Toplanın, mutluluğun sırrını veriyorum!

1_I_kKnFBVA--18F146Ke8tw[1]

 

Para, mutluluk getirmiyor kardeşim! Modern dünya, sadece ‘daha zenginlerin’, ‘daha az zenginlerden’ biraz daha mesut olduğunu, bu saadetin de ‘üstünlük’ hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğini keşfetti! Psikologlar ‘mutluluk’ konusuna takmış durumdalar. Temel ihtiyaçları karşılandığı sürece, daha fazla para ekstra bir mutluluk getirmiyor.
Peki, kim, niye mutlu oluyor? Time dergisinin son sayısı, birçok bilim adamının bu konuda yaptığı araştırmalardan çıkan ilginç sonuçları konu alıyor. Mutluluk, bizim sandığımız etkenlerden çoğuyla hiç bağlantılı değil!
Para? Hiç alakası yok!
Eğitim? Hiç etkisi yok!
Zeka? Aynı şekilde!
Gençlik? Bilakis! Yaşlıların hayattan gençlere göre daha çok zevk aldıkları ve depresyona daha az meyilli oldukları kanıtlanmış!
Evlilik? Araştırmalara göre, evli insanlar bekarlara göre biraz daha mutlu olsa da, bunun sebebi zaten mutlu olmaya meyilli insanların evlilikleri daha kolay yürütmesiyle ilgili olabilir!
Güneşli havalar? Hayır! Amerika’nın bol yağmurlu bölgelerinde yaşayanların Kaliforniyalılara göre daha depresif olmadığı kanıtlanmış!
O zaman insanları mutlu eden ne?
Bulgulara göre dini inanç insanların mutluluğunu artıran önemli bir etkenmiş. İnanan insanlar zorluklara karşı daha kolay göğüs geriyor ve daha iyimser oluyorlarmış.
Arkadaşlar, mutsuzluğa karşı müthiş bir ilaçmış! Ahbapları, dostları, aileleri ve çevreleriyle daha yakın ve sık ilişki kuran insanlar karamsarlıktan uzak kalmak için en etkili formülü bulmuşlar.
Bu arada, mutlu olmak için bir grup psikoloğun kullandığı’gün inşa etme’ metodundan bahsetmek lazım. Denekler bir gün önce dakika dakika ne yaptıklarını hatırlayıp, bu aktivitenin onların açısından mutluluk düzeyini birden yediye kadar işaretliyorlar. Bu test 900 kişide uygulanıyor. Sonuçlar ilginç…
En çok mutluluk veren aktiviteler, arkadaşlarla sosyalleşme, evde yatıp gevşeme, dua etme ve yemek yeme… Bunları spor yapma ve televizyon seyretme takip ediyor.
Tuhaf ama ‘çocuklarla ilgilenmek’ listenin en altlarında, ev işinin bir sıra üstünde yer alıyor! Çoğu insanın hayatında mutluluğunun kaynağı olarak gördüğü çocukların, günlük hayatın mutsuzluk sebeplerinden biri olması ilginç! Demek ki, mutlu ettiğini sandığınız her şey mutlu etmiyor! Ancak, günlük hayatta insanı sinirlendiren, geren, mutsuz eden ufak tefek olaylar, hayatın genelinde mutluluk kaynağı olabilirmiş! Sürekli şikayet ettiğiniz stresli işiniz,
hayatınızın en önemli rengi olabilir örneğin.
Psikologların bu konuyla ilgili edindiği farklı bir bulgu da: ‘Sonların gücü’! Sözgelimi, sizi çok mutlu eden bir ilişki, son bir haftasında berbat kavgalar ve gözyaşı dolu bir ayrılıkla sonlanıyorsa, bütün hayatınız boyunca o ilişkiyi kötü hatırlıyorsunuz!
Bu konu, kolonoskopi yaptıran bir grup insan üzerinde test edilmiş. Biliyorsunuz kolonoskopi, bağırsaklarla ilgili rahatsız edici, biraz acılı bir muayene metodu. Bir grup hastaya standart kolonoskopi yapılmış. Diğer grupta ise kolonoskopi aleti, muayeneden sonra 60 saniye hareketsiz bırakılmış. Hastalara acı veren bölüm aletin hareketleri olduğu için, uygulama 60 saniye daha uzun sürdüğü halde, muayenenin sonu 60 saniyelik acısız bir zaman dilimiyle bittiği için, ikinci gruptaki hastalar, uygulamayı, ilk gruba göre daha az rahatsız edici bulmuşlar!
Peki, herkes mutlu olabilir mi? 1996’da yapılan bir araştırmaya göre, bir insanın hayatından memnun olması, yüzde 50 oranında genetik yapısına bağlı! Genler neşeli, rahat bir kişilik yapısını, stresle başa çıkma kapasitesini, depresyon ve endişeye mehili yönlendiriyor! Eğer bir insan genetik olarak mutluluğa meyilliyse, başına berbat şeyler de gelse, hatta kaza sonucu bir uzvunu bile kaybetse, zaman içinde, eski mutluluk seviyesine ya da ona yakın
bir noktaya dönebiliyor!
Bütün psikologların üzerinde fikir birliğine vardıkları üç mutluluk formülü var:
Şükretmek, iyilik yapmak ve yaptığın işi sevip daha çok konsantre olmak!
Şükretmek, hayattan duyduğun memnuniyeti ifade etmek, hatta bunu düzenli olarak yazmak ve söylemek, sadece insanın keyfini yerine getirmekle kalmıyor; Kaliforniya Üniversitesi’nin araştırmasına göre fiziksel sağlığı düzeltiyor, enerji seviyelerini yükseltiyor, acı ve yorgunluğu azaltıyor!
İyilik yapmak, söz gelimi düzenli olarak bir huzur evini ziyaret etmek, bir komşuya yardım etmek, babaanneye mektup yazmak, mutluluk derecesini ani ve dramatik biçimde artırıyor!
Ne para, ne aşk, ne güneş, ne gençlik. Yaptığınız işi sevip, o işe bütün konsantrasyonunuzu ve enerjinizi severek vermek de, mutluluğun formüllerinden biri. Marangoz olsanız da, doktor olsanız da böyle. O kadar araştırma, kolonoskopide ekstra 60 saniyeye katlanan denekler (!), yazışmalar, toplantılar, istatistikler. ..
Psikologlar yine bize anaokulunda öğretilenlerle kutsal kitaplarda yazılanları bulmuşlar:
Mutlu olmak için çalış, iyilik yap, şükret!
Gülse Birsel

Bugün yeni bir şey öğrendim arkadaşlar. Bana müthiş iyi geldi, sizlerle de paylaşmalıyım.

26907264_1760217634030724_1842360072852458928_n[1]

 

Bugün yeni bir şey öğrendim arkadaşlar. Bana müthiş iyi geldi, sizlerle de paylaşmalıyım.
Istakozları bilirsiniz değil mi? Aşağıda fotoğrafı da var. Zamanında çok yakalamışlığım vardır.
Istakozlar büyüdükçe, kabuklarının da büyüdüğünü sanırdım. Öyle değilmiş arkadaşlar. Müthiş bir ders aldım.
Istakozun çok sert bir kabuğu var. Bu kabukla kendini koruyabiliyor. Kabuğun içinde ise çok narin bir hayvan var. Peki ıstakoz büyüye bildiği halde, kabuk büyüyemiyorsa ıstakoz ne yapıyor?
Bir süre o kabukla yaşayan ıstakoz, artık kabuğuna sığmamaya başladığında, o kabuk canını acıttığında, kabuktan çıkıyor ve bir kayanın altına sığınıyor. Orada yeni kabuğu çıkana kadar bekliyor. Yeni kabuk çıkıp, güvenli hale geldiğinde, ıstakozumuz da denizlerdeki yerini alıyor. Yeni yaptığı kabuk da onu rahatsız etmeye başladığında, içinde yaşanamaz hal aldığında aynı şeyi tekrarlıyor.
Istakozlar bunu yaşamları boyunca defalarca tekrarlıyor.
Gelelim konunun bizi ilgilendiren bölümüne!.
Istakozun büyümesini sağlayan şey, onun rahatsızlık duymasıdır.
Istakoz rahatsızlık duymasaydı büyüyemezdi. Ya da ıstakoz doktora gitseydi, doktor ona bir anti depresan yazardı. Kendini iyi hisseden ıstakoz yeni kabuk yapma yani büyüme ihtiyacını hissetmezdi.
Diplerimiz, kendimizi yetersiz, sönük, çaresiz hissettiğimiz dönemlerimiz aslında büyüme ve tekamül dönemlerimizdir. Çaresizliğimizi, zorluklarımızı uygun biçimde kullana bilirsek, bu olumsuz dönemlerimizi başarılı bir fırsata çevire biliriz. Ya da anti -depresanlara devam deyip, hep aynı yerde kalmaya da devam ederiz!.
(Ali Denizci)

Hayatınız seçtiğiniz kadındır: dengeli bir kadına rastlarsanız mutlu, dengesiz bir kadına rastlarsanız filozof olursunuz

26904306_2025305237714364_2213187976933839923_n[1]

 

 

ÇOK GÜZEL 😍❤
Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generaline :
– Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der.
‘Kadınlar hayatta en çok ne ister?’ budur bilmek istediğim… Bu sorunun yanıtını getir kurtar kelleni der.
General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kafdağındaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir… Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar:
– Kadınlar hayatta en çok ne ister?
Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten değil…
– Evlen benimle!!! O zaman öğrenirsin ancak istediğini…
Bu ölümcül isteği kabul eder esir General. Asıl doğru yanıtı alır almaz da koşar Harun Reşit’e :
– Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister! Harun Reşit esir Generalin hayatını bağışlar. Ancak o, cadıya evlenmek için söz vermiştir.
Ne yapsın evlenirler. İlk gece General bir bakar ki, o korkunç cadı
dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada… Konuşur cadı:
– Benim kaderim böyle…. Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim der. Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım ,
yoksa gündüzleri dışarıdayken mi?…
General öğrenmesini bilen bir adamdır; düşünür ve :
– Sen bilirsin kararı kendin ver der. İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olur ve öyle kalır… Peki, bu masaldan çıkarılacak 3 ders nedir ???
1. Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
2. Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.
3. İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında cadıdır!
Hayatınız seçtiğiniz kadındır: zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, zeki bir kadına rastlarsanız zekânız, şefkatli bir kadına rastlarsanız vicdanınız gelişir. Hayatınız seçtiğiniz kadındır: alıcı bir kadına rastlarsanız vazgeçtikleriniz, verici bir kadına rastlarsanız tembelliğiniz artar. Hayatınız seçtiğiniz kadındır: dengeli bir kadına rastlarsanız mutlu, dengesiz bir kadına rastlarsanız filozof olursunuz. Hayat kat kattır.
Babil’in Asma Bahçeleri gibi katmanlar halinde yükselir, bir kattan bir kata sizi yanınızdaki kadın götürür. Ve bugün durduğunuz katman, seyrettiğiniz manzara , gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının bulunduğu katmanı, manzarası ve hayatıdır…
Hayatınız seçtiğiniz kadındır… 😇

Daha iyi bir dünya için 10 niyet

1525058_441450545956707_1543808942_n[1]
Birinci Niyet – Yaşamı Destekle!
Birisine karşı çıkmaktan ve zarar vermekten sakınıyorum. Herkesin kendi deneyimini yaşamasına izin veriyorum. Her şeydeki yaşamı sanki benimmişçesine görüyor ve onurlandırıyorum. Yaşamı destekliyorum.
İkinci Niyet – Gerçeğin Peşine Düş!
İçimdeki pusulayı takip ediyor ve artık benim hayrıma olmayan inançlarımı siliyorum. Kaynağa gidiyorum. Gerçeği arıyorum.
Üçüncü Niyet – Yolunu Bul!
Yaratıcı süreci başlatıyorum. Yaşamıma yön veriyorum. Yolumu ben yapıyorum.
Dördüncü Niyet – Sadeleştir!
Daha iyi bir şeylere yer açmak için gereksiz olanları bırakıyorum. Rehberlik almaya, korunmaya ve her zaman en yüksek hayrıma olanla aynı yolda olmaya niyet ediyorum. Bildiğim ve bilmediğim kaynaklardan gelenlere güveniyorum ve kendimi açıyorum. Sadeleşiyorum.
Beşinci Niyet – Olumlu Kal!
İyiyi görüyorum, iyiyi söylüyorum, iyi olanı yapıyorum. Tüm deneyimlerimin bana verdiği hediyeleri kabul ediyorum. Zerafet ve şükürle yaşıyorum. Olumlu halde kalıyorum.

Altıncı Niyet – Eş Zamanlı Ol!
Niyet edip akışa teslim olduktan sonra bana gelen fırsatları görerek hareket ediyorum. Büyük mucizelerin ve gizemlerin olabildiği akıştayım. Arzularımı elde ediyor, buraya yapmaya geldiğim şeyi yapıyorum. Eş zamanlı yaşıyorum.
Yedinci Niyet – Başkalarına Hizmet Et!
Her hareketimde sevgiyi yaşıyorum. Her zaman paylaşacak ve artıracak şeyim var. Yardıma ihtiyacı olanlara her zaman açığım. Başkalarına hizmet ediyorum.
Sekizinci Niyet – Işığını Yay!
Ben, en yüksek potansiyeline uyanan muhteşem bir varlığım. Kendimi neşe ile, kolayca ve sık sık gülerek ifade ediyorum. Işığımla aydınlatıyorum.
Dokuzuncu Niyet – Vizyonunu Paylaş!
İdeal dünyamı hayal ediyor, diğerleri ile paylaşarak onu yaratıyorum. Vizyonumu herkesle paylaşıyorum.
Onuncu Niyet – Sinerji Kur!
İnsanlığı bir olarak görüyorum. Kalbi temiz insanlarla bir arada olmaktan hoşlanıyorum. Bir araya geldiğimizde büyük birliğin kendini göstermesi için de zemin yaratıyoruz. Biz sinerji kuruyoruz.

Kaynak: şifacı

Japonların Geleneksel Yöntemi İle 10 Saniyede Boyun Tutulmalarından Kurtulun

Boyun tutulması gününüzü mahveder.
İşlerinizi yapmakta zorlanırsınız. Düşmanınızın bile başına gelmesini istemezsiniz.
Aslında boyun tutulmasının birçok nedeni var ancak belirtileri aynıdır. Bazen omuzlarınızda meydana gelen tutulma bazense de göğsünüzde, kollarınızda ve ellerinizde oluşur.
Sorunla sıkça karşılaşanlardansanız profesyonel olarak yardım almanız önemli. Ancak size vereceğimiz tüyoyla da boyun ağrınızı bir süreliğine geçirebilirsiniz.

Boyun tutulması ve ağrısının nedenleri şunlardan biri olabilir:
Stres
Yanlış pozisyonda oturmak
Sakatlık
Kötü yastık
Ani hareketten kaynaklanan kas spazmı
Neyse ki boyun tutulmasından kurtulmanın birçok yöntemi var. Masaj, sıcak duş ve çeşitli ilaçlar çözümlerden bazıları.
Muhtemelen tahmin edemeyeceğiniz şey ise havlu ile boyun tutulmasını geçirmek. Az sonra boyun tutulmasından kurtulmadaki esas aktörün sıradan bir havlu olduğunu öğrenince çok şaşıracaksınız. Japonların kullandıkları terapi ile boyun tutulmasından kolayca kurtulabiliyorsunuz. Yöntem ile boyun tutulmanız geçmekle kalmıyor ve aynı zamanda ileride boynunuz hiç tutulmuyor.

stiff[1]
Havluyu rulo haline getirin ve boynunuzun arkasına dolayın. Kafanızı havaya kaldırın ve olabildiğince o şekilde kalın.
Kafanızı geriye yaslarken havlunun uçlarından güçlüce çekmek işinizi kolaylaştıracaktır. Bunu 10 kez tekrarlayın. Her seferinde kollarınız ağrıyana kadar bekleyin.
Bu, havluyla yapacağınız egzersizlerden sadece ilki. Ayrıca yukarıdaki yöntemde havluya masaj yağı dökmek işinizi kolaylaştıracaktır.
Bir sonraki yöntem ise en çok kullanılanı. İnsanlar kesinlikle işe yaradığını söylüyorlar.
Düz bir zemine yatın ve omuzlarınızın arkasına havlu koyun.
10 saniye boyunca az sonra izleyeceğiniz videodaki gibi durun. Burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan nefesinizi verin.
İstediğiniz kadar tekrarlayın.
Yöntemin uygulanışını aşağıdan hemen izleyin:

Sık sık boynu tutulan tanıdıklarınızla Japonların ünlü yöntemini paylaşmayı unutmayın.
Umarız ki yöntem sizde de işe yarar. Boyun tutulması gerçekten çok kötü bir şey!

kAYNAK: NEWSNER

Not: Doktorunuza danışmadan asla uygulamayın

Ne Kadar Önemli Olduğunuzu Asla Unutmayın…

kalp[1]

 

Bir şarkı yaşanan anı ateşleyebilir…
● Bir agaç bir ormanın başlangıcı olabilir…
● Bir kuş, baharın müjdecisi olabilir…
● Bir gülümseme bir dostluğu başlatabilir…
● Bir tokalaşma moralinizi yükseltebilir…
● Bir yıldız, denizde bir gemiye yön gösterebilir…
● Bir tek kelime, büyük bir ideali anlatabilir…
● Bir hüzme güneş ışığı, bir odayı aydınlatabilir…
● Bir mum, karanlığı yırtabilir…
● Bir gülüş, hüznü fethedebilir…
● Bir adım, uzun bir yolculuğu başlatabilir…
● Bir Dua, bir kelimeyle başlar…
● Bir umut ışığı ruhumuzu besleyebilir…
● Bir dokunuş, ne kadar önemsendiğinizi hissettirebilir…
● Bir ses, bilgelikle konuşabilir…
● Bir yürek gerçek olanı anlayabilir…
● Bir yeni yaşam, çok şeyi değiştirebilir…
Görüyorsun ya…Her şey sana bağlı!
Ne Kadar Önemli Olduğunuzu Asla Unutmayın…
Margo Daniel…

B12 Azalınca Pilimiz Bitiyor

Vitamin-B12-Cobalamin-Importance-for-Your-Body[1]

Yorgunluk ya da halsizlikten yakınıyorsanız, kafanızı bir türlü toparlayamıyor, konsantrasyon zorlukları yaşıyorsanız, uyumanıza rağmen dinlenemiyor, sabahları bitkin uyanıyorsanız, kulak çınlaması, dengesizlik, baş dönmesi gibi sorunlarınız varsa, -daha bitmedi-, depresyon tedavisi görecek kadar hayattan koptuysanız bu tür sorunların B 12 vitamini azlığından kaynaklanabileceği aklınızda olsun.
B12 vitamini kan yapımında da beyin-sinir sistemi fonksiyonlarında da bedene destek takımının adeta “golcüsü”, “iş bitiricisi”, kısacası maçın kaderini tayin edicisidir. Eğer yeteri kadar B12’niz yoksa kan hücrelerinizin oksijen taşıma kapasitesi azalır.

Oksijensizlik enerji üretimini azaltacağından yorgun, bitkin düşmek kaçınılmazdır.
B12’niz eksikse beyniniz yeteri kadar asetil kolin üretemez. Dolayısıyla öğrendiklerine odaklanma, öğrenme ve bellek gücünden yeterice yararlanma şansınız azalır.
B12’niz eksikse beyin hücreleriniz uyarı üretme fonksiyonlarını yerine getiremez. Beyninizden çıkan uyarılar kaslarınıza, kaslarınızdan alınan duygular beyninize rahatça iletilemez. Sonuçta dengeniz bozulur, başınız döner, olur olmaz zamanlarda düşmeye başlarsınız. Kas gücünüz ciddi biçimde azalır. Kendinizi adeta pili bitmiş bir oyuncak gibi hareketsiz, isteksiz, beceriksiz bulursunuz.
⤵ NE YAPMALI?
B12 eksikliği kolay oluşmaz. Çünkü karaciğerinizdeki B12 dokusu en az iki yıl size yetebilir. İşte bu nedenle, B12 eksikliği çaktırmadan, sessiz ve derinden gelişir.
B12 noksanlığına bağlı; unutkanlık/hafıza bozukluğu ya da megolablastik anemi (ya da kansızlık) belirtilerinin başlıcaları;
⚠️ Yorgunluk
⚠️ Halsizlik
⚠️ Bitkinlik
⚠️ El ayak uyuşmaları
⚠️ Karıncalanmaları
⚠️ Kas güçsüzlükleri
⚠️ Denge bozuklukları
⚠️ Baş dönmeleri
⚠️ Odaklanma zorlukları
⚠️ Kafa karmaşası
⚠️ Uyku sorunlarıdır
⤵ SORUN NE?
B12 noksanlığı son yıllarda daha sık görülen bir sorundur. Çünkü hem B12 zengini yiyecekleri daha az yiyoruz (et, tavuk, balık, süt ürünleri) hem de B12 emilimini bozacak ilaçları gereksiz ve sık kullanıyoruz. (antiasitler, reflü ilaçları, antibiyotikler, metformin gibi) Ya da yanlış yere vejetaryenlik peşinde koşuyoruz.
Eğer pilinizin yavaş yavaş zayıflamaya başladığını düşünüyorsanız bir laboratuvara uğrayıp B12 vitamini seviyenizin ölçülmesini isteyin.
Laboratuvar raporundaki rakam 500’ün hele hele 300’ün altındaysa pilinizi yeniden şarj etmenizin tek çaresinin B12 takviyesi olduğunu unutmayın.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
PAYLAŞALIM HERKES FAYDALANSIN

Bir erkeği burcuna göre nasıl aşık edersiniz?

AŞK[1]

 

Eğer astroloji ve burçlara inanıyorsanız bir erkeği kendinize aşık etmek için farklı yollar deneyebilirsiniz. Bu yollar nelerdir bilmek ister misiniz?
Hoşlandığınız erkeğin sadece burcunu bilmek onun dikkatini nasıl çekeceğiniz konusunda size çok yardımcı olacaktır. Bu yollar sayesinde hoşlandığınız erkeğe daha profesyonelce yaklaşabileceksiniz.
Koç burcu erkekleri
Koç erkekleri meydan okumayı sever, bu yüzden onu seviyorsanız çok belli etmeyin. Koç kovalanmayı sever ve onun dikkatini çektiğiniz sürece sizden hoşlandığını düşünecektir. Bir şeyin zor olması onlar için bir şeyi başarmaktan daha önemlidir. Bu yüzden koç erkeklerinin önce ilgisini çekip daha sonra kendinizi biraz zorlaştırarak onun size daha da bağlanmasını sağlayabilirsiniz.
Boğa burcu erkekleri
Boğa burcu erkekleri sevgi ve ilgi isteyen nazik insanlardır. Ancak korkuları vardır, bir ilişkiyi yaşama ihtimalleri çok düşük. Onlara zaman ayırın, yavaş olun ve adım adım yaklaşın. İlk hamleyi yapmak zorunda kalabilirsiniz, sorun değil böylece onun takdirini kazanacaksınız. Hemen açılmasını beklemeyin.
İkizler burcu erkekleri
İkizlerin kalbini çalmak kolay şey değildir. Sürekli dramatik olaylar yaşatan değil onları eğlendiren kadınlara aşık olurlar. Kendileri de eğlenceli bir kişiliğe sahip oldukları için dramaya girmezler, hayatta basit şeylerden hoşlanır ve kendileri gibi birini isterler. Bir ikizlere yaklaşmanın en iyi yolu dostluğun üzerinden geçmektir, bu şekilde sizi ilk önce tanıyacak ve sonra ilişkinin tadını çıkartacaktır. Eğlendirici olduğunuzu anlarsa geri kalan her şeyin geçmiş olduğunu fark eder.
Yengeç burcu erkekleri
Yengeç erkekleri genelde içe dönüktür ve hemen duygularını göstermezler. Ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar sezgisel yönleri kuvvetlidir. Yengeç burçlu adamla bir araya gelmek isterseniz niyetleriniz ve duygularınız hakkında dürüst olun. Güçlü, bağımsız ve kendini geliştiren çalışkan kadınlar yengeç erkeklerinin dikkatini kolayca çekebilir.
Aslan burcu erkekleri
Aslanlarda büyük bir ego sahibi olma eğilimi olmasına rağmen çok kırılgan bir yapıya da sahiptirler. Çok fazla bakıma ve desteğe gereksinim duyarlar ara sıra kendilerini rahat hissettirmek için o egoyu okşamak zorunda kalabilirsiniz. Temelde sevgi, bakım ve dikkat isterler.
Başak burcu erkekleri
Başak erkekleri ne istediklerini ve nasıl elde edileceklerini bilen kadınlardan hoşlanırlar. Güçlü, düşünceli, zeki bir kadınsanız başak erkeklerini kolayca cezp edebilirsiniz. Ayrıca güçlü ahlak ilkelerine sahip kadınları da severler.
Terazi burcu erkekleri
Terazi burçları hem kendi hem de partnerlerinin duygularıyla temas halindedir. Duyguları ve hislerini sezgisel olarak bilen ve anlayan birine ihtiyaç duyarlar. Güvence altına almak ister ve olumlu takviyeler onları harika hissettirir. Terazi bir adamla birlikte olmak istiyorsanız duygusal zekanız üzerinde daha iyi çalışmalısınız, bu nedenle onların duygusal ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını bilirsiniz.
Akrep burcu erkekleri
Akrep erkekleri ilişkilerde çok tutkuludur, ancak onları görevlendirmek için oyun oynamak zorundasınız ve oyuna göre sizi kovalamasına izin vermeniz gerekiyor. Açık olmayın ve ilginizi tam olarak gösterin, onu daha fazla istemek için ipuçlarını yerde bırakın. Çok iş gibi gelebilir, ama sonucu gerçekten buna değecektir.
Yay burcu erkekleri
Yay erkekleri yıldızlara ulaşmayı sever, bu yüzden onları aptal yerine koymayın. Zeki, akıllı olan ve her türlü şey hakkında canlandırıcı konuşmalar yapabilen kadınları severler. İstediği şeyi elde etmek için çok çalışmayı severler, bu nedenle kendinizi kolayca elde ettirmeyin.
Oğlak burcu erkekleri
Oğlak burcu çok ileri, iddialı ve zorba gibi görünebilir, ancak bu onların kaba insanlar olduğu anlamına gelmez sadece kalbinden geçenleri doğruca konuşmalarından kaynaklıdır. Temel olarak oğlak burçları için hiçbir filtre yok. Sadakati her şeyin üstünde tutarlar. Eşlerinin her zaman onları destekleyeceğini ve herhangi bir maceraya atılmak zorunda kaldıklarında yanında olduğunuzu bilmeleri gerekir.
Kova burcu erkekleri
Kova erkekleri eşsiz yaratıklardır ve onları sevmek sizin için kolay olmayacak. Statü bakımından umursamaz ve çok sıkıcı bulurlar. Bu nedenle kalabalığın içine karışmaya çalışıyorsanız sizinle ilgilenmeyecektir. Kendini göstermekten korkmayan, kendinden korkmayan insanları sever. Kova burçları zaman zaman birbirlerinden kopmuş gibi görünebilirler, ancak merak etmeyin güven konularında eğilimlidirler. Yani temel olarak kova erkeğinin dikkatini çekmek için otantik ve güvenilir olmalısınız.
Balık burcu erkekleri
Balık erkekleri çok duygusal, spontane yaşayan biri olabilirler. Ancak, sizi sevmesini sağladığınızda sizin lehinize çalışır. Balık erkekleri romantik ruhudur ve büyük jestleri sever, bu yüzden romantik bir şeyler yaparak dikkatlerini çekmeyi seçerseniz onlardan takdir kazanabilirsiniz.
Merve Ağdağlı / PembeNar Özel