EL EKLEM YERLERİNDEKİ AĞRILARDAN MUZDARİP OLANLAR.

14523085_565559376973689_917002817782404053_n1
Doğal ürünlerle ovarak rahatlayalım.Bunlar neler aşağıdaki resimde isimleri var.

Kaynak Luna Akademi

Tıkalı Burnu Açmak için 6 Öneri

 

 

İnsan her an hastalanabilir, özellikle de hava ve ısı değişimleri sırasında ve bahar ile sonbaharın başlangıcında. Bu durum genelde soğuk algınlığı olarak kendini gösterir ve ana göstergesi de tıkalı bir burundur.

Her şeyden öte, bu durum vücuda yeterince oksijen gitmesini önler ve ikincil olarak ağızdan nefes almak burun yerine geçmez.

Bu yüzden tıkalı burnu açmak için etkili yöntemler bulmak önemlidir: bu yöntemler soğuk algınlığıyla beraber gelen genel sıkıntıları giderebilir.

Aşağıda tıkalı burnu çabucak açabilmek için size anlatacağımız yöntemlere göz atın, çünkü bunları değerlendirmezseniz, kendinizi daha da kötü hissetmeye devam edersiniz.

1. Tıkalı burnu açmak için acı yiyecekler yiyin

Acı baharatlar mukusun rahatlamasına yardımcı olur, böylece de bloke olmuş sinüsler çabucak açılır. Etkisi uzun sürmeyebilir, ama neden yediğiniz şeylerden faydalanmayasınız?

Bunlardan yararlanmak için öğünlerinize tercihen çiğ soğan ve sarımsak ekleyin ya da wasabi veya acı biber kullanın. Ayrıca hardal ve diğer biberler de etkilidir.

Bu besleyici gıdaları öğünlerinize ne kadar eklerseniz, bunlardan o kadar çok faydalanırsınız. 

2. Sinüslerinize masaj yapın

burun1

Sinüsleriniz solunum yolunuzun çevresindeki alanlardır.

Burada çok fazla mukus birikebilir, bu yüzden onları rahatlatmak için çevrelerine masaj yapın, bölgeye hafif baskı uygulayın ve böylece tıkanıklık daha az rahatsız edecektir. 

Nasıl yapacaksınız?

  • İşaret ve orta parmağınızın uçlarını göz altındaki bölgeye koyun ve dairesel hareketlerle masaj yapın.
  • Bunu 20-30 dakika yapın, burnunuza yakın yerlere ve göz altlarınıza yakın yerlere bastırın.
  • Son olarak, baş parmaklarınızı yanaklarınıza bastırın ve dışarıya doğru dairesel hareketlerle masaj yapın.

3. Nefesinizi kontrol edin

burun-nefes

Sinüslerinizi açmak için hiç kulaklarınızı ve burnunuzu tıkadınız mı? Eğer bunu bir kere denediyseniz, bu tekniğin ona çok benzediğini göreceksiniz.

Nasıl Yapmalı?

  • Derin bir nefes alın ve burnunuzu tutun. Sonra etrafta yürürken burnunuzdan hava vermeye başlayın. Rahatsızlık hissedene kadar buna devam edin.
  • Şimdi burnunuzu bırakın ve normal nefes alın. Oturun ve birkaç dakika içinde burun yollarınızın açıldığını fark edeceksiniz.

4. Geleneksel tedavi: deniz suyu solüsyonu

Bunun için iki seçenek var: bir eczaneden deniz suyu almak ya da evde tuzlu su hazırlamak.

Bunların her ikisi de etkilidir, ama bizler her zaman evde hazırlanan uygulamaları tercih ediyoruz. Özellikle de kolay oldukları zaman! Sadece biraz su kaynatın, içine tuz atın ve soğumasını bekleyin. Solüsyonu elde ettikten sonra, burun deliklerinize sıkın. Bu solüsyon mukusu sökecek ve tıkalı burun yollarını hemen açacaktır. 

5. Nane: Mukusun en büyük düşmanlarından biri

burun-spreyi

Bildiğiniz gibi, nane solunum yolu problemlerini azaltmak için kullanılmaktadır çünkü içinde asetik ve askorbik asitler bulundurur. 

Bu maddeler öyle etkilidir ki, mentollü veya mentol temelli ürünleri birkaç kez kokladığınızda, probleminiz yavaş yavaş ortadan kalkacak.

6. Sıcak bir duş alın

Su buharı solunum sistemine işler ve bu şekilde bloke olmuş alanları açarak önceden kaçırdığınız derin nefesleri size yeniden kazandırır.

Buna ek olarak, burun kanallarında az miktarda sıcak su da tıkanıklığı açmanıza yardım eder.

Duş almanın durumu daha da kötüleştireceğini düşünmeyin. Duşunuzu alıp çıktıktan sonra kurulanın ve ardından herhangi bir sorun yaşamayacaksınız. Unutmayın ki duş aldığınız zaman tüm hapşırma ve öksürmeyle gelen mikropları da üstünüzden atmış olacaksınız.

Bu önerileri unutmayın çünkü ne yazık ki hepimiz yer yer bunlara ihtiyaç duyabiliriz. 

Bu öneriler sayesinde siz veya sevdikleriniz tıkalı burun yaşarken yardıma hazır olacaksınız. Bunlar kesinlikle denemeye değer!

kaynak: sağlığa bir adım

Billy Elliot…

images1

İngilterede   madencilikle geçinen bir kasaba da babasıyla, ağbisiyle ve tatlı babaannesiyle yaşayan Billy, boks kursu yerine kaçarak bale kursuna gider.

Erkekler bale yapmaz,  yapanlar da eşcinseldir inanışıyla yetişen baba ve ağbi Billie ilk başta engel olmaya çalıştılarsa da, sonunda dirençleri kırılır ve onu desteklemeye başlarlar.

Göz yaşartıcı sahnelerle bezenmiş film aynı zamanda Teacher döneminde ki madencilerin grevini de yer vermiştir.

Mutlaka seyredin,

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

90 Yaşındaki Bir Kadından 30 Hayat Tavsiyesi

 

 

90 Yaşındaki Bir Kadından 30 Hayat Tavsiyesi


Çoğu zaman büyüklerden nasihat almak bize sıkıcı da gelse, hayatı  dolu dolu ve mutlu yaşayan 90 yaşındaki bir hanımefendiden hayat tavsiyeleri almanın güzel olacağını düşündük.
Biricik ve kısa hayatımızın ne kadar değerli olduğunu anımsamak için, bu önerilere bir göz atmanı öneririz!

1. Hayat adil değil ama yine de güzel!

1

2. Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vakit harcama.

2

3. Kimse ama kimse, kendini çok ciddiye almamalı!

3

4. Kredi kartlarını her ay düzenli öde.

4

5. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Bazen kabul et, gitsin.

5

6 Birisinin omzunda ağlamak, yalnız ağlamakdan daha iyi gelir.

6

7. İlk maaşından itibaren, emeklilik için para biriktirmeye başla.

7

8. Konu çikolata olunca, direnmek gereksizdir. :)

8

9. Geçmişinle barış ki, geleceğini zehir etmesin.

arkadbirak

10. Çocuklarının seni ağlarken görmesinde sorun yok.

10

11. Hayatını, başkalarının hayatıyla ile kıyaslama. Hangi koşullardan geçerek buraya geldiklerini bilemezsin.

kiskanc

12. Eğer ilişkinin bilinmemesini istiyorsan, o ilişki içinde olmamalısın.

12

13. Mutlu bir çocukluk yaşamak için hiç bir zaman geç değil. Yeniden çocukluğunı yaşamak tamamen sana bağlı ve kimse de karışamaz!

13

14. Hayatta neye tutku duyuyorsan peşinden gitmeli ve bu yolda ‘hayır’ı bir cevap olarak kabul etmemelisin.

14

15. Güzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet de özel!

15

16. Mor giymek için daha da yaşlanmayı bekleme, eksantrik olmanın tam sırası!

16

17. Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün: “5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı?”

17

18. Herkesi ve her yapılanı bağışla.

18

19. Başkalarının, senin hakkında ne düşündüğünden sana ne!

19

20. Ne demişler; zaman her şeyin ilacı! Zaman ver.

20

21. Durum ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, değişecek.

21

22. Hasta olduğunda işin sana bakmayacak, arkadaşların bakacak. Bağlarını koparma, dostlarına zaman ayır.

22

23. Mucizelere inan.

23

24. Unutma, seni öldürmeyen şey, seni güçlü kılar.

24

25. Çocuğunun, tek bir bebeklik dönemi var, değerini bil, unutulmaz kıl.

25

26. Her gün mutlaka dışarı çık, mucizeler her yerde!

26

27. Hayatı çok fazla sorgulama, harekete geç ve gerekeni şimdi yap.

27

28. En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler, umudunu kaybetme.

28

29. Ne yapacağını bilemediğinde derin bir nefes al, iyi gelecektir.

give3

30. Güzel bir pakette ve kurdeleyle bağlı değil ama HAYAT  YİNE DE BİR HEDİYE.

Kaynak: Hayatkolay

Her Gün Karbonatlı Su İçmenin Faydaları

 

Karbonat, dünya çapında milyonlarca evde kullanılan oldukça yaygın bir üründür. Bu ününün sebebi yalnızca yemeklerde kullanılmasından gelmez, karbonat aynı zamanda belli başlı temizlik işlerini kolaylaştırıp sağlığa da katkı sağlar.

Bugünlerde birçok insan marketlerde bulunan bilindik ürünleri tercih etse de bazı insanlar hayatlarının belirli kısımlarında bu beyaz tozdan faydalanır.

Karbonat, makul ölçülerde, az miktarda tüketilmelidir.  Düzenli kullanımında, asit düzeyini azaltıp kanın doğal pH seviyesini dengelemek yoluyla vücudun genel işleyişini desteklediği görülmüştür.

Karbonatı suda çözmek, dünya genelindeki en eski ve en çok kullanılan tedavilerden biridir. Vücudu çeşitli hastalıklara karşı korumanın en etkili yollarından da biridir.

Doğal bir asit gidericidir

mide-asidi-azaltma

Karbonatın doğal asit giderici özelliği, evde oldukça yaygın olarak kullanılmasının sebeplerinden biridir.

Karbonat tüketimi, o rahatsız edici mide ekşimesini önlemek için mide asitlerini etkisiz hale getirebilir. 

Bir bardak suyla seyreltildiğinde, karbonat iltihaplanmayı ve gazı önler. Bu da hazımsızlıktan daha hızlı kurtulmanızı sağlar.

Doğal alkalileştirici

Çoğu beslenme düzeni vücutta asit üretir ki bu da vücudu farklı hastalıklara yakalanmaya karşı daha hassas hale getirir.

Asitliği etkisiz hale getirmek ve alkalin bir etki yaratmak amacıyla, karbonat doğal bir ilaç olagelmiştir ve vücudun pH dengesini sağlayıp, sağlığı da düzeltir. Vücuttaki asit, büyük ölçüde kemik erimesi (osteoporoz), eklem iltihabı (artrit) ve hatta kanser riskiyle bile ilişkilendirilebilir.

İşte bu yüzden, bu kadar düşük bir maliyete, bu ürün yukarıda bahsettiğimiz hastalıkların oluşumunu bile engelleyebilecek en iyi doğal tedavi olabilir.

Vücudu aşırı alkali hale getirip ona zarar verebileceğinden, çok fazla kullanmamaya özen göstererek günlük az bir miktarda tüketmek faydalı olacaktır. 

Mikrop kırıcıdıragiz-calkalama

Çok özel niteliklerinden biri de hastalığa sebep olan bakteri ve virüsleri azaltmada kullanılabilecek hafif mikrop kırıcı etkisidir.

Bu sebeple, karbonatın gargara olarak kullanımı boğaz ağrısı ve iltihaplanmayı tedavi etmede kullanılabilir.

İdrar yolu enfeksiyonlarını azaltır

Karbonat ve su karışımı, idrardaki asit seviyesini azaltma gücü sayesinde idrar yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir bariyer işlevi görebilir.

Karbonatı su ve kızılcık suyunu birlikte içmek de yineleyen idrar yolu enfeksiyonlarını önlemede kullanılan yaygın yollardandır.

Gut ve diğer eklem sorunlarını giderir

eklemler

İdrardaki yüksek düzeydeki ürik asit ve vücut dokularındaki kan, acıya ve gut ya da artrit gibi kronik hastalıklara neden olabilir.

Karbonatlı su, kan pH derecesini normalleştirir ve bu tür asidi azaltır. Bu tip hastalıkları tedavi etmede ilaç olarak kullanılabilir.

Fiziksel performansı artırır

Fiziksel faaliyetler sırasında salgılanan laktik asit, kaslarda ve eklemlerde birikebilir. Bu da sertliğe ve kas yorgunluğuna yol açar.

Bunun fiziksel performansınızı etkilemesini önlemek amacıyla suda çözünmüş karbonat içmek iyi bir seçenektir. Çünkü vücudunuzdaki asidi kontrol etmeye yardımcı olacaktır.

Kolesterolü düzenler

Karbonatlı maden suyu içmek, ‘kötü kolesterol’ olarak da bilinen özellikle LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) gibi, yüksek kolesterolü düşürmede olumlu bir etki gösterebilir. 

Ancak, yüksek sodyum seviyesinden dolayı, yüksek tansiyona sahip kişilere önerilmez. Çünkü problemlerini daha kötü hale getirebilir.

Karbonatlı su nasıl yapılır

sodyum-bikarbonat

Daha önce bahsettiğimiz gibi, aşırı tüketimi tehlikeli olumsuz etkiler yaratabilir.

İşte bu yüzden, karbonatı riske girmeden beslenme düzeninize eklemek için aşağıdaki öneriyi aklınızda tutmanız gerekecek:

Genel doz

  • 1/2 çay kaşığı karbonat (3 gr)
  • 1 bardak su (200 mL)

İki malzemeyi karıştırın ve her ana öğünden sonra için.

Soğuk algınlığı ve gribi hafifletmek için

Bu tedavi soğuk algınlığına, gribe ve alerjilere sebep olan mikroorganizmalarla savaşmak için çok iyidir.

Bu gibi durumlarda, ilacı aşağıdaki şekilde kullanın:

  • 1. Gün: Beş doz yarım yemek kaşığı karbonatlı suyu her üç saatte bir alın.
  • 2. Gün: Üç doz (aynı miktar) alın, tüm güne yayın.
  • 3. Gün: Aynı dozu öğle yemeği ve akşam yemeği sonrası alın.

O kadar iyi bir tadı olmasa da, her gün kullanılabilir ve sağlığınız için çok iyi bir karardır. Beslenmenize eklemeye başlayın ve kısa sürede olumlu etkilerini siz de fark edeceksiniz.

ZEYTİNİ YEDİKTEN SONRA ÇEKİRDEĞİNİ ÇIKARARAK, BU MUCİZEYİ İSRAF ETMEYİN…!!!

14731129_319296088436311_2674274302025279856_n1
Allah dostlarının tavsiyesine bilimsel dayanak…
Aşağıda okuyacağınız makale Bulgar ve ABD li bilim adamlarının yaptıkları çalışmalar temel alınarak hazırlanmıştır.
Bu araştırmaların hepsinde zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan mideye inene kadar eridiği gerek denekler üzerinde yapılan çalışmalar gerekse cihazlarla
tespit edilmiştir.
Otorite olarak kabul edilen uzmanlar en gelişmiş şartlarda dahi bir ilaç yapsa bu ilacı insanlar üzerinde test etmeden, senelerce hatta birkaç nesil gözlemlemeden neticesi net olarak şudur diyebilmek imkânsızdır.
Zeytin çekirdeğinin yutulması günümüz insanları arasında yeni duyulan bir şey olmasına rağmen eskilerin birçoğunun yaptığı bir uygulamadır.
Yani olumlu etki ve tesirleri senelerdir hatta asırlardır bilinmektedir.
1985’li yıllarda başlayan araştırmalar bugüne kadar devam ettirilmektedir. Yaklaşık 25 sene süren neticede karşılaşılan hadiseler hayret vericidir. Bu neticelere bin kişi değil belki yüz binlerce insan tarafından karşılaşılmıştır demek daha doğrudur:
Midesinde yanma olan herkes zeytin çekirdeğini yuttuktan sonra rahatladığını ifade etmiştir.
Zeytin çekirdeğini yutan kimseler sindirim yolu rahatsızlıklarının bittiğini(kabızlık gibi) ifade etmişlerdir.
Zeytin çekirdeği yutan kişilerde basur problemiyle karşılaşılmamış, hatta basuru olup ta yutanlar iyileştiklerini ifade etmişlerdir.
Zeytin çekirdeğini senelerdir yuttuğunu bildiğimiz insanlarda kanser hadisesine nadiren rastlanılmıştır.
Son günlerde gelen yoğun telefon trafiğinden dahi birkaç gündür zeytin çekirdeklerini yutmaya başlayıp ta yukarıdaki benzeri rahatlamaları hissettiklerini söyleyen onlarca insan vardır.
Tavsiyemiz bizzat kendinizin denemesidir.
Günde yediğiniz 5–6 tane zeytin çekirdeğini yutun ve kararı kendiniz verin.
Ne biz nede bir başkası değil bizatihi kendi vücudunuz buna karar versin.
Faydasını görürseniz lütfen çevrenizdekilerle de, evinizdeki küçük çocuklarda dâhil olmak üzere, bu uygulamayı yapın.
Bizim elde ettiğimiz verilere göre aklımızın almayacağı kadar şifalı bir doğal uygulamadır. Yapmanın zarar değil fayda verdiğine inanıyor ve çevremize şiddetle tavsiye ediyoruz.
Zeytinyağı asırlardır en iyi, en mükemmel yağ olarak bilinen gıda maddesidir.
Hatta reklâmlar da bile mucize olarak lanse edilir.
Yemeklik zeytinyağı normal şartlar altında muhafaza edilirse bozulmadan yenilebilecek evsafta asırlarca kalabilen yegâne yağdır. Nitekim arkeolojik kazılarda 3 bin, 5 bin yıl önce olduğu tahmin edilen mezarların yanında bozulmamış evsafta zeytinyağı da bulunabilmektedir.
Zeytinyağında +10 derecelerde donmayı temin eden de bu maddelerdir.
Yani evinize satın alacağınız zeytinyağının buzdolabında donabilen olmasına dikkat ediniz.
Zeytinyağından sabun yaparsanız yağlı ciltlerde yağ dengesini, kuru ciltlerde ise yağlandırma özelliği temin eden bir hususiyet olduğunu tespit edersiniz.
Yağ içerisinde antioksidan (bozulmadan kalabilme), sabun içerisinde re-oily (geri yağlandırıcı) olarak tabir ettiğimiz özellikleri sağlayan bu madde veya maddelerin ne olduğu bugün dahi bilinememektedir.
Bu maddelerin ne olduğunun bilinmesi belki de çok uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yaşamanın da ipuçları olabilecektir.
Zeytinyağını diğerlerinden farklı kılan bu madde veya maddeler en yoğun halleri ile zeytin çekirdeğinin içerisindedir.
Herhangi bir zeytin çekirdeğinin her iki ucunu hafifçe törpülerseniz çekirdeğin içinin oyuk olduğunu ve içerisinde pıhtılaşmış veya çok koyu kıvamlı bir yağ olduğunu görürsünüz.
Bahse konu olan maddelerin burada ki konsantrasyonu %80’lere varan miktarlardadır.
Zeytin çekirdeği muhteviyatında ki bu faydayı elde etmek için ise zeytin çekirdeklerini atmayıp yutmak gerekir.
En gelişmiş cihazlarla yapılan araştırmalar zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan geçip mideye ulaştığı anda eridiğini tespit etmiştir. Hazmı en kolay olan yiyecek maddesi zeytin çekirdeğidir.
Bu uygulamanın insan vücuduna faidelerinin ise:
1-Ülser gastrit gibi mide problemlerini bitirdiği;
2-Bağırsak ve sindirim yollarını düzenlediği;
3-Basur ve prostatı engellediği;
4-İç organlarda oluşabilecek kanserojen hücre riskini binde birlere indirgediği.
Lütfen yediğimiz tüm zeytin çekirdeklerini atmayıp yutalım.
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARININDA OKUMASI İÇİN PAYLAŞ

Kaynak: Karbonat Facebook Sayfası

Svitlanayla Size Özel Yoga, Nefes Ve Meditasyon Dersleri…Tel:0533 668 57 89

Svitlana’yla ortak bir arkadaşımız sayesinde tanıştık, hemen kaynaştık ve sohbete daldık (Muhteşem Yüzyıl’daki Hürrem Sultan’ın Türkçesiyle konuşmasına da ayrıca bayıldım). Yoga hocası olduğunu öğrenince de hemen bir randevu aldım ve ders saatini heyecanla beklemeye başladım.
Beni son derece güler yüzle karşıladı, mumlarımızı tütsülerimizi yaktık ve çalışmaya başladık. Birebir bana özel bir yoga seansı yaptık ve bu çalışmaya bayıldım. Duruş çalıştık, nefes çalıştık, özel yoga aletiyle ters köprü çalıştık, kasları uzattık. Yani vücudumun ve benim neye ihtiyacımız varsa onu yaptık.
Size de bu muhteşem insandan tek veya 2 – 3 kişilik yoga seansı almanızı öneririm
Svitlanayla huzurlu, sağlıklı, stressiz ve mutlu hayat için bir kapı açın. Her yerde olmayan tek kişiyle yapılabilen özel malzemelerle harika Restorativ YogA (Hatha Yoga, Vinyasa Yoga, Yoga Nidra, Yoga+ 50) yapabilirsiniz.

Rahat besleyici ve dinlendirici pozlar bazen uykudan bile daha etkili olabilirler.

Ayrıca dilerseniz  birebir nefes çalışmaları ve meditasyon tekniklerini de kendisinden öğrenebilirsiniz…

Üstelik size uyan gün ve satlerde…

Svitlana Tel: 0533 668 57 89

http://www.yoga-jaya.net

Lavanta ve Lavanta yağının faydaları

 

Lavantanın Faydaları:
Yatıştırıcı ve uyarıcıdır. İdrar ve gaz söktürür. Karın şişliği ve migren ağrılarında faydalıdır. Romatizma şikâyetlerini azaltır. Mikrop öldürücüdür. Kokusu vücuda kuvvet ve ferahlık verir. Ateşli hastalara iyi gelir. Özellikle Karaciğere çok faydalı olan Lavanta, karaciğerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Bu özelliği ile karaciğer yetmezliği, hepatit B ve C, sarılık gibi hastalıklarda faydası görülür. Lavanta çiçeği yağı kapalı göze kompres yapılırsa gözleri kuvvetlendirir ve rahatlık verir.
Lavanta Nasıl Kullanılır?
Çoğunlukla kokusu için kullanılır. Lavantadan lavanta yağı ve lavanta kolonyası elde edilir. Kokusu tahtakurtu, güve gibi böcekleri uzaklaştırır. Lavanta çayı, romatizma ağrılarını hafifletir, ayrıca saç derisine sürülürse saç dökülmesini azaltır. Lavanta yağı bulantı ve kusmaları giderir. Lavanta yağı ayrıca, başta egzama ve yanık olmak üzere sedef, akne gibi cilt rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Yemek ve salatalara 2-3 damla lavanta yağı katmak cinsel gücü arttırıcı etki gösterir. Lavanta yağı zehirlenmelere ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceği için günde 5-6 damladan fazla almamak gerekir. İçki kullananlar, hamileler ve emziren anneler lavanta kullanmamalıdır.Lavanta uçucu yağı ağız yoluyla alınmamalı.
• Lorazepam (Ativan), diazepam (Valium) ve (Xanax) alprazolam türü ilaç kullananlar doktorlarına danışmalıdır.
• Lavanta uçucu yağının cilde uygulanması bazı kişilerde alerjik bir reaksiyona yol açabilir.
• Lavanta yağının tekrarlanan harici kullanımı ergenlik devresine ulaşmamış erkek çocuklarda meme bezlerinde büyümeye yol açabilir. England Journal of Medicine’ de yayınlanan bir çalışmaya göre lavanta esansiyel yağı genç erkeklerde normal hormon fonksiyonunu bozabilir. Yazıda saf lavanta yağının östrojen etkileri taklit ettiği ve androjen etkisini inhibe ettiği belirtilmiştir.

Lavanta Yağının Faydaları
Aromatik yağların en güzel kokanlarından biri de şüphesiz lavantadır. Lavanta yağının 1-2 damlası aklınıza gelmeyen yerlerde küçük mucizeler yaratabilir. Sağlıktan güzelliğe, ev temizliğine kadar pek çok yerde lavanta yağı kurtarıcımız olabilir.
-Kuru ve çatlak deri lavanta yağı ile ovulursa nemlenir ve çatlakları kapanır.
-Koltukaltına sürülen 1 damla lavanta yağı tüm dedorantlardan daha etkilidir ve gün boyu kalıcıdır.
-Saç kepeğinde, kafa derisini lavanta yağı ile ovmak kepekleri giderir.
-Çatlayan dudaklara 1 damla lavanta sürmek çoğu zaman yeterlidir.
-Soğuktan olan uçuklara 1 damla lavanta yağı sürün.
-Yanıklarda bir damla lavanta yağı acıyı azaltacaktır.
-Ağrıyan ayakları içine 2 damla lavanta yağı eklenmiş bir leğende dinlendirmek yorgunluğunu alacaktır.
-Kesik ve yaralarda bir kaç damla damlatılması bakterileri öldürür ve yarayı temizler.
-Böcek ve arı sokmalarında şişme ve kaşınmayı azaltmak için üzerine 1-2 damla lavanta yağı koyulur.
-Burun kanamasını durdurmak için bir beze birkaç damla lavanta yağı damlatılarak bir küp buza sarılarak burna dıştan koyulması yeterlidir.
-Lavanta yağı damlatılan bir bezi sıkma esnasında çamaşır makinesine koyduğunuzda hem yumuşatacak hem de hoş koku verecektir.
-Spreyli bir şişeye doldurulan suyun üzerine 5-6 damla lavanta yağı ekleyerek eve sıkmak mikropları öldürür ve evin hoş kokmasını sağlar.
-Keten kumaşların arasına lavanta yağı damlatılmış bir peçete koyulması böceklenmesini engeller.
-Göz yaşarması sıklığında burun üstünün lavanta yağıyla ovulması yeterlidir.
-Bir kaç damla lavanta yağı karıştırılmış su güneş yanıklarına iyi gelir.
-Taşıt tutmalarında kulak arkası ya da göbek deliği çevresine lavanta yağı bulantıyı engelleyecektir.
-Egzama ve dermatitte sorunlu alanın lavanta yağı ile ovulması sorunu hafifletir.
-1-2 damla lavanta yağı damlatılmış bir yastık uyku sorunlarını hafifletir. Zeytinyağıyla karışık lavanta yağı yatmadan önce 1-4 damla göğse ve enseye sürülebilir.

Lavanta yağının saça faydaları
Lavanta yağı saçların uzamasının yanı sıra uyku bozuklukları, stres ve kaygının azaltılması için kullanılabilir. Lavanta yağı bitkinin hoş kokulu çiçeğinin damıtılması ile elde edilir. Saç tipiniz ne olursa olsun ve saç derinizdeki tüm sorunların tedavisinde yardımcı doğal ürün olarak lavanta yağını kullanabilirsiniz.
İskoçya’da yapılan bir araştırma alopesi nedeniyle saç dökülmesi yaşayan hastaların 7 ay boyunca her gün lavanta yağı kullanarak saç derisine yapan hastaların %44′ünde yeni saç çıktığını ortaya koyuyor.
Lavanta yağını kekik, biberiye, sedir ağacı ve taşıyıcı jojoba yağı ile üzüm çekirdeği yağıyla karıştırarak kullanabilirsiniz. Taşıyıcı yağlar diğer yağların tahriş edici etkilerini azaltarak herhangi bir cilt sorunu yaşamadan karışımı kullanabilmenize olanak tanır.
Lavanta yağıyla saç derisine masaj yapmak için kullanılacak reçete ise şöyle; 3 damla lavanta yağı, 3 damla biberiye yağı, 2 damla kekik yağı, 2 damla sedir ağacı yağını 4 yemek kaşığı üzüm çekirdeği yağı ve yarım yemek kaşığı jojoba yağı ile karıştırın. Saç derinize sürmeden bu yağların iyice karışmasını sağlayın.
Lavanta Yağının Saça Uygulanışı
Hazırladığınız karışımı tüm saç derinize sürmeden önce küçük bir bölgeye sürerek cildinizin alerjik tepki verip vermediğini görmelisiniz. Eğer bir sorun yoksa her akşam yağı parmak uçlarınızla masaj yaparak dökülmenin çok olduğu bölgelerden başlayarak tüm kafa derinize sürün ve başınıza havlu sararak 5-10 dakika kadar bekletin. Eğer lavanta yağının fazla geldiğini düşünürseniz karışıma biraz daha üzüm çekirdeği yağı katarak inceltebilirsiniz.
Lavanta yağının faydalarını görebilmek için bu uygulamayı 5-6 ay boyunca her akşam tekrarlayın. Hamilelik ve emzirme döneminde lavanta yağı kullanılmamalıdır.
Lavanta yağının diğer faydaları arasında antiseptik özelliği ile yanık ve kesik tedavisinde, kas ağrılarını ve baş ağrısını hafifletmede ve romatizma ağrıları için kullanılmasını sayabiliriz.

Lavantayla ilgili ürünler nasıl üretilir?
Tam açmadan hemen önce toplanıp kurutulmuş çiçekleri ve bunlardan hazırlanan etkili dozda preparatlar kullanılır. Lavanta yağı çiçeklerden su buharı destilasyonuyla elde edilir.
Lavantayla ilgili ürünler kurutulmuş çiçek ve lavanta bitkisinin uçucu yağından yapılır. Çay, tentür, aromaterapi yağı, sabun, losyon ve banyo jeli gibi.
Lavanta Çayı Nasıl Yapılır?
Lavanta Çayı: 1 veya 2 kahve kaşığı lavanta çiçeğinin üzerine bir bardak kaynar su dökülür ve üstü kapalı olacak şekilde 5 dakika demlenip süzülür. Akşamları 1-2 bardak içilir.
Lavanta Banyosu: 100 gram drog üzerine 2 litre kaynar su dökülür, üstü kapalı olarak 5 dakika kadar demlenir, süzüldükten sonra, tam banyo suyuna eklenir.Yatmadan bir saat önce 20 dakika süresinde banyo yapılır.
Lavanta Çayının Yan Etkileri Var mı?
Genel olarak güvenli bir bitki olarak kabul edilir.

Kaynak: Bitki Blog

Tuğba ve Birhan çifti, Caddebostan’da arkadaşlarına arabalarla “caka” satan bir gençlik içinde büyüdüler.

14947717_1822490494635780_6738526947088230066_n1

 

Tuğba ve Birhan çifti, Caddebostan’da arkadaşlarına arabalarla “caka” satan bir gençlik içinde büyüdüler. Tüketim toplumunun sıradan bireyleriyken, yaklaşık 10 yıl önce hayatlarını değiştirmeye karar verip Antalya’da dağ başına yerleştiler.
Çift, 10 yıl susuz, elektriksiz ve parasız yaşadı. Rastalı saçlarıyla onları ilk gördüklerinde “satanist” ve “altın avcısı” sanan köylülere, kısa sürede samimiyetleriyle kendilerini kabul ettirdiler.
Tuğba, İstanbul Caddebostan’da doğup büyüdü. Birhan’la yolu lisede kesişti. Her ikisi de doğayla birlikte çıktıkları okul gezilerinde tanıştı. Zamanla arkadaşlıkları ilerledi, doğaya birlikte gitmeye ve yeni şeyler keşfetmeye başladılar. Bu arada üniversiteye girdiler. Tuğba, Marmara İktisat bölümünü bitirdi, Birhan ise Yıldız Teknik’te İnşaat Mühendisliği okudu. 23-24 yaşlarında ailelerinden izin alarak tek başlarına Hindistan’a gittiler. Otobüsle, otostopla, dolaşa dolaşa vardıkları Hindistan’da 1 yıl kalarak kendi kendilerine yetmeyi ve ayaklarının üzerinde durabilmeyi öğrendiler.
2003’te ise Irak Savaşı’na karşı barış eylemlerine katıldılar. Orada bağırıp protesto yaptıktan sonra, evlerine dönüp “Bush gibilerine yarayacak” çarkın içinde yer almaktan rahatsızlık duyduklarını hissettiler.
Birhan, gitme kararı aldıkları günü şöyle anlatıyor: “Tuğba ile göz göze geldik. Aktivist olarak şehirde de yaşantımızı sürdürüyorduk ama o sistem içinde evlerinize geri dönüp yine yeni George Bush’lar yaratmak adına, ‘sistem yandaşı’ olmak istemedik.”
Tuğba ise, “Barışçıl, huzur dolu bir dünya özlemimiz vardı. İnsanların sağlıklı besin hakkı olsun istiyorduk. Bunu şehir ortamında yaratabilecek miyiz’ düşüncesiyle gitmeye karar verdik” diyor.
Genç çift sırtlarında çanta, Anadolu’yu karış karış dolaştı. Karadeniz’i gezdiler ama Karadeniz’de 4 mevsim yaşam için doğa şartları çetin cevizdi. Bu kez Adana’dan yola çıkıp Toroslar’a gittiler. Antalya Alakır Vadisi’nde bir su değirmeninin önünde mola verdiklerinde, Hamidiye Teyze’nin kendilerini şaşkın bakışlarda izlediğini gördüler. “Toprak arıyoruz Teyze” dediklerini görünce, Hamidiye Teyze gülerek yanıt verdi: “Her yer toprak lan! Ama yapabilecek misiniz?” Bu söz üzerine yaşadıkları yerin orası olabileceğine karar verdiler.
Çift, Kuzca Köyü’ne bağlı 40 yıl önce terk edilmiş bir araziyi ailelerinin de desteği ile satın alıp kendi yaşamlarını kurdular. Bu yeni yaşamın adımlarını şöyle anlatıyorlar: “Burası 15 dönümlük bir arazi. Ama geldiğimizde resmen orman olmuştu. 2-3 ay sadece buranın temizliği sürdü. Tuğba’yla ellerimizde orakla, nacakla, toprağı temizleyip kendi yaşam alanlarımızı açtık. Ben hâlâ ‘Biz buranın kör cahiliyiz’ diyorum. Her yıl ne kadar gerizekâlı olduğumu öğreniyorum. Çok komik çünkü biz hep teknik kafa ile eğitilmişiz. İlk geldiğimizde ‘öğretmenimiz’ yaşı 80’e dayanan ve bizim gibi tek başına yaşayan Dursun Amca’ydı.
O başkasına bizim hikâyemizi anlatırken ‘Bu çocuklar ilk geldiklerinde demir çubuklarla çalı dövdüler’ der. Demek istiyor ki, ben çalı kesmeye çalışıyorum, ama baltayı tutuşumdan onu bileyleyişime kadar hiçbir şeyi bilmiyormuşum.”
Rastalı saçlı gençlerin gelişi, en yakın köy olan 7 km ötedeki Söğütcuması’ndaki köylülerin de gözünden kaçmamış. Başta iki genci “satanist” sanan da olmuş, “altın aramaya geldiler” diyen de. Ama zamanla tek tek bütün köylüleri kapı kapı dolaşıp “bizim niyetimiz budur” diyen gençleri görünce, onlar da tanıyıp sevmişler bu iki İstanbullu genci.
Onların reddettikleri ve ‘cahil’ dedikleri babalarının, dedelerinin topraklarına gelip onların eski yaşantısının benzerini yaşadığım için, en çok kafası karışanlar, köylülerin gençleriydi.
Köyün ahalisi, ‘Bu adam emek veriyor, toprakla uğraşıyor, toprakla uğraşan adamdan hiçbir zarar gelmez’ diyerek çifti kucakladı. Birhan ve Tuğba, işe koyularak önce “kızılderili tipi” tek odalı bir çadır ev inşa ettiler.
Kütüklerden lavabo yapıp yer altını buzdolabı gibi kullanmayı öğrendiler. Ama Birhan’ın “doğanın bir kullanma kılavuzu” olmadığını da deneyimleriyle öğrendi: “Ben ormanda ilk kez odun toplarken çok dayak yedim. Ağzımı burnumu sopayla dövdü doğa. Çünkü nasıl yürüyeceğimi, nereye basacağımı, hangi dalı nasıl keseceğimi bilmiyordum. Ama bunların hepsi de bir deneyim olarak artık bir daha yapmamayı öğrendiğim şeyler.”
Birhan, evini 6 yıl önce yaptığını ama her türlü doğa afetine karşı ayakta kaldığını anlatıyor: “Doğadaki en yakındaki malzeme, en doğru malzemedir. O yüzden evimizi köylülerin ‘Alaçık’ adını verdikleri tarzda, çamurdan, çalıdan ve su basmanlı olarak yaptık. İç güdüsel yapılmış bir yapı ama 6 yıldır ne fırtınalar, ne seller geçirdi, hiçbir şey yok.”
Doğada yaşamayı da bir anlamda yaşayarak öğrendiklerini söyleyen ikili bir de ilginç anı anlatıyor: “İnsanlar beni çardakta durmadan hep sofrayı süpürür ve yerleri temizler halde görüp bana “Birhan ne o, hijyen hastalığı mı geldi sana” diye takılıyorlar.
Ama bir keresinde yere tuz dökülmüştü, biz de önemsemedik. Sonra bir de baktık, kocaman bir karayılan geldi. Sonra Durmuş Amca’ya anlattım. Bana ilk sorusu ‘Tuz mu döktünüz’ oldu. Daha hiç tuz dökme olayını bilmeden. Doğanın bu tip kurallarını öğrendik artık.”
Tuğba, şehirli bir kadın olarak nasıl doğaya uyum sağladı? Şöyle anlatıyor: “Kadınlar için özellikle çamaşır makinesi ve buzdolabı olmaması sorun olabilir. Ama ben çamaşır makinesine kıyasla elle yıkamaktan daha büyük keyif alıyorum. Çünkü kendin yıkayınca neyi yıkadığını biliyorsun.
Vahşi yaşamdan, kışları kurt gelme tehlikesini ise Tuğba şu sözlerle anlatıyor: “Hayvanlar öyle sandığınız gibi insana gelmiyorlar. Şehre indiğimizde, ‘Aman o hırsız mı’ diye daha tedirgin yürüyorsun. Her şeyi bekliyorsun. Ama burada biliyorsun ki, bir domuz insana direkt saldırmaz.
Bence şehirde daha büyük paranoyalar var.” Birhan da eşiyle aynı fikirde: “Arkadaşlarım ‘Birhan, dağda ne cesaretle yaşıyorsun?’ diyor. Esas sen o kadar çocuk pornocusunun, katilin, ırz düşmanının içinde 30 adet kilitle nasıl yaşıyorsun? Bence şehir insanı çok cesur. Trafikte atlattıkları tehlikenin haddi hesabı yok.”