır.
Celile Hanım’da boş değildir. Bu kıskançlık belirtisi tatlı gönül koymalara,
yasaklara uyar. Öyle ki aralarında mektuplaşmalarda Celile Hanım “Canımın içi pek göresim geldi” diye sözler sarf edecek kadar bağ kurmuştur.
Nazım Hikmet daha lise çağında genç bir delikanlıdır. Annesi ile hocası arasındaki bu münasebeti onaylaması mümkün değildir ve bir gün hocasının vestiyerdeki paltosunun cebine “Hocam olarak girdiğiniz bu evden babam olarak çıkamazsınız” diye not bırakır. Tehdit etmenin en kibar hali bu olsa gerek. Yahya Kemal’in bu nottan sonra çekindiği ve uzak kaldığı anlatılır. Celile Hanım’ın kadın başına cesurluğuna rağmen Yahya Kemal uzaklaşmış ve münasebeti kesmiş, ama Celile Hanım’a olan duygularını içten içe bohem bir tarzda sürdürmüştür.
Celile Hanım’a bir mektup gider. Evlenme teklifi beklerken umulmadık bir veda olur bu mektup. İstanbul’dan uzaklaşmak en çıkar yoldur. Paris’e gidip resim üzerine çalışmak ister. Güçlü kadın Celile Hanım Paris’e giderken limandan kalkan gemiyi hüzünlü bir çift göz izlemektedir. İşte Yahya Kemal hüzünlü yarım kalmış bir aşka veda ediyordur limanda ve hepimizin bir ölüm üzerine yazılmış olduğunu sandığımız mısraları yarım bırakılmış, cesaret bulamayınca sönmüş bir aşkın ölümü üzerine yazmıştır, sevdiği kadına uzaktan bir veda ile.
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.”
Bundan sonra hayatına başka kadınlar da girmiş ama hiçbiriyle evlenmeyi
düşünmemiştir. Kendisini cezalandırmıştır. Değil evlenmek, bir ev sahibi dahi
olmamıştır. Hayatı otel odalarında, pansiyonlarda geçmiştir Yahya Kemal’in.
Yahya Kemal Paris’te Fransız şairlerinin bohem havasını almaktansa Moskova’dan materyalist, maddeci bir ruhu kapsaydı belki de yarım kalan bir aşk olmayacaktı.
Belki de, bu şiir hiçbir zaman yazılmayacaktı.
Ve belki de, gerçekten kavuşamamaktır aşk…

BÜTÜN YOLLAR ROMAYA ‘MI ÇIKAR ?

26733837_1760342317343278_8175171357099671246_n[1]
…ASLEN ÖYLE DEĞİL … 🙂
İstanbul Milyon Taşı (Sıfır Taşı), antik dönemde Dünyanın merkezi Roma’nın da sıfır noktası olarak kabul edilmekteydi.
“Bütün yollar Roma’ya çıkar”
çok bilinen sözdür. Zannedilir ki. İtalya’nın başkenti Roma için söylenmiştir. Ama kastedilen Roma, Nea Roma yani Yeni Roma, yani Konstantinople, yani İstanbul’dur.
Hikayesi ise şöyledir:
***
🍀
Bizans İmparatoru Büyük Konstantin (272- 337), sadece beş bin kişinin yaşadığı Byzantium’u, Roma İmparatorluğu’nun başkenti yapmak ve yeni bir şehir yaratmak için 324 yılında kolları sıvar ve yedi tepeli şehri 14 bölgeye ayırarak işe koyulur.
Büyük bir saray (İmparatorluk Sarayı), Senato Sarayı, Aya İrini Kilisesi, Kutsal Havariler Kilisesi (bugün yerinde Fatih Camisi vardır), Ayasofya (başlar ama bitiremez), otuz üç bin kişilik bir Hipodrom, su kemeri, kendi adını taşıyan heykellerle süslü bir meydan (Çemberlitaş), annesi Augusteum adına bir meydan inşa edilir ve şehir ülkenin her tarafından getirilen antik sanat eserleri ile süslenir.
Şehrin korunması için eski surlar yıkılır ve yerlerine bugün hiçbir izi kalmayan Konstantin Surları inşa edilir. Ayrıca Ayasofya’nın önünden başlayarak Mese adıyla büyük bir bulvar (bugünkü Divanyolu Caddesi) açılır.
Altı yıl süren faaliyet sonunda ortaya muhteşem ve modern bir şehir çıkar. 11 Mayıs 330 Pazartesi günü geldiğinde yapılan büyük bir törenle Byzantium, Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur ve şehre senatonun da kararıyla Nuova Roma- Yeni Roma adı verilir. Büyük törenlerle kutlama yapılır.
İki yıl kadar geriye döndüğümüzde yani inşaatın devam ettiği sırada bir gün baş mimar Leontius, İmparator Konstantin’e bir konuyu açar:
“Majeste, imparatorluk ailesi yakınlarının, senatörlerin ve devlet ileri gelenlerinin oturması için Kutsal Havariler Kilisesi’nin olduğu bölgeyi ayırdık. Halk için ayrılan bölge ise Küçük Limanla büyük Liman arası. Gerek küçük Liman ve gerekse Büyük Liman’ın etrafı ticaret erbabına ve denizcilere ayrılmıştır. Daha sonraki yıllarda yerleşim kendi mecrası içinde devam edecektir. Ancak bir noktaya daha işaret etmem gerekecektir. Bizim kanımıza göre Byzantium dünyanın merkezi haline getirilmelidir. Bunun için önce, halen Kudüs’te muhafaza edilen ve İsa tarafından dokunulduğu için kutsal sayılan bir taş vardır. İsmi Milion. Bu taşın getirilip yıkıntı halinde bulunan tapınağın (O sırada henüz Ayasofya yoktur) karşısına yerleştirilmesi uygun olur. Taşın olduğu yer dünyada (0/ Sıfır) noktası sayılmalı ve bütün mesafeler bu noktadan itibaren ölçülmelidir. Eğer bu gerçekleşirse, taşın hemen yanına bir büro inşa edilecektir. Bu büronun görevi başvuranlara o noktadan itibaren uzaklığı ve yolları gösteren haritalar satmak olacaktır. Bir örnek vermem gerekirse, Byzantium’dan Antakya’ya gidecek yolcular ve kervanlar buradan gelip harita satın alacaklar ve Antakya’ya kadar nasıl, hangi yolu takip ederek ve kaç günde gideceklerini bileceklerdir. Ayrıca yollar üzerinde konaklama yerleri de işaret edilecektir. Böylece Byzantium dünyanın merkezi haline gelecektir.”
Gerçekten aynen öyle olur. Milion Taşı Kudüs’ten getirilir. Ayasofya’nın karşısına yerleştirilir. 1453 yılına kadar o taşın bulunduğu yer artık dünyada (0) noktasıdır. Onun için “Bütün Yollar Roma’ya çıkar”, sözü Nouva Roma- Yeni roma yani Konstantinople yani İstanbul için söylenmiştir.

Apartman Yöneticisine Hayatının Dersini Veren Öğrenci

26804675_10215145814695954_6871925209721638183_n[1]
Apartmana giren kedilerden rahatsız olan apartman yöneticisi binanın ilan panosuna astığı kağıda aynen şöyle yazar;
“Kapının kapatılmasına ve kedilerin içeri girmemesine dikkat edilmesi rica olunur“
Yöneticinin hesap etmediği bir şey vardır; aynı apartmanda bir veterinerlik öğrencisinin oturuyor olması!
Bina girişindeki “uyarı” notunu gören öğrenci hemen altına hem ahlaki hem de bilimsel bir manifesto niteliğinde aşağıdaki notu iliştirir;
“Köpek türü günümüzden 15000 yıl önce, kedi türü ise 5000 yıl önce insan tarafından kendi çıkarları için evcilleştirilmiştir. Köpeği avda kendisine yardım etsin, evi ve sürüyü korusun diye; kediyi iyi bir haşere ve fare avcısı olduğu için evcilleştirmişlerdir.
Bu nedenler bu iki hayvan türünün kendi yemeğini bulması ve zor hava şartlarına dayanması çok düşük bir ihtimaldir. Bu artık insanlığın görevidir. Bu nedenle hayvanları korumalı ve beslemeliyiz.
Bir kedinin veya köpeğin tekrar ormana dönüp eski vahşi yaşamındaki gibi avlanmasını bekleyemeyiz. Zaten insanoğlu ne bir orman ne de avlanacak hayvan bırakmıştır.
Bir kedinin günlük mama ihtiyacı 75 gramdır ve hava soğudukça daha da artmaktadır. Çünkü kediler vücutlarını ısıtabilmek için çok fazla kalori harcarlar.
Eğer yeterli besin alamazlarsa kendi vücutlarını ısıtamaz ve donarak ölürler. Bu nedenle üşüyen bir hayvanın apartmana girmesi ve çıkmak istememesi çok normaldir.
Aynı şekilde kediler araba motorlarına da ısınmak için girerler. Lütfen motoru çalıştırmadan önce bunu kontrol edin. Ancak bu durumları hayvana yeterli besin vererek ve kötü havalarda içinde saklanabileceği kutular yaparak çözebiliriz.
Sitemizin bahçesinde çok fazla kedi bulunmaktadır. İnsanoğlunun sebep olduklarını düzeltmek her insanın borcudur. Lütfen bu konularda hassas davranalım.
Lütfen bu konuda yardımcı olmasanız bile hayvan yardımına koşanlara engel olmayınız. Dünya sadece insan için yaratılmamıştır, unutmayınız. Veteriner hekim öğrencisi. Daire 3.”