Anton Çehov’dan Hayata Karşı Bakış Açınızı Değiştirecek 10 Söz

anton-çehov-ebru-12[1]

 

1.Unutma; insanları tanıman için en uygun zaman ayrılmalarına en yakın zamandır. Çünkü o zaman sahte yüzler açığa çıkmıştır!
2.Mutlak bir mutluluk yoktur. Her mutluluk kendi içinde bir zehir taşır ya da dışarıdan gelen bir zehirle zehirlenir.3.İnsana kelebek hayatta bir kere konar; kaçırırsan başka şansın yoktur. Çünkü o kelebek ertesi gün ölmüş olur.
4.Kendini yalnız hisseden kimse için her yer çöldür.

5.Basit kadın; güzel olmayı zeki olmaya tercih eder. Çünkü basit erkekte zekayı anlayacak kafa değil, güzelliği görecek göz vardır.
6.Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi alçakça bir iştir.

7.İşte hayat. İnsan hayatı tıpkı tarlada açan bir çiçeğe benzer. Bir katır gelip yiyiverir onu, çiçek sizlere ömür!
8.Doğru zamanda gelen yanlış insana tanıdığın şansı, yanlış zamanda gelen doğru insana tanımadığın sürece üzülen hep sen olursun…

9.İnsanlara ne kadar değer veriyorsan, o kadar tepene biniyorlar. Hele bir de verdiğin değeri onlara belli ettiğinde.
10.Hayata karşı ilk küskünlüğümüz; yanımızda sandığımız kişileri, karşımızda görmemizle başlar.

http://filoji.com/anton-cehovdan-hayata-karsi-bakis-acinizi-degistirecek-10-soz/

Öyle oturup saç uzatacağıma…

26167177_1946239158960174_4016213870207755560_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AZİZ NESİN’İN, GÜRÜLTÜ YAPAN KOMŞUSUNA YAZDIĞI MEKTUP :

15621964_1215749025180199_794521759826969364_n[1]

Sevgili Kazım Bey’ciğim,

Hiç grev yapmadan, Pazar günleri bile çalışan, apartmanın ikinci katındaki fabrikanızdan dolayı sizi candan kutlarım. Büyük bir icat üzerinde çalıştığınızı tahmin ettiğimden, bu saate kadar kıyıp da fabrikanızın çalışmasını engellemek istemedim. Ama böyle giderse, her zaman faal olan fabrikanızın altında çalışıp para kazanamayacağımdan, bizim aileyi de geçindirmek size düşecek. Çok uzun zamandan beri fabrikanız çalıştığına göre, bir büyük gemiyi parça parça yapmakta olduğunuzu tahmin ediyorum. Herhalde parçaları birleştirip gemiyi yapınca hepimizi şaşırtacaksınız. Artık bugün akşam olmak üzere. Acaba fabrikanızı bir iki saat paydos edip, biraz da benim çalışmama müsaade eder misiniz ? Bu iyiliği bir yazardan esirgemeyeceğinizi düşünerek, size hürmet olarak imzalı bir kitabımı gönderiyorum. En iyi komşuluk duygularımla.

AZİZ NESİN

Burcunuza göre dünyaya geliş nedeniniz?..

yuskelen-burcbig[1]

 

Astroloji düşünülenin aksine, bilimsel bağlantıların en güçlü kanıtlarla sunulduğu bir bilim dalı…
Astrolojiyle ilgili, dedikodu mahiyetini aşan, bilimsel çalışmaları, bulguları, öngörüleri dikkatlice okuyor ve üzerinde çalışıyorum…
Son olarak bana gönderilen; “burcumuza göre, dünyaya geliş nedenimiz ne?..”
“Tanrı bizi dünyaya getirirken burcumuzla birlikte hangi misyonu veriyor?..” isimli çalışma, hayli ilginç sonuçları keyifli bir dille anlatıyor…
İşte burcunuza göre, Tanrı’nın bize verdiği misyonlar:
Kendinizi anlayabilmek için, Tanrı’nın verdiği misyonları; Koç burcundan itibaren okumanız gerekiyor…
Burçlarla arasındaki bütünlüğü anlamak kapsamında…
Sadece kendi burcunuzu okumaya kalkarsanız, “hayatı kendinden ibaret sayan ve evreni anlamaya çalışmayan tüm küçük egolarda” olduğu gibi olaydan hiçbir şey anlamamanız kesindir…
Hepsini bir bütünün parçaları olarak görmeniz dileğiyle…
KOÇ: KENDİNİ BEĞENME ÖZELLİĞİ
Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum…
Ektiğin her bir tohuma karşılık, elinde bir milyon tohum bulacaksın…
Fakat onların büyümelerini görecek vaktin olmayacak…
İnsanların aklına “BEN”i yerleştirecek ilk kişi sen olacaksın…
Fakat bu düşünceyi geliştirme, ya da hakkında soru sorma, senin görevin olmayacak…
Yaşamının sebebi; eylemdir…
Bu eylem insanlara “BENİM YARATICILIĞIMI” haber verecek…
İyi çalışabilmen için sana “KENDİNİ BEĞENME” özelliği veriyorum…
BOĞA: “SANA GÜÇLÜ OLMA YETİSİNİ VERİYORUM”
Sana tohumu madde haline getirme gücü veriyorum…
Başlanmış olan bütün işleri senin bitirmen gerektiği için, görevin çok sabır gerektiriyor…
Aksi halde tohumlar rüzgarda savrulup kaybolacak…
Yapmanı istediğim bu görev için soru sormayacak, işin ortasında düşünceni değiştirmeyecek ve başkalarından destek beklemeyeceksin…
Bunun için sana “GÜÇLÜLÜĞÜ”, yani “GÜÇLÜ OLMA” yetisini veriyorum…
Onu akıllıca kullan…
İKİZLER: “BİLGİYİ BULACAKSIN…”
Sana insanların çevrelerinde gördükleri şeyi anlamalarını sağlayabilmek için, cevapsız sorular veriyorum… İnsanların neden konuşup, neden dinlediklerini hiçbir zaman bilemeyeceksin…
Fakat cevabı bulmak için yapacağın araştırmalarda sana armağan olarak “BİLGİ”yi vereceğim… Bilgi’yi bulacaksın…
YENGEÇ: “SANA DUYGUYU ÖĞRETME GÖREVİNİ VERİYORUM…”
Sana insanlara duyguyu öğretme görevini veriyorum… Bütün duyguları yaşayarak öğrenmeleri ve olgunluğa ulaşmaları için, onları hem ağlatıp hem güldüreceksin…
Sana olgunluğu hızla arttıracak olan, “AİLE” armağanını veriyorum…
ASLAN: “YARATICILIĞIMIN GÖRKEMİNİ DÜNYAYA GÖSTERME GÖREVİ”
Sana yaratıcılığımın tüm görkemini dünyaya gösterme görevini veriyorum… Ancak azametinde dikkatli olmalı ve bu yaratıcılığın senin değil “BENİM” olduğu gerçeğini daima hatırlamalısın…
Eğer bunu unutursan; insanlar seni küçük görecekler… Bu görevi iyi bir şekilde yerine getirirsen, büyük haz duyacaksın… Bunun için sana vereceğim armağan “ONUR”dur…
BAŞAK: “SENDEN, YARATTIKLARIMI DİKKATLİCE SINAMANI İSTİYORUM…”
Senden insanların BENİM YARATTIKLARIMLA neler yaptıklarını sınamanı istiyorum… Onların ne yaptıklarını dikkatlice inceleyip, kusurlarını hatırlatacaksın; ve böylece BENİM YARATTIKLARIMI iyice öğrenmelerini sağlayacaksın…
Sana bunu yapabilmen için “SAF DÜŞÜNCEYİ” armağan ediyorum…
TERAZİ: “UYUMSUZLUK OLAN HER YERE SENİ YERLEŞTİRECEĞİM…”
Sana insanların birbirlerine karşı olan görevlerini hatırlayabilmeleri için, HİZMET erdemini veriyorum…
Böylece insanlar işbirliğini öğrenecek… Ve kendi davranışlarının diğer yönlerini de yansıtma yeteneğini elde edecekler… UYUMSUZLUK OLAN HER YERE SENİ YERLEŞTİRECEĞİM…Bu gayretlerin için sana armağanım “Sevgi” dir…
AKREP: “HAYVANSAL İÇGÜDÜLÜRLE ÖYLESİNE UĞRAŞACAKSIN Kİ…
Sana çok güç bir görev veriyorum…
Sana düşündüklerini anlama yeteneği verdiğim halde, anladıklarını söylemene izin vermeyeceğim…
Birçok kez gördüklerinle ACI çekecek ve bu acı ile “BEN”den uzaklaşacaksın…
Bu acının “BEN”den değil, benim yanlış anlaşılmış olmamdan doğduğunu unutacaksın…
Birçok insanı hayvan gibi görecek ve onların hayvansal içgüdüleriyle öylesine uğraşacaksın ki, yolunu şaşıracaksın…
Fakat en sonunda BANA döneceksin…
Akrep sana en üst armağanım olan “AMAC”ı veriyorum…
YAY: “BİRÇOK KİŞİNİN YAŞAMINA YALNIZ BİR AN İÇİN GİRECEK…”
Senden “BEN”i yanlış anlayıp, çaresizliğe düştüğünde insanları güldürmeni istiyorum…
Bu güldürme insanlara umut verecek ve bu umutla insanların gözlerini BANA çevirmelerini sağlayacaksın…
Birçok kişinin, yaşamına yalnız bir an için girecek ve girdiğin her yaşantıdaki huzursuzluğu tanıyacaksın… Sana karanlıktaki her köşeye erişip aydınlatabilmen için, “SONSUZ BEREKET” veriyorum…
OĞLAK: “SANA İNSANLARIN SORUMLULUĞUNU YÜKLÜYORUM…”
Senden insanlara çalışmayı öğretmek için alınterini istiyorum… Tüm insanların yükünü omuzlarında taşıyacağın için, bu görevin hiç de kolay değil… Ama bu boyunduruğun yükü için, sana insanların “SORUMLULUĞUNU” yüklüyorum…
KOVA: “YALNIZLIĞIN” ACISIYLA; BENİM SEVGİMİ ÖĞRENECEKSİN…
Sana insanların, tüm olanakları görebilmek için; “GELECEK” KAVRAMINI
veriyorum… “BENİM SEVGİMİ” kişiselleştirebilmen için, “YALNIZLIK” acısını çok duyacaksın… İnsanların gözlerini yeni olanaklara çevirebilmeleri için, sana “ÖZGÜRLÜĞÜ” armağan ediyorum…
BALIK: “SENDEN İNSANLARIN ÜZÜNTÜLERİNİ GETİRMENİ İSTİYORUM…”
Sana hepsinden daha güç bir görev veriyorum…
Senden insanların ÜZÜNTÜLERİNİ toplayıp, BANA geri getirmeni istiyorum…
***
Senin gözyaşların sonunda benim gözyaşlarım olacak…
Senin topladığın üzüntüler, insanların BENİ yanlış anlamalarından doğmuş üzüntülerdir…
Senin onlara vereceğin “ŞEVKAT”le onlar yeniden BENİ anlamaya çalışacaklar…
Bu güç görev için sana en büyük armağanı veriyorum…
Sen oniki çocuğum arasında BENİ tek anlayan olacaksın…
***
Fakat bu anlayış yalnız senin içindir…
Sen onu insanlara anlatmak istediğinde, onlar seni dinlemeyeceklerdir…
Yazar: Reha Muhtar

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Halil Cibran- Vermek Üzerine…

select[1]

 

Vermek Üzerine:
Malınızdan mülkünüzden verirken pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız.
Gerçekten vermek kendinden vermektir.
Çünkü mal mülk, bir gün gerekir endişesiyle alıkoyup sakladığınız şeylerden başka nedir ki?
Ve yarın, yarın ne getirir, kutsal kente giden hacıların peşine düşmüşken, iz tutmaz kumlara kemikler gömen aşırı tedbirli köpeğe?
Yokluk korkusu yoksunluğun bizzat kendisi değil midir?
Kuyunuz suyla doluyken susuz kalmaktan korkmak, asıl giderilemez susuzluk değil midir?
Çok şeye sahip olup çok azını verenler vardır ?bunu şan olsun diye yaparlar ve bu gizli arzu hediyeleriniz yoz eder.
Bir de aza sahip olup hepsini verenler vardır.
Bunlar yaşama ve yaşamın cömertçe verilmiş bir ödül olduğuna inananlardır ve onların sandığı hiç boş kalmaz.
Sevinçle verenler vardır ve o sevinç onların ödülüdür.
Ve acıyla verenler vardır ve o acı onları arındırır.
Ve veren ve verirken acıyı bilmeyen, sevinç aramayan, faziletli olmayı düşünmeden verenler vardır;
Şu vadideki mersin ağacının kokusunu havaya saçması gibi verirler.
Tanrı böylelerinin elleri aracılığıyla konuşur ve onların gözlerinden dünyaya gülümser.
İstenince vermek iyidir fakat istenmeden, ihtiyacı anlayıp da vermek daha iyidir;
Ve eli açık olanlar için, alacak olanı aramak vermekten daha büyük bir sevinçtir.
Sanki alıkoyabileceğiniz bir şey var mı?
Tüm sahip olduklarınız bir gün verilecek;
Öyleyse şimdiden verin de, size ait olsun verme mevsimi, mirasçılarınıza kalmasın.
?Veririm ama sadece hak edenlere? dersiniz sık sık.
Ne meyve bahçenizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler.
Onlar yaşayabilmek için verir, çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır.
Günler ve geceler bahşedilmeye değer bulunmuş olan, sizin vereceklerinizi almaya da layıktır kuşkusuz.
Ve hayat ummanından içmeyi hak etmiş olan, sizin küçük derenizden tasını doldurmayı hak eder.
Ve bir şeyleri alma cesaretinden ve güveninden, hatta hayırseverliğinden büyük fazilet var mıdır?
Önünüzde göğüslerini bağırlarını yırtıp itibarlarından soyunmaya, böylece size çırılçıplak değerlerini ve gizlisi saklısı kalmamış gururlarını sergilemeye kim adına zorlayabilirsiniz insanları?
Siz önce bakın, veren olmaya ve vermenin aracı olmaya layık mısınız bakalım.
Çünkü aslında hayata bir şeyler vermek hayata mahsustur ? kendini bağışın kaynağı olarak gören sizler sadece birer tanıksınız.
Ve siz alanlar ? ve hepiniz alıcısınız- minnetin ağırlığını yüklenmeyin, yoksa kendinize ve verene boyunduruk takmış olursunuz.
Tam tersine verenle birlikte hediyelerinin üzerinde yükselin kanatlanırcasına;
Çünkü borcunuz konusunda aşırı titizlik, anası eli açık toprak ve babası Tanrı olanın cömertliğinden kuşku duymak demektir.
Gerçek vermek mal ile değil, insanın kendisinden vermesidir. Mal, yarın onlara ihtiyaç olabilir kaygısıyla insan tarafından saklanan ve korunan bir şeydir. Korunan bu mallar, bir köpeğin izsiz kumlara kemik gömmesinden başka bir şey değildir Ermiş?e göre. İhtiyaç kaygısı ihtiyacın kendisinden başkası olmamalıdır. Vermek kiminde şöhret içindir, kimi neşeyle verir, kimi ıstırapla, kimi de ne ıstırap duyar ne neşe ne de erdem için verir. İşte bu veriş, Allah?ın elleri aracılığıyla konuşmasıdır ve Allah bu insanların gözlerinin ardından gülümser. Vermek güzeldir, ama gecikmeden ve istenmeden. Verirken verdiğiniz kişi buna layık mı diye düşünmek yerine, vermeye layık mıyım şeklinde düşünerek. Veren insan değildir çünkü.
Alıcılar ise -herkes alıcıdır-, minnetin ağırlığını yüklenmemeli, kendine boyunduruk vurmamalıdır. Almak, topraktan ve Allah?tandır. İnsan bunu hediye olarak kabul etmelidir.

Halil CİBRAN Ermiş kitabından

4 SİHİRLİ SORU

question-1828268_960_720[1]
Bir şey istediğinizi düşündüğünüzde veya bir amacınız olduğunda kendinize sormanız için size 4 tane önemli soru önereceğim.
1- Bunu gerçekten istiyor muyum?
2- Buna tamamen hazır mıyım?
3- Bunun için kendimi yeterli buluyor muyum?
4- Bunu hak ettiğime inanıyor muyum?
Bu 4 soruya gönül rahatlığı ile evet yanıtını verdiğinizden emin olun, sonra harekete geçin. Aksi halde, bilinçsizce kendi kendinizi sabote etmeniz veya bilinçaltınızın sizi engellemesi söz konusu olacaktır. Eğer bu sorulardan birisine veya bir kaç tanesine hayır yanıtı verdiyseniz bu durumda hangi maddelerde takıldıysanız bununla ilgili olumlamalar yapmanızı öneririm.
…… yı gerçekten istiyorum.
……. için bütünüyle hazırım.
…….. için kendimi yeterli buluyorum.
……… yı hak ettiğime inanıyorum gibi.
Eğer biliyorsanız önce bir arındırma tekniği ile sorunu arındırmanız sonra olumlama yapmanız çok daha faydalı olacaktır. Örneğin önce EFT ile gerçekten istememenizle ilgili bir temizlik, sonrasında olumlamanızla çalışmanız gibi. Bu şekilde bir temizlik ve kodlama süreci kısaltacak ve alacağınız sonuçların çok daha etkili olmasınız sağlayacaktır. Eğer arındırma tekniği bilmiyorsanız olumlamanızla 21 gün düzenli olarak çalışmanızı ve günlük çalışma sürenizi uzatmanızı öneririm. Sevgiyle kalın.

Berna Özcan Demir

Not: Eft yanı sıra Access bilinçaltı temizliği de etkili olacaktır. Anette İnselberg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yatmadan önce kendinize 5 dakika ayırın ve aşağıda “A” ve “B” olarak belirttiğim iki adımı uygulayın.

prof_dr_cuceloglu_anne_babalara_seslendi_b[1]

 

2018 YILINIZ KUTLU OLSUN.
YENİ YIL KUTLAMASI VE İKİ ÖNERİ
Değerli okurlarım 2018 yılının her gününün gönlünüzce olmasını dilerim.
2018’de her gün uygulamanız için size iki basamaklı bir önerim var.
Bir defter alın. Bugünden itibaren başlayın.
Yatmadan önce kendinize 5 dakika ayırın ve aşağıda “A” ve “B” olarak belirttiğim iki adımı uygulayın.
A- Kendinize şu soruyu sorun:
Bugün kendim olarak hayatımda ben ne kadar vardım? Bir kaç dakika düşünün; fazla düşünmeyin. “0” ile “100” arasında bir puan verin.
“0” kendim olarak hiç var değildim; bugün başkalarının beni görmek istediği biri olarak düşündüm, konuştum ve davrandım.
“100” bugün yaptığım her hareket, söylediğim her söz benim kendi seçimimle oluşmuş bir söz ve davranıştı. Bugün tüm davranış ve konuşmalarımda ben kendim olarak vardım.
Çok düşünmeyin; nasıl hissediyorsanız, “0” ile “100” arasında bir puan verin.
Daha sonra bu puanın sizin için anlamı üzerinde düşünün. Neden bugün yaşamınızda o puan kadar vardınız? Yargılamayın, sadece anlayın.
B- Bugün olan bitenler içinde şükredeceğiniz üç şey bulun.
Kendinizle, ailenizle, arkadaş ve dostlarınızla, tanıdıklarınızla ilgili şükredeceğiniz neler oldu? Örneğin ben kendim için bugün şunları yazabilirim:
1- Sabah kahvaltımı hazırlarken ekmek kokusunun farkında olmak, acıkmak ve masaya koyduğum yiyecekleri görebilmek bende sağlığımla ilgili şükür duygusu uyandırdı.
2- Köşedeki çiçekçiden aşağıda oturan yaşlı teyzeye bir buket kır çiçeği almak aklıma geldi ve çiçeği verirken hüzünlü gözlerin arkasındaki teşekkür duygusunu görmek beni mutlu etti. Çiçek verecek komşum olduğu için ve bunun farkına varabildiğim için şükrettim.
3- Bugün, Çin felsefesi üstüne yazılmış bir kitap okumaya başladım. Üzerinde düşünmediğim, farkında dahi olmadığım bazı varsayımları sarsmaya başladı. Yazılanı anlayabilecek akıl yeteneğim olduğu için şükrettim.
Yazdıklarınızı her hafta gözden geçirin. Haftalık varoluş puanınıza bakın. Zaman içinde puanınızda bir değişme var mı?
Gönlünüzce günlerle dolu bir yıl dileğim ve sevgimle…

Doğan Cüceloğlu

Ota böceğe gül!

g

 

Beyin dediğin bir buçuk kiloluk bir yağ ve su karışımı. Ciddiye alma. Yüzün gülünce beyin hemen ona kanıyor, işler yolunda zannediyor. Saf saf basıyor serotonini. Ota böceğe gül! Hiçbir işe yaramasa, en azından mahallede, “Vaay, işi gücü yolunda galiba” derler, havan olur.

– Gülse Birsel /

Yeni Yılda Negatif Enerjilerden Arınma Ritüeli…

Doğduğun Ayın Kuşu Kişiliğin Hakkında Neler Söylüyor

dogdugun-ayin-kusu-1[1]

 

OCAK-Senin doğum kuşun ”baykuş”

Sen kendinden emin, güçlü ve kolay kolay sarsılmayan bir insansın. insanlara karşı mesafeli davransan da aslında içinde sevgi ve ilgi isteyen bir insan var.
Aynı zamanda özgüvenin çok yüksek ve kendi düşüncelerine çok önem verirsin. İnandığın kuralların dışına asla çıkmaz, hedeflerine ulaşmak için her şeyi yaparsın.

Seni diğer insanlardan ayıran en önemli özelliklerin ise sabırlı ve mantıklı bir insan olmandır.

ŞUBAT-Senin doğum kuşun ”mavi ispinoz”

Sen değişimi, macerayı ve yeniliği seven arkadaş canlısı bir insansın. Tamamen eşitliğin ve kardeşliğin hakim olduğu bir dünyanın özlemi ile yaşıyorsun.
Senin için her şeyden önce ideallerin gelir, aşk ikinci plandadır. Çok güçlü sezgilere sahipsin fakat bazen duyguların sezgilerinin önüne geçebilir.
Özgürlük senin asla vazgeçemeyeceğin bir şey ve hayatın anlamıdır. Seni diğer insanlardan ayıran en önemli özelliğin bağımsızlığına çok düşkün olman.

MART-Senin doğum kuşun ”nar bülbülü”

Sen, hareketli ve enerjik yapın ile tanınan bir insansın.Merak ettiğin konularda oldukça yaratıcısın ve olaylar karşısındaki coşkunu asla gizleyemezsin.
Sürekli yeni fikirler üzerinde düşünürsün fakat kolay sıkılan bir yapın var. Zekisin ve savaşçı bir ruha, idealist bir düşünce yapısına sahipsin.

NİSAN-Senin doğum kuşun ”çalıbülbülü”

Sen doğan gereği nazik bir insansın. Ayrıca sabırlı, soğukkanlı ve çok insancıl bir yapın var. Sen mantığından çok duygularınla hareket edersin.
Dayanıklılık ve sabır ise senin başarının temelini oluşturur.
Değişime çok açık olduğun söylenemez. Bir karar alırken enlemesine boylamasına iyice düşünürsün, aldıktan sonra ise kimse seni tutamaz.

MAYIS-Senin doğum kuşun ”bülbül”

Sen oldukça çekici, zeki ve becerikli bir insansın. Meraklı, öğrenmeyi seven yapın ile dikkat çekiyorsun. Kendine özgü davranışları olan oldukça doğal bir insansın.
Ruhun her zaman gençtir ve insanlar seninle vakit geçirmeye bayılırlar. Ayrıca gizemli olan yapın ile her zaman dikkatleri üzerine toplarsın.
Seni diğer insanlardan ayıran en önemli özelliğin ise mükemmelliyetçi olmandır.

HAZİRAN-Senin doğum kuşun ”güvercin”

Sen dürüst ve açık sözlü bir insansın. Duyguların mantığından önce gelir ve oldukça koruyucu bir yapıya sahipsin.
Sen bağlanmayı seven, ailesine ve evine oldukça düşkün bir bireysin. Gülmeyi, eğlenmeyi çok seversin ve güçlü bir espri yeteneğine sahipsin.

TEMMUZ- Senin doğum kuşun ”kartal”

Sen güçlü, canlı, asaletli bir insansın. Hayatta başaramayacağın şey yok denecek kadar azdır, engel nedir bilmezsin.
Kendine her zaman güvenirsin ve kendi doğrularını kolay kolay terk etmezsin. Tutarlı ve sakin kişiliğin ile etrafındaki insanlar için vazgeçilmez bir insansın.
Doğalsın ve asla yapmacık hareketler sergilemezsin. Sevdiklerine karşı her zaman sadık ve hoşgörülüsün ve karşı taraftan da aynı şeyleri beklersin.

AĞUSTOS- Senin doğum kuşun ”yalı çapkını”

Sen ayakları yere sağlam basan, düzenli ve kuralcı bir insansın. En belirgin özelliğin ise akıllı ve zeki olman.
Hedeflerine çok bağlısın ve gerçekleştirene kadar elinden gelen her şeyi yaparsın.
Ayrıca güven ve huzur veren bir insansın. Bu özelliğin ile çevrendeki insanlar için vazgeçilmezsin.

EYLÜL- Senin doğum kuşun ”şahin”

Sen sempatik, nazik, hoşgörülü, akıllı ve çalışkan bir insansın. Adalet, denge ve uyum senin için vazgeçilmez şeylerdir.
Çoğu zaman duygularını ve mantığını dengelersin. İnsanların vakit geçirmeyi sevdiği bir insansın ve her zaman çevrene neşe saçarsın.
Haksızlığa uğramak ve haksızlık yapmak en nefret ettiğin şeyler arasında. Her zaman güzellik için çabalayan bir bireysin.

EKİM- Senin doğum kuşun ”kuğu”

Senin için yaşam bir deney sahasıdır fakat yaptığın her şeyi ciddiye alırsın. Amaçlarını net bir şekilde belirler, elde etmek için elinden gelenin en iyisini yaparsın.
Yaşama sıkı sıkıya bağlı, mücadeleci ve cesaretli yapın ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarırsın. Sevdiklerine sonuna kadar sadık ve bağlı bir insansın.
Yapılan iyilikleri ve kötülükleri asla unutmazsın ve hayatını her zaman kontrol altında tutmak istersin.

KASIM- Senin doğum kuşun ”kerkenez”

Sen iyimser, güler yüzlü, dürüst ve güvenilir bir insansın. Çok gelişmiş bir kavrama yeteneğin olduğu için her konuda başarılı olmayı başarırsın.
Senin en belirgin özelliğin özgürlüğüne aşırı düşkün olman. Risk almayı ve yeni şeyler keşfetmeyi çok seversin.
Ayrıca çok yönlü, hayatı dolu dolu yaşayan bir insansın.

ARALIK- Senin doğum kuşun ”kuzgun”

Sen dengeli, adil ve açık görüşlü bir insansın. Çalışkan ve disiplinli yapın ile başaramayacağın şey yok denecek kadar azdır.
Geleceği ayrıntılı bir biçimde planlar, bu planın dışına kolay kolay çıkmazsın.
İş hayatın aşk hayatından önce gelir fakat sevdiğin insana sonuna kadar sadık kalırsın.

kaynak: Baykush

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

-Hemen, Hızlıca Değişmek İçin Yedi Çok ama Çok Basit Yöntem-

Değişim-Kelebek-e1441122412297[1]

Bu yılı diğerlerinden daha farklı geçirmek istiyorsanız ve bu konuda ciddiyseniz, işte önerilerim:
1- Drama bağımlılığından kurtulun. İniş-çıkışlı duygusal durumlar enerji kaybından başka bir işe yaramaz. Bu alışkanlığınızı fark edin, kırın ve gün içinde sakin kalabildiğiniz süreyi yavaş yavaş uzatın.
2-Kendinize olan takıntınızdan ve kendinize duyduğunuz körü körüne aşktan kurtulun. Bunu başarırsanız kendini kandırma ve her tecrübeyi, her anıyı, her ilişkiyi zihninde kendi istediğin rengine boyama ve daima kendini haklı çıkarma hastalığı biraz azalır. Bu da size -belki de ilk defa- kendinizi gerçekçi bir şekilde ele alma ve kusurlarınızı objektif bir şekilde (incinmeden, yaralanmadan, niye böyleyim diye ağlamadan, yok saymadan) görme imkanı tanır.
3-Dinlemeyi öğrenin. Aktif bir şekilde dinlemeyi -yani bir başkası konuşurken içiniz içinizi yiyerek, sabırsızlıkla kendi sıranızı beklemek yerine hakikaten dinlemeyi- başarmaya çalışın.
4- Kendinizden bahsetmeyin. Her fırsatta anılarınızı, huylarınızı, beğenilerinizi vs. anlatarak sahte kişiliğinizi güçlendirip pohpohlamayın. (Bu arada üzgünüm, ama hiç kimse sizin veya benim kişiliğimizle o kadar da ilgilenmiyor. Eğer dinliyorlarsa kendilerini anlatmak için sıra beklediklerindendir.)
5-Şikayet etmeyin, mızmızlanmayın. Her şey, herkes ve her durum sizin beğeninize uygun olmak ve size hizmet etmek zorunda değil. Bu basit gerçekle yüzleşin ve bunu içselleştirin. Zor zamanları, size rahatsızlık veren durumları sakince ve zarafetle atlatmaya çalışın. Böylece drama bağımlılığı da azalır.
6- Otomatize, ezbere hareketlerinizi fark edin. Kendinizi bir bilim insanı tarafsızlığıyla -kınamadan ve övmeden- izleyin ve uyanık kalın.
7- Tembel olduğunuz alanları keşfedin ve bütün gücünüzle tembelliğe karşı koyun. Erken kalkamıyorsanız: kalkın. Spora gidemiyorsanız: gidin. Bahaneler üretmeye ve ertelemeye son verin.
Eğer siz değişmezseniz hiçbir şey değişmez. Siz aynı kalırsanız bu sene ve bundan sonraki bütün seneler eskinin tekrarından ibaret olur. Değişim zor bir iştir ve yoğun, disiplinli, ciddi bir çalışma gerektirir. Birkaç kitap okuyup, birkaç kursa giderek değişim yaşanamaz.
Bir şeyi değiştirmek ve ileri götürmek için önce onun ne olduğunu, şu anda hangi seviyede durduğunu iyice anlamak gerekir. Kendinizi izleyin, bilincinizi izleyin.
İyi seneler.

ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aşk Hakkında 5 Çin Atasözü

kiraz-cicegi[1]

Savaşlardan, iç çatışmalardan ve diktatörlükten bu kadar acı çekmiş bir ülke olan Çin’in, bilgelik felsefesinin, popüler bir kaynağı olması gerçekten ilgi çekici bir durumdur. Bu sebeple, bugün aşk ile ilgili bazı Çin atasözlerinden derlediğimiz bilgileri sizler ile paylaşacağız.
Çin atasözleri özellikle aşk, romantizm ya da romantik ilişkiler üzerine odaklanma eğiliminde değiller. Bu atasözlerinin amacı, daha ziyade, hayatın anlamını ve bilgeliğin kaynağını bulmak veya insani davranışlara bir açıklama getirmektir. Bununla birlikte, kalbimizi ısıtan ve gerçekten de kulağa çok güzel gelen bazı örnekleri de vardır.

En güzel Çin aşk atasözleri

1)“İnsanlar her gün saçlarını düzeltir, peki ya kalpleri?”
Bu, romantik ilişkiler hakkında son derece sade ama bir o kadar da sembolik Çin atasözlerinden biridir. Genel olarak, çoğumuz gün içerisinde bir çok kez aynaya bakar ve iyi görünmek için oldukça çaba harcarız. Şık giysiler giyer, saçlarımızı düzeltir ve en tatlı gülüşümüzü takarak evden çıkarız.
İyi görünmek o kadar da zor bir mesele değil. Buna rağmen, her geçen gün daha fazla sayıda insan, daha iyi görünmek adına, aynanın önünde saatlerini harcıyor. Peki ya bu saatlerin bir kısmını kalbimizi düzeltmek için kullansaydık, ne olurdu?
Fiziksel olarak iyi görünmeye harcamış olduğunuz zamanı biraz kısıp, kişisel ilişkilerinize daha fazla odaklanırsanız, hayatınızın nasıl değişebileceğini hiç düşündünüz mü? Bu Çin atasözünün, bilgeliği ve kıvraklığı da burada kendini belli ediyor: insanların kendi iç dünyalarına bakmaya ve daha az fizikselliğe odaklanmayı öğütlüyor.

2)“Kalıcı duygular kalıcı sonuçlar doğurur”
Hayatlarımızı çok hızlı bir biçimde yaşıyoruz. Sürekli olarak büyük miktarda bilgiye ve uyarıcıya maruz kalıyoruz. Ancak, değişmeyen bir şey var: aşk. Aşk ne kadar derin olursa, sonuçları da o kadar derin olacaktır. Duygularımızın yararlı sonuçlarına atıfta bulunduğu için, en güzel Çin aşk atasözlerinden biridir.
Duygularımız ne kadar samimi ve içten gelirse, meyveleri de o denli tatlı ve uzun süre bozulmadan kalacaktır.

Bu durum, kısa süreli, anlık duygulardan ve yükselmelerden beslenen bir toplumda, icrası zor bir duygu olabilir. Kısa bir süre içerisinde sahip olduğumuz her şeyi tüketebiliyoruz. Uzun vadede, duygusal alanlarımız da dahil olmak üzere, yaşadığımız hissiyatların çoğunda halen çok daha büyük fayda sağlayacağı için, bu atasözünü hayatımızda yaygın bir şekilde kullanabiliriz.

3)“Kalp hiç konuşmaz, ancak anlamak için onu dinlemelisin”
Kalbimizin hiç bir zaman konuşamadığı doğrudur, ancak… iyi bir dinleyici için zaten gerekli olan birkaç kelimeden fazlası değildir. Sık sık, duygularımızın bizi yönlendirmesine izin vermekte zorluk çekeriz. Bununla birlikte, bazen akla dayalı bir yaşam tarzına bu kadar dayanmadan yaşamak ve mantığımızı bir kenara bırakmak daha yararlıdır.
Bu manada bu atasözü çok mantıklıdır. Duygularımızı kelimelerle açıklamaya çalışmak, her zaman kolay olmaz ve kendimizi duygularımızın kontrolüne bırakırsak, yaşamımız daha da sade bir hal alabilir. Eğer sürekli olarak mantığımıza dayalı bir yaşam tarzı bellersek, karakterimizin önemli bir bölümünü elbet bir gün kaybederiz.

4)“Aşk yalvararak olmaz, hak etmek lazım”
Duygularımızla alakalı bir şey istemek zorunda olduğumuz zaman, elde ettiğimiz şey, istediğimizin tersi olabilir. Birine gidip, sizi sevmesi için yalvaramazsınız, çünkü sevgi ve aşk talep edilecek durumlar değildir. Bununla birlikte, kendinizi başka birinin sevgisini hak eden biri haline getirirseniz, bu durumun olasılığı büyük ölçüde artar.
Sizi sevmek isteyip istemediklerini başkalarına sormayın. Onları doğrudan sevin ve en derin hislerini hak edin.

5)“Acı çekmekten korkan biri zaten korkunun kendisinden acı çekiyordur”
Bahsedeceğimiz son Çin atasözü, doğrudan aşk ile bağlantılı olmasa da, onunla ilgilidir. Kaç kişinin çekeceği acı ve bu acının korkusu yüzünden yeni bir ilişkiye başlamaya cesaret edemediğini biliyor musunuz? Ama bu akıl dolu atasözü kafamızda muallakta kalan bir çok şeyi netleştiriyor. Eğer acıdan çok korkuyorsanız, gerçekte de zaten acı çekiyorsunuz demektir.
İster aşktan, ister yeni bir şeye başlamaktan ya da ister yeni yollar denemekten olsun, kendinize dair korkularınız, size daha çok acı veren bir durumdur.

Aşkla ilgili bu Çin atasözleri, muhteşem bilgelik izleri taşır. Gerçekte, hayatımızda olup biten çoğu olay doğrudan bizim ile ilgilidir. Eğer korkuyorsak, eğer ilk adımı atmaktan çekiniyorsak, eğer kalbimize uzaktan bakıyor ve gerçek olmayan duyguları yaşamaya çalışıyorsak, bizi tatmin edebilen insanları çok zor buluruz.
Bu güzel sözler kulağınıza küpe olsun. Mutlu olmak, daha fazla sevgi ile dolup taşmak, hayatınızı dolu dolu yaşamak sizin kendi ellerinizde.

Kaynak: Aklınızı Keşfedin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

2018 ‘in ilk dolunayında negatif enerjilerden korunma ve temizleme yöntemleri nelerdir?

11902528_10206310414351425_3934249635696022526_n11[1]

 

Çevremizde sürekli bizi eleştiren yargılayan kişiler varsa, sürekli endişeli gözle hayatı kendine zehir edenler varsa mutlaka enerjinizi korumalısınız…
Negatif enerjilerden korunma yöntemleri:
-Mümkünse çıplak ayakla toprağa basın
-Sirkeli suyla veya vücudunuza tuz sürerek duş alın
-Tuzlu suyla hazırlayacağınız bir suya ayaklarınızı koyup 10 dakika bekleyin
-Evde salona, yatak odasının görünmez bir köşesine tuzlu su koyup iki üç günde bir değiştirin
-Negatif Enerjiden Korunma Meditasyonu Yapın: Sessiz bir yere geçin ve gözlerinizi kapatarak uzanın. Burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan bir kaç kere verin. Arkasından gökyüzünden altın rengi bir ışığın önce kafanızdan başlayarak tüm vücudunuza yayıldığını ve ayaklarınızdan çıkarak toprak anaya tüm sıkıntılarınızı ve negaif duygularınızı akıttığınız imgeleyin. Hazır olduğunuzda altın ışığın akmasını durdurun, burnunuzdan bir kaç kez nefes alıp verin ve yavaşça gözlerini açın.
-Koruma Balonu Yapın: Çevrenizde negatif insanlar olduğunda, kendinizi kocaman bir koruma balonu içine aldığınızı ve gökyüzünden gelen yeşil ışıkla içine sevgi ve koruma enerjisi aktığını imgeleyin. Ve üç kez ben sevgiyle korunuyorum deyin…Ve kişi yanınızdan ayrılana kadar koruma balonunun içinde kalın.
Evden çıkmadan da bu koruma balonunu imgeleyip akşam eve gelinceye kadar da için de kaldığınız imgeleyebilirsiniz….
-Eviniz de adaçayı tütsüsü yapın. Aşağıdaki linkte nasıl yapacağınız detaylarını bulabilirisiniz.

-Salonunuz da durması için ametist taşı alabilirsiniz.
-Kolye, küpe, yüzük şeklinde ametist taşı takabilirsiniz…
Rahatsız olduğunuz bir ortamda sağ elinizle göbek deliğiniz üzerindeki bölgeyi yani solar pleksus bölgesini kapayın
-Salonunuzda ”negatif enerjilerden korunmayı seçtim” diyerek kırmızı mumu, ”Negatif enerjilerin temizlenmesini seçtim” yeşil mumu ve ”evime huzurun ve bereketin gelmesini seçtim” diyerek mavi mumu yakabilirsiniz. Bu üçleme ve mumların aynı anda söylenip yakılması gerekiyor…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg
Not: Ametist taşlarının nasıl temizlenmesi gerektiğini başka bir yazımda detaylı anlatacağım…

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

2018 Yılına Kendinize Yapmanız Gereken 17 Paha Biçilmez İyilikle Başlayın…

12li-mini-cici-top-yilbasi-agaci-susu-kirmizi-4cm-1680-500x500[1]

 

1. Kendinizi değersiz hissettiren insanları hayatınızdan bir bir uzaklaştırmak.
Büyük şeyler başarabilecek yeteneğiniz, azminiz olmasına rağmen böyle bir çevreye sahip olduğunuzda “Zor o iş”, “Yapamazsın sen onu” diyenler yüzünden olmanız gereken yerden çok daha aşağılarda oluyorsunuz. Potansiyelinizi kısıtlayan her türlü ortamdan uzaklaşın.
2. Başka insanların hayatlarına özenmemek
Sürüler halinde başkalarının hayatına özenilip, onlar ne yapıyorsa aynısını yapma uğraşına giriliyor. Ayrılınca kurdun kapmadığı bir sürü bu, iyisi mi ayrılın.
3. Yalnız kaldığınızda bile sıkılmayan biri olabilmek.
Niye yalnızken karamsar olunur ki, mis gibi kafa dinliyorsunuz. İnsanlarla da uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz.
4. Düzenli olarak şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak.
İnsan içine çıkmak da gerekmez, isterseniz tek başınıza gidin doğayla iç içe olabileceğiniz bir yere. Hayatın mola yeri gibidir buraları.
5. Her şeyi kafaya takmamak.
Söylemesi kolay, gerçekleştirmesi zor bir durum. Zamana yayarak takmamayı da öğrenebiliyorsunuz. Şimdiye kadar taktınız da ne oldu, sadece kendinize zarar.
6. Geçmişi geçmişte bırakıp yeni bir sayfa açmak.
Geçmişe sadece ders olması için bakın. Yoksa bir yük olmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
7. Paranın peşinden koşarken anı kaçırmamak.
Yaşlanınca dört bir tarafın parayla dolu olsa ne fayda, her yaşın tadını ayrı ayrı çıkaramadıkça.
8. Eşyaya ve insana bağımlı olmamak.
“Kişi nesneleri düşündüğünde, bunlara karşı bir bağımlılık ortaya çıkar; bağımlılıktan arzu doğar; arzudan öfke doğar. Öfkeden yanılgı gelir; yanılgıdan aklın yitimi; aklın yitiminden ayrım kabiliyetinin çöküşü gelir. Ayrım kabiliyetinin yok oluşuyla kişi mahvolur.” – Bhagavad Gita
9. İzleyici olmaktan çıkıp, yapmaya başlamak.
Enstrüman çalmayı mı öğrenmek istiyorsunuz, yapın o zaman; dünyayı gezmek mi istiyorsunuz, yapın o zaman. Hayat geçip gidiyor, en iyi zaman şimdidir. Bundan 20 yıl sonra ahlar etmemek için ertelemeyin, sadece yapın!
10. Kaçmış fırsatlar için ağlamayı bırakmak.
Kaçan fırsatlar için üzülürken önünüzden geçen fırsatları görmeyebilirsiniz. Biri gider, biri gelir.
11. Yeniliklere açık olmak.
Yeni insanlar, yeni müzikler, yeni şehirler keşfedin. Maceracı bir kişiliğiniz olsun, böylece sürekli yepyeni bir insan olarak kalacaksınız.
12. El alem ne der düşüncesine gereksiz yere kafa yormamak.
Kim ne der diye aldırmadan yaşayın. Siz hayatınıza ne diyorsunuz, asıl o önemli.
13. Gerek bilgi gerek sağlık olarak kendinize yatırım yapmak.
Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun, spor yapın, tecrübeler edinin, okuyun, okuyun, okuyun…
14. İçinize sinmeyen hiçbir şeyi yapmamak.
Yaş kemale erdi diye çevre baskısından dolayı duygularınızdan emin olmadığınız biriyle evlenmeyin mesela; ya da en basit konu bile içinize sinmiyorsa yapmayın, boş verin!
15. Her işinizi kendiniz görebilmeye alışmak.
Kimseye muhtaç kalmadan kendi işinizi kendiniz görmeye çalışın. Zaten başkasına güvendiğinizde illaki bir aksilik çıkıyor. Hem bu şekilde daha fazla tecrübe kazanırsınız ve ileride karşılacağınız sorunlar karşısında dimdik durursunuz.
16. Mücadele etmekten ve hatalarla yüzleşmekten kaçmamak.
Çözmenin ve düzeltmenin zor olduğu durumlarda bile en azından denemiş olun.
17. Koskoca bir evrende göz açıp kapayıncaya kadar yaşayan zerre kadar canlılar olduğumuzun farkına varmak.
Yani hiçbir şey için kendinizi yıpratmaya değmez.
Hayat kısa, anı yaşa…
Kaynak: storia.me

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »