Mut’ ta Karacaoğlan Yanar Karaca Kız’a Ama Nafile Kavuşamazlar…

17112091[1]

IMG_0308

IMG_0310

IMG_0369

IMG_1300[1]

IMG_0446

IMG_0493

IMG_0537

15405385[1]

kp10104456113803[1]

Konya’da Şebi Arus törenlerine katılmış ve Hazreti Mevlana’nın huzurunda ağlamıştım. Arkasından İstanbul’a dönmem gerektiği halde hiç içimden gelmiyor ve ben de bir çılgınlık yapıyorum. Açıyorum televizyonu ve adı ilk söylenen yere gitmeye karar veriyorum. Ne çıkacak diye heyecanla beklerken Karacağolan, Mut ve Silifke’yi anlatan bir belgesel çıkıyor karşıma. Mersin’e bir bilet alıp yola çıkıyorum…

Konya – Mersin güzergahını kullanan var mı bilmiyorum.  Ama kullanmadıysanız büyük bir kayıptasınız demektir. Özellikle Mut’a geldiğinizde manzaranın güzelliğinden nefesiniz kesilir. Bu dünyada ne kadar önemsiz olduğunuzun farkına varır ve Yaradan’ın yarattığı şeylerin güzelliği karşısında huşuyla dolarsınız. Derin vadilerin kenarından inen yollar, dereler, dağlar, yemyeşil bitki örtüsü muazzamdır.

Mut’un bir başka özelliği de tabi ki Karacoğlan’ın mezarının orada bulunmasıdır. Orada bir mola verip hem Karacaoğlan’ın güzel dizelerini okuyup hem de kavuşamamış aşıkların efsanesini bir daha hatırlarsınız. Karacaoğlan Karaca Kız adındaki bir yörük beyinin kızına aşık olur. Kız da ona aşık olur fakat kızı vermezler. Karacaoğlan’da bu sevgiyle yazıp yazıp durmuş dizelerini fakat kavuşamamışlar. Ölme saatleri gediğinde Karacaoğlan bir tepeye, Karaca Kız da onun karşısındaki tepeye gömülmüş. Biraz hüzünle yolumuza devam edip Mersin’e oradan da Silifke’ye varıyoruz.

Silifke’ye varınca hemen çarşısını geziyorum. Eşe dosta yöresel ürünler alıyorum. Sonra toplam 28 burcu bulunan kalesine çıkıyorum ve etrafı seyrediyorum. Arkasından da yemek için mola veriyorum. Yemekte nefis bir keşkek yiyorum, üstüne de yoğurt geliyor, benim de aklıma şu dizeler: “Silifke’nin yoğurdu ah seni kimler doğurdu. Seni doğuran ana bal ile mi doğurduJ”.

Sonra Cennet ve Cehennem mağarasına gidiyorum. Cennet çukurunu görmek için 752 basamak inmek gerekiyor. İnmesi değil de nasıl çıkarım diye söylene söylene iniyorum. İndiğime değiyor mu değiyor. Sarkıt, dikit ve sütunların olduğu mağara görsel bir şölen. Girişinde de Meryem ana kilisesi var. Oflaya puflaya, mola vere vere yukarı çıkınca sıra cehennem mağarasına geliyor. Cehennem mağarası için zahmet etmeye gerek yok. Kenarlarından aşağı bakıyorsunuz. Derinliği yaklaşık 128 metre olup, ağız çapı 50-75 metre arası. Mitolojiye göre Zeus alevler içindeki 100 başlı ejderhayı burada bir kavgada yendikten sonra, onu bu cehennem çukuruna hapsetmiş. Efsane doğru mu değil mi bilmem ama bu çukura fazla bakmak içinizden gelmiyor. Sevimsiz bir enerjisi var.

 

 

 

 

Sırada Astım mağarası ya da daha sevimli adıyla Dilek mağarası var. Bu mağaranın üst kısmı sağlam olduğundan çökmemiş. Mağaranın içinde yaklaşık 200 metrelik bir yolda yürüyorsunuz ve bu yol dikitler, sarkıtlar ve kalsit sütunlarla dolu. Zemini beton yapmışlar ama tavandan sürekli su damladığından bastığınız yere dikkat edin çünkü çok kaygan. Burada kayıp düşen çok oluyormuş. Bir de mağaraya girerken üstünüze bir şey alırsanız iyi olur sıcaklık 4-5 derece civarında olduğundan ve üstüm ince olduğundan ben dondum. Mağarayı gezerken para atıp dilek dileyecek yer çok arandım ama bulamadım, siz belki bulursunuz. Neyse mağarayı gezip dışarı çıktığımda ilk söylediğim şey şu oldu: “Burası cennet mağarasından daha güzel”. Ama gerçekten daha güzel, yolunuz buralara düşerse adını çok duydunuz diye Cennet ve Cehennem mağarasına gidin ama burayı da sakın ihmal etmeyin.

Bütün bu mağara ziyareti ve iniş çıkışlar beni çok acıktırdı ve yakında bulunan Narlıdere’ye kendime balık ziyafeti çekmeye gittim ve çok memnun kaldım. Yemekten sonra, Mersin’e dönüp sokaklarını biraz arşınladım sonra otele gittim ve ertesi gün İstanbul’a döneceğim için erkenden uyudum.

Not 1: Gelin buralara sonra pişman olursunuz.

Not 2: Bu yazıyı Karacaoğlan’dan dizeler koymazsak saygısızlık olur.

YEŞİL BAŞLI GÖVEL ÖRDEK
Yeşil başlı gövel ördek Uçar gider göle karşı Eğricesin tel tel etmiş Döker gider yâre karşı Telli turnam sökün gelir İnci mercan yükün gelir Elvan elvan kokun gelir Yâr oturmuş yele karşı Şahinim var bazlarım var Tel alışkın sazlarım var Yâre gizli sözlerim var Diyemiyom ele karşı Hani Karacoğlan hani Veren alır tatlı canı Yakışmazsa öldür beni Yeşil bağla ala karşı            Karacoğlan

 

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: