Nihat Kaymaz: Taksici olmasaydım kelebek çekemezdim…

 

Nihat Kaymaz: Taksici olmasaydım kelebek çekemezdim

Siirt’e yolumun ikinci defa düşmesi bu. İlki leopar araştırması içindi, bu kez ise fotoğraf editörümüz Sebati Karakurt ile birlikte bir kelebek ve bir insan hikâyesi için düştük yollara.

Kentin girişinde bizi batıdaki illerin aksine ‘Hoş geldiniz’ tabelaları yerine ağır silahlı zırhlı araçlar eşliğinde güvenlik görevlileri, caddelerinde sadece erkeklerden oluşan kalabalık, meydanında ise Nihat Kaymaz karşıladı. İriyarı ve sert görünümlü insanların içten gülümsemesi ekstra mutluluk yarattığından olsa gerek, Kaymaz’ın bizi görünce gülümsemesi ve sıcak karşılamasıyla keyfimiz yerine geldi.

Kısa bir hoşbeşten sonra “Bu sabah belediyeye kayyım atandı. Şehir biraz gergin. Kelebeklere gidelim” diyor ‘Nihat Abimiz’. Onun ön camı çatlak, sarı, eski model taksisiyle çıkıyoruz yola. Görkemli dağlara ve derin vadilere doğru kıvrıla kıvrıla giden yolda ilerlerken, bir yandan da sohbet ediyoruz.

 

‘BANA BÖCEKÇİ DİYORLAR’

Nihat Kaymaz: Taksici olmasaydım kelebek çekemezdim

Kelebek fotoğrafları Nihat Kaymaz’a ait. Kaymaz, bunları Siirt’te çekti.

Nihat Kaymaz, taksicilik yaparak günde ortalama 30 ile 50 lira arasında para kazanıyor. Bu parayla biri üniversitede, biri lisede, biri sekizinci sınıfta, diğeri henüz okula başlamamış olan dört çocuğuna bakıp, ev geçindiriyor. O anlatırken aklımdan plazalar, alışveriş merkezleri geçiyor… “İşimi çok seviyorum” diyor. Ve ekliyor:  “Çünkü beni doğaya götürüyor. İlçelere ya da köylere yolcu götürmek benim için kelebek fotoğrafı çekmek, doğada olmak demek. Taksi olmasa kelebek çekemem, kelebek çekemezsem de mutlu olamam” diye ekliyor içten bir gülümsemeyle.

 

Nihat Kaymaz: Taksici olmasaydım kelebek çekemezdim

 

Resim çizermiş önceleri makinesi yokken. “Senden başka buralarda bu işlerle uğraşan var mı?” diye soruyor fotoğrafçı arkadaşım Sebati Karakurt. “Buralarda pek kimse sanatla uğraşmaz. Makinem sürekli yanımda ama yine de şehirde dalga geçtikleri için çıkarıp onunla fotoğraf çekmiyorum. Bana böcekçi diyorlar” şeklinde  cevap veriyor.

Tek zorluk bu da değil onun için. Ama yılacak, pes edecek bir insan olmadığı belli. Kelebek peşinde kâh girilmesi tehlikeli ve yasak yerlere girdiğini, kâh bir kelebeği kurtarmak için kendini yolun ortasına attığını söylüyor. “Bilsem ki mayınlı bölgede daha önce görmediğim bir kelebek var, giderim valla” diyor yüzünde emin bir ifadeyle. O konuşurken Botan Çayı’nın dağları ayırdığı vadiye iniyoruz. O anlatıyor, biz dinliyoruz:

 

Nihat Kaymaz: Taksici olmasaydım kelebek çekemezdim

 

“Burada 17 tane baraj yapıyorlar. Kelebeklerin yaşadığı yerlerin hepsi su altında kalacak. 17 baraj nedir be abi!” derken gövdesini ön cama doğru eğerek dirseklerini arabanın direksiyonuna dayıyor ve uzaklara dalıyor. Kısa bir sessizlikten sonra yeniden doğrularak ekliyor: “Vallahi çok uğraştım bu kadar çok olmasın diye.”

Nihat Kaymaz şimdiye kadar Siirt’te 70 farklı türden 3000 kelebeğin fotoğrafını çekmiş. Hedefinin 100 tür olduğunu söylüyor. Bunların bazıları ise yaşadığı bilinen ama bugüne kadar kimse tarafından görüntülenemeyenler. “‘Dicle Güzelikelebeğinin peşindeyim. Ne zaman nerede göreceğimi biliyorum ama henüz tanışmadık. ‘Pakistan Zıpzıpı’ da öyle. Onu bu yıl çok aradım. Önümüzdeki yıl bulacağım. Ah bir de şu güvenlik sıkıntısı olmasa. 40 yıldır süren gerginlikten bıktım, yıldım. Güzellikler doğada. Ben de onların peşinden gidiyorum. Barış zamanı her yere gidebiliyordum.
Ne güzeldi…”
diye içleniyor.

 

Nihat Kaymaz: Taksici olmasaydım kelebek çekemezdim

 

Botan Çayı’nın kenarına iniyoruz arabayla. “İşte burası benim kelebek bankam” dediği yere park ediyoruz. Beyaz öncü kelebeğini iki gün önce burada çektim” diyor bagajdan fotoğraf makinesini alırken. Daha ilk adımlarda ‘Mezopotamya Kolotisi’ kelebeğine denk geliyoruz. Koca adam birden çocuk gibi neşeleniyor. O, kelebeğin; Sebati Karakurt, onun fotoğrafını çekiyor. Bir yandan da anlatıyor:

“Kelebek peşinde çektiğim fotoğrafları gören arkadaşlar ‘Burası neresi?’ diye soruyorlar. Fotoğraftaki yerin her gün geçtiği yolun üst tarafı olduğunu söylediğimde ise çok şaşırıyorlar. Kelebekler sayesinde buraları en iyi bilenlerden biri benim. Beni kelebekler gezdiriyor…”

 

FOTOĞRAF MAKİNESİNİ ÖĞRETMEN ARKADAŞI HEDİYE ETTİ

Nihat Kaymaz: Taksici olmasaydım kelebek çekemezdim

 

Nihat Kaymaz, “Çocuğumdan çok seviyorum” dediği can dostu öğretmen Hakim Çelik’in hediye ettiği fotoğraf makinesini yanından hiç ayırmıyor. Zaten fotoğrafçılığa da o sayede başlamış. Kelebeklere ve fotoğrafa olan tutkusunu, “Fotoğraf, hele de kelebek  çekmediğim gün strese giriyorum, gergin oluyorum. Ama kelebek çekmişsem de o gün dünyanın en mutlu adamıyım” diye anlatıyor.

Kaynak: kelebek…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s