Kafadan kalbe geç, bütün duyuların birden bire berraklaşacak…

cicek_flower_heart_kalp_png_12_11

 

Gerçek yaşam hissetmektir.
Düşünmek yapmacıktır, çünkü düşünmek her zaman yaklaşıktır; asla gerçek olan değildir.
Seni sarhoş edecek olan şey, şarabı düşünmek değil, şarabın kendisidir.
Şarabı düşünmeye devam edebilirsin ama sadece şarabı düşünerek asla sarhoş olmazsın.
Şarabı içmek zorundasın ve içmek duygu yoluyla olur.
Düşünmek uydurma bir faaliyettir, geçici bir faaliyettir.
Düşünmek bir şeyin olduğuna ilişkin sana yanıltıcı bir duygu verir, oysa hiçbir şey olmaz.
Bu yüzden düşünmeden, hissetmeye geç.
Bunun için yapılacak en iyi şey kalpten nefes almaya başlamak olacak.
Gün içinde hatırına geldikçe, derin bir nefes al.
Bu nefesin tam göğsün ortasına çarptığını hisset.
Bütün varoluşun adeta içine, kalp merkezinin olduğu yere aktığını hisset.
Bu merkez insandan insana değişir; genellikle sağa yatıktır.
Fiziksel kalple hiçbir ilgisi yoktur. Tamamen farklı bir şeydir; görünmeyen bedene aittir.
Derin nefes al ve her seferinde, derin nefeslerle en az beş kez yap.
Nefes al ve kalbi hisset.
Tam ortada hisset, o varoluşun kalp yoluyla aktığını hisset.
Canlılık, yaşam, tanrısal, doğa, herşey içine akıyor.
Sonra derin bir nefes ver,
yine kalpten ve sana verilenlerin hepsini varoluşa, tanrısala geri akıttığını hisset.
Bunu gün içinde birçok kere yap ama her yapışında bir seferde beş defa nefes al.
Bu senin kafadan kalbe geçmene yardımcı olacak.
Giderek daha duyarlı olacaksın,
daha önce farkında olmadığın birçok şeyi giderek daha fazla fark edeceksin.
Daha çok koklayacak, daha çok tadacak, daha çok dokunacaksın.
Daha çok görecek, daha çok duyacaksın; herşey yoğunlaşacak.
Bu yüzden kafadan kalbe geç, bütün duyuların birden bire berraklaşacak.
İçinde yaşamın içinde, fırlamaya ve akmaya hazır bir halde
gerçekten attığını hissetmeye başlayacaksın.
* OSHO

Mutlaka Okuyun… Her Derde Deva Arı Poleni…

pelud1

 

Arı Poleni
Arı poleni, bal arıları tarafından üretilir ve genç arıların besin kaynağıdır. Arı poleni hemen hemen biz insanların beslenmek için ihtiyaç duyduğu tüm besin kaynaklarına sahiptir bu nedenle de dünyadaki “her derdin devası” unvanına sahip olmuştur. Arı poleni protein açısından çok zengindir (yaklaşık %40 protein), amino asitler, vitaminler, B-comlpex ve folik asit arı poleni içinde bulunan faydalı maddelerden sadece bir kaçı.
Arı poleni nasıl yapılır diye sorabilirsiniz ve bence bunu bilerek tüketmeniz çok önemlidir. Arı Poleni Yapımında 1 çay kaşığı polen için bir arının tam tamına 1 ay içerisinde her gün 8 saat çalışması gerekir. Her bir polen kalıbı içerisinde yaklaşık 2 milyon çiçek poleni içerir, yani bu kadar büyük bir emek harcanarak toplanılan Arı Polenlerini doğru kullanmak gerekir.
Poleninin Faydaları?
Aşağıda polenin faydaları hakkında kısa açıklamal görebilirsiniz ancak polenin içeriği hakkında detaylı bilgi almak isterseniz Polenin Faydaları ve Zararları yazımı okumanızı tavsiye ederm, polen neredeyse her şeye iyi gelir ancak size Arı poleninin en önemli faydalarını yazmak istiyorum:
Polen Enerjinizi Arttırır
Arı Poleni İçerisinde bulunan besin kaynakları sayesinde arı poleni doğal bir enerji kaynağıdır. Arı polenindeki karbonhidratlar, proteinler ve de B vitaminleri dayanıklılığınızı artırarak gün boyunca sizi dinç tutar.
Polenin Cilde Faydaları
Arı poleni genellik ile İltihapları tedavi etmek için kullanılır ayrıca sedef hastalığı ve egzama gibi hastalıklarda ortaya çıkan tahrişleri de gidermekte kullanılmaktadır. İçerisinde bulunan amino asitler ve de vitaminler cildimizi korur ve de yeni hücrelerin oluşmasını sağlar.
Arı Poleninin Solunum Sistemine Faydaları
İçerdiği yüksek miktardaki antioksidan sayesinde akciğer dokularında iltihap önleyici olarak kullanılır ve astım gibi hastalıkları önleyebilir.
NOT: Arı poleni astım gibi hastalıklar için kesin bir çözüm değildir. Kullandığınız ilaçlar yerine asla arı poleni geçemez. Bu polen sadece alerji sezonunda daha az reaksiyon göstermenizi sağlayabilir.
Arı Poleni ve Alerji Tedavisi
Arı poleni histamine miktarını azaltarak birçok alerjiyi tedavi edebilmiştir. Yapılan araştırmalara göre arı poleni tüketiminden sonra çoğu hastanın astım sorunu ve de sinüs ile ilgili alerjik problemlerinin azaldığı sonucuna ulaşmışlardır.
Arı poleni faydaları ve Sindirim sistemi
Sağlığa yararlı vitaminler, mineraller ve de proteinlerin yanı sıra arı poleni içerisinde sindirim sistemimiz için fayda sağlayacak enzimler bulundurur.
Arı poleni faydaları ve Bağışıklık sistemi
Polen bağırsak florası için çok önemlidir dolayısı ile bağışıklık sistemimizi desteklemekte faydalıdır. Araştırmalara göre arı poleni içerisinde antibiyotik özelliği bulunur bu sayede bedenimizi virüslere karşı korumakta bire birdir.
Arı poleni faydaları ve Kardiyovasküler sistemi
Arı poleni içerisinde bulundurduğu antioksidan sayesinde kılcal damarları, kan damarlarını, dolaşım ile ilgili sorunların giderilmesinde yardımcı olur ve de kolesterol seviyesini düzenler. Pıhtılaşmayı önleyerek kalp krizlerinde ve felç gibi durumları önlemekte yardımcı olur.
Arı poleni ve Prostat için Faydaları
Prostat sorununa sahip olan erkekler arı poleninin iltihap önleyici özelliğini kullanarak bu dertlerine bir deva bulabilirler.
Arı Poleninin Kısırlık Tedavisinde kullanımı
Arı poleni yumurtalıkları düzene sokarak ve de uyararak hamile kalma ihtimalini hızlandırır ayrıca arı poleninin kullanıldığı diğer bir alan da cinsel gücü artırmaktır.
Arı Poleni Nasıl Kullanılır?
Arı polenini kullanmaya başlamadan önce polene ve ya arılara alerjiniz olup olmadığını bir doktora başvurarak anlamanız gerekir. Eğer polene veya arıya alerjiniz yoksa ilk adımda arı polenini çok düşük dozlarda tüketmeniz gerek çünkü yukarda belirttiğim gibi arı poleni çok güçlü bir besindir ve üzerinizde nasıl bir etki yaratacağını tahmin etmek zordur. Yetişkinler gün içerisinde ¼ çay kaşığı arı poleni tüketmelilerdir. Çocuklarda, yetişkinlerin miktarından biraz daha az miktarda kullanmaları gerekmektedir. Arı polenini yemek ile birlikte ve ya en iyi yöntem meyve ile birlikte tüketmektir. Arı polenini ilk kez tüketmek istiyorsanız bunu sabah saatlerinde yapın, bu sayede eğer alerjik reaksiyon belirtisi ortaya çıkarsa bir doktora gidecek durumda olursunuz.
Arı Poleni Nerden Alınır?
Arı polenini satın almak için en iyi mekân güvendiğiniz yerli arı yetiştiricilerdir. Satın almak istediğiniz polenin tarım ilaçlarından, kimyasal tarım ürünlerinden uzak olmasını istersiniz. Arı polenini satın alabileceğiniz diğer yerler de güvendiğiniz sağlıklı yiyecekler satan marketlerdir. Arı poleninin rengi onun kalitesinin bir göstergesi değildir. Polenin rengi genellik ile açık sarı olsa da kırmızı, mor, yeşil, kahve, turuncu ve diğer renklerde de buluna bilir, aslında içerisinde değişik renkler bulundurması iyi bir anlama gelir çünkü bu arının farklı çiçeklerden poleni topladığının bir göstergesidir.
Nasıl taze bir arı poleni aldığınızı anlarsınız?
Bunun anlamanın en iyi yöntemi bir miktar arı poleninden tatmaktır. Az bir miktar arı polenini dilinize yerleştirin eğer taze ise hafif bir şekilde ağzınızda ericektir. Poleni çiğnediğinizde dişlerinizin kuvveti altında hemen ezilecektir. Taze bir arı poleni hiçbir şekilde ağzınızda zorla çiğneyerek yenmez. Arı poleninizin taze kalmasını sağlamak için onu saklayacağınız en iyi yer buzdolabıdır. Sıcaklık ve güneş ışığı arı polenindeki tüm besin kaynaklarını yok eder. Arı poleni yaklaşık 1 sene boyunca saklanabilir.

NASA Açıkladı: Bu Tekniği Kullanarak İnsanüstü Yeteneklere Sahip Olmak Mümkün!

Güneş seyri” ismi verilen pratiğin, tarih boyunca Maya, Mısır, Aztek, Tibet ve Hindistan medeniyetleri tarafından hastalıkları iyileştirmek ve insanüstü güçler geliştirmek için kullanıldığı iddia edilmiştir.

Son çalışmalar da bu iddiayı kanıtlar nitleikte…

Güneş seyri, morötesi ışınların gözlere zarar vermediği gün doğumu ve gün batımı saatlerinde gerçekleştirilen Güneş’i izleme pratiğidir.

Güneş seyri, morötesi ışınların gözlere zarar vermediği gün doğumu ve gün batımı saatlerinde gerçekleştirilen Güneş'i izleme pratiğidir.

 

Bu pratiği gerçekleştiren insanlar, Güneş seyrinin belirli kuralları olduğunu belirtiyor. En önemli kural, gözlerin Güneş ışınlarından zarar görmemesi için seyrin gün doğumunu izleyen bir saat içerisinde ve gün batımından önceki bir saat içerisinde gerçekleştirilmesi.

İkinci kural ise pratik sırasında yalın ayak olmak. Bunun amacı ise süreç boyunca bedeninizin dünya ile iletişim hâlinde olması…

İkinci kural ise pratik sırasında yalın ayak olmak. Bunun amacı ise süreç boyunca bedeninizin dünya ile iletişim hâlinde olması...

Ayrıca Güneş seyrini kısa sürelerle başlatıp zamanla artırmanız da sağlığınız açısından önem taşıyor. İlk gün 10 saniye ile başlanması ve her gün 10 saniye artırılarak devam edilmesi öneriliyor.

Ukraynalı Nikolai Dolgoruky, son 12 yıldır Güneş seyri gerçekleştiren isimlerden bir tanesi.

Ukraynalı Nikolai Dolgoruky, son 12 yıldır Güneş seyri gerçekleştiren isimlerden bir tanesi.

Dolgoruky, Güneş seyrine başladıktan 9 ay sonra yiyecek ihtiyacının yok olduğunu ve ihtiyacı olan tüm enerjiyi Güneş’ten sağladığını belirtiyor. Ayrıca 9 aylık süreçten sonra haftanın 6 günü doğada yalın ayak yürümenin pratikten edinilen aydınlanmayı geliştirdiğini ve sağlığa büyük faydaları olduğunu iddia ediyor.

Gelelim Güneş seyri sırasında insan bedenine neler olduğuna…

Gelelim Güneş seyri sırasında insan bedenine neler olduğuna...

Güneş seyrinin ilk üç ayında Güneş ışınları gözlerimizden girerek beynimizin hipotalamus adı verilen bölgesini aktive ediyor ve enerji akışı zamanla beynimizin diğer bölgelerini de etkilemeye başlıyor. Bu süreçte hissettiğimiz ilk değişim, beslendiğimiz şeylerin verdiği enerjinin yarattığı gerginlik ve endişenin azalması oluyor.

Yediğimiz şeyler de enerjisini Güneş’ten alır. Bu yüzden Güneş’ten aldığımız enerji, bir süre sonra iştah kaybına yol açar.

Yediğimiz şeyler de enerjisini Güneş'ten alır. Bu yüzden Güneş'ten aldığımız enerji, bir süre sonra iştah kaybına yol açar.

Ancak önemli nokta, Güneş seyrine başladıktan sonra beslenmeye normal şekilde devam etmektir. Söylenene göre bu pratik iştahın kaybolmasına zamanla ve doğal olarak yol açmaktadır.

Güneş seyrinin bir diğer getirisi, kişinin öz güveninde artış ve problemlerini kolayca ve stressiz bir biçimde çözme yetisidir.

Güneş seyrinin bir diğer getirisi, kişinin öz güveninde artış ve problemlerini kolayca ve stressiz bir biçimde çözme yetisidir.

Hepimizin öyle ya da böyle belirli psikolojik problemleri var. Güneş seyrinin birkaç ay gerçekleştirilmesi ise bu problemlerin ortadan kalkmasının, negatif enerjinin vücudu terk etmesinin ve korkulardan arınmanın mümkün olduğu söyleniyor.

Eski inanışa göre insanlardaki negatif özellikler, Güneş ışığından yoksun kalmakla ortaya çıkıyor.

Eski inanışa göre insanlardaki negatif özellikler, Güneş ışığından yoksun kalmakla ortaya çıkıyor.

Öfke, korku, kıskançlık, şehvet gibi insan için yıkıcı olabilen duygular, yaşamın kaynağı olan Güneş enerjisinin beynimizi dönüştürmesine izin vermekle yerini sonsuz bir güven ve aydınlanma hissine bırakıyor.

Ayrıca 3-6 aylık Güneş seyrinin fiziksel rahatsızlıklar üzerinde de iyileştirici etki gösterdiği söyleniyor.

Ayrıca 3-6 aylık Güneş seyrinin fiziksel rahatsızlıklar üzerinde de iyileştirici etki gösterdiği söyleniyor.

Bulunduğu iddia edilen sonuçlar, belirli bir sürenin ardından günlük 30 dakikaya ulaşan pratiğin, Güneş’ten gelen tüm renklerin beyni etkilemesi ile fiziksel rahatsızlıkların yok olmaya başladığını gösteriyor.

Ortaya atılan fikirler, Güneş’ten aldığımız enerjinin, hayatımızı devam ettirmek için gereken tüm enerjiyi sağladığını gösteriyor.

Ortaya atılan fikirler, Güneş'ten aldığımız enerjinin, hayatımızı devam ettirmek için gereken tüm enerjiyi sağladığını gösteriyor.

Güneş seyri yedi buçuk aylık sürece ulaştığında, gıda ihitiyacı azalmaya başlıyor ve süreç dokuz aya geldiğinde tüm enerji ihtiyacı ile zihinsel ve fiziksel rahatsızlıklar kayboluyor. İddia sahipleri, 9 aylık sürecin ardından pratiğin bırakılmasını ve yalnızca toprak üzerinde yalın ayak yürüyüşlerin düzenli olarak devam ettirilmesini öneriyor.

Ve Güneş seyrinin göz sağlığında olumsuz bir etki yaratmadığı yapılan deneylerle kanıtlandı.

Ve Güneş seyrinin göz sağlığında olumsuz bir etki yaratmadığı yapılan deneylerle kanıtlandı.

Güneşe çıplak gözle bakmanın retinaya zarar verdiğini hepimiz biliriz. Ancak günün doğru zamanlarında ve belirli bir süre için Güneş’e bakmanın gözler üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığı kanıtlanmıştır. Çalışma kapsamında Güneş seyircilerinin gözlerini de inceleyen araştırmacılar, herhangi bir rahatsızlığa ya da görme kaybına rastlamamıştır.

Kaynak: evrenseluzayplatformu

Sokaklarda Kağıt Toplarken Bulduğu Kitapla Hayatı Değişen Oktay’ın İnanılmaz Hikayesi

Bazen hayat, bazıları için hiç de güzel bir başlangıç değildir. Ama o başlangıç ne kadar kötü olursa olsun; onu değiştirmek küçücük bir “tesadüf”e bakar… Tesadüflere inanıyorsanız elbette.

İşte bu bahsettiğimiz dönüm noktaları için, siz ister tesadüf, isterseniz de kader diyin. Adının hiçbir önemi yok. Önemli olan her zaman ve daima “farkında olmak”.

Oktay’ın hikayesi, tesadüf veya kader değil; içerisinde kocaman bir farkındalık barındırıyor. Doğduğu günden beri, aldığı nefesin, daima farkında olan bir adam o çünkü…

Oktay Çetinkaya’nın İstanbul’da devam edecek ve hatta boyut değiştirecek hikayesi, ilk olarak Adana’da başladı…

oktay-97
“muğlaya bağlı ortaca kazasının çöplüğü, yıl 1997. Ben yarı çıplak ve diğer geri dönüşüm emekçisi arkadaşlar. Fotoğrafı istanbulda çöpte bulduğum makina ile çekmişti bir arkadaş ..”

Oktay, alkolik ve kumarbaz bir baba ile dilencilik yapan bir annenin çocuğu olarak, Adana’da dünyaya geldi. Sadece ilkokulu bitirebildi ve sonrasında bir kaportacının yanında işe girdi. Daha çocuk yaşında, çarpık düzenin ağırlığını, en acımasız haliyle omuzlarında hisseden Oktay, daha sonra, hurdacılara satmak için kablo, kanalizasyon kapağı gibi malzemeler çalmaya başladı… Hırsızlık yaparken rastladığı kağıt toplayıcılara özendi ve aslında onu bambaşka bir yolculuğa sürükleyecek olan işle; yani kağıt toplayıcılığıyla böylece tanışmış oldu.

Kaportacılık, hırsızlık ve kağıt toplayıcılığı derken; Oktay’ın yolu bir şekilde taşı toprağı altın İstanbul’a düştü…

oktay-sokak
“Sokaklarda çalışırken, 1996 yılı beyoğlu, yorucu güzel günlerdi..”

Ve başladı İstanbul sokaklarında kağıt toplamaya. Diğer kağıt toplayıcıları, tinerciler, sokak çocukları, sokak hayvanları; hepsi en iyi dostları oldu onun. Kitap demek, sadece ekmek parası demekti Oktay için. Çöpte bulduğu kitapları bazen sahaflara satıyor; parasını alıyordu. Zaten sadece ilkokulu bitirebilmişti; sonrasında ise kitaplarla tek ilişkisi bu şekilde olmuştu.

Oktay bir gün çöpte bulduğu bir kitabı okumaya karar verdi… Ve bu karar, onun bütün hayatını değiştirdi.

oktay-mekan-ac
Oktay önce o kitabı okudu, sonra diğerini… Derken artık çöpte bulduğu kitapları biriktirmeye ve hepsini teker teker okumaya başladı. Sırf bu yüzden, kitapları da satmıyordu sahaflara. Arkadaşları ile kaldıkları mekanda biriktiriyor, gözü gibi sahipleniyordu onları… En çok da Dostoyevski’yi seviyordu.

Önce kağıt toplayıcılığını bıraktı; sokakta bir kitap tezgahı açtı; sonra bu iş için bir mekan tuttu kendisine.

oktay-sahaf
Oktay’ın Beyoğlu’na açtığı dükkan(Lamelif Sahaf), yıllar içerisinde birçok araştırmacının uğrak yeri oldu. O kadar aşkla yapıyordu ki işini, zaten başarılı olması kaçınılmazdı.

Onun bu etkileyici hayat hikayesi bir de belgesele konu oldu: Çöpte Dostoyevski Buldum

oktay-cetinkaya-belgesel
Oktay Çetinkaya’nın hikayesi yönetmen Enis Rıza tarafından 2009 yılında 83 dakikalık bir belgesele çekildi. Belgeselde Oktay’ın annesi, dostları, işverenleri onunla ilgili öyle şeyler anlatıyor ki, insan izlerken oturup kendi hayatını sorguluyor; acaba gerçekten anlamlı bir yaşama mı sahibim diye…

Oktay’ın “fakirmeczup” isimli bir Instagram hesabı var; ve orada sokaklardan tanıdığı; sokaklarda tanıştığı insanların hikayelerini anlatıyor…

karadenizli-kaptan-amca
“Adem abi karadenizli eski bir gemi kaptanı. Yirmi yıl önce istanbula ilk geldiğim yıl tanıdım Adem abiyi. O’da birçok insan gibi etrafındaki insanlara ve hayata uyum sağlayamayıp sokağa ve çöplüğe sığınanlardan. Bir bilseniz öyle ilginç bir insanki.”

Bakın nasıl yaşamlar varmış…

cem-sokak
“Cem kırk yaşında, bir kırk boyunda bir sokak insanı. Birde kardeşi tinerci metin vardı , beyoğlunda terk edilmiş bir binada cesedi yanmış halde bulunmuştu, esnaf çok severdi metini abisi cem gibi. Doksanlı yıllarda bir gazete kupon ile televizyon veriyordu ,cem sokakta yaşamasına rağmen her sabah bir adet gazete alıp kuponlarını kesip biriktiriyordu annesine televizyon hediye edebilmek için.”

Bir diğeri…

sevim-abla
“Sevim ablanın kocası Tahir abi geçtiğiğimiz aylarda vefat etti . Tahir abide hayatı boyunca çöplerden topladıklarını satarak geçimini sağlamış bir insandı. Karı koca okuma yazmaları yok, çocuklarıda okula gitmedi. Sevim abla çok hasta ,Torunu yardım etmek için Sevim abla ile birlikte çıkmış işe , poşetlerini taşımasına yardım ediyor anneannesinin.”

“Kendi hikayem bana ‘inanılmaz’ gelmiyor. Çünkü daha kötü yerlerden daha iyi yerlere gelmiş insanları tanıdım.”

oktay-amcayla
“Nıhat abi 75 yaşında bekar bir teknoloji mağduru. Eskiden beyoğlu esnafının tabelalarını boyar, yazar, çizerdi . Arada boya badana işleride yapardı ama asıl işi tabelacılık nihat abinin, teknolojiye ayak uyduramadığı ve birazda huysuz olduğu için bu aralar durumu hiç iyi değil.tophanede yıkılmak üzere olan bir binada tek başına yaşıyor, zamanında benimde içinde yaşadığım bir binada. 50 yıldır tophanede yaşıyor nihat abi, ne hikayeler var nihat abide ah bir yazabilse”

Böyle söylüyor kendi hikayesi için Oktay. Belki kötü bir çocukluk geçirdi; şimdi de harika bir hayatı yok. Ama belli ki o, her zaman bu hayatın değerini bildi; vazgeçmedi yaşamaktan. Yaşadığı her günü gerçekten severek yaşadı. Kitaplarla buldu yolunu. Ve de kitaplarla devam ediyor. Sevgisiyle, yaşam enerjisiyle bir yandan tanıdığı insanlara neşe oluyor; bir yandan da başka insanların hikayelerini anlatarak; bizlere nasıl yaşamlar olduğunu gösteriyor; yaşamın asıl anlamını sorgulatıyor…

Kaynak: listelist

Akciğer Temizleme Kürü

15171214_585453598318410_331618153901094818_n1

 

Akciğer Temizleme Kürü (İbrahim Saraçoğlu)
TERE KÜRÜ
Malzemeler
Yarım litre içme suyu
15 yaprak taze ve yeşil tere
İçme suyunu kaynatın. İçine taze ve yeşil tereleri atın. Ve üzeri kapatılmış olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatarak haşlayın. 3 dakika sonunda soğuması için bekletmeden hemen süzün.
Ilıkken veya soğuduktan sonra için.
NE ZAMAN İçeceğiz?
Aç karnına veya yemeklerden 2-2,5 saat sonra tamamını için. İçine hiçbir şey ilave etmeyin.
Mutlaka tek başına tüketin, salata veya yemekle birlikte tüketildiğinde etkisini büyük oranda kaybeder.
Bu kürü kimler KULLANMAMALI:
1. Böbrek yetmezliği olanlar
2. Diyaliz hastaları
3. Hamileler
——– Sponsorlu İçerikler ——–
NE KADAR SÜREYLE uygulayacağız?
5 gün boyunca. Hergün.
Kür ayda bir kez tekrar edilebilir, sadece 5 gün olarak.
Kür kendini NASIL GÖSTERECEK?
Kürü uygulamaya başladıktan bir iki gün sonra balgam sökmeye başlayacaksınız.
Kür boyunca bazen idrar yapma sırasında yanma görülebilir, normal, bu terenin içerdiği etken maddelerden kaynaklı.
Bu paylaşım için Sayın Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu’nun Tıbbi Bitkiler Rehberi isimli kitabından yararlanılmıştır.

Mutluluk Küçük Şeylerde Saklıdır… Günün Fotosu…24/11/2016

15181302_1257706967623021_5796736851909943085_n1

Yıkar Gider…

15095442_1251132141620992_3114500055365201140_n1

Bir tır şoförünün aklına gelen dahiyane fikir… Kirli kıyafetler için böyle bir icat yapmış. Bidonun içine kirli çamaşırları, suyu ve deterjanı koyuyor ve tekerliğin iç kısmına bağlıyor. Tır hareket ederken çamaşırlarda tekerleğin dönme hareketi sayesinde yıkanıyor. Belli bir süre sonra aracı durdurup suyunu değiştiriyor ve yola devam ediyor…

Şöför bu sistemin adını Yıkar Gider koymuş:) Tebrikler…

Herkes iyi yaşamak ister.Bunun nasıl yapılacağı, insandan insana, hayattan hayata değişir

iyi-yasam11

Herkes iyi yaşamak ister. Ben de öyle sanırdım. Sonradan sezmeye başladım ki, iyi yaşamanın anlamı her bireye göre değişiyor.
Örneğin benim için iyi yaşamak, zamanı olanaklara göre en unutulmaz bir tat içinde değerlendirmek olmuştur.
*
İyi yaşamak sadece bir para pul sorunu değil, aklına estikçe azgın bir boğayı boynuzlarından tutup dizlerinin üzerine çökertmektir.
*
Bunun nasıl yapılacağı, insandan insana, hayattan hayata değişir.
*
Bazılarına göre iyi yaşamak, Sağmacılar koğuşunda demli çay ısmarlamaktır.
Bazılarına göre iyi yaşamak, aşk peşinde henüz daha kimsenin geçmediği yollardan Afganistan’a gidip, paramparça olmuş tek kristal bardağıyla uçağa yalnız binerek İstanbul’a geri dönmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, Tokyo parklarında Londra’yı konuşmaktır.
Bazılarına göre iyi yaşamak, her umudun bombok olduğu bir gecede şampanya içmektir.
*
Bazılarına göre iyi yaşamak, hem evlilik çemberine sığamamak hem de yalnızlıktan yakınmamaktır.
*
İyi yaşamayı herkes ister.
Siz öyle sanın…
*
Genellikle insanlar güvenceli bir yaşamda gösterişli olmak isterler.
*
Bazılarına göre iyi yaşamak, kimseye kızmadan ve kimseye saygısızlık etmeden cehenneme gitme özgürlüğünü, böyle bir özgürlüğün de kullanabileceğini takdir edebilecek vicdanları kabul etmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak uluslararası toplantılardan sıkılıp Venedik’te gondol sefası yapmaktır.
*
Bazılarına göre iyi yaşamak, her şeyi sıfıra indirip, yaşama on kez yeniden başlamaktır.
Bazılarına göre iyi yaşamak, aklına esince basıp gitmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, sonatları çok güzel çalan bir Fransız kemancısının konçertolarla senfonileri de çalması için ona bir orkestra bulmayı düşünmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, söverken kibar olmak, kibarken de sövmektir.
*
Bazılarına göre iyi yaşamak, “önemli” sayılan her şeyi buna inanmışlara bırakmak ve kimsenin önemli saymadığı ayrıntılarda kâğıttan kayıklar yüzdürmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, yerli yersiz şiir okumaktır.
Bazılarına göre iyi yaşamak, gerçekten sevmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, iyi yaşamasını bilmeyenlere karşı koyacak kadar güçlü olmaktır.
*
İnsanların hepsi iyi yaşamayı severmiş.
O kadar sevseler yaşarlardı.
İnsanlar iyi yaşamışlığın ne olduğunu henüz öğrenemediler bile…
İpinin kopmasından ödleri koptuğu küçük tespihlerindeki üç beş çekirdeği durmadan çekmekle günlerini eritip gidiyorlar.
*
Musset, tek vefalı dostunun yalnızlık olduğunu söylemişti.
Can Yücel de öyle…
Ben de onları anlıyorum.
Belki de iyi yaşamak, anlamaktır.
Hele anlatılan, kuyuya atılan bir taş kadar başarılı yalnızlıksa…
Çetin Altan