Hayatınızdaki İnsanlar Sizin Frekans Eşlerinizdir…

stock-photo-happy-smiling-couple-in-love-over-white-background-292827881

Dünyanızdaki herkesin orada olması için bir neden vardır. Tüm ilişkiler, en zor görünenleri bile, engelleri, yetenekleri ve tek başınıza keşfedemeyeceğiniz yeni yönleri bulmanıza yardım etmesi için ruhunuzun size sunduğu hediyelerdir. Bazı insanlar ilgi alanlarınızı paylaşarak ve yeteneklerinizi onaylayarak özgüveninizi geliştirmenize yardımcı olabilir. Bazıları hayat derslerinizi öğrenmenizde yardımcı olacak katalizörlerdir. Kimileri sizleri yeni fikirlere ve potansiyele ulaştırır. Yine de bazıları da sadece bunun keyfi için sizinle beraberdir çünkü ruhlarınız beraber olmaktan hoşlanıyordur. Sorunlu ilişkiler sizleri sağlıksız duygu alışkanlıklarından kurtarmak için vardır…..

İlişkiler Dönüşüme Giden Yoldur

İlişkiler dönüşümünüzü hızlandırır çünkü kendinizi; hem olumlu yönlerinizi hem de engellerinizi, daha hızlı ve daha net görmenize yardımcı olur…..

Sevginin ve korkunun etkileri ilişkiniz boyunca anında size geri bildirilir, böylece kimin, sizin hayatınıza, daha çok ruh getirip getirmeyeceğini sınamak kolaylaşır. Ve ilişkiler; sorunu olanın sadece siz olduğu, sadece sizin belirli bir potansiyeliniz olduğu fikirlerinden öteye taşıyarak empatinizi geliştirir. Deneyimlediğiniz her şeyin başkaları tarafından da yaşandığını ve bunun tam tersini görürsünüz -ve bu güçlendiricidir…..

Artık dönüşüm içindesiniz. Bu da enerjiden ibaret titreşen bir varlık olduğunuzun ve hepimizin birbirimizin içine işleyen farkındalık alanları bulunduğunu bilebilecek durumda olduğunuz anlamına gelir. Şu an siz artık gerçekten nasıl her şeyi paylaştığımızı, bir diğerimiz hakkında bilgimiz olduğunu, bir başkasının varoluşunu desteklediğimizi, birbirimize bağlı olarak evrimleştiğimizi, asla yalnız olmadığımızı anlayabiliriz. Karmaşık gibi görünse de, birbirimizle olan ilişkimizin ne kadar zarif bir sadelikte olduğunu hissedebilirsiniz: özünde, hepimizin içsel frekansı birbiri ile tek bir içsel frekansta birleşir. Hepimiz sevginin evrensel titreşiminde titreşiriz.

Hayatınızdaki İnsanlar Sizin Frekans Eşlerinizdir

Duygusal olarak üzücü de olsa, mükemmel bir uyumla geçiyor da olsa ilişkilerinizde karşınızdaki insanın sizinkine benzer bir frekans kalıbı bulunur. Dünyanızda bulunan insanlar sizin frekans eşlerinizdir. Hayatınıza biri girer ve içsel algılayıcınız onu fark ederse, ortak bir kişisel titreşimi paylaşıyorsunuz demektir. Onlar sizin dünyanızda ortaya çıkıyorsa, siz de onların dünyasında ortaya çıkarsınız. Tabii ki sizinle aynı değiller ama benzer frekansları paylaşırsınız. Bir kere biraraya geldiğinizde kişisel alanlarınız birleşir ve bir ilişki alanı var olur. Bu ilişki alanı, enerji, eski tecrübelerden edinilmiş bilgiler gibi ortak kaynakları size sunarak bir çift olarak yaşayacağınız deneyimleri besler ve yeni yeteneklere ulaşmanızı sağlar. Bunun sayesinde diğer kişinin bildiklerini bilmek mümkündür. İlginç bir şekilde, fazlaca uyumsuz titreşim tarzlarına ve çok az ortak noktaya sahip insanlar birbirlerinin gerçekliğinde yer almaz.

İstediğimizi değil, benzerimizi kendimize çekeriz. “James Lane Allen”
İlişkiler hep ortaklaşa yaratılır ve yok edilir…..

Ruhunuzun birine bağlanmaya ihtiyacı yok ise, ne kadar olumlama yaparsanız yapın bu gerçekleşmez….

Bir sevgili, öğretmen ya da arkadaşa şiddetli bir çekim duyuyor ya da ondan etkileniyorsanız, bunun nedeni, ikinizin de gerçekten tıkanmaları temizlemek ve benzerlikleri doğrulamak istediğinizdendir……

Hayatınızda sorunlu insanlar olması yüzünden cezalandırılmıyor, kendinizi seri bir şekilde dönüştürme fırsatını yakalıyorsunuz..

İlişkileriniz Değişip Bittiğinde..

İki benzer şekilde titreşen kişisel alan birleşip bir ilişki yarattığı gibi, ilişkiler değişir ve birinin kişisel alanındaki titreşimi değiştiğinde de sıklıkla biter. Eğer alanınızın titreşimi, bir ruhsal çöküntü durumunun sonrasında olabileceği gibi değişirse, benzer bir çöküş yaşamamış bazı belirli kişiler artık alanınızda barınamaz ve büyük ihtimalle yok olurlar. “çok sıkıcılar” ya da “bir sebepten artık beni sevmiyorlar” gibi yorumlarla bu durumu söze dökeriz. arkadaşlıklar biter ve bambaşka bir yerden yenileri doğar.
İlişkiler eşlerin titreşim ayrılığından ötürü değişir ya da sona erer -çünkü ruhlar başka aşamalara geçerler. Bitmiş bir ilişkinin ardından üzülmeye gerek yoktur çünkü birbirinizi geliştiremediğiniz bir ilişkinin iki tarafa da yararı yoktur….

“Frekans-İnsan Titreşimlerinin Etkisi ve Anlamı”
Penney Peirce

Kaynak: Betül Arım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Susuzluktan Oluşan 13 Problem

 

Muhtemelen hayatınız boyunca hastalanmamanız ve susuz kalmamanız için su içmeniz önerildi. Ama hala su içmenin ne kadar önemli olduğunu ve vücuda faydalarını anlamayan insanlar var. Bu öğütleri dikkate almadıkları zaman susuzluktan kaynaklanacak bazı sağlık problemlerinin ortaya çıkma durumu da vardır.

Yeterince su içmemenin vücuda olumsuz etkilerini anlatmak için bu makalede sizlere özellikle susuzluk ve az su tüketiminden kaynaklanan 13 problemden bahsedeceğiz. 

Yorgunluk

Yeterince su içmezseniz vücudunuz susuz kalır ve enzim aktiviteleriniz azalır, böylece de yorgunluk oluşur. Yorgunluk ciddi bir sağlık sorunu olabilir, sürekli enerjinizin düşük olduğunu hissedersiniz. 

Erken yaşlanma

kirisiklik

Vücudumuzun %60’ı sudan oluşuyor bu yüzden düzenli işlemesi için bu değerli kaynağa ihtiyaç duyar. Gün içinde bol su içerseniz vücudunuz cildin ve organların erken yaşlanmasına sebep olan serbest radikallerle savaşır.

Aşırı kilo ve obezite

Sadece su yağları yakıp kilo verdirmez ama sağlıklı bir kilo verme sürecinde büyük rolü olduğu doğrudur. Su içmek vücuttan toksinlerin ve atık maddelerin atılmasını kolaylaştırır. Ayrıca sizi tok tutar ve metabolizmanın sağlığını korur. Vücudunuzu suya mahrum bıraktığınızda, kilo vermek için gerekli olan bu faydalarından yararlanamazsınız.

Yüksek ve alçak kan basıncı

kanbasinci

Yeterince su içmek vücuttaki toksinlerin dolaşımdan atılımını sağlar ve kan dolaşımını düzenler. Vücuttaki kan damarları, kılcal damarları ve atardamarları doldurmaya yetmediği için dolaşım sisteminin düzenli işlemesi için suya ihtiyacımız var. 

Yüksek oranda kötü kolesterol

Susuzluk hücrelerde su kaybına yol açar, böylece vücut kolesterol üreterek arayı kapatmaya çalışır, bu da sağlığınız için iyi değildir.

Kabızlık

Katı atığın oluşması ve vücuttan atılması için yiyeceklerinizin içinde yeterince sıvı olmalı ve vücudunuza yeterince su almalısınız. Kronik susuzluk çekiyorsanız, vücudunuz katı atığı atabilmek için yeterince suya sahip değildir, bu yüzden de kabızlık yaşarsınız. 

Sindirim sistemi hastalıkları

sindirim
Susuz vücut sindirim için gerekli sıvıları azaltır, bu da gastrit ve ülser gibi ciddi mide problemleri ve hastalıklarına yol açabilir.

Solunum yolu problemleri

Su sağlıklı bir bağışıklık sistemi ve solunum yolu problemlerinden korunmak için anahtar bir bileşendir. Ciğerlerinizin mukoza zarı, burun, sinüsler ve dahası hava kirliliğinden ve diğer zararlılardan korunmak için neme ihtiyaç duyar.

Dengesiz pH

Sağlıklı bir pH derecesini korumak için yeterince su içmelisiniz. Yiyecek ve diğer faktörler vücuttaki pH derecesinin daha asidik olmasına sebep olur, bu da çeşitli hastalıklara yol açar.

Egzema

egzemaVücut 500 to 700 ml terlemelidir. Bu ter ile toksinler vücuttan atılır ve bunlar vücutta kalırsa ciltte egzama gibi rahatsızlıklara yol açar. 

İdrar yolu enfeksiyonu

İdrar yolu ve sistemlerinizin sağlıklı olması için her gün bolca su içmelisiniz. Vücudunuz susuz kaldığında bu sistemler de sıvısız kalır, böylece safra kesesi ve sistit gibi idrar yolu enfeksiyonları yaşama olasılığınız artar. Bunu belirlemek kolaydır çünkü idrarın rengi koyulaşır ve kokusu ağırlaşır.

Romatizma

romatizma

Susuzluk kanda daha çok toksin birikimine yol açar, bu da çeşitli hastalıklara ve problemlere yol açar. Sayısız çalışma yetersiz suyun eklemlerde problemlere yol açtığını ortaya koydu. 

Beyin hasarı

Aşırı susuzluk vücudun sodyum ve potasyum gibi elektrolitleri depolamasında dengesizlik yaratır ve bu da sonucunda beyin hasarı ve kalp krizi gibi ciddi durumlara yol açabilir.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

5 Ocak 2017 Perşembe (11.00-15.00) Reiki İkinci Seviye Semineri…

15241370_1107499492696365_2141238181107192696_n1

Reiki 2. Aşama Eğitimi Neleri İçerir
Reiki 2. Aşamaya Ait 3 Sembolün Detaylı Anlatımı Ve Uygulaması Yapılır
Reiki Enerjisinin Şifa Gücü Ve Odaklanması Arttırılır
Geçmişte Kırgınlık Yaşanan Olaylara Reiki Gönderilir
Gelecekte Yapılacak Ameliyat, Randevu Ve Toplantılara Reiki Gönderilir
Reikiy’le Öğrenme Gücünü Arttırma Alıştırması Yapılır
Evi, Arabayı, İşi Negatif Enerji ve Duygusal Yüklerden Arındırma Çalışması Yapılır
Tartışma Yaşadığımız İnsanlardan Kendimizi Reikiyle Nasıl Korunur
İki kişi Arasındaki İlişkiye Tarafların En Yüksek Hayrına Olacak Şekilde Şifa Verilir
Dileklerimize Enerji Gönderme Uygulaması
Uzakta Yaşayan Sevdiklerimize Şifa Enerjisi Gönderme Çalışması
Bu Seviyede Şifacı Olmanın Sorumlulukları Ve Gizlilik İlkesi Anlatılır
Toplu Şifa Gönderme Çalışması Yapılır
Ödev
Seminerler hafta içi 11:00 – 15:00 ve hafta sonu 14:00 – 18:00 arasıdır

Başvurular

Anette İnselberg
Cep: 0(536) 798 68 68 & http://www.anettei̇nselberg.com

Nea Yaşam Merkezi
Valikonağı Cad. Poyracık Sok. İlgen Apt. N.28/15 K.4
Nişantaşı tel: 0212 219 19 30

Şifa Seminerleri kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sedef hastalığına doğal çözüm

seedef1

Bir tür deri hastalığı olan sedef hastalığının sebebi tam olarak bilinmemektedir. Peki, sedef hastalığına ne iyi gelir?
Sedef hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir ancak deri hastalıkları arasındaki en ciddi ve tehlikeli olanıdır. Ciltte, baş derisinde, dirsek ve dizlerde; gümüş renkli kabuklanmalar olarak kendini gösterir.
İleri safhalarda tüm vücuda yayılabilir ve bu kabuklanmalar iltihaplı bir hale dönüşebilir. Bu sebeple  tedavisi ihmal edilmemesi gereken bir rahatsızlıktır.
Sedef hastalığı tedavisinde ilk yapılacak şey, stresten uzak durmaktır.
Bursa’lı ünlü bir aktardan sedefe iyi gelen birkaç bitkisel formül sayesinde bu hastalığın etkilerini azalatmak mümkün olabilmektedir.

-Ezdiğiniz 3-4 diş sarımsağı 1 bardak kaynar suyun içine atın. 1 tatlı kaşığı üzüm veya elma sirkesi bu suya ekleyin. 4-5 tane taze yaban mersinini de ekledikten sonra 1 dakika kaynatın. Bu karışım ile rahatsızlık görülen bölgeleri yıkayabilirsiniz.
– Ayrıca yukarıdaki tarifin haricinde 1 ölçü zerdeçal ve 1 ölçü deve dikeni tohumunu toz haline getirip Sabah ve akşam aç karnına 1 tatlı balla karıştırıp yiyebilirsiniz.

Kaynak: Bitki Blog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…

15390909_1233542623407371_3612480497824094526_n1

ABD’li ünlü komedyon George Carlin’in ilginç önerileri var:
1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…
2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız negatif insanlara
yaklaşmayın.
3. Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz
atıl kalmasın. Atıl kafa iblisin tezgahıdır. İblisin adı da,
Alzheimer’dir.
4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
5. Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün.
6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
7. Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş,
balık, müzik, bitkiler… Ne olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını
çıkarın!…
8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse, üstüne titreyin. Bozuksa,
düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız, yardım isteyin.
9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve
yabancı ülkeleri dolaşın. Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna
kapılmayın.
10. Sevdiğiniz insanlara, onları sevdiğinizi söyleyin. Her fırsatta
sevdiğinizi hissettirin.
11. Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Boğaz Kaşıntısına ve Öksürüğe En Doğalından Çare: Ev Yapımı Pastil

Tüm kışı çantasında paket paket pastil taşıyarak geçirenleri görebilir miyiz?

Soğukların iyice kendini göstermesiyle sizin de uyanır uyanmaz boğazınızda hafif bir kaşıntı oluyor, bu durum gün boyu bir huzursuzluk ve öksürük nöbetleri halinde devam ediyorsa pastillere pek de yabancı sayılmazsınız tahminimizce.

İşte şimdi çantasında her zaman pastil bulunduran, her öksürene hemen çıkarıp pastil uzatanlara da, hasta olup etrafta “pastili olan var mı” diye gezenlere de iyi gelecek bir haberimiz var.

Artık bütçenizi sarsmadan, pastil paketinin dibini görünce üzülmeden, etrafınızdaki insanlardan pastil istemek zorunda kalmadan, en önemlisi de pastilden yararlanırken içindeki kimyasal maddelerden etkilenmeden kışı geçirebilirsiniz.

Nasıl mı? Evde kendi pastillerinizi kendiniz yaparak.

“Evde nasıl pastil yapılabilir ki” diye düşünenleri daha fazla merakta bırakmadan başlayalım o zaman.

Şimdiden şifa olsun!

Bir tencereyi alıyor ve içine 1 su bardağı şeker koyuyorsunuz…

Üzerine yarım su bardağı su ilave ediyorsunuz…

Ardından taze sıkılmış bir yemek kaşığı limon suyunu da karışıma ekliyorsunuz…

Limon suyundan sonra ise içine 1 yemek kaşığı bal ekliyor…

Baldan sonra yarım çay kaşığı toz zencefili de karışıma bir güzel koyuyorsunuz…

Ardından tahta bir havanın içinde biraz karanfili iyice eziyor…

Toz haline gelen karanfilden 1/4 (çeyrek) çay kaşığı kadar tencerenin içindeki karışıma ekliyorsunuz…

Karışımın tüm malzemeleri aynı tencerede buluşunca tencerenin altını açıyor…

Karışımı dibi tutmayacak şekilde sürekli karıştırarak pişirmeye başlıyorsunuz…

Karışım kaynamaya başlayınca ocağın altını kısıyor ve toplam 15-20 dakika kadar pişirerek kıvama gelmesini sağlıyorsunuz…

Ardından bir tepsinin içine pişirme kağıdı yerleştiriyor ve pişen karışımı bir kaşık yardımıyla pastil boyutlarında damlatıyorsunuz…

Hafif soğumaya başladıklarında üzerine pudra şekeri serperek pastillerin birbirlerine yapışmasını engelliyorsunuz…

Tamamen soğuduklarındaysa pastillerinizi yanınızda taşıyabileceğiniz bir kutunun içine koyarak afiyetle tüketmeye başlıyorsunuz!

İşte bu kadar.

Minik sürpriz: Pastillerden 2’şer tanesini bir bardak sıcak suyun içinde eritip şifa çayı olarak da tüketebiliyorsunuz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »